zaman tüneli
prenses olsan hangisi olurdun
belle olurdum
devamını gör...
özgür biri çalışmayı mı çalışmaktan özgürleşmeyi mi seçer
hiç "özgür biri" tanımadım. yok bence.
devamını gör...
28 eylül 2026 türkiye italya maçı
cacık jenerasyondan bi cacık olmayacağını gösteren maç.
devamını gör...
mantar gibi türeyen çaylaklar
çocuklaaar, çocuklar.
biz hariç hepiniz bir ara çaylaktınız, unutmayın.*
biz hariç hepiniz bir ara çaylaktınız, unutmayın.*
devamını gör...
sözlük yazarlarının söylemek istedikleri
hayatla ilgili bilmem gereken çok önemli bir şeyi, bir hileyi bilmiyorum ve tam böyle ölmeye yakın öğrenecekmişim gibi geliyor.
devamını gör...
omuz ağrısı
kara murat benim!*
şaka şaka, söz konusu sağlık.
geçmiş olsun herkese.
şaka şaka, söz konusu sağlık.
geçmiş olsun herkese.
devamını gör...
good luck babe (yazar)
biz kendilerinden razıyız. ceza alması garip olmuş tabii.
devamını gör...
özgür biri çalışmayı mı çalışmaktan özgürleşmeyi mi seçer
türkiye'deki askerlik sistemi ile amerika'daki askerlik sisteminden örnek verebiliriz. türkiye'deki gençler askere gitmemek için binbir türlü bahanelere sığınırdı eskiden. şimdi de 15-20 gün yapmak için neredeyse 400k para veriyorlar.
amerika'da ise gönüllük esasına dayalıdır ve askerlik senin mesleğin olur. bir kaç senelik sözleşme imzalarsın, senen bitince sorarlar "devam etmek istiyor musun?" diye, eğer devam etmek istemezsen non-reenlistment (yeniden sözleşme yapmama) şeklinde sivil hayata geçiyorsun. ayrıca maaşları 4bin dolardan başlıyor, hakları da gayet güzel.
e böyle olunca, özgür adama çalışmak güzel oluyor. bir şeyi ne kadar fazla zorunlu kılarsan, insan psikolojisi onu illa bir yerlerden kaytarmaya çabalayacaktır.
amerika'da ise gönüllük esasına dayalıdır ve askerlik senin mesleğin olur. bir kaç senelik sözleşme imzalarsın, senen bitince sorarlar "devam etmek istiyor musun?" diye, eğer devam etmek istemezsen non-reenlistment (yeniden sözleşme yapmama) şeklinde sivil hayata geçiyorsun. ayrıca maaşları 4bin dolardan başlıyor, hakları da gayet güzel.
e böyle olunca, özgür adama çalışmak güzel oluyor. bir şeyi ne kadar fazla zorunlu kılarsan, insan psikolojisi onu illa bir yerlerden kaytarmaya çabalayacaktır.
devamını gör...
omuz ağrısı
birkaç hafta önce yaşadığım ağrı. arka kol çalışırken sanırım ters hareketle iyice geriye ittirdim kolumu. o an fark etmedim. bilahare süren ağrılardan sonra anladım. salak gibi üzerine tekrar kol çalışmaya devam ettim, belki geçer diyerek. sonra bir baktım ki ağrım artıyor falan. have a break. yaklaşık 1 hafta hiç spor yapmadım, öyle fit vücudum da yoktur yani. neyin tribiyse bendeki. neyse işte bir hafta sonra omuz ağrım geçti ama ürküttü beni. dikkat etmek gerekiyor.
devamını gör...
özgür biri çalışmayı mı çalışmaktan özgürleşmeyi mi seçer
mevcut şartlarda çalışarak da özgürleşmek pek mümkün olmadığı için özgür biri çalışmayı seçmek zorunda kalır.
devamını gör...
maskeli depresyon
geçen hafta tatile çıkmaya çalışıp bir anda ağlayarak eve döndüğüm gün, bir şeylerin yolunda olmadığını çok net hissettim... yıllar sonra ilk kez, evimden yüzlerce kilometre ötede mükemmel kıymalı börek yapan bi börekçide panik atak geçirdim...
adam orada tık tık tık küt küt diye tezgahta kıymalı börek kesiyo, televizyonda haberler açık... ben masada önümde yarısı yenmiş börekle öleceğime ikna oluyorum... gözlerim kararıyo, kalbim göğsümden fırlayacak ama ben içimden ''sakın burada bayılma, adamlara kıymalı böreğin ortasında rezillik çıkarma'' diye kendimle kavga ediyorum... o an börekçiye baktım mesela yardım etmesi için ama konuşamadım, sesim bile çıkmadı, hatta yan masamdaki adama bile seslenecek dermanım yok... dışarıda tanımadığım insanlar kaldırımdan geçip gidiyo, herkesin bi acelesi var... ben elimdeki yağlı peçeteyi avucumun içinde sıkıp nefes almaya çalışıyorum...
inanır mısınız bilmiyorum ama günler önce kaçarcasına eve döndüğüm zaman odanın ortasına bıraktığım o kırmızı bavul hala aynı yerde duruyo... buna tembellik mi dersiniz, korkaklık mı yoksa üşengeçlik mi dersiniz bilemiyorum... kaç gündür kapağını biraz aralayıp içinden çekip çektiğim çoraplarla yaşıyorum...
son zamanlarda fark ettim ki ben bayağı bayağı maskeli bir depresyonun içerisindeyim... dışarıya bol gülmeli şeyler yansıtırken içimdeki o ses hiç durmadan üzüyo beni... gün içerisinde durduk yere ağlama krizlerine giriyorum, kapkaranlık bi kısır döngüde yuvarlanıp gidiyorum...
perdeler kapalı, loş bi ortam ve sadece bilgisayarın o soluk ışığıyla günlerimi, gecelerimi geçiriyorum... uyuyamıyorum, uyanamıyorum... ruhumun bu kadar uç noktalarda gidip gelmesinden çok yoruldum artık... hayatım koltukla yatak arasındaki mesafeden ibaret... bazen odanın ortasında durup hangisine yatsam diye 10 dakika düşünüyorum, ikisi de aynı geliyo...
yerimden kalkmam gerek... önce o bavulu boşaltmam, sonra evi havalandırmam ve hemen ardından sokağa bir adım atmam lazım... geçen gün perdeyi azıcık aralayıp baktım, herhangi bi salgın ya da savaş çıkmamış, sokaklar güzel gözüktü gözüme...
kendimi gerçekten iyileştirmek istiyorum...ama bu sefer lafta kalsın istemiyorum...
çünkü bu karanlık odada, o mavi ışığın karşısında yalnız kaldığım her saniye geriye dönüp bakmak zorunda kalıyorum... ve o aynadaki yüzümle yüzleşmek gerçekten canımı acıtıyo. hep kendimi mağdur sanıyodum. hep beni kimse anlamıyo, herkes bana karşı kafasındaydım. ama meğer o karanlığı, o zehri kendi ellerimle ekmişim etrafıma. başkalarını suçlamak, bencilce yakıp yıkmak kolaydı da, günün sonunda kendi kötülüğünle teke tek kalmak insanın nefesini kesiyomuş... ben kimseyi anlamamışım aslında...
adam orada tık tık tık küt küt diye tezgahta kıymalı börek kesiyo, televizyonda haberler açık... ben masada önümde yarısı yenmiş börekle öleceğime ikna oluyorum... gözlerim kararıyo, kalbim göğsümden fırlayacak ama ben içimden ''sakın burada bayılma, adamlara kıymalı böreğin ortasında rezillik çıkarma'' diye kendimle kavga ediyorum... o an börekçiye baktım mesela yardım etmesi için ama konuşamadım, sesim bile çıkmadı, hatta yan masamdaki adama bile seslenecek dermanım yok... dışarıda tanımadığım insanlar kaldırımdan geçip gidiyo, herkesin bi acelesi var... ben elimdeki yağlı peçeteyi avucumun içinde sıkıp nefes almaya çalışıyorum...
inanır mısınız bilmiyorum ama günler önce kaçarcasına eve döndüğüm zaman odanın ortasına bıraktığım o kırmızı bavul hala aynı yerde duruyo... buna tembellik mi dersiniz, korkaklık mı yoksa üşengeçlik mi dersiniz bilemiyorum... kaç gündür kapağını biraz aralayıp içinden çekip çektiğim çoraplarla yaşıyorum...
son zamanlarda fark ettim ki ben bayağı bayağı maskeli bir depresyonun içerisindeyim... dışarıya bol gülmeli şeyler yansıtırken içimdeki o ses hiç durmadan üzüyo beni... gün içerisinde durduk yere ağlama krizlerine giriyorum, kapkaranlık bi kısır döngüde yuvarlanıp gidiyorum...
perdeler kapalı, loş bi ortam ve sadece bilgisayarın o soluk ışığıyla günlerimi, gecelerimi geçiriyorum... uyuyamıyorum, uyanamıyorum... ruhumun bu kadar uç noktalarda gidip gelmesinden çok yoruldum artık... hayatım koltukla yatak arasındaki mesafeden ibaret... bazen odanın ortasında durup hangisine yatsam diye 10 dakika düşünüyorum, ikisi de aynı geliyo...
yerimden kalkmam gerek... önce o bavulu boşaltmam, sonra evi havalandırmam ve hemen ardından sokağa bir adım atmam lazım... geçen gün perdeyi azıcık aralayıp baktım, herhangi bi salgın ya da savaş çıkmamış, sokaklar güzel gözüktü gözüme...
kendimi gerçekten iyileştirmek istiyorum...ama bu sefer lafta kalsın istemiyorum...
çünkü bu karanlık odada, o mavi ışığın karşısında yalnız kaldığım her saniye geriye dönüp bakmak zorunda kalıyorum... ve o aynadaki yüzümle yüzleşmek gerçekten canımı acıtıyo. hep kendimi mağdur sanıyodum. hep beni kimse anlamıyo, herkes bana karşı kafasındaydım. ama meğer o karanlığı, o zehri kendi ellerimle ekmişim etrafıma. başkalarını suçlamak, bencilce yakıp yıkmak kolaydı da, günün sonunda kendi kötülüğünle teke tek kalmak insanın nefesini kesiyomuş... ben kimseyi anlamamışım aslında...
devamını gör...
arda güler
bı kere boş kaleye gol attı diye halı sahada takılır gibi her maç santradan falan kaleye vurmayı deneyen bebe. gerekli gereksiz her yerde topuk pası denemeleriyle skills videosu çalışmalarıda cabası. hâlâ bekliyoruz çıkıp kıyaslandığı messi, yamal falan gibi bir maçı almasını. bı ara bellingham ile kıyaslıyorlardı herif dünya kupasında gruplardan sonra 3 maç üst üste ikişer ikişer atarak takımını yarı finale çıkardı. ama o ingiltere ile oynuyor falan diyecek olan varsa geçmişte de dediğim gibi e haaland norveç gibi bir ülkeyle 55 milli maçta 65 gol atmış diyorum. arda yıldızsa yanındakilerin seviyesini yukarı çeker. siz değil misiniz arjantin için de paul falan çöp onları oynatan messi diyen. hani arda messi ayarındaydı.
çalhanoğlu, kenan falan milli takımda oynamıyor diyorlar ya, yoksa arda da mı milli takımda oynamıyor. dünya kupasında yok, uluslar ligi'nde yok, en çok lazım olduğu büyük maçlarda kayıp. hangi maçı alcan arda san marino ile hazırlık maçını mı.
çalhanoğlu, kenan falan milli takımda oynamıyor diyorlar ya, yoksa arda da mı milli takımda oynamıyor. dünya kupasında yok, uluslar ligi'nde yok, en çok lazım olduğu büyük maçlarda kayıp. hangi maçı alcan arda san marino ile hazırlık maçını mı.
devamını gör...
ibrahim hacıosmanoğlu
cehalet damlayan zırvator.
devamını gör...
özgür biri çalışmayı mı çalışmaktan özgürleşmeyi mi seçer
özgürleşmiş insan çalışmayı mı seçer, yoksa çalışmaktan özgürleşmeyi mi seçer? soru yine başlığa sığmadı
bence insan için mesele çalışmak ya da çalışmamak ikilemi değildir. asıl mesele, çalışmanın artık bir zorunluluk olmaktan çıkıp özgür bir faaliyet haline gelmesidir. özgürlük, çalışmamak değil ne yapacağını seçebilme hakkıdır.
bence insan için mesele çalışmak ya da çalışmamak ikilemi değildir. asıl mesele, çalışmanın artık bir zorunluluk olmaktan çıkıp özgür bir faaliyet haline gelmesidir. özgürlük, çalışmamak değil ne yapacağını seçebilme hakkıdır.
devamını gör...
barış alper yılmaz
bitik balon.
devamını gör...
online yemek sipariş uygulamalarındaki indirimler
bazı indirimler yemek kartlarında değil de banka kartlarında geçiyor ona sinir oluyorum. yemek kartıyla 650 lira olan yemek, banka kartıyla 400 liraya düşüyor. tamam yine iyi ama yemek kartımda para var banka kartını niye tercih ediyim abi ben.
devamını gör...
mantar gibi türeyen çaylaklar
c.s
burdan dönmez. şup şup'la bir olup her şeyi yaptınız. masum ayağına yatmayı bırakın.
ne kadar kara vicdanlı ve kötü insanlar olduğunuzu herkes gördü.
burdan dönmez. şup şup'la bir olup her şeyi yaptınız. masum ayağına yatmayı bırakın.
ne kadar kara vicdanlı ve kötü insanlar olduğunuzu herkes gördü.
devamını gör...
busemuse (yazar)
devamını gör...
geceye bir şarkı bırak
devamını gör...

