zaman tüneli
yemek yapan erkeğe ılık yaftası yapmak
günlük hayatta karşılığı olmayan önerme. çünkü yemek yapan erkek genelde diğerlerinden üç beş adım öndedir. böyle ılık vs diyerek düşürülmeye çalışılan hisse senedinin sürekli tavan yapması gibi bir durum var ortada.
devamını gör...
claude monet
nilüferlerine karşı neredeyse takıntı denebilecek bir ilgisi varmış. giverny’deki bahçesinde yer alan havuzun ve su bitkilerinin bakımını bizzat takip eder, bahçıvanlarına uzun uzun talimatlar verirmiş. dolayısıyla hayatı boyunca yüzlerce nilüfer tablosu üretmiştir monet. hepsi birbirinden güzel ve estetik.
devamını gör...
her şeyin zorlaştırılması
hayatta herşeyin zorlaştırılması imtihandır çünkü herşey allahın takdiriyle olur
devamını gör...
ev ile iş yeri arasındaki mesafe
belli bir noktadan sonra insanı yormaya başlıyor sanırım. benim için bu mesafe yaklaşık 27 kilometre. gidiş-geliş toplamda 54 kilometre ediyor. yaz aylarında çok sorun yok ama kış geldiğinde işin rengi değişiyor. yoğun tır trafiği, sis ve zorlu yol koşulları işi güçleştiriyor. öte yandan yöneticim de son derece titiz ve zor biri. uzun süredir onunla çalışmaktan yorulduğumu hissediyorum. tavırları, bakışları ve yaklaşımı yalnızca beni değil, birçok kişiyi tedirgin ediyor.
işin özeti, bu yıl da tayinim çıkmadı. oysa puanım, başvuran birçok kişiden daha yüksek. sorun puan da değil; tercih ettiğim yerlerde kadro açılmaması. yaz döneminde yeni tayinler yapılacağı söyleniyor. belki o zaman şansım döner. umarım bir gün evime daha yakın bir kurumda, daha rahat ortamda görev yapma fırsatı bulurum.
işin özeti, bu yıl da tayinim çıkmadı. oysa puanım, başvuran birçok kişiden daha yüksek. sorun puan da değil; tercih ettiğim yerlerde kadro açılmaması. yaz döneminde yeni tayinler yapılacağı söyleniyor. belki o zaman şansım döner. umarım bir gün evime daha yakın bir kurumda, daha rahat ortamda görev yapma fırsatı bulurum.
devamını gör...
yemek yapan erkeğe ılık yaftası yapmak
"ben gerizekalıyım" demenin alternatif yollarından biridir.
erkek-kadın demeden, yemek yapmayı bilen insan, kalite olarak, bilmeyen insandan net olarak üstündür.
imza: tatlı haricinde her şeyi yapabilen bir adam.
erkek-kadın demeden, yemek yapmayı bilen insan, kalite olarak, bilmeyen insandan net olarak üstündür.
imza: tatlı haricinde her şeyi yapabilen bir adam.
devamını gör...
müge anlı
ya kurgu olsa bu kadar derim. en başlarda annem izliyor diye gözüm takılıyordu şimdi cidden takip ediyorum *
hatta eski programlarını da izliyorum.
kendisine bayılmıyorum, çok farklı düşüncelerim var kendisine dair fakat programına düştüm.
hatta eski programlarını da izliyorum.
kendisine bayılmıyorum, çok farklı düşüncelerim var kendisine dair fakat programına düştüm.
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
keşke iyi olabilsen…
devamını gör...
kadınların yönetici olmaması gerekliliği
sorsanız herkes çocuk sahibi olmak istiyor ama iş çocuk olunca “ayh buna da mı izin ?” deniliyor.
ee siz de doğurun siz de izin alın madem. sanki keyfi izinlermiş gibi böyle lanse edilmesi çok komik. kaldı ki iş yerine gitmese bile uzaktan tüm bilgi birikimini sizlerle paylaşıyor bu insanlar.
hem ayranınız dökülmesin aynen hem de…
öff böyle söylemlere cidden sinir oluyorum.
üremeyelim arkadaşlar o zaman. valla kadınlar daha özgür olur hiç de umursamazlar ama o zaman korunma yöntemlerinizi de biraz gözden geçirip dikkat edeceksiniz.
ee siz de doğurun siz de izin alın madem. sanki keyfi izinlermiş gibi böyle lanse edilmesi çok komik. kaldı ki iş yerine gitmese bile uzaktan tüm bilgi birikimini sizlerle paylaşıyor bu insanlar.
hem ayranınız dökülmesin aynen hem de…
öff böyle söylemlere cidden sinir oluyorum.
üremeyelim arkadaşlar o zaman. valla kadınlar daha özgür olur hiç de umursamazlar ama o zaman korunma yöntemlerinizi de biraz gözden geçirip dikkat edeceksiniz.
devamını gör...
kadınların yönetici olmaması gerekliliği
cinsiyetçilik adetim pek yoktur. doktor olsunlar, hakim olsunlar, öğretmen olsunlar, pilot olsunlar ama orta düzey yöneticiliğin üzerine çıkmasınlar. yüzde doksanı çok sıkıntılı oluyor.
bürokratlığı çok iyi, on tane erkeği cebinden çıkaracak kadınlara rastlıyorum ama davranış problemleri oluyor. ama bu kafayla iyi diplomat olurlar bak, zira diplomasi uzlaşmadan çok, “ser verip koz vermemek, uzlaşmamak, anında taraf değiştirmek” sanatıdır. onu istisna tutuyorum, onu beceriyorlar.
bürokratlığı çok iyi, on tane erkeği cebinden çıkaracak kadınlara rastlıyorum ama davranış problemleri oluyor. ama bu kafayla iyi diplomat olurlar bak, zira diplomasi uzlaşmadan çok, “ser verip koz vermemek, uzlaşmamak, anında taraf değiştirmek” sanatıdır. onu istisna tutuyorum, onu beceriyorlar.
devamını gör...
an american haunting

an american haunting (amerikan büyüsü), 2006 yılında vizyona girmiş courtney solomon'un yönettiği korku/gerilim filmidir. john bell'in başına gelenlerin derlendiği "bell cadısı" hikayesinden esinlenilmiştir.
19. yüzyılın o kasvetli dokusunu yansıtmakta başarısız olan yapımda; sürekli dönen, ani hareketler yapan kamera ve aşırı hızlı kurgu, seyircinin o dönemin gerilimine girmesini engellemiştir. senaryo ve olay anlatımı bakımından sınıfta kalan film donald sutherland ve sissy spacek gibi üst sınıf oyuncuların varlığına rağmen pek beğenilmemiştir.
devamını gör...
kadınların yönetici olmaması gerekliliği
kadın yönetici alacaksan doğurmuş ve doğuramayacak durumda olanları alacaksın.
yoksa evlilik izni, doğum izni, süt izni diye istekleri uzar gider. genç yönetici adaylarında çoğunlukla gözlemlediğim durumda çok cinsiyetçi oluyorlar. yani yönetimi tamamen kendilerine bıraksak şubeyi sil baştan dizayn ederler, beden işçilerini bile kadınlardan seçerler.
o yüzden gerekirse 40 yaş üstü tecrübeli personelleri yönetici adayı olarak seçmek lazım.
yoksa evlilik izni, doğum izni, süt izni diye istekleri uzar gider. genç yönetici adaylarında çoğunlukla gözlemlediğim durumda çok cinsiyetçi oluyorlar. yani yönetimi tamamen kendilerine bıraksak şubeyi sil baştan dizayn ederler, beden işçilerini bile kadınlardan seçerler.
o yüzden gerekirse 40 yaş üstü tecrübeli personelleri yönetici adayı olarak seçmek lazım.
devamını gör...
minimal rakı masası
mini-mal-izim; mallar için yaşam destek ünitesi.
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
hüloooğğğğ *
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
atkafşalar kadın yazarlarıj profiline sırayla bakın
kasıyor gkgklg
kasıyor gkgklg
devamını gör...
her şeyin zorlaştırılması
kolaylaştırın, zorlaştırmayın. müjdeleyin, nefret ettirmeyin
devamını gör...
ankara'ya protokol havalimanı
sıfırdan bir ton kamulaştırma yapılsa, “protokole özel” bir havalimanı falan yapılsa göze hoş görünmeyen bir durum olurdu ama mevcut bir askeri havalimanı var, askeri amaçlarla yine kullanılacak ve zaten kuvvet komutanları vesaire buradan uçuyor, mevcut pist biraz uzatılıp genişletilmiş ve muhtemelen daha modern iniş sistemleri entegre edildi. acil bir durumda savaş uçakları için ekstra bir kapasite sağlayabilir..
yani aslında fazla bir masraf yapmadan yeni ve modern bir havalimanı daha inşa edildiği için ben olumlu buluyorum.
yani aslında fazla bir masraf yapmadan yeni ve modern bir havalimanı daha inşa edildiği için ben olumlu buluyorum.
devamını gör...
kadın orgazmı
devamını gör...
john bell
kuzey carolina’dan gelip tennessee’nin nehir kıyısındaki verimli topraklarına yerleşen dürüst, dindar ve saygın bir çiftçi olarak bilinen john bell, hayatını alt üst edecek meşhur felakete uğrayana kadar ailesiyle geçinip giden bir adamdır.
her şey, john bell’in ekinlerin arasında köpeğe benzeyen ama aslında hiçbir hayvana uymayan o ucubeyle göz göze gelmesiyle başlamıştır. silahını ateşlemiş, ucube yok olmuştur. aynı akşam, çiftlik evinin ahşap duvarlarında tuhaf bir ses yankılanmıştır. bir tırnağın, tahtayı yavaşça ve delicesine kazıma sesi. ardından evdeki çocukların yatak örtüleri görünmez ellerce çekilmeye, saçları havada savrulmaya başlamıştır. john bell ve ailesi, neyle karşı karşıya olduğunu o an anlayamamıştır.
bu görünmez güç, zamanla bir sese kavuşmuştur. yaşlı, hırıltılı ama bir o kadar da akıcı bir kadın sesi. çevre kasabalardakiler ona "bell cadısı" adını vermiştir fakat o, kendisini "kate" olarak tanıtmıştır. kate, incil’den ayetleri ezbere okumakta, uzak kasabalardaki dedikodulardan anında haber getirmektedir. en büyük nefreti ise evin reisi john bell’e karşıdır. "onu yok edene kadar durmayacağım" diye haykırmaktadır.
terör, zamanla fiziksel bir işkenceye dönüşmüştür. john bell’in yüz kasları aniden kasılmaya, dili şişip konuşmasını engellemeye başlamıştır. ruh, bell her yatağa düştüğünde onunla alay etmekte, yüzüne görünmez tokatlar indirmektedir. olay o kadar büyük bir yankı uyandırmıştır ki, geleceğin abd başkanı andrew jackson bizzat bu gücü görmek için çiftliğe gelmiştir. ancak jackson’ın atları çiftlik sınırında kilitlenmiş, arabasının tekerlekleri yere çakılmıştır. havadan gelen tiz bir kahkaha sonrasında jackson, "bir orduyla savaşabilirim lakin böyle bir güçle asla" diyerek yanındaki adamlarla birlikte arkasına bakmadan kaçmıştır.
yıllar süren bu amansız işkence, 1820 yılının 20 aralık sabahında son bulmuştur. john bell, yatağında derin bir komada bulunmuş ve saatler içinde can vermiştir. başucunda ise daha önce evde hiç görülmemiş, içinde siyah, tekinsiz bir sıvı olan küçük bir şişe durmaktadır. o an odada yankılanan o hırıltılı ses, zaferini ilan etmiştir: "o ilacı bell uyurken ağzına ben damlattım, işini bitirdim." şişedeki sıvı, kontrol edilmek için çiftliğin kedisine koklatılmış, hayvan saniyeler içinde can vermiştir. john bell’in cenazesinde, yüzlerce insan mezarlıkta toplandığında, havadan gelen o uğursuz ses neşeli şarkılar söyleyerek cenaze alayını uğurlamıştır. bell cadısı vakası, resmi kayıtlara "cin musallatı sebebiyle ölüm" şeklinde bir otopsi raporunu geçiren enteresan bir vakadır.
hikayede anlatılanların ne kadar doğru olduğu tartışmaya açık olmakla birlikte, bu tür vakaların imkansız olmadığını bilmekteyiz. ifritler belli başlı sebeplerden ötürü insanlara musallat olurlar ve onlara fiziksel zarar verebilirler ya da akıl sağlıklarıyla oynayabilirler. lakin bu spontane bir şekilde, tesadüf eseri olmaz. kimi zaman kurban büyük bir hata yaptığı için musallatı evine davet eder. örneğin başka bir insana ettiği kötülük yüzünden doğal dengede cezalandırılabilir. kimi zaman da ifritlerin ağırlıklı olarak bulunduğu uğursuz yerler vardır ve böyle ortamlarda bulunmak da musallata kurban gitme sebebidir.
her şey, john bell’in ekinlerin arasında köpeğe benzeyen ama aslında hiçbir hayvana uymayan o ucubeyle göz göze gelmesiyle başlamıştır. silahını ateşlemiş, ucube yok olmuştur. aynı akşam, çiftlik evinin ahşap duvarlarında tuhaf bir ses yankılanmıştır. bir tırnağın, tahtayı yavaşça ve delicesine kazıma sesi. ardından evdeki çocukların yatak örtüleri görünmez ellerce çekilmeye, saçları havada savrulmaya başlamıştır. john bell ve ailesi, neyle karşı karşıya olduğunu o an anlayamamıştır.
bu görünmez güç, zamanla bir sese kavuşmuştur. yaşlı, hırıltılı ama bir o kadar da akıcı bir kadın sesi. çevre kasabalardakiler ona "bell cadısı" adını vermiştir fakat o, kendisini "kate" olarak tanıtmıştır. kate, incil’den ayetleri ezbere okumakta, uzak kasabalardaki dedikodulardan anında haber getirmektedir. en büyük nefreti ise evin reisi john bell’e karşıdır. "onu yok edene kadar durmayacağım" diye haykırmaktadır.
terör, zamanla fiziksel bir işkenceye dönüşmüştür. john bell’in yüz kasları aniden kasılmaya, dili şişip konuşmasını engellemeye başlamıştır. ruh, bell her yatağa düştüğünde onunla alay etmekte, yüzüne görünmez tokatlar indirmektedir. olay o kadar büyük bir yankı uyandırmıştır ki, geleceğin abd başkanı andrew jackson bizzat bu gücü görmek için çiftliğe gelmiştir. ancak jackson’ın atları çiftlik sınırında kilitlenmiş, arabasının tekerlekleri yere çakılmıştır. havadan gelen tiz bir kahkaha sonrasında jackson, "bir orduyla savaşabilirim lakin böyle bir güçle asla" diyerek yanındaki adamlarla birlikte arkasına bakmadan kaçmıştır.
yıllar süren bu amansız işkence, 1820 yılının 20 aralık sabahında son bulmuştur. john bell, yatağında derin bir komada bulunmuş ve saatler içinde can vermiştir. başucunda ise daha önce evde hiç görülmemiş, içinde siyah, tekinsiz bir sıvı olan küçük bir şişe durmaktadır. o an odada yankılanan o hırıltılı ses, zaferini ilan etmiştir: "o ilacı bell uyurken ağzına ben damlattım, işini bitirdim." şişedeki sıvı, kontrol edilmek için çiftliğin kedisine koklatılmış, hayvan saniyeler içinde can vermiştir. john bell’in cenazesinde, yüzlerce insan mezarlıkta toplandığında, havadan gelen o uğursuz ses neşeli şarkılar söyleyerek cenaze alayını uğurlamıştır. bell cadısı vakası, resmi kayıtlara "cin musallatı sebebiyle ölüm" şeklinde bir otopsi raporunu geçiren enteresan bir vakadır.
hikayede anlatılanların ne kadar doğru olduğu tartışmaya açık olmakla birlikte, bu tür vakaların imkansız olmadığını bilmekteyiz. ifritler belli başlı sebeplerden ötürü insanlara musallat olurlar ve onlara fiziksel zarar verebilirler ya da akıl sağlıklarıyla oynayabilirler. lakin bu spontane bir şekilde, tesadüf eseri olmaz. kimi zaman kurban büyük bir hata yaptığı için musallatı evine davet eder. örneğin başka bir insana ettiği kötülük yüzünden doğal dengede cezalandırılabilir. kimi zaman da ifritlerin ağırlıklı olarak bulunduğu uğursuz yerler vardır ve böyle ortamlarda bulunmak da musallata kurban gitme sebebidir.
devamını gör...
nick vermeden bir yazara seslen
seni tanıyor olmaktan dolayı gerçekten çok mutluyum.
devamını gör...