zaman tüneli
hi-fi
üretici ve ikinci el pazarında yalan dolanın çok fazla olduğu sektör. öncelikle üç temel gerçeği bilmek lazım:
1- üzerinde her "hi-fi" yazan şey gerçekten hi-fi değildir
2- elektronikte eski olan her zaman en iyisi olacak diye bir kaide yok
3- ses temel olarak bir hacim işidir
yukarıdaki bir entryde de belirtildiği üzere hi-fi, standardize edilmiş bir terim olmadığı için isteyen herkes ürettiği herhangi bir ses ekipmanına hi-fi diyebilir. hatta işin doğrusu hi-fi'ın aslında tam olarak ne olduğu bile meçhul; monitör hoparlörlerdeki gibi bütün kanalları eşit derecede verebilecek hoparlörler de hi-fi olabilir, v shape'e sahip bir sistem de hi-fi olabilir.
sarı sitede ilanları gördükçe şok oluyorum: elli yıllık amfi devresini satmaya çalışanı mı dersiniz, kırk yıllık pikap kolu yağlayıcısına beş bin lira isteyeni mi dersiniz, rafta unutulmuş iğneleri millete kakalamaya çalışanı mı dersiniz...
mesela eski pikaplar için iyi diye söz edilir ancak bu eski pikapların çoğunun common ürün olduğunu ve şu anda küçük bir servo motor ile yapılabilecek işlevler için yüzlerce parçaya bağlı mekanikler kullanan çok komplike aletler olduğunu da unutmamak lazım. güncel ürünleri türkiye'de bulmak ve getirtmek zor, kabul ediyorum. bu yüzden en iyi seçenek her zaman eski kasaya ve temel parçalara sahip ancak elektronik kısmı modernize edilmiş pikaplar bulmaya çalışmak olmalı. hoparlör kısmında da şöyle bir durum var: elden geçmemiş ve sırf markası dual hoparlör kabinine on binlerce lira vermeye hiç gerek yok; içindeki bobinin ve sürücünün kendisinin durumu büyük ihtimalle bitmiştir.
amfi kısmı işin en kritik kısmı zira yetmişlerdeki pcb teknolojisi ve komponentleri ile günümüzdekiler arasında devasa fark var, eskiden gürültüden kaçınmak için devasa boyutlarda ve ağırlıklarda üretilen aşırı pahalı amfiler 2000'li yılların başından beridir lm3886'ya bakıyor ve eski amfilerin çoğundan daha iyi performans veriyor artık.
ayrıca, hi-fi dahil olmak üzere ses ile alakalı bütün konularda temel meselenin hacim olduğu unutulmamalı. en önemli parça sürücüler ve hoparlör kabinleri çünkü. tam olarak ne aranması gerektiğinin bilincinde doğru ve ucuz sayısız alternatif var artık.
1- üzerinde her "hi-fi" yazan şey gerçekten hi-fi değildir
2- elektronikte eski olan her zaman en iyisi olacak diye bir kaide yok
3- ses temel olarak bir hacim işidir
yukarıdaki bir entryde de belirtildiği üzere hi-fi, standardize edilmiş bir terim olmadığı için isteyen herkes ürettiği herhangi bir ses ekipmanına hi-fi diyebilir. hatta işin doğrusu hi-fi'ın aslında tam olarak ne olduğu bile meçhul; monitör hoparlörlerdeki gibi bütün kanalları eşit derecede verebilecek hoparlörler de hi-fi olabilir, v shape'e sahip bir sistem de hi-fi olabilir.
sarı sitede ilanları gördükçe şok oluyorum: elli yıllık amfi devresini satmaya çalışanı mı dersiniz, kırk yıllık pikap kolu yağlayıcısına beş bin lira isteyeni mi dersiniz, rafta unutulmuş iğneleri millete kakalamaya çalışanı mı dersiniz...
mesela eski pikaplar için iyi diye söz edilir ancak bu eski pikapların çoğunun common ürün olduğunu ve şu anda küçük bir servo motor ile yapılabilecek işlevler için yüzlerce parçaya bağlı mekanikler kullanan çok komplike aletler olduğunu da unutmamak lazım. güncel ürünleri türkiye'de bulmak ve getirtmek zor, kabul ediyorum. bu yüzden en iyi seçenek her zaman eski kasaya ve temel parçalara sahip ancak elektronik kısmı modernize edilmiş pikaplar bulmaya çalışmak olmalı. hoparlör kısmında da şöyle bir durum var: elden geçmemiş ve sırf markası dual hoparlör kabinine on binlerce lira vermeye hiç gerek yok; içindeki bobinin ve sürücünün kendisinin durumu büyük ihtimalle bitmiştir.
amfi kısmı işin en kritik kısmı zira yetmişlerdeki pcb teknolojisi ve komponentleri ile günümüzdekiler arasında devasa fark var, eskiden gürültüden kaçınmak için devasa boyutlarda ve ağırlıklarda üretilen aşırı pahalı amfiler 2000'li yılların başından beridir lm3886'ya bakıyor ve eski amfilerin çoğundan daha iyi performans veriyor artık.
ayrıca, hi-fi dahil olmak üzere ses ile alakalı bütün konularda temel meselenin hacim olduğu unutulmamalı. en önemli parça sürücüler ve hoparlör kabinleri çünkü. tam olarak ne aranması gerektiğinin bilincinde doğru ve ucuz sayısız alternatif var artık.
devamını gör...
ev temizleyen erkek
robot süpürge halıları kaldırıp tekrar seremiyor. onun için devamke.
devamını gör...
hanıma kral diye seslenmek
libido killer
devamını gör...
uzak mesafe ilişkisi
son ilişki girişimimde kızla konuşmaya başladıktan bir müddet sonra kızı gidip ağrı'da kuş uçarken donar, kervanda atlar buz tutar misali bir yere atadıklarından beridir lanetim olduğunu düşündüğüm ilişki çeşidi.
devamını gör...
hanıma kral diye seslenmek
belli bi samimiyete gelmiş olgunlşmış ilişkilerde mümkündür
devamını gör...
tûn
devamını gör...
ankara
27 sene istanbul'da yaşadıktan sonra yaklaşık 9 aydır ikamet ettiğim, küfretmeye sabah işe gitmek için metrosuna binince başlayıp ancak akşam eve girip elimi yüzümü yıkamak için musluğu açtığımda akan suyun tipini görmemle bitirebildiğim memleket. getirdiği müthiş yalnızlık bir yana şehrin üniversitelerine kümelenmiş gençleri çıkarttığında koskoca bir yaşlı bakımevi. ankara'yı satacağız diyen besim tibuk'a ideolojik ve insani açıdan düşman da olsam 9 ay sonunda ankara'yı yıkacağız noktasına geldim. kalan 3 yılı ''milleti şark cephesine atıyolar'' diye kendimi telkin ederek geçirebilmeyi umuyorum.
devamını gör...
telperion
valinor'daki beyaz ağacın ismi.
devamını gör...
sindar
(bkz: boz elfler)
devamını gör...
the boys
final sezonunda batıran ama final bölümüyle yine de uyarlandığı çizgi romana biraz olsun uymuş olan yapım. ilk sezonları gayet iyi giderken son sezonundaki siyasi göndermelerin hepsinin çok vasat kalmasının sebebiyse dizi senaryosu yazılıp, çekildikten sonra trump'ın kafayı iyice kırıp savaş dahil birçok insanlarla alay eder gibi yaptığı hareket. homelander'ın isa sahnesi için yönetmen kripke ''biz nereden bilebilirdik trump'ın kendini isa yerine montajlayıp paylaşacağını a.ı.. k.y.y.m'' demişti ve orada cidden çaresizliği hissetmiştim.
ayrıca final sezonunda fazlaca filler bölüm olmasının sebebi de amazon'un yapıma para vermemesi. spider noir'in dörtte birine final sezonu çektirdiler adamlara. beyaz saraya dışarıdan değil tünelden girdiler cgi masrafı çıkmasın diye resmen. üzücü.
yine de aksiyon/eğlence türlerinde efsane kalacak uzunca bir süre.
ayrıca final sezonunda fazlaca filler bölüm olmasının sebebi de amazon'un yapıma para vermemesi. spider noir'in dörtte birine final sezonu çektirdiler adamlara. beyaz saraya dışarıdan değil tünelden girdiler cgi masrafı çıkmasın diye resmen. üzücü.
yine de aksiyon/eğlence türlerinde efsane kalacak uzunca bir süre.
devamını gör...
celebrindal
(bkz: gümüşayak)
devamını gör...
17 ağustos 1999 gölcük depremi
türkiye'de yapı denetimi, mühendislik etiği ve deprem gerçeği ile yaşama konusundaki eksiklikleri acı bir şekilde yüzümüze çarpmıştır. bugün hala _depreme dayanıklı bina_ kavramı konuşulduğunda, 1999 yılı bir milat olarak kabul edilir.
birçok insan için o gece, kayıpların yanı sıra "güvenli alan" algısının tamamen yok olduğu bir andır. sarsıntının yarattığı o uğultu ve sonrasındaki sessizlik, depremi yaşayanların kolektif hafızasında hala canlıdır.
birçok insan için o gece, kayıpların yanı sıra "güvenli alan" algısının tamamen yok olduğu bir andır. sarsıntının yarattığı o uğultu ve sonrasındaki sessizlik, depremi yaşayanların kolektif hafızasında hala canlıdır.
devamını gör...
gwindor
nargothrondlu elf, finduilas'ın sevgilisi.
devamını gör...
gnomlar
elflerin noldoli adı verilen kolunu ifade etmekte kullanılan tabir.
devamını gör...
