zaman tüneli
büyüdüğü halde çizgi film izlemeye devam eden insan
ya 70' lerden 80' lerden kalma bazıları, gerçekten ölümsüz. her yaşta insan seyredebilir. ayrıca siz, insan şu yaşta şunu, bu yaşta bunu seyreder şeklinde bi şablon yaptıysanız, o şablonu lütfen ananızın damacanasına sokun ;;)) kodumunun türk mahallesi...geçti artık baskı muhabbetleri ;;))
devamını gör...
büyüdüğü halde çizgi film izlemeye devam eden insan
anime dir anime,
dinime imanime...
dinime imanime...
devamını gör...
yazarların internetle tanıştığı yıl
1997'ydi sanıyorum. ama çok da tanıştık sayılmaz, anlamadan takılıyordum. ms dos komutları arasında pencerelere tıklıyordum.
devamını gör...
büyüdüğü halde çizgi film izlemeye devam eden insan
çizgi film değil animedir o animeler çocuklar için değil yetişkinler için yapılır
devamını gör...
4 kasım 2026 fenerbahçe liverpool maçı
liverpool'da wirtz, kerkez, isak, gakpo yedek. frimpong, ekitike, gravenberch zaten yok. u19 takımıyla falan mı çıkacaklar daha önce hiç kazanamadıkları istanbul deplasmanına.
devamını gör...
bol filtre kullanan kızın gerçek halini görüp yine sevmek
gönüldür sevebilir.
hiç değilse, "sevmeye utanacağım kadar uç bir güzelliğe sahip değilmişsin" mutlu ettin beni! diyebilirsiniz.
seni sevmek benim hakkım! diyebilirsiniz!
artık gönül rahatlığıyla sevebilirsiniz. hem o kızın kusursuzluk takıntısı da kalmaz. kendi doğal halinin beğenilebileceğini de düşünerek sizi mucuk diye öper.
başıma böyle bir şey gelirse şikayet etmeyeceğim. çünkü nicedir yanıyor içim. öf. öyle işte. neyse.
hiç değilse, "sevmeye utanacağım kadar uç bir güzelliğe sahip değilmişsin" mutlu ettin beni! diyebilirsiniz.
seni sevmek benim hakkım! diyebilirsiniz!
artık gönül rahatlığıyla sevebilirsiniz. hem o kızın kusursuzluk takıntısı da kalmaz. kendi doğal halinin beğenilebileceğini de düşünerek sizi mucuk diye öper.
başıma böyle bir şey gelirse şikayet etmeyeceğim. çünkü nicedir yanıyor içim. öf. öyle işte. neyse.
devamını gör...
kokoreç
bir kader mahkumu abi vardı burda, o temiz yapardı. en son onun tezgahından yemiştim. uzun süredir göremiyorum. sanırım yeniden içeri girdi. şimdi her yerden de alınıp yenilmez ki. devlet büyüklerimizin bir af çıkarmasını bekleyeceğiz mecbur.
devamını gör...
beklentileri azaltarak yaşamak
ennn az beklentiyle yaşayınca bile beklediklerinin hiçbiri gerçekleşmiyor. yav bari biri olsun. o da olmuyor. e diğeri? o da yok.
ay ne dertli bir karı oldum böyle. kendimden tiksindim. kusacağım. biri şakalarımı geri versin.
ay ne dertli bir karı oldum böyle. kendimden tiksindim. kusacağım. biri şakalarımı geri versin.
devamını gör...
beklentileri azaltarak yaşamak
günler sonra sözlüğe gireyim dedim.
ne bir beğeni ne bir bildirim ne özel mesaj ne küfür.
beklentim yoktu neyse ki de çok üzmedi.
beklentilerinizi azaltın mutlak mutluluk yaşarsınız.
teşekkürler.
ne bir beğeni ne bir bildirim ne özel mesaj ne küfür.
beklentim yoktu neyse ki de çok üzmedi.
beklentilerinizi azaltın mutlak mutluluk yaşarsınız.
teşekkürler.
devamını gör...
bir adama aşık olmak vs dizi izlemek
aşk diyorum. neden bir kadına aşık olmak diye seçenek yok. çok kırıldım. ben artık bir adama aşık olmak istemiyorum. yönelim değiştirme talebim tanrı ve yüce isa tarafından dikkate alınsın.
devamını gör...
bir adama aşık olmak vs dizi izlemek
dizi izlemek yoksa dizinin sonu amsterdam'a bağlanıyor.
devamını gör...
bir adama aşık olmak vs dizi izlemek
ben de dizi izlemek diyorum ki bu saatten sonra adımız .rspuya çıkmasın.
devamını gör...
bir kız için yapılmış en büyük fedakarlık
bir kız için yaptığım en büyük fedakarlık, hiç şüphesiz kendi kızım için yaptıklarımdır. önce dokuz ay boyunca karnımda kutsal bir emanet gibi taşıdım onu. bütün düzenimi, alışkanlıklarımı, sağlığımı ona göre yeniden şekillendirdim. sonra canımdan can verdim.
bebekliği oldukça zorluydu. saatlerce ayağımda salladığımı, uyusun diye evin içinde kaç tur attığımı hatırlıyorum. gecenin uykusu yoktu, gündüzün dinlenmesi yoktu. hatta onunla ilgili neredeyse her şeyi excel tablolarına kaydediyordum. emdiği saatler, mamaları, uyuduğu zamanlar, çişi, kakası, aşıları, hastalıkları, gelişim basamakları, verdiği tepkiler, kilosu, boyu, kafa çapı... kayıt altına almadığım bir gelişim değeri yoktu. biraz takıntılı bir anne olduğum da söylenebilir ama o dönem benim dünyamın merkezi tamamen oydu.
tuvalete bile onu başka bir odada bırakıp gidemezdim. eşim eve gelmeden rahatça banyo yapabildiğim günler neredeyse yoktu. huysuzdu, çabuk sıkılırdı, kendi kendine oyalanmayı pek bilmezdi. sürekli ilgi, sürekli temas, sürekli annesini isterdi. ben de yıllarca onun gönüllü kölesi oldum. kendi ihtiyaçlarımı, uykumu, sosyal hayatımı, bazen kendime ait olma hissimi bile ikinci plana attım. ama bunların hiçbirini bir yük olarak görmedim o zaman. seve seve yaptım. insan çocuğu söz konusu olduğunda kendi sınırlarını nerede bıraktığını bazen kendisi bile fark etmiyor.
şimdi geriye dönüp baktığımda bütün o uykusuz gecelerin, telaşların, endişelerin, vazgeçişlerin karşılığını fazlasıyla almış olduğumu düşünüyorum. emeklerime değmiş, güzel bir genç kız oldu. zeki, başarılı, vicdanlı ve güzel yürekli. elbette bunda yalnızca benim emeğim yok, ama annesi olarak onun büyüme hikayesinde payım olduğunu bilmek de bir mutluluk..
bebekliği oldukça zorluydu. saatlerce ayağımda salladığımı, uyusun diye evin içinde kaç tur attığımı hatırlıyorum. gecenin uykusu yoktu, gündüzün dinlenmesi yoktu. hatta onunla ilgili neredeyse her şeyi excel tablolarına kaydediyordum. emdiği saatler, mamaları, uyuduğu zamanlar, çişi, kakası, aşıları, hastalıkları, gelişim basamakları, verdiği tepkiler, kilosu, boyu, kafa çapı... kayıt altına almadığım bir gelişim değeri yoktu. biraz takıntılı bir anne olduğum da söylenebilir ama o dönem benim dünyamın merkezi tamamen oydu.
tuvalete bile onu başka bir odada bırakıp gidemezdim. eşim eve gelmeden rahatça banyo yapabildiğim günler neredeyse yoktu. huysuzdu, çabuk sıkılırdı, kendi kendine oyalanmayı pek bilmezdi. sürekli ilgi, sürekli temas, sürekli annesini isterdi. ben de yıllarca onun gönüllü kölesi oldum. kendi ihtiyaçlarımı, uykumu, sosyal hayatımı, bazen kendime ait olma hissimi bile ikinci plana attım. ama bunların hiçbirini bir yük olarak görmedim o zaman. seve seve yaptım. insan çocuğu söz konusu olduğunda kendi sınırlarını nerede bıraktığını bazen kendisi bile fark etmiyor.
şimdi geriye dönüp baktığımda bütün o uykusuz gecelerin, telaşların, endişelerin, vazgeçişlerin karşılığını fazlasıyla almış olduğumu düşünüyorum. emeklerime değmiş, güzel bir genç kız oldu. zeki, başarılı, vicdanlı ve güzel yürekli. elbette bunda yalnızca benim emeğim yok, ama annesi olarak onun büyüme hikayesinde payım olduğunu bilmek de bir mutluluk..
devamını gör...
koma
kürtçe güzel bir amaç için gruplaşma anlamına gelir.
devamını gör...
şup şup (yazar)
sesin soluğun çıkmıyo bugün, hayırdır, gergin misin?
devamını gör...
esenler otogarı
aklıma turşu bidonları ve kalabalık geliyor. hala aynı mıdır bilmiyorum.
devamını gör...
kalamar
rakı eşlikçisi, dostlarla güzel..
devamını gör...
beklentileri azaltarak yaşamak
"hayallerini bırak
umutlar senin olsun"
beklentisiz yaşamak nasıl mümkün olur bilmiyorum. beklentiler aslında yaşam belirtisidir. insan yaşadığı müddetçe hayal eder ve umar..
umutlar senin olsun"
beklentisiz yaşamak nasıl mümkün olur bilmiyorum. beklentiler aslında yaşam belirtisidir. insan yaşadığı müddetçe hayal eder ve umar..
devamını gör...
beklentileri karşılayamamaktan korkmak
insanın ruhunu boğan, zamanla kendine, hayatına yabancılaşmasına neden olan bir durum. sürekli çevrenin, toplumun, ailenin, eşin, dostun, arkadaşın beklentilerini karşılamak, kimseyi hayal kırıklığına uğratmamak, kimsenin gözünde yanlış bir insan olmamak için çabalamak gerçekten çok yorucu.. ideal evlat, ideal eş, ideal anne, ideal arkadaş, ideal çalışan... bitmek bilmeyen bir sıfatlar ve sorumluluklar listesi. üstelik bunların hepsini aynı anda, eksiksiz biçimde yerine getirmemiz bekleniyor.
oysa ideal bir düzende yaşamıyoruz ki..! türkiye'deyiz lan biz sözlük. ayrıntı vermeme gerek yok sen de aynı yerdesin, tahmin edersin. insan hangi birini, neleri kontrol edebilir ki? hayat zaten başlı başına bir mücadeleyken bir de herkesin kafasındaki ideal insan olmaya çalışarak tüketiyoruz kendimizi. bütün bu idealleri gerçekleştirmek uğruna kendi isteklerimizi, ihtiyaçlarımızı, hatta bazen kişiliğimizi bile geri plana atıyoruz. bir bakmışız, başkalarının mutlu olduğu ama bizim kendimize ait pek bir şey bulamadığımız bir hayatın içinde ömür tüketmişiz.
kaç yaşına geldim, hala annemin kafasındaki ideal kız sınırını aşamıyorum mesela. bu hafta artık saldım. çünkü ne onun beklentilerinin bir sonu var ne de benim bunları karşılayacak yüreğim kaldı. üstelik insan çabaladıkça karşı tarafın beklentileri azalmak yerine artıyor ya. bir noktadan sonra yaptığınız fedakarlıklar iyilik olmaktan çıkıp üzerinize yüklenen doğal bir görev gibi görülmeye başlanıyor. siz verdikçe daha fazlası isteniyor, vermediğiniz ilk anda da bütün geçmişiniz unutulup eksikliğiniz yüzünüze vuruluyor.
en acısı da yıllar sonra dönüp geriye baktığınızda, kendi hayatınızdan ne kadar çok şeyi başkalarını memnun etmek uğruna ertelediğinizi fark etmek. keşke şunu da kendim için yapsaydım, keşke o zaman hayır deseydim, keşke bu kadar uğraşmasaydım diye hayıflanıyorsunuz. ama geçen zaman geri gelmiyor.
sanırım artık anlamam lazım, herkesin beklentisini karşılamak mümkün değil. üstelik bunu başaramamak kötü bir evlat, kötü bir eş ya da kötü bir insan olduğunuz anlamına da gelmiyor. başkalarının hayal kırıklıklarını önlemek için kendi hayatınızı hayal kırıklığına çevirmek zorunda değilsiniz. ipleri biraz salmak lazım yani. çünkü bu hayatı başkalarının beklentilerine göre yaşamaya çalışırken kendi hayatımızı yaşamayı unutuyoruz. ve insanın en büyük hayal kırıklığı, yıllar sonra kendi kendine yetememiş olmak değil, kendisi için hiç yaşamamış olduğunu fark etmek galiba.
oysa ideal bir düzende yaşamıyoruz ki..! türkiye'deyiz lan biz sözlük. ayrıntı vermeme gerek yok sen de aynı yerdesin, tahmin edersin. insan hangi birini, neleri kontrol edebilir ki? hayat zaten başlı başına bir mücadeleyken bir de herkesin kafasındaki ideal insan olmaya çalışarak tüketiyoruz kendimizi. bütün bu idealleri gerçekleştirmek uğruna kendi isteklerimizi, ihtiyaçlarımızı, hatta bazen kişiliğimizi bile geri plana atıyoruz. bir bakmışız, başkalarının mutlu olduğu ama bizim kendimize ait pek bir şey bulamadığımız bir hayatın içinde ömür tüketmişiz.
kaç yaşına geldim, hala annemin kafasındaki ideal kız sınırını aşamıyorum mesela. bu hafta artık saldım. çünkü ne onun beklentilerinin bir sonu var ne de benim bunları karşılayacak yüreğim kaldı. üstelik insan çabaladıkça karşı tarafın beklentileri azalmak yerine artıyor ya. bir noktadan sonra yaptığınız fedakarlıklar iyilik olmaktan çıkıp üzerinize yüklenen doğal bir görev gibi görülmeye başlanıyor. siz verdikçe daha fazlası isteniyor, vermediğiniz ilk anda da bütün geçmişiniz unutulup eksikliğiniz yüzünüze vuruluyor.
en acısı da yıllar sonra dönüp geriye baktığınızda, kendi hayatınızdan ne kadar çok şeyi başkalarını memnun etmek uğruna ertelediğinizi fark etmek. keşke şunu da kendim için yapsaydım, keşke o zaman hayır deseydim, keşke bu kadar uğraşmasaydım diye hayıflanıyorsunuz. ama geçen zaman geri gelmiyor.
sanırım artık anlamam lazım, herkesin beklentisini karşılamak mümkün değil. üstelik bunu başaramamak kötü bir evlat, kötü bir eş ya da kötü bir insan olduğunuz anlamına da gelmiyor. başkalarının hayal kırıklıklarını önlemek için kendi hayatınızı hayal kırıklığına çevirmek zorunda değilsiniz. ipleri biraz salmak lazım yani. çünkü bu hayatı başkalarının beklentilerine göre yaşamaya çalışırken kendi hayatımızı yaşamayı unutuyoruz. ve insanın en büyük hayal kırıklığı, yıllar sonra kendi kendine yetememiş olmak değil, kendisi için hiç yaşamamış olduğunu fark etmek galiba.
devamını gör...
