zaman tüneli

teyzeye bak, tüm yorumlar için tek tek cevap yazmış. oldu olacak fidel castro gibi ''tarih beni haklı çıkaracaktır'' diye biten bir müdafaa kaleme alsaydın .
devamını gör...

akpli olmak fakir sayısını çoğaltır, fakirliği çözmez. fakirliğin çözümü ingilizci akpden kurtulmaktır.
devamını gör...

yeni partinin yaptığı tüm protestolar sapına kadar haklı ve helaldir.
siz bakmayın sanki yolsuzluğu muhalifler yapmış gibi göstermeye çalışan alıklara. halk aptal değil, aktrollerin ucuz numaralarını ve iftiralarını kimse yemiyor. anca sosyal mecrada birbirlerini sıvazlıyorlar.
imamoğluna soruşturma açan minnak enişte gürlek kendi karısına, ib. melihe, fonfon fatmaya soruşturma açabilmiş mi ki herifin nesine inancan? keriz olmayın.
devamını gör...

herhalde hesabımı ve uygulamayı sileli 9 ay oluyor. gerekmedikçe de tekrar indirmem.
devamını gör...

telefonumun hafızası dolmuş. bu zamana kadar çektiğim videoları silmeye kıyamıyordum. sanatsal bir değeri olmayan videolar bunlar.örneğin; uyuyan bir sokak köpeğinin nefes alış verişini çekmişim, 2 dakika.bütün bir çubuk krakeri taşıyan karıncayı yuvasına kadar takip edip, diğer karıncaların onu “kıt kıt kıt” diye parçalayıp yuvaya sokmalarını... (çubuk kraker yerken ben de kendimi bir öğütücü olarak görüyorum — ritmik bir öğütücü: kıt kıt kıt kıtkıtkıt kıtkıt...) a’dan z’ye birçok konu içeren videolar çekmişim ve silmeye kıyamıyordum.
ama şimdi, hiç düşünmeden silebiliyorum.bu konuyu düşünüyorum şimdi...son senelerde hayatımdan birçok şeyi bir çırpıda atabiliyorum.bu, önceleri hayal edemediğim bir şeydi.bir şarkıda bir söz vardı, aklımda kalan:> “önceden ulaşmak için uyumadan hayal ettiğin, artık elini sürmediğin eski geçkin heveslerin...”
telefonumun hafızası neredeyse boşaldı.
“bakalım neleri silmemişim, ortak özellikleri neler?” diye şöyle bir göz gezdirdim.
genellikle aile, güldüğüm videolar, bir zamanlar duygusal bağ kurduğumu sandığım evcil hayvanlar falan...
düşününce, ben epey bir sadeleşiyorum.
çocukluk hayallerimin peşinden gidiyorum ve hayallerim bitmek üzere.
sanki çocukluğuma olan borcumu ödemiş gibiyim.
dediğim gibi, artık birçok şeyi kolayca silebiliyorum.

börtü böcek edindiğim dertler, tasalar... bir kalemde “tiki tak” silebiliyorum.
belki bu hayatın döngüsüdür.
belki de yaşamın korkunç güzelliği beni öyle büyülüyordu ki, şimdi o güzelliklerin beni etkilemesine izin vermediğim için dertlere, tasalara takılıyordum.
bir kuşun kalp atışı mesela...
elime ilk aldığımda — hatta ne eli, parmağıma ilk aldığımda — yumurtadan yeni çıkan bir muhabbet kuşu...
o kadar saydamdı ki kalbini görebiliyordum.
memlekette bir dağın yamacından rusya’daki dağları çıplak gözle görmek inandırıcı gelmiyordu.
işte bu korkunç güzelliklerden dert tasa üretmek aslında sıradandı.
asıl korkunç olan düşünebilmekti — insan olabilmekti.
ve daha korkunç olan, düşünebildiğinin farkına varmaktı.
bu yüzden silebiliyorum.
güzellikleri biriktirip saklamak, depolamak önemli değil; çünkü onlar her zaman düşüncemizin hemen önünde.
herhangi bir yorgun gününde, normalde uyuduğun saatten erken bir vakitte televizyonun önünde, tam da üçlü koltukta uzanırken bir anda uyku bastırır da uyuyakalacağını anlarsın ya...
tatlı bir uyku olacağını da bilirsin.
televizyondan gelen sesler yavaş yavaş boğuklaşır.
birkaçını seçebilirsin ancak; dandik dublajlı bir filmden:> “ah mayk, lanet olası kıçını kaldır da büyük resmi gör dostum!”diye bir ses alırsın beyninde, birkaç kez yankılanır.
sonra sesler iyice anlamsız ama çok tatlı bir hâl alır.
çok tatlı bir hâl içindeyim.
şimdi de bunu düşünüyorum. kalp atışlarım telefon hafızamdan daha dolu dolu. çünkü
hiçbir türden ilişki için ekstra çaba harcamak istemiyorum. bir şey akışta benim değilse demek ki benim olması hiç mümkün değilmiş.

bazen şöyle yabancı olduğum bir ülkede, sahil kenarında bir beach'te müzik kutusuna 50 cent atıp kelimelerini bilmediğim yabancı bir şarkının elektro gitar tınısına yarım yamalak eşlik ederken soğuk bir cam şişedeki biranın yarısını içmek istiyorum. sonra ahşap, otantik ıvır zıvırlarla süslenmiş şezlonguma uzanıp şapkamı yüzüme çekerek biraz kestirip, sonra sıkılıp sahilde golden cinsi bir köpekle frizbi oynamak, biraz da denize girmek isterim ama fazla kalmam falan...
bir dönem sigara içtiğimi ailem bilmiyordu. ben de onlardan gizli sigara içtiğim zamanlarda, nasıl desem, garip bir özgürlük hissediyordum. ergenceydi ama öyle hissediyordum napim. güzel bir histi. bu hayal de öyle hissettirecek gibi.
sadece bomboş bir kafa, sıfır sorumluluk. allah boş duranı sevmez diye de birkaç küçük aktivite... mükemmel vicdan rahatlığı.
bu hayat tek başına çok zor geçer o yüzden bebikime denk gelirsem evlenirim diye düşünüyorum ahadhaj.
yaş aldıkça seçicilik artıyor diyorlar ama yanılıyorlar bence. sadece neyi istediğini daha iyi anlıyorsun. ben de galiba artık çok bir şey istemiyorum. sadece hissetmek istiyorum.
umarım bebikim ufak seyahatleri seviyordur çünkü hiçbir türden ilişki için ekstra çaba harcamak istemiyorum.
devamını gör...

modern dünyada çalışmayacak bir olgudur. eğer nüfusu az, kırsal bir yerde ikamet etmiyorsanız, açık alanda "işaret bırakmak" neredeyse imkansızdır. ben daha çok zekice tasarlanmış mesajları seviyorum. sadece o kişiye özel ve sadece onun fark edebileceği şekilde detaylarla anormalliği tanımlamayı...

bazen sadece tek bir nesnenin yerini değiştirerek, bazen tek bir renk kıyafet giyerek, bir aksesuar takarak, bazen sadece 1-2 kelime söyleyerek çok şey anlatırsınız. o yüzden karşınızdaki kişinin sizi iyi tanıması gerekiyor.

neyi - neden yaptığınızı anlayamayacak kadar sizi tanımayan biriyle iletişim kurmaya çalışıyorsanız, hiçbir şey elde edemezsiniz. işaret bırakmak "bir anormalliği tanımlamak, karşıdaki kişiyi bundan haberdar etmek" anlamına gelir. bu yüzden karşınızdaki kişi sizi iyi tanımalı ve size ait olmayan davranış- konuşma biçimlerini anında fark edebilmelidir. normal şartlarda, insan karşısındaki insanın sesinin tonundan bile anlar.
devamını gör...

bu dünyada belkide en hassas olduğum şeydir çünkü bedensel hijyen insanın tamamen elinde olan bir husustur. inanın uzun saatler ve full time çalışan bir kadın olarak duş almak hayatımın merkezinde bulunan bir olgu. gerçekten üşenmeyip, günde 2 kez mesai harcıyorum bu işe. beden hızlı kirlenir, beden dış dünyanın aksiyonuna karşı dirençsizdir. bu yüzden sık sık temizlenmesi gerekir.

her türlü kokuya karşı zaafiyetim var ama bilhassa ter kokusu konusunda inanılmaz hassasım. şükürler olsun roll- on / deodorant denilen, hijyenik- ter kokusunu engelleyen ürünler var. her marka yeterli seviyede koruyucu değil fakat yine de köklü firmaların ürünleri bu konuda ciddi seviyede rahatlık sağlıyor. merak ediyorum bunları neden kullanmıyoruz? konforu sabit tutan ürünlere para harcanmalıdır. bir roll - on en az bir rimel/ ruj kadar değerlidir hatta ondan daha değerlidir. saç tıraşına gitmek- spor salonuna gitmek gereklilikse, ter kokmamakta bir gerekliliktir. bu işin kadını/ erkeği olmaz. her iki cinsiyette eşit seviyede bedensel temizliğine dikkat etmelidir.

kokmamak, toplum içerisinde başka insanlara gösterdiğiniz saygıdır. bir hastalığınız, engelleyemediğiniz bir durumunuz vardır orası tabi ki ayrı fakat göz göre göre temizliğine dikkat etmeyen insanları gerçekten anlamıyorum.
devamını gör...

son gunlerde cok efor sarfediyorsun. tesekkurler.
son haftalarda biraz kafam karısık.
bi netlesim ic dunyamda, donucem.
mucuk.
devamını gör...

sana bugün sokakta gördüğüm kediyi anlatmak istiyorum. ya şeko'ya benziyordu ya da sana olan özlemim dile gelmek için böyle bir bahaneye ihtiyaç duydu.
evet sen genç adam: #4076684
devamını gör...

bazı şeyleri kabullenmek lazım. her boka kafa tutarak hayat geçmiyor. bazen önüne gelen gerçeği alıp tamam durum bu deyip yoluna devam etmen gerekiyor.

çünkü bazı şeyleri değiştiremezsin. ne kadar sövsen de, ne kadar kafanda bin tane senaryo kursan da sonuç aynı kalır. kendini boşuna yiyip bitirmenin alemi yok.

elinden geleni yaparsın, gerisini hayatın saçma sapan akışına bırakırsın. sürekli neden böyle oldu, niye böyle gelişti diye kendini kemirmenin de bir noktadan sonra kimseye faydası yok. bazı gerçekler can sıkar ama gerçek olmaktan çıkmaz.
devamını gör...

çok zeki bir adamsın.

erkekten erkeğe iltifat fena hissettirir.
evet.
devamını gör...

hansel ve gratellerin işi.
devamını gör...

iyi kalpli superkahramanların işi;)
devamını gör...

okuyor, koruyor geç ya geç. önemli olan güzel kokmasıdır. fakat başlıkta yazdığım gibi kokan bir varlıksa, hiç çekemem. o ne öyle, yıl 2026! bakımlı olun bi zahmet.
devamını gör...

tum hayatımda tek bir erkek iyiligime iltifat etti.
o da soyle dedi:

-o kadar dogru, o kadar ahlaklı, o kadar iyisin ki. dunyada senin gibi kızlardan yok. kalmadı.

baska erkekler goremedi nedense. hicbiri.
devamını gör...

dalak böbrek gözüküyor ruh gözükmüyor niye para veriyonuz hahahahahhahahhaha
devamını gör...

fern uzak weh acı ağrı demek memlekette uzakta olduğu için memleket hasreti demek
devamını gör...

basit iş de olsa yapmak
devamını gör...

eksibilmemkaç.
devamını gör...

#4077703 paylaşım kime ait bilemiyorum fakat şupşupsmert ile lucifer'ın girdiği bir yere herhangi bir kriter aranmadan her an herkes alınabilir. bu ikisinden daha dipte debelenen başka bir kimsenin var olmadığına nicknameim kadar eminim.
devamını gör...
daha fazla yükle

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim