zaman tüneli
dayak yemek
üniversiteye kadar kızları sinir etmeyi severdim ilkokuldan beri, oradan yemişimdir ama onun dışında sorunsuz biri olduğumdan yemedim, hala da yemedim. yağmur aklıma geliyor ya , o kız şu an ne yapıyordur acaba soy adını hatırlamıyorum. onun çok dayağını yedim, birde aklında tutardı. yani diyelim o gün yakalanmadın. ertesi gün ya da başka zaman yakaladığında döverdi.
devamını gör...
yapay zekanın yasaklanması gerekliliği
bugün radyoterapideki prof teyze tüm tahlilleri chatgpt’ye yükleyince bi afalladım. hiç beklemiyordum canısı bu ne ayak aq dedim sersem karı. hep skynet bizi silkeleyecek derdim hiç gerek kalmayacak kendi işimizi görecez gibi. yardım almak eyvallah da komple işi devretmek hobaaaa böyle böyle tembelleşecekler, bildiklerini unutacaklar. keşif yoksa kayıt yok, kayıt yoksa makine öğrenemez, öğrenemezse ezberden söyler. gidişat iyi değil. kaldı ki işerken geçirdiğim sürenin onda birinde kafam çalışsaydı ben de okuma yazma öğrenebilirdim. bardağa dolu tarafından bakarım ve bardak komple ünlü olmayan yerli taş fotolarıyla dolu seneeee 2015.
devamını gör...
dayak yemek
sen kadın değil misin ya, niye dayak yiyorsun. çok saçma geliyor kadınların dayak yemesi.
çok olası değil. inandırıcı gelmiyor. yüzde kaçtır kadın kavgası. o da sizi bulmamış olsun be. sısıısıs
çok olası değil. inandırıcı gelmiyor. yüzde kaçtır kadın kavgası. o da sizi bulmamış olsun be. sısıısıs
devamını gör...
zengin olup adeta homeless gibi giyinen tipler
ya neden bilmiyorum ama bu tip kızlara karşı biraz zaafım olabilir, bilmiyorum. beynim farklı olan kadınlara ilgi duyması gibi garip eğilimleri olabilir.
devamını gör...
dayak yemek
ev başvurusuna gidip dayak yemek.
bir gün bütün evrakları doldurmuşum, her şeyim tastamam giriyorum müracat etmem gereken binaya. kapanmadan tam 5 dakika önce yetiştim. 3 kapı var ve bekleme salonunun ortasındaki koltukta uyuyakalmış bir kadın. e haliyle uyandırıp “kim için bekliyosunuz?” demedim. tam kapıyı çalıp içeri girdim ki, benim gibi başka biri daha varmış işlem yaptıran. direktör bana baktı ve: "bizim işimiz bitmek üzere, çıkmanıza gerek yok" dedi.
o sırada bekleme salonundaki kadın aniden içeri daldı ve bana "sen kim olduğunu sanıyosun, biz burda boşuna mı bekliyoruz yabancı uyruklu o piti piti." diye böğürdü.
“bilmiyodum bu kapı için beklediğinizi, özür dilerim” dedim. kapıyı hepimizin suratına çarptı, çıktı. şaşırmadım açıkçası çünkü yaşadığım yer böyle cinli insanlarla dolu. herkes sinirli. neyse işlemlerimi yaptırdım ve sonunda kurtuldum evrak işlerinden diye sevinçle çıktım.
asansör geldi, ikinci kattan altıncı kata çıktı. ben yorgunluktan bitap düştügüm için bu duruma göz devirdim, çünkü hamileydim. çok yürümüştüm o gün ve oturmak istiyodum haliyle. altıncı katta ki çalışan bir dosyasını unutmuş olacak ki alnının ortasına vurup, geri döndü. asansörde tekim. ikinci katta durdu asansör. inemiycem galiba bugün asansörden dedim kendime. kapı açıldı ve ne göreyim...
az önce bana küfreden kadın bindi asansöre, sırtını döndü. “tesadüfe bak hah!” diyo tepki vermiyorum. bu arada artık sıfıra inse su asansör de kurtulsam diye geçiriyorum içimden. kapılar kapanıyo. omzundan bana bakarak: "dua et iyi günümdeyim yoksa yumruğu yemiştin çoktan bip bip bip". hala susuyorum, tepki vermiyorum karnımdakini düşünerek. kadın bana aniden bi döndü. itti beni aynaya yapıştırdı. gözlerini ve burnunu şişirdi, yüzüyle yüzüme o kadar yaklaştı ki öpüşcez sandım. korkuyorum çünkü savunmasızım. şüşko göbeğimle napabilirim ben bu çevik kadına?
ve o klişe döküldü iğrenç kokan ağzından: "sen benim kim olduğumu biliyon mu?"
susuyorum çünkü kıpırdasam romantik anlar yaşıycaz.
5 kere daha tekrarladı sorusunu. zaman durdu sandım yeminle. asansör asağı inmek bilmiyor. lan alt tarafı iki kat indiriceksin...
ben cevap vermiyorum. o aksiyon sahnesi burda yaşanıyor:
artık suskunluğuma dayanamadı ve kafama kafama yumruklarla vurmaya basladı. beynime öyle bi ağrı girdi ki yemin ediyorum 3 günlük migreni o bi kaç saniye içinde yaşadım. bi yandan karnımı tutuyorum oraya vurmasın diye.
asansör kapıları asırlar sonra açıldı. kadın gayet relax, sanki az önceki aksiyon sahnesini yaşanmamışcasına sallana sallana gitti. zar zor çıktım asansörden. karnımda sancı, kafamda sancı, bacaklarımın zaten bağı çözüldü... asansörün kapısının yanına çömeldim ve nihayet oturabildim, bağdaş kurup, kafamı gömdüm dizlerime, ağlıyorum. *
böyle bi 20 dakika kendi halime salmışlar beni. zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamadım, bıraksalar iki saat daha huzurla ağlamak isterdim. “noldu, noldu?” bi salın kardeşlerim. travma yaşıyorum şurda. yok, salmadılar!
yeniden asansöre bindim ama artık yetti bu asansör yahu! yeter bindirmeyin beni buna! yine ikinci kata geldik. bekleme salonunda ki koltuğa oturttular beni, şükür ki oturdum. ambulans, polis geldi ve beni yine asansöre bindirdiler..
bir gün bütün evrakları doldurmuşum, her şeyim tastamam giriyorum müracat etmem gereken binaya. kapanmadan tam 5 dakika önce yetiştim. 3 kapı var ve bekleme salonunun ortasındaki koltukta uyuyakalmış bir kadın. e haliyle uyandırıp “kim için bekliyosunuz?” demedim. tam kapıyı çalıp içeri girdim ki, benim gibi başka biri daha varmış işlem yaptıran. direktör bana baktı ve: "bizim işimiz bitmek üzere, çıkmanıza gerek yok" dedi.
o sırada bekleme salonundaki kadın aniden içeri daldı ve bana "sen kim olduğunu sanıyosun, biz burda boşuna mı bekliyoruz yabancı uyruklu o piti piti." diye böğürdü.
“bilmiyodum bu kapı için beklediğinizi, özür dilerim” dedim. kapıyı hepimizin suratına çarptı, çıktı. şaşırmadım açıkçası çünkü yaşadığım yer böyle cinli insanlarla dolu. herkes sinirli. neyse işlemlerimi yaptırdım ve sonunda kurtuldum evrak işlerinden diye sevinçle çıktım.
asansör geldi, ikinci kattan altıncı kata çıktı. ben yorgunluktan bitap düştügüm için bu duruma göz devirdim, çünkü hamileydim. çok yürümüştüm o gün ve oturmak istiyodum haliyle. altıncı katta ki çalışan bir dosyasını unutmuş olacak ki alnının ortasına vurup, geri döndü. asansörde tekim. ikinci katta durdu asansör. inemiycem galiba bugün asansörden dedim kendime. kapı açıldı ve ne göreyim...
az önce bana küfreden kadın bindi asansöre, sırtını döndü. “tesadüfe bak hah!” diyo tepki vermiyorum. bu arada artık sıfıra inse su asansör de kurtulsam diye geçiriyorum içimden. kapılar kapanıyo. omzundan bana bakarak: "dua et iyi günümdeyim yoksa yumruğu yemiştin çoktan bip bip bip". hala susuyorum, tepki vermiyorum karnımdakini düşünerek. kadın bana aniden bi döndü. itti beni aynaya yapıştırdı. gözlerini ve burnunu şişirdi, yüzüyle yüzüme o kadar yaklaştı ki öpüşcez sandım. korkuyorum çünkü savunmasızım. şüşko göbeğimle napabilirim ben bu çevik kadına?
ve o klişe döküldü iğrenç kokan ağzından: "sen benim kim olduğumu biliyon mu?"
susuyorum çünkü kıpırdasam romantik anlar yaşıycaz.
5 kere daha tekrarladı sorusunu. zaman durdu sandım yeminle. asansör asağı inmek bilmiyor. lan alt tarafı iki kat indiriceksin...
ben cevap vermiyorum. o aksiyon sahnesi burda yaşanıyor:
artık suskunluğuma dayanamadı ve kafama kafama yumruklarla vurmaya basladı. beynime öyle bi ağrı girdi ki yemin ediyorum 3 günlük migreni o bi kaç saniye içinde yaşadım. bi yandan karnımı tutuyorum oraya vurmasın diye.
asansör kapıları asırlar sonra açıldı. kadın gayet relax, sanki az önceki aksiyon sahnesini yaşanmamışcasına sallana sallana gitti. zar zor çıktım asansörden. karnımda sancı, kafamda sancı, bacaklarımın zaten bağı çözüldü... asansörün kapısının yanına çömeldim ve nihayet oturabildim, bağdaş kurup, kafamı gömdüm dizlerime, ağlıyorum. *
böyle bi 20 dakika kendi halime salmışlar beni. zamanın nasıl geçtiğini hiç anlamadım, bıraksalar iki saat daha huzurla ağlamak isterdim. “noldu, noldu?” bi salın kardeşlerim. travma yaşıyorum şurda. yok, salmadılar!
yeniden asansöre bindim ama artık yetti bu asansör yahu! yeter bindirmeyin beni buna! yine ikinci kata geldik. bekleme salonunda ki koltuğa oturttular beni, şükür ki oturdum. ambulans, polis geldi ve beni yine asansöre bindirdiler..
devamını gör...
armullah
meme ekspertizi.
edindiği fotoğrafları, yapay zeka ile taratıp alçıda prototipini çıkartıyor. meme atölyesi var. yapay zeka yüzde 0.01 sapma hatasıyla net meme kalıbını çıkarıyor abi dediği günden beri 3d'ye döktüğü memeleri muhafaza ettiği bodrum katını hep merak etmişimdir. eksi 45 derecede muhafaza ettiğinden bahsetti yaz aylarında. sponsoru olmayı teklif etti arsız adam.
eski flörtlerimin memesini 'yanlış anlama' diyerek servis ettiği günden beri diyaloğu kestim kendisiyle. küsüz. sısıss
edindiği fotoğrafları, yapay zeka ile taratıp alçıda prototipini çıkartıyor. meme atölyesi var. yapay zeka yüzde 0.01 sapma hatasıyla net meme kalıbını çıkarıyor abi dediği günden beri 3d'ye döktüğü memeleri muhafaza ettiği bodrum katını hep merak etmişimdir. eksi 45 derecede muhafaza ettiğinden bahsetti yaz aylarında. sponsoru olmayı teklif etti arsız adam.
eski flörtlerimin memesini 'yanlış anlama' diyerek servis ettiği günden beri diyaloğu kestim kendisiyle. küsüz. sısıss
devamını gör...
zengin olup adeta homeless gibi giyinen tipler
göçük burjuva olarak yaşadığım bir sürü sevdiğim insanın ölümden sonra ben böylrydim. taranmamış saçlar, bol gelen kıyafetler, yenmiş tırnaklar, sigaran sararmiş dişler, alkolden şişmiş gözaltları.
zenginlerin neden yaptığını bilmem de ben köpek gibi acı çektiğim için yapıyordum.
zenginlerin neden yaptığını bilmem de ben köpek gibi acı çektiğim için yapıyordum.
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
bir sosyal medya platformunda biri durduk yere dinlediğim bir şarkıcıdan ötürü bana "terörist" dedi bugün. ben de açtım ağzımı yumdum gözümü. beni tehdit etmeye başladı. ben de ona ev adresimi verdim.
sinirlenince fevri davranışlar sergileyebiliyorum. sonra pişman oluyorum.
bazı insanların yıllardır avrupa'da yaşayıp bu ülkeden başka gidecek bir yeri olmayan ve bu ülkeyi çok seven bir insana ( yani bana )"en vatansever biziz, bu ülke bizim siz de kimsiniz?" tavırlarından tiksiniyorum.
adam hem ırkçı, hem homofobik, hem de avrupa'da yaşıyor. bana ermeni d*lü, gay falan da dedi. söylediklerinin hiçbiri değilim. alevi bir türk'üm ama benim için ermeni olmak da gay olmak da ayıplanacak bir şey değildir.
insan hakları evrensel beyannamesi gerçekten çok önemli bir şey. ülkemizde bunu geçerli kılmak için ne gerekiyorsa yapmalıyız. çocuklarımız özgür, güvenli, mutlu, huzurlu bir ortamda yaşamalı.
ama bunun için tren kaçalı çok oldu galiba. bölücübaşı ile görüşenler en vatansever oldular. bizim gibi vatansever sosyalistler dinlediği bir şarkıcıdan ötürü rahatlıkla "terörist" olarak itham ediliyor. üstelik bunu diyen kişi avrupa'da yaşıyor.
37 yaşındayım. kendime güzel bir konfor alanı oluşturdum. bu alandan ölene kadar çıkmayı düşünmüyorum. başka çarem yok çünkü.
güçlü bir insanım. birçok zorluğun üstesinden geldim ama insanlarla uğraşmak, onlara laf anlatmak için sabrım kalmadı artık.
bugün bana iki şey öğretti.
1) kimseye gereğinden fazla iyilik yapma.
2) laf anlamayan insanlarla uğraşma. he de geç.
sinirlenince fevri davranışlar sergileyebiliyorum. sonra pişman oluyorum.
bazı insanların yıllardır avrupa'da yaşayıp bu ülkeden başka gidecek bir yeri olmayan ve bu ülkeyi çok seven bir insana ( yani bana )"en vatansever biziz, bu ülke bizim siz de kimsiniz?" tavırlarından tiksiniyorum.
adam hem ırkçı, hem homofobik, hem de avrupa'da yaşıyor. bana ermeni d*lü, gay falan da dedi. söylediklerinin hiçbiri değilim. alevi bir türk'üm ama benim için ermeni olmak da gay olmak da ayıplanacak bir şey değildir.
insan hakları evrensel beyannamesi gerçekten çok önemli bir şey. ülkemizde bunu geçerli kılmak için ne gerekiyorsa yapmalıyız. çocuklarımız özgür, güvenli, mutlu, huzurlu bir ortamda yaşamalı.
ama bunun için tren kaçalı çok oldu galiba. bölücübaşı ile görüşenler en vatansever oldular. bizim gibi vatansever sosyalistler dinlediği bir şarkıcıdan ötürü rahatlıkla "terörist" olarak itham ediliyor. üstelik bunu diyen kişi avrupa'da yaşıyor.
37 yaşındayım. kendime güzel bir konfor alanı oluşturdum. bu alandan ölene kadar çıkmayı düşünmüyorum. başka çarem yok çünkü.
güçlü bir insanım. birçok zorluğun üstesinden geldim ama insanlarla uğraşmak, onlara laf anlatmak için sabrım kalmadı artık.
bugün bana iki şey öğretti.
1) kimseye gereğinden fazla iyilik yapma.
2) laf anlamayan insanlarla uğraşma. he de geç.
devamını gör...
flörtü olmayanlar gece yatarken ne düşünüyor
bir köşede beklettim projem vardı, ona devam edeceğim de biraz baktım. baya da şey yapmışım. esasında 3 boyutlu bor sandbox ve oyun motoru. rust ve bevy engine üzerine inşa ettim sıfırdan. esasında unity/unreal engine bileniniz vardır belki, ha işte kendi unity/unreal engine mi yapıyorum aslında. yani tam benim gibi bir manyak işi.
2 ay olmuş bakmayalı en son silah falan eklemiştim denemelik.
işin çılgın tarafı şu, unity/unreal engine falan kullansam muhtemelen ortaya oyun bile çıkmıştı ama deli olduğumdan oyun yerine oyun ve deneyler yapmaya imkan tanıyan ortamı inşa ediyorum. arayüzde dahil buna çünkü unity gibi arayüz vermiyor ben sıfırdan yapay zeka ile yapıyorum. daha iyi anlamanız için şöyle diyeyim bir nesneyi taşırken nesneye tıkladığımızda mouse imlecinin onun üzerinde olup olmadığını anlamaktan tutun da , taşırken ki kullandığınız gizmolara kadar ben yapıyorum.
2 ay olmuş bakmayalı en son silah falan eklemiştim denemelik.
işin çılgın tarafı şu, unity/unreal engine falan kullansam muhtemelen ortaya oyun bile çıkmıştı ama deli olduğumdan oyun yerine oyun ve deneyler yapmaya imkan tanıyan ortamı inşa ediyorum. arayüzde dahil buna çünkü unity gibi arayüz vermiyor ben sıfırdan yapay zeka ile yapıyorum. daha iyi anlamanız için şöyle diyeyim bir nesneyi taşırken nesneye tıkladığımızda mouse imlecinin onun üzerinde olup olmadığını anlamaktan tutun da , taşırken ki kullandığınız gizmolara kadar ben yapıyorum.
devamını gör...
bir şehri sevmemek için sebepler
o yok.
devamını gör...
bir şehri sevmemek için sebepler
gürültü ve kalabalık.
devamını gör...
bir şehri sevmemek için sebepler
şehir ruhundan küçük olmaya başladıysa sevmezsin.
devamını gör...
memeleriniz çok güzel
memenin gündeme geldiği şu ağustos ayında standart belirlemek adına, konuşulması şart gibi oldu. sonbahara dolu dolu girelim istiyorum artık sısıs
gizli bahçeler adeta. yersiz türk filmlerindeki 5 saniyelikyatak sahneleri gibi. sır gibi saklayanlarınızı görüyorum memişlerini. nereye götürüyorsunuz canlar o memeleri? bu yük, biraz ağır kaçmıyor mu artık? s bu kadar sütyene boğulmak, abartıya kaçmıyor mu artık? s
delikanlı kadının memesi ortada olur.
bu giz, gizem neden? biz oramızı buramızı esirgiyor muyuz sizden?
sözlüğün en güzel memesinin diko'da olduğuna dair kurduğum hayallerin, bir yalan olmasını istiyorum artık. sısıss
gizli bahçeler adeta. yersiz türk filmlerindeki 5 saniyelikyatak sahneleri gibi. sır gibi saklayanlarınızı görüyorum memişlerini. nereye götürüyorsunuz canlar o memeleri? bu yük, biraz ağır kaçmıyor mu artık? s bu kadar sütyene boğulmak, abartıya kaçmıyor mu artık? s
delikanlı kadının memesi ortada olur.
bu giz, gizem neden? biz oramızı buramızı esirgiyor muyuz sizden?
sözlüğün en güzel memesinin diko'da olduğuna dair kurduğum hayallerin, bir yalan olmasını istiyorum artık. sısıss
devamını gör...
anın fotoğrafı
yabma gara gadın, sen uyma bu mendeburlara. sısıss
bu çıplaklığa hazır değiliz site olarak. infial çıkar. kılları al bari. onurlu olur o duruş.
kıllı memeye direnemeyiz. yoldaş da sevmez böyle fevri hareketleri. kılsız olsa, yoldaş'ı 'kuzenn, en azından kılsızdı' der ikna ederim ben. bana güvefdfgsdf
bu çıplaklığa hazır değiliz site olarak. infial çıkar. kılları al bari. onurlu olur o duruş.
kıllı memeye direnemeyiz. yoldaş da sevmez böyle fevri hareketleri. kılsız olsa, yoldaş'ı 'kuzenn, en azından kılsızdı' der ikna ederim ben. bana güvefdfgsdf
devamını gör...
bir şehri sevmemek için sebepler
artık orada dostlarımın olmaması.
kopuyorum şehrimden. ve hiç sevmediğim bir şehir beni çağırıyor, hissediyorum.
kopuyorum şehrimden. ve hiç sevmediğim bir şehir beni çağırıyor, hissediyorum.
devamını gör...
normal sözlük'ün rengi
mosmor olana kadar savaşımız sürecek.
not: neden mor abijimmm feminikiz de ondan. yrrklar
not: neden mor abijimmm feminikiz de ondan. yrrklar
devamını gör...



