#televizyon dizileri
#final yapan diziler
2008-2010 yılları arasında halid ziya uşaklıgil'in aynı isimli romanından uyarlanmış olan dizidir. bihter adındaki karakter adnan adında kendinden yaşça büyük bir adam ile evlenir ve orada adnan'ın yeğeni behlül ile arasında gizli bir aşk doğar.
*kemal sunal kültür ve sanat ödülü( 2009) - en iyi dizi
*pantene altın kelebek (2009) - en iyi dizi / en iyi kadın oyuncu [beren saat] / en iyi erkek oyuncu [kıvanç tatlıtuğ]
*türkiye gençlik ödülleri (2022) - tüm zamanların en iyi dizisi
dizi toplam 8 ödüle sahiptir.
*pantene altın kelebek (2009) - en iyi dizi / en iyi kadın oyuncu [beren saat] / en iyi erkek oyuncu [kıvanç tatlıtuğ]
*türkiye gençlik ödülleri (2022) - tüm zamanların en iyi dizisi
dizi toplam 8 ödüle sahiptir.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "unforgiven" tarafından 09.11.2020 18:08 tarihinde açılmıştır.
61.
bizim milletin aşk-dedikodu-entrika üçgenini atlatamamasının başlıca bir örneği.
düşün bak 150 senelik bir kitabı uyarlıyorsun konu ne yasak aşk. yakub kadri'nin yaban, ömer seyfettin'in efruz bey ile pembe incili kaftan uyarlasalar kimse izlemez aw.
düşün bak 150 senelik bir kitabı uyarlıyorsun konu ne yasak aşk. yakub kadri'nin yaban, ömer seyfettin'in efruz bey ile pembe incili kaftan uyarlasalar kimse izlemez aw.
devamını gör...
62.
2008 2010 yılları arasında kanal d ekranlarında yayımlanan ve 79 bölüm süren televizyon dizisidir.

dizinin yönetmenliğini hilal saral yapmıştır. dizi halit ziya uşaklıgil'in aynı isimli romanından uyarlanan dizi ve filmlerden biridir. dizinin senaryosunu melek gençoğlu ve ece yörenç yazmıştır.
dizide beren saat, selçuk yöntem, kıvanç tatlıtuğ, hazal kaya, nebahat çehre, ilker kazmaz, nur fettahoğlu, zerrin tekindor, batuhan karacakaya, rana cabbar, baran akbulut, fatma karanfil, pelin ermiş, evren duyal, ufuk kaplan, zerrin nişancı, recep aktuğ ve eda özerkan gibi isimler rol almıştır.
bu dizi ile ilgili bir tanım yazmak zaten uzun zamandır aklıma idi. ancak bu akşam aura ve scaremongering yazar arkadaşlarımın radyo yayınında bu diziyi konuşacaklarını öğrenince günün anlam ve önemine uygun olsun diye tanımı bugün yazmaya karar verdim.
dizide babasının ölümü yüzünden annesini suçlayan bihter yöreoğlu kendisinden yaşça büyük olan adnan ziyagil ile evlenir. bu bir intikam çabasıdır aslında. ancak adnan ziyagil'in yeğeni behlül haznedar ile bihter arasında bir aşk başlayınca zengin insanlar arasında yaşanan bir entrika ve dram hikayesine şahit oluruz.
dizi bize çokça replik bırakmıştır:
tabii siz anneleri tarafından size emanet edilmiş olan çocuklara her bakımdan yetersiz gördüğünüz bir kadının annelik yapmasına şiddetle karşısınız ama...
ölüyorum anlasana. gözlerimin önünde birbirlerini seviyorlar.
sen bihter ziyagil'sin aptallık etme.
aptal! her şey çok farklı olabilirdi, aptal!
bihter neyi itiraf edecek firdevs hanım? behlül'le ne ilgisi var?
beni...beni... bihterini.
ben bu dizide her zaman nihal ziyagil tarafında oldum. on yedi yaşında bir genç kıza bu kadar yüklenilmesi beni çok rahatsız etti. okul dışındaki hayatını bir köşkte geçiren nihal'in bence behlül'e aşık olması kaçınılmazdı. nihal ve nihat dışında dizinin içindeki herkesin karanlık bir yanı olması ilginçti. elbette yaşına göre bile oldukça bön olan bülent ziyagil'i tamamen dışarıda bırakıyorum.
ve bence dizinin en tehlikeli karakteri behlül değil beşir'dir. hem korkak hem atak bir adam olan beşir birçok felaketin nedeni olabilir. aslında yazacak çok şey var bu dizi hakkında ama kalanını radyo programındaki arkadaşlarıma bırakıyorum.
sevdiğim bir dizidir.

dizinin yönetmenliğini hilal saral yapmıştır. dizi halit ziya uşaklıgil'in aynı isimli romanından uyarlanan dizi ve filmlerden biridir. dizinin senaryosunu melek gençoğlu ve ece yörenç yazmıştır.
dizide beren saat, selçuk yöntem, kıvanç tatlıtuğ, hazal kaya, nebahat çehre, ilker kazmaz, nur fettahoğlu, zerrin tekindor, batuhan karacakaya, rana cabbar, baran akbulut, fatma karanfil, pelin ermiş, evren duyal, ufuk kaplan, zerrin nişancı, recep aktuğ ve eda özerkan gibi isimler rol almıştır.
bu dizi ile ilgili bir tanım yazmak zaten uzun zamandır aklıma idi. ancak bu akşam aura ve scaremongering yazar arkadaşlarımın radyo yayınında bu diziyi konuşacaklarını öğrenince günün anlam ve önemine uygun olsun diye tanımı bugün yazmaya karar verdim.
dizide babasının ölümü yüzünden annesini suçlayan bihter yöreoğlu kendisinden yaşça büyük olan adnan ziyagil ile evlenir. bu bir intikam çabasıdır aslında. ancak adnan ziyagil'in yeğeni behlül haznedar ile bihter arasında bir aşk başlayınca zengin insanlar arasında yaşanan bir entrika ve dram hikayesine şahit oluruz.
dizi bize çokça replik bırakmıştır:
tabii siz anneleri tarafından size emanet edilmiş olan çocuklara her bakımdan yetersiz gördüğünüz bir kadının annelik yapmasına şiddetle karşısınız ama...
ölüyorum anlasana. gözlerimin önünde birbirlerini seviyorlar.
sen bihter ziyagil'sin aptallık etme.
aptal! her şey çok farklı olabilirdi, aptal!
bihter neyi itiraf edecek firdevs hanım? behlül'le ne ilgisi var?
beni...beni... bihterini.
ben bu dizide her zaman nihal ziyagil tarafında oldum. on yedi yaşında bir genç kıza bu kadar yüklenilmesi beni çok rahatsız etti. okul dışındaki hayatını bir köşkte geçiren nihal'in bence behlül'e aşık olması kaçınılmazdı. nihal ve nihat dışında dizinin içindeki herkesin karanlık bir yanı olması ilginçti. elbette yaşına göre bile oldukça bön olan bülent ziyagil'i tamamen dışarıda bırakıyorum.
ve bence dizinin en tehlikeli karakteri behlül değil beşir'dir. hem korkak hem atak bir adam olan beşir birçok felaketin nedeni olabilir. aslında yazacak çok şey var bu dizi hakkında ama kalanını radyo programındaki arkadaşlarıma bırakıyorum.
sevdiğim bir dizidir.
devamını gör...
63.
on yedi yaşında bir genç kıza bu kadar yüklenilmesi beni çok rahatsız etti.
nihal 18 yaşında, reşit bir birey. lütfen. tek başına yırmağa gidemese de, behlül refakat edince gece hayatina akabilir, hatta bir votka vişne bile içebilir...
devamını gör...
64.
2008-2010 yılları arasında yayınlanan, halit ziya uşaklıgil'in aşk-ı memnu adlı kitabından uyarlanan tv dizisidir. 2008 versiyonunun yapımcılığını ay yapım üstlenmiştir. senaryosu ece yörenç ve melike gençoğlu tarafından yazılan dizinin yönetmeni hilal saral'dır.
yayınlandığı zamanlardan bu yana en çok tartışma konusu olan dizidir aynı zamanda ama bu en çok izlenen dizi olma konusundaki ivmesini de geriye düşürmüyor. yayınlandığı yıllardan itibaren çığ gibi yuvarlana yuvarlana alfa kuşağını da ucundan tutarak geniş bir kitlenin ilgisini hala cezbediyor.
hakkında en çok tartışılan şey ise, türk toplumunun ve aile birliğinin zedelenmesine katkı sağladığı fikri. daha önceki yaprak dökümü tanımında da değindiğim gibi, yozlaşmayı açıklamak için bu gibi şeyleri hedef göstermek, asıl problemden uzaklaşmak ve üzerini örtmekten öte bir şey değildir. kaldı ki diziye kaynak eser, cumhuriyet kurulmadan önce yazılmış.
diziyle ilgili aklıma gelen ve radyoda deginmeyi çok istememe rağmen unuttuğum, meşhur seradaki sevişme sahnesi ve yastık krizi dhkshd. gen-z bilmez, şu an internetteki ilgili bölümde kesilen o sahneyi bizler uzun uzun, bütün detayları ile ve hep birlikte izledik. o zamanlar sezon finali olan bölüm, sera sahnesinden dolayı "çok ateşli" gerekçesi ile rtük'ten uyarı almıştı. tabii izleyicinin ve magazin basınının da ilgisini epey çekmişti ve beren saat'in, "aramızda yastık vardı" açıklaması yepyeni bir kriz üçgenine sebep olmuş, ertesi sezon da "yastık var mıydı, yok muydu?" derdine düşmüştü herkes. türk milletini tek bir yürek, bir bütün olarak bir araya getiren nadide olaylardandı bu. hilal saral'ın, "yok öyle bir şey" diye çıkışı ve yaptığı işi ciddiye alışına insanları ikna etme çabası da çileli ve dikenli bir yoldu. bir de aklımda şu kalmış: cüneyt arkın bu yastık açıklamasına pek hiddetlenmiş; "yastik niye koyuyorsun ki, eğer niyet kötü ise, zırh koysan neye yarar..." şeklinde açıklamaları olmuştu.
renkli zamanlardı.
yine trt versiyonu bulunan edebiyat kuşağı dizisi vardır. trt arşivinden izlenebilir.
yayınlandığı zamanlardan bu yana en çok tartışma konusu olan dizidir aynı zamanda ama bu en çok izlenen dizi olma konusundaki ivmesini de geriye düşürmüyor. yayınlandığı yıllardan itibaren çığ gibi yuvarlana yuvarlana alfa kuşağını da ucundan tutarak geniş bir kitlenin ilgisini hala cezbediyor.
hakkında en çok tartışılan şey ise, türk toplumunun ve aile birliğinin zedelenmesine katkı sağladığı fikri. daha önceki yaprak dökümü tanımında da değindiğim gibi, yozlaşmayı açıklamak için bu gibi şeyleri hedef göstermek, asıl problemden uzaklaşmak ve üzerini örtmekten öte bir şey değildir. kaldı ki diziye kaynak eser, cumhuriyet kurulmadan önce yazılmış.
diziyle ilgili aklıma gelen ve radyoda deginmeyi çok istememe rağmen unuttuğum, meşhur seradaki sevişme sahnesi ve yastık krizi dhkshd. gen-z bilmez, şu an internetteki ilgili bölümde kesilen o sahneyi bizler uzun uzun, bütün detayları ile ve hep birlikte izledik. o zamanlar sezon finali olan bölüm, sera sahnesinden dolayı "çok ateşli" gerekçesi ile rtük'ten uyarı almıştı. tabii izleyicinin ve magazin basınının da ilgisini epey çekmişti ve beren saat'in, "aramızda yastık vardı" açıklaması yepyeni bir kriz üçgenine sebep olmuş, ertesi sezon da "yastık var mıydı, yok muydu?" derdine düşmüştü herkes. türk milletini tek bir yürek, bir bütün olarak bir araya getiren nadide olaylardandı bu. hilal saral'ın, "yok öyle bir şey" diye çıkışı ve yaptığı işi ciddiye alışına insanları ikna etme çabası da çileli ve dikenli bir yoldu. bir de aklımda şu kalmış: cüneyt arkın bu yastık açıklamasına pek hiddetlenmiş; "yastik niye koyuyorsun ki, eğer niyet kötü ise, zırh koysan neye yarar..." şeklinde açıklamaları olmuştu.
renkli zamanlardı.
yine trt versiyonu bulunan edebiyat kuşağı dizisi vardır. trt arşivinden izlenebilir.
devamını gör...
65.
kendimi dün, bilmem kaçıncı kez final bölümünü izlerken buldum.
ara ara aklıma düşer final bölümünü izlerim. tekrarları sevmeyen ben, sadece aşkı-ı memnu karşında yenik düşerim. kalkıp baştan izleyemem ama alakasız bir bölümünü pat diye seyredebiliyorum.
beni beni bihter'ini, sonra bir silah sesi... nihal'in kulak tırmalayıcı feryadı.. bu sahnede bir kıvanç tatlıtuğ'un oyunculuğunu beğenmem alt tarafı şoka girecekti dondurması yere düşmüş çocuk gibi role girmiş.. ölüme düşen bihter ziyagil performansıyla beren saat ise bir daha böyle güzel oynayamadı bu da bir gerçek..
ara ara aklıma düşer final bölümünü izlerim. tekrarları sevmeyen ben, sadece aşkı-ı memnu karşında yenik düşerim. kalkıp baştan izleyemem ama alakasız bir bölümünü pat diye seyredebiliyorum.
beni beni bihter'ini, sonra bir silah sesi... nihal'in kulak tırmalayıcı feryadı.. bu sahnede bir kıvanç tatlıtuğ'un oyunculuğunu beğenmem alt tarafı şoka girecekti dondurması yere düşmüş çocuk gibi role girmiş.. ölüme düşen bihter ziyagil performansıyla beren saat ise bir daha böyle güzel oynayamadı bu da bir gerçek..
devamını gör...
66.
itiraf ediyorum, bir bölümünü bile baştan sonra oturup izlemiş insan değilim.. üzerine konuşacak hiçbir şeyimin olmaması ortamlarda dışlanmama sebep oluyor, kendimi turist gibi hissediyorum.. konuya vakıfım ama bu kadar..
bu itirafın bir madalya getirmesi lazım bana, alabilir miyim?
bu itirafın bir madalya getirmesi lazım bana, alabilir miyim?
devamını gör...
67.
halit ziya uşaklıgil'in ölümsüz eserinden der girişinde. kitapla alakası yok öncelikle onu belirtelim. elinde temizlik beziyle evin tozunu alan bihter hayal etsenize en basitinden hehe. nihal hariç bihter dahil herkes figüran. bolca nihale maruz kalıyorsunuz. matmazel daha ilk sayfalarda sepetleniyor falan. tabi dizi farklı olur ama hele finali kitapta aşırı berbat. senaryo ekibini yıllar sonra tekrar tebrik edelim.
onun dışında çekim hataları da vardır elbette ama göze batmaz.
mesela nihal bihtere laf sokar salonda sonra kadrajdan çıkar merdivenlere doğru gider ve basamaklarda sonraki sahnesini bekler.
ya da bülent odasındayken gölgelerde set ekibinden birinin elinde senaryo tuttuğunu görürüz.
adnan bey sahnesini kenarda beklerken çişi gelmiş gibi sağa sola zıplar.
firdevs yemek masasındayken arkasında yine set ekibinden biri vardır.
firdevs kahvesini yudumladıkça sahne geçişlerinde kahvesi tekrar dolar falan.
ama bunlar asla gölge düşürmez. güzel dizidir.
4 kez tam tur bitirdim sanırım. ekstra olarak bihter çok yalnız bir karakter. arkadaşı yok, ablası bile silktirolup gideceğini söylüyor, gitme diyor ve abla gidiyor. e koca desen tecavüzcü, behlül desen omurgasız. nihal desen ergen ağlak drama queen. matmazel adnanın peşinde atmaca gibi. ana desen bencil. komple pisliklerin içinde kalmış minnoşum. kaç kere dedi gidelim burdan diye sarı pipiye. neyse.
onun dışında çekim hataları da vardır elbette ama göze batmaz.
mesela nihal bihtere laf sokar salonda sonra kadrajdan çıkar merdivenlere doğru gider ve basamaklarda sonraki sahnesini bekler.
ya da bülent odasındayken gölgelerde set ekibinden birinin elinde senaryo tuttuğunu görürüz.
adnan bey sahnesini kenarda beklerken çişi gelmiş gibi sağa sola zıplar.
firdevs yemek masasındayken arkasında yine set ekibinden biri vardır.
firdevs kahvesini yudumladıkça sahne geçişlerinde kahvesi tekrar dolar falan.
ama bunlar asla gölge düşürmez. güzel dizidir.
4 kez tam tur bitirdim sanırım. ekstra olarak bihter çok yalnız bir karakter. arkadaşı yok, ablası bile silktirolup gideceğini söylüyor, gitme diyor ve abla gidiyor. e koca desen tecavüzcü, behlül desen omurgasız. nihal desen ergen ağlak drama queen. matmazel adnanın peşinde atmaca gibi. ana desen bencil. komple pisliklerin içinde kalmış minnoşum. kaç kere dedi gidelim burdan diye sarı pipiye. neyse.
devamını gör...
68.
35364844949 kez izlemiş olmam sebebiyle bir iki kelam etmek istediğim dizidir.
klişe ön yargıları bir kenara bırakacak olursak aldatmayı övmeyen aksine günün sonunda aldatanlarin büyük kaybedenler olmasıyla ibret hikayesi oluşturan bir finalle bitmiş dizidir kendisi.
ben konusundan ziyade dizinin kostüm, senaryo, oyunculuklar, müzik gibi yönlerinden bahsedeceğim biraz.
beren saat ve nebahat çehre'nin kombinleri öyle efsaneydi ki halen giyilebilir ve asla demode denilmeyecek parçalarla doluydu.
beren'in o gri, kolları transparan kazağı mesela. müthiş bir tasarım.
müzikler desen, tam bir toygar ışıklı şahanesi. her duyguyu olması gerektiği gibi veren harika besteler.
senaryo kitabın gayet günümüz dönemine olması gerektiği gibi uyarlanmış haliydi ve hiç sırıtmıyordu. çok iyi iş çıkarmıştı senaryo ekibi.
ve oyunculuklar.. herkesin çıtayı stratosfere çıkardığı harika final bölümü.. kaç kez izledim bilmem, düşünün her yaz gündüz tekrarı verilen dizinin final bölümü akşam yayınlanıyor ve twitter'da gündeme giriyor, hâlâ...
iyi iştir, kilometre taşı dizilerden biridir türk dizi tarihi için. oyunculuk ve sanat ekibi bile tek başına ders niyetine konservatuarda verilebilir.
klişe ön yargıları bir kenara bırakacak olursak aldatmayı övmeyen aksine günün sonunda aldatanlarin büyük kaybedenler olmasıyla ibret hikayesi oluşturan bir finalle bitmiş dizidir kendisi.
ben konusundan ziyade dizinin kostüm, senaryo, oyunculuklar, müzik gibi yönlerinden bahsedeceğim biraz.
beren saat ve nebahat çehre'nin kombinleri öyle efsaneydi ki halen giyilebilir ve asla demode denilmeyecek parçalarla doluydu.
beren'in o gri, kolları transparan kazağı mesela. müthiş bir tasarım.
müzikler desen, tam bir toygar ışıklı şahanesi. her duyguyu olması gerektiği gibi veren harika besteler.
senaryo kitabın gayet günümüz dönemine olması gerektiği gibi uyarlanmış haliydi ve hiç sırıtmıyordu. çok iyi iş çıkarmıştı senaryo ekibi.
ve oyunculuklar.. herkesin çıtayı stratosfere çıkardığı harika final bölümü.. kaç kez izledim bilmem, düşünün her yaz gündüz tekrarı verilen dizinin final bölümü akşam yayınlanıyor ve twitter'da gündeme giriyor, hâlâ...
iyi iştir, kilometre taşı dizilerden biridir türk dizi tarihi için. oyunculuk ve sanat ekibi bile tek başına ders niyetine konservatuarda verilebilir.
devamını gör...
69.
itiraf başlığına dönmüş mekan.
başlangıçta uzun bir süre izlememe rağmen halen daha baştan sona final bölümünü izlemediğimi itiraf edeyim ben de.
firdevs yamuluyor, bihter yıkılıyor, adnan sen oğlumdun diyor.
hem bunları artık sağır sultan bile biliyor.
başlangıçta uzun bir süre izlememe rağmen halen daha baştan sona final bölümünü izlemediğimi itiraf edeyim ben de.
firdevs yamuluyor, bihter yıkılıyor, adnan sen oğlumdun diyor.
hem bunları artık sağır sultan bile biliyor.
devamını gör...
