zaman tüneli

onunla tanışmasaydım benim de nedenlerim olurdu.

ama onunla tanıştım...
devamını gör...

voleybolcu kızları tebrik ediyorum.
devamını gör...

devamını gör...

doğma büyüme istanbulluyum. içine doğduğum, parçası olduğum şehiri çok seviyorum ama hem orantısız yurt içi hem de yurt dışı göç'ün sağladığı ekstra nüfus patlaması sebebiyle artık yaşanmayacak bir şehir haline geldi.


inanır mısınız artık izin günlerim gelsin istemiyorum. apartmanınızdan dışarı çıktığınız anda hayatınız işkence halini almaya başlıyor. en yakın mesafeye bile saatlerce trafikten ve insan kalabalığından varamıyorsunuz. belki size garip gelecek ama istanbul'da sadece kahve içecek yer bulmak ve kahvenizi içmeniz saatlerinizi alabilir.

eğer üst seviye mekanlarda veya semtlerde takılıyorsanız, istanbul'da hayat kolaydır. misal bebekte her daim denize sıfır bir mekanda anında boş masa bulabilirsiniz veya yeniköy'de iyi
bir restaurantta rezervasyonsuz bir yer. ıstanbul'da, belirli kesimin girebildiği bölgeler her zaman daha sakin ve daha rafine olur. herkesin girememesi bu ortamları temiz ve sakin tutuyor.

fakat işler standart halkın gidebileceği mekanlara geldiğinde, cehennem, ısısını yüzünüze vurmaya başlıyor. eğer çok uç bir semt değilse( büyükçekmece, beylikdüzü, şile, ağva, göktürk, zekeriyaköy vb), starbucks ve türevi kahvecilerde, ortalama fiyatlandırması olan mekanlarda yer bulma- oturup sakince muhabbet etme şansınız yok.

istanbul'da yaşayan ve burada doğmuş insanlar olarak evlerimizde takılmaya başladık. çoğumuz evde netflix veya diğer online platformları izliyor ve eve yemek sipariş ediyoruz. artık alışverişlerimiz dahi online platformlar üzerinden yürüyor. market ve kıyafet alışverişini dahi online yapıyoruz çünkü öyle bir kalabalık var ki.. markette bile 3 ürün için kuyruk bekliyorsun. istanbul'da en kolay harcanan ve aynı zamanda en pahalı olan şey bu yüzden "zamandır." bu şehir inanılmaz vakit kaybettirir. her şey kalabalık ve trafik yüzünden 2.5 kat vakit alır. buda ciddi bir kişisel zaman kaybı demektir hele ki sınırlı izin gününüz varsa...

mesela istanbul'da her zaman ekstra zaman payı bırakmalısınız. aslında işinizi yapmak için tam zamanında evinizden çıkamazsınız çünkü hiçbir yere zamanında yetişme gibi bir durumunuz yoktur. mesela :

işinize yetişebilmek için mutlaka 2-3 saat önceden yola çıkmalısınız( çünkü trafik her gün değişir. genellikle daha ve daha yoğun hale gelir. geç kalmamak için evden erken çıktığınız o 2-3 saat güvenlik payınızdır)

arkadaşlarınızla buluşacaksanız, gideceğiniz yere göre mutlaka 2-3 saat,

bir organizasyona yetişecekseniz 2.5-3 saat aralığı hep erken çıkmanız gerekir..

hayatınıza hep güvenlik payı eklemek zorunda kalırsınız. burada yaşam daima böyle akar. 500m'lik yolu trafikten 1.5 saatte gidemediğimi biliyorum. bunlar abartı değil. burada yaşayanlara sorun ve teyit edin. aksini söyleyeni bulamazsınız.

bu gibi sebeplerden ötürü istanbul'un asıl sakinleri olarak çok dışarı çıkmıyoruz. bu bireysel bir tercih ama aslında temelinde bir rahatsız edici gerçeklik var. evde kalmayı tercih ediyoruz çünkü başka türlü sakin ve rafine kalabilme şansımız kalmadı.

ben eğer dışarı çıkacaksam, gece çok geç saatleri veya sabahın şafak vaktinden itibaren olan zamanını baz alıyorum. - çünkü toplumun o gereksiz yoğunluk yaratan kitlesi ortalıkta olmuyor ve istanbul kısa süreliğine size ait kalıyor.

sahilde yürüyüş için sabah 4.30-6.30 suları idealdir mesela.
gece oturayım, sakince kafamı dinleyeyim diyorsanız 1-2 suları idealdir. gördüğünüz üzere, boğazın bile zaman dilimi var. :)

ifade etmeden geçmek istemiyorum:

istanbul'da yaşayan arkadaşlar bunu zaten bilir fakat bilmeyen arkadaşlarım için yineliyorum: istanbul'da her saatte, her yerde gezilmez. burada hiç girmemeniz gereken semtler olduğu gibi, çok rahat gezebileceğiniz semtlerde vardır. yukarıdaki zaman dilimleri yaşadığınız semtin yapısına göre kesinlikle değişir. mesela, bu saatlerde boğazda ( yeniköy, tarabya, bebek , caddebostan , kalamış vb) bulunabilirsiniz ama zeytinburnu - avcılar sahilde bulunamazsınız. o yüzden aman diyelim dikkatli olun!

rica ederim dizilerde size gösterilen istanbul'a aldanmayın. burası "dream city" falan değil. her türlü suçun ve suçlunun kol gezdiği ve eğer şehiri ve içerideki kötü niyetleri insanları tanıyamıyorsanız( genelde başka şehirden ve küçük bölgelerden gelen insanlar için), başınıza her şeyin gelebilme ihtimali olan gri bir alandır. buranın suçluları veya dolandırıcıları temiz- bu şehire yeni gelmiş insanı tanır ve özellikle onları seçer. bilhassa, üniversite tercihi yaparken dikkatli olun. 18-19 yaş için burası gerçekten tehlikelidir. başka bir şehirde büyüyüp sırf buranın televizyonlarda gösterilen yüzü için geliyorsanız, gelmeyin. daha küçük, suçtan kirlenmemiş, hala temiz kalabilmiş bölgelerde okuyun. istanbul'dan daha güvende olursunuz. 18 yaşındaki bir genç için ( kız- erkek fark etmez) burada sıfırdan yaşam ciddi tehlikeler barındırır.

------> sunuda eklemeden geçmeyelim:

dizilerde gördüğünüzde istanbuldur. bu bilgi kesinlikle doğru fakat asıl hinlik başka bir yerde saklı.

daha önceki paragraflarda bahsettiğim "belirli kesimin girebildiği bölgeler( zengin ailelerin veya bütçe açısından fazlasıyla rahat olan insanların yaşam alanı)" konusuna geri dönelim. burada direkt bu olgu çalışıyor. yani diziler genellikle elit ve sosyetenin oturduğu semtlerde çekiliyor. hayranlık uyandıran o evler, entelektüel insanların uzandığı şerit halinde sahil kesimi ve niceleri hep üst düzey insanların oturduğu adreslerden seçiliyor ve bu bölgelerde dizinin total süresi kadar evler veya köşkler kiralanıyor.

bu bölgelerde ikamet edebilecek bütçeniz varsa, istanbul'dan daha iyi şehir bulamazsınız. zengin insanların bulunduğu semtlerde can güvenliği ve diğer sorunlar çok olmaz fakat anne- baba maaşı ile okuyacaksanız veya part time çalışarak hayatta kalmayı düşünüyorsanız, istanbul iyi bir tercih değil. ( çünkü hem çok pahalı hem de toplumu çok kirlendi. her çeşit insan var)


yukarıda bahsettiğim ve daha bahsemediğim sayısız sorunu göz önüne alarak söyleyebilirim ki kesinlikle kırsalda yaşamak artık daha cazip geliyor. 90'lı jenerasyondan gelen bir kadınım. yani yaşlı da değilim. buna rağmen, yoruldum. şehir hayatı insanı yoruyor.
devamını gör...

2-3 saatte tek oturuşta biten 120 sayfalık bir kitap. dün fırsat bulabildim okumaya.

biyografi desen değil, roman desen hiç değil, adı üstünde, bir günce. yer yer rahmetlinin düşünceleri karışıyor, ancak yaşadıklarını çok güzel ifade ediyor, sıkmadan bitiriyorsunuz.

kanat güner hakkında bir bilgim yoktu, öğrenmiş oldum.

istanbul çocuğuyum, kendisi 70 doğumluymuş, ve 28 yaşında ölmüş. 90'larda geçtiği yerlerin benzerlerinden (eroin hariç) 2000'lerin ortasında geçtim. bir çok tanıdık şey bulabiliyorsunuz.

christiane felscherinow tarafından yazılmış ünlü wir kinder vom bahnhof zoo [türkçe'ye eroin diye çevrilmiştir] romanı kadar vurucu ya da sağlam yapıya sahip değil, ama sıkıcı da değil. güzel bir hikayeden çok bir insanın psikolojisini gösterme yönü ile öne çıkıyor.

kendi türünde: 7/10
devamını gör...

köyde, köy içinde değil ana yolda yazlık var. köylü ile muhatap olmazsan güzel oluyor.
evin önünde ağaçlar hayvanlar mecburi bir hareket getiriyor hayatına. monoton masa başı işler insana uygun değil bence.

muhtemelen temelli yerlesirim projem tutarsa .
devamını gör...

1 eş yetiyor 2'inciye gerek yok :)
devamını gör...

köyde yaşamayı seviyorum. tek sıkıntı çarşıda işim olduğu günler uyumamak zorundayım. bu yorucu. zaten kırklareli zorlasan kendisi köy abv..
her türlü köyde yaşamak. versus yok.
devamını gör...

animenin ingilizce adı: ı want to love you till your dying day

bir yetimhanede çocuk olduğunuzu düşünün. savaştan nefret ediyorsunuz, zaten isteseniz de savaşacak gücünüz yok.
ama bu yetimhanedeki çocukların tek bir amacı var. bitmek bilmeyen bir savaşta çatışmak...

oda arkadaşınızın bu bitmek bilmeyen bir savaşta öldüğü, sınıfta ruhsuzca söyleniyor. kalıplaşmış bir cümle ile kahramanlıktan bahsedilip sonra hiçbir şey olmamış gibi derse devam ediliyor.
daha onun yasını tutuyorken küçük bir kızla tanışıyorsunuz. üstü başı kan içinde.
ne güzel değil mi? yeni oda arkadaşının ölmesinden artık endişelenmene gerek yok. çünkü o ölümsüz... ölmeyen bir kız...
gerçekten güzel mi? ölememek... gerçekten güzel mi?..

bu animede savaşın dehşetini iliklerine kadar hisseden hassas bir kalp ile, insan öldürme ile maydanoz doğramak, kendisi için aynı şeyi ifade eden, yaptıklarının sonucu idrak edemeyen ve o güne kadar mutluluğu hiç tatmamış bir çocuğun aynı odayı paylaşmasını seyrediyorsunuz.

bu hassas kalbin defalarca maruz kaldığı ahlaki ikilemlere siz ne cevap verirdiniz?

not: maalesef böylesi güzel bir konuya her yapımda olduğu gibi yer yer lgbti sapkınlıkları da katmışlar.
devamını gör...

hiç yola gelmedi asla
aklı basmadı haşa
nasıl anlasın
hiç başı değmedi arşa
kalbi çarpmadı aşkla
nasıl anlasın

devamını gör...

matematik alanındaki yaşanan son olayla birlikte geleceğin evil corp’u olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.
devamını gör...

ben bu tarz konuşan ve kendisini "din alimi" olarak tanıtan herkese üzülüyorum. var olan dini hükümleri değiştirmek, çarpıtmak hatta üstüne yenisini eklemek nedir?

4 büyük kitap indirilmiş. bu kitapların içerisinde bilmemiz gereken her şey zaten yazıyor. kitapta var olmayan cümleleri eklemek, emirler uydurmak, her gün bir şey üretmekte nedir?

bilimkurgu romanı mı yazıyorsunuz?

işte bunlar toplumumuzun cahil olmasından kaynaklanıyor. bu açığı bulmuşlar ve çok güzel kullanıyorlar. herkesin evinde kur'an-ı kerim var ama kimse açıp okumuyor. okumazlarsa, böyle olur.

dinler tarihine geri dönelim. müslümanlık neden bildirildi? neden bir kutsal kitap daha indirildi? - çünkü incil'in değiştirildiği( yazan hükümlerin yeniden yorumlandığı ve orijinal halinden bağımsız hale getirildiği) ileri sürülüyor. peki, şu an müslümanlık için yapılan nedir?

bizim kitabımıza dokunulmadı ama sözlü olarak sürekli hükümler değiştiriliyor ve çarpıtılıyor? bakın bunu bile algılayamayacak bir toplumda yaşıyoruz. dindar olduğunu iddia eden kesim, daha din tarihinden haberdar değil.

ben anlamıyorum. kutsal kitaplarda yer almayan emirleri varmış gibi anlatmak nedir? buna resmen "tanrıcılık oynamak" denir. bir de bu insanlar ibadet ettiğini ileri sürüyorlar. - tabii, gerçekten ediyorlarsa.

benim tanrı'dan ödüm kopuyor. adaleti ve gücü çok keskindir. tanrı'ya karşı böyle bir suç işlemekte nedir?

tanrı'nın gönderdiği dini sürekli değiştirmek?

bu dümdüz şirk.

şirkten büyük hangi günah var?
devamını gör...

sakin olun oylama bitmedi itirazları değerlendireceğiz.
birden çok adaya oy kullanma kanunu kafaları karıştırmış fakat bu konuda itiraz eden yazarlara abaküs ve temel matematik eğitimi ücretsiz verilecektir.
kurulumuz görev başında.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

ben evlilik kurumuna ve evliliğe yol açan sevgi bağına karşıyım.

neden?

insan sevgiye de karşı olmaz değil mi? - bu toplumda olur.

türkiye'de evlilik fazlasıyla sorunlu bir organizma ve evliliğe bakış açısı inanılmaz bir emir- komuta zinciri dahilinde şekilleniyor. aslında türk gelenek ve göreneklerinde "duygusal ilişki kurma ve bunu sağlıklı biçimde yönetebilme" fonksiyonu bulunmuyor.

kadın veya erkek fark etmez. hepimizin problemi aynı. evlilik, iki tarafında maksimum feragat ederek sürdürmesi gereken bir yapı gibi lanse ediliyor. bu işin matematiği şu:

iki kişide beraber olabilmek için birbirlerinin istemediği hiçbir şeyi yapmayacaklar çünkü sevginin ve ömür boyu bağlı kalabilmenin ana kuralı koşulsuz itaat.

sonra ne oluyor biliyor musunuz?

kendinize ait her şeyden,
yapmak istediğiniz ama engellendiğiniz talepleriniz/hayalleriniz yüzünden kendinize olan hevesinizden,
hayata karşı olan umudunuzdan oluyorsunuz.

- ve buna evlilik diyorlar bu ülkede. :)

sevgi koşulla gelmez. sevgi, insana kendi benliğini feda etmeyi şart koşmaz. sevgi ve evlilik, beraberken maksimum seviyede kendin olabildiğin, kendini rahat hissettiğin, daima sevildiğin ve sevdiğin, tamamen sadık kaldığın bir ilişkiyi kapsar.

türkiyede hangisi var?

şimdi burada neden sevelim ve neden evlenelim?

( istisnalar illa ki vardır ama toplumun yüksek yüzdesi için evlilik ve ilişki anlayışı fazlasıyla yanlış. )
devamını gör...

koruduğumuz yazar için linç ediliyoruz abe bu veri tabanı bizim vefamıza hakaret ediyor.d
devamını gör...

96 katılımcı var 150 üzeri oy kullanılmış tek tek toplayınca...

senin kafana s....yım. eko. kim inanır bu ankete?
devamını gör...

ben genelde müzisyenlere küfrediyorum. sen bunu nasıl besteledin seni annesi seks işçisi diyorum. ne varsa klasiklerde var.

(bkz: smells like teen spirit nirvanacısı)
devamını gör...

açık konuşmak gerekirse bu dönem çoktan geçti. politik olarak mümkün değil biliyorum ama reel olarak piyasanın ihtiyacı var.

eskiden 1 liraya bir simit alınırdı. su alınırdı. fatma hürriyet tuvaletleri bedava yapmadan önce izmit merkezde camilerde tuvalete 1 lira verirdik geçerdik.

şimdi artık bırakın bozuk parayı 1 su 1 çay 2 poğaça alıp çıksan 200 lira veriyorsun ki bu en büyük banknot.

geçen sınava gittim. sadece kağıt paraya izin veriliyor. taksi 600 lira yazıyor. gidiş geliş 1200 lira. bir yerde öğle yemeği kişi başı 400-500 lira ki biz 2 kişiydik.

polis cebindeki cüzdan mı dedi. bir deste 200 luk çıkardım. kartla öderken insan anlamıyor ne harcadığını.
devamını gör...

son anket sonuçları sebebiyle kararlaştırdığı eylem.
kelle başı 10k fiyat biçmesi üzdü. ben en az 11k ederdim.
devamını gör...

bizde bu ifade islâm dini hatta doğrudan sünni mezhebinin öğretimi olarak yorumlanır olmuş. ben alevi veya şii değilim ama bu topraklarda yaşayan herkesin kendi inandığı ve kendine göre ibadet ettiği dini öğrenme hakkı olduğuna inanıyorum. sayıca çok az inanını bile olsa eski dünya dinleri de olsa bence din kültürü kapsamında öğretilmeli.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


mesela ben olsam ayda 1 dersi 1 bölüm dizi izleyerek üstüne konuşmaya ayırırdım.

adamlar kendi kültürünü aktarıyor biz neden yapmayalım. elbette bu dediğim pkk terör örgütüyken geçerliydi. artık bırakın eski türklerin islamiyet öncesi inanç biçimlerinin tarihini destanını anlatmayı ve öğretmeyi, yakında türk vatanında türküm demeyi ceza kanunu kapsamına alacaklar.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim