81.
olsa da içsek diyeceğim ama çok pahalı içilmiyor her zaman.
devamını gör...
82.
içki ya da alkollü içecek, etanol içeren bir içecektir.
devamını gör...
83.
içmeyin şu zıkkımı ya!
devamını gör...
84.
genel bir bilgi olan her şeyin azı makbuldür lafı alkol içinde geçerlidir. azı keyif , çoğu keder verir.
devamını gör...
85.
çakırkeyif edecek kadar içildiğinde adı üzerinde keyiflidir ama hayatı boyunca iki eliyle bir şeyi doğrultamayan insan "aman bi hoş oldum. durayım en iyisi." diyebilir mi? diyemez. bu yüzden bir kez başlanmışsa yüzde doksan beş sarhoş olana kadar içilir. bu sebeple alkolden hoşlanmıyorum. zamanında her gece kusana kadar içerdim. inanın hiçbir numarası yok. özenecek, özlenecek hiçbir şeyi yok bu saçma sapan içkinin. sigarayla birlikte çok sağlam bir iradeniz yoksa uzak durulması gereken meretlerin başında gelir alkol.
çok çok nadir, sarhoş olmayacak kadar içiyorum artık. aptal olmaya gerek yok.
çok çok nadir, sarhoş olmayacak kadar içiyorum artık. aptal olmaya gerek yok.
devamını gör...
86.
ne zaman içsem bir problemle karşı karşıya kalıyorum, mesaj mıdır nedir ? anlayamadım.
devamını gör...
87.
ilk üretim tarihi net olarak bilinmemekle beraber, en eski alkollü içeceğin m.ö. 7000-m.ö.6500 yılları arasında çin'de üretildiği netlik kazanmıştır. arkeolojik kazılar esnasında bulunan kil kapların üzerindeki kalıntıların içeriği incelendiğinde; insanların pirinç, darı, üzüm ve bal kullanarak alkollü bir içecek ürettikleri anlaşılmış.
farklı coğrafyalarda toprağın verimli olduğu bitki çeşidine göre farklı alkollü içecekler üretiliyordu. örneğin, mısır'da arpa bol yetiştiği için bira üretimi de tüketimi de fazlaydı. hatta o dönemde işçiler, ücretlerinin bir kısmını bira olarak alıyorlardı. aynı zamanda az miktarda yetişen üzümlerle şarap üretiliyordu, fakat yerli halkın aksine sadece yönetimdekilerin ve üst düzey kişilerin tüketebileceği bir alkol çeşidiydi şarap.
mısır'da bira neyse, antik yunan ve roma'da şarap o demekti. çünkü coğrafya kaderdir :)
coğrafya kaderdir demişken, yine bu sebeple güney amerika yerlileri topraklarında yetişen bitkilerle chicha ismini verdikleri içkileri yapıyorlardı. bu karışıma halüsinasyon etkisi yaratan bazı otlar da ekliyorlardı.
doğu afrika'da muz ve palmiye birası üretiliyordu.
japonya'da ise pirinçten sake.
bu saydığım eski tip fermente içecekler günümüzle karşılaştırıldığında nispeten düşük alkol oranına sahipti. (yaklaşık %13) binlerce yıl boyunca alkol tüketimi bu şekilde devam etti. damıtma işlemi başlayana kadar...
9. yüzyılda arapça yazılar , içindeki alkolü buharlaştırmak için kaynayan fermente sıvıları tarif eder. alkol sudan daha düşük bir sıcaklıkta buharlaştığı için, öncelikli o buharlaşır. fermente edilmiş karışım kaynatılır, bu buharın bir kap vasıtasıyla yakalanması ve soğutulmasıyla çok daha konsantre bir alkollü içecek elde edilir.
bu damıtılmış içki başlarda tıbbi amaçlarla kullanılmış ardından da önemli bir ticari mal haline gelmiştir. tek sebebiyse bira ve şarapta olduğu gibi, bu damıtılmış içkilerin bozulmamasıdır.
keşif çağı boyunca alkol para yerine kullanılan bir ürün haline gelmiş, dünyanın her bölgesine farklı çeşitlerle yayılmıştır. özellikle denizcilerin tercihi olan romun üretimi çok artmıştı. kıtalar arasında seyahat etmek zorunda kalan denizciler için suyu taze tutmak büyük bir problemdi. onlar da bir su variline bir kova brendi ekleyerek suyu uzun süre taze tutmanın yolunu buldular. (alkolün dezenfektan özelliği)
ülkemizin günümüz malum şartlarında alkolün en yaygın kullanım halinin kolonya olduğunu düşünüyorum. (bkz: covid-19) alkolü asıl amacıyla hatırlayacağımız günlere bir an önce kavuşmak dileğiyle...
farklı coğrafyalarda toprağın verimli olduğu bitki çeşidine göre farklı alkollü içecekler üretiliyordu. örneğin, mısır'da arpa bol yetiştiği için bira üretimi de tüketimi de fazlaydı. hatta o dönemde işçiler, ücretlerinin bir kısmını bira olarak alıyorlardı. aynı zamanda az miktarda yetişen üzümlerle şarap üretiliyordu, fakat yerli halkın aksine sadece yönetimdekilerin ve üst düzey kişilerin tüketebileceği bir alkol çeşidiydi şarap.
mısır'da bira neyse, antik yunan ve roma'da şarap o demekti. çünkü coğrafya kaderdir :)
coğrafya kaderdir demişken, yine bu sebeple güney amerika yerlileri topraklarında yetişen bitkilerle chicha ismini verdikleri içkileri yapıyorlardı. bu karışıma halüsinasyon etkisi yaratan bazı otlar da ekliyorlardı.
doğu afrika'da muz ve palmiye birası üretiliyordu.
japonya'da ise pirinçten sake.
bu saydığım eski tip fermente içecekler günümüzle karşılaştırıldığında nispeten düşük alkol oranına sahipti. (yaklaşık %13) binlerce yıl boyunca alkol tüketimi bu şekilde devam etti. damıtma işlemi başlayana kadar...
9. yüzyılda arapça yazılar , içindeki alkolü buharlaştırmak için kaynayan fermente sıvıları tarif eder. alkol sudan daha düşük bir sıcaklıkta buharlaştığı için, öncelikli o buharlaşır. fermente edilmiş karışım kaynatılır, bu buharın bir kap vasıtasıyla yakalanması ve soğutulmasıyla çok daha konsantre bir alkollü içecek elde edilir.
bu damıtılmış içki başlarda tıbbi amaçlarla kullanılmış ardından da önemli bir ticari mal haline gelmiştir. tek sebebiyse bira ve şarapta olduğu gibi, bu damıtılmış içkilerin bozulmamasıdır.
keşif çağı boyunca alkol para yerine kullanılan bir ürün haline gelmiş, dünyanın her bölgesine farklı çeşitlerle yayılmıştır. özellikle denizcilerin tercihi olan romun üretimi çok artmıştı. kıtalar arasında seyahat etmek zorunda kalan denizciler için suyu taze tutmak büyük bir problemdi. onlar da bir su variline bir kova brendi ekleyerek suyu uzun süre taze tutmanın yolunu buldular. (alkolün dezenfektan özelliği)
ülkemizin günümüz malum şartlarında alkolün en yaygın kullanım halinin kolonya olduğunu düşünüyorum. (bkz: covid-19) alkolü asıl amacıyla hatırlayacağımız günlere bir an önce kavuşmak dileğiyle...
devamını gör...
88.
tanrı dionysos'un biz ölümlülere armağanı. eğer bir tanrıya tapacak oldsydım bu kesinlikle dionysos olurdu.
kelimenin kökeni arapça el-kuhl*'dur. yani meyvenin ruhu.
kelimenin kökeni arapça el-kuhl*'dur. yani meyvenin ruhu.
devamını gör...
89.
son yudum alkol
yarı uykulu bir halde yatağımda uzanırken bir yandan da defterime kalbimden dökülen bu cümleleri geçiriyorum. uyumam lazım evet çok iş var yapılması gereken .hele ki bütün gün düşünceler seni yormuşsa daha da bir uyumak istersin .sanki yarın yine aynı şeyler olmayacakmış gibi gelir ya da öyle düşünmek istersin .
uyukuya dalmak uzun , uyumak kısa ne saçma bir döngüdür aslında .
ve de ne kadar güzeldir gözlerin açılıp açılıp kapanırken sarhoş düşüncelere boğulmak .
o düşüncelerin hiçbirini anlatamazsın, hatırlamazsın da zaten.
bir kaç şişeden sonra kadehte kalan son yudum alkol gibidirler.
alır ve sızarsın .
yarı uykulu bir halde yatağımda uzanırken bir yandan da defterime kalbimden dökülen bu cümleleri geçiriyorum. uyumam lazım evet çok iş var yapılması gereken .hele ki bütün gün düşünceler seni yormuşsa daha da bir uyumak istersin .sanki yarın yine aynı şeyler olmayacakmış gibi gelir ya da öyle düşünmek istersin .
uyukuya dalmak uzun , uyumak kısa ne saçma bir döngüdür aslında .
ve de ne kadar güzeldir gözlerin açılıp açılıp kapanırken sarhoş düşüncelere boğulmak .
o düşüncelerin hiçbirini anlatamazsın, hatırlamazsın da zaten.
bir kaç şişeden sonra kadehte kalan son yudum alkol gibidirler.
alır ve sızarsın .
devamını gör...
90.
dezenfektanların ve temizlik ürünlerinin (ağız gargarası, diş macunu vs dahil) çoğunda bulunan organik kimyasal.
alkolü saf olarak alıp evde kendi dezenfektanınızı yapıyorsanız dikkat etmenizi tavsiye edeceğim bir nokta var. daha iyi temizlensin, süper dezenfekte olsun diye saf alkolle asla hiçbir şeyi temizlemeye kalkmayın. etkili alkol bazlı dezenfektanlar %60-90 aralığında çalışırlar, %50'nin altına alkol miktarı düştüğünde dezenfeksiyon beerisi de önemli ölçüde azalır.
burada su kullanmanın önemi şu: (özellikle bakteriler için konuşursak) susuz bir alkol uygulaması bakteri hücresi için istenmeyen bir çevre ortamıdır, bu da kendini kapatıp spor formunu almasını sağlar. alkol uçtuğu zaman spor açılır, tekrar aktif formunu alır ve çoğalmaya devam eder. siz aslında öldürdüğünüzü zannederken sadece pause tuşuna basmış olursunuz saf alkol uygularsanız. bakterinin pompa mekanizmalarından, ne bileyim varsa alkol parçalayan enzimlerinden falan bakın hiç bahsetmiyorum bile. ayrıca alkol çok iyi bir fiksatiftir. uyguladığınız yüzeyi fotoğrafını çekilmiş gibi bırakır, çürümeyi/bozulmayı engeller. bu da şöyle bir riski beraberinde getirir: bir bakteriyi saf alkolle öldürseniz bile antijenik yapısı bozulmayacağı için hala sizi hasta etme yeteneğine sahip olarak kalmış olabilir.
su, bu bahsettiğim bütün olasılıkları ortadan kaldırır. hem antijenik yapının korunmasını engeller (bakteri çürür ve bozulur gibi düşünebilirsiniz), hem de su-alkol karışımı bakteri içine nüfuz ederek etkili bir şekilde öldürür. laboratuvarlarda ve sağlıkla ilgili kuruluşlarda %70 alkol kullanılır genellikle (70 alkol:30 su).
daha iyi bir dezenfeksiyon istiyorsanız %10 çamaşır suyunu öneriyorum. marketten aldığınız herhangi bir çamaşır suyu (domestos gibi yoğun kıvamlılardan tutun güldal sıvı çamaşır suyuna kadar hepsi) %10 çözeltisiyle bile i-na-nıl-maz etkili. bunun içinde yaşayabilen herhangi bir canlı henüz görmedim ben (var olanları biliyorum. ama ben görmedim henüz)
alkolü saf olarak alıp evde kendi dezenfektanınızı yapıyorsanız dikkat etmenizi tavsiye edeceğim bir nokta var. daha iyi temizlensin, süper dezenfekte olsun diye saf alkolle asla hiçbir şeyi temizlemeye kalkmayın. etkili alkol bazlı dezenfektanlar %60-90 aralığında çalışırlar, %50'nin altına alkol miktarı düştüğünde dezenfeksiyon beerisi de önemli ölçüde azalır.
burada su kullanmanın önemi şu: (özellikle bakteriler için konuşursak) susuz bir alkol uygulaması bakteri hücresi için istenmeyen bir çevre ortamıdır, bu da kendini kapatıp spor formunu almasını sağlar. alkol uçtuğu zaman spor açılır, tekrar aktif formunu alır ve çoğalmaya devam eder. siz aslında öldürdüğünüzü zannederken sadece pause tuşuna basmış olursunuz saf alkol uygularsanız. bakterinin pompa mekanizmalarından, ne bileyim varsa alkol parçalayan enzimlerinden falan bakın hiç bahsetmiyorum bile. ayrıca alkol çok iyi bir fiksatiftir. uyguladığınız yüzeyi fotoğrafını çekilmiş gibi bırakır, çürümeyi/bozulmayı engeller. bu da şöyle bir riski beraberinde getirir: bir bakteriyi saf alkolle öldürseniz bile antijenik yapısı bozulmayacağı için hala sizi hasta etme yeteneğine sahip olarak kalmış olabilir.
su, bu bahsettiğim bütün olasılıkları ortadan kaldırır. hem antijenik yapının korunmasını engeller (bakteri çürür ve bozulur gibi düşünebilirsiniz), hem de su-alkol karışımı bakteri içine nüfuz ederek etkili bir şekilde öldürür. laboratuvarlarda ve sağlıkla ilgili kuruluşlarda %70 alkol kullanılır genellikle (70 alkol:30 su).
daha iyi bir dezenfeksiyon istiyorsanız %10 çamaşır suyunu öneriyorum. marketten aldığınız herhangi bir çamaşır suyu (domestos gibi yoğun kıvamlılardan tutun güldal sıvı çamaşır suyuna kadar hepsi) %10 çözeltisiyle bile i-na-nıl-maz etkili. bunun içinde yaşayabilen herhangi bir canlı henüz görmedim ben (var olanları biliyorum. ama ben görmedim henüz)
devamını gör...
91.
etil= ch3ch2oh
metil=ch3oh
metil=ch3oh
devamını gör...
92.
şu aralar içtiğim şarabın içinde bir miktar bulunan kimyevi madde. üzüm ile birleşince anlam kazanır.
şuraya da nedenini bırakayım;
“şarap içen bir kral, bitki çayı içen bir kraldan daha merhametlidir.”
bir victor hugo sözüdür.
şuraya da nedenini bırakayım;
“şarap içen bir kral, bitki çayı içen bir kraldan daha merhametlidir.”
bir victor hugo sözüdür.
devamını gör...
93.
duygu antifrizi.
devamını gör...
94.
dostumuz değildir biliyoruz ama mesafeli bir samimiyetimiz var.
devamını gör...
95.
içenlerin bununla övündüğü şey. alkol içiyorsun diye neden bununla gurur duyarsın ki. içmeyenlerin de övündüğü şey. zaten zararlı olan ve uzak durulması gereken bir şeyden uzak duruyorsun diye neden bununla gurur duyarsın ki.
devamını gör...
96.
iyi ki var olan âb-ı hayât.
olmasaydın bazı şeylere katlanmak çok zor olurdu sevgili alkol. eğer tanrı var ise, sen tanrının yarattığı en güzel şeylerden birisin.
olmasaydın bazı şeylere katlanmak çok zor olurdu sevgili alkol. eğer tanrı var ise, sen tanrının yarattığı en güzel şeylerden birisin.
devamını gör...
97.
anksiyetemi azdırıyor gözveren.
devamını gör...
98.
lunaparklardaki adrenalin araçları gibi, gündelik hayatın bunalımından kısa bir kaçış sağlayan, eğlenme ve tatlı mayhoş uyuşukluk hissi veren güzel sıvı. içelim güzelleşelim efendim. uykum geldi..
devamını gör...
99.
işin doğrusu, tüketilmesi anlamsız olandır. sarhoş olunmadıkça içildiğine değmez, sarhoş olduktan sonra da insana "bir daha alkol alanı s*ks*nler" dedirtir. ne var ki keyfi/muhabbetinden ötürü bunlar da bir noktada önemsiz şeylerdir.
rakı içmeyin, içirmeyin, yeterli. o anason kokusuna/tadına nasıl tahammül ediyorsunuz? mideniz hiç mi bulanmıyor?
rakı içmeyin, içirmeyin, yeterli. o anason kokusuna/tadına nasıl tahammül ediyorsunuz? mideniz hiç mi bulanmıyor?
devamını gör...
100.
tam ölçüsünde içildiğinde hayatı pek keyifli kılan, çakırkeyif denilen duruma getiren ve birçok şeyi anlamanı sağlayan şey.
ölçüyü kaçırmak = o anda ve de sonrasında başa açılan bela...
ölçüyü kaçırmak = o anda ve de sonrasında başa açılan bela...
devamını gör...