zaman tüneli
beydağı turizm
ümit cihan tarho nun cenazesinde tüm arabalarını seferber etmişti...
devamını gör...
kendinden 10 yaş büyük kadınla sevgili olmak
5 de mi olmaz?
devamını gör...
çok baharların geçmesi ve eski zorluğun aşılması
sorulara kapalı biri olmayı gerektirir.
devamını gör...
beydağı turizm
malatya menşeili bir otobüs firması. malatya zafer turzim ile birlikte anılır. bana göre zaferden bir adım öndeler. en azından daha güler yüzlü kaptanları var.
devamını gör...
kendinden 10 yaş büyük kadınla sevgili olmak
benimki 1 yaş büyük karşim, 1 iyi, 1 ideal, kadın olgunluğuyla erkeğin çocuksu yanını nötralize edebilmeli!
devamını gör...
iltifat görünümlü hakaretler
gözü çekik birine sen kime çektin böyle vay anasını demek, üstüne alınabilir, ya da çekmek fiilini çek de nasıl bir edebiyat üstadı olduğunu göster bize falan.. hayattan soğutur, ewd.
devamını gör...
ankara
bir kara kış yapsa da hataydan gelenler antalyaya falan gitse.
avrupa şehri gibi diyordum ne selektör yapan ne yol kesen, sol şeritler boş mis gibi. şimdi izmir gibi istanbul gibi oldu.
avrupa şehri gibi diyordum ne selektör yapan ne yol kesen, sol şeritler boş mis gibi. şimdi izmir gibi istanbul gibi oldu.
devamını gör...
kendinden 10 yaş büyük kadınla sevgili olmak
16 yaş büyükle de oldum, ama dürüst olmak gerekirse (istisnalar olsa da) çoğu zaman mutlu bir sonu yoktur. eğer işler olması gerektiğinden fazla uzayacaksa iki tarafın da bu gerçeği bilmesinde fayda var. tamam heyecan, deneyim vs açısından güzel bir şey ama biyolojik ve müşterek olmayan geçmiş açısından ciddi ilişkide bunun sağlıklı olduğunu düşünmüyorum.
devamını gör...
dışarı çıksam mı çıkmasam mı tereddüttü
bu gün içine düşer gibi olduğum tereddüt. sonra düşmedim, çok sıkılmıştım. feci şekilde yağmur yağıyor. eve sıçan gibi döndüm. hâlâ ısınmayı başaramadım.
devamını gör...
arkadaşlar bilin bakalım sözlükten kiminle buluşuyorum
nadia komanaçi
10 üzerinden 10 tam puanlık buluşma. heheyt!
10 üzerinden 10 tam puanlık buluşma. heheyt!
devamını gör...
ankara
kızılay’dan gölbaşına giderken nasıl oldu niye olduysa dağın başında trt’nin içinden geçtim, he bildiğin adam boyu koskoca trt logosu bir de bilim kurgu filmindeki gibi devasa çanak antenler filan var.
ben öyle avel avel trt logosuna bakarken evet takdir edersiniz ki malatya’da böyle şeyler yokturdur, kapıdaki güvenlikleri görünce dudaklarımdan istemsizce şu kelimeler dökülüverdi.
-caskıdı cas cas cas caskıdıııııııy pu paş paş paş paş!
dudaklarımın kenarında müstehzi bir gülümseyişle oradan ayrılıp az ilerde kebapçıların olduğu yere gelince polis çevirdi;
-sıkıntılı mısın lan sen?
allahtan ekran süresi çok bi polisti de anlayışla karşıladı, siz yine dilinizi ısırın herşeyi her yerde söylemeyin, ahahasdasdkj!
ben öyle avel avel trt logosuna bakarken evet takdir edersiniz ki malatya’da böyle şeyler yokturdur, kapıdaki güvenlikleri görünce dudaklarımdan istemsizce şu kelimeler dökülüverdi.
-caskıdı cas cas cas caskıdıııııııy pu paş paş paş paş!
dudaklarımın kenarında müstehzi bir gülümseyişle oradan ayrılıp az ilerde kebapçıların olduğu yere gelince polis çevirdi;
-sıkıntılı mısın lan sen?
allahtan ekran süresi çok bi polisti de anlayışla karşıladı, siz yine dilinizi ısırın herşeyi her yerde söylemeyin, ahahasdasdkj!
devamını gör...
iltifat görünümlü hakaretler
"gözlerini kısarak gülünce çok güzel oluyosun."
eyy gafil qrtqaq
göz kıstığım yok çekiğim lan ben.
eyy gafil qrtqaq
göz kıstığım yok çekiğim lan ben.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
uyandığımda odadaki herkes uyanmıştı. uzun zaman sonra kesintisiz, uyanma kaygısı olmadan uyumuş ve geç kaldığım herhangi bir şeye küfretmeden açmıştım gözlerimi. bir süre yatağımın tavanıyla bakıştım. dışarıdan gelen yağmur sesleri melankoliye batmış bir güne uyandığımı bas bas bağırıyordu. yağmur sesini bastırması için herhangi bir şarkı açtım.
içimde büyük bir sinirin yattığını anlayan yatak komşularımın bakışlarını üzerimde hissetmem uzun sürmedi. bir şey söylememi bekliyorlardı. boş bakışlarımı betimleyecek tek bir kelime. eğer söyleseydim içlerindeki merak orgazma ulaşacak ve herkes hayatına kaldığı yerden devam edecekti ama benim söyleyecek hiçbir şeyim yoktu. canım sıkkındı ve deli gibi karnım ağrıyordu. o kadar.
bu ay da yaptığı beşiğin boş kaldığının farkına varan rahmim, büyük bir öfkeyle içimi sökerek bana işkence ediyordu. aylardır süren insafı tükenmişti sonunda. ağrı kesici almayı reddederek rafta duran herhangi bir kitabı okumaya başladım. beynimi susturacak tek şey buydu çünkü.
“ağlamak istiyor musun?”
“hayır”
“yalan söyleme ihtimalin?
“sıfır!”
bütün gün boyunca kurduğum tek diyalog buydu. doğruyu söylediğimi bilmese peşimi bırakmazdı. ama sorularının cevabı çok net, basit ve doğruydu. odada yaydığım sessiz gerginliğe dayanamamış olacaklar ki ikisi de sırayla odayı terk etti. bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkındalardı ve korkuyorlardı. benden korkuyorlardı. içimdeki öfkemi kusmamı beklemiş, benim kayıtsızlığıma öfkelenerek gitmişlerdi.
söyleyeceğim şey benim için bile anlam ifade etmediği için susuyordum. yıllar sonra ilk defa bir beklentiye girdiğim için kendimi cezalandırmam onların beynindeki hiçbir kıvrama yerleşmeyecekti. her sorunun ardından başka soru soracak ve sessizlikle karşılaşacaklardı.
kapının kapanma sesini duyduktan sonra kalkıp camı sonuna kadar açtım, soyundum ve yatağıma oturup bir sigara yaktım. yangın sensörüne doğru ilerleyen dumanları göz ucuyla seyrettim. yemek saati olmasa şikayet edilmem ve odamın basılması beş dakika sürmezdi. neyse ki farklı yemekler çıkmasına karşın her gün aynı mide bulandırıcı kokunun koridorları kapladığı saatlerde olduğumuz için istediğim kadar tüttürebilirdim.
çıplak vücudumu yorganın altına hapsettim. nevresimlerin her yerimi çevrelemesi hep hoşuma gitmişti. bir an telefonuma gelmiş olma ihtimali olan bildirimleri ve kendi kendini yitirmiş çağrıları düşündüm. sonra onları da boş verdim. uzun zaman sonra yalnız ve ari biçimde kalmanın keyfini çıkardım. konforsuz olan konfor alanımdan çıkıp, bilinmezliğin kollarına attım kendimi. bir duble rakı olsaydı keşke diye düşündüm, titreyen bedenim uykuya teslim olmadan hemen önce.
içimde büyük bir sinirin yattığını anlayan yatak komşularımın bakışlarını üzerimde hissetmem uzun sürmedi. bir şey söylememi bekliyorlardı. boş bakışlarımı betimleyecek tek bir kelime. eğer söyleseydim içlerindeki merak orgazma ulaşacak ve herkes hayatına kaldığı yerden devam edecekti ama benim söyleyecek hiçbir şeyim yoktu. canım sıkkındı ve deli gibi karnım ağrıyordu. o kadar.
bu ay da yaptığı beşiğin boş kaldığının farkına varan rahmim, büyük bir öfkeyle içimi sökerek bana işkence ediyordu. aylardır süren insafı tükenmişti sonunda. ağrı kesici almayı reddederek rafta duran herhangi bir kitabı okumaya başladım. beynimi susturacak tek şey buydu çünkü.
“ağlamak istiyor musun?”
“hayır”
“yalan söyleme ihtimalin?
“sıfır!”
bütün gün boyunca kurduğum tek diyalog buydu. doğruyu söylediğimi bilmese peşimi bırakmazdı. ama sorularının cevabı çok net, basit ve doğruydu. odada yaydığım sessiz gerginliğe dayanamamış olacaklar ki ikisi de sırayla odayı terk etti. bir şeylerin yolunda gitmediğinin farkındalardı ve korkuyorlardı. benden korkuyorlardı. içimdeki öfkemi kusmamı beklemiş, benim kayıtsızlığıma öfkelenerek gitmişlerdi.
söyleyeceğim şey benim için bile anlam ifade etmediği için susuyordum. yıllar sonra ilk defa bir beklentiye girdiğim için kendimi cezalandırmam onların beynindeki hiçbir kıvrama yerleşmeyecekti. her sorunun ardından başka soru soracak ve sessizlikle karşılaşacaklardı.
kapının kapanma sesini duyduktan sonra kalkıp camı sonuna kadar açtım, soyundum ve yatağıma oturup bir sigara yaktım. yangın sensörüne doğru ilerleyen dumanları göz ucuyla seyrettim. yemek saati olmasa şikayet edilmem ve odamın basılması beş dakika sürmezdi. neyse ki farklı yemekler çıkmasına karşın her gün aynı mide bulandırıcı kokunun koridorları kapladığı saatlerde olduğumuz için istediğim kadar tüttürebilirdim.
çıplak vücudumu yorganın altına hapsettim. nevresimlerin her yerimi çevrelemesi hep hoşuma gitmişti. bir an telefonuma gelmiş olma ihtimali olan bildirimleri ve kendi kendini yitirmiş çağrıları düşündüm. sonra onları da boş verdim. uzun zaman sonra yalnız ve ari biçimde kalmanın keyfini çıkardım. konforsuz olan konfor alanımdan çıkıp, bilinmezliğin kollarına attım kendimi. bir duble rakı olsaydı keşke diye düşündüm, titreyen bedenim uykuya teslim olmadan hemen önce.
devamını gör...
benim için fazla mükemmelsin ayrılmak istiyorum diyen kadın
ayrılmak istiyorsa bacaklarından tutup ikiye ayırmalı, ewd.
devamını gör...
tercan elleri
yıkılırım...
devamını gör...
obezite ile savaşmanın önemi
sigarayı ben de içiyorum ama kilo verme konusunda ne yalan söyleyeyim moncirink bacımı örnek aldım, yöntemlerim farklıydı ama en azından bir 5-6 sene öncesine döndüm birkaç ayda. karaciğer dinlenme fazından çıkarsa sonraki hedefim 10 sene önceki halime dönmek, iyi giderse belki daha fazlası 15-16 sene önceki halime dönmeyi hedefliyorum. herhalde bu gidişle toplamda bir 50-60 kg vermiş olacağım, yarısını verdim, sıra diğer yarısında. obezite mücadele edilmesi gereken bir şey gerçekten ve genetik bir hastalık.
devamını gör...
ankara
dün kardeşimle bir hafta kalıp ayrıldık bu şehirden. yokuşları çok canım, masum malatyalılar olarak menisküslerimiz acıdı. konumla yürüyerek bir yerlere gitmek çok zor geldi hele de aşti etrafı çok kafamızı karıştırdı, gezmek için vaktimiz kısaydı ulaşım için taksi kullanmak zorunda kaldık.
şehir dışına yaptığımız yolculuklarda ankarayı hep şöyle bir uzaktan görüp beğensek de ııh kendisinde yaşayamazmışız, trafiği fena bir şehir olmuş...
şehir dışına yaptığımız yolculuklarda ankarayı hep şöyle bir uzaktan görüp beğensek de ııh kendisinde yaşayamazmışız, trafiği fena bir şehir olmuş...
devamını gör...
benim için fazla mükemmelsin ayrılmak istiyorum diyen kadın
hayallerime ulaştım ve bu hoşuma gitmedi, hayallerimi yıktın diyor olabilir.
devamını gör...
scaremongeringin victoria secret modelliğine başvurması
silver hanım boydan bi foto paylaşsın derim ben. sısıs
devamını gör...
felsefede her şeyin özü
felsefede özcülük hareketi diye bir şey duymadım. thales ve ya herakleitos gibi filozofların bahsettiği şey ise öz değil arkhedir. yani ilk ilke kavramı. bu kavram da genelde arkhe, evren ve insan ile beraber bir bütünlük içinde kullanılır ve bu üçü arasındaki ilişkiyi yorumlar.ha kastedilmek istenen töz ise o da başka bir şey.
devamını gör...