kitap okuma aşkını kazandıran kitabın ismi
başlık "aya bakıyorum" tarafından 08.11.2020 23:59 tarihinde açılmıştır.
101.
(bkz: ruh adam)
devamını gör...
102.
gülten dayıoğlu-yeşil kiraz 1-2.
devamını gör...
103.
bir genç kızın gizli defteri serisi ... ah serra seni hiç sevmezdim aslında ama seninle çok uzun zaman geçirdik. bu arada keşke oktay'la evlenseydin hala içimde yaradır.
devamını gör...
104.
dan brown kitapları
devamını gör...
105.
fyodor dostoyevski ve kitapları
devamını gör...
106.
suç ve ceza.
devamını gör...
107.
pollyannadır benim için.
devamını gör...
108.
yaşlı adam ve deniz.
devamını gör...
109.
define adası. hey gidi hey bir günde bitirdiğimi hatırlarım. harry potter yokken jim hawkins vardı. ölü adamın sandığı üstünde onbeş adam yo ho ho ve bir şişe rom yo ho ho
devamını gör...
110.
dişi kurdun rüyaları
aytmatov'un diğer eserleri de okumayı sevdirir ama bu kitabın yeri başka.
aytmatov'un diğer eserleri de okumayı sevdirir ama bu kitabın yeri başka.
devamını gör...
111.
john verdon kitapları
devamını gör...
112.
lord of the rings
devamını gör...
113.
sir arthur conan doyle'un kaleme aldığı sherlock holmes serisidir. kahramanımız aşırı zeki ve cool, hikayeler sürükleyici ve tadında bitendir. bir günde tüm kitabı bitirmişliğim vardır. sherlock holmes'la kitap okumaya başlamanın tek bir kötü tarafı vardır. artık hiç bir detektiv romanı tat vermeyecekdir.
devamını gör...
114.
alex de souza nın biyografisi muhtemelen..
devamını gör...
115.
cin ali serisidir benim için zira okumayı öğrenmeyi en çok bu kitabı okuyabilmek için istemiştim 17 yıl olmuş
devamını gör...
116.
insana okuma sevgisi kazandıran ve ileride kitap okumayı seven birisi olmasına vesile olan kitabın ismidir.
açıkçası beni kitap okumaya teşvik eden belirli bir kitap olmadı. ben ilkokuldan önce okumayı söktüm.
kitap okumamı daha zevkli hale getiren kitaplar elbette oldu.
bunlardan biri prenses okulu serisi olmuştur. tabii o yaşlarda prenses tripleri olan bir çocuktum. bir de annem benim ilkokul öğretmenim olunca... kendimi o kitaptaki prenseslere özdeşleştiriyordum. içimden "benim ait olduğum yer orası, ben de prensesim " derdim. ne kadar salakmışım...
biraz daha büyüyünce ansiklopedilere merak sardım. beni en çok cezbeden, ansiklopedideki resim ve fotoğraflar oldu.
sonra atlasları incelemeye başladım. bu yüzden çoğu ülke nerede onu bilirdim.
ondan sonra gülten dayıoğlu, ipek ongun romanlarını sevmeye ve okumaya başladım.
gülten dayıoğlu romanlarından ölümsüz ece, gökyüzündeki mor bulutlar; ipek ongun'un bir genç kızın gizli defteri serisi. benim okumayı çok sevmeme vesile oldu.
orta birdeyken türkçe öğretmenim bana şeker portakalı romanını önermişti. ben de önerisini dikkate aldım. okudum, çok beğendim. sonra bu hikayenin devamı olduğunu öğrendim ve sonraki iki kitabını da okudum. ama açıkçası bu iki roman, ilki kadar etkilemedi beni. sonra ölü ozanlar derneği'nin kitabını okudum. hatta neil'ın babasına çok sinirlenmiştim. o dönem lise sınavlarına hazırlanıyordum ve onu kendi babamla özdeşleştirmiştim. henüz filmini izlememiştim.
ansiklopedi okumaktan hiç vazgeçmedim.
liseye geçtim. orada çalıkuşu'yla tanıştım. feride'ye hayran kalmıştım. onun dışında aşırı derecede sevdiğim bir kitap olmadı.
lise ikinin birinci döneminin sonuna doğru, uğur özakıncı'nın siyah kitabını okudum. 16 yaşında ergen triplerinde olan benim açımdan duygularıma tercüman olmuştu her cümlesiyle. içinde biraz argo ve küfür vardı ama sevmeme engel olmadı bu durum.
lise üçüncü sınıfta franz kafka'nın dönüşüm kitabını okudum. ilk başları haricinde çok beğendim. yine oradaki gregor samsa'yı kendimle özdeşleştirmiştim. bu lisede okuduğum iki kitabın (siyah ile dönüşüm) etkisinde kalarak bir manzum şiir yazmıştım. büyük bir hevesle edebiyat hocama göstermiştim, edebiyat hocam fazla karamsar buldu. ben de ona hiçbir yazdığım şeyi göstermedim.
üniversiteye geçince okuduğum kitaplar şekil değiştirdi. alanımla ilgisi olan kitaplar okumaya başladım. bu kitaplar, alana daha çok ilgi duymama ve bilgi edinmemi daha zevkli hale getirmeye vesile oldu.
işte böyle... bu okuduğum kitaplar, şu anda benim yazım dilime, kurduğum olay örgülerini yansıtma biçimine şekil veren kitaplar oldu. küçükken okuduğum kitaplar sadece gönül eğlendirmek için okuduğum kitaplardı. ortaokuldan itibaren kitaplar beni tamamen tesiri altına aldı.
açıkçası beni kitap okumaya teşvik eden belirli bir kitap olmadı. ben ilkokuldan önce okumayı söktüm.
kitap okumamı daha zevkli hale getiren kitaplar elbette oldu.
bunlardan biri prenses okulu serisi olmuştur. tabii o yaşlarda prenses tripleri olan bir çocuktum. bir de annem benim ilkokul öğretmenim olunca... kendimi o kitaptaki prenseslere özdeşleştiriyordum. içimden "benim ait olduğum yer orası, ben de prensesim " derdim. ne kadar salakmışım...
biraz daha büyüyünce ansiklopedilere merak sardım. beni en çok cezbeden, ansiklopedideki resim ve fotoğraflar oldu.
sonra atlasları incelemeye başladım. bu yüzden çoğu ülke nerede onu bilirdim.
ondan sonra gülten dayıoğlu, ipek ongun romanlarını sevmeye ve okumaya başladım.
gülten dayıoğlu romanlarından ölümsüz ece, gökyüzündeki mor bulutlar; ipek ongun'un bir genç kızın gizli defteri serisi. benim okumayı çok sevmeme vesile oldu.
orta birdeyken türkçe öğretmenim bana şeker portakalı romanını önermişti. ben de önerisini dikkate aldım. okudum, çok beğendim. sonra bu hikayenin devamı olduğunu öğrendim ve sonraki iki kitabını da okudum. ama açıkçası bu iki roman, ilki kadar etkilemedi beni. sonra ölü ozanlar derneği'nin kitabını okudum. hatta neil'ın babasına çok sinirlenmiştim. o dönem lise sınavlarına hazırlanıyordum ve onu kendi babamla özdeşleştirmiştim. henüz filmini izlememiştim.
ansiklopedi okumaktan hiç vazgeçmedim.
liseye geçtim. orada çalıkuşu'yla tanıştım. feride'ye hayran kalmıştım. onun dışında aşırı derecede sevdiğim bir kitap olmadı.
lise ikinin birinci döneminin sonuna doğru, uğur özakıncı'nın siyah kitabını okudum. 16 yaşında ergen triplerinde olan benim açımdan duygularıma tercüman olmuştu her cümlesiyle. içinde biraz argo ve küfür vardı ama sevmeme engel olmadı bu durum.
lise üçüncü sınıfta franz kafka'nın dönüşüm kitabını okudum. ilk başları haricinde çok beğendim. yine oradaki gregor samsa'yı kendimle özdeşleştirmiştim. bu lisede okuduğum iki kitabın (siyah ile dönüşüm) etkisinde kalarak bir manzum şiir yazmıştım. büyük bir hevesle edebiyat hocama göstermiştim, edebiyat hocam fazla karamsar buldu. ben de ona hiçbir yazdığım şeyi göstermedim.
üniversiteye geçince okuduğum kitaplar şekil değiştirdi. alanımla ilgisi olan kitaplar okumaya başladım. bu kitaplar, alana daha çok ilgi duymama ve bilgi edinmemi daha zevkli hale getirmeye vesile oldu.
işte böyle... bu okuduğum kitaplar, şu anda benim yazım dilime, kurduğum olay örgülerini yansıtma biçimine şekil veren kitaplar oldu. küçükken okuduğum kitaplar sadece gönül eğlendirmek için okuduğum kitaplardı. ortaokuldan itibaren kitaplar beni tamamen tesiri altına aldı.
devamını gör...
117.
annemdir. kendisi çocukluğumdan itibaren itina ile kitap seçer, çok araştırır ve öyle alır. masal dünyasına o kadar şahane bir giriş yaptım ki gerisi de çok çabuk geldi tabii ki. ancak okumayı öğrendiğimde aldığım (hediye edilen) ilk (ve en sevdiğim) kitap tuncel altınköprü - kral aslan masallar dünyasında kitabıdır.
devamını gör...
118.
ilk olarak gülten dayıoğlu kitapları ile sevmiştim kitap okumayı ama aşka dönüştüren kitap ırwin yalom'un the schopenhauer cure (tek seferde yazdım!) kitabıdır.
devamını gör...
119.
bir kahraman doğuyor serisi. ortaokuldaki türkçe öğretmenim atatürkün hayatını roman olarak anlatan bu eşsiz kitabı vermişti. o günden beri severim kitap okumayı.
devamını gör...
120.
kitap okuma alışkanlığım genelin aksine 15 li yaşlarda başlamadı. okula gittiğim ilk gün başladı. ve ali ata bak.
devamını gör...