zaman tüneli

olm şu kız isteme falan ne saçma saçma işler ya? sabahtan beri bir koşturma içerisindeyiz. ne o? kuzenime kız istemeye gidilecek. 4 te çıktık şimdi girdik eve. yarın da nikahı var. lanet olsun, hiç benlik işler değil ya.
devamını gör...

"sözlük kavgasında olayın zirve olduğu zaman... karşıdaki insana hayatının cevabını yazmak üzeresin, klavyeden alev çıkıyo... damarlar şiş, metnin son paragrafında varoluşsal kriz vaat eden tarihi cümleler var... gönder tuşuna basıp derin bi nefs alıyorsun ve cevap bekleme evresine geçiyorsun..."

o sırada karşındaki insandan cevap gelmiyor ve senden daha makul bir insan olduğunu anlıyorsun.
devamını gör...

bütün kadınları bilmem ama annem her zaman haklı çıkmıştır.
devamını gör...

bir ara taksim'de yapılan bir röportaja denk geldim. kadınların hepsi süslü püslü, erkeklerin çoğunda takım elbise var. muazzam ya. şimdi kafanı sağa çeviriyorsun zırto, sola çeviriyorsun pırto.
devamını gör...

özal döneminin ürünü kürt asıllı muhafazakar siyasetçi. 80'lerin sonunda hilton oteli'nin havuzunda şamyel ile yüzdüğüne dair dedikodular duymuştum. sonraki senelerde de erbakan'ın partisinde siyaset yaptı. akp kurulunca kambersiz düğün olmazdı. polis teşkilatı ve içişleri bakanlığında senelerce onun adamları kadrolaştı. fethullahçılarla da arası çok iyiydi. öyle ki fethullahçı olduğu söylentileri görevde olduğu müddetçe hep iddia edilmiştir.

içişleri bakanı iken o dönemin alameti farikası doğulu kökenli kapkaç çeteleri idi. 90'lardan 2010'lara kadar devam eden kapkaççılık, abdülkadir aksu'nun bakanlıktan ayrılması ve içişleri bakanlığındaki adamlarının birer birer gitmesiyle son bulmuştur.
devamını gör...

izlerken veya dinlerken vurgu, tonlama ve temponun çok muntazam olduğu fark edilir. özellikle eski haber spikerleri, radyo tiyatroları, 80'ler ve 90'lar trt sunucuları çok iyi örnek teşkil ederler. bugün sosyal medya dili yuvarlanmış konuşma üretiyor. trt diksiyonunda ise dudak, dil ve çene aktif çalışıyor.
devamını gör...

gün olur.
devamını gör...

tüm kadınlar haklı yay kadınları en haklıdır. yazın kenara
devamını gör...

necip fazıl kısakürek zindandan mehmed'e mektup. tek geçerim.

zindan iki hece, mehmed'im lâfta!
baba katiliyle baban bir safta.
devamını gör...

(bkz: laissez faire laissez passer)
devamını gör...

"hani kurşun sıksan geçmez geceden."
devamını gör...

bütün kadınlarla aynı fikirdesin ya!
-abi kadınlar haklıysa aynı fikirdeyim ne yapayım?
bütün kadınlar nasıl haklı oğlum? bu nasıl bir tesadüf? sen karşılaştığımız bütün kadınlarla aynı fikirdesin ya!
-abi demek ki kıymetli kadınlarla karşılaşıyoruz yani. (bkz: gibi (dizi)) 1x2
devamını gör...

derin analiz kasmak lazım bu sözlük hakkında ve devamlılığı konusunda.
anladığım kadarıyla sözlükte çoğu yazmayip kenarda bekleyenler lucifer, yenge, saplama, soyunma, dmlerden seni karım yapacağım muhabbetleri için geliyor.
tabi biri fotoğraf atsın beğeni atalım bonusu da var.
kitle böyle gibi.
en azından geride kalanlar tayfa diyelim. çünkü geçen sene böyle değildi
devamını gör...

ben cenazemde çalgı çengi istemem.
devamını gör...

uyandığımda hava hâlâ karanlıktı.

yatağın içinde birkaç dakika oturdum. uyanmıştım ama henüz hayata dönmemiştim. gözlerimi açmakla güne başlamak arasında, kimsenin görmediği küçük bir boşluk vardı.

kalkmam gerekiyordu.

kahvaltı yapacak, üzerimi giyinecek, yola çıkacaktım. her gün yaptığım gibi.

lavaboda yüzüme soğuk su çarptım. bir an için kendime geldim. sonra fark ettim ki su yalnızca yüzümü değil, hayatın soğukluğunu da uyandırmıştı.

siyah takımımı giydim.

dışarı çıktığımda dünya da siyah görünüyordu. sokaklar, gökyüzü, insanların yüzleri...

iki saat süren yolculuk başladı. pencereden dışarı bakarken düşündüm: insan sevdiği bir yere giderken yol neden bu kadar kısa gelirdi de sevmediği bir yere giderken zaman neden ağırlaşırdı?

sonunda kalabalığa karıştım.

“günaydın.”

“günaydın.”

kelimeler havada uçuştu. gülümsemeler yüzlere yerleşti. herkes birbirini seviyormuş gibi, herkes buraya aitmiş gibi davranıyordu.

ben de gülümsedim.

çünkü bazen insanın gerçekte ne hissettiğini söylemesi, susmasından daha yorucuydu.

masama oturdum. bilgisayarımı açtım.

ekranın ışığı yüzüme vurdu.

bir an kendime sordum:

ne için çalışıyorum?

sonra cevabı buldum.

yarın yine uyanabilmek için.

belki de hayatın en garip tarafı buydu. insan, yaşamını sürdürebilmek için bütün gününü tüketiyor; sonra tükettiği günün ardından, ertesi gün yeniden başlayabilmek için uyuyordu.

pencereye baktım.

dışarıda hava hâlâ griydi.

ama ilk kez, grinin içinde küçük bir renk aramak istedim.
devamını gör...

(bkz: bütün renkler aynı hızla kirleniyordu)
devamını gör...

lotr varken başka bir film konuşmak, o² israfından başka bir şey değildir.
devamını gör...

ulan sene 1940 bilmemkaç adamın kliması var kliması, polonya cephesinde savaşın geçtiği siperlerde alman askerlerinin cesetleri çıkıyor adamın cebinde prezervatifi var, devlet istihkaktan askerine kuşakabin vermiş ki gurbet ellerde hastalık kapmasın, oy ben ölem yola ize serilem hoffff!
devamını gör...

büyük hayal kırıklığı...

saat 22:00'de başlık altında sol kısmı kilitleyecek, en az 60 entry girilmiş, 15 yazarın hesabını kapattıracak o kutlu iç savaş bugün de çıkmadı... 2-3 gündür bu medeniyet sevdası nedir hiç bilmiyorum ama çok rahatsız edici, sözlük kalitesi adına utanç verici bi sükunet...
devamını gör...

... birinciliği beyaza verdiler cümlesiyle biten jüri isminde özdemir asaf şiiri.

herkesin aynı çamurun içinde aynı hızla kirlendiği bi yerde siyah kiri yutar, gri kamufle eder, beyaz ise en ufak lekeyi anında ele verir. kirlenme hızının eşit olduğu bir yarışta birincilik dağıtmak, eyleme değil sadece görünürlüğü kıstas almaktır. kiri içine gömebilen yoluna devam ederken, saklayamayacak kadar açıkta duranın boynuna birincilik süsüyle suçlu yaftası asılır.

kamuoyunun ahlak bekçiliği tam bu ikiyüzlülükten beslenir. arsızlığı tescilli birinin yeni bir rezilliği kimseyi şaşırtmaz; siyah zaten siyahtır, toplum ondan fazlasını beklemez. bütün öfke, hayatını dürüstlük iddiası üzerine kurmuş birinin tek bir falsosuna saklanır. linç mangasının derdi adalet aramak değildir; temiz kalmaya cüret etmiş birinin düşüşünü izleyip "meğer kimse masum değilmiş" diyerek kendi çamurunu temize çekmektir. jürinin beyaza taktığı o birincilik madalyası, vasatın kendi günahına bulduğu en ucuz bahanedir. aynı mekanizma herhangi bir kurumda veya ofis masasında da tıkır tıkır işler. masada on kişi oturur; sekizi suya sabuna dokunmaz, inisiyatif almaz, sistemin çarkında öylece grileşip gider. içlerinden biri iş çıkarmaya, sorumluluk almaya kalkar. günün sonunda işler sarpa sardığında fatura hata yapma ihtimali olan tek kişiye kesilir. hiç kıpırdamayanlar leke tutmadığı için paçayı kurtarır, sorumluluk alanın yakasındaki en ufak toz tanesi jürinin aradığı kusursuz günah keçisi olur. fatura kirlenene değil, kiri saklayamayana çıkarılır.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim