zaman tüneli

günaydın sözlük,
yaklaşık bir haftadır sosyal medya platformlarına girmekten tiksinir hale geldim. o meşhur seksenler tarzındaki fotoğraflar* bir yana, leşi görür görmez üzerine üşüşen akbabalar gibi bir oyuncunun vefatı üzerinden kendi hırs, öfke ve bilumum duygu ve düşüncelerini olur olmaz şekilde boşaltan insanların paylaşımları midemi bulandırıyor artık... neymiş efendim, "böyle yalnız ölümler artacakmış.", "kız arkadaşı ne biçim bir insanmış.", "erkekler, kadınlarla iyi geçinmezlerse yalnız öleceklermiş." falan filan... modern zamanda yalnızlık, izolasyon cart curt gibisinden süslü cümlelerle paylaşım yapan akademisyenleri bile gördü bu gözler.. hani gençlerin başkası adına utanmak anlamında kullandıkları bir kelime vardı? tamam buldum cringe. son zamanlarda gördüğüm en cringe şeyler bunlar olabilir.
devamını gör...

boş boş övme çabasına girmeye gerek yok. tarihin en iyi hapishane temalı dizisi. izlemeyen çok şey kaybeder.
devamını gör...

bugün, varlıklarıyla mutlu olacağımız insanlarla karşılaştığımız bir gün olsun dileklerimizle, günaydın herkese.
devamını gör...

trıvıum - what the dead men say

evet sabahın köründe...
devamını gör...

buradan önce başka bir sözlükteydim. oradan çok güzel bir arkadaş edindim. darısı burasının başına.
devamını gör...

bu basligi gorunce gozlerim bir uzaklara daldi, "hey gidi kotu sozluk........" diye bir ic cektim, sigaramdan derin bir nefes alip sessizlige gomuldum tekrar. *
devamını gör...

bu b.k gibi dünyada seviyorum merkez.


"fotoromansız, trüksü, hilesiz, klişesiz bir beraberlikti bizimkisi.."
devamını gör...

cinayeti kör bir kayıkçı gördü
ben gördüm kulaklarım gördü
vapur kudurdu kuduz gibi böğürdü
hiçbiriniz orada yoktunuz

atiila ilhan/ cinayet saati
devamını gör...

daha uzun yazacağum da sadece bildiğim bu ataerkil ortadoğu s.çmığı ülkede yön göstericim.

feminist olmasaydım yaşayamazdım. litaratürü okumak bile bırak eylemi. içsel ve dışal güç veriyor.

yaşasın kadın dayanışması.
devamını gör...

minnoş butik sözlüğümde tek yaşadığım garip olay bana mesaj atıktan sonra mesajnalınımını kapatmasıydı. güzel şeyler yazıyordu ama bir teşekkür bile edemiyordum.
gitti galiba. yolu açık olsun.
devamını gör...

orada gun agarmak uzre. burada gece coktu. bir yerlerde zaten her zaman gece, degil mi sozluk?

tara jaff & anadolu quartet - malan barkir

"yuregindeki kedere ortagim
guzelim, guzelim, guzelim benim
mecruh ve sahipsiz kaldim bak
yoldasim, yoldasim, yoldasim benim

evleri dagitip, bilinmez diyarlara gittiler
deli kiz, deli yurekli kiz, deli kizim benim,
mengenedeki yuregim tutusuverdi
ah kiz, guzel kiz, benim evimin kadini"
devamını gör...

yapay zeka eğer üstel bir şelilde gelişmeye devam ederse önce beyazyakalıların çoğunun ilerleyen robotik gelişmelerle ise maviyakalıların işini ellerinden alacak. peki biz emekçilere ne olacak şanslı ülkelerdekiler evrensel temel gelirle karın tokluğuna yaşayacağız şanssızlar ise tümden gözden çıkarılacağız.
en fazla 20 yılda emekçileri çok büyük işsizlik bekliyor. şu an iş gücü piyasası çok daradı. 1 yıldır yeğenim işssiz. psikılojik olarak çok yıprandı. çok da yetenekli. türkiyede görünür ev genci olmayan işssizlik oranı yüzde 8.7.

çözüm sadece örgütlü olmak. sermaye nasıl örgütlü ve planlı ise biz de birarada durup, haklarımız için mücaddele etmek zorundayız.
devamını gör...

istifası onaylansaydı bile en fazla 1 bilemedin 1.5 sezon sonra takımın başına geri dönecekti.

koskoca mourinho’yu takımın başına getirip tazminatıyla gönderenler yine bunlar, tedesco gibi son yılların en başarılı adamını da gönderenler yine bunlar.

hayır madem “ismail kartal ile biz sonuna kadar gideceğiz” kafasındaydınız o zaman bu adam 98 puan topladığı sezonun akabinde neden gönderildi?

ali koç, saadettin saran, aziz yıldırım ve daha niceleri “abi bizde 4-5 tane adam var, döndürüp döndürüp onları takımın başına getirtiriz” kafasıyla fenerbahçe’yi batırdılar.

bakıyorsun elin alman’ı, fransız’ı, ingiliz’i, ispanyol’u her zaman “ya bu adam şimdi olmadı ama sistemi oturtsun, gerekli takviyeleri yapsın ve takımı kaynaştırsın o zaman açılır” kafasıyla takım yönettikleri için senelerdir en üst kademelerde başarıya başarı demiyorlar.

sezon başında lukaku ve muriç gibi veteran forvetleri almak yerine parayı basıp vlahovic yahut o ayarda bir adamı alsalardı bugün 3-1 kazanabilirlerdi maçı.

2-3 a class, 6-7 b class adamla bu işler olmaz; geoundouzi ve asensio çok üst düzey adamlar olsalar da kerem, irfan ve oğuz gibi vadesi geçmiş adamlar olduğu müddetçe takım dibe doğru çekilecektir.

kerem bir de bu takıma gelebilmek için benfica’yla oynadığı son maçta gol atarak benfica’yı ucl’ye taşımış ve ucl’de oynama şansını yakarak fenerbahçe’ye transfer olmuştur. be gerizekalı madem fenerbahçe’ye gideceğin kesindi neden o zaman son maçta hırs yaptın? (ucl’de eleme ve lig sisteminde farklı takımlarda forma giyme yasağı kalktı mı bilmiyorum, en son gruplarda real forması giydikten sonra 2007’de milan’a transfer olan ve finalde tribünden kupa törenini izleyen ronaldo yaşamıştı bunu)
devamını gör...

eğer kenarda ödemeniz gereken borçlarınız yoksa( kredi kartı ekstresi ve kredi gibi) kesinlikle üzünülmemesi gereken durumdur. türkiye'de şu an ağır bir mobbing kültürü hakim. insan psikolojik olarak tüketiliyor ve arkasından fiziksel çöküş geliyor( uykusuzluk, yemek yeme problemleri gibi).

bu yüzden bu süreci bir meditasyon ve iyileşme süreci olarak görün. biraz sakinleşmek öz sağlığınız için gerekli.
devamını gör...

yok öyle bir istifa dümenden istifa o.

aykut kocaman telefonları kapatıp çanakkale tatili yapıyor istifasının aynısı. ha geri dönmesin istifadan yarın eşofmanları giymesin bir okka testis varmış diyelim ama hayatı boyunca öyle bir insan olmadı.

antep maçında takımın başında olur. zaten bugün maç planını çok beğendim. olması gereken her şeyi yaptı. elindeki malzemeyle güzel maç planı yapmış. kafasında racon müzikleri çalmıştır galibiyet alırım istifa ederim fikri varmış ama olmadı. ee beraberlikte gayet iyi racondu. geri dönme görelim toplarını ismail hocam.

bir daha asla geri dönmemek üzere istifa ediyorum dedikten sonra yarın dönerse o da ayrı komedi.
devamını gör...

söyleyecek çok şey var, söylenecek hiçbir şey yok" ifadesi, zihnin tıklım tıklım doluyken dilin bu yükü taşıyamayacağını anladığı o olgun kabulleniş anıdır.
​bu durum çaresizlikten ziyade, yüksek bir farkındalık durumudur.
​iletişimin sınırı, hissedilen veya bilinen şey o kadar karmaşık, detaylı ya da derindir ki, bunu kelimelere dökmek durumu basitleştirmekten veya yanlış aktarmaktan başka işe yaramaz.
karşı tarafın anlayabileceği kapasitenin ya da dinlemeye hazır olma derecesinin, sizin anlatacaklarınızın yanına bile yaklaşamayacağını sezdiğinizde ortaya çıkan zihinsel bir tasarruftur.
​içerideki duygu fırtınası o kadar yüksek bir basınca ulaşmıştır ki, tek bir kelime bile söyleseniz baraj kapaklarının patlayacağını bilir ve mantıken susmayı seçersiniz.
​kısacası; mantığın, kelimelerin yetersizliğini kavrayıp duygulara "susuyoruz, çünkü anlatmak hiçbir şeyi değiştirmeyecek" dediği anın en somut özetidir.
devamını gör...

apple'ın teknoloji olarak alışılmış tarzının dışına çıktığı ilk telefondur. fikir harika ama cihazın günlük hayatta kullanılabilir olduğu kanısında değilim. bu telefon daha çok ikonik olsun diye elinizde gezdirdiğiniz chanel çanta işlevi görüyor. 3 tarafı ekran olan bir telefon, günlük hayat içerisinde dayanıklı kullanım sağlamaz. herhangi bir darbe anında direkt dış ekranın atacağını düşünüyorum. ayrıca cihazın katlandığı bölgedeki ekranın uzun vadede sorun oluşturmayacağının da garantisi yok( pigment hatası/ dokunmatik- renk veya direkt görüntü kaybı gibi).

apple'ın geçtiği yeni teknolojilerin hemen alınmaması taraftarıyım. teknolojinin oturması ve olabilecek tüm komplikasyonlar üzerine çözüm üretilebilmesi için en az 1 jenerasyon beklemek gerekiyor. bu sene değil ama seneye belki duo düşünülebilir( bu önümüzdeki 1 sene ortaya çıkan tüm hatalar giderilecek ve böylelikle bir sonraki versiyonu olabildiğince hatasız çıkacak.)


gelelim fiyatlarına... amerika ve avrupa bazında kesinlikle alınabilecek düzeyde fakat türkiye fiyatlarına uzun soluklu kahkaha attım. muhtemelen bu sene itibariyle toplumun %90'nı apple marka telefon alamayacak. baya araba parası ödüyorsunuz. dünya çapında telefonun satıldığı en pahalı ülke konumuna geldiğimiz gerçeğini atlamayalım. iphone'u en pahalıya satan ülkelerin listesi çıkartılmış ve zirvede türkiye var.

buyrun sizinle görseli paylaşıyorum.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


genelde tüm iphone'ler ( duo dahil), 100- 250 bandı arasında fiyatlandırılmışlar. dolayısıyla, cihazı almak için kredi dahi çekemezsiniz. ortalama bir insanın bu bedelde bir krediyi ödeyebilmesi için bankalara aylık 40-50 bandında bir geri ödemeyi gözden çıkartması gerekiyor. bu para, bu ülkede çoğu insanın aylık maaşının üzerinde veya aylık maaşının tamamı ediyor.. para biriktirme usulüne gelirsek.. herhalde net 2 yıllık maaşınızı yemeden kenara koymanız lazım ki güncel bir iphone alabilin..
( hala 17-20 bin bandında emekli maaşı yatırılıyor bu ülkede.. asgari ücret açlık sınırının da dibinde.. siz hayal edin bu cihazlar için para biriktirmek ne kadar zaman alır.)

gerçekten kahkaha atmadan duramıyorum bazen. biz bu ülkede ne yaşıyoruz?
devamını gör...

cinsel eğilim farkı bir aşağılanma sebebi olamaz. eşcinsellik, homofobik toplumlarda maalesef ciddi bir sosyal izolasyon/ aşağılama mekanizması haline geldi. aslında hiçbirimizi başka birinin yatak odası ve bedeniyle ne yaptığı ilgilendirmez. insan içine doğduğu bedenden ve kendi seçimlerinden sorumludur. "kapı komşum nasıl ve kiminle sevişiyor? " diye iz sürersem hem hukuki açıdan hem de insani açıdan büyük suç işlemiş olurum.


"mahrem" çok önemli bir kelimedir. insanların kimsenin öğrenmemesi gereken kişisel yaşamlarını kaplar. hayatınıza aldığınız kişi ve sevişmeleriniz mahremdir. bunlar konuşulamaz, yargılanamaz, yayılamaz, aşağılanamaz veya alay konusu edilemez. istismar etmek veya istismara başvurmak söz konusu dahi değil.

toplum hoşuna gitmeyen veya kolektif açıdan uygun bulmadığı her şeyi "kötü" olmakla nitelendirir. canım mary douglas'ımın "dirty" kavramı tam olarak bunu açıklar.

"toplumun normal saydığı düzenin çıkan her şey "pis/kirlidir."
olay nesnenin veya insanın gerçekten kirli olması değil. kirlilik mecazi anlamda yapıştırılan bir etikettir.

bunun türkiye'de inanılmaz çalıştığını görürsünüz. toplum sürekli hoşuna gitmeyen/ tasvip etmediği şeyi sizi etiketleyerek değiştirmeye çalışır.

"dul kadın gibi giyinmişsin. bu ne?"

" o renk ayakkabı giyilir mi? gay misin sen?"

" sende çok lezbiyen tipi var" ve benzeri bir sürü abuk-subuk yakıştırmayı sizde buralara eklersiniz. yani bitmiyor ve bitmeyecek.
o yüzden spor yaparken dar / daha keskin hatlı kombinler yapan erkekler( atlet- sort), toplum erkek giyim kodlarının dışında kaldığı için yaftalanıyor. spor yapan eşcinsel arkadaşlarımızın olması da bu noktayı daha kullanılabilir hale getirdi ve bu saçma istismar yöntemi kamusallaştı. oysa, insan istediğini yapabilir. kime ne ?

kimin kiminle seviştiğini daha fazla dert eden bir ülke göremezsiniz. mutlu olun. her yer patoloji.
devamını gör...

hardcore vücut geliştiriciler genellikle steroid kullanılır. steroid ise uzun vadede cinsel isteği düşürür ve sertleşme sorunlarına yol açar. o yüzden ılık gözüyle bakılması normaldir.
devamını gör...

babaannem konuşmazdı; mütemadiyen surat asardı.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim