zaman tüneli
bir üstteki yazar hakkında düşünülenler
...
noktayı koyayım, sırası geçmesin öyle yazayım devamını. (artık her üstteki tanıma böyle yapıyorum)
evetttt sevgili yazarımız: coffee break
----ne zaman yazabilirim bilmiyorum ama yazdığım zaman bilgi veririm, haberiniz olur. selamlar, sevgiler.
muhtemelen yarın akşam elinizde---- dedim 04.10.2026 da ve yorgunluktan kısa tuttum yazınızı mazur görün.
2026 yılının ilk günlerinde sözlüğümüzde dünyaya gelmiş olmasına rağmen 2762 adet tanım girmiş fevkaladenin fevkinde. 70 başlık açmış, bu da gösteriyor ki sözlüğü aktif olarak kullanıyor. şahsım olarak, kendim , bizzat 2023 yılından beri buradayım ama açtığım başlık sayısı 14. haliyle kendisi çalışkan ben tembel öğrenciyim.
az önce söylemiştik 2026.01.12 tarihinde sözlüğe dahil olduğu, tanımlarını yazmaya başladığı halde, 28.06.2026 tarihinde bir şey olmuş ne olmuş bilmiyorum ama 92 tanımı nokta ile editleyerek 18.01.2026 tarihinde yeniden yazmaya başlamış. nokta ile editlediği tanımların içerisinde bir adet madalyalı tanım dahi var. 92 tanımı tek gecede noktaya çevirip sonra küllerinden doğması, sözlük edebiyatında sessiz çığlık operasyonu olarak bilinir. bir adet madalyalı tanımı bile gözünü kırpmadan noktaya feda etmesi ise ya devasa bir varoluşsal kriz ya da "sözlükten birine kırıldım ama kime olduğunu sadece ben bileceğim" atarlanması. ya 6 günlük o zaman zarfında sözlükten birileriyle konuştu moralini bozdular ve gitme kararı aldı ve eski tanımlarını sildi sonrasında vazgeçti. ya da bilmiyorum. neyse ki geri dönmüş, yoksa sözlük arkeologları o noktaları karbon testine sokmak zorunda kalacaktı.
insanların iki yüzünün olduğunu ve dengenin insan ruhunun temelinde olduğunu düşünür, aynı bir terazi gibi, gündüz iyi olanın akşam kötü olabileceğini varsayar. gündüz faşizm, gece özgürlük...
akademik çalışmaların da içerisinde, yazım kurallarını dergilerin politikalarına göre düzenlemek haricinde keyif aldığı da söylenebilir. bir tanımında “laissez-faire, laissez-passer” ifadesinin türkçesini değiştirerek “bırakınız yapsınlar, bırakınız paylaşsınlar” dediği için akademik çalışmalarını da sosyal bilimlerde hatta iktisadi idari bilimlerde yaptığı hissiyatı canlandı gözümde. markstan, engelsten örnekler vererek hem iktisat doktrini saçacak kadar akademiye batmış hem de ruhundaki neşter çiziklerini anlatacak kadar şairane kalabilmiş. normalde grafiklerle, veri tablolarıyla duygularını bastırması gereken bir iibf'cinin, sözlükte ramak kala edebiyatçıya dönüşmesini izliyoruz. bence iibf ci. kesinlikle eminim diye tahmin ediyorum....
sözlükte yazma amaçlarından birisi gün içerisinde zihnini kurcalayan hususlarla nöronlarını sıkıştırmak yerine bir kısmını buraya dökerek, bellek açma girişimi. biz burada kendisinin bellek temizleme işlemlerini okuyoruz aslında. yani yazarımız zihinsel çöplerini ve fazla sekmelerini sözlüğe döküp bilgisayarı yeniden başlatıyor, biz de o sekmelerin güzelliğini anlamlandırıyoruz.
az önce de ifade ettiğim gibi şahsının kollarında faça yok ama benliğinde birçok neşter çiziği var. şu sözlükte travması olmayan, yüreği parça parça olmayıp, “geçmişte sarsıntı yaşamayan tek kişi benim” diyeceğim ama sonra da bununla sınanırım diye ve sözlüğün kenafir gözlü nazarkeşleri yüzünden söylemeyeceğim.
yazıları gayet bilgilendirici, okunası. gerçek okuryazarların haricinde, benim diyen, formatla alakası olmayan içerikler üreten, mevcudiyetinin başkaları için bir anlamı olmayan soytarı tipliler dahi yazılarını büyük keyifle okur diye düşünüyorum. her ne kadar bilgi temelli yazsa da sade, anlaşılabilir olmasından kaynaklı rahat okunan bir yazar.
ocak ayında oldukça sakinmiş iş hayatı, neredeyse tüm tanımlarını gün gün yaptığı dönem olmuş. hesabını açar açmaz bir hevesle yazmış sanırım.
milletin bir tane dayısı yokken kendisinin 3 tane kelli felli dayısı varmış, maşallah, allah bunu diğer sözlük yazarlarına da nasip etsin. allahtan sözlükte eksi butonu yok, şeş kaza öyle olsaydı, bu hususu önce herkesin iki kere düşünmesi lazımdı; zira arkasında adeta bir küçük çaplı aşiret var.
çocuklarıyla ve hayat arkadaşıyla sağlıklı mutlu bir yaşantıları vardır. çocuklarının iyi yetişmesi için gayret sarfeden, emektar bir ebeveyndir. allah birliğinizi daim kılsın. bir maşallahı çok görmeyin sevgili okurlar.
mahlasının "coffee break" (kahve molası) olması tam bir yanıltmaca. 9 ayda 2760’tan fazla tanım giren birinin kahve mola zamanı değil, mola aralarında kahve niyetine sözlükte yaşadığı açık. belli ki o kahve fincanı hiç soğumuyor, nöronlar 7/24 mesaide.
dur bi dakika ben bunları yazarken tanım sayısı 2786 olmuş yetişemiyorum arkadaş, lütfen biraz yavaş olunuz. yavaş yazınız.
sözlüğün sadece yazar kısmını değil, "okur" kısmını da aktif kullanan tiplerden. kendi yazmadığı zamanlarda akışta saatlerce kaybolup başkalarının dünyasını izlediği, sonra birden "ben de buradayım" dercesine arka arkaya tanımlar döşendiği bir dalgalanma grafiği var.
sözlükteki trol nüfusuna karşı takındığı tavır muazzam bir vurdumduymazlık içeriyor olabilir. "görmezden gelme" yeteneğini üst seviyeye çıkarmış; polemiklerden ziyade kendi içerik alanını korumaya odaklanmış bir profil imajı veriyor.
içimden bir ses yazarımızın memleketi için güneydoğu anadolunun 617.821 nüfuslu bir şehri diyor, diğer yanım da titus tünelinin bulunduğu şehir diyor ama netleşemiyorum bu hususta.
değerli madenlerimizden altın ile çok ilgili nedense. gümüşte seviyor ama altın first onun için. sanırım altın zengini...
yazdıklarıyla 80 leri bizzat yaşadığı o kadar belli ki.
eleştiri yaparken karşısındakinin egosunu ezmek yerine zekice bayıltıp ameliyat ediyor. herkesin birbirine klavye arkasından fütursuzca saldırdığı, en ufak fikir ayrılığında racon kestiği bir platformda; katılmadığı fikre bile "anlıyorum ama şöyle bir açıdan da bakılabilir..." zarafetiyle yaklaşabilmesi şaka gibi. bildiğin klavye başında hariciye haritası çiziyor, cenevre sözleşmesi uyguluyor. #3868346 #3868901 ahanda size örneği
v for vendetta (2005) filmini izlemiş numaracı oradan da araklamış bu söz dizisini #3872726
bence yeşil paşşaportu da var.
gerçekten de fizyolojik olarak ta, biyolojik olarak ta, psikolojik olarak ta çok yorgunum bugün. onun için kısa tutuyorum. bir sonraki sefer yine denk gelirse devamını yazayım. ben kaldığım yeri biliyorum nasılsa.
hayırlı, iyi sağlıklı günler dilerim ailenizle sevdiklerinizle.
noktayı koyayım, sırası geçmesin öyle yazayım devamını. (artık her üstteki tanıma böyle yapıyorum)
evetttt sevgili yazarımız: coffee break
----ne zaman yazabilirim bilmiyorum ama yazdığım zaman bilgi veririm, haberiniz olur. selamlar, sevgiler.
muhtemelen yarın akşam elinizde---- dedim 04.10.2026 da ve yorgunluktan kısa tuttum yazınızı mazur görün.
2026 yılının ilk günlerinde sözlüğümüzde dünyaya gelmiş olmasına rağmen 2762 adet tanım girmiş fevkaladenin fevkinde. 70 başlık açmış, bu da gösteriyor ki sözlüğü aktif olarak kullanıyor. şahsım olarak, kendim , bizzat 2023 yılından beri buradayım ama açtığım başlık sayısı 14. haliyle kendisi çalışkan ben tembel öğrenciyim.
az önce söylemiştik 2026.01.12 tarihinde sözlüğe dahil olduğu, tanımlarını yazmaya başladığı halde, 28.06.2026 tarihinde bir şey olmuş ne olmuş bilmiyorum ama 92 tanımı nokta ile editleyerek 18.01.2026 tarihinde yeniden yazmaya başlamış. nokta ile editlediği tanımların içerisinde bir adet madalyalı tanım dahi var. 92 tanımı tek gecede noktaya çevirip sonra küllerinden doğması, sözlük edebiyatında sessiz çığlık operasyonu olarak bilinir. bir adet madalyalı tanımı bile gözünü kırpmadan noktaya feda etmesi ise ya devasa bir varoluşsal kriz ya da "sözlükten birine kırıldım ama kime olduğunu sadece ben bileceğim" atarlanması. ya 6 günlük o zaman zarfında sözlükten birileriyle konuştu moralini bozdular ve gitme kararı aldı ve eski tanımlarını sildi sonrasında vazgeçti. ya da bilmiyorum. neyse ki geri dönmüş, yoksa sözlük arkeologları o noktaları karbon testine sokmak zorunda kalacaktı.
insanların iki yüzünün olduğunu ve dengenin insan ruhunun temelinde olduğunu düşünür, aynı bir terazi gibi, gündüz iyi olanın akşam kötü olabileceğini varsayar. gündüz faşizm, gece özgürlük...
akademik çalışmaların da içerisinde, yazım kurallarını dergilerin politikalarına göre düzenlemek haricinde keyif aldığı da söylenebilir. bir tanımında “laissez-faire, laissez-passer” ifadesinin türkçesini değiştirerek “bırakınız yapsınlar, bırakınız paylaşsınlar” dediği için akademik çalışmalarını da sosyal bilimlerde hatta iktisadi idari bilimlerde yaptığı hissiyatı canlandı gözümde. markstan, engelsten örnekler vererek hem iktisat doktrini saçacak kadar akademiye batmış hem de ruhundaki neşter çiziklerini anlatacak kadar şairane kalabilmiş. normalde grafiklerle, veri tablolarıyla duygularını bastırması gereken bir iibf'cinin, sözlükte ramak kala edebiyatçıya dönüşmesini izliyoruz. bence iibf ci. kesinlikle eminim diye tahmin ediyorum....
sözlükte yazma amaçlarından birisi gün içerisinde zihnini kurcalayan hususlarla nöronlarını sıkıştırmak yerine bir kısmını buraya dökerek, bellek açma girişimi. biz burada kendisinin bellek temizleme işlemlerini okuyoruz aslında. yani yazarımız zihinsel çöplerini ve fazla sekmelerini sözlüğe döküp bilgisayarı yeniden başlatıyor, biz de o sekmelerin güzelliğini anlamlandırıyoruz.
az önce de ifade ettiğim gibi şahsının kollarında faça yok ama benliğinde birçok neşter çiziği var. şu sözlükte travması olmayan, yüreği parça parça olmayıp, “geçmişte sarsıntı yaşamayan tek kişi benim” diyeceğim ama sonra da bununla sınanırım diye ve sözlüğün kenafir gözlü nazarkeşleri yüzünden söylemeyeceğim.
yazıları gayet bilgilendirici, okunası. gerçek okuryazarların haricinde, benim diyen, formatla alakası olmayan içerikler üreten, mevcudiyetinin başkaları için bir anlamı olmayan soytarı tipliler dahi yazılarını büyük keyifle okur diye düşünüyorum. her ne kadar bilgi temelli yazsa da sade, anlaşılabilir olmasından kaynaklı rahat okunan bir yazar.
ocak ayında oldukça sakinmiş iş hayatı, neredeyse tüm tanımlarını gün gün yaptığı dönem olmuş. hesabını açar açmaz bir hevesle yazmış sanırım.
milletin bir tane dayısı yokken kendisinin 3 tane kelli felli dayısı varmış, maşallah, allah bunu diğer sözlük yazarlarına da nasip etsin. allahtan sözlükte eksi butonu yok, şeş kaza öyle olsaydı, bu hususu önce herkesin iki kere düşünmesi lazımdı; zira arkasında adeta bir küçük çaplı aşiret var.
çocuklarıyla ve hayat arkadaşıyla sağlıklı mutlu bir yaşantıları vardır. çocuklarının iyi yetişmesi için gayret sarfeden, emektar bir ebeveyndir. allah birliğinizi daim kılsın. bir maşallahı çok görmeyin sevgili okurlar.
mahlasının "coffee break" (kahve molası) olması tam bir yanıltmaca. 9 ayda 2760’tan fazla tanım giren birinin kahve mola zamanı değil, mola aralarında kahve niyetine sözlükte yaşadığı açık. belli ki o kahve fincanı hiç soğumuyor, nöronlar 7/24 mesaide.
dur bi dakika ben bunları yazarken tanım sayısı 2786 olmuş yetişemiyorum arkadaş, lütfen biraz yavaş olunuz. yavaş yazınız.
sözlüğün sadece yazar kısmını değil, "okur" kısmını da aktif kullanan tiplerden. kendi yazmadığı zamanlarda akışta saatlerce kaybolup başkalarının dünyasını izlediği, sonra birden "ben de buradayım" dercesine arka arkaya tanımlar döşendiği bir dalgalanma grafiği var.
sözlükteki trol nüfusuna karşı takındığı tavır muazzam bir vurdumduymazlık içeriyor olabilir. "görmezden gelme" yeteneğini üst seviyeye çıkarmış; polemiklerden ziyade kendi içerik alanını korumaya odaklanmış bir profil imajı veriyor.
içimden bir ses yazarımızın memleketi için güneydoğu anadolunun 617.821 nüfuslu bir şehri diyor, diğer yanım da titus tünelinin bulunduğu şehir diyor ama netleşemiyorum bu hususta.
değerli madenlerimizden altın ile çok ilgili nedense. gümüşte seviyor ama altın first onun için. sanırım altın zengini...
yazdıklarıyla 80 leri bizzat yaşadığı o kadar belli ki.
eleştiri yaparken karşısındakinin egosunu ezmek yerine zekice bayıltıp ameliyat ediyor. herkesin birbirine klavye arkasından fütursuzca saldırdığı, en ufak fikir ayrılığında racon kestiği bir platformda; katılmadığı fikre bile "anlıyorum ama şöyle bir açıdan da bakılabilir..." zarafetiyle yaklaşabilmesi şaka gibi. bildiğin klavye başında hariciye haritası çiziyor, cenevre sözleşmesi uyguluyor. #3868346 #3868901 ahanda size örneği
v for vendetta (2005) filmini izlemiş numaracı oradan da araklamış bu söz dizisini #3872726
bence yeşil paşşaportu da var.
gerçekten de fizyolojik olarak ta, biyolojik olarak ta, psikolojik olarak ta çok yorgunum bugün. onun için kısa tutuyorum. bir sonraki sefer yine denk gelirse devamını yazayım. ben kaldığım yeri biliyorum nasılsa.
hayırlı, iyi sağlıklı günler dilerim ailenizle sevdiklerinizle.
devamını gör...
erkeklerin şerefsiz olması
başlık sahibi bacım peki habire ekşi den başlık araklamak şrefsizlik değil mi? *
devamını gör...
arkadaşlık üzerine
kimden ne bekleyeceğini bilmekte bir meziyet sayılmalı kendi çapında. ilkokul bebesinden trigonometri sorusu çözmesi beklenmemeli mesela. değil mi?
hiçbir eşeğe taşıyamayacağı yük yüklenmemeli, hiçbir insana da taşıyamayacağı sorumluluk. bu onları verimsiz bir hale getirmekten başka bir işe yaramaz. arkadaşlık dediğin olay da tam olarak insanları verimsiz kılan ağır bir yükten başka bir şey değil.
ben her zaman insanlarla ne tür ilişkiler kurabileceğini kestirebilen birisi oldum. hiç kimseye gereğinden fazla yüklenip, yormadım, gereksiz bir şekilde verimini düşünmedim. kapasitesinin çok altında şeylerle idare etmesini bildim.
insanlarla arkadaşlık ilişkisi kurmuyorum o sebeple. ufak tefek geçici çıkar ilişkilerinden ileri girmeye gerek yok. kimseyi, onlara yüksek payeler yükleyerek ezmeye çalışmaya gerek yok. size yüklenen yüksek payelerin altına girmeye de gerek yok.
insan ilişkilerini minimum düzeyde tutmak benim için her zaman dikkat ettiğim bir husus olmuştur. bu sebeple de hiçbir zaman kazık yemiş gibi hissetmedim kendimi. bazıları benden kazık yemiş gibi hissediyor bazı zamanlar ama paye yükleyen kendileri. ben değilim. olur öyle.
hiçbir eşeğe taşıyamayacağı yük yüklenmemeli, hiçbir insana da taşıyamayacağı sorumluluk. bu onları verimsiz bir hale getirmekten başka bir işe yaramaz. arkadaşlık dediğin olay da tam olarak insanları verimsiz kılan ağır bir yükten başka bir şey değil.
ben her zaman insanlarla ne tür ilişkiler kurabileceğini kestirebilen birisi oldum. hiç kimseye gereğinden fazla yüklenip, yormadım, gereksiz bir şekilde verimini düşünmedim. kapasitesinin çok altında şeylerle idare etmesini bildim.
insanlarla arkadaşlık ilişkisi kurmuyorum o sebeple. ufak tefek geçici çıkar ilişkilerinden ileri girmeye gerek yok. kimseyi, onlara yüksek payeler yükleyerek ezmeye çalışmaya gerek yok. size yüklenen yüksek payelerin altına girmeye de gerek yok.
insan ilişkilerini minimum düzeyde tutmak benim için her zaman dikkat ettiğim bir husus olmuştur. bu sebeple de hiçbir zaman kazık yemiş gibi hissetmedim kendimi. bazıları benden kazık yemiş gibi hissediyor bazı zamanlar ama paye yükleyen kendileri. ben değilim. olur öyle.
devamını gör...
erkeklerin şerefsiz olması
başlık sahibi yazar benden çok erkek tanıdığı için haklı olma ihtimali benim hak vermeme ihtimalimden daha yüksek.*
devamını gör...
erkeklerin şerefsiz olması
(bkz: baban hariç de lan)
devamını gör...
pavelviktorovichryzhenko (yazar)
olm bu kim yaa? vazifesi olmadığı halde arada benim ismimi de salak salak entrilerine serpiştiriyor. hasta mısın nesin birader, işin gücün yok mu senin? kendine bir meşgale edin mk.
devamını gör...
yaş ilerledikçe fark edilen şeyler
değer verdiğiniz her şey, sadece siz onlara değer verdiğiniz için değerli. sizin kutsalınız, başkasının belki de eğlencesi. başkasının üzerine titrediği şey sizin için anlamsız olabiliyor. bunu anlayınca hayatta hiçbir şeye eskisi gibi bakmıyor, kimseyle tartışmaya girmiyorsunuz.
devamını gör...
bir lokma ekmeğe bir bakır bileziğe razı olan kız
o kızların pek kıymeti bilinmiyor. romantizm niyetine vurun abalıya olur sonu..
devamını gör...
pavelviktorovichryzhenko (yazar)
hi. benim kadar kafana piano düşsün emi.
sözlüğün pretty little liar’ı sen misin kardeş? neys’ kim olduğun ortaya çıkar bir kaç güne. yoldaş’ın ip ban getirmesini bekliyorum.
trollünü sevmedim. troll’dende, ironidende anlamıyorsun. luci, luci diyosun. ben kimseyi aldatmadım. luci ile senin ahlak anlayışına uymayacak tarzda nickaltında entry’ler oldu evet. bu onu arzuluyorum, istiyorum anlamına gelmez. aksini ispatlamak için luci’yi de gömmeyeceğim. nitekim kimse gavat değil bu durumda. ha bana lafların varsa, bana yaz. değişik başlıkların altlarında nickimi görmek istemiyorum.
karın ağrın neyse hak ettiğini düşünüyorum. canın acımış, misilleme yapıyorsun sanırım. herhangi bie şekilde tehdit değil, haber veriyorum. seni bulurum gerçek hayatta.
patronlarımdan biri para silahtır demişti.
sözlüğün pretty little liar’ı sen misin kardeş? neys’ kim olduğun ortaya çıkar bir kaç güne. yoldaş’ın ip ban getirmesini bekliyorum.
trollünü sevmedim. troll’dende, ironidende anlamıyorsun. luci, luci diyosun. ben kimseyi aldatmadım. luci ile senin ahlak anlayışına uymayacak tarzda nickaltında entry’ler oldu evet. bu onu arzuluyorum, istiyorum anlamına gelmez. aksini ispatlamak için luci’yi de gömmeyeceğim. nitekim kimse gavat değil bu durumda. ha bana lafların varsa, bana yaz. değişik başlıkların altlarında nickimi görmek istemiyorum.
karın ağrın neyse hak ettiğini düşünüyorum. canın acımış, misilleme yapıyorsun sanırım. herhangi bie şekilde tehdit değil, haber veriyorum. seni bulurum gerçek hayatta.
patronlarımdan biri para silahtır demişti.
devamını gör...
arkadaşlık üzerine
geçtiğimiz hafta bir arkadaşlığımı bitirdim. çünkü artık hayatımın kalabalık insan dönemini geride bıraktığımı düşünüyorum. çok insan değil, az ama gerçek insan istiyorum. arkadaşlığın zamanla güvene, samimiyete ve mümkünse dostluğa dönüşmesi benim için daha kıymetli.
sırf bir menfaat, alışkanlık ya da sosyal çevre uğruna sürdürülen ilişkilerin insan ruhunda zamanla ciddi bir erozyon yarattığına bizzat şahit oldum. içine sinmeyen, sürekli kendinden bir şey eksilttiğin ilişkileri sırf bozulmasın diye taşımak bana artık anlamlı gelmiyor.
bu yüzden ilişkilerde netlikten yanayım. karakterler uyuşmuyorsa, hayata bakışlar sürekli çatışıyorsa, birbirinin yanında insan kendisi gibi olamıyorsa zorlamanın da bir anlamı yok. her insan hayatımızda kalmak zorunda değil. ben artık hayatımda kelle sayısını değil, sahiciliği önemsiyorum. az olsun, öz olsun mümkünse arkadaşlıktan öte, gerçekten dostluk olsun.
sırf bir menfaat, alışkanlık ya da sosyal çevre uğruna sürdürülen ilişkilerin insan ruhunda zamanla ciddi bir erozyon yarattığına bizzat şahit oldum. içine sinmeyen, sürekli kendinden bir şey eksilttiğin ilişkileri sırf bozulmasın diye taşımak bana artık anlamlı gelmiyor.
bu yüzden ilişkilerde netlikten yanayım. karakterler uyuşmuyorsa, hayata bakışlar sürekli çatışıyorsa, birbirinin yanında insan kendisi gibi olamıyorsa zorlamanın da bir anlamı yok. her insan hayatımızda kalmak zorunda değil. ben artık hayatımda kelle sayısını değil, sahiciliği önemsiyorum. az olsun, öz olsun mümkünse arkadaşlıktan öte, gerçekten dostluk olsun.
devamını gör...
z kuşağı bir kanser türüdür
kanser türü müdür bilmiyorum ama toplumsal olarak insanı yoran bir kuşak olduğu aşikar. bi yol olmaz bunlardan vesselam. bunlara emanet ettiğimiz geleceğin vay haline. duyarsız piçler.
devamını gör...
sahiplenme
tarçının bize uyguladığı tarife.. sağolsun bize kol kanat geriyor, patisiyle sıvazlıyor, göbüşümüzde uyuyor da sayesinde rahat ediyoruz. yalnız bugün neye sinirlendi de kolumdan bir ısırık aldı anlamadım. insan insana bunu yapmaz. kedilerde normal herhalde..
devamını gör...
z kuşağı bir kanser türüdür
biraz daha eleştirirsek ilk mars kolonisini bizden yapacaklar. bildiğin insan işte hepsi, toplumsal görev, bilinç sen ne verirsen o. verememişsin demek ki, git kaldırımdan atla.
devamını gör...
z kuşağı bir kanser türüdür
asıl kanser nedeni, birbirinin farklılıklarına, düşüncelerine tahammül edemeyen türler. z kuşağı bizim bir üst modelimiz, geleceğimiz.. kabul etsek de etmesek de onların değerini zaman gösterecektir.
devamını gör...
sakallı iken abi denilip sakalı kesince çocuk sanılmak
başıma gelen en büyük dert. sakalım varken abi denilen bir insanım, sakalı kesince birkaç kere reşit olduğum falan sorgulandı. ben bu sakal işini ne yapayım sözlük?
devamını gör...
okul öncesiyim benden oyun oynamamamı istiyor
çocuk çocukluğunu yapar, onun doğasına aykırı hareket etmesini bekleyemezsiniz de sözlükte yaş sınırı yok muydu arkadaş? beş yaşın dertlerine tercüman olunmak mı istendi..?
devamını gör...
crispr teknolojisinde çığır açacak yenilik
crispr*, dna zincirinde hedeflenen kesme, yerleştirme, değiştirme işlemleri sağlayan bakteri kökenli bir enzim. bunun sayesinde dna değiştirilerek hücre içinde bir çok biyo işlem yapılabilmekte.

yeni yayınlanan bir çalışmada, bu mucizevi enzimi, hedeflenen bölgedeki hücrelerin içindeyken dışarıdan verilen ses dalgalarıyla açmak/kapamak mümkün olmuş:

bu öyle çok hastalığın kökünden(dna dan) düzeltilmesini sağlayabilir ki.. inanılmaz bir yenilik. düşündükçe rüyada gibi hafifliyor insan...

yeni yayınlanan bir çalışmada, bu mucizevi enzimi, hedeflenen bölgedeki hücrelerin içindeyken dışarıdan verilen ses dalgalarıyla açmak/kapamak mümkün olmuş:

bu öyle çok hastalığın kökünden(dna dan) düzeltilmesini sağlayabilir ki.. inanılmaz bir yenilik. düşündükçe rüyada gibi hafifliyor insan...
devamını gör...


