1.
kadın ile erkek eşitliğini savunan , femen, female kökenli kelime.
(femen kökenli bir kelime baştan sanki male kısmını es geçmiş gibi ama hadi neyse bu da hep aklımda bir soru işareti işte..)
(femen kökenli bir kelime baştan sanki male kısmını es geçmiş gibi ama hadi neyse bu da hep aklımda bir soru işareti işte..)
devamını gör...
2.
patriarkaya karşı direnen ve onu yıkmaya çalışan akımdır.
devamını gör...
3.
kadının toplum içinde ötekileştirilmemesini savunan düşünce.
devamını gör...
4.
günümüzde o kadar yanlış insanların dilinde dolaşan bir tabir oldu ki okuyup araştırmayan bir neslin sadece bayan değil kadın ibaresinden feminizm hakkında bilgileri olduğunu sanması içler acısı. ha bir de bunun dalga konusu olduğu bir zamandayız tabi ki. lütfen biraz okuyun
devamını gör...
5.
* koruma bahanesiyle ötekileştiren akım, yazıp kaçılması gereken başlık. tutarlarsa ayaklarından bağlayıp havaya asarlar bakın ben söyleyeyim.
devamını gör...
6.
erkeğe verilen hak ve özgürlüklerin kadına da verilmesini savunan gruptur.
devamını gör...
7.
feminizm haklı mıdır, maskülizm feminizmin tersi midir, yoksa tüm bunların hepsinin üstesinden hümanizm mi gelecektir. bunlar hep fikir; fikirin olduğu yer de karmaşadır
devamını gör...
8.
kadın ve erkek eşitliğini savunan görüştür.günümüzde oldukça yanlış anlaşılmaktadır.
devamını gör...
9.
yöntem konferansı alanındaki nitel araştırma yöntemlerinden biri. kadın hareketi. bu alanda feminizm tüm bilimlerin dünyada erkek merkezli olmasını eleştirir. pozitivizmin reddi, cinsiyet ilişkisinin etkisi, bilimin bu hususlarda değerini yitirmesi, araştırmada cinsiyet bazlı hiyerarşinin varlığı gibi noktalara değindiğini görebilirsiniz.
devamını gör...
10.
kadınların üstünlüğünü değil, erkeklerle olan eşitliğini savunur. çok yanlış anlaşıldığını düşünürüm hep.
--- alıntı ---
feminizm, kadınların haklarını tanıyarak bu hakların korunması amacıyla eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik muhtelif ideolojiler, toplumsal hareketler ve kitle örgütlerinden oluşan hareket.şuradan bakınız efenimm
--- alıntı ---
--- alıntı ---
feminizm, kadınların haklarını tanıyarak bu hakların korunması amacıyla eşitsizliklerin ortadan kaldırılmasına yönelik muhtelif ideolojiler, toplumsal hareketler ve kitle örgütlerinden oluşan hareket.şuradan bakınız efenimm
--- alıntı ---
devamını gör...
11.
feministleri sevmem ama feminizmi severim. denge için şartlar. erkek egemen bir anlayış alıp başını gidince feminizm dengeleyici bir kuvvet olarak öne çıkıyor.
tanım : bir teori ve politik hareket.
tanım : bir teori ve politik hareket.
devamını gör...
12.
feminazi ehehehe falan diye dalga geçenler vardır. feministliği erkek düşmanlığı sananlar da vardır. hayır. ikisi de değil. feministlik; kadın ve erkek eşitliğini savunmak demektir.
devamını gör...
13.
dünyadaki en önemli hareketlerden birisi. bugün kadınların oy vermesi, neredeyse her işte çalışabilmesi vs. tamamen feminist hareketler sonucu mümkündür. ne yazık ki henüz olması gereken bir duruma dünya gelememiştir. daha atılması gereken çok adım vardır.
devamını gör...
14.
ülkemizde yanlış anlaşılan ve bu yüzden özellikle erkekler tarafından düşmanlıkmış gibi algılanan düşüncedir.
devamını gör...
15.
sosyal, ekonomik ve politik eşitliği savunan akım. ilk yazılı eseri mary wollstonecraft tarafından yazılmıştır. tek tanrılı dinlerin getirdiği ataerkil yapı kadını eve tıkmış bu yüzden de zamanla aydınlanan kadınlar haklarını aramışlardır. avrupa’da kadınların mülk hakkı ellerinden alınmış, fransa’da ve diğer ülkelerde başları örtünmeye zorlanmış, almanya’da erkeklerin eşlerini satma hakkı varmış. osmanlı’da ise erkek ve hayvan sayımı yapılırken kadın sayımı yapılmamıştır oysa bir milletin kalkınmasının temelinde kadın ve erkek vardır ki bunu ulu önderimiz de ifade etmiştir. eğitim görmelerine engel olunmuş, kadının adı olmamış ve her zaman eş, kız kardeş, anne olarak görülmüştür. bir kimliği dahi yoktur. ancak başta judith butler gibi radikal feministler kadın haklarını ateşli biçimde savunmuş ve 19. yüzyıl sonrasında marxist-feminism ile şahikaya ulaşmıştır. marxist-feminizm sayesinde kadınlar iş hakkını savunmuştur ancak hala yeterli düzeyde değildir. türkiye kadın çalışan bakımından dünyada 150. sıradadır oecd ülkeleri içinde de sonuncudur.
(bkz: ataerkil dinler ve kadın)
(bkz: ataerkil dinler ve kadın)
devamını gör...
16.
ayak parmaklarının öpülmesinden zevk alan kişiler.
devamını gör...
17.
kısaca : ataerkil düzende var olma savaşıdır.
devamını gör...
18.
lezbiyen değillerdir(istisna vardır)
kadınların üstün olduğunu savunmazlar.
erkek düşmanı, koca bulamayan kadınlardan oluşmaz.
bütün feministler aynı şeyleri düşünmez, yönlüdür.
feminizm, sadece şehirli, orta sınıf kadınlar için değildir, hem de hiç değildir.
kadınların üstün olduğunu savunmazlar.
erkek düşmanı, koca bulamayan kadınlardan oluşmaz.
bütün feministler aynı şeyleri düşünmez, yönlüdür.
feminizm, sadece şehirli, orta sınıf kadınlar için değildir, hem de hiç değildir.
devamını gör...
19.
hakkında yapılan 'eşit çatı'yı taşıyan bir başka kolon' güzellemesine değinmek istiyorum.
mesele iki yönden ele alınmış:
1) bir bireyin tek başına tüm adaletsizliklerle mücadele edecek zamanı ve motivasyonu olmadığı gerçekliği
2) eşit çatıya gittiği düşünülen tüm ekollerin birbirini onadığı varsayımı
birinci ifade güzel bir noktaya temas etmiş. mesela diyelim siz bir hayvan hakları savunucusu'sunuz; kendi meselenizi karşıdakine aktarmaya çalışırken - az biraz muhalif bir tipse- çıkıp diyebiliyor ki 'ohoo hayvana sıra gelene kadar onca kadın şiddete uğruyor' veya 'hayvanlara gelene kadar ortadoğu ve afrika'da onca insan sömürülüyor' veya işte küresel ısınma var, çevre katlediliyor vb. örnekler çoğaltılabilir.
şimdi bir insanın gerçekten zaman ve enerji kapasitesi gereği bu alanların her birini tek tek dava edinmesi imkansız. o yüzden herkes kendine yakın bulduğu bir alandan bir şekilde mücadeleye atılıyor; iş bu sebeple hiç bir şey yapmayan bireylerin bir şeyler yapmak için çabalayanları 'neden başka bir şey daha yapmıyorsun?' diye eleştirmesi gülünç.
bu yönden adaletsizliğin her türlüsü aynıdır , biriyle savaşan hepsiyle savaşır , hepimiz aynı çatı altındayız gibi bütüncül bir yaklaşım makul.
ikinci kısıma gelirsek, burada toplumumuzdaki çok temel bir varsayımın dile geldiğini görüyoruz 'her şeyi iki zıt fikre indirgemecilik' . bu şekilde birbirine birer alternatif sunmayan , hepsi farklı farklı mevzulara dadanan ve bazen birbirine taban tabana zıt düşen -izm'leri cadı kazanında karıştırıp, tek cephe yapma çabasının sonuçsuz ve verimsiz olacağını düşünmekteyim.
bütün alternatif hareketler bir araya gelsin, tüm muhalifler aslında aynı şeyi söylüyor'culuk olayın derinine inmeyen bir yaklaşım .
mesela bu bahsedilen gruplardan sadece biri olan sosyalistler dahi kendi içlerinde tonla fraksiyona ayrılmış durumda. troçkisti stalinistini sevmez, nasyonal olanını kimse sevmez vb. feminizm mesela bir uçta anarka feminizm var, bir uçta islami feminizm. ya da feministler var da maskulenistler yok mu? onları ne yapacağız?
al sana anarşist bir metinden alıntı :
''anarşistler kime karşıdır :
....
-kadınları seks objesine indirgeyen erkek şovenizmine,
-kendisini boğucu tersyüz edilmiş bir erkek şovenizmi ile
kapatmış feminizme''
ya da stalinin bir makalesinden alıntı :
'biz anarşizmin , marksizmin gerçek düşmanı olduğunu savunuruz'
şimdi en temel söylemleri ve istekleri birbirleriyle çelişmekte olan bunca insanı bir araya getirip 'siz kardeşsiniz barışın' demeyi en hafif haliyle güzel bir hayalperestlik olarak yorumluyorum.
peki bu insanlar gerçekten barışmalı mı? aynılık içeren tek bir fikirleri adına, onca yıldır yazılıp çizilmiş ; detaylandırılmış , derinleştirilmiş kendi görüşlerinden uzaklaşmaları ve daha sığ olan büyük görüş 'herkes eşit olsun'un altında hepsi birleşmeli mi?
otoriteye veya sistemin şu anki haline baş kaldıran bu insanları tek bayrak altında toplayıp 'karşı oluş' üzerinden var etmek ve ana fikri bu olan bir cephe oluşturmak bence bu alternatif grupların derin söylemlerini yok edip onları sadece içi boş şovenist kuklalara, agresif aktivistlere çevirecektir.
şu ve şunun gibi sorunlar göz ardı edilemez mesela
-devrim devlet kurmak için mi yapılır ?
-cinsiyet rollerine dair bir şovenist söylem içeren tek yönlü -izmler var olmalı mıdır?
-marksizm mi sosyalizm mi?
-sosyalizm mi anarşi mi?
-yeni bir düzen olacaksa din var olmalı mı?
-dinlerin varlığı kadına baskı oluşturan patriarkal kurumları besler mi?
-şiddet gerekli midir?
-özne gerekli midir*
şimdi siz bu insanları ortak çatı altına toplayıp 3 gün bir arada tutsanız bu ve bunun gibi sorunlar şiddetle tartışılacak 4. günün akşamına herkes yine kendisi gibi düşünenlerle ortak paydadan yürümeye devam edecektir. çünkü en başından ayrılmalarının sebebi kuru kuruya temelsiz bir nefret filan değil. gerçekten fikri temel olarak zıt kaynaklardan beslenen bambaşka düşünceler olmaları.
peki bu dallanma(dallanma dedim diye al işte hepsi aynı ağaçtan gelmiş demek ki diye düşünülmesin, lafın gelişi o) insanlar arasına duvar örüp muhalif hareketin gücünü zayıflatmakta mıdır? kısmen evet .bilenler bilir ankara'da hemen her 1 mayıs'ta ya da benzer protest toplanmalarda mutlaka 2 küçük sol partinin korteji birbirine adeta dalar. kovalamacalar , küfürler... bu olay adeta dothraki düğünlerindeki adam öldürme seromonisi gibi gelenekselleşmiştir olmazsa olmazdır. esp- emep hşş uslu durun bakayım siz orada, kardeş kardeş takılın . bu olaylardan sonra da tayyipçi amcalar çıkıp 'hıh al işte daha kendileri bile geçinemiyo bunlar başa geçse halimiz nice' diye sayıklama şansı bulur.
ama bu fraksiyonlar arası etkileşimi/iletişimi arttırmak birbirleriyle daha çok görüşüp danışmalarını sağlamakla bu duvarlara yüklenilebilir. duvarı kaldıralım derken insanları hiç olmadıkları ve onamadıkları şeyleri savunmaya zorlamak kanımca baştan yenik bir çözüm girişimidir. diyelim ki ben anarşistim en az kapitalizme giydirdiğim kadar marksistlere de giydirmek fikrimin doğasında var. marksistleri kayırmak adına fikrimi sakatlayıp - ama işleyen bir bürokrasi eğer eşitliği savunanlar tarafından yürütülüyorsa yararlıdır- demem beklenemez. insanları 'mevcut adaletsiz düzeni savunan' ve 'eşitlik isteyen' diye iki zıt kutba indirgemekten yana değilim.
mesele iki yönden ele alınmış:
1) bir bireyin tek başına tüm adaletsizliklerle mücadele edecek zamanı ve motivasyonu olmadığı gerçekliği
2) eşit çatıya gittiği düşünülen tüm ekollerin birbirini onadığı varsayımı
birinci ifade güzel bir noktaya temas etmiş. mesela diyelim siz bir hayvan hakları savunucusu'sunuz; kendi meselenizi karşıdakine aktarmaya çalışırken - az biraz muhalif bir tipse- çıkıp diyebiliyor ki 'ohoo hayvana sıra gelene kadar onca kadın şiddete uğruyor' veya 'hayvanlara gelene kadar ortadoğu ve afrika'da onca insan sömürülüyor' veya işte küresel ısınma var, çevre katlediliyor vb. örnekler çoğaltılabilir.
şimdi bir insanın gerçekten zaman ve enerji kapasitesi gereği bu alanların her birini tek tek dava edinmesi imkansız. o yüzden herkes kendine yakın bulduğu bir alandan bir şekilde mücadeleye atılıyor; iş bu sebeple hiç bir şey yapmayan bireylerin bir şeyler yapmak için çabalayanları 'neden başka bir şey daha yapmıyorsun?' diye eleştirmesi gülünç.
bu yönden adaletsizliğin her türlüsü aynıdır , biriyle savaşan hepsiyle savaşır , hepimiz aynı çatı altındayız gibi bütüncül bir yaklaşım makul.
ikinci kısıma gelirsek, burada toplumumuzdaki çok temel bir varsayımın dile geldiğini görüyoruz 'her şeyi iki zıt fikre indirgemecilik' . bu şekilde birbirine birer alternatif sunmayan , hepsi farklı farklı mevzulara dadanan ve bazen birbirine taban tabana zıt düşen -izm'leri cadı kazanında karıştırıp, tek cephe yapma çabasının sonuçsuz ve verimsiz olacağını düşünmekteyim.
bütün alternatif hareketler bir araya gelsin, tüm muhalifler aslında aynı şeyi söylüyor'culuk olayın derinine inmeyen bir yaklaşım .
mesela bu bahsedilen gruplardan sadece biri olan sosyalistler dahi kendi içlerinde tonla fraksiyona ayrılmış durumda. troçkisti stalinistini sevmez, nasyonal olanını kimse sevmez vb. feminizm mesela bir uçta anarka feminizm var, bir uçta islami feminizm. ya da feministler var da maskulenistler yok mu? onları ne yapacağız?
al sana anarşist bir metinden alıntı :
''anarşistler kime karşıdır :
....
-kadınları seks objesine indirgeyen erkek şovenizmine,
-kendisini boğucu tersyüz edilmiş bir erkek şovenizmi ile
kapatmış feminizme''
ya da stalinin bir makalesinden alıntı :
'biz anarşizmin , marksizmin gerçek düşmanı olduğunu savunuruz'
şimdi en temel söylemleri ve istekleri birbirleriyle çelişmekte olan bunca insanı bir araya getirip 'siz kardeşsiniz barışın' demeyi en hafif haliyle güzel bir hayalperestlik olarak yorumluyorum.
peki bu insanlar gerçekten barışmalı mı? aynılık içeren tek bir fikirleri adına, onca yıldır yazılıp çizilmiş ; detaylandırılmış , derinleştirilmiş kendi görüşlerinden uzaklaşmaları ve daha sığ olan büyük görüş 'herkes eşit olsun'un altında hepsi birleşmeli mi?
otoriteye veya sistemin şu anki haline baş kaldıran bu insanları tek bayrak altında toplayıp 'karşı oluş' üzerinden var etmek ve ana fikri bu olan bir cephe oluşturmak bence bu alternatif grupların derin söylemlerini yok edip onları sadece içi boş şovenist kuklalara, agresif aktivistlere çevirecektir.
şu ve şunun gibi sorunlar göz ardı edilemez mesela
-devrim devlet kurmak için mi yapılır ?
-cinsiyet rollerine dair bir şovenist söylem içeren tek yönlü -izmler var olmalı mıdır?
-marksizm mi sosyalizm mi?
-sosyalizm mi anarşi mi?
-yeni bir düzen olacaksa din var olmalı mı?
-dinlerin varlığı kadına baskı oluşturan patriarkal kurumları besler mi?
-şiddet gerekli midir?
-özne gerekli midir*
şimdi siz bu insanları ortak çatı altına toplayıp 3 gün bir arada tutsanız bu ve bunun gibi sorunlar şiddetle tartışılacak 4. günün akşamına herkes yine kendisi gibi düşünenlerle ortak paydadan yürümeye devam edecektir. çünkü en başından ayrılmalarının sebebi kuru kuruya temelsiz bir nefret filan değil. gerçekten fikri temel olarak zıt kaynaklardan beslenen bambaşka düşünceler olmaları.
peki bu dallanma(dallanma dedim diye al işte hepsi aynı ağaçtan gelmiş demek ki diye düşünülmesin, lafın gelişi o) insanlar arasına duvar örüp muhalif hareketin gücünü zayıflatmakta mıdır? kısmen evet .bilenler bilir ankara'da hemen her 1 mayıs'ta ya da benzer protest toplanmalarda mutlaka 2 küçük sol partinin korteji birbirine adeta dalar. kovalamacalar , küfürler... bu olay adeta dothraki düğünlerindeki adam öldürme seromonisi gibi gelenekselleşmiştir olmazsa olmazdır. esp- emep hşş uslu durun bakayım siz orada, kardeş kardeş takılın . bu olaylardan sonra da tayyipçi amcalar çıkıp 'hıh al işte daha kendileri bile geçinemiyo bunlar başa geçse halimiz nice' diye sayıklama şansı bulur.
ama bu fraksiyonlar arası etkileşimi/iletişimi arttırmak birbirleriyle daha çok görüşüp danışmalarını sağlamakla bu duvarlara yüklenilebilir. duvarı kaldıralım derken insanları hiç olmadıkları ve onamadıkları şeyleri savunmaya zorlamak kanımca baştan yenik bir çözüm girişimidir. diyelim ki ben anarşistim en az kapitalizme giydirdiğim kadar marksistlere de giydirmek fikrimin doğasında var. marksistleri kayırmak adına fikrimi sakatlayıp - ama işleyen bir bürokrasi eğer eşitliği savunanlar tarafından yürütülüyorsa yararlıdır- demem beklenemez. insanları 'mevcut adaletsiz düzeni savunan' ve 'eşitlik isteyen' diye iki zıt kutba indirgemekten yana değilim.
devamını gör...
20.
siyasete kurban olan, iyi güzel başlayıp ekstremleşen bir başka sosyal akım daha.
devamını gör...