zaman tüneli
normal sözlük'ün hali ile ilgili çok erkenci davranılması
admin madmin yok bam bam..
devamını gör...
normal sözlüğün kalitesiz kullanıcılarla dolduğu gerçeği
madem öyle, gidin evrim ağacında yazın boğlum, makale analiz teori koşturun işte... bu işler biraz teknik direktörlük gibidir. bir ortama girersin kaliteyi sen oluşturmaya çalışırsın, takım kötü demek bir bahane olmamalı...
devamını gör...
meet joe black
mükemmel film ama araba çarpma sahnesinde gülme krizine girmiştim :d
devamını gör...
sözlük yazarlarının derbi maç skoru tahmini
1-2 koyarız
devamını gör...
ümit kocasakal
bazı yanıkları dağladığı belli olan kişi.
çığlık çığlığa ağlattığına göre...
hele bir dur soluklan yeğenim.
e: canım kardeşim sadrazam ikarus hariç.
çığlık çığlığa ağlattığına göre...
hele bir dur soluklan yeğenim.
e: canım kardeşim sadrazam ikarus hariç.
devamını gör...
another one
devamını gör...
son bir çırpınış olarak dudaklara yapışmak
ne alakası var be yaa...ama tabii fantazileri geliştirme olarak böyle şeyler yazmayı da desteklemek lazım. herşeyi itin poposuna sokmak da kötü bişey.
devamını gör...
25 ekim 2026 istanbul barosu seçimleri
yetmez ama evet
kılıçdaroğlu doğru adaydı halk yanlıştı
baran çok acılar çekmiş
muhalefete muhalefet edilmez
oyları bölmeyin
sağcıdır satar
yiğidim aslanım
tip ağbii, serra kadıköy yaaa, erkanın pos bıyıkları...
tek harekette dökülürken tüylerimi diken diken eden bu lakırdılar tanıdık geldi mi?
komik bile değilsiniz haliniz o kadar sefil.
neyse,
anlayana not: bunlara şunu söyleyin ve sonra izleyin:
türk.
kılıçdaroğlu doğru adaydı halk yanlıştı
baran çok acılar çekmiş
muhalefete muhalefet edilmez
oyları bölmeyin
sağcıdır satar
yiğidim aslanım
tip ağbii, serra kadıköy yaaa, erkanın pos bıyıkları...
tek harekette dökülürken tüylerimi diken diken eden bu lakırdılar tanıdık geldi mi?
komik bile değilsiniz haliniz o kadar sefil.
neyse,
anlayana not: bunlara şunu söyleyin ve sonra izleyin:
türk.
devamını gör...
mendilimde kırmızım var
klibi film tadında olan şarkı. çok severim. aşkı yalnızca bir başkasına duyulan his olarak değil, aslında insanın kendi içine yaptığı yolculuk olarak da okumaya açık. yani bana böyle hissettirdi. bazen insan birini özlerken yalnızca ona kavuşmayı istemiyor. onunla birlikte kaybettiği kendisine de dönmek istiyor. belki de aşkın en tuhaf yanı bu, bir başkasında kendinden bir parça bulmak ve yokluğunda o parçayı yeniden aramak. bir puzzle gibi tamamlama ihtiyacı. klipteki şifa yolculuğu da bana tam olarak bunları düşündürdü hep. özetle insan bazen birine kavuşarak değil, o aşkın içinden geçerek dönüşüyor-olgunlaşıyor.
devamını gör...
normal sözlüğün kalitesiz kullanıcılarla dolduğu gerçeği
(bkz: içeri girdiğimde atomu sıvazlıyordu) la atomu parçalıyordunuz da biz mi böldük alla alla? naptık?
"biber dolmasının varoluşsal sancıya dokunan özsel iç parçalanmalı pirincinin yapısal sorunlarına" dair bilimsel makale mi yazıyordunuz da elinizden kaleminizi mi aldık? biber dolmanıza mı tükürdük? naptık biz size ya?
"biber dolmasının varoluşsal sancıya dokunan özsel iç parçalanmalı pirincinin yapısal sorunlarına" dair bilimsel makale mi yazıyordunuz da elinizden kaleminizi mi aldık? biber dolmanıza mı tükürdük? naptık biz size ya?
devamını gör...
günaydın sözlük
günaydın la türlü donlar giymiş gülden nazik beni kimsesiz bırakmayan hafif meşrep bıttırılar.
devamını gör...
kafaya şapkadan başka bir şey takmamak
öyle bir şey mümkün değil güzel karşiiim. türkiye’de yaşıyoruz.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
yeni yerimden yazıyorum sana bunu sözlük.
ay klavyem nasıl güzel akıyor şıkır şıkır
gereksiz bir yazma isteğiyle geldim. hoş ne vakittir sana yazma isteği vardı işimde ama yazmaya vakit bulamıyordum şuan öyle değil.
sakinlik güzel olacak sanki
ama her yeri kontrol edebilen bir yer değil
hayır onu da yaparsam sanırım dünyanın en muhteşem şeyini yaşıyor olabileceğim hayırlısı diyorum. biraz fazla dağınık onu toparlamam lazım zamanla olur diyorum.
buna da şükür diyorum aşağıdaki gereksiz koşuşturmacadansa dağınık ama sakin bir yer her zaman güzel olur
ay klavyem nasıl güzel akıyor şıkır şıkır
gereksiz bir yazma isteğiyle geldim. hoş ne vakittir sana yazma isteği vardı işimde ama yazmaya vakit bulamıyordum şuan öyle değil.
sakinlik güzel olacak sanki
ama her yeri kontrol edebilen bir yer değil
hayır onu da yaparsam sanırım dünyanın en muhteşem şeyini yaşıyor olabileceğim hayırlısı diyorum. biraz fazla dağınık onu toparlamam lazım zamanla olur diyorum.
buna da şükür diyorum aşağıdaki gereksiz koşuşturmacadansa dağınık ama sakin bir yer her zaman güzel olur
devamını gör...
insanın evi neresidir düşüncesi
insan hayatının bir yerinde mutlaka bu soruyu soruyor kendisine. doğduğumuz şehir mi, çocukluğumuzun geçtiği sokak mı, yıllarını geçirdiği ev mi? belki de herkes benim gibi bu sorunun cevabını ömrü boyunca arıyor, farkında olmadan. ben de çok aradım. lakin cevabım hep aynı oldu. hiç değişmedi. kendimizi en az saklamak zorunda kaldığı yerimiz kendi dünyamız, “kalbimiz” yani... dünyanın neresinde olursa olsun, kendinin ve bir kalbin içinde özel yer bulabilmek-bütün yolların, bütün arayışların sonunda dönüp dolaşıp aynı huzura varmak gibi. günün sonunda kalbimizle baş başayız.
allah hepimize, dünyanın bütün gürültüsüne rağmen sığınabileceğimiz kalp, sağlık ve kendimizi evimizde hissedebileceğimiz bir sevgi versin. bahsettiğim şey, duygusal birliktelik değil de manevi hissiyatlar esasen.
allah hepimize, dünyanın bütün gürültüsüne rağmen sığınabileceğimiz kalp, sağlık ve kendimizi evimizde hissedebileceğimiz bir sevgi versin. bahsettiğim şey, duygusal birliktelik değil de manevi hissiyatlar esasen.
devamını gör...
archie bunker ve scaremongering birlikteliği
#4099958 yok. ben sadece okan buruk'un askeri kardeşimiz için hayır işlerine girişebilirim. kendisi namuslu, bakir, eline el değmemiş, ahlaklı, tek hobisi buse varol ile gelinevi izlemek olan bir kardeşimiz. bin liramı saklıyorum. kampanyaya katılımları bekliyorum. olmadı her ay bin bin atıp kenara, on ay sonra ben tek başıma tamamlayacağım eskort parasını.
devamını gör...
hamsi
nazım hikmet’in kuvayi milliye destanının 3. babında arhaveli ismail’in hikayesinde de kendine yer bulmuş güzel balık.
dümende ve başaltlarında insanları vardı ki bunlar uzun eğri burunlu ve konuşmayı şehvetle seven insanlardı ki
sırtı lâcivert hamsilerin ve mısır ekmeğinin zaferi için
hiç kimseden hiçbir şey beklemeksizin bir şarkı söyler gibi ölebilirdiler...
dümende ve başaltlarında insanları vardı ki bunlar uzun eğri burunlu ve konuşmayı şehvetle seven insanlardı ki
sırtı lâcivert hamsilerin ve mısır ekmeğinin zaferi için
hiç kimseden hiçbir şey beklemeksizin bir şarkı söyler gibi ölebilirdiler...
devamını gör...
hamam böceği sütü
elimi ayağımı titreten başlık. bilim geldiği bu noktada tek hapla fobiye de çare bulabilir mi.
devamını gör...
günaydın sözlük tutuklanıyorum
bi adliye kombini gelmez mi be?
devamını gör...
günün şiiri
jacques prevert
barbara
"anımsa barbara
yağmur yağıyordu o gün brest'te durmadan
yürüyordun gülümseyerek yağmur altında
şaşkın hayran sırılsıklam
anımsa barbara
siam sokağında rastladım sana
yağmur yağıyordu brest'te durmadan
gülümsüyordun
gülümsüyordum
tanımıyordum seni
sen de beni tanımıyordun
anımsa gene de anımsa o günü
unutma
saçağın altına sığınmış bir adam
adını ünledi
barbara
seğirttin ona doğru yağmur altında
şaşkın hayran sırılsıklam
atıldın kollarına
anımsa bunu barbara
sen diyorum diye de bana kızma
sen diyorum bütün sevdiklerime
ancak bir kez görmüşsem bile
sen diyorum bütün sevişenlere
tanımasam bile
anımsa barbara
unutma
o yumuşak mutlu yağmuru
mutlu yüzüne yağan
o mutlu kente yağan
denize yağan
tersaneye yağan
quessant gemisine yağan yağmuru
ah barbara
ne hırboluktur savaş
n'oldun şimdi sen
o demir o çelik o kan yağmuru altında
ya o adam n'oldu seni yürekten
kucaklayan
öldü mü kaldı mı n'oldu
ah barbara
yağmur yağıyor brest'te durmadan
eskiden nasıl yağıyorsa öyle
ama artık bildiğin gibi değil bura yok oldu her şey
yıkık bitik bir yas yağmuru şimdi yağan
demir çelik kan fırtınası bile değil
itler gibi kuyruğunu titreten
bulutlar yalnız bulutlar
brest'te sular boyunca yitip giden itler
çürümek için gidiyor uzaklara
hiçbir şey kalmayan brest'ten
çoook uzaklara"
barbara
"anımsa barbara
yağmur yağıyordu o gün brest'te durmadan
yürüyordun gülümseyerek yağmur altında
şaşkın hayran sırılsıklam
anımsa barbara
siam sokağında rastladım sana
yağmur yağıyordu brest'te durmadan
gülümsüyordun
gülümsüyordum
tanımıyordum seni
sen de beni tanımıyordun
anımsa gene de anımsa o günü
unutma
saçağın altına sığınmış bir adam
adını ünledi
barbara
seğirttin ona doğru yağmur altında
şaşkın hayran sırılsıklam
atıldın kollarına
anımsa bunu barbara
sen diyorum diye de bana kızma
sen diyorum bütün sevdiklerime
ancak bir kez görmüşsem bile
sen diyorum bütün sevişenlere
tanımasam bile
anımsa barbara
unutma
o yumuşak mutlu yağmuru
mutlu yüzüne yağan
o mutlu kente yağan
denize yağan
tersaneye yağan
quessant gemisine yağan yağmuru
ah barbara
ne hırboluktur savaş
n'oldun şimdi sen
o demir o çelik o kan yağmuru altında
ya o adam n'oldu seni yürekten
kucaklayan
öldü mü kaldı mı n'oldu
ah barbara
yağmur yağıyor brest'te durmadan
eskiden nasıl yağıyorsa öyle
ama artık bildiğin gibi değil bura yok oldu her şey
yıkık bitik bir yas yağmuru şimdi yağan
demir çelik kan fırtınası bile değil
itler gibi kuyruğunu titreten
bulutlar yalnız bulutlar
brest'te sular boyunca yitip giden itler
çürümek için gidiyor uzaklara
hiçbir şey kalmayan brest'ten
çoook uzaklara"
devamını gör...
