1.
devlet, istanbul'da zamanında yapılan dandik dundik binaların yıkılıp yeniden yapılmasını finanse etmek zorunda değil. düzgün yapsalarmış binaları.
devletin görevi sadece kontrol etmek, güçlendirilmesi gereken ve tahliye edilmesi gereken binaları belirlemek.
parası olan binayı yeniden yaptırsın, parası yoksa başka şehre gitsin.
adam zamanında gitmiş çarık çürük bina yapmış. milletin parasını neden buna harcıyoruz, kendi hatası. benim hatam değil. gücü yetiyorsa yenilesin, yetmiyorsa çıksın gitsin.
mesela ben eve bir tane raf yaptım diyelim, ama rafı sağlam yapmadım, küçük vidalarla emanet gibi yaptım ve ağırlığı kaldırmadı ve düştü.
apartman toplantısında dedim ki ben rafı sağlam yapmamışım, aranızda para toplayın bana yeni raf alın. millet der ki bana ne senin evindeki raftan.
aynı durum burda da var. 100 binlik malzeme kullanacağına 50 binlik malzeme kullanıp çürük bina yapmış. şimdi biz halk olarak aramızda para toplayıp evin yeniden yapılmasını finanse ediyoruz, bana ne? yıkıp yeniden yapması gereken kişi bina sahipleri.
devletin görevi sadece kontrol etmek, güçlendirilmesi gereken ve tahliye edilmesi gereken binaları belirlemek.
parası olan binayı yeniden yaptırsın, parası yoksa başka şehre gitsin.
adam zamanında gitmiş çarık çürük bina yapmış. milletin parasını neden buna harcıyoruz, kendi hatası. benim hatam değil. gücü yetiyorsa yenilesin, yetmiyorsa çıksın gitsin.
mesela ben eve bir tane raf yaptım diyelim, ama rafı sağlam yapmadım, küçük vidalarla emanet gibi yaptım ve ağırlığı kaldırmadı ve düştü.
apartman toplantısında dedim ki ben rafı sağlam yapmamışım, aranızda para toplayın bana yeni raf alın. millet der ki bana ne senin evindeki raftan.
aynı durum burda da var. 100 binlik malzeme kullanacağına 50 binlik malzeme kullanıp çürük bina yapmış. şimdi biz halk olarak aramızda para toplayıp evin yeniden yapılmasını finanse ediyoruz, bana ne? yıkıp yeniden yapması gereken kişi bina sahipleri.
devamını gör...
2.
aramızda beyni hiç çalışmayan amipler olduğunu gösteren bir iletiye #3381849 sahip başlık. zamanında binayı çürük yapmış bize neymiş. geri zekalı demek hakaret sayılmasa geri zekalı diyeceğim ama o bile bunu tanımlamaya yetmez.
adam taş gibi bina yapmış. betonuna matkap işlemiyor. deprem oldu, bina sırtüstü devrildi, bin kişiye mezar oldu. sebep? sebep yanlış tasarım.
maraş'ta arkadaşımın oturduğu evin kolonunu kesmiş oevladının teki. arkadaşım ve kocası kurtuldu. apartman 39 kişiye mezar oldu. istanbul'da binaları deniz kumuyla ve çıkma inşaat demiriyle yapmışlar. ev satın alırken şeceresini mi istiyorsun?
99 depreminden sonra deprem toplanma alanları kuruldu:

devlet bir şey yapmayacakmış. elemanın vergilerini oraya harcayamazlarmış.
tüm iş alanlarını, tüm banka ve finans merkezlerini istanbul'a taşıyan alaplı'da yaşayan hüsmen ağa çünkü.
olm sağcısınız, yavşaksınız, gerzeksiniz ama bunu o kadar belli etmeyin.
adam taş gibi bina yapmış. betonuna matkap işlemiyor. deprem oldu, bina sırtüstü devrildi, bin kişiye mezar oldu. sebep? sebep yanlış tasarım.
maraş'ta arkadaşımın oturduğu evin kolonunu kesmiş oevladının teki. arkadaşım ve kocası kurtuldu. apartman 39 kişiye mezar oldu. istanbul'da binaları deniz kumuyla ve çıkma inşaat demiriyle yapmışlar. ev satın alırken şeceresini mi istiyorsun?
99 depreminden sonra deprem toplanma alanları kuruldu:

devlet bir şey yapmayacakmış. elemanın vergilerini oraya harcayamazlarmış.
tüm iş alanlarını, tüm banka ve finans merkezlerini istanbul'a taşıyan alaplı'da yaşayan hüsmen ağa çünkü.
olm sağcısınız, yavşaksınız, gerzeksiniz ama bunu o kadar belli etmeyin.
devamını gör...
3.
10 sene sürecek eylem. deniz kumu kullanılmazsa o da.
devamını gör...
4.
hayal olan bir durumdur. en azından bu sözlükte doğruları konuşalım olur mu?
istanbul gereksiz büyük bir metropoldür. her kuytuya kâr sağlamak amacıyla rezidenceler, her türlü sosyal etkinliği sağlayan çok katlı siteler ve loft daireler dikilmiştir. "dikilmiştir" kelimesini kullanıyorum cünkü "inşa etmek" profesyonel bir süreçtir. bir alanın gerekli ölçümlerinin yapılması, zeminin kontrol edilmesi, depreme dayanıklılık açısından toprağın araştırılması vb bin ton mühendislik süreci gerektirir. sizce kaç tane bina bu standartlarda yapıldı bu koskoca şehirde? insanlara çöktüğünde mezar dahi olamayacak uyduruklukta koca koca şekilli binalar dikip, maksimum paralara satarak, sehirin planlamasının içine ettiler. bu kompleks, iç içe geçmiş, dayanaksız barınma sistemi nasıl kurtarılır? nereden kurtarılır?
herhangi bir deprem durumunda, hızlıca ulaşabileceğimiz etrafı boş bırakılmış araziler dahi yok. öyle ki adamlar rant ugruna, şehirde ki bütün arazilere çöktüler, alan kalmayınca kurumlara dadanmaya başladılar. üniversitelerin kampüs alanları, askeri lojmanlar ve arazileri, alanı geniş ne kadar devlet tekerinde bina varsa, el altından gidiyor. su ülkede giremedikleri bir ormanlar kaldı, yakındır onlarda parsel parsel satılır. keza maslak, ali ağoluna güzelce satıldı. canım orman, residenceler sayesinde katledildi. değdi mi? - hayır. binalarının yarısı boş, cogu satılık ve kiralık ilanlarında... canım orman.. hala acıyorum. hiç uğruna talan edildi..
yapılacak en iyi şey; bireysel olarak küçük bir sehirde iş bulup, oraya taşınmaktır. bu şehir kurtarılamaz üzgünüm. bahsettiğimiz tek veya bir kaç semt olsa, tamam ama istanbul'un geneli usulsüz binalarla kaplı. hangi birine yetişecekler? hani bütçe?
bu iş sadece topluma hayal satmak.
istanbul gereksiz büyük bir metropoldür. her kuytuya kâr sağlamak amacıyla rezidenceler, her türlü sosyal etkinliği sağlayan çok katlı siteler ve loft daireler dikilmiştir. "dikilmiştir" kelimesini kullanıyorum cünkü "inşa etmek" profesyonel bir süreçtir. bir alanın gerekli ölçümlerinin yapılması, zeminin kontrol edilmesi, depreme dayanıklılık açısından toprağın araştırılması vb bin ton mühendislik süreci gerektirir. sizce kaç tane bina bu standartlarda yapıldı bu koskoca şehirde? insanlara çöktüğünde mezar dahi olamayacak uyduruklukta koca koca şekilli binalar dikip, maksimum paralara satarak, sehirin planlamasının içine ettiler. bu kompleks, iç içe geçmiş, dayanaksız barınma sistemi nasıl kurtarılır? nereden kurtarılır?
herhangi bir deprem durumunda, hızlıca ulaşabileceğimiz etrafı boş bırakılmış araziler dahi yok. öyle ki adamlar rant ugruna, şehirde ki bütün arazilere çöktüler, alan kalmayınca kurumlara dadanmaya başladılar. üniversitelerin kampüs alanları, askeri lojmanlar ve arazileri, alanı geniş ne kadar devlet tekerinde bina varsa, el altından gidiyor. su ülkede giremedikleri bir ormanlar kaldı, yakındır onlarda parsel parsel satılır. keza maslak, ali ağoluna güzelce satıldı. canım orman, residenceler sayesinde katledildi. değdi mi? - hayır. binalarının yarısı boş, cogu satılık ve kiralık ilanlarında... canım orman.. hala acıyorum. hiç uğruna talan edildi..
yapılacak en iyi şey; bireysel olarak küçük bir sehirde iş bulup, oraya taşınmaktır. bu şehir kurtarılamaz üzgünüm. bahsettiğimiz tek veya bir kaç semt olsa, tamam ama istanbul'un geneli usulsüz binalarla kaplı. hangi birine yetişecekler? hani bütçe?
bu iş sadece topluma hayal satmak.
devamını gör...
5.
herkes elini taşın altına koymak zorunda. üzgünüm ama daha fazla ağlayacak gücümüz kalmadı. kahramanmaraş’ta biz cehennemi yaşadık. bir çok insan kıyamet koptu sandı. şaka falan değil arkadaşlar öyle böyle değildi. insanlar enkazlardan yol bulamadı araba ile gidecek. bilim kurgu filmlerinde kıyamet konulu olanlardan bahsediyorum!! istanbul’u böyle bir felaketin için de hayal dahi edemiyorum. hepimiz üstümüze düşeni yapmak zorundayız. bir deniz yıldızı hikayesi gibi nereden tutabiliyorsak. ben ne yapabilirim demeyin. bu bilinçe sahip olmanız bile çok şey değiştirir. en yakın zamanda depreme dayanıklı kentler inşa etmemiz bakınız gereklilik değil zorunluluk. ben depremden sonra gönüllü hasar tespiti yaptım. inanın hemen hemen hepsinde bir mühendislik hatası uygulama hatası mutlaka var. bunları bulup düzeltmek elzem. bir an önce en acilinden hiç beklemeden ve en önemlisi felaket gelmeden.
devamını gör...
6.
elzem olan. sadece istanbul'u da değil, türkiye'nin geneli aynı tehlike altında olduğundan bu bölgesel düşünme illetinden kurtulmamız lazım. önce bunu bir idrak etmek gerek.
devletin mecburiyeti yok demek en hafif tabirle gülünç. devlet değil mi bu çürük binaların yapılmasına izin veren? sen ben mi imzaladık bunların kâğıtlarını belediyede şurada burada? sağlam binanın kolonunu, market açacağım diye kesen adamı devlet denetlemeyecek de kim denetleyecek? verdiği hatalı kararların, yaptığı ihmallerin bedelini, zaten eşek yüküyle vergi ödeyen vatandaş neden bir kez daha ödesin? bu mantığa göre herkes kendi verdiği verginin sadece kendi istediği yere harcanmasını talep eder. ülkenin hiçbir işi görülmez, genel fayda sağlayacak hiçbir iş yapılmaz. bu siyasetçiler bizi yönetmeye talip olduklarında, her şeyin sorumluluğunu üstlenecekleri makamlara geldiklerinin farkında değil. bunun nedeni de "devlet ne yapsın" diyen vatandaşlar işte.
adamlar fay hattına bina dikilmesine izin veriyor. oradan ev alan insanların çoğu, oradan fay hattı geçtiğini bile bilmez. normal şartlarda, bilmek zorunda da değil çünkü normal devletler bunu vatandaşın yerine düşünür ve o bölgeleri boş bırakır yahut inanılmaz sağlam önlemler alırlar. vatandaşın bunu bilecek bilinç düzeyinde olmaması da yine devletin eğitim sistemiyle ilgili. insanlar çocuklarını, kafalarına göre okula göndermiyor. ülkenin belli bir noktasından itibaren doğuya doğru gittikçe okula gitme oranı hepten düşüyor. okula gidiyorsun, saçma sapan müfredatlar ve sistem değişimleri nedeniyle kafalar çorba oluyor. üniversiteye girmek için sahip olman gereken şey zekâdan önce eşek gibi inekleyip ezber yapmak. çoğu öğrencide idealist düşünceler yok. herkes geçim derdine düşmemek için meslek seçiyor falan filan... bunların hepsinin sorumlusu devletse, o binaları da bir zahmet ya en başından adam gibi yaptıracak ya da zamanında ihmal ettiyse şimdi önlemini alacak. devlet bunlar için var. yoksa orman kanunlarıyla falan bir şekilde günü kurtarırdık. zaten artık öyle de yapmaya başladı millet. nedeni de işte bu, devletin hiçbir şeyde sorumluluk kabul etme zorunluluğu olmadığına inanıp ilgili kişilerin yakasına yapışmayan kafalar.
devletin mecburiyeti yok demek en hafif tabirle gülünç. devlet değil mi bu çürük binaların yapılmasına izin veren? sen ben mi imzaladık bunların kâğıtlarını belediyede şurada burada? sağlam binanın kolonunu, market açacağım diye kesen adamı devlet denetlemeyecek de kim denetleyecek? verdiği hatalı kararların, yaptığı ihmallerin bedelini, zaten eşek yüküyle vergi ödeyen vatandaş neden bir kez daha ödesin? bu mantığa göre herkes kendi verdiği verginin sadece kendi istediği yere harcanmasını talep eder. ülkenin hiçbir işi görülmez, genel fayda sağlayacak hiçbir iş yapılmaz. bu siyasetçiler bizi yönetmeye talip olduklarında, her şeyin sorumluluğunu üstlenecekleri makamlara geldiklerinin farkında değil. bunun nedeni de "devlet ne yapsın" diyen vatandaşlar işte.
adamlar fay hattına bina dikilmesine izin veriyor. oradan ev alan insanların çoğu, oradan fay hattı geçtiğini bile bilmez. normal şartlarda, bilmek zorunda da değil çünkü normal devletler bunu vatandaşın yerine düşünür ve o bölgeleri boş bırakır yahut inanılmaz sağlam önlemler alırlar. vatandaşın bunu bilecek bilinç düzeyinde olmaması da yine devletin eğitim sistemiyle ilgili. insanlar çocuklarını, kafalarına göre okula göndermiyor. ülkenin belli bir noktasından itibaren doğuya doğru gittikçe okula gitme oranı hepten düşüyor. okula gidiyorsun, saçma sapan müfredatlar ve sistem değişimleri nedeniyle kafalar çorba oluyor. üniversiteye girmek için sahip olman gereken şey zekâdan önce eşek gibi inekleyip ezber yapmak. çoğu öğrencide idealist düşünceler yok. herkes geçim derdine düşmemek için meslek seçiyor falan filan... bunların hepsinin sorumlusu devletse, o binaları da bir zahmet ya en başından adam gibi yaptıracak ya da zamanında ihmal ettiyse şimdi önlemini alacak. devlet bunlar için var. yoksa orman kanunlarıyla falan bir şekilde günü kurtarırdık. zaten artık öyle de yapmaya başladı millet. nedeni de işte bu, devletin hiçbir şeyde sorumluluk kabul etme zorunluluğu olmadığına inanıp ilgili kişilerin yakasına yapışmayan kafalar.
devamını gör...
7.
oldukça zordur. istanbul'da bir depreme gerek olmadan, kendi kendine yıkılacak onlarca bina var ki bunun örneklerini de gördük. kentsel dönüşüm konusunda devlet gerçekten uğraşıyor. kira desteği veriyor, yarısı bizden kampanyası başlattılar, taşınma yardımı veriyor vs. vs. ama kendi deneyimlerimden yola çıkarak şunu söyleyebilirim ki bu halk ile bu iş çok zor.
küçükçekmece'de kolonlarını parmağımla oyarak içinden deniz kabuğu çıkarıp oynadığım bir evimiz vardı. bak adam deniz kumu kullanmış ve üstelik eleme zahmetine bile girmemiş. tabii ki tahliye ve yıkım kararı çıktı. hemen müteahhit firma ile görüşüldü, anlaşıldı. sonra komşulardan biri tuttu önce belediyeyi mahkemeye verip, kararı durdurdu, tekrar karot alındı, onun sonuçları beklendi. yine yıkılması gerektiği kararı çıktı. bu sefer temyize gitti. derdi de şu "evinin içine 200 bin lira masraf yapmış. müteahhit onu karşılasınmış." müteahhit diyor ki "ben senin 150 bin liralık, tepene çökmesi işten bile olmayan evini alacağım sana 750 bin liralık ev vereceğim, üstelik hiç fark istemeyeceğim. sen hala benden para mı istiyorsun." bu süreç böyle neredeyse 4 yıl sürdü. o dört yıl içinde bir deprem olsaydı, o bina neredeyse 100 kişiye mezar olacaktı.
hala o bölgede bir sürü böyle saçma sapan tavır yüzünden insanlar çürük binalarda yaşamak zorunda bırakılıyor.
küçükçekmece'de kolonlarını parmağımla oyarak içinden deniz kabuğu çıkarıp oynadığım bir evimiz vardı. bak adam deniz kumu kullanmış ve üstelik eleme zahmetine bile girmemiş. tabii ki tahliye ve yıkım kararı çıktı. hemen müteahhit firma ile görüşüldü, anlaşıldı. sonra komşulardan biri tuttu önce belediyeyi mahkemeye verip, kararı durdurdu, tekrar karot alındı, onun sonuçları beklendi. yine yıkılması gerektiği kararı çıktı. bu sefer temyize gitti. derdi de şu "evinin içine 200 bin lira masraf yapmış. müteahhit onu karşılasınmış." müteahhit diyor ki "ben senin 150 bin liralık, tepene çökmesi işten bile olmayan evini alacağım sana 750 bin liralık ev vereceğim, üstelik hiç fark istemeyeceğim. sen hala benden para mı istiyorsun." bu süreç böyle neredeyse 4 yıl sürdü. o dört yıl içinde bir deprem olsaydı, o bina neredeyse 100 kişiye mezar olacaktı.
hala o bölgede bir sürü böyle saçma sapan tavır yüzünden insanlar çürük binalarda yaşamak zorunda bırakılıyor.
devamını gör...
8.
birisi gelecek projesiz onaysız kaçak çürük yapı yapacak. ama herkes elini altına koyacak.
var mı böyle bir dünya?
bir dairenin maliyeti 2 milyon desen sıfır bir daire, arsa ve müteahhit kârı ile birlikte en az 5 milyon demek. ortalama biri bu parayı belki 30 senede biriktiremez.
fakat kaçak göçmek bina yapan birine devlet bu 5m'nu hibe edecek. yani kaçak bina dikene, çürük bina dikene devlet daire başı 5 milyon lira ödül verecek.
böyle saçma şey mi olur?
trafik cezası ödemiyor af istiyor, vergi ödemiyor af istiyor, kaçak bina dikiyor af istiyor. olan enayi vatandaşa oluyor.
devlet ucuz kredi verebilir, veya proje desteği sağlar, binayı toki diker daha uyguna mâl olur, bir süre kira desteği verir. bunlara bişey demem, ama herkes istiyor ki devlet benim çarık çürük binamı yıkıp yeniden yapsın. benim suçum ne o zaman? çürük daire yapmamak mı?
istanbul'un zaten aşırı gereksiz bir nüfusu var. çürük binada oturanlar anadolu'ya yayılsa hem ist'da kiralar düşer, hem trafik rahatlar, hem de turizm daha da gelişir.
var mı böyle bir dünya?
bir dairenin maliyeti 2 milyon desen sıfır bir daire, arsa ve müteahhit kârı ile birlikte en az 5 milyon demek. ortalama biri bu parayı belki 30 senede biriktiremez.
fakat kaçak göçmek bina yapan birine devlet bu 5m'nu hibe edecek. yani kaçak bina dikene, çürük bina dikene devlet daire başı 5 milyon lira ödül verecek.
böyle saçma şey mi olur?
trafik cezası ödemiyor af istiyor, vergi ödemiyor af istiyor, kaçak bina dikiyor af istiyor. olan enayi vatandaşa oluyor.
devlet ucuz kredi verebilir, veya proje desteği sağlar, binayı toki diker daha uyguna mâl olur, bir süre kira desteği verir. bunlara bişey demem, ama herkes istiyor ki devlet benim çarık çürük binamı yıkıp yeniden yapsın. benim suçum ne o zaman? çürük daire yapmamak mı?
istanbul'un zaten aşırı gereksiz bir nüfusu var. çürük binada oturanlar anadolu'ya yayılsa hem ist'da kiralar düşer, hem trafik rahatlar, hem de turizm daha da gelişir.
devamını gör...
9.
eskiden balkondan bakınca kartal'a kadar her yeri görüyordum, şimdi iki cadde ötesini göremiyorum. çin seddi gibi dikilen binalardan gökyüzünü göremez oldum.
2 katlı binaları yıkıp da yerine 20-30 katlı binalar dikip, eskiden 50 metrekareye 1 insan düşerken, artık metrekareye 10 kişi düşünce bu şehirde kentsel dönüşüm mü yapılmış oldu?
2 katlı binaları yıkıp da yerine 20-30 katlı binalar dikip, eskiden 50 metrekareye 1 insan düşerken, artık metrekareye 10 kişi düşünce bu şehirde kentsel dönüşüm mü yapılmış oldu?
devamını gör...
10.
depremden sonra depreme hazırlarlar sıkıntı yok, işleri kolaylaşır hazır tüm dayanıksız binalar yıkılmışken yerine yenilerini dikerler.
devamını gör...
11.
bugün bu saat bile çalışmalara başlansa mümkün olmayandır. 2 yıldır yapılacak olan kentsel dönüşümde; 6 şubat deprem bölgesine çalışmalar yapıldığı için ıstanbul’da ötelendi. her şey sözde kaldı. yapalım, edelimler havada uçuştu ama icraate geçilmedi.
sonuç olarak bize de kabullenilmiş gerçeklik kaldı.
sonuç olarak bize de kabullenilmiş gerçeklik kaldı.
devamını gör...
12.
bir yerlerde deprem olur. medyada şurada burada konuşulur, hafif bir kıpırdanma olur. sonra? sonra olan deprem de depreme hazırlık da unutulur, taa ki yeni bir deprem olana kadar.
devamını gör...
13.
sen önce adaleti sağla gerisi gelir kardeş.
oturduğum sitede denyonun teki en üst katta oturduğu için kendine şömine yapmaya karar vermiş.
çünkü; "evinde akşam oturup iki ateş görmezse satarmış anasını, neden daire sahibi oluyormuş kine?".
apartmanda, ateş, tadilatla yapılan baca... ne kadar mantıklı bir istek değil mi?
değil işte.
baca açmak için kirişi kesmişler, çünkü usta demiş ki "bişey olmaz abi"...
bir trakyalı olarak küfrü sevmesem de hem ustasının hem kendisinin ölmüşlerini de içeren güzel bir fasıl geçtim.
çünkü kavga aramak bunu gerektirir
ardını döve döve kaçan elemana 634 den başlayarak, 5393 ve 4708'e dayanarak ilgili belediyesinden ve binadan sorumlu yapı denetim ile bir de müteahhit firmadan noter kanalıyla giden tebligatlar sonrası şimdi bana düşman olan o ve sinsi tayfasının kafalarını birbirine sokmak suretiyle tren haline getirmeye fırsat kolladığım denyolara anlatın bunları.
arkamdan öyle yaparım böyle yaparım diye konuştuğu gelmiyor sanıyor kulağıma sokuk cahil denyo...
avukatlık nosyonum olsa medeni kanuna kadar dayandırabileceğim bu rezil olayı veya benzerini ülkede yaşamayan yok.
ustaya sormuş-muş, ustası da "bişey olmaz" demiş öyle mi?...
ben vatandaş olarak görevimi fazlasıyla yaptım.
gerisini getirmesi gerekenler nerede?
işini düzgün yapmayan bir grup şeref yoksununun hakaretlerine aynı şekilde karşılık verince kendi mekanları olan kahvehaneye "çay içmeye" çağırınca tek başına giden birine bunlar hava cıva...
görevini yapması gerekenler nerede?
daha önce yazmıştım burada, kolonun demirinin hesabını benden neredeyse gram usülü sormaya kalkan tek derdi sahibine yaranmak olan sustalı teknik elemanların olduğu bir yerde;
kontrolü sağlaması gerekenler nerede?
işini yaptığı için darp edilen, bıçaklanan, kurşunlanan teknik elemanlar mühendisler, mimarlar var bu ülkede...
onun ve diğerlerinin arkasında durması gerekenler nerede?
hasılı; sen adaleti sağla gerisi gelir kardeş...
işinize gelince alacalı, gelmeyince bulacalı, hadi canım hadi yavrum..
bak şuradan, sağdan sağdan..
hadi...
oturduğum sitede denyonun teki en üst katta oturduğu için kendine şömine yapmaya karar vermiş.
çünkü; "evinde akşam oturup iki ateş görmezse satarmış anasını, neden daire sahibi oluyormuş kine?".
apartmanda, ateş, tadilatla yapılan baca... ne kadar mantıklı bir istek değil mi?
değil işte.
baca açmak için kirişi kesmişler, çünkü usta demiş ki "bişey olmaz abi"...
bir trakyalı olarak küfrü sevmesem de hem ustasının hem kendisinin ölmüşlerini de içeren güzel bir fasıl geçtim.
çünkü kavga aramak bunu gerektirir
ardını döve döve kaçan elemana 634 den başlayarak, 5393 ve 4708'e dayanarak ilgili belediyesinden ve binadan sorumlu yapı denetim ile bir de müteahhit firmadan noter kanalıyla giden tebligatlar sonrası şimdi bana düşman olan o ve sinsi tayfasının kafalarını birbirine sokmak suretiyle tren haline getirmeye fırsat kolladığım denyolara anlatın bunları.
arkamdan öyle yaparım böyle yaparım diye konuştuğu gelmiyor sanıyor kulağıma sokuk cahil denyo...
avukatlık nosyonum olsa medeni kanuna kadar dayandırabileceğim bu rezil olayı veya benzerini ülkede yaşamayan yok.
ustaya sormuş-muş, ustası da "bişey olmaz" demiş öyle mi?...
ben vatandaş olarak görevimi fazlasıyla yaptım.
gerisini getirmesi gerekenler nerede?
işini düzgün yapmayan bir grup şeref yoksununun hakaretlerine aynı şekilde karşılık verince kendi mekanları olan kahvehaneye "çay içmeye" çağırınca tek başına giden birine bunlar hava cıva...
görevini yapması gerekenler nerede?
daha önce yazmıştım burada, kolonun demirinin hesabını benden neredeyse gram usülü sormaya kalkan tek derdi sahibine yaranmak olan sustalı teknik elemanların olduğu bir yerde;
kontrolü sağlaması gerekenler nerede?
işini yaptığı için darp edilen, bıçaklanan, kurşunlanan teknik elemanlar mühendisler, mimarlar var bu ülkede...
onun ve diğerlerinin arkasında durması gerekenler nerede?
hasılı; sen adaleti sağla gerisi gelir kardeş...
işinize gelince alacalı, gelmeyince bulacalı, hadi canım hadi yavrum..
bak şuradan, sağdan sağdan..
hadi...
devamını gör...
14.
yukarıdaki tanımda çok güzel söylemiş arkadaşımız; adalet olacak.
her yerde yazıyorum yahu. adalet olmazsa bir ülkede hiçbir işiniz doğru olmaz, olamaz.
her yerde yazıyorum yahu. adalet olmazsa bir ülkede hiçbir işiniz doğru olmaz, olamaz.
devamını gör...
15.
#3382116 @lakarpuzye çok ama çok güzel açıklamış.
ben elektrik sektöründen minik bir örnek vereyim. teiaş'ın merkezinde projeler daire başkanlığı var(dı). burada teiaş'ın yapım, revizyon ya da ekleme ihalelerinde kullanılacak projelerin denetlendiği bir bölüm var. bir tane, tek bir tane eleman her biri 300 -400 sayfa olan projelerin şartnamelere uygun olup olmadığını, doğruluğunu falan test ediyordu. diyelim adam projeye 100/5a akım trafosu yazmış ama hatalı. bu eleman buna okey veriyor. çünkü milim milim kontrol etmesi gerek. önünde de elli dosya var.
devletin kontrolü bu kadardır. hele işin ucu iyi saatte olsunlara değiyorsa görmez bile bizim belediyeler.
buyrun size bir yıkımın anatomisi. maraş'ta ezgi apartmanının hikayesi. insanların nasıl bilerek ölüme sürüklendiğini görün. sen @zelzele kafanın alacağını sanmıyorum ama yine de izle:
ben elektrik sektöründen minik bir örnek vereyim. teiaş'ın merkezinde projeler daire başkanlığı var(dı). burada teiaş'ın yapım, revizyon ya da ekleme ihalelerinde kullanılacak projelerin denetlendiği bir bölüm var. bir tane, tek bir tane eleman her biri 300 -400 sayfa olan projelerin şartnamelere uygun olup olmadığını, doğruluğunu falan test ediyordu. diyelim adam projeye 100/5a akım trafosu yazmış ama hatalı. bu eleman buna okey veriyor. çünkü milim milim kontrol etmesi gerek. önünde de elli dosya var.
devletin kontrolü bu kadardır. hele işin ucu iyi saatte olsunlara değiyorsa görmez bile bizim belediyeler.
buyrun size bir yıkımın anatomisi. maraş'ta ezgi apartmanının hikayesi. insanların nasıl bilerek ölüme sürüklendiğini görün. sen @zelzele kafanın alacağını sanmıyorum ama yine de izle:
devamını gör...
16.
evet abdestsiz gezmiyorum artık
devamını gör...