zaman tüneli
geceye bir şarkı bırak
içindeki duygu yoğunluğunu müziğine bu kadar güçlü yansıtan başka bir isimle karşılaşmadım. şarkılarına gönlünden geçtiği güzellikleri de konu etmesini dilerim ama çabuk çöktü, hüzünden başka bir şeye yetecek kadar ömrü kalmadı ne yazık ki.
devamını gör...
günlük hayatta foreshadowing aramaya başlamam
öncelikle nedir bu fore bilmem ne kardeşim diyen dostlar, foreshadowing, senaristin seyirciye spoiler vermeden spoiler vermenin yolunu bulmasıdır.... filmde ilk gördüğümüzde “ne alaka” dediğimiz, iki saat sonra “hasss” diye ayağa kalktığımız detaydır...
normalde sinemada ve edebiyatta kullanılır... ben günlük hayata uygululuyorum ve artık çok yoruldum bundan...
her şey birisinin anlatacağı hikayeyi dinlerken ufak detayları önceden fark etmemle başladı... mesela
karşımdaki insan konuşmanın başında “zaten ben normalde kahve içmem” diyorsa, içimden hemen “hımm... bu ileride dönecek” dediğim zaman başladı bu musallatın gerçekleşmesi...
geçenlerde arkadaşım konuşmanın ortasında “ben aslında çocukken yüzme biliyodum...” dedi... ortada yüzmeyle ilgili hiçbir konu yoktu... kadın bana iş yerindeki müdürününün mobbingini anlatıyodu... ben o andan sonra anlatılan hiçbir şeyi dinlemedim, sadece bunun ileride nasıl kullanılacağını bekledim... kadın kırk dakika boyunca müdürünün mobbinginden, ofisteki klimadan, birbirleriyle sevişen evli çalışanlardan bahsetti... ben de salak gibi bu yüzme meselesi nereye bağlanacak acaba diye içimden delirdim... hiçbir yere bağlanmadı...
sonra fark ettim... birisi geçen hafta bir anahtar buldum diyorsa anahtarın hangi kapıyı açacağını düşünüyorum... ne bileyim, yarın annemle dışarı çıkacağım diyorsa annesinin üçüncü perdede neden önemli olduğunu merak ediyorum...
daha da kötüsü artık gelecek zamanlı bi şeyler bekliyorum insanlardan... bu aralar çok mutluyum dedikleri zaman karakterin başına gelecek felaketi bekliyorum... yarın erkenden kalkıcam hehehe diyen arkadaşlarıma içimden “nah kalkarsın, senaryoda böyle bişi yok...'' diyorum...
normalde sinemada ve edebiyatta kullanılır... ben günlük hayata uygululuyorum ve artık çok yoruldum bundan...
her şey birisinin anlatacağı hikayeyi dinlerken ufak detayları önceden fark etmemle başladı... mesela
karşımdaki insan konuşmanın başında “zaten ben normalde kahve içmem” diyorsa, içimden hemen “hımm... bu ileride dönecek” dediğim zaman başladı bu musallatın gerçekleşmesi...
geçenlerde arkadaşım konuşmanın ortasında “ben aslında çocukken yüzme biliyodum...” dedi... ortada yüzmeyle ilgili hiçbir konu yoktu... kadın bana iş yerindeki müdürününün mobbingini anlatıyodu... ben o andan sonra anlatılan hiçbir şeyi dinlemedim, sadece bunun ileride nasıl kullanılacağını bekledim... kadın kırk dakika boyunca müdürünün mobbinginden, ofisteki klimadan, birbirleriyle sevişen evli çalışanlardan bahsetti... ben de salak gibi bu yüzme meselesi nereye bağlanacak acaba diye içimden delirdim... hiçbir yere bağlanmadı...
sonra fark ettim... birisi geçen hafta bir anahtar buldum diyorsa anahtarın hangi kapıyı açacağını düşünüyorum... ne bileyim, yarın annemle dışarı çıkacağım diyorsa annesinin üçüncü perdede neden önemli olduğunu merak ediyorum...
daha da kötüsü artık gelecek zamanlı bi şeyler bekliyorum insanlardan... bu aralar çok mutluyum dedikleri zaman karakterin başına gelecek felaketi bekliyorum... yarın erkenden kalkıcam hehehe diyen arkadaşlarıma içimden “nah kalkarsın, senaryoda böyle bişi yok...'' diyorum...
devamını gör...
kendini ana karakter sanmak
(bkz: benlik)
devamını gör...
elzem (yazar)
tıpkı adı gibi; çok gerekli, vazgeçilmez, olmazsa olmaz...
devamını gör...
neden yaşıyorsun sorusuna verilebilecek cevaplar
bilmem. belki de hayatın bana bir borcu vardır.
devamını gör...
gemide
tıpkı ağır roman gibi başarılı bir alaturka film. filmin kurgusu en önemli özelliği. zorlu bir kurgu. izleyiciye panaromik bir şekilde ve adeta bir empati sarmalı yaşatabilmek adına, konudan ayrı bir şekilde düşünülmüş. bu tür zorlu kurgular yorucudur. izlediğiniz filmi anlamakta zorluk çekersiniz. size ne ifade etmeye çalıştığına karar vermeniz için tekrar tekrar ben ne izledim diye düşünmeniz gerekebilir. bu açıdan bakarak bir sanat filmi ile karşı karşıya olduğunuzu da söyleyebiliriz. belki de teknik açıdan bir takım benzerlikler vardır sadece. bilemiyorum. sinema eleştirmeniliği yapabilecek biri değilim.
film aslında insanları özel bir takım sosyal/psikolojik/dramatik/trajik durumların içerisinde resmetmekten başka bir şey yapmıyor. * bu tür filmler siyasi yaklaşımlardan özellikle uzak durur fakat bir o kadar da siyaset ve felsefe yaptırır kafaların içerisinde. kubrick filmleri verebileceğim en iyi destekleyici örneklerdir. kubrick'in siyasi bir takım manifestolar oluşturmak adına film yaptığına yeminler edebilirsiniz. ideolojik güdülü yapıtlar traflı olmak ve taraflı bir bakış açısıyla yapılmak zorundadırlar. * hayat görüşü denilen şey de siyaset/ideoloji yerine geçebilir eser oluştururken. kubrick'in de bir hayat görüşü olduğunu biliyoruz. mükemmele güdülenmiş sanat yapıtları ideolojik yaklaşımları sancı olarak algılayacak ürünler oldukları için insanları hiçbir yere varmayan düşüncelere gark etmekte oldukça başarılıdırlar.
insanları, çözünürlüğü yüksek bir şekilde anladıktan sonra düşündükleriniz/hissettikleriniz hep sizin kendi güzelliklerinizidir.
film aslında insanları özel bir takım sosyal/psikolojik/dramatik/trajik durumların içerisinde resmetmekten başka bir şey yapmıyor. * bu tür filmler siyasi yaklaşımlardan özellikle uzak durur fakat bir o kadar da siyaset ve felsefe yaptırır kafaların içerisinde. kubrick filmleri verebileceğim en iyi destekleyici örneklerdir. kubrick'in siyasi bir takım manifestolar oluşturmak adına film yaptığına yeminler edebilirsiniz. ideolojik güdülü yapıtlar traflı olmak ve taraflı bir bakış açısıyla yapılmak zorundadırlar. * hayat görüşü denilen şey de siyaset/ideoloji yerine geçebilir eser oluştururken. kubrick'in de bir hayat görüşü olduğunu biliyoruz. mükemmele güdülenmiş sanat yapıtları ideolojik yaklaşımları sancı olarak algılayacak ürünler oldukları için insanları hiçbir yere varmayan düşüncelere gark etmekte oldukça başarılıdırlar.
insanları, çözünürlüğü yüksek bir şekilde anladıktan sonra düşündükleriniz/hissettikleriniz hep sizin kendi güzelliklerinizidir.
devamını gör...
neden yaşıyorsun sorusuna verilebilecek cevaplar
çünkü bir tabancam yok.
devamını gör...
kendini ana karakter sanmak
kitabın sonunda pkk da, faiz lobisi de, siyonist de, fetö de, darbeci de, dış mihrak da bizzat kendisi çıktı. biz biliyorduk ama aktroller şok!
devamını gör...
ekonovich'ten uygulamalı kaos dersi almak
evet arkadaşlar, ben resmi olarak ekonovich hocamın öğrencisiyim... seçmeli ders olarak iki seçeneğim vardı, ya izlanda sinemasında zaman, mekan ve gay karakterlerin 17 dakika boyunca hiçbir şey söylememesi üzerine kurgu dersini alacaktım ya da ekonovich abimden uygulamalı kaos ve sözlük içi kriz yönetimi dersini... her vizyoner insanın yapacağını yaptım, ikincisini seçtim...
hocamız sınıfa gelir gelmez direkt olarak tahtaya şunu yazarak başladı: “amacımız sadece kaosu yaratmak değil, yaratılan kaosun kendi kendine büyümesini de sağlayacak mimariye erişmesi....”
özellikle ekonovich hocam müthiş bi müfredat oluşturmuş... ilk olarak sözlük içerisindeki olası ittifak ve yer bulma çabaları kısmıyla başladık, bu kısımlar biraz sıkıcı geçti aslında ama inanın çok öğretici oldu benim için...
daha sonra bir tartışmanın içine girmeden tartışmanın merkezine yerleşme tekniklerini işledik. bu ders benim için dönüm noktası oldu... çünkü insanın kavga etmeden de olayların ortasında kalabileceğini öğrendim... hatta hocam bize uygulamalı olarak gösterdi. derste hiçbir şey söylemedi, sadece bi anket açtı ama ders bitiminde sınıftaki herkes birbirine düştü...
sonraki hafta kaos çıktıktan sonra sorumluluk almadan ortamı gözlemleme konusuna geçtik. bu derste hocamız özellikle asla ilk tepkiyi veren olmamamızı önerdi...
şimdilerde kaos çıkarmanın en etkili yöntemlerini işliyoruz, gelecek hafta da konu olarak kaosun ortasında masum görünme ve olaylardan habersizmiş gibi davranma tekniklerini işleyeceğiz... bunlardan çok yüksek not alacağımı inanıyorum..
arada öyle şeyler söylüyo ki direkt not alıyorum... hatta özlü sözlerini paylaşayım sizinle altını
çizmişim çünkü...
mesela demiş ki, “sözlükte en tehlikeli insan en çok konuşan değil, konuşması için doğru anı bekleyendir... bu insanları asla karşınıza almayın...''
sonra diğer bi sözü de: ''bir anket açtığınızda artık sorumluluk sizin değil, seçeneklerindir...''
ama benim favorim şu dostlar: ''normal sözlükte herkesin birbirini yanlış anlaması için yeterince malzeme vardır, ekstra üretip düşünmek yerine enerjinizi keşfetmeye kullanın...''
hocamız sınıfa gelir gelmez direkt olarak tahtaya şunu yazarak başladı: “amacımız sadece kaosu yaratmak değil, yaratılan kaosun kendi kendine büyümesini de sağlayacak mimariye erişmesi....”
özellikle ekonovich hocam müthiş bi müfredat oluşturmuş... ilk olarak sözlük içerisindeki olası ittifak ve yer bulma çabaları kısmıyla başladık, bu kısımlar biraz sıkıcı geçti aslında ama inanın çok öğretici oldu benim için...
daha sonra bir tartışmanın içine girmeden tartışmanın merkezine yerleşme tekniklerini işledik. bu ders benim için dönüm noktası oldu... çünkü insanın kavga etmeden de olayların ortasında kalabileceğini öğrendim... hatta hocam bize uygulamalı olarak gösterdi. derste hiçbir şey söylemedi, sadece bi anket açtı ama ders bitiminde sınıftaki herkes birbirine düştü...
sonraki hafta kaos çıktıktan sonra sorumluluk almadan ortamı gözlemleme konusuna geçtik. bu derste hocamız özellikle asla ilk tepkiyi veren olmamamızı önerdi...
şimdilerde kaos çıkarmanın en etkili yöntemlerini işliyoruz, gelecek hafta da konu olarak kaosun ortasında masum görünme ve olaylardan habersizmiş gibi davranma tekniklerini işleyeceğiz... bunlardan çok yüksek not alacağımı inanıyorum..
arada öyle şeyler söylüyo ki direkt not alıyorum... hatta özlü sözlerini paylaşayım sizinle altını
çizmişim çünkü...
mesela demiş ki, “sözlükte en tehlikeli insan en çok konuşan değil, konuşması için doğru anı bekleyendir... bu insanları asla karşınıza almayın...''
sonra diğer bi sözü de: ''bir anket açtığınızda artık sorumluluk sizin değil, seçeneklerindir...''
ama benim favorim şu dostlar: ''normal sözlükte herkesin birbirini yanlış anlaması için yeterince malzeme vardır, ekstra üretip düşünmek yerine enerjinizi keşfetmeye kullanın...''
devamını gör...
vincenzo montella
milli takımı yarım asır sonra dünya kupasına götürmüş avrupa kupasında 16 yıl sonra çeyrek finale taşımış uluslar liginde üçüncü ligden birinci lige çıkarmış yerli lobisi tarafından beğenilmeyen hoca
devamını gör...
içmedeyiz normal sözlük
devamını gör...
hangi manifest kızısın sorusu
hadi kadınlar yapınca anlıyorum da koca koca adamlar "hangi manifest kızısın?" muhabbeti yapıyor ya ona uyuz oluyorum. erkek adam dediğin hepsi gülçin'den başka biri olamaz.
devamını gör...
bütün parçaların güzel olduğu albümler
tame impala-currents
2015 yılında yapılmış bir albüm, bense henüz yeni keşfettim. maalesef.
2015 yılında yapılmış bir albüm, bense henüz yeni keşfettim. maalesef.
devamını gör...
petyr baelish
hak ettiğini bulmamıştır, çok acılar çekmeliydi, işkencelere maruz kalmalıydı ya da en kötü ramsay bolton'la aynı kaderi yaşamalıydı ama yok, adam allahın sevgili kulu gibi yaşarken her istediğini elde edip, acısız şekilde hakkın rahmetine kavuşmuştur.
devamını gör...
normal sözlük en meriç erkek yazar anketi
itirazlar var, seçim tekrarlanacak mı acaba. merakla bekliyoruz..
devamını gör...
barış alper yılmaz
geçen sezon başı ekran karatma olaylarına girdi. menejer ile zammı kaptılar. bence o gün bugündür bitik. evet bazı maçlarda ortaya çıkıp sivrildi. ama süreklilik olmadı. bir takım istatistikler kasmış olabilir. sezon bitti su kaynatmaya başladı. rakipler çözdü. artık rakibiyle değil! kendiyle güreşmeye başladı. tmm süper ligde iyi güzel. ama ciddi işlerde bir var bir yok. acilen toparlanması lazım. ve en önemlisi direkt sağ bek olmalı. yoksa onun form tutmasını beklersek bazı şeyler elden kaçabilir. niye sağ bek diyorum. çünkü fb de ferdi vardı. driplingle ileri atardı takımı. barış ta bunu yapabilir. ama ileri koyulduğu zaman rakip önlemini aldı mı ? vasata dönüşüyor.
devamını gör...
mantar gibi türeyen çaylaklar
(bkz: zamanlaması manidar)
devamını gör...
esnaf kurye
motosikletli kaba saba insanlar aklımda çağrışım yaptığı için hoşlanmadığım kitledir. işini efendice ve saygıyla yapanları tenzih ederim.
devamını gör...
25 yaşından sonra sevgili yapmanın zorlaşması
bayanlar için 25 tepe noktası, sonrasında zorlaşmaya başlıyor ama erkekler için tepe noktası 30-35'tir.
25 yaş erkek için dezavantaj.
eğer ailesi altına araba çekmişse 25 yaş erkek için iyidir ama çoğu erkek mezun olup çalışmaya başlaması 25 yaşı oluyor. 30-35'e kadar parasal anlamda daha iyi olduğundan manita yapmak da çok daha kolay oluyor.
25 yaş erkek için dezavantaj.
eğer ailesi altına araba çekmişse 25 yaş erkek için iyidir ama çoğu erkek mezun olup çalışmaya başlaması 25 yaşı oluyor. 30-35'e kadar parasal anlamda daha iyi olduğundan manita yapmak da çok daha kolay oluyor.
devamını gör...

