zaman tüneli
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
eskiler artık anlamlı değildir fakat yeni içinde bir düzen ve bağlantı kurulamamıştır.neyi geride bıraktığını bilirsin ama yeni yol da sana yabancıdır. nereye gittiğini degil bilmediğini yaşarken bulursun kendini.
devamını gör...
tanrı’nın yedek parça üretmemesi
o konuda tanrıya ben de çok kırgınım. yedek bir beyin çok iş görürdü. bunu fazla hırpaladım. tekliyor sürekli.
devamını gör...
gece yazıları
içimde, adını koyamadığım eski bir akşam..
saçlarıma kadar çıkmış bir sessizlik var bugün.. gözlerimin altında uykusuzluktan başka şeyler birikmiş..
gece ağır ağır eve doluyor.. pencereyi aralıyorum.. dışarıda birkaç geç kalmış araba, karşı apartmanda hâlâ yanan tek tük pencereler... bir yerlerde biri uyuyamıyor olmalı.. başka bir evde su kaynıyor belki, biri mutfakta çıplak ayakla dolaşıyor, biri telefonunun ekranına bakıp yazmaması gereken bir cümleyi yazıyor, sonra siliyor.. uzaktan bakınca her pencere yarım bırakılmış bir cümleye benziyor..
gece..
birbirinden habersiz insanların aynı yaraya başka isimler verdiği tuhaf bir saat..
sokakta ilerleyen saat, odanın içinde ilerlemiyor.. sigara dumanı olsaydı tavana doğru kıvrılırdı diye düşünüyorum.. uzaktan bir kapı kapanıyor.. sonra yine o derin sessizlik..
geceye ve kaybolanlara..
saçlarıma kadar çıkmış bir sessizlik var bugün.. gözlerimin altında uykusuzluktan başka şeyler birikmiş..
gece ağır ağır eve doluyor.. pencereyi aralıyorum.. dışarıda birkaç geç kalmış araba, karşı apartmanda hâlâ yanan tek tük pencereler... bir yerlerde biri uyuyamıyor olmalı.. başka bir evde su kaynıyor belki, biri mutfakta çıplak ayakla dolaşıyor, biri telefonunun ekranına bakıp yazmaması gereken bir cümleyi yazıyor, sonra siliyor.. uzaktan bakınca her pencere yarım bırakılmış bir cümleye benziyor..
gece..
birbirinden habersiz insanların aynı yaraya başka isimler verdiği tuhaf bir saat..
sokakta ilerleyen saat, odanın içinde ilerlemiyor.. sigara dumanı olsaydı tavana doğru kıvrılırdı diye düşünüyorum.. uzaktan bir kapı kapanıyor.. sonra yine o derin sessizlik..
geceye ve kaybolanlara..
devamını gör...
ankara
devamını gör...
geceye bir fransızca şarkı bırak
devamını gör...
memesi şeyler
"armo" açmış başlığı; sonra "neden abazayız?"... yaz, destan yaz istersen ama "neden abazasın belli".
devamını gör...
ankara
güzel şehir de bu şehre yağmur ve gri hava yakışıyor. eylül bitecek hala arada bile olsa güneş görüyoruz mutlu değilim
devamını gör...
biceps vs six pack
(bkz: ikiceps)
devamını gör...
biceps vs six pack
ben dişlek olduğum için spor yapamıyorum.
o da solcu olmakla ilgili dediler: "solcular dişlek olurmuş".
triceps yaptım bir işe yaramadı. hep dişlek olmam yüzünden.
herkes ağzıma bakarken, six pack olsa ne, ten pack olsa ne yazar?
o da solcu olmakla ilgili dediler: "solcular dişlek olurmuş".
triceps yaptım bir işe yaramadı. hep dişlek olmam yüzünden.
herkes ağzıma bakarken, six pack olsa ne, ten pack olsa ne yazar?
devamını gör...
biceps vs six pack
abi askerde üçgen vücut yaptık da o mecburiyettendi. döndüm yine bira batağına düştüm ya yoksa ikisi de vardı. vazgeçemiyorum. iki defa spor salonuna yazılıp (her seferinde 6k verdim) ikişer ya da üçer defa gidip bıraktım.
biraz geç anlamama ve pahalıya mal oldu ama olsun. kapalı alan beni boğuyormuş.
bence en önemlisi bacak kası. bacak sağlamsa cinsel hayatı da çok güzel etkiliyor.
biraz geç anlamama ve pahalıya mal oldu ama olsun. kapalı alan beni boğuyormuş.
bence en önemlisi bacak kası. bacak sağlamsa cinsel hayatı da çok güzel etkiliyor.
devamını gör...
geceye bir fransızca şarkı bırak
devamını gör...
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
sanırım kaliteli bir müzik zevki var.
devamını gör...
geceye bir fransızca şarkı bırak
"le vent nous portera"
devamını gör...
sözlük yazarlarının fotoğrafları
#4068120 ilk üç kelime çok sıkıntı knk.
devamını gör...
biceps vs six pack
saçma bir versus.
ne biceps ne six pack.
konuşamam sadece el fetişi. eli güzel olan el kaldırsın. *
ne biceps ne six pack.
konuşamam sadece el fetişi. eli güzel olan el kaldırsın. *
devamını gör...
sözlük yazarlarının fotoğrafları
eko'ya zarf mı attı şimdi o?
devamını gör...
geceye bir fransızca şarkı bırak
devamını gör...
sözlük yazarlarının fotoğrafları
kadına ihtiyacım yok kardeşim emek verdik emek
edit: sıkıntı olduğunu düşünen üstteki fotoğrafa baksın geçer “knk”
edit: sıkıntı olduğunu düşünen üstteki fotoğrafa baksın geçer “knk”
devamını gör...
saint michael and the dragon
aziz mikail ile ejderhanın karşılaşmasını tasvir eden, kökleri hristiyanlığın erken dönemlerine kadar uzanan oldukça eski bir ikonografik anlatı. hikayenin temelinde vahiy kitabındaki ejderha bulunuyor. burada ejderha, şeytanı ve kötülüğü temsil ediyor; mikail ise ona karşı duran ilahi gücün sembolü.
özellikle orta çağ'dan itibaren bu sahne avrupa sanatında iyice yaygınlaşıyor. çünkü dönemin insanı için ejderha sadece masallardaki bir yaratık değil; günahın, şeytanın, kaosun ve insanın içindeki karanlığın ete kemiğe bürünmüş hali. mikail'in ejderhayı ayaklarının altına alması da bu yüzden basit bir “kahraman canavarı öldürdü” sahnesi değil. mesaj daha net: kaosun üzerine düzen basıyor. rönesans ve sonrasında sanatçılar bu sahneyi defalarca yeniden yorumluyor. bazı eserlerde mikail neredeyse kusursuz ve ilahi bir figür olarak gösterilirken, bazılarında savaşın şiddeti ve ejderhanın çaresizliği özellikle öne çıkarılıyor. zırh, kılıç, kanatlar ve ejderha gibi unsurlar da zamanla neredeyse standart bir görsel dile dönüşüyor.
ama bence bu tasvirlerin asıl güzel tarafı başka. çünkü mikail'in karşısındaki şey yalnızca bir ejderha değil. insanlığın binlerce yıldır isim verdiği bütün o belirsizliklerin, korkuların ve kontrol edilemeyen şeylerin sembolü. ejderhayı öldürmek ise “artık kötülük yok” anlamına gelmiyor. tam tersine, kötülüğün var olduğunu kabul edip yine de karşısında durabilmek anlamına geliyor.
o yüzden bu çizime bakınca insan ister istemez biraz kendine dönüyor. herkesin hayatında ayağının altında ezmeye çalıştığı bir ejderha var. kiminde korku, kiminde öfke, kiminde geçmiş, kiminde kendi kafasının içi.
ve belki de mikail'in asıl anlattığı şey ejderhayı öldürmek değil;
ondan korkarken bile kılıcı elinden bırakmamak.
özellikle orta çağ'dan itibaren bu sahne avrupa sanatında iyice yaygınlaşıyor. çünkü dönemin insanı için ejderha sadece masallardaki bir yaratık değil; günahın, şeytanın, kaosun ve insanın içindeki karanlığın ete kemiğe bürünmüş hali. mikail'in ejderhayı ayaklarının altına alması da bu yüzden basit bir “kahraman canavarı öldürdü” sahnesi değil. mesaj daha net: kaosun üzerine düzen basıyor. rönesans ve sonrasında sanatçılar bu sahneyi defalarca yeniden yorumluyor. bazı eserlerde mikail neredeyse kusursuz ve ilahi bir figür olarak gösterilirken, bazılarında savaşın şiddeti ve ejderhanın çaresizliği özellikle öne çıkarılıyor. zırh, kılıç, kanatlar ve ejderha gibi unsurlar da zamanla neredeyse standart bir görsel dile dönüşüyor.
ama bence bu tasvirlerin asıl güzel tarafı başka. çünkü mikail'in karşısındaki şey yalnızca bir ejderha değil. insanlığın binlerce yıldır isim verdiği bütün o belirsizliklerin, korkuların ve kontrol edilemeyen şeylerin sembolü. ejderhayı öldürmek ise “artık kötülük yok” anlamına gelmiyor. tam tersine, kötülüğün var olduğunu kabul edip yine de karşısında durabilmek anlamına geliyor.
o yüzden bu çizime bakınca insan ister istemez biraz kendine dönüyor. herkesin hayatında ayağının altında ezmeye çalıştığı bir ejderha var. kiminde korku, kiminde öfke, kiminde geçmiş, kiminde kendi kafasının içi.
ve belki de mikail'in asıl anlattığı şey ejderhayı öldürmek değil;
ondan korkarken bile kılıcı elinden bırakmamak.
devamını gör...
