1.
fiziki evrenin gözlem, deney, mantık ve düşünce aracılığıyla sistemli bir biçimde incelenmesini sağlayan bir entelektüel pratikler bütünü. evren, dünya, canlı ve cansız tüm varlıklar, soyut fikirler farklı biçim ve metotlarla bilimin sahasına girer.
devamını gör...
2.
tanım: yanlışlanabilir doğrular bütünü.
bilimi bilim yapan, ürettiği doğruların yanlışlanabilir doğrular oluşudur. yanlışlanabilirlik, illa ki yanlışlanacağını değil, bunu bir potansiyel olarak barındırdığını ifade eder. karl popper'ın teorisine göre, bilimi diğer tüm disiplinlerden ayıran da budur. popper, yanlışlanabilirlik ilkesi üzerinden, başta freud ve marx olmak üzere pek çok "sosyalbilimciyi" topa tutar. ben ise bu konuda yorumsuz kalacağım. freud da yorumsuz kalırdı bence.
bilimi bilim yapan, ürettiği doğruların yanlışlanabilir doğrular oluşudur. yanlışlanabilirlik, illa ki yanlışlanacağını değil, bunu bir potansiyel olarak barındırdığını ifade eder. karl popper'ın teorisine göre, bilimi diğer tüm disiplinlerden ayıran da budur. popper, yanlışlanabilirlik ilkesi üzerinden, başta freud ve marx olmak üzere pek çok "sosyalbilimciyi" topa tutar. ben ise bu konuda yorumsuz kalacağım. freud da yorumsuz kalırdı bence.
devamını gör...
3.
insanlığın yararına olan her bir oluşumu sınama ve yanılma evrelerine dayandırarak en doğru olanı bulmaya çalışmaktır.
devamını gör...
4.
biz bilimin sadece ay'ın dünya çevresindeki bir tam turu ve dünyanın güneş etrafındaki bir tam turu tamamlamasıyla ilgileniyoruz.
1. ay dünya etrafında 1 tam tur atsada ay başı gelip maaşlar yatsa.
2. dünya güneş etrafında 1 tam tur atsada yılbaşı gelip maaşlara zam gelse.
1. ay dünya etrafında 1 tam tur atsada ay başı gelip maaşlar yatsa.
2. dünya güneş etrafında 1 tam tur atsada yılbaşı gelip maaşlara zam gelse.
devamını gör...
5.
21. yy da din. ortaçağ'da olduğu gibi günümüzde insanlar bilimin ardına sığınarak yalan söylüyor ve bazı bilimsel verilere şüphe ile yaklaşınca cahil damgası yeniyor. dünyada hiçbir şey değişmedi sadece şekil değiştirdi. nasıl bu kadar aptal cahil olabilmişler dediğimiz ortaçağ insanıyız. muhtemelen aynısı bizim içinde söylenecek.
devamını gör...
6.
günümüzde zenginlerin daha uzun süreler yaşayabilmesini sağlamak adına fonlanan olgular bütünüdür.
bir bilim insanı olarak kabullenmekte zorlansam da durum tartışmasız budur. arada yine iyilikler, güzellikler getiren insanlar vardır ama hepsinin çıkış noktası aynıdır.
örneğin kuantum bilgisayarların en büyük fonlanma sebebi, kişiye özel ilaç üretimini sağlayacak olmasıdır. normal bilişimle bunu sadece belli yaklaşıklık şartları altında yapabilirsiniz. şu an içinde bulunduğumuz 2. kuantum devriminin sonuçlarından dünyanın nüfusunun belki de milyarda 1'i yararlanabilecek uzun süre boyunca.
bir bilim insanı olarak kabullenmekte zorlansam da durum tartışmasız budur. arada yine iyilikler, güzellikler getiren insanlar vardır ama hepsinin çıkış noktası aynıdır.
örneğin kuantum bilgisayarların en büyük fonlanma sebebi, kişiye özel ilaç üretimini sağlayacak olmasıdır. normal bilişimle bunu sadece belli yaklaşıklık şartları altında yapabilirsiniz. şu an içinde bulunduğumuz 2. kuantum devriminin sonuçlarından dünyanın nüfusunun belki de milyarda 1'i yararlanabilecek uzun süre boyunca.
devamını gör...
7.
bilim: her kapıyı açan anahtardır. bilimin ulaşamayacağı hiçbir şey yoktur. bizler bilime saygı duyduğumuz kadar, bilimden gelen insanlara da saygı duymalıyız. işte o zaman toplumda bilim daha da ileriye gider. bilime ve bilim insanlarına saygı duymak onların yolundan gitmekle mümkün olur.
devamını gör...
8.
sürekli değişen gelişen geliştikçe hem deva hem dert olan benim için nereye hangi amaçla gittiği belli olmayan kulağa çok basit gelen 'ulan neleri çözdü bilim bunu daha çözememişler mi?' dedirten bazen kendi ile çelişen ne felsefeden ne de dinden tam olarak ayrılabilmiş bilme eyleminin sistematik adı. ( insan subjektif bir varlıktır yaptığı hiç bir şeyde tamamen objektifliği yakalayabileceğini düşünmüyorum)
devamını gör...
9.
bilim tek başına övülecek veya yerilecek bir şey değildir.bilimi iyilik için kullanırsan iyi, kötülük için kullanırsan kötü olur...
devamını gör...
10.
evrenin ve evrende olup bitenlerin sistemli olarak bilinmesini sağlayan yöntemlerin ve sonuçların farkına varılması durumudur. evreni ve olayları deneysel yoldan araştırmaya ve doğruluğu deneyle denetlenen bilimsel yasalara bağlamaya, kesin bilgi haline getirmeye çalışır.
doğayı izleyen bilim adamları kıyaslama yoluyla farklılıkları gözlemler ve araştırırlar. genellikle dikkat ve sabır isteyen bu işlemlerin ilk neticeleri olağan üstüdür.
örneğin: bir gurup bilim adamının salt ormanlık bir arazide izlediği maymunların hikayesi muhteşemdir.
bilim adamları maymunların her mevsim çiftleştiğini ve neticesinde doğum yaptıklarını gözlemlerler. ancak maymunların yılın bazı dönemlerinde çiftleşseler bile doğum yapamadıklarının farkına varırlar. araştırmalar gösterir ki, maymunlar o dönemde başka bir meyve yerler. araştırılan meyvenin bugünün doğum kontrol haplarının ham maddesini teşkil ettiğini biliyor muydunuz ?
doğayı izleyen bilim adamları kıyaslama yoluyla farklılıkları gözlemler ve araştırırlar. genellikle dikkat ve sabır isteyen bu işlemlerin ilk neticeleri olağan üstüdür.
örneğin: bir gurup bilim adamının salt ormanlık bir arazide izlediği maymunların hikayesi muhteşemdir.
bilim adamları maymunların her mevsim çiftleştiğini ve neticesinde doğum yaptıklarını gözlemlerler. ancak maymunların yılın bazı dönemlerinde çiftleşseler bile doğum yapamadıklarının farkına varırlar. araştırmalar gösterir ki, maymunlar o dönemde başka bir meyve yerler. araştırılan meyvenin bugünün doğum kontrol haplarının ham maddesini teşkil ettiğini biliyor muydunuz ?
devamını gör...
11.
onu sadece bilim adamları anlar. bizler anlamayız. dolayısıyla onların kabul ettiğini gerçek varsayarız.
devamını gör...
12.
bilim, bilmek metodudur. bildiğimiz her şeyi, bir bilgi birikiminin üstüne inşa edilmiş farklı disiplinlere borçluyuz. bu disiplinler birbirlerinden çok farklı gözüküyor olsalar dahi temelde aynı analitik düşünce yapısı ve gözleme dayanırlar. bu edinim tarzına bilim deriz. bilim, insanlara yine insan zekası tarafından verilen paha biçilemez bir ödül olmanın yanı sıra kendini sürekli olarak yeniler ve geliştirir. peki ya bu çok değerli metot nasıl ve ne zaman ortaya çıkmıştır?
bilim tarihçilerinin bu konu hakkında farklı görüşleri vardır. kimisi bilimin hindistan’da ortaya çıktığını, kimisi de ilk olarak çin’de veya mısır’da karşımıza çıktığını savunur. ancak bilim tarihçilerinin kahir ekseriyetinin uzlaştığı bir görüş vardır. bu görüşe göre bilim, antik yunan’da başlamıştır. bu tezin kahramanları da memleketlimiz olan iki filozoftur. thales ve anaksimandros.
hikaye odur ki thales ve anaksimandros dünyanın şekli ve yapısı hakkında tartışıyorlardır. thales, anaksimandros’a dünyanın bir su tabakası üzerinde bulunduğunu söyler ve şu önemli sözü de ekler: ”söylediklerime inanmak zorunda değilsin, peki ya sen ne düşünüyorsun?” anaksimandros ise thales’e şu cevabı verir: ”ey thales! dünyanın altında suyun olduğunu söyledin. peki ya onun altında ne var? problemi çözmüyorsun, ileri atıyorsun. bence dünya, “apeiron” yani boşlukta duruyor.” thales ve anaksimandros’un arasında geçen bu konuşma, felsefik çevrelerce bilimin, analitik düşünmenin ve gözlemle testin mümkünâtının başı olarak kabul edilir.
bilim tarihçilerinin bu konu hakkında farklı görüşleri vardır. kimisi bilimin hindistan’da ortaya çıktığını, kimisi de ilk olarak çin’de veya mısır’da karşımıza çıktığını savunur. ancak bilim tarihçilerinin kahir ekseriyetinin uzlaştığı bir görüş vardır. bu görüşe göre bilim, antik yunan’da başlamıştır. bu tezin kahramanları da memleketlimiz olan iki filozoftur. thales ve anaksimandros.
hikaye odur ki thales ve anaksimandros dünyanın şekli ve yapısı hakkında tartışıyorlardır. thales, anaksimandros’a dünyanın bir su tabakası üzerinde bulunduğunu söyler ve şu önemli sözü de ekler: ”söylediklerime inanmak zorunda değilsin, peki ya sen ne düşünüyorsun?” anaksimandros ise thales’e şu cevabı verir: ”ey thales! dünyanın altında suyun olduğunu söyledin. peki ya onun altında ne var? problemi çözmüyorsun, ileri atıyorsun. bence dünya, “apeiron” yani boşlukta duruyor.” thales ve anaksimandros’un arasında geçen bu konuşma, felsefik çevrelerce bilimin, analitik düşünmenin ve gözlemle testin mümkünâtının başı olarak kabul edilir.
devamını gör...
13.
bilim, maluma tabidir.
devamını gör...
14.
geçim derdinin olduğu yerde hakkıyla yapılamayandır. ne yazık ki.
devamını gör...
15.
• sistemlidir
• olgulara dayanır
• mantıksaldır
• nesneldir (objektiftir)
• eleştirici ve sorgulayıcıdır
• genelleyicidir
• evrenseldir
• öngörü sağlar
• olgulara dayanır
• mantıksaldır
• nesneldir (objektiftir)
• eleştirici ve sorgulayıcıdır
• genelleyicidir
• evrenseldir
• öngörü sağlar
devamını gör...
16.
değeri bu zamanlarda daha iyi anlaşılan, evreni ve işleyişini anlama konusunda elimizdeki "tek" araçtır.
devamını gör...
17.
spor olsun diye ortaya çıkmamış ama belirli bir kültürün ürünü olarak ortaya çıkmıştır.
pozitivizm, rasyonalizm ve naturalizmin etkisinde anlatılır ve yorumlanır.
pozitivizm, rasyonalizm ve naturalizmin etkisinde anlatılır ve yorumlanır.
devamını gör...
18.
overrated 1 kavram
devamını gör...
19.
ön not: sevgili meja'nın radyo yayınında bilim nedir konusuyla ilgili tartışalım tanımlarda isteği üzerine giriyorum bu tanımı.
kendisi felsefi konuları sevmiyorum demiştir ki ben de kaçarım felsefe deyince. fakat bilimin nasıl bir şey olduğunu anlatmak adına güzel bir konudur öncelikle bilim nediri tartışmak.
bilimin felsefeden ayrıldığı nokta şüphesiz ki deney ve gözleme dayalı olması. felsefe ise daha çok yakınsak bir fikir yürütme. tamamen kafadan atmıyorlardı yüzyıllar önceki filozoflar fakat ortada çok kısıtlı bir gözlemden kişisel çıkarım vardı. fakat yine de birçoğu kuvvetli çıkarımdı. örneğin kopernik dünyanın evrenin merkezinde olmadığını söylüyordu fakat elinde bunu ispatlayacak bir teknoloji yoktu. galileo teleskop ile gözlem yapıp ispatlayana kadar kilise karşı çıkabildi. demek ki anlıyoruz ki bilim deneyini yapıp gözlemleyebildigimiz zaman bilim oluyor. bunlar ezberden konuşulduğunda herhalde yani dediğimiz şeyler fakat tarihsel sürecini incelediğimizde o kadar da hemen kabul görmediğini, kolay anlaşılmadığını anlıyorsun.
bilim diyebilmek için ikinci koşul zamanda ve mekanda öteleme simetrisi. yani aynı koşullarda yapılmış bütün deney ve gözlemlerin aynı sonucu vermesi. deneyi bundan 100 yıl önce de yapsanız 100 yıl sonra da yapsanız aynı sonucu almalısınız. deneyi samanyolu galaksisinde de yapsanız andromeda da yapsanız aynı sonucu almalısınız. bugünden yarına ya da amerika'dan çin'e farklı sonuçlar alıyorsanız ortada ya bilmediğiniz bir parametre vardır ya da varsayım üzerine hareket edilen bir nokta vardır. bilim yaparken elbette teorik şeyler de var fakat bunu kanun olarak kabul ettiyseniz artık o şeyin aynı koşullarda aynı sonucu vermesi gereklidir.
bir de bilimin kuvvetli öngörüleri vardır. halk arasında en büyük bilime olan güvensizliği sarsan şey de bu yanlış anlamadır. örneğin su 100 derecede kaynar ve bunun üzerindeki sıcaklıklarda gaz formundadır diyebilirsiniz. suyun 100 derece üzerinde gaz formunda olmasını aldık kabul ettik diyelim. bundan 50 yıl sonra suyun 1 milyon dereceye ısıtıldığında gaz harici başka bir forma bürünmesi bilimi yalan ya da yanlış yapmaz. suyu evrenin neresinde ya da hangi bölgesinde olursanız olun aynı basınç farkında 100 derece ısıttığınızda gaz formuna geçecektir. 1 milyon dereceye ısıtmak artık başka bir koşul, başka bir deneydir. eski bilgimiz çöp olmaz fakat yeni yazılacak bir makalede suyun 100 derecede ve 1 atm basınçta gaz formuna geçtiği, 1 milyon dereceye kadar bu durumun sürdüğü, 1 milyon dereceden sonra x formuna geçtiği belirtilir. eski bilgimiz çöp olmaz yani.
üçüncü konumuz ise teorik bilim ile deneysel bilim konusu. halkın yanlış anladığı bir diğer konu budur. bilim insanları teorik bilim de yapabilir. örneğin matematik ile higgs bozonunu öngörebilir ya da diğer gezegen hareketlerine bakıp güneş sisteminin o bölgesinde bir gezegen olması gerektiğini belirtebilir. buna teorik fizik denilir. burada atmasyon bir bilgi yoktur. madem ki zamanda ve mekanda kütleçekim kuvveti hep aynı sonucu veriyorsa normal yörüngesinden sapan gezegenlerin bir şeyin kütleçekiminden etkilendiğini söylemek saçma değildir. geriye oradaki etki eden şeyin ne olduğunu bulmak kalır. örneğin kara delikler de önce öngörülüp sonra ispatlanmıştır.
elbette teorik bir bilgi üretip o üretilen bilginin yanlış olması ihtimali de vardır. bu bilimin işe yaramadığı anlamına gelmez. hep örnek verilen ampulu bulmak için edison'un üçbin küsür malzeme denemiş olması mesela bilimin bir parçasıdır. edison yaptığı deney ve gözlem sonucu üçbin malzemenin istediği ampülü yapmak için kullanılamayacağını görmüştür. artık hiçbir bilim insanının aynı koşullar altında o üçbin malzemeyi denemesine gerek yoktur. bir şeyin olduğunu göstermek nasıl ki bilim ise olmadığını göstermek de bilimdir.
yani özetle bilim, doğa ya da evren ne derseniz deyin adına, onun deney ve gözlem ile anlamaya çalışılma çabasıdır. bunun methodları vardır fakat özünde budur. insanın karşı konulamaz bir içgüdüyle sistemin nasıl çalıştığını merak etmesidir bilim.
kendisi felsefi konuları sevmiyorum demiştir ki ben de kaçarım felsefe deyince. fakat bilimin nasıl bir şey olduğunu anlatmak adına güzel bir konudur öncelikle bilim nediri tartışmak.
bilimin felsefeden ayrıldığı nokta şüphesiz ki deney ve gözleme dayalı olması. felsefe ise daha çok yakınsak bir fikir yürütme. tamamen kafadan atmıyorlardı yüzyıllar önceki filozoflar fakat ortada çok kısıtlı bir gözlemden kişisel çıkarım vardı. fakat yine de birçoğu kuvvetli çıkarımdı. örneğin kopernik dünyanın evrenin merkezinde olmadığını söylüyordu fakat elinde bunu ispatlayacak bir teknoloji yoktu. galileo teleskop ile gözlem yapıp ispatlayana kadar kilise karşı çıkabildi. demek ki anlıyoruz ki bilim deneyini yapıp gözlemleyebildigimiz zaman bilim oluyor. bunlar ezberden konuşulduğunda herhalde yani dediğimiz şeyler fakat tarihsel sürecini incelediğimizde o kadar da hemen kabul görmediğini, kolay anlaşılmadığını anlıyorsun.
bilim diyebilmek için ikinci koşul zamanda ve mekanda öteleme simetrisi. yani aynı koşullarda yapılmış bütün deney ve gözlemlerin aynı sonucu vermesi. deneyi bundan 100 yıl önce de yapsanız 100 yıl sonra da yapsanız aynı sonucu almalısınız. deneyi samanyolu galaksisinde de yapsanız andromeda da yapsanız aynı sonucu almalısınız. bugünden yarına ya da amerika'dan çin'e farklı sonuçlar alıyorsanız ortada ya bilmediğiniz bir parametre vardır ya da varsayım üzerine hareket edilen bir nokta vardır. bilim yaparken elbette teorik şeyler de var fakat bunu kanun olarak kabul ettiyseniz artık o şeyin aynı koşullarda aynı sonucu vermesi gereklidir.
bir de bilimin kuvvetli öngörüleri vardır. halk arasında en büyük bilime olan güvensizliği sarsan şey de bu yanlış anlamadır. örneğin su 100 derecede kaynar ve bunun üzerindeki sıcaklıklarda gaz formundadır diyebilirsiniz. suyun 100 derece üzerinde gaz formunda olmasını aldık kabul ettik diyelim. bundan 50 yıl sonra suyun 1 milyon dereceye ısıtıldığında gaz harici başka bir forma bürünmesi bilimi yalan ya da yanlış yapmaz. suyu evrenin neresinde ya da hangi bölgesinde olursanız olun aynı basınç farkında 100 derece ısıttığınızda gaz formuna geçecektir. 1 milyon dereceye ısıtmak artık başka bir koşul, başka bir deneydir. eski bilgimiz çöp olmaz fakat yeni yazılacak bir makalede suyun 100 derecede ve 1 atm basınçta gaz formuna geçtiği, 1 milyon dereceye kadar bu durumun sürdüğü, 1 milyon dereceden sonra x formuna geçtiği belirtilir. eski bilgimiz çöp olmaz yani.
üçüncü konumuz ise teorik bilim ile deneysel bilim konusu. halkın yanlış anladığı bir diğer konu budur. bilim insanları teorik bilim de yapabilir. örneğin matematik ile higgs bozonunu öngörebilir ya da diğer gezegen hareketlerine bakıp güneş sisteminin o bölgesinde bir gezegen olması gerektiğini belirtebilir. buna teorik fizik denilir. burada atmasyon bir bilgi yoktur. madem ki zamanda ve mekanda kütleçekim kuvveti hep aynı sonucu veriyorsa normal yörüngesinden sapan gezegenlerin bir şeyin kütleçekiminden etkilendiğini söylemek saçma değildir. geriye oradaki etki eden şeyin ne olduğunu bulmak kalır. örneğin kara delikler de önce öngörülüp sonra ispatlanmıştır.
elbette teorik bir bilgi üretip o üretilen bilginin yanlış olması ihtimali de vardır. bu bilimin işe yaramadığı anlamına gelmez. hep örnek verilen ampulu bulmak için edison'un üçbin küsür malzeme denemiş olması mesela bilimin bir parçasıdır. edison yaptığı deney ve gözlem sonucu üçbin malzemenin istediği ampülü yapmak için kullanılamayacağını görmüştür. artık hiçbir bilim insanının aynı koşullar altında o üçbin malzemeyi denemesine gerek yoktur. bir şeyin olduğunu göstermek nasıl ki bilim ise olmadığını göstermek de bilimdir.
yani özetle bilim, doğa ya da evren ne derseniz deyin adına, onun deney ve gözlem ile anlamaya çalışılma çabasıdır. bunun methodları vardır fakat özünde budur. insanın karşı konulamaz bir içgüdüyle sistemin nasıl çalıştığını merak etmesidir bilim.
devamını gör...
20.
bilim; deney ve gözlem sonucu doğanın döngüsünün nasıl işlediğini amaçlayan bilgi birikimidir ve dini bir kavram değildir. bilim; evrenseldir, ilim ile aynı şey değildir ve insanı bilinçlendirir.
devamını gör...
"bilim" ile benzer başlıklar
bilim kurulu
11