21.
dünyanın ilk küreselleşmecisi.
devamını gör...
22.
hali hazırda kendisi hakkında çok detaylı bir kitap okumaktayım. okudukça büyük insanları etrafındaki fedakar insanların büyük yaptığını net anlamamı sağlayan tarihi bir kişilik.
devamını gör...
23.
tarihe damgasını vurmuş savaşçılardan biri. moğolların iskenderiye ve bağdat kütüphanelerini yakmasıyla dünya medeniyetlerinin yüzlerce yıl geriye gittiği söylenir. iskender de intikam almak için fethettiği pers topraklarında persepolis gibi önemli bir hafıza merkezi, kültür merkezini yakarak yok etmiştir. o zamanlar dünyanın en büyük kütüphanesi de nasibini almış ve tamamen yakılmıştır. o kütüphanede zerdüştlüğün kutsal kitabı olan avesta'nın da bulunduğu düşünülüyor.
devamını gör...
24.
hem entellektüel * hem çatlak hem de korkusuz bir lider diyebiliriz. bir nevi bal porsuğu adam. geri vitesi olmadığı için sparta'dan keşmire biçer döver edası ile durmaksızın ilerlemiş. arada ufak molalar falan alıyor ama o kadarı olacak artık. tabi bu tutumunda adamın kendisini zeus'un torunu olarak görmesinin de etkisi olabilir. zira babasının soyunu herakles'e kadar dayandıranlar var. geni sağlam adamın. annesinin soyu da akhilleus'a dayandırılıyor ki, adam gitmiş akhilleus'un mezarından kalkanını almış. anasının ak sütü gibi helal bir kalkan taşıyor yani işin özeti. yalnız bu yarı tanrı torunuyum oyum buyum olayları enteresan çünkü adam bildiğiniz dokuz canlı.
adam zaten savaşlarda hep ön saflarda yani koskoca imparatorsun azıcık geride falan durursun değil mi? ama adamın öyle bir olayı yok! bam bam bam. * misal granikos muharebesi'nde vurmuş atın mahmuzlarına önüne gelen pers askerini biçerken, arkasından sinsice yaklaşan pers komutanlarından biri, adamın miğferine kılıcı indirivermiş. miğfer parçalanmış ama iskender'de tık yok. sanırsın yumruk yemiş. sonrasında ayağa kalkıyor ve pers komutanının göğsüne mızrağı saplıyor. pers şiş yapıyor. ya da ters şiştir. konunun o kısmına pek hakim değilim. tabi askerleri bu duruma şahit olunca adamdaki tanrısal karizma iyice artıyor.
mevzu bununla bitse iyi. svat vadisi kuşatmasında omzuna mızrak giriyor. yani bildiğin kanırta kanırta girmiş. yine bana mısın dememiş. gazze kuşatmasındaysa kendini tutamayıp surlara yaklaşınca, bildiğiniz mancınıkla vurmuşlar adamı. şaka değil yani. mancınık yemiş bir imparator iskender. tarihte eşi menendi var mıdır bilmiyorum. düşününce bir yandan da komik. asteriks-oburiks hikâyesi gibi duruyor resmen. mancınığı yiyince biraz duruluyor, diğer mevzular gibi çabuk yırtamıyor kefeni. uzun bir tedavi sonrasında tekrar sahalara dönüş yapıyor.
hani halk arasında ciğerimiz delindi deriz ya! hah işte iskender'in ciğerini harbiden delmişler. hintliler adamı okla ciğerinden vurmuş. askerler bu sefer nalları dikti diye düşünmüş ama o da ne? iskender yine hayatta. kim okumuşsa üflemişse sağlam üfürmüş adamı. zeus'un sevgili kuluymuş.
sonracığıma başına taş düşmüş o yetmemiş uyluğuna kılıç darbesi almış. baldır kemiğini kırmış, ayak bileğine ok girmiş falan filan. adam bildiğin canlı kadavra * hayattayken kesip biçmişler koca imparatoru da bana mısın dememiş.
hal böyle olunca da büyük iskender olmuş. dokuz canlı imparator deyip konuyu kapatalım. 8 yara saydık diye karşıma çıkıp sivrilik yapmaya kalkmayın vallahi çok kızarım. deyim kullandık şunun şurasında * hem adam daha ne yaralar almıştır da onları yaradan bile saymamıştır zannımca.
adam zaten savaşlarda hep ön saflarda yani koskoca imparatorsun azıcık geride falan durursun değil mi? ama adamın öyle bir olayı yok! bam bam bam. * misal granikos muharebesi'nde vurmuş atın mahmuzlarına önüne gelen pers askerini biçerken, arkasından sinsice yaklaşan pers komutanlarından biri, adamın miğferine kılıcı indirivermiş. miğfer parçalanmış ama iskender'de tık yok. sanırsın yumruk yemiş. sonrasında ayağa kalkıyor ve pers komutanının göğsüne mızrağı saplıyor. pers şiş yapıyor. ya da ters şiştir. konunun o kısmına pek hakim değilim. tabi askerleri bu duruma şahit olunca adamdaki tanrısal karizma iyice artıyor.
mevzu bununla bitse iyi. svat vadisi kuşatmasında omzuna mızrak giriyor. yani bildiğin kanırta kanırta girmiş. yine bana mısın dememiş. gazze kuşatmasındaysa kendini tutamayıp surlara yaklaşınca, bildiğiniz mancınıkla vurmuşlar adamı. şaka değil yani. mancınık yemiş bir imparator iskender. tarihte eşi menendi var mıdır bilmiyorum. düşününce bir yandan da komik. asteriks-oburiks hikâyesi gibi duruyor resmen. mancınığı yiyince biraz duruluyor, diğer mevzular gibi çabuk yırtamıyor kefeni. uzun bir tedavi sonrasında tekrar sahalara dönüş yapıyor.
hani halk arasında ciğerimiz delindi deriz ya! hah işte iskender'in ciğerini harbiden delmişler. hintliler adamı okla ciğerinden vurmuş. askerler bu sefer nalları dikti diye düşünmüş ama o da ne? iskender yine hayatta. kim okumuşsa üflemişse sağlam üfürmüş adamı. zeus'un sevgili kuluymuş.
sonracığıma başına taş düşmüş o yetmemiş uyluğuna kılıç darbesi almış. baldır kemiğini kırmış, ayak bileğine ok girmiş falan filan. adam bildiğin canlı kadavra * hayattayken kesip biçmişler koca imparatoru da bana mısın dememiş.
hal böyle olunca da büyük iskender olmuş. dokuz canlı imparator deyip konuyu kapatalım. 8 yara saydık diye karşıma çıkıp sivrilik yapmaya kalkmayın vallahi çok kızarım. deyim kullandık şunun şurasında * hem adam daha ne yaralar almıştır da onları yaradan bile saymamıştır zannımca.
devamını gör...
25.
tarihte en hayran olunacak insanlardandır. tam bir kral ve rol modelidir. sevdimi çok sever sevmezse yedi ceddinizi çoluk çocuk surlardan atar. peşinden dünyanın sonuna kadar gidilecek adamdır.
ps: fate zero isimli animede görüldüğü üzere güzel bir hero ve battle buddydir.
ps: fate zero isimli animede görüldüğü üzere güzel bir hero ve battle buddydir.
devamını gör...
26.
büyük iskenderin hayatını okur iken beni en çok etkilemiş kısım kesinlikle kleitos olayı ve iskender'in acılar çekmesidir.
nedir bu kleitos olayı anlatalım o halde.
kleitos, bizim iskender'in çok yakın bir arkadaşı ve orduda büyük bir komutan. granikos savaşında bizim iskender'i öldürmek üzere olan düşman askerlerini bertaraf ederek iskender'in hayatını kurtarıyor, normalde daha iyi olması gereken arkadaşlık illişkileri daha da kötü bi hale bürünüyor bu olay sonrası.
çünkü bizim iskender, komutanların baskısını hissetmeye başlıyor ensesinde.
sahi, neden böyle bir şey oluyor? onu da açıklayayım, komutanlar, savaşta mağlup edilmiş olanları bir köle olarak görür iken, iskender onlara bir şans vererek onları bünyesine katmak ve onlara asla köle gözüyle bakmak istemiyor idi... e durum böyle olunca, iskender ve komutanlar arasında büyük bir görüş ayrılığı çıkıyordu ortaya, en büyük görüş ayrılığı ise, iskender'in en yakın dostu kleitos'a aitti.
sonrası mı? iskender bunu sezerek, onu devam ettiği seferlerden uzaklaştırmak amacı ile başka işlere yönlendirince, bir anda kıyamet koptu ve sevgili iskender ile, minnoş dostu kleitos ana bacı küfürler ederek birbirlerine girdiler. tabi diğer komutanlar ve askerler olayı ayırdılar, ama iş burada bitti mi? hayır.
çok yakın zamanda, bir gece eğlence sofrası kuruldu, içkiler içilliyor, yemekler yeniyor ve büyük ihtimalle "tek başıma 10 kişinin arasına daldım, göreceksin" gibi absürt sohbetler de dönüyordu muhakkak.
o sırada, sarhoş olan kleitos, iskender'e dönerek "bak bu sağ elim seni kurtardı..." dedikten hemen sonra, "senin baban zeus değil, zeus-amon" diyerek, kendi çapında "sen saf yunan değilsin, asya genlerin de var ahauha" gibi espriler yapmaya başlamış.
e koskoca iskender bu aşağılamaların altında kalır mı? "bak güzel kardeşim, terbiyeli takın, yoksa..." diye devam etmiş söze, ama kleitos zil zurna sarhoş, durdurabilir misin onu? iskender'e dönerek, "asyalılara davrandığımız gibi davranmamız lazım sana, sen burada bizimle aynı sofrada olmak yerine köleler ile oturmalıydın." deyince, işler korkunç bi hale bürünmüş ve iskender eline geçirdiği mızrağı, bizim kleitos'un boğazına saplamış.
olaylar durulmuş ama iskender'in canı daha da çok yanmaya başlamış, en yakın dostunu, onu savaşta kurtarmış bir yiğidi öldürdüğünü düşünüyormuş, birkaç kez intihar girişimleri olmuş ama en yakınındakiler bunu engellemeyi başarmışlar. iskender çadırından hiç çıkmaz, uyumaz ve yemek yemez olmuş, baya adam depresyona girmiş... sonra da bir akşam çadırından çıkıp, makedonya savaş meclisi'nin kendisini adil bir biçimde yargılamasını istemiş.
başarmış da, adil bir şekilde yargılamışlar onu ama kleitos'ta suç bulunmuş, olay kapanmış gitmiş gündemden, ama iskender'in eminim ki son nefesine kadar aklında kalmıştır.
nedir bu kleitos olayı anlatalım o halde.
kleitos, bizim iskender'in çok yakın bir arkadaşı ve orduda büyük bir komutan. granikos savaşında bizim iskender'i öldürmek üzere olan düşman askerlerini bertaraf ederek iskender'in hayatını kurtarıyor, normalde daha iyi olması gereken arkadaşlık illişkileri daha da kötü bi hale bürünüyor bu olay sonrası.
çünkü bizim iskender, komutanların baskısını hissetmeye başlıyor ensesinde.
sahi, neden böyle bir şey oluyor? onu da açıklayayım, komutanlar, savaşta mağlup edilmiş olanları bir köle olarak görür iken, iskender onlara bir şans vererek onları bünyesine katmak ve onlara asla köle gözüyle bakmak istemiyor idi... e durum böyle olunca, iskender ve komutanlar arasında büyük bir görüş ayrılığı çıkıyordu ortaya, en büyük görüş ayrılığı ise, iskender'in en yakın dostu kleitos'a aitti.
sonrası mı? iskender bunu sezerek, onu devam ettiği seferlerden uzaklaştırmak amacı ile başka işlere yönlendirince, bir anda kıyamet koptu ve sevgili iskender ile, minnoş dostu kleitos ana bacı küfürler ederek birbirlerine girdiler. tabi diğer komutanlar ve askerler olayı ayırdılar, ama iş burada bitti mi? hayır.
çok yakın zamanda, bir gece eğlence sofrası kuruldu, içkiler içilliyor, yemekler yeniyor ve büyük ihtimalle "tek başıma 10 kişinin arasına daldım, göreceksin" gibi absürt sohbetler de dönüyordu muhakkak.
o sırada, sarhoş olan kleitos, iskender'e dönerek "bak bu sağ elim seni kurtardı..." dedikten hemen sonra, "senin baban zeus değil, zeus-amon" diyerek, kendi çapında "sen saf yunan değilsin, asya genlerin de var ahauha" gibi espriler yapmaya başlamış.
e koskoca iskender bu aşağılamaların altında kalır mı? "bak güzel kardeşim, terbiyeli takın, yoksa..." diye devam etmiş söze, ama kleitos zil zurna sarhoş, durdurabilir misin onu? iskender'e dönerek, "asyalılara davrandığımız gibi davranmamız lazım sana, sen burada bizimle aynı sofrada olmak yerine köleler ile oturmalıydın." deyince, işler korkunç bi hale bürünmüş ve iskender eline geçirdiği mızrağı, bizim kleitos'un boğazına saplamış.
olaylar durulmuş ama iskender'in canı daha da çok yanmaya başlamış, en yakın dostunu, onu savaşta kurtarmış bir yiğidi öldürdüğünü düşünüyormuş, birkaç kez intihar girişimleri olmuş ama en yakınındakiler bunu engellemeyi başarmışlar. iskender çadırından hiç çıkmaz, uyumaz ve yemek yemez olmuş, baya adam depresyona girmiş... sonra da bir akşam çadırından çıkıp, makedonya savaş meclisi'nin kendisini adil bir biçimde yargılamasını istemiş.
başarmış da, adil bir şekilde yargılamışlar onu ama kleitos'ta suç bulunmuş, olay kapanmış gitmiş gündemden, ama iskender'in eminim ki son nefesine kadar aklında kalmıştır.
devamını gör...
27.
tarihin gelmiş geçmiş en daşşaglu lideridir.
ama cidden, büyük iskender hakkında ne kadar çok okuma yaparsam, kendisine olan hayranlığım da o derece artıyor sürekli. iyi bir devlet adamı ve harp sanatı konusunda adeta bir tanrı olduğu malum; ancak hayat görüşü ve felsefi perspektifi düşüncelerim ile oldukça uyuşmakta. aynı zamanda birçok tarihi kaynakta kendisinin oldukça güçlü, kaslı, atletik, cesur, karizmatik, ve yakışıklı olduğu söyleniyor.
tarihte yaptıklarına da bakılacak olursa, bunların sadece basit methiyelerden ibaret olmadığı pek aşikar. yeryüzünde tanrının bir gölgesi, temsilcisi varsa şayet, o kişi ahan da bu kişidir. idolümsün iskender abi, tapıyorum sana...*
ama cidden, büyük iskender hakkında ne kadar çok okuma yaparsam, kendisine olan hayranlığım da o derece artıyor sürekli. iyi bir devlet adamı ve harp sanatı konusunda adeta bir tanrı olduğu malum; ancak hayat görüşü ve felsefi perspektifi düşüncelerim ile oldukça uyuşmakta. aynı zamanda birçok tarihi kaynakta kendisinin oldukça güçlü, kaslı, atletik, cesur, karizmatik, ve yakışıklı olduğu söyleniyor.
tarihte yaptıklarına da bakılacak olursa, bunların sadece basit methiyelerden ibaret olmadığı pek aşikar. yeryüzünde tanrının bir gölgesi, temsilcisi varsa şayet, o kişi ahan da bu kişidir. idolümsün iskender abi, tapıyorum sana...*
devamını gör...
28.
(bkz: duble menü)
devamını gör...
29.
bildiğim kadarıyla persleri yendiğinde kendisinin tanrı sayılmasını istemiş ve yunanlar da tanrı saymışlardır daha doğrusu saymak zorunda kalmışlardır. ancak bu tuhaf ve iskender'in büyük bir narsist olduğunu gösteriyor gibi gözükse de o dönemlerde normaldir diye biliyorum. zaten yunanlar babası filip'e eğer persleri yenersen seni tanrı sayacağız diye söz vermişlerdi.
ölümünden sonra ailesinin ve yunan felsefesinin başına gelenler çok da büyük olmadığını gösteriyor bana göre.
not: askeri zekasına bir şey demiyorum.
devamını gör...
30.
dünyaya 1,5 metre boyla neler yapılabileceğini göstermiş komutan.
götü yere yakından korkulur
götü yere yakından korkulur
devamını gör...
31.
kurtlar vadisi iskender büyük aklıma geldi.
işte bu kadar da vizyonsuzum. cendere cendere.
işte bu kadar da vizyonsuzum. cendere cendere.
devamını gör...
32.
356-323 yılları arasında yaşamış büyük makedon imparatoru. babası hükümdar philip bir gösteri sırasında pusuya düşürülüp öldürülmüş, sonrasında tahta geçmiştir. persler üzerine yürümüş, gaugamela'da pers ordusunu büyük bir hüsrana uğratmış, hindistan'a kadar devam ettirdiği egemenlik arzusu ordusunda çatlak seslere sebep olmuş, sonuçta rivayetlere göre komutanları tarafından zehirlenerek öldürülmüştür.
devamını gör...
33.
7. sınıfta hakkında yazılan üçlemeyi okuduğum, gaius julius caesar ile birlikte insanlık tarihinin en büyük iki liderinden biri.
devamını gör...
34.
ata binip savaşma isteği uyandıran über iron maiden şarkısı.
devamını gör...
35.
büyük makedonya kralı. milattan önce 333 yılında tarsus fetheden kral ile ilgili bu dönemde hastalanması ile ilgili bir anekdot anlatılır. yüzmek için cydnus nehrine gireceği sırada suyun çok soğuk olması sebebiyle hipotermi geçirir ve ciddi ateş krizlerine girer. arkadaşı ve doktoru olan acarnania'lı philip tarafından iyileştirilir.
(bkz: berdan ırmağı)
#1675567
(bkz: berdan ırmağı)
#1675567
devamını gör...
36.
antik makedonya'nın alanını askeri dehası ve cesareti sayesinde hisdistan'ın yarısına kadar genişletmiştir. kendi isminde sayısız derecede şehir kurmuştur. hisdistan'ın tamamını almak istemiş, ancak askerler yıllardır evlerinden uzakta ve perişan durumda olduklarından isyan edip ilerlememiştir. bunun üzerine işgalleri durdurmuştur. direnen krallıklara karşı katliam yapmış, taş üstüne taş bırakmamıştır. kartacalı hannibal'in örnek aldığı bir kraldır.
devamını gör...
37.
büyük iskender'in validesi olimpias ile ejderha kılığında ıı. nektanebo'nun yatakta iken olympias'ın kocası kral philip, olay yerini gözetlemek için kapıdaki küçük bir pencereden bakar.
hikayenin devamı...
hikayenin devamı...
devamını gör...
38.
sefere çıkmadan önce akhilleus'un mezarını ziyaret etmiş, kalkanını almıştır. nasıl bugün insanlar kim jong-un'a hayran oluyorsa o dönemde de akhilleus için aynısı geçerliydi.
böyle büyük bir savaşçının kalkanına sahip olmayı çok isterdim.
böyle büyük bir savaşçının kalkanına sahip olmayı çok isterdim.
devamını gör...
39.
sana bi kalkan lazım.
devamını gör...
40.
makedonya kralı , ahameniş imparatoru , mısır firavunu, hint hükümdarı ve krallar kralı ünvanlarını almış makedon kral, askeri deha. asıl adı 3.alexander'dır. araplar bu ismi kendi ses hecelerine uygun olması açısından iskender olarak çevirmiştir.
makedonya kutsal olympos dağının kuzeyinde yer alır. bölge halkı uzun bir süreden beri güneydeki komşuları yunanlar ile ortak kültürü paylaşır aynı tanrılara tapınırlardı. persler her iki halkı da ionlar olarak görüyordu. hatta makedonlara güneş şapkalı ionlar anlamına gelen "yauna takabara" diyordu.
dareios makedonların başına alexandros'u yeni idari bölgenin liderliğine getirerek onu satrap olarak atadı. ayrıca birkaç kabileyide aleksandros'un idari bölgesine dahil etti karşılık olarak makedon hakimi ise darius'un oğlu kserkses'e 480 yılında yunanistanı ele geçirmek üzere harekete geçtiğinde sadık bir müttefik olduğunu gösterecekti. persler geri çekildikten sonra ise makedon dünyasının en güçlü hakimi olarak kalan alexander'ın konumu giderek büyüdü ve artık gerçek anlamda bir kral oldu.
makedon krallığı bölgede güçlü bir devlet olarak büyürken m.ö 360 yılında philippos kral oldu. krallığı devrinde devletin sınırlarını genişletmek için bir sürü savaşa girişti. makedon krallığının askeri ve idari olarak asıl oluşumunu philippos'un meydana getirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. bu sırada philippos'un eşi olympias'tan alexander(iskender) adlı çocuğu meydana geldi. iskender çocukluğu ve gençliği boyunca aristo'dan aldığı eğitimde dahil olmak üzere iyi bir eğitim aldı .
philippos bir suikast sonucu hayatını kaybeder ve iskender veliaht olarak tahta çıkar . tahta çıktığı sırada babasının hali hazırda başlatmış olduğu pers savaşı devam etmektedir. iskenderin iktidarının yaklaşık ilk 3 yılı avrupa'daki çeşitli seferleri ve özellikle yunanlılara karşı yaptığı seferlerle geçer ve özellikle bu seferlerin en önemlisinde thebai kadim şehrini yok ederek yunanların büyük öfkesini kazanmış ve onları bir ölçüde sindirmiştir .
iskender m.ö 334'te hellespontos'u(çanakkale boğazı) geçer. ve burada perslerle yaptığı ilk savaş olan granikos muharebesini kazanır ve pers ordularını büyük ölçüde batı anadoludan atar. 333 yılında bu bölgede çeşitli seferler ve kuşatmalar gerçekleştirir ta ki issos muharebesine kadar. issos muharebesi ilk başta pers üstünlüğüyle ilerlesede iskenderin kanattaki süvarileriyle yaptığı bazı hamleler sonucu üstünlük ele geçirilir ve pers ordusu kaçar . bu sırada 3.darius'un ailesi iskenderin eline esir düşmüştür.
iskender bu muharebeyle birlikte pers gücünü karada kırmışken bunu denizlerde de perçinlemek için fenikenin fethi için sefere çıkar. (çünkü pers donanmasının büyük kısmı buradaki şehir devletlerinindir ve eğer şehir devletlerini ele geçirirse donanmalarda geri çağrılmaya mecbur bırakılacaktır.) tyros'u kuşatır ve zorlu bir mücadeleye rağmen şehir ele geçirir. fenike bölgesini fethetmesiyle beraber pers donanması dağılır ve iskender mısır bölgesine iner . burada geçirdiği kısa bir süre içerisinde hem iki firavun ünvanını alır (horus,mısırın koruyucusu; amon'un sevgilisi). ayrıca sivada'ki tapınakta rahip tarafında bizzat tanrının oğlu olarak karşılanır. iskender mısırdan ayrılmadan önce 331 yılında adıyla anılan alexandria şehrini kurdu.(kendi ismiyle bir çok bölgede bir çok şehir kurmuştur lakin en bilineni mısırda kurduğu bugün iskenderiyye olarak anılanıdır).
iskender mısırdan ayrılıp artık doğuya doğru hareket eder . bu sırada dareius büyük bir ordu toplamıştır. iki ordu gaugamela karşı karşıya gelir. savaş hakkında belgeler çok açık olmasada genel olarak dareius'un kaçtığını gören(sanan) pers ordusu savaşı bırakıp kendi memleketlerine kaçmıştır. bununla beraber artık iskenderin persepolis'e (pers başkenti) girebileceği yol açılmış; babil ve susada savaşmadan satrapları tarafından iskendere teslim edilmiştir.
darius ekbatana'da yeni ordu toplar lakin iskender onun peşine düştüğü bir sırada yandaşlarının ortak verdiği bir kararlar elleri ayakları bağlanıp tahttan lağvedilir . sonrasında ise bessos tarafından öldürülür.
artık pers kralı öldüğü için iskender kendini ahameniş tahtının bir varisi gösterir ve kendini pers kralı ilan eder. iskender bu süreçten sonra birçok pers , makedon , yunan gelenekleri arasındaki çatışmalar arasında kalmış ve yeni pers kralı geleneklerini belli bir ölçüde uygulamaya koymuştur.
iskender ilerleyen zamanlarda hintli bir raca tarafından çağrılıp hindistanda'da çeşitli seferlere girişir. hindistandaki seferinde özellikle hep şu politikayı gütmüştür: herkes ona sadakatini sunmalı ve bağlılığını bildirmelidir bunu yapanlara hiçbir zarar görmezler ; ancak kaçanlar , direnenler ne yazık ki aynı merhameti göremeyecektir. hindistan'da özellikle hintli raca poros ile giriştiği mücadele önemlidir. poros'un ordusu kendisinden güçlü olmasına rağmen ordusunu nehrin öte yanında gece vakti yürütmüş ve gizli bir baskınla raca porosu mağlup etmiştir. daha sonrasında poros'un ona tabi olup bölgede önemli bir güç kazandığı görülecektir.
iskender hint seferi dönüşünde pers diyarındaki birkaç isyan vs ile uğraştıktan sonra planladığı arabistan seferi için batıya yönelir. ancak kimi kaynaklar zehirlendiği için kimileri 11gün süren bir şölende alkol komasına girdiği için öldüğünü söyler. m.ö 323 11 haziranın'da babilde vefat etmiştir.(iskenderin ölümüyle ilgili pers kehanetleri oldukça ilgi çekicidir özellikle okunması tavsiyemdir.)
kendisinden sonra komutanı perdikkas kral naibi olarak idareyi ele almaya çalışsada yunan bağımsızlık savaşı ve üçüncü sogdiana isyanları gibi sebeplere devlet çözülüş sürecine girmiştir. m.ö 320 yılında perdikkas iskenderin kaçırılan naaşı için(iskender öldüğünde amon'un oğlu olduğu için onun yanına gömülmesini vasiyet etmişti lakin perdikkas naaşın makedonyaya götürülmesini emretmiş ve naaş ptolemaios tarafında kralın vasiyetini yerine getirmek için mumyalanmış bedenini memphis'e gömülmesini sağlamıştır.)
perdikkas'ın ölümüyle birlikte ilerleyen süreçte triparadeisus kongresi ile imparatorluk üçe bölünür : makedonya, selevkos ve ptolemaios krallıkları.
makedonya kutsal olympos dağının kuzeyinde yer alır. bölge halkı uzun bir süreden beri güneydeki komşuları yunanlar ile ortak kültürü paylaşır aynı tanrılara tapınırlardı. persler her iki halkı da ionlar olarak görüyordu. hatta makedonlara güneş şapkalı ionlar anlamına gelen "yauna takabara" diyordu.
dareios makedonların başına alexandros'u yeni idari bölgenin liderliğine getirerek onu satrap olarak atadı. ayrıca birkaç kabileyide aleksandros'un idari bölgesine dahil etti karşılık olarak makedon hakimi ise darius'un oğlu kserkses'e 480 yılında yunanistanı ele geçirmek üzere harekete geçtiğinde sadık bir müttefik olduğunu gösterecekti. persler geri çekildikten sonra ise makedon dünyasının en güçlü hakimi olarak kalan alexander'ın konumu giderek büyüdü ve artık gerçek anlamda bir kral oldu.
makedon krallığı bölgede güçlü bir devlet olarak büyürken m.ö 360 yılında philippos kral oldu. krallığı devrinde devletin sınırlarını genişletmek için bir sürü savaşa girişti. makedon krallığının askeri ve idari olarak asıl oluşumunu philippos'un meydana getirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. bu sırada philippos'un eşi olympias'tan alexander(iskender) adlı çocuğu meydana geldi. iskender çocukluğu ve gençliği boyunca aristo'dan aldığı eğitimde dahil olmak üzere iyi bir eğitim aldı .
philippos bir suikast sonucu hayatını kaybeder ve iskender veliaht olarak tahta çıkar . tahta çıktığı sırada babasının hali hazırda başlatmış olduğu pers savaşı devam etmektedir. iskenderin iktidarının yaklaşık ilk 3 yılı avrupa'daki çeşitli seferleri ve özellikle yunanlılara karşı yaptığı seferlerle geçer ve özellikle bu seferlerin en önemlisinde thebai kadim şehrini yok ederek yunanların büyük öfkesini kazanmış ve onları bir ölçüde sindirmiştir .
iskender m.ö 334'te hellespontos'u(çanakkale boğazı) geçer. ve burada perslerle yaptığı ilk savaş olan granikos muharebesini kazanır ve pers ordularını büyük ölçüde batı anadoludan atar. 333 yılında bu bölgede çeşitli seferler ve kuşatmalar gerçekleştirir ta ki issos muharebesine kadar. issos muharebesi ilk başta pers üstünlüğüyle ilerlesede iskenderin kanattaki süvarileriyle yaptığı bazı hamleler sonucu üstünlük ele geçirilir ve pers ordusu kaçar . bu sırada 3.darius'un ailesi iskenderin eline esir düşmüştür.
iskender bu muharebeyle birlikte pers gücünü karada kırmışken bunu denizlerde de perçinlemek için fenikenin fethi için sefere çıkar. (çünkü pers donanmasının büyük kısmı buradaki şehir devletlerinindir ve eğer şehir devletlerini ele geçirirse donanmalarda geri çağrılmaya mecbur bırakılacaktır.) tyros'u kuşatır ve zorlu bir mücadeleye rağmen şehir ele geçirir. fenike bölgesini fethetmesiyle beraber pers donanması dağılır ve iskender mısır bölgesine iner . burada geçirdiği kısa bir süre içerisinde hem iki firavun ünvanını alır (horus,mısırın koruyucusu; amon'un sevgilisi). ayrıca sivada'ki tapınakta rahip tarafında bizzat tanrının oğlu olarak karşılanır. iskender mısırdan ayrılmadan önce 331 yılında adıyla anılan alexandria şehrini kurdu.(kendi ismiyle bir çok bölgede bir çok şehir kurmuştur lakin en bilineni mısırda kurduğu bugün iskenderiyye olarak anılanıdır).
iskender mısırdan ayrılıp artık doğuya doğru hareket eder . bu sırada dareius büyük bir ordu toplamıştır. iki ordu gaugamela karşı karşıya gelir. savaş hakkında belgeler çok açık olmasada genel olarak dareius'un kaçtığını gören(sanan) pers ordusu savaşı bırakıp kendi memleketlerine kaçmıştır. bununla beraber artık iskenderin persepolis'e (pers başkenti) girebileceği yol açılmış; babil ve susada savaşmadan satrapları tarafından iskendere teslim edilmiştir.
darius ekbatana'da yeni ordu toplar lakin iskender onun peşine düştüğü bir sırada yandaşlarının ortak verdiği bir kararlar elleri ayakları bağlanıp tahttan lağvedilir . sonrasında ise bessos tarafından öldürülür.
artık pers kralı öldüğü için iskender kendini ahameniş tahtının bir varisi gösterir ve kendini pers kralı ilan eder. iskender bu süreçten sonra birçok pers , makedon , yunan gelenekleri arasındaki çatışmalar arasında kalmış ve yeni pers kralı geleneklerini belli bir ölçüde uygulamaya koymuştur.
iskender ilerleyen zamanlarda hintli bir raca tarafından çağrılıp hindistanda'da çeşitli seferlere girişir. hindistandaki seferinde özellikle hep şu politikayı gütmüştür: herkes ona sadakatini sunmalı ve bağlılığını bildirmelidir bunu yapanlara hiçbir zarar görmezler ; ancak kaçanlar , direnenler ne yazık ki aynı merhameti göremeyecektir. hindistan'da özellikle hintli raca poros ile giriştiği mücadele önemlidir. poros'un ordusu kendisinden güçlü olmasına rağmen ordusunu nehrin öte yanında gece vakti yürütmüş ve gizli bir baskınla raca porosu mağlup etmiştir. daha sonrasında poros'un ona tabi olup bölgede önemli bir güç kazandığı görülecektir.
iskender hint seferi dönüşünde pers diyarındaki birkaç isyan vs ile uğraştıktan sonra planladığı arabistan seferi için batıya yönelir. ancak kimi kaynaklar zehirlendiği için kimileri 11gün süren bir şölende alkol komasına girdiği için öldüğünü söyler. m.ö 323 11 haziranın'da babilde vefat etmiştir.(iskenderin ölümüyle ilgili pers kehanetleri oldukça ilgi çekicidir özellikle okunması tavsiyemdir.)
kendisinden sonra komutanı perdikkas kral naibi olarak idareyi ele almaya çalışsada yunan bağımsızlık savaşı ve üçüncü sogdiana isyanları gibi sebeplere devlet çözülüş sürecine girmiştir. m.ö 320 yılında perdikkas iskenderin kaçırılan naaşı için(iskender öldüğünde amon'un oğlu olduğu için onun yanına gömülmesini vasiyet etmişti lakin perdikkas naaşın makedonyaya götürülmesini emretmiş ve naaş ptolemaios tarafında kralın vasiyetini yerine getirmek için mumyalanmış bedenini memphis'e gömülmesini sağlamıştır.)
perdikkas'ın ölümüyle birlikte ilerleyen süreçte triparadeisus kongresi ile imparatorluk üçe bölünür : makedonya, selevkos ve ptolemaios krallıkları.
devamını gör...