zaman tüneli
on çeşit psikiyatrik ilaç kullanan ama çekici olan hatunlar
ellerin olsun diye sevilmez ama sonunda ellerin olurlar bir şekilde. biraz da eller uğraşsın diye zararına bırakırsınız şanslıysanız..
nur topu gibi beyin hasarı bırakır giderler. el bombasının pimini çekip yakanızdan içeri doğru pıt diye bırakırlar.
kahramanlık yapmaya gerek yok. erkeği/kadını yok bu işin. kimse kimsenin beyaz atlı prensi, bilmemne prensesi falan değil, olmamalı da..
nur topu gibi beyin hasarı bırakır giderler. el bombasının pimini çekip yakanızdan içeri doğru pıt diye bırakırlar.
kahramanlık yapmaya gerek yok. erkeği/kadını yok bu işin. kimse kimsenin beyaz atlı prensi, bilmemne prensesi falan değil, olmamalı da..
devamını gör...
sadece sarılmak
sadece sarılalım
ruhun gemisinde taşınan bulutlar
geçip gitsin
çimende kalsın göz yaşları
sadece sarılalım
ruhun gemisinde taşınan bulutlar
geçip gitsin
çimende kalsın göz yaşları
sadece sarılalım
devamını gör...
parasız olduğunu deklare ettikten sonra kadınların kaçması
param yok, ihtiyacım da yok emme kaçan kovanlanır, nalet olsun doğam böyle!
kaçmayacan, çömecen çömecen!
kaçmayacan, çömecen çömecen!
devamını gör...
bunun ayarı düğmesi bişeyi yok mu acil
yıllar önce biri bana benzer bir soru sormuştu, yok dedim. sonrası malum..
devamını gör...
kocaelispor tribününde açılan pankart
burası türkiye, anyma etkinliği satanist ritüel diye iptal edilir ama sapkınlığa, beyninin varlığından haberi olmayan belirli bir kısım varlığın yaptığı pankarta geçiş var.
şimdi sorsan "ben sizin anladığınız şeyi ifade etmedim" diye savunma yapanlar olur, devamını yazacaktım da anlayana sivri sinek saz, anlamayana davulu soksan az.
şimdi sorsan "ben sizin anladığınız şeyi ifade etmedim" diye savunma yapanlar olur, devamını yazacaktım da anlayana sivri sinek saz, anlamayana davulu soksan az.
devamını gör...
bunun ayarı düğmesi bişeyi yok mu acil
son sözü ne oldu cümlesindeki son söz olmaya aday o cümle...
her tuşa basmamak lazım tabi.
her tuşa basmamak lazım tabi.
devamını gör...
melahat isimli kızlar
günümüzde pek bulunmazlar. artık anneanne, babaanne olmuşlardır.
devamını gör...
sevilen kadının birden malatya malatya bulunmaz eşin demesi
kerneklidir.
devamını gör...
kişiliği çevresel faktörlere bağlı insanlar
kişiliğim tamamen çevresel faktörlere bağlıdır.
mesela radrasyonlu bir ortamda sadece ben değil kişiliğim de ölür. ölmezsem de kişiliğimden birşey kaybetmem gibi geliyor.
mesela radrasyonlu bir ortamda sadece ben değil kişiliğim de ölür. ölmezsem de kişiliğimden birşey kaybetmem gibi geliyor.
devamını gör...
kişiliği çevresel faktörlere bağlı insanlar
#4063045
siz psikolojik misiniz? siz karar mercii misiniz? sizin ne haddinize travmaları olan insanları kullanmak. tasvip etmiyorum..
ben böyle insanlar gördüğümde ellerini tutup gözlerine bakarım ve haydi söyle ne istiyorsun onu yapalım derim destek olurum.. hatta net bir cevap vermezse kavga ederim.
siz psikolojik misiniz? siz karar mercii misiniz? sizin ne haddinize travmaları olan insanları kullanmak. tasvip etmiyorum..
ben böyle insanlar gördüğümde ellerini tutup gözlerine bakarım ve haydi söyle ne istiyorsun onu yapalım derim destek olurum.. hatta net bir cevap vermezse kavga ederim.
devamını gör...
parasız olduğunu deklare ettikten sonra kadınların kaçması
malesef doğrudur. çünkü neden kaçmasın? boş cüzdan demek, boş gelecek demek. parasızlık sadece para değil ki huzuru da götürür, sevgiyi de. zaten hayat zor, bir de yanındaki adam sallantıdaysa kafa nasıl rahat etsin? kadın da haklı liman arıyor, huzur arıyor. kimse kuru kuruya aşk her şeyi çözer masalına girmesin, o iş ancak romantik filmlerde olur.
devamını gör...
bir kadından alınan en güzel iltifat
bana kimse iltifat etmedi. hayrına iltifat edecek sözlük kadınları dm*
devamını gör...
kişiliği çevresel faktörlere bağlı insanlar
en sevdiğim, en kullanışlı insanlar bunlar...
kendi kişilikleri hiçbir zaman tam oturmamış oluyo bunların... genelde çocukken yaşadıkları travmalar yüzünden bir kısımları hala çocuklukta kalıyo ister istemez, en ufak bir dış uyaranda direkt kişilikleri değişebiliyo... yani bakınca çok makyevalist gözükebiliyorlar başta, hatta yerini çok saf, salak tarzında acınası bi izlenim de alabiliyo zamanla ama her insanın yanında bambaşka karakterlere büründükleri için nimet gibi geliyorlar bana...
mesela tek başınayken gayet normal bi insan gibi oturup konuşuyo... ne zaman yanına biraz daha baskın, kendine güvenen birisi geliyo, bunun bütün ayarları değişiyo. beş dakika önce "bence bunu yapmasak daha iyi" diyen adam, diğerinin iki kere "olm boşver lan yaparız" demesiyle hayatında ilk defa devrim yapacakmış gibi gaza geliyo.
en sevdiğim insan tipi bunlar, kullanıma ve manipülasyona felaket açık... iki güzel sözle her istediğini yapabilme potansiyelleri var... bazı insanların özgüvene ihtiyacı var, bazılarının sevgiye, bazılarının terapiye. bunların yanında biraz daha baskın bir insan bulunması yetiyo valla... 12 saat önce söylediği her şeyin tam tersini yapabiliyorlar... müthiş değil mi?
kendi kişilikleri hiçbir zaman tam oturmamış oluyo bunların... genelde çocukken yaşadıkları travmalar yüzünden bir kısımları hala çocuklukta kalıyo ister istemez, en ufak bir dış uyaranda direkt kişilikleri değişebiliyo... yani bakınca çok makyevalist gözükebiliyorlar başta, hatta yerini çok saf, salak tarzında acınası bi izlenim de alabiliyo zamanla ama her insanın yanında bambaşka karakterlere büründükleri için nimet gibi geliyorlar bana...
mesela tek başınayken gayet normal bi insan gibi oturup konuşuyo... ne zaman yanına biraz daha baskın, kendine güvenen birisi geliyo, bunun bütün ayarları değişiyo. beş dakika önce "bence bunu yapmasak daha iyi" diyen adam, diğerinin iki kere "olm boşver lan yaparız" demesiyle hayatında ilk defa devrim yapacakmış gibi gaza geliyo.
en sevdiğim insan tipi bunlar, kullanıma ve manipülasyona felaket açık... iki güzel sözle her istediğini yapabilme potansiyelleri var... bazı insanların özgüvene ihtiyacı var, bazılarının sevgiye, bazılarının terapiye. bunların yanında biraz daha baskın bir insan bulunması yetiyo valla... 12 saat önce söylediği her şeyin tam tersini yapabiliyorlar... müthiş değil mi?
devamını gör...
20-09-2026 amedspor beşiktaş maçı
hökümat destekli kürtspor vs beşiktaş
beşiktaşın hakemide yenmesi gerekecek karşılaşma...
akpnin futbol ligini bile dizayn edip maskarılığa döndürdüğü uzun zaman oluyor.
beşiktaşın hakemide yenmesi gerekecek karşılaşma...
akpnin futbol ligini bile dizayn edip maskarılığa döndürdüğü uzun zaman oluyor.
devamını gör...
20-09-2026 amedspor beşiktaş maçı
süper ligde mücadele eden bir takımı lider olmak için yenmemiz gerekiyor.
aptal saptal anlamlar yükleyip olası bir kayıpta maçı gereğinden fazla probleme yol açacak bir şeye dönüştürmeye gerek yok. israil takımıyla evinde oynamanı sağlayamayan hükümetin işi o.
aptal saptal anlamlar yükleyip olası bir kayıpta maçı gereğinden fazla probleme yol açacak bir şeye dönüştürmeye gerek yok. israil takımıyla evinde oynamanı sağlayamayan hükümetin işi o.
devamını gör...
sevilen kadının birden malatya malatya bulunmaz eşin demesi
ışıktan hızlı kaçmak gerekir.
devamını gör...
normal sözlüğün enleri
en yargı dağıtıcı: çözülemeyen sudoku
en hamaratı: sevimlihortlakkespır.
en hamaratı: sevimlihortlakkespır.
devamını gör...
mindhunter
yavru karganın bana kilitlediği yine seri katillerle dolu olan bir dizi.. ilk bölümü çok sıkıcı ama sonrasında sarıyor..
dizi fbı’ın profil tanımlamaya ilk adım atmasını konu alıyor.. bir çok işlenen cinayet, bir sürü seri katil var..
içlerinden biri diyor ki “aynı vahşeti işleyen insanların duygu durumları ve o an hissettikleri aynı olabilir mi?” önce kendi aralarında bunu konuşup ispat etmeye çalışırlarken, iş birden komisyona ve en azılı seri katillerle görüşmeye başlamalarıyla devam ediyor..
dizi tam da burada başlıyor..
birçok katille, birçok görüşme yapıyorlar..
ve sanırım dizinin en fazla rahatsız eden tarafı da burası.. insanoğlunun zihnindeki karanlıkları, çocuklukta maruz kalınan şiddetin, aşağılanmanın, ihmalin ve türlü travmanın bazı insanlarda nasıl korkunç yerlere varabildiğini dinlemek bile insanın içini ürpertiyor.. tabi bunların hiçbiri tek başına bir insanı katil yapmıyor.. zaten dizi de tam olarak bunu anlatmaya çalışmış.. aynı acılardan geçen binlerce insan hayatına devam ederken bazıları neden bütün öfkesini başka insanların üzerine kusuyor? o kırılma nerede oluyor? hangi noktada düşünce - dürtüye, dürtü de eyleme dönüşüyor?
ilk seri katille görüşmeye gittiklerinde donup kalıyorsun.. ne bileyim, bilinçaltında o adamın tehlikeli olduğunu biliyorsun.. ve öyle dikkat çekici bir seri katille başlamışlar ki görüşmeye, koltuğunda ses çıkarmadan izliyorsun.. sanki fazla kıpırdansan dönüp sana bakacak gibi..
o cüssesine rağmen son derece sakin, aklı başında hatta yer yer sempatik biçimde konuşmaya başlayınca insan daha çok geriliyor.. çünkü kafamızdaki katil görüntüsü bu değil.. bizim ülkemizde gördüğümüz bir anlık öfkeyle işlenen cinayetler.. ama bunlar öyle değil.. adamın sakinliğinden korkuyorsun.. bağırmasını, gözlerinin dönmesini, bir yerinden kötülük akmasını bekliyorsun.. ama akmıyor.. oturmuş gayet normal konuşuyor.. ve o sakinlikle her cinayetini planladığını düşününce daha çok geriliyor insan..
neyse,
ajanlardan hiç bahsetmeyeceğim.. hangi duyguda ne görmemiz gerekiyor "bak burada şundan bahsetti, hemen diğer katillere bakalım" titizliğini görüyoruz zaten dizi boyunca..
ve son olarak üçüncü sezonun olmaması var ki onu çok garipsedim.. yani “eh, burada da hikayeyi kapattık” denilecek bir yerde bırakmamışlar.. aksine bazı şeyleri ağır ağır hazırlayıp, taşları dizip, insanı iyice meraklandırıp tam kilit bir noktada bitirmişler ki "eeeeeee" diye kalıyor insan..
en azından o adam öldü mü onu tam gösterseydiniz!!!
dizi fbı’ın profil tanımlamaya ilk adım atmasını konu alıyor.. bir çok işlenen cinayet, bir sürü seri katil var..
içlerinden biri diyor ki “aynı vahşeti işleyen insanların duygu durumları ve o an hissettikleri aynı olabilir mi?” önce kendi aralarında bunu konuşup ispat etmeye çalışırlarken, iş birden komisyona ve en azılı seri katillerle görüşmeye başlamalarıyla devam ediyor..
dizi tam da burada başlıyor..
birçok katille, birçok görüşme yapıyorlar..
ve sanırım dizinin en fazla rahatsız eden tarafı da burası.. insanoğlunun zihnindeki karanlıkları, çocuklukta maruz kalınan şiddetin, aşağılanmanın, ihmalin ve türlü travmanın bazı insanlarda nasıl korkunç yerlere varabildiğini dinlemek bile insanın içini ürpertiyor.. tabi bunların hiçbiri tek başına bir insanı katil yapmıyor.. zaten dizi de tam olarak bunu anlatmaya çalışmış.. aynı acılardan geçen binlerce insan hayatına devam ederken bazıları neden bütün öfkesini başka insanların üzerine kusuyor? o kırılma nerede oluyor? hangi noktada düşünce - dürtüye, dürtü de eyleme dönüşüyor?
ilk seri katille görüşmeye gittiklerinde donup kalıyorsun.. ne bileyim, bilinçaltında o adamın tehlikeli olduğunu biliyorsun.. ve öyle dikkat çekici bir seri katille başlamışlar ki görüşmeye, koltuğunda ses çıkarmadan izliyorsun.. sanki fazla kıpırdansan dönüp sana bakacak gibi..
o cüssesine rağmen son derece sakin, aklı başında hatta yer yer sempatik biçimde konuşmaya başlayınca insan daha çok geriliyor.. çünkü kafamızdaki katil görüntüsü bu değil.. bizim ülkemizde gördüğümüz bir anlık öfkeyle işlenen cinayetler.. ama bunlar öyle değil.. adamın sakinliğinden korkuyorsun.. bağırmasını, gözlerinin dönmesini, bir yerinden kötülük akmasını bekliyorsun.. ama akmıyor.. oturmuş gayet normal konuşuyor.. ve o sakinlikle her cinayetini planladığını düşününce daha çok geriliyor insan..
neyse,
ajanlardan hiç bahsetmeyeceğim.. hangi duyguda ne görmemiz gerekiyor "bak burada şundan bahsetti, hemen diğer katillere bakalım" titizliğini görüyoruz zaten dizi boyunca..
ve son olarak üçüncü sezonun olmaması var ki onu çok garipsedim.. yani “eh, burada da hikayeyi kapattık” denilecek bir yerde bırakmamışlar.. aksine bazı şeyleri ağır ağır hazırlayıp, taşları dizip, insanı iyice meraklandırıp tam kilit bir noktada bitirmişler ki "eeeeeee" diye kalıyor insan..
en azından o adam öldü mü onu tam gösterseydiniz!!!
devamını gör...
bir kadından alınan en güzel iltifat
"aaa gözlük mü kullanıyorsun gözlük çok yakışmış". kesin hoşlanıyor benden neyse..
devamını gör...