zaman tüneli
altın gün
bize neden türkiye'de batılı anlamda caz, rock ve benzeri dış kaynaklı müzik türlerinin olamayacağını gösteren proje grup.
değeri bilinmemiş bir çalışma olan 1986 yağımı crossroads filmi, üstün yetenek bursuyla akademide klasik gitar eğitimi alan 17 yaşındaki bir gencin, blues'a olan tutkusunu anlatır. teorik bilgi ve mükemmele yakın bir tekniği olmasına rağmen blues'a olan sevgisi sadece teoridedir. bir gün derste mozart'ın rondo all turca'yı çalarken sonunu blues tarzı bağlayınca hocasından sert bir uyarı alır. profesör burnun kıl aldırmayan bir klasik müzik eğitmeni stereotipidir. genç blues heveslisine, iki efendiye hizmet edilemeyeceğini, etnik müzikte mükemmelleşmek için onun içine doğmak gerektiğini söyler. saldırgan ama doğru bir tespittir.
blues özelinde alırsak, bu tür, delta bölgesindeki siyahilerin tarihi travması, sınıfsal deneyimi ve kültürel hafızasına dayanan bir müziktir. işte altın gün denen projenin de açmazı burada. dinlediğinde çok iyi bir taklit olduğunu görüyorsun ama ''çok iyi'' kısmı buharlaşıp, taklidin tortusu genzinde kalıyor. tereciye tere satılmıyor. hayatında ciddi manada ilk kez askerde saz çalan bir uzun dönem askeri duyunca çarpılıp da ''müzik böyle yapılmalı'' diyen cem karaca, her şeye rağmen türk müziğinin formlarına uzak değildi. yapması gereken şey, özünden beslenen bir rock kültürü oluşturmaktı. ancak bir avrupalı olarak altın gün grubu, zaten otantik halk müziği prizmasından, anadolu rock prizmasına geçerken kırılma yaşayan müziği alıp, batılı kafasıyla bugünün akustik yahut dijital teknolojisiyle yorumladığında, orijinal ışık kaynağıyla aramıza bir cam prizma daha giriliyor. müziğin kırılması katmerleniyor. ortaya ticari, alayişli ama samimiyetsiz bir iş çıkıyor. benim altın gün ile ilgili problemim bu. muhtemelen blues söyleyen merhum asım can gündüz veya türkiye'de bir dönem caz vokal denince akla ilk gelen isimlerden nükhet ruacan'ı duyan bir amerikalı olmuşsa da bu rahatsızlığı hissetmiştir. bazı şeyler sahibinde daha güzel.
değeri bilinmemiş bir çalışma olan 1986 yağımı crossroads filmi, üstün yetenek bursuyla akademide klasik gitar eğitimi alan 17 yaşındaki bir gencin, blues'a olan tutkusunu anlatır. teorik bilgi ve mükemmele yakın bir tekniği olmasına rağmen blues'a olan sevgisi sadece teoridedir. bir gün derste mozart'ın rondo all turca'yı çalarken sonunu blues tarzı bağlayınca hocasından sert bir uyarı alır. profesör burnun kıl aldırmayan bir klasik müzik eğitmeni stereotipidir. genç blues heveslisine, iki efendiye hizmet edilemeyeceğini, etnik müzikte mükemmelleşmek için onun içine doğmak gerektiğini söyler. saldırgan ama doğru bir tespittir.
blues özelinde alırsak, bu tür, delta bölgesindeki siyahilerin tarihi travması, sınıfsal deneyimi ve kültürel hafızasına dayanan bir müziktir. işte altın gün denen projenin de açmazı burada. dinlediğinde çok iyi bir taklit olduğunu görüyorsun ama ''çok iyi'' kısmı buharlaşıp, taklidin tortusu genzinde kalıyor. tereciye tere satılmıyor. hayatında ciddi manada ilk kez askerde saz çalan bir uzun dönem askeri duyunca çarpılıp da ''müzik böyle yapılmalı'' diyen cem karaca, her şeye rağmen türk müziğinin formlarına uzak değildi. yapması gereken şey, özünden beslenen bir rock kültürü oluşturmaktı. ancak bir avrupalı olarak altın gün grubu, zaten otantik halk müziği prizmasından, anadolu rock prizmasına geçerken kırılma yaşayan müziği alıp, batılı kafasıyla bugünün akustik yahut dijital teknolojisiyle yorumladığında, orijinal ışık kaynağıyla aramıza bir cam prizma daha giriliyor. müziğin kırılması katmerleniyor. ortaya ticari, alayişli ama samimiyetsiz bir iş çıkıyor. benim altın gün ile ilgili problemim bu. muhtemelen blues söyleyen merhum asım can gündüz veya türkiye'de bir dönem caz vokal denince akla ilk gelen isimlerden nükhet ruacan'ı duyan bir amerikalı olmuşsa da bu rahatsızlığı hissetmiştir. bazı şeyler sahibinde daha güzel.
devamını gör...
90'lara özlem
özlem duymak gibi bir durumum yok ah şu doksanlar falan gibi bir hallenmelerim de yok ama müziğini severim ve dinlerim
devamını gör...
sakarlığın kökeni
beyin ve bedenin birbirine yetişemiyor uyum sağlamakta güçlük çekiyor olması gibi geliyor bana çoğu zaman.
devamını gör...
sakarlığın kökeni
insanlık tarihi boyunca yere düşürülen bardakların, kapıya çarpılan omuzların, masanın köşesine denk getirilen serçe parmakların ve "nasıl oldu ben de anlamadım" cümlesinin ortak açıklamasıdır.
yaygın kanaatin aksine sakarlık, kişinin beyninin "bozuk" olması değil, beynin çevreyi algılama, dikkat dağıtıcıları filtreleme ve hareketleri planlama süreçleri arasındaki küçük zamanlama farklılıklarının sonucudur.
insanların konumlarını ve hareketlerini sürekli hesaplayan sistemlerinin bazen milisaniyelik gecikmeler yaşayabildiğini göstermektedir. yani siz bardağı masaya koyduğunuzu sanırken beyniniz bardağın olması gereken yeri hesaplamakla meşguldür. gerçek dünya ise çoktan başka bir karar vermiştir.
özellikle yorgunluk, stres, uykusuzluk ve yoğun zihinsel faaliyetler sakarlığı artırır. çünkü beynin dikkat kaynakları sınırlıdır. bir yandan yarınki toplantıyı, kredi kartı ekstresini ve akşam ne yenileceğini düşünürken diğer yandan kapıdan geçmeye çalışan kişi, kapının fiziksel varlığını teorik olarak kabul etse de pratikte omzuyla test etmeyi tercih edebilir.
sakarlığın en gizemli yönü ise gözlemci etkisidir. kişi evde tek başınayken gayet normal hareket ederken, kalabalık bir ortamda elindeki çayı dökebilir. çünkü sosyal baskı altında beyin kendi hareketlerini normalden fazla izlemeye başlar. normalde otomatik yapılan eylemler bilinçli kontrole geçince sistem kısa süreliğine afallar. futbolcunun boş kaleye topu dışarı atmasıyla misafirin yanında bardağı devirmesi aslında aynı mekanizmanın farklı tezahürleridir.
sonuç olarak sakarlık bir karakter kusuru değil, beynin karmaşık hesaplarının ara sıra verdiği küçük hata mesajlarıdır. yine de bilim, masanın köşesine çarpılan serçe parmağın neden bütün evrenin acısını tek noktada topladığını henüz açıklayabilmiş değildir.
yaygın kanaatin aksine sakarlık, kişinin beyninin "bozuk" olması değil, beynin çevreyi algılama, dikkat dağıtıcıları filtreleme ve hareketleri planlama süreçleri arasındaki küçük zamanlama farklılıklarının sonucudur.
insanların konumlarını ve hareketlerini sürekli hesaplayan sistemlerinin bazen milisaniyelik gecikmeler yaşayabildiğini göstermektedir. yani siz bardağı masaya koyduğunuzu sanırken beyniniz bardağın olması gereken yeri hesaplamakla meşguldür. gerçek dünya ise çoktan başka bir karar vermiştir.
özellikle yorgunluk, stres, uykusuzluk ve yoğun zihinsel faaliyetler sakarlığı artırır. çünkü beynin dikkat kaynakları sınırlıdır. bir yandan yarınki toplantıyı, kredi kartı ekstresini ve akşam ne yenileceğini düşünürken diğer yandan kapıdan geçmeye çalışan kişi, kapının fiziksel varlığını teorik olarak kabul etse de pratikte omzuyla test etmeyi tercih edebilir.
sakarlığın en gizemli yönü ise gözlemci etkisidir. kişi evde tek başınayken gayet normal hareket ederken, kalabalık bir ortamda elindeki çayı dökebilir. çünkü sosyal baskı altında beyin kendi hareketlerini normalden fazla izlemeye başlar. normalde otomatik yapılan eylemler bilinçli kontrole geçince sistem kısa süreliğine afallar. futbolcunun boş kaleye topu dışarı atmasıyla misafirin yanında bardağı devirmesi aslında aynı mekanizmanın farklı tezahürleridir.
sonuç olarak sakarlık bir karakter kusuru değil, beynin karmaşık hesaplarının ara sıra verdiği küçük hata mesajlarıdır. yine de bilim, masanın köşesine çarpılan serçe parmağın neden bütün evrenin acısını tek noktada topladığını henüz açıklayabilmiş değildir.
devamını gör...
90'lara özlem
dünyanın daha güzel bir yer olduğu zamanlara, türk popunun birbirinden güzel şarkılarına duyulan özlemdir..
devamını gör...
motosiklet sürmeye yeni başlayanlara tavsiyeler
motor alırken ebatlarınıza uygun alın.
bu hafta sonu yaşadığımız bir olayı anlatayım. 20 yaşlarında bir kız, büyük bir motor almış, motoru göstermek için tamirciyi ararken bizim çıkmaz sokağa giriyor. motoru çalıştıramayınca motor üstüne doğru düşmeye başlayınca, yardım istiyor, bende camdan gördüm abime söyledim, abim iri yarı 110 kg o motoru aldı cevirdi yola kadar ittirdi.
abi nasıl taşıdın onu diyor kız.abim için zordeğil. abim de çüssene göre al bunu değiştir dedi. çüşsenize göre alın heryerde yardım edecek insan. yok.
bu hafta sonu yaşadığımız bir olayı anlatayım. 20 yaşlarında bir kız, büyük bir motor almış, motoru göstermek için tamirciyi ararken bizim çıkmaz sokağa giriyor. motoru çalıştıramayınca motor üstüne doğru düşmeye başlayınca, yardım istiyor, bende camdan gördüm abime söyledim, abim iri yarı 110 kg o motoru aldı cevirdi yola kadar ittirdi.
abi nasıl taşıdın onu diyor kız.abim için zordeğil. abim de çüssene göre al bunu değiştir dedi. çüşsenize göre alın heryerde yardım edecek insan. yok.
devamını gör...
ilgi
yazarların yakıtı.. göstergesi de oylama..
devamını gör...
ilgi
en sevdiğim en sevdiğim ay bayılırım kimden geldiği hiç önemli değil
devamını gör...
türkiye’nin girişine yazılması gereken söz
yeter çok doluyuz girmeyiz
taa buramıza kadar geldi
taa buramıza kadar geldi
devamını gör...
türkiye’nin girişine yazılması gereken söz
"gel, gel, ne olursan ol, yine gel,
ister kafir, ister mecusi,
ister puta tapan ol, yine gel,
bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
yüz kere tövbeni bozmuş olsan da, yine gel..."
ister kafir, ister mecusi,
ister puta tapan ol, yine gel,
bizim dergahımız, ümitsizlik dergahı değildir,
yüz kere tövbeni bozmuş olsan da, yine gel..."
devamını gör...
evdeki gereksiz eşyalar
minimalizm çalışmalarımda bir başka merhaleye geçtim.
geçen sene 90 olan kıyafet sayımı bu sene yaz girişinde 75'e indirebildim.
seneye kış çıkışı hedefim 50 kıyafet.*
geçen sene 90 olan kıyafet sayımı bu sene yaz girişinde 75'e indirebildim.
seneye kış çıkışı hedefim 50 kıyafet.*
devamını gör...
ilgi
benim için onemli. ama standart turk kızı gibi degil durmadan ilgi bekleyen. standart bir avrupalı gibi.
her gun saatlerini ayırsın bana demiyorum ama bi aklımdasın mesajı gelsin. insanlar haftalarca aylarca gidiyor. donunce aynı kalalım istiyor. bu bende soguma yapıyor. bence sevdiginden uzaga gitmek istemezsin. cok bogmadan sever ve sevilirsen uzaga gitmek istemezsin.
her gun saatlerini ayırsın bana demiyorum ama bi aklımdasın mesajı gelsin. insanlar haftalarca aylarca gidiyor. donunce aynı kalalım istiyor. bu bende soguma yapıyor. bence sevdiginden uzaga gitmek istemezsin. cok bogmadan sever ve sevilirsen uzaga gitmek istemezsin.
devamını gör...
eşinin tanga mayo giymesine izin veren erkek
#4009291 affınıza sığınarak bence ılıkda bir kadındır aynı zamanda ne öyle erkek dediğinde ne giydiğine dikkat etsin canım onuda mı biz söyleyeceğiz erkek değildin tango mayo giyip ortalık yerde olmaz ben kabul etmem izinde vermem kimse kusura bakmasın benim kocam benim kurallarım o kadar
devamını gör...
normal sözlük
baslikta yazan yazarlara hak vermekle beraber söyle bir gercek var sözlük bu konsept ile devam ederse kendi kendini imha edecek yakinda. suan yerinde sayiyor burasi. eski tanim yapan yazarlarin ekmegini yiyor. günlük tanim girisi yok denecek kadar az. sabah entry girilen basliklar zar zor 2. sayfaya ulasiyor. belli ki yönetim burayi gözden cikarmis. cünkü ilgilenen yok. etkilesim yerlerde geziyor. bir kere herkes takip edilmek, begenilmek ister. bir kac yazar kendi kendini oyluyor gibi gözüküyor. yeni yazar gelmedigi icin kimse kimseyi takip etmiyor. formatin yeniden gözden gecirilmesi lazim. sürekli ayni konular etrafinda dönüyor sözlük. baslik uplasan bile tanim yapan yok. sürekli tanim yapan yazarlarin nerdeyse büyük cogunlugu sözlügü terk etmis yada yazmayi birakmis. uzun lafin kisasi zaten bu dediklerimi cogu yazar cok öncelerden söylemis. gelinen durum ortada. bir kac yazarin cabasi ile gidiyor burasi onlar da yazmayi birakirsa tarihin tozlu sayfalarina karisir.
devamını gör...
iç çamaşırının araya kaçması
insanın bütün karizmasını, özgüvenini ve hayata dair planlarını birkaç santimetrelik kumaş parçasıyla sorgulatan olaydır.
özellikle kalabalık bir ortamda gerçekleştiğinde kişi dışarıdan son derece normal görünmeye çalışırken içeride adeta bir kriz masası kurulur. yüz ifadesi "ekonomiyi değerlendiriyorum" ciddiyetindeyken zihnin tamamı iç çamaşırının bulunduğu koordinatlara odaklanmıştır.
yürürken düzelir umuduyla atılan ilk birkaç adım genellikle başarısız olur. ardından kişinin yürüme şekli değişir. dışarıdan bakana hafif sakatlık geçirmiş gibi görünür ama aslında yapılan şey son derece teknik bir kurtarma operasyonudur.
en zor kısmı da müdahale zamanını seçmektir. çünkü insanlığın ortak hukukunda iç çamaşırını toplum içinde düzeltmek diye bir madde yoktur. uygun köşe aranır, boş koridor kollanır, market reyonları incelenir. bazen sırf bu yüzden hiç ihtiyacı olmadığı halde deterjan bölümünde dakikalarca ürün karşılaştıran insanlar vardır.
olayın trajikomik tarafı ise sorunun birkaç saniyede çözülmesine rağmen kişinin bütün gününü etkilemesidir. sabah yaşanan küçük bir kayma, akşam eve kadar zihinsel bir yük olarak taşınır. insan eve varınca da dünyanın en büyük problemini çözmüş bilim insanı edasıyla "nihayet" der.
medeniyet tarihi ateşin bulunması, tekerleğin icadı ve internetin yaygınlaşması gibi önemli gelişmelerle anılır. ancak günlük hayatın görünmeyen kahramanları, iç çamaşırının araya kaçmasına rağmen gününe devam edebilen insanlardır.
özellikle kalabalık bir ortamda gerçekleştiğinde kişi dışarıdan son derece normal görünmeye çalışırken içeride adeta bir kriz masası kurulur. yüz ifadesi "ekonomiyi değerlendiriyorum" ciddiyetindeyken zihnin tamamı iç çamaşırının bulunduğu koordinatlara odaklanmıştır.
yürürken düzelir umuduyla atılan ilk birkaç adım genellikle başarısız olur. ardından kişinin yürüme şekli değişir. dışarıdan bakana hafif sakatlık geçirmiş gibi görünür ama aslında yapılan şey son derece teknik bir kurtarma operasyonudur.
en zor kısmı da müdahale zamanını seçmektir. çünkü insanlığın ortak hukukunda iç çamaşırını toplum içinde düzeltmek diye bir madde yoktur. uygun köşe aranır, boş koridor kollanır, market reyonları incelenir. bazen sırf bu yüzden hiç ihtiyacı olmadığı halde deterjan bölümünde dakikalarca ürün karşılaştıran insanlar vardır.
olayın trajikomik tarafı ise sorunun birkaç saniyede çözülmesine rağmen kişinin bütün gününü etkilemesidir. sabah yaşanan küçük bir kayma, akşam eve kadar zihinsel bir yük olarak taşınır. insan eve varınca da dünyanın en büyük problemini çözmüş bilim insanı edasıyla "nihayet" der.
medeniyet tarihi ateşin bulunması, tekerleğin icadı ve internetin yaygınlaşması gibi önemli gelişmelerle anılır. ancak günlük hayatın görünmeyen kahramanları, iç çamaşırının araya kaçmasına rağmen gününe devam edebilen insanlardır.
devamını gör...
soru sorulunca havaya bakan insan
beyin google araması yaparken gözler de ekran koruyucu moduna geçiyor olabilir.
çok zor bir soru sorulduğunda insanların bir kısmı yukarı bakar, hatta yana bakanlar da vardır, bazıları da gözlerini tamamen kapatır. aslında hepsinin yaptığı şey aynı:
_az müsaade et, beynimdeki dosyaları karıştırıyorum_.
çok zor bir soru sorulduğunda insanların bir kısmı yukarı bakar, hatta yana bakanlar da vardır, bazıları da gözlerini tamamen kapatır. aslında hepsinin yaptığı şey aynı:
_az müsaade et, beynimdeki dosyaları karıştırıyorum_.
devamını gör...
türkiye’nin girişine yazılması gereken söz
bastığın bu toprak, tarihte en çok devlet batıran bir ırkın son konuşlandığı yerdir.
devamını gör...
motosiklet sürmeye yeni başlayanlara tavsiyeler
yokuş aşağı giderken elleri serbest bırakmayın.
devamını gör...
sabah aniden gelen temizlik yapma isteği
ben böyle birşeyi kendi isteğim ile yapıyorsam ya misafir gelecektir yada daha önemli yapmam gereken bir işten kaçıyorumdur diğer türlü imkansız
devamını gör...
