zaman tüneli
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
her şeyi erteliyor ve her şeyden çok çabuk vazgeçiyorum. başta kendim olmak üzere çoğu şeyi ihmal ediyorum. en kötüsü bunların farkında olmama rağmen olumlu hiçbir şey yapmıyorum. bi nevi hastalıklı bir insan gibiyim ve iyileşmek için hiçbir çaba sarf etmiyorum. anlamsız bir kabulleniş var üstümde.
devamını gör...
kurbanda billurlar benim diye bağıran enişte (yazar)
#4029272 ne bal dudağı? ne zırvalıyon dayı sen? benim dudak jilet gibi. sünnet olmadın mı sen? git belanı nereden bulursan bul. fazlalığını nereye sürtersen sürt. umarım kurtulursun fazlalığından. hadi rast gele.
devamını gör...
chp'den akp'ye geçmek
öyle bir siyasi atmosferin içindeyiz ki gece kırmızı beyaz yatan, sabaha turuncu beyaz olarak uyanıyor.
devamını gör...
satan was here
satanizm direkt olarak metal müzik ile alakalı değil uyandırayım. satanizm akımı ortaya çıktığımda metal müzik diye bir şey hemüz ortalarda yoktu. hatta tony iommi gitarı eline alana kadar metal müzik kimsenin aklında bile yoktu.
her gün duş alan ve hiç ter kokmayan müslüman metalci abinizden selamlar.
her gün duş alan ve hiç ter kokmayan müslüman metalci abinizden selamlar.
devamını gör...
safranbolu
tarihi konakların pencerelerine baktığınızda, bir zamanlar harem-selamlık dönemi yaşayan o evlerin içinde şimdi muhtemelen elinde tığla oya işleyen ya da gelen turisti dikkatle süzen mahalle teyzelerinin bakışlarıyla karşılaşırsınız.
devamını gör...
flavius belisarius (yazar)
#4029241 tengri kimseyi buna kurulacak kadar aciz etmemeli. zira kendisi kurulacak kadar bile ehemmiyeti olmayan bir ezik. hatta eziklik bile bunun elde edemeyeceği kadar büyük bir meziyettir. durumu o kadar vahim.
ben şahsen bunu hiç tınlamam ama tınlayana da üzülürüm. etme luciverim. buna kurulacak kadar düşme. daha iyilerine kurulabilirsin ki o "ayı" denen kolpacı bile bunun bir alt seviyesi. o kolpacıya kurulmak buna kurulmaktan da malca.
etme eyleme lucifer. bunları kaale alacak kadar sarhoş olamazsın. değil mi? hadi soyun bi kendine gel, hararetin azalsın.
ben şahsen bunu hiç tınlamam ama tınlayana da üzülürüm. etme luciverim. buna kurulacak kadar düşme. daha iyilerine kurulabilirsin ki o "ayı" denen kolpacı bile bunun bir alt seviyesi. o kolpacıya kurulmak buna kurulmaktan da malca.
etme eyleme lucifer. bunları kaale alacak kadar sarhoş olamazsın. değil mi? hadi soyun bi kendine gel, hararetin azalsın.
devamını gör...
sözlüğe şap atılsın kampanyası
zurna mı?
seksten soğudum şu an iyi geceler*
seksten soğudum şu an iyi geceler*
devamını gör...
şu an dinlenen şarkıdan bir cümle
nothing to say
when there's nothing to do.
when there's nothing to do.
devamını gör...
sözlüğe şap atılsın kampanyası
tarağı olan adam mı. öteki sözlükte de vurmuştu masaya
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
1 kere evlenene 2. kez evlenmek daha kolay oluyor. aynı ilk dövme yaptırmanın zor devamının kolay olması gibi.
devamını gör...
zugra (yazar)
devamını gör...
güne bir söz bırak
“bugün seni çok özledim.
bunu hangi gün okursan oku..”
n.h.
bunu hangi gün okursan oku..”
n.h.
devamını gör...
şeytana verdiğim ibretlik ayar
beyler toplanın, zerre abartmıyorum tam bir ibret vesikasıdır. dün gece başımdan geçenleri anlatıyorum, çayınızı kahvenizi alın.
saat gece 3 civarı. yatakta dönüp duruyorum, uyku tutmadı. annem babama nasıl verdi hikayesini okuyorum, eskiler bilir.
neyse odada hafif bir kükürt kokusu belirdi. dedim herhalde bizim üst kattaki dayı yine balkonda ucuz tütün içiyor. derken gardırobun yanındaki gölgeden çat diye kırmızı, boynuzlu, pelerinli bir tip belirdi.
baktım, tırnaklar uzun, gözler alev alev. bayağı bayağı şeytan (a.l.e.y.h.i.s.s.e.l.a.m diyemem zira biliyorsunuz).
şeytan sinsi sinsi sırıtarak, hehehe, sonunda karşılaştık gafil fani. ruhunu bana satmaya hazır mısın? sana dünyevi zevkler, sonsuz servet ve..."
ben atladım lafa: usta bir dakika kes sesini. kapıyı açıp mı girdin, balkondan mı tırmandın? parkeler yeni cilalandı, basma oraya çamurlu toynaklarınla.
bu bir bocaladı. pelerinini düzeltti.
şeytan: ulan insan bir korkar, tırsar. ben şer güçlerin efendisiyim. sana öyle bir vesvese veririm ki hayatın kayar.
ben: kardeşim sen vesvese vermeyi meslek mi sanıyorsun? sen bana en fazla kanka yataktan kalkma, telefonun şarjı %3 ama biraz daha ınstagram reels izle vesvesesi verirsin. ben zaten o seviyeyi geçeli 5 yıl oldu. sen kime racon kesiyorsun?
gözlerini kıstı, olayın ciddiyetini anlayınca yatağın ucuna çöktü.
şeytan: oğlum siz insan oğlu harbi bozuldunuz ya. eskiden ruhumu satıyorum diye ayin yaparlardı, bana mum falan yakarlardı. şimdi adama dumanlı dumanlı görünüyorum, parkeye basma diyor.
ben: ee piyasa şartları usta. ruhumu satsam kaç para edeceğim ki? enflasyon var, ruhun alım gücü düştü. hem sen ne vaat ediyorsun? servet mi? geçen ay kredim onaylanmadı benim, sen bana gelsen gelsen haciz getirirsin.
şeytan derin bir iç çekti. pelerininin cebinden paket çıkardı, yakmak için parmağının ucuyla ateş çıkardı tam yakacak...
ben: hop. kapalı alanda sigara içmek yasak. dumana hassasım ben, çıkar dışarıda iç.
parmağındaki ateşi üfleyip söndürdü. şerefsizin gözleri doldu beyler, yemin ediyorum boynuzu büküldü.
şeytan: ya kardeşim... dedi, sesi titriyor. benim de işim kolay değil ki. eskiden bir gıybet ettirirdim, bir yalan söyletirdim, mis gibi günahı hanenize yazardım. şimdi twittera bir giriyorum, sizin ürettiğiniz kaosu ben rüyamda görsem besmele çekip uyanırım. benim pabucumu elime verdiniz. yeminle mesleki tatminim sıfırlandı.
ben: işte böyle dökül canımı ye dedim. yatakta doğrulup omuzuna vurdum. bak iblis efendi. sen devrin gerisinde kaldın. senin o aşk, para, hırs numaraları bitti. bize yeni şeylerle geleceksin. mesela alarmı 07.00 ye kurup 06.59 da uyanma kederini çözebilir misin? ya da kulaklığın tek tarafının bozulması lanetini kaldırabilir misin? yok. anca ceketimin kolunu kapı koluna taktırıp sinir krizine sokarsın. vizyonsuzsun oğlum sen.
ağlamaya başladı. pelerininin ucuyla gözyaşlarını sildi.
şeytan: doğru söylüyorsun dedi hıçkırarak. ben çok çağ dışı kaldım. geçen gün birine vesvese vereyim dedim, adam bana kanka o dediğin yöntemi algoritma zaten önerdi' deyip yüzüme kapıyı kapattı.
ben: hadi bakayım, al pelerinini git şimdi. şurada iki saat uykum var, onu da sabote etme. git bir yazılıma başla, dijitalleş. günahları artık e-devletten işleyin, pratik olun biraz.
ayağa kalktı, boynunu büktü. hakkını helal et usta, vaktini aldım dedi.
ben: ne helal edeceğim usta, sen şeytansın. bas git odamdan, çıkarken de ışığı kapat.
ışığı kapattı, duman bile çıkarmadan sessizce kayboldu gitti.
bu da böyle bir ibretlik anımdır.
saat gece 3 civarı. yatakta dönüp duruyorum, uyku tutmadı. annem babama nasıl verdi hikayesini okuyorum, eskiler bilir.
neyse odada hafif bir kükürt kokusu belirdi. dedim herhalde bizim üst kattaki dayı yine balkonda ucuz tütün içiyor. derken gardırobun yanındaki gölgeden çat diye kırmızı, boynuzlu, pelerinli bir tip belirdi.
baktım, tırnaklar uzun, gözler alev alev. bayağı bayağı şeytan (a.l.e.y.h.i.s.s.e.l.a.m diyemem zira biliyorsunuz).
şeytan sinsi sinsi sırıtarak, hehehe, sonunda karşılaştık gafil fani. ruhunu bana satmaya hazır mısın? sana dünyevi zevkler, sonsuz servet ve..."
ben atladım lafa: usta bir dakika kes sesini. kapıyı açıp mı girdin, balkondan mı tırmandın? parkeler yeni cilalandı, basma oraya çamurlu toynaklarınla.
bu bir bocaladı. pelerinini düzeltti.
şeytan: ulan insan bir korkar, tırsar. ben şer güçlerin efendisiyim. sana öyle bir vesvese veririm ki hayatın kayar.
ben: kardeşim sen vesvese vermeyi meslek mi sanıyorsun? sen bana en fazla kanka yataktan kalkma, telefonun şarjı %3 ama biraz daha ınstagram reels izle vesvesesi verirsin. ben zaten o seviyeyi geçeli 5 yıl oldu. sen kime racon kesiyorsun?
gözlerini kıstı, olayın ciddiyetini anlayınca yatağın ucuna çöktü.
şeytan: oğlum siz insan oğlu harbi bozuldunuz ya. eskiden ruhumu satıyorum diye ayin yaparlardı, bana mum falan yakarlardı. şimdi adama dumanlı dumanlı görünüyorum, parkeye basma diyor.
ben: ee piyasa şartları usta. ruhumu satsam kaç para edeceğim ki? enflasyon var, ruhun alım gücü düştü. hem sen ne vaat ediyorsun? servet mi? geçen ay kredim onaylanmadı benim, sen bana gelsen gelsen haciz getirirsin.
şeytan derin bir iç çekti. pelerininin cebinden paket çıkardı, yakmak için parmağının ucuyla ateş çıkardı tam yakacak...
ben: hop. kapalı alanda sigara içmek yasak. dumana hassasım ben, çıkar dışarıda iç.
parmağındaki ateşi üfleyip söndürdü. şerefsizin gözleri doldu beyler, yemin ediyorum boynuzu büküldü.
şeytan: ya kardeşim... dedi, sesi titriyor. benim de işim kolay değil ki. eskiden bir gıybet ettirirdim, bir yalan söyletirdim, mis gibi günahı hanenize yazardım. şimdi twittera bir giriyorum, sizin ürettiğiniz kaosu ben rüyamda görsem besmele çekip uyanırım. benim pabucumu elime verdiniz. yeminle mesleki tatminim sıfırlandı.
ben: işte böyle dökül canımı ye dedim. yatakta doğrulup omuzuna vurdum. bak iblis efendi. sen devrin gerisinde kaldın. senin o aşk, para, hırs numaraları bitti. bize yeni şeylerle geleceksin. mesela alarmı 07.00 ye kurup 06.59 da uyanma kederini çözebilir misin? ya da kulaklığın tek tarafının bozulması lanetini kaldırabilir misin? yok. anca ceketimin kolunu kapı koluna taktırıp sinir krizine sokarsın. vizyonsuzsun oğlum sen.
ağlamaya başladı. pelerininin ucuyla gözyaşlarını sildi.
şeytan: doğru söylüyorsun dedi hıçkırarak. ben çok çağ dışı kaldım. geçen gün birine vesvese vereyim dedim, adam bana kanka o dediğin yöntemi algoritma zaten önerdi' deyip yüzüme kapıyı kapattı.
ben: hadi bakayım, al pelerinini git şimdi. şurada iki saat uykum var, onu da sabote etme. git bir yazılıma başla, dijitalleş. günahları artık e-devletten işleyin, pratik olun biraz.
ayağa kalktı, boynunu büktü. hakkını helal et usta, vaktini aldım dedi.
ben: ne helal edeceğim usta, sen şeytansın. bas git odamdan, çıkarken de ışığı kapat.
ışığı kapattı, duman bile çıkarmadan sessizce kayboldu gitti.
bu da böyle bir ibretlik anımdır.
devamını gör...
hakkında cinsellik düşünülemeyecek kadar güzel kadınlar
hayat bilgisi afet hoca .
devamını gör...
smert (yazar)
devamını gör...
kurbanda billurlar benim diye bağıran enişte (yazar)
#4029253 itici, gıcık olduğun insandan, ne ara kardeşine, hem de canın kardeşine dönüş yaptık acaba?
silkilmek için sakso çekerek istediğin o sert kıvama getirme çabalarını başkalarının üzerinde denemelisin. zira ben heteroyum.
sevdiklerimi silkiyorum tabii ama seni sevmiyorum ve sevme ihtimalim de yok. hadi. başka kapıya.
sadece seni değil, kimseyi sevmiyorum. kimseyi silkmek istemiyorum. ayrıca sevilmek de istemiyorum, çünkü silkilmek istemiyorum. dolayısıyla muhattabın ben değilim. başka muhattaplara. selametle...
silkilmek için sakso çekerek istediğin o sert kıvama getirme çabalarını başkalarının üzerinde denemelisin. zira ben heteroyum.
sevdiklerimi silkiyorum tabii ama seni sevmiyorum ve sevme ihtimalim de yok. hadi. başka kapıya.
sadece seni değil, kimseyi sevmiyorum. kimseyi silkmek istemiyorum. ayrıca sevilmek de istemiyorum, çünkü silkilmek istemiyorum. dolayısıyla muhattabın ben değilim. başka muhattaplara. selametle...
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
serbest akışta sinsi bir haykırış.
artık yorgunum. görüyorum artıyorum ama uğraşacak gücüm yok. kapalı bir kutunun içerisinde yaşamak istemek çok mu abes ha? soruya cevap vermeyin. kafama takılan şeyleri sıralamaya kalksam işe yarar mı acaba? ne kadar saçma olduklarını görmek için illa sıralamam mı gerekiyor. kendi hayatımın büyük resminde küçük bir dokunuş oysa hepsi. tabloyu asacak yer yok. demin karanlıkta oturdum ve dedim ki... şimdi şimdi işte alsan bıçağı eline dikine dikine kessen o bilekleri. kime neyin hesabını vereceksin ki. kimseyi incitmek de istemiyorum. o yüzden o opsiyon çok uzaklarda. sonra şiş ayaklarıma baktım. bacağımdaki çok ufak ama gözle görülebilir selülit parçasına gözüm takıldı. aklıma sağlıklı yaşamak geldi. sonra def ettim o düşünceyi. bencilliğimin sınırını şiş bacaklarımda aradım. midemin guruldamasına kafayı takmadım. kalktım koltuktan bir sigara daha yaktım. şimdi düşünüyorum. bir hastane köşesinde akciğerlerim artık iflas ettiğinde, inim inim inlerken o zaman da bir bıçak olacak mı yanı başımda dikine dikine keseceğim bileklerimi. ölümlerden ölüm beğenmek? tanrı böyle bir şeyi kabul ediyor mu ya? pazarlık mı yapıyorsun? ay çekirdeğinin yağındaki faydayla tanrıyla pazarlık mı bu? ölüm üzerine bu kadar rahat konuşuyor olmam bu kadar istediğim anlamına gelmesin. yanlış anlaşılmasın. yaşamı seviyorum. ve belki bir gün inançlı olmaya karar verdiğimde inandığıma dua edeceğim sırf nefes alıp vermenin güzelliğini bana yaşattığı için. gerisi boş hikaye. yazıya başlarken yorgunum demiştim. evet. yorgunum. bir miktar da kaybolmuş belki de. sürekli değişen çevremde hayatta kalabilmek için öyle bir ben oluşturdum ki... sonra sürekli değişmeyen bir çevreye kendimi itip o beni değiştirmeye çalıştım. tam olarak yaptığım buydu. dinamik bir yolculuk bu. bu bir karalama defteriyse. cümlelerimin takibini de yapmak zorunda değilim sanırım.
serbest akışta biraz olsun sakinleşmiş bir hal.
çözmüş değiliz. çözemeyiz. bazı ipler çözülmez. öylece dururlar. işlevleri odur çünkü. hayatla olan bağınızın ipi de öyle. çözmeye kalktın mı... ah be.
serbest akışta kendine uzaktan bakmak.
masanın başından kalkıp demin oturduğun bene bakıp ne yapıyorsun orada sen güzellik diye şefkatle yaklaşmak belki de gerekli. biri gelse de başımı okşasa ve dese ki... istediğin aidiyet o şişmiş bacaklarındaki ufak portakal kabuklarında mevcut. oysa zaman akıyor. portakal kabukları belki çoğalacak. portakal kabuklarını sevecek kimse olmayacak. diz kapaklarının üzerindeki etler sarkacak. konuya dönecek olursak. hangi ahmak çıkıp diyebilir ki ben korkmuyorum. ben ölümden korkmuyorum. ve hayatının son demlerini yaşayan bir adamın böbreklerini, ciğerlerini, kollarını, kemiklerini korumasına nasıl olursa hayretle bakabilirim ki. bu anlaşılabilir bir durum değil mi? anlaşılmayan benim durumum mu? korumadığım, koruyamadığım ve belki de korumayı reddettiğim gerçeği mi? bu kadar soru fazla bu akşam için... serbest akışta kendime uzaktan bakmak canımı sıkıyor şu an. o yüzden.....
serbest akışta hadi biraz göbek atalım ya. abi biraz göbek atalım ya....
açtım bir müzik şimdi. aklıma ilk geleni açtım hem de. idioteque. çok da uygun ya. yaşamın kendisi işte.
artık yorgunum. görüyorum artıyorum ama uğraşacak gücüm yok. kapalı bir kutunun içerisinde yaşamak istemek çok mu abes ha? soruya cevap vermeyin. kafama takılan şeyleri sıralamaya kalksam işe yarar mı acaba? ne kadar saçma olduklarını görmek için illa sıralamam mı gerekiyor. kendi hayatımın büyük resminde küçük bir dokunuş oysa hepsi. tabloyu asacak yer yok. demin karanlıkta oturdum ve dedim ki... şimdi şimdi işte alsan bıçağı eline dikine dikine kessen o bilekleri. kime neyin hesabını vereceksin ki. kimseyi incitmek de istemiyorum. o yüzden o opsiyon çok uzaklarda. sonra şiş ayaklarıma baktım. bacağımdaki çok ufak ama gözle görülebilir selülit parçasına gözüm takıldı. aklıma sağlıklı yaşamak geldi. sonra def ettim o düşünceyi. bencilliğimin sınırını şiş bacaklarımda aradım. midemin guruldamasına kafayı takmadım. kalktım koltuktan bir sigara daha yaktım. şimdi düşünüyorum. bir hastane köşesinde akciğerlerim artık iflas ettiğinde, inim inim inlerken o zaman da bir bıçak olacak mı yanı başımda dikine dikine keseceğim bileklerimi. ölümlerden ölüm beğenmek? tanrı böyle bir şeyi kabul ediyor mu ya? pazarlık mı yapıyorsun? ay çekirdeğinin yağındaki faydayla tanrıyla pazarlık mı bu? ölüm üzerine bu kadar rahat konuşuyor olmam bu kadar istediğim anlamına gelmesin. yanlış anlaşılmasın. yaşamı seviyorum. ve belki bir gün inançlı olmaya karar verdiğimde inandığıma dua edeceğim sırf nefes alıp vermenin güzelliğini bana yaşattığı için. gerisi boş hikaye. yazıya başlarken yorgunum demiştim. evet. yorgunum. bir miktar da kaybolmuş belki de. sürekli değişen çevremde hayatta kalabilmek için öyle bir ben oluşturdum ki... sonra sürekli değişmeyen bir çevreye kendimi itip o beni değiştirmeye çalıştım. tam olarak yaptığım buydu. dinamik bir yolculuk bu. bu bir karalama defteriyse. cümlelerimin takibini de yapmak zorunda değilim sanırım.
serbest akışta biraz olsun sakinleşmiş bir hal.
çözmüş değiliz. çözemeyiz. bazı ipler çözülmez. öylece dururlar. işlevleri odur çünkü. hayatla olan bağınızın ipi de öyle. çözmeye kalktın mı... ah be.
serbest akışta kendine uzaktan bakmak.
masanın başından kalkıp demin oturduğun bene bakıp ne yapıyorsun orada sen güzellik diye şefkatle yaklaşmak belki de gerekli. biri gelse de başımı okşasa ve dese ki... istediğin aidiyet o şişmiş bacaklarındaki ufak portakal kabuklarında mevcut. oysa zaman akıyor. portakal kabukları belki çoğalacak. portakal kabuklarını sevecek kimse olmayacak. diz kapaklarının üzerindeki etler sarkacak. konuya dönecek olursak. hangi ahmak çıkıp diyebilir ki ben korkmuyorum. ben ölümden korkmuyorum. ve hayatının son demlerini yaşayan bir adamın böbreklerini, ciğerlerini, kollarını, kemiklerini korumasına nasıl olursa hayretle bakabilirim ki. bu anlaşılabilir bir durum değil mi? anlaşılmayan benim durumum mu? korumadığım, koruyamadığım ve belki de korumayı reddettiğim gerçeği mi? bu kadar soru fazla bu akşam için... serbest akışta kendime uzaktan bakmak canımı sıkıyor şu an. o yüzden.....
serbest akışta hadi biraz göbek atalım ya. abi biraz göbek atalım ya....
açtım bir müzik şimdi. aklıma ilk geleni açtım hem de. idioteque. çok da uygun ya. yaşamın kendisi işte.
devamını gör...
hakkında cinsellik düşünülemeyecek kadar güzel kadınlar
erkektir.
devamını gör...
sözlüğe şap atılsın kampanyası
katılıyorum oralistana döndü sözlük. yalnız çıkarıp masaya vurdular diye biliyorum.
devamını gör...
