81.
her şeyi iyi yanından görmeyi kim öğretti ömür hanım
devamını gör...
82.
saat çini vurdu birden: pirinççç
ben gittim bembeyaz uykusuzluktan
kasketimi eğip üstüne acılarımın
sen yüzüne sürgün olduğum kadın
karanlık her sokaktaydın gizli her köşedeydin
bir çocuk boyuna bir suyu söylerdi. mavi.
bir takım genç anneleri uzatırdı bir keman
sen tutar kendini incecik sevdirirdin
bir umuttun bir misillemeydin yalnızlığa
yalnız aşkı vardır aşkı olanın
ve kaybetmek daha güç bulamamaktan
sen yüzüne sürgün olduğum kadın
kardeşim olan gözlerini unutamadım
çocuğum olan alnını sevgilim olan ağzını
dostum olan ellerini unutamadım
karım olan karnını ve önlerini
orospum olan yanlarını ve arkalarını
işte bütün bunlarını bunlarını bunlarını
nasıl unuturum hiç unutamadım
kibrit çak masmavi yanardı sesin
ormanlara ormanlara yüzünün sesi
en gizli kelimeleri akıtırdı ağzıma
şu karangu şu acayip şu asyalı aşkın
soluğu kesen ağulayan ormanlarında
yaşadım o kısa ve korkunç hükümdarlığı
ve çarpıntılı yüreğim saçlarının akıntısında
karadeniz'e karışırdı ordan akdeniz'e
ordan da daha büyük sulara
geceyse ay hemen tazeler minareleri
kur'an sayfaları satılan sokaklardan
ölüm bir çeşit sevgiyle uçar
ölüm uçar çocuk yüzlere
ben o sokaklardan ne kadar geçtim
damağımda dilinin yosunlu tadı
önce buğulu sonra cam gibi parlak sonra buğulu yine
bir takım tavşanları andıran bir takım su hayvanlarını
pazartesi günlerini ve haftanın öbür günlerini
yani salı çarşamba perşembe cuma cumartesi
bir başak ufak ufak bildirir konya'yı
o başakta o konya'da seni ararım
ben şimdilerde her şeyi sana bağlıyorum iyi mi
altın ölçü çift ölçü ve altın karşılıksız
para basma yetkisini fırat'ın suyunu palandöken'i
erzincan'ın düzünü asma bahçelerin dibini
antalya'nın denizini o denizin dibini
beş türlü yengeç yaşıyan sularında
çağanoz adi pavorya çingene pavoryası ayı pavoryası bir de çalpara
bilinir ne usta olduğum içlenmek zanaatında
canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını
sen kalabalıkta bulup bulup kaybettiğim kimya
yokluğun gayri şurdan şuraya geldi
bir günler şölenlerle egemen ülkende
şimdi iri gagalı yalnızlıklar dönüyor
n'olur ağzından başlıyarak soyunmaya
bir kez daha sür hayvanlarını üstüme üstüme
çık gel bir kez daha çıkıntılardan
çık gel bir kez daha bozguna uğrat
ben gittim bembeyaz uykusuzluktan
kasketimi eğip üstüne acılarımın
sen yüzüne sürgün olduğum kadın
karanlık her sokaktaydın gizli her köşedeydin
bir çocuk boyuna bir suyu söylerdi. mavi.
bir takım genç anneleri uzatırdı bir keman
sen tutar kendini incecik sevdirirdin
bir umuttun bir misillemeydin yalnızlığa
yalnız aşkı vardır aşkı olanın
ve kaybetmek daha güç bulamamaktan
sen yüzüne sürgün olduğum kadın
kardeşim olan gözlerini unutamadım
çocuğum olan alnını sevgilim olan ağzını
dostum olan ellerini unutamadım
karım olan karnını ve önlerini
orospum olan yanlarını ve arkalarını
işte bütün bunlarını bunlarını bunlarını
nasıl unuturum hiç unutamadım
kibrit çak masmavi yanardı sesin
ormanlara ormanlara yüzünün sesi
en gizli kelimeleri akıtırdı ağzıma
şu karangu şu acayip şu asyalı aşkın
soluğu kesen ağulayan ormanlarında
yaşadım o kısa ve korkunç hükümdarlığı
ve çarpıntılı yüreğim saçlarının akıntısında
karadeniz'e karışırdı ordan akdeniz'e
ordan da daha büyük sulara
geceyse ay hemen tazeler minareleri
kur'an sayfaları satılan sokaklardan
ölüm bir çeşit sevgiyle uçar
ölüm uçar çocuk yüzlere
ben o sokaklardan ne kadar geçtim
damağımda dilinin yosunlu tadı
önce buğulu sonra cam gibi parlak sonra buğulu yine
bir takım tavşanları andıran bir takım su hayvanlarını
pazartesi günlerini ve haftanın öbür günlerini
yani salı çarşamba perşembe cuma cumartesi
bir başak ufak ufak bildirir konya'yı
o başakta o konya'da seni ararım
ben şimdilerde her şeyi sana bağlıyorum iyi mi
altın ölçü çift ölçü ve altın karşılıksız
para basma yetkisini fırat'ın suyunu palandöken'i
erzincan'ın düzünü asma bahçelerin dibini
antalya'nın denizini o denizin dibini
beş türlü yengeç yaşıyan sularında
çağanoz adi pavorya çingene pavoryası ayı pavoryası bir de çalpara
bilinir ne usta olduğum içlenmek zanaatında
canımla besliyorum şu hüznün kuşlarını
sen kalabalıkta bulup bulup kaybettiğim kimya
yokluğun gayri şurdan şuraya geldi
bir günler şölenlerle egemen ülkende
şimdi iri gagalı yalnızlıklar dönüyor
n'olur ağzından başlıyarak soyunmaya
bir kez daha sür hayvanlarını üstüme üstüme
çık gel bir kez daha çıkıntılardan
çık gel bir kez daha bozguna uğrat
devamını gör...
83.
"is tutmuş bir gaz lambası duvarda
bir ince tülbent, bağıran bir adam
yarasaların biçip giydirdiği bir uykulu avlu
her yıldızla yüzünden yüzümüze inen
bir akşam kızıllığı, bir gözyaşı şarkısı...
annem benim
neden yorgunluktan ve merhametten başka
fotoğrafın yok evimizde."
şükrü erbaş
bir ince tülbent, bağıran bir adam
yarasaların biçip giydirdiği bir uykulu avlu
her yıldızla yüzünden yüzümüze inen
bir akşam kızıllığı, bir gözyaşı şarkısı...
annem benim
neden yorgunluktan ve merhametten başka
fotoğrafın yok evimizde."
şükrü erbaş
devamını gör...
84.
...
ah güzel ahmet abim benim
gördün mü bak
dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
ve dağılmış pazar yerlerine memleket
gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
gelse de
öyle sürekli değil
bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
o kadar çabuk
o kadar kısa
işte o kadar.
ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar
diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
mendilimde kan sesleri.
edip cansever
ah güzel ahmet abim benim
gördün mü bak
dağılmış pazar yerlerine benziyor şimdi istasyonlar
ve dağılmış pazar yerlerine memleket
gelmiyor içimden hüzünlenmek bile
gelse de
öyle sürekli değil
bir caz müziği gibi gelip geçiyor hüzün
o kadar çabuk
o kadar kısa
işte o kadar.
ahmet abi, güzelim, bir mendil niye kanar
diş değil, tırnak değil, bir mendil niye kanar
mendilimde kan sesleri.
edip cansever
devamını gör...
85.
bir çift güvercin havalansa
yanık yanık koksa karanfil
değil bu anılacak şey değil
apansız geliyor aklıma
neredeyse gün doğacaktı
herkes gibi kalkacaktınız
belki daha uykunuz da vardı
geceniz geliyor aklıma
sevdiğim çiçek adları gibi
sevdiğim sokak adları gibi
bütün sevdiklerimin adları gibi
adınız geliyor aklıma
rahat döşeklerin utanması bundan
öpüşürken bu dalgınlık bundan
tel örgünün deliğinde buluşan
parmaklarınız geliyor aklıma
nice aşklar arkadaşlıklar gördüm
kahramanlıklar okudum tarihte
çağımıza yakışan vakur, sade
davranışınız geliyor aklıma
bir çift güvercin havalansa
yanık yanık koksa karanfil
değil unutulur şey değil
çaresiz geliyor aklıma.
devamını gör...
86.
deniz uzaklaşıyor gitgide
ufuk çekiliyor
kumsal genişliyor
kısalıyor adımlarımızsa
kumlar mı?
makina ölüleri, füze artıkları, sakat uydularla
barbar medya, gazeteler, zor söylemleri
bilimsiz karmaşa
yaz oysa
en güzel orda yazlardı
kabuklaşabilir akrep kendi hızında
yılanların derileri demirden
düşlerimiz kırılıp ufalanıp
gelincikler soluyor dokunmadan
deniz uzaklaşıyor
deniz uzaklaşıyor gitgide
uçurumlar akan ırmak o deli
yok şimdi
yalnızlığın damarını besliyor
kirli yoğun kandırılmış suyla
biz mi? biz değiliz, önceki dün bugün başka
dokumuzu değiştiriyorlar hızlı vuruşlarla
tutunamıyoruz ilgilerimize, sevgilerimize
ve aşka
deniz uzaklaşıyor
gülten akın
ufuk çekiliyor
kumsal genişliyor
kısalıyor adımlarımızsa
kumlar mı?
makina ölüleri, füze artıkları, sakat uydularla
barbar medya, gazeteler, zor söylemleri
bilimsiz karmaşa
yaz oysa
en güzel orda yazlardı
kabuklaşabilir akrep kendi hızında
yılanların derileri demirden
düşlerimiz kırılıp ufalanıp
gelincikler soluyor dokunmadan
deniz uzaklaşıyor
deniz uzaklaşıyor gitgide
uçurumlar akan ırmak o deli
yok şimdi
yalnızlığın damarını besliyor
kirli yoğun kandırılmış suyla
biz mi? biz değiliz, önceki dün bugün başka
dokumuzu değiştiriyorlar hızlı vuruşlarla
tutunamıyoruz ilgilerimize, sevgilerimize
ve aşka
deniz uzaklaşıyor
gülten akın
devamını gör...
87.
nasıldı
önce sevinç uyutmadı beni
sonra üzüntü nöbet tuttu bütün gece
ikiside gidince başımdan
uyudum, ama ah, her mayıs gecesi
bir kasım sabahı getirdi ardından
senin derdin benimdi
benimki senin
paylaşmazsam bir sevinci seninle
yoktu benimde sevincim.
bertolt brecht
önce sevinç uyutmadı beni
sonra üzüntü nöbet tuttu bütün gece
ikiside gidince başımdan
uyudum, ama ah, her mayıs gecesi
bir kasım sabahı getirdi ardından
senin derdin benimdi
benimki senin
paylaşmazsam bir sevinci seninle
yoktu benimde sevincim.
bertolt brecht
devamını gör...
88.
"bana, huzurun merhemini verir misiniz?
iltihaplı kalbimin içine sürmek istiyorum..."
iltihaplı kalbimin içine sürmek istiyorum..."
devamını gör...
89.
sen aklıma düşersin ben kaldırırım.
hem bu vesileyle ellerini de tutmuş olurum
o güzel gözlerine kafamı daldırırım,
bu bahaneyle özlemini de yutmuş olurum
insanım sevmek farzıdır doğamın.
seni bir kaşık sevgide boğarım.
hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadım o anı
ölsem de seninle yeniden doğarım.
körsem de ben seninle görürüm
mis kokun bulmamı sağlar yönümü.
unutmadan anarım her yıl dönümü
bana değ ellerinden olsun ölümüm, yeter ki
senden gelen ölüm olsa varım
ölüm olsan bana gelsen yarım.
seninle aynı hayallere varıp
mutlu olabiliriz belki yarın.
bir yanardağa akarsular yutturmuşsun
kim bilir kaç yangını tutuşturmuş su.
bir ayrılık hikayesi tutturmuşsun
aşkı kendi kendine unutturmuşsun.
beni kaybettiğini almıyorsa beynin
sevgilim sana öğüt verecek değilim.
cümlelere hükmetse de beynim
sonuçta kalemim senin önünde eğilir.
sokup durmasınlar onu kafama
önünde o eğilir ben yapamam.
ben yaparım takma sen kafana
o çıkış yollarını sen kapama.
sen bu cinayete ortak olma
gülüm senin suçun korkak olmak.
ben varım bu kadar korkak olma
tek yapacağın benimle ortak olmak.
sev beni elini korkak alıştırma.
yerim seni katiyen atıştırmam.
patla bana hislerini yatıştırma.
sen beni sev gerisini karıştırma.
sen gel de bir gör sana sakladığımı
ki ben bir kibrit çöpü yerine yakmadığınım.
farkındayım hiç arkana bakmadığının
biliyorum yine de beni içinde akladığını.
çünkü içindeyim çünkü senin için aktır!
kapkarayım çünkü beni senin aşkın yaktı!
çok bilgeye sordum ne çok kitaba baktım
seni seviyorum çünkü seni sevmek haktır!
seni özlüyorum çünkü özlenecek birisin.
herkes mutlu kavuşturamadık bir bizi.
gözüm üstünde çünkü gözlenecek gibisin.
ayrı ayrı özgürken biz asıl esir biziz.
seni diliyorum kesintisiz.
nasıl bir bahar sen nasıl bir esintisin?
nasıl güzel bir sesin tizi
taşıdığın nasıl bir kahramanlığın izi?
nasıl hayatta kaldın benden uzaklarda?
burada sensiz her adımda tuzaklar var.
acaba ne bekliyorsun uzaklardan
bende olmayan ne var ki o zatlarda?
güven mi? ben kendime güveniyorum
dönmesin diye tutuyor dümeni kolum.
hiç şereflendirmedi dümeni yolun
sadece hislerime güveniyorum.
sadece onlar bana inanmanı sağlar.
duygularıma gem vuramaz yasalar.
cezamı tüketemedim saya saya
daha iyidir kafama silah dayasalar!
daha mı iyi olacak seni unutursam?
kötü mü olur içimde bir umut dursa?
daha da kötüsü ya sen beni unuttuysan?
ya bütün bu yaşadıklarım kuruntuysa?
ben bu filmi gördüm kötü bitiyor.
boşa yorulma istersen kapat yat.
bir seviyor bir sevmiyorsun
fakat bu oyun değil papatyam.
canfeza
hem bu vesileyle ellerini de tutmuş olurum
o güzel gözlerine kafamı daldırırım,
bu bahaneyle özlemini de yutmuş olurum
insanım sevmek farzıdır doğamın.
seni bir kaşık sevgide boğarım.
hiç ölmeyecekmiş gibi yaşadım o anı
ölsem de seninle yeniden doğarım.
körsem de ben seninle görürüm
mis kokun bulmamı sağlar yönümü.
unutmadan anarım her yıl dönümü
bana değ ellerinden olsun ölümüm, yeter ki
senden gelen ölüm olsa varım
ölüm olsan bana gelsen yarım.
seninle aynı hayallere varıp
mutlu olabiliriz belki yarın.
bir yanardağa akarsular yutturmuşsun
kim bilir kaç yangını tutuşturmuş su.
bir ayrılık hikayesi tutturmuşsun
aşkı kendi kendine unutturmuşsun.
beni kaybettiğini almıyorsa beynin
sevgilim sana öğüt verecek değilim.
cümlelere hükmetse de beynim
sonuçta kalemim senin önünde eğilir.
sokup durmasınlar onu kafama
önünde o eğilir ben yapamam.
ben yaparım takma sen kafana
o çıkış yollarını sen kapama.
sen bu cinayete ortak olma
gülüm senin suçun korkak olmak.
ben varım bu kadar korkak olma
tek yapacağın benimle ortak olmak.
sev beni elini korkak alıştırma.
yerim seni katiyen atıştırmam.
patla bana hislerini yatıştırma.
sen beni sev gerisini karıştırma.
sen gel de bir gör sana sakladığımı
ki ben bir kibrit çöpü yerine yakmadığınım.
farkındayım hiç arkana bakmadığının
biliyorum yine de beni içinde akladığını.
çünkü içindeyim çünkü senin için aktır!
kapkarayım çünkü beni senin aşkın yaktı!
çok bilgeye sordum ne çok kitaba baktım
seni seviyorum çünkü seni sevmek haktır!
seni özlüyorum çünkü özlenecek birisin.
herkes mutlu kavuşturamadık bir bizi.
gözüm üstünde çünkü gözlenecek gibisin.
ayrı ayrı özgürken biz asıl esir biziz.
seni diliyorum kesintisiz.
nasıl bir bahar sen nasıl bir esintisin?
nasıl güzel bir sesin tizi
taşıdığın nasıl bir kahramanlığın izi?
nasıl hayatta kaldın benden uzaklarda?
burada sensiz her adımda tuzaklar var.
acaba ne bekliyorsun uzaklardan
bende olmayan ne var ki o zatlarda?
güven mi? ben kendime güveniyorum
dönmesin diye tutuyor dümeni kolum.
hiç şereflendirmedi dümeni yolun
sadece hislerime güveniyorum.
sadece onlar bana inanmanı sağlar.
duygularıma gem vuramaz yasalar.
cezamı tüketemedim saya saya
daha iyidir kafama silah dayasalar!
daha mı iyi olacak seni unutursam?
kötü mü olur içimde bir umut dursa?
daha da kötüsü ya sen beni unuttuysan?
ya bütün bu yaşadıklarım kuruntuysa?
ben bu filmi gördüm kötü bitiyor.
boşa yorulma istersen kapat yat.
bir seviyor bir sevmiyorsun
fakat bu oyun değil papatyam.
canfeza
devamını gör...
90.
kuş uçmaz, kervan geçmez bir yerdesin.
su olsan kimse içmez,
yol olsan kimse geçmez,
elin adamı ne anlar senden
çıkarsın bir dağ başına,
bir ağaç bulursun
tellersin pullarsın
gelin eylersin.
bir de bulutları görürsün, bir de bulutları görürsün
bir de bulutları görürsün
köpürmüş gelen bulutları
başka ne gelir elden?
çın çın ötüyor yüreğimin kökünde şu dünyanın ıssızlığı
tanrı kimsenin başına vermesin böyle bir yalnızlığı! *
su olsan kimse içmez,
yol olsan kimse geçmez,
elin adamı ne anlar senden
çıkarsın bir dağ başına,
bir ağaç bulursun
tellersin pullarsın
gelin eylersin.
bir de bulutları görürsün, bir de bulutları görürsün
bir de bulutları görürsün
köpürmüş gelen bulutları
başka ne gelir elden?
çın çın ötüyor yüreğimin kökünde şu dünyanın ıssızlığı
tanrı kimsenin başına vermesin böyle bir yalnızlığı! *
devamını gör...
91.
avucuna bırakıp yüzümü daldığım rüyanın uykusuydu yüzüne geceyi giydirip saldığın selam
içime içime kırıldım çarptığın yerlerimden duymadın mı dolmadı boşluklarım ziyan oldu her kelam
güzlerinden arta kalan üşümüş yazım hüzünlü aklansın diye baharla durmadan yağmur yıkar yüzümü
akar boğazımdan geceye dilimin telaşları yutkunurum yangının davetidir tüküremem közümü
acıyordu acısı acısıyla acıdım
acısıyla acırken acımla acımasın
acımasın acımla acıma acımasın
içime içime kırıldım çarptığın yerlerimden duymadın mı dolmadı boşluklarım ziyan oldu her kelam
güzlerinden arta kalan üşümüş yazım hüzünlü aklansın diye baharla durmadan yağmur yıkar yüzümü
akar boğazımdan geceye dilimin telaşları yutkunurum yangının davetidir tüküremem közümü
acıyordu acısı acısıyla acıdım
acısıyla acırken acımla acımasın
acımasın acımla acıma acımasın
devamını gör...
92.
hangi mahallede imam yok,
ben orada öleceğim.
kimse görmesin ne kadar güzel,
ayaklarım, saçlarım ve her şeyim.
ölüler namına, azade ve temiz,
meçhul denizlerde balık;
müslüman değil miyim, haşa,
fakat istemiyorum, kalabalık.
beyaz kefenler giydirmesinler,
sızlamasın karanlığım havada.
omuzlardan omuzlara geçerken sallanmayayım,
ki bütün azalarım hülyada.
hiçbir dua yerine getiremez,
benim kainatlardan uzaklığımı.
yıkamasınlar vücudumu, yıkamasınlar,
çılgınca seviyorum sıcaklığımı...
devamını gör...
93.
akarsu aklımda
ağlaması acının
akar
akar
akar
ağzımdan
anlam arayan aşık avcılar
ardıç ağaçları artık avutmaz
alnımda atlanır
antik
ağrılar
ağlaması acının
akar
akar
akar
ağzımdan
anlam arayan aşık avcılar
ardıç ağaçları artık avutmaz
alnımda atlanır
antik
ağrılar
devamını gör...
94.
ben de günahkar kullarındanım allahım...
bir "kulhuvallahi" bilirim dualardan,
bir de "yarabbi şükür" demeyi doyunca,
bir kere oruç tutmam ramazan boyunca,
ama çekmediğim kalmadı sevdalardan.
ben de günahkar kullarındanım allahım!...
benim gibi kulun çok dünyada, allahım!...
eğer bilmiyorsan işte, haberin olsun.
ekmek derdi, aşk derdi unutturdu seni.
insan hatırlamıyor dün ne yediğini.
zaten yediğimiz ne ki hatırda dursun.
benim gibi kulun çok dünyada, allahım!...
yazdıklarıma sakın darılma allahım!...
meleklerin sana bunları söylemezler.
artık, pek yarattığın gibi değil dünya
insanlar hem sabuna karıştı, hem suya:
ne olursun hoşuna gitmediyse eğer,
yazdıklarıma sakın darılma allahım!...
sana bir şey soracağım, affet, allahım!...
beş vakit kızlar doluyor camilerine,
beyaz yaşmaklı, beyaz tenli masum kızlar...
benim bir defa görüşte yüreğim sızlar;
sen tutulmadın mı, içlerinden birine?
sana bir şey soracağım, affet, allahım!...
işte insanlar bu minval üzre, allahım!...
kıt kanaat sere serpe yollar boyunca
sen, bizim için hala o ezeli sırsın.
sen de, bizi bilmiş olsan, başkalaşırsın...
herkesin kederi, gailesi boyunca.
işte insanlar bu minval üzre, allahım!...
devamını gör...
95.
seni öpsem, gülse bir halk
seni öpsem, yoksulluk
utansa verdiği acılardan
kırılsa her türlü korkunun kanadı.
seni öpsem, silinse
alın çizgilerinden gam
yürek kuytularından akşam.
bir sonsuz yağmur yağsa
aşkın kardeş bulutlarından.
aynı mutlulukla ıslansa dünya
ayrılığa kapanmasa kapılar
odalar üzgün durmasa... *
seni öpsem, yoksulluk
utansa verdiği acılardan
kırılsa her türlü korkunun kanadı.
seni öpsem, silinse
alın çizgilerinden gam
yürek kuytularından akşam.
bir sonsuz yağmur yağsa
aşkın kardeş bulutlarından.
aynı mutlulukla ıslansa dünya
ayrılığa kapanmasa kapılar
odalar üzgün durmasa... *
devamını gör...
96.
özdemir asaf’ın bu günlerimizi özetleyen bir şiirini bırakalım:
eskiden
ne güzel insanlar vardı eskiden.
çocukluğumuzu kaplamışlardı.
bize masal anlatırlardı
cinlerden, perilerden.
büyük anneler, büyük babalar vardı.
o zaman hepsi uzaktı ölümden.
hem sevdirir hem korkuturlardı.
acı hikâyeleri bile tatlı başlardı.
demek bunun için gittiler hikâyelerden.
ne güzel insanlar vardı eskiden.
ne güzel şarkılar vardı eskiden.
gençliğimizi donatırlardı.
hep iyi şeyler hatırlatırlardı
geçip gitmiş devirlerden.
sevgi ve ümid yaratırlardı.
o zaman her şey uzaktı ölümden.
yanık şarkılar bile neşeli başlardı.
ister istemez saadet taşardı
gamsız günlerimizden.
ne güzel zamanlar vardı eskiden.
ne güzel şarkılar vardı eskiden.
hayâl içinde yaşatırlardı.
güldürür ağlatırlardı
duymadan biz, düşünmeden.
her an bir asır kadardı.
o zaman herkes uzaktı ölümden.
candan sevdiklerimiz vardı.
hepsi başka güzeldi, bizi tanımazlardı.
bütün yollarımız geçerdi gül bahçelerinden.
ne güzel zamanlar vardı eskiden.
eskiden
ne güzel insanlar vardı eskiden.
çocukluğumuzu kaplamışlardı.
bize masal anlatırlardı
cinlerden, perilerden.
büyük anneler, büyük babalar vardı.
o zaman hepsi uzaktı ölümden.
hem sevdirir hem korkuturlardı.
acı hikâyeleri bile tatlı başlardı.
demek bunun için gittiler hikâyelerden.
ne güzel insanlar vardı eskiden.
ne güzel şarkılar vardı eskiden.
gençliğimizi donatırlardı.
hep iyi şeyler hatırlatırlardı
geçip gitmiş devirlerden.
sevgi ve ümid yaratırlardı.
o zaman her şey uzaktı ölümden.
yanık şarkılar bile neşeli başlardı.
ister istemez saadet taşardı
gamsız günlerimizden.
ne güzel zamanlar vardı eskiden.
ne güzel şarkılar vardı eskiden.
hayâl içinde yaşatırlardı.
güldürür ağlatırlardı
duymadan biz, düşünmeden.
her an bir asır kadardı.
o zaman herkes uzaktı ölümden.
candan sevdiklerimiz vardı.
hepsi başka güzeldi, bizi tanımazlardı.
bütün yollarımız geçerdi gül bahçelerinden.
ne güzel zamanlar vardı eskiden.
devamını gör...
97.
böcekler
düşünme,
arzu et sade!
bak, böcekler de öyle yapıyor.
orhan veli kanık
düşünme,
arzu et sade!
bak, böcekler de öyle yapıyor.
orhan veli kanık
devamını gör...
98.
mutsuzluktan söz etmek istiyorum
dikey ve yatay mutsuzluktan
mükemmel mutsuzluğundan insan soyunun
sevgim acıyor
buradan
*
dikey ve yatay mutsuzluktan
mükemmel mutsuzluğundan insan soyunun
sevgim acıyor
buradan
*
devamını gör...
99.
sere serpe
uzanıp yatıvermiş, sere serpe;
entarisi sıyrılmış, hafiften;
kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;
bir eliyle de göğsünü tutmuş.
içinde kötülüğü yok, biliyorum;
yok, benim de yok ama...
olmaz ki!
böyle de yatılmaz ki!
(bkz: orhan veli kanık)
uzanıp yatıvermiş, sere serpe;
entarisi sıyrılmış, hafiften;
kolunu kaldırmış, koltuğu görünüyor;
bir eliyle de göğsünü tutmuş.
içinde kötülüğü yok, biliyorum;
yok, benim de yok ama...
olmaz ki!
böyle de yatılmaz ki!
(bkz: orhan veli kanık)
devamını gör...
100.
gölgeler var her yerde
isimsiz, hain gölgeler
biri içimde beni yaralayan
biri dışımda benim olan
gece gündüz hesaplaştığım
isimsiz, hain gölgeler...
-fıstıklıbörek-
isimsiz, hain gölgeler
biri içimde beni yaralayan
biri dışımda benim olan
gece gündüz hesaplaştığım
isimsiz, hain gölgeler...
-fıstıklıbörek-
devamını gör...