41.
fazla su istemeyen, bakımı kolay uzun ömürlü bir bitkidir.
devamını gör...
42.
bir çiçek değil sadece bu nick hikayesi aslında, sözlüğe yazmak istedim. hayatta ki her şeye anlam yüklemenin saçma olduğunu düşünen, bu konuda etrafıma ağır eleştiride bulunduğum zamanların içinde tam da çok çok evvel zaman içinde, eski sözlüğümde yazar olduğum günlerde nick olarak seçtiğim çiçek. belki bilinç altına ittiğim duyguların dışa vurumuydu. senede bir kez çiçek açan sadece bir akşam süren sabahına solan, çok güzel görüntüsü ve kokusuyla hayranlık bırakan kendi halinde yapısı itibariyle dikenli bir çiçeğe anlam yüklemenin ne kadar doğru olduğunu sonra gördüm.bir çiçeğin, bir canlının,varlığının insan içinde güzelliği bir gün bile olsa dışa vurur hissine dönüşmesi gibi, ne olursa olsun kendinde hissettiğin umudun, hayalin, üzüntünün bazen dertlerin yansıması bir rüyanın gerçekleşmesi gibi… bu kadar romantize etmenin bir anlamı olmamalı bilmiyorum.belki de ihtiyacımız olan budur. alt metinde yatan herkes için aynı aslında.seçtiğimiz ve kendimizi bulduğumuz her şeyin bizi iyi hissettirmesi...
orijinali böyle:
orijinali böyle:
devamını gör...
43.
bir gün ankara kızılay'da, çiçekçinin tekinin küçük saksılar içinde kaktüs sattığını gördüm. (tabi kaktüsler de küçük ) kaktüslerin üstünde mini mini çiçekler vardı, mavi, sarı ve kırmızı. hoşuma gitti, bir bitki aynı anda nasıl üç farklı renkli çiçek açar diye düşünmeden aldım bir tane.
aradan bir süre geçip çiçekler hiç solmayınca anladım ki yapma çiçek.
neyse söktüm tabi çiçekleri, üç tane tel parçasına tutturulmuş iğne oyası.
solmasın diye de her gün suladım kaktüsü. bu bol suyu bulunca uzadı gitti. başka saksıya aldım. dikenleri de kayboldu. en son annem sordu, bu hıyarı neden saksıya gömdün diye.
işte o zaman anladım ki, bizim hıyar diye yediğimiz şey, aslında traş olmuş kaktüs. ama salataya doğramayın ne olur ne olmaz
aradan bir süre geçip çiçekler hiç solmayınca anladım ki yapma çiçek.
neyse söktüm tabi çiçekleri, üç tane tel parçasına tutturulmuş iğne oyası.
solmasın diye de her gün suladım kaktüsü. bu bol suyu bulunca uzadı gitti. başka saksıya aldım. dikenleri de kayboldu. en son annem sordu, bu hıyarı neden saksıya gömdün diye.
işte o zaman anladım ki, bizim hıyar diye yediğimiz şey, aslında traş olmuş kaktüs. ama salataya doğramayın ne olur ne olmaz
devamını gör...
44.
radyasyon mu topluyor muş..? bilimsel doğruluğu var mı bunun..
devamını gör...
45.
dikeni batsa da kendisi guzeldir. evet.
devamını gör...
46.
47.
aslında en başında demiştim kendime
kaçınılmaz bir sondur aşk, neyine ilişki
belki dedim senin için bu onlardan değildir
konu sevmek olunca kalp polyannaya meyilli
optimist duygularla çektim hep kahrını
bencilliğini takmadım, hiç kandırdım yarını
tutarsız sözlerin, aşk bir savaş değildir
yalanların rengi olmaz, o senin pembeliğin
bak o sözler sahteymiş, aşkın da yalanmış senin
iki günlük dünya koş, onlar kölen olsun hadi
bir günün yok kaktüssün, ruhum boyun eğmez sana
bilirsin insanoğlu aslında değişmez
hatalarla öğrenir, korkularla gelişmez
ve sevmekten usansam, desem de bu sondur
aşk dediğin çıkmaz sokak, bitmeyen bir yoldur
kaçınılmaz bir sondur aşk, neyine ilişki
belki dedim senin için bu onlardan değildir
konu sevmek olunca kalp polyannaya meyilli
optimist duygularla çektim hep kahrını
bencilliğini takmadım, hiç kandırdım yarını
tutarsız sözlerin, aşk bir savaş değildir
yalanların rengi olmaz, o senin pembeliğin
bak o sözler sahteymiş, aşkın da yalanmış senin
iki günlük dünya koş, onlar kölen olsun hadi
bir günün yok kaktüssün, ruhum boyun eğmez sana
bilirsin insanoğlu aslında değişmez
hatalarla öğrenir, korkularla gelişmez
ve sevmekten usansam, desem de bu sondur
aşk dediğin çıkmaz sokak, bitmeyen bir yoldur
devamını gör...
48.
uzun zamandır kendi kendime kaldığımı ama kafamın içinin hiç susmadığını fark ettim.neydi beni düşüncelere sokan ve bunlardan bir türlü kopmamı engelleyen.. düşünmek insanı hem iyileştirir hemde hasta eder derler.tabi bu olaya hangi açıdan baktığına göre değişiyor.iyi düşünürsen hayatta sana güzellikler sunar diye vaadler verirler.iyi düşünüyorum hani o iyi şeyler iyi kişiler tam olarak neredeler? insanlar genel olarak kötüler.iyilik yapacak diye ödleri kopuyor.para dediğimiz ortada dolaşan bir araç var insanlar ona fazlasıyla tapıyor.güçlü olmayı mutlu olmayla karıştırmışlar.varlıklı olursak her şey yolunda gider sanıyorlar.oysa ki o kadar yanılıyorlar ki.. kendi kendime kaldım.bir durdum ve düşündüm ki her şey fazla sıradan olağan ama sahte.bir kalıplaşmış ifade yerleşmiş insanlarınn yüzüne ve oradan devam ediyorlar.kimse selam vermek göz göze gelmek dahi istemiyor aslında ama mecburiyetten yan yana bulunuyorlar gibi.insanlar birbirine düşman ama bir ortama girdiklerinde bir anda sevgili kesiliyorlar.neden rol yapma gereği duyuyoruz ki! sevmek zorunda mıyız diğer kişilerin sevdiği şeyleri? kahkahalarla gülüyorsak neden bunu engellemeliyiz ? mutlu olmak gülümsemek bizim en doğal hakkımız değil mi? rol yapmak bunun hiçte bana göre olmadığını bilerek uyanıyorum her sabaha ve işin kötü yanı rol yapamıyorumda.mutluysam basıyorum kahkahayı.mutsuz ve üzgünsem sessizce çekiliyorum köşeme.biri beni incitmiş veya kırmışsa içimden ağlamak geliyorsa kaçıyorum oradan ve akıtıyorum gözyaşlarımı sessizce bulunduğum yere.düşünüyorum kendi kendime ve neden kahkahalarla gülebilmek yada ağlayabilmek bu kadar acizce algılanıyor insanlar tarafından anlayamıyorum.bir sarılmayı çıkar ilişkisi içten bir iltifatı laf sokma ve benzeri ufak bir sırıtışı onlara karşı yapılan birer alay gibi algılıyorlar.kişi kendinden bilir işi.benim etrafımda ki bir takım insanlar da çok iyi biliyor bu işi. onlar gibi olmak istemediğime en başından karar vermiştim.ben sizin gibi değilim olamam demiştim.bana tak yüzüne maskeni ve yaşa sorunsuz demişlerdi.ben yine onların nezninde yanlışı ama kendim için en doğru olanı olması gerekeni seçtim.maskeleri indirdim doğallığı seçtim ve yoluma devam ettim. insanlar bir gül gibi ben ise bir kaktüs. gül bir gün solacak peki ya kaktüs ?
devamını gör...
