1.
karşında ki kişiyi tüm yaptıklarıyla sevip kabullenip saygı duymak koşulsuz sevgidir.
çoğu kişi ebeveynlerin çocuklarına olan sevgisine koşulsuz desede ben buna inanmıyorum, asıl koşulsuz seven çocuklardır, ebeveynler çocuklarını kendi istedikleri kalıba sokamadıklarında kopan fırtınaları hepimiz biliyoruz, çocuklar ise ebeveynleri onlara ne yapmış olursa olsun dönüp dolaşıp gelecekleri yer yine onların yanıdır.
çoğu kişi ebeveynlerin çocuklarına olan sevgisine koşulsuz desede ben buna inanmıyorum, asıl koşulsuz seven çocuklardır, ebeveynler çocuklarını kendi istedikleri kalıba sokamadıklarında kopan fırtınaları hepimiz biliyoruz, çocuklar ise ebeveynleri onlara ne yapmış olursa olsun dönüp dolaşıp gelecekleri yer yine onların yanıdır.
devamını gör...
2.
seni sevmese de seversin. platonik bile kalabilirsin belki. ama eskidendi bu. duygularımı aldırdım. hiç sevemiyorum kimseyi. sadece biraz heyecanlanıyorum.
devamını gör...
3.
koşulsuz sevmek annelere mahsus bence. diğer bütün sevgiler içinde beklenti barındırıyor.
devamını gör...
4.
overrated bir ütopya.
şule öncü yetişkin dünyasında böyle bir şey olamayacağının ısrarla altını çiziyor hem kitabında hem de x hesabında. ben de çok mantıklı buluyorum kendisini.
insanın kendisiyle ilişkisinin de koşullara bağlı olduğuna, olması gerektiğine de inanıyorum. ama bunu şekilci bir yerden savunmuyorum, mesela zayıf değilsem kendimi sevmemeliyim gibi ya da ne bileyim fakülte birincisi değilsem bokum gibi ya da işimde terfi alamadıysam bana lanet olsun gibi bir yerden değil...
hayatta her şeyin koşullar çerçevesinde şekillendiğine ve tanımlandığına inanıyorum. başka türlüsü hayatın matematiğine ve aklın sınırlarına aykırı olurdu. bu arada yine şule öncü kişinin kendisini sevmesini de, başkaları tarafından sevilebilmesi koşuluyla ilişkilendiriyor.
hayatta bazı ikilikler bir arada bulunamaz.
örneğin hem hitler'in yahudileri sabun yapmasına alkış tutup hem de hümanist olduğumu söyleyemem. tabii ki bu arada eylemsel olarak söyleyebilirim ama hayat beni bu ikiyüzlülüğümle yüzleştirir. eğer başkalarında ikiyüzlülük takdir ettiğim ve sevdiğim bir özellik değilse, kendimde de sevemem, dolayısıyla o zaman kendimi de sevemem.
olduğu haliyle kabul etmek ve sevmek, koşulsuz sevmek değildir. sizin sevme koşullarınızı kendinizin veya o kişinin doğal var oluş biçiminin karşılıyor oluşu ile olur bu. öteki türlü bunu oldurmaya çalışmak da kendinizi her türlü ilişkilenme biçminde garip bir çileciliğe sürüklediğiniz sevimsiz bir durum olur, en masum haliyle.
kendinizi koşullar dahilinde sevmeniz ama yine de kendinizi olduğunuz gibi kabul etmeniz de pektabii mümkün. her şeyden önce insan olduğunuzu, kusursuz olmak zorunda olmadığınızı, haklı olmak zorunda olmadığınızı ve hata yapabileceğinizi kabul etmenizle olur. insan olduğunuz için kendi etik koşullarınız dışına çıktığınız anlar olacaktır. bu anlarda hâlâ kendinize anlayışla ve şefkatle yaklaşmayı beceriyorsanız kendinizi olduğunuz gibi kabul ettiğiniz ama hâlâ bazı etik sorumlulukları kendinize de yükleyebildiğiniz bi dünyanın kapıları aralanıyor.
ama dediğim gibi, burada koşulları tanımlamak önem kazanıyor, bir de tabi tanımladığınız koşulların nelere hizmet ettiği.
şule öncü yetişkin dünyasında böyle bir şey olamayacağının ısrarla altını çiziyor hem kitabında hem de x hesabında. ben de çok mantıklı buluyorum kendisini.
insanın kendisiyle ilişkisinin de koşullara bağlı olduğuna, olması gerektiğine de inanıyorum. ama bunu şekilci bir yerden savunmuyorum, mesela zayıf değilsem kendimi sevmemeliyim gibi ya da ne bileyim fakülte birincisi değilsem bokum gibi ya da işimde terfi alamadıysam bana lanet olsun gibi bir yerden değil...
hayatta her şeyin koşullar çerçevesinde şekillendiğine ve tanımlandığına inanıyorum. başka türlüsü hayatın matematiğine ve aklın sınırlarına aykırı olurdu. bu arada yine şule öncü kişinin kendisini sevmesini de, başkaları tarafından sevilebilmesi koşuluyla ilişkilendiriyor.
hayatta bazı ikilikler bir arada bulunamaz.
örneğin hem hitler'in yahudileri sabun yapmasına alkış tutup hem de hümanist olduğumu söyleyemem. tabii ki bu arada eylemsel olarak söyleyebilirim ama hayat beni bu ikiyüzlülüğümle yüzleştirir. eğer başkalarında ikiyüzlülük takdir ettiğim ve sevdiğim bir özellik değilse, kendimde de sevemem, dolayısıyla o zaman kendimi de sevemem.
olduğu haliyle kabul etmek ve sevmek, koşulsuz sevmek değildir. sizin sevme koşullarınızı kendinizin veya o kişinin doğal var oluş biçiminin karşılıyor oluşu ile olur bu. öteki türlü bunu oldurmaya çalışmak da kendinizi her türlü ilişkilenme biçminde garip bir çileciliğe sürüklediğiniz sevimsiz bir durum olur, en masum haliyle.
kendinizi koşullar dahilinde sevmeniz ama yine de kendinizi olduğunuz gibi kabul etmeniz de pektabii mümkün. her şeyden önce insan olduğunuzu, kusursuz olmak zorunda olmadığınızı, haklı olmak zorunda olmadığınızı ve hata yapabileceğinizi kabul etmenizle olur. insan olduğunuz için kendi etik koşullarınız dışına çıktığınız anlar olacaktır. bu anlarda hâlâ kendinize anlayışla ve şefkatle yaklaşmayı beceriyorsanız kendinizi olduğunuz gibi kabul ettiğiniz ama hâlâ bazı etik sorumlulukları kendinize de yükleyebildiğiniz bi dünyanın kapıları aralanıyor.
ama dediğim gibi, burada koşulları tanımlamak önem kazanıyor, bir de tabi tanımladığınız koşulların nelere hizmet ettiği.
devamını gör...
5.
sevginin aslı koşulsuzca sevmektir zaten. ben mi yanlış biliyorum..
devamını gör...
6.
mümkün olmayan eylemdir.
bir defa sevdiğimiz şey her ne ise hali hazırda bazı koşulları karşıladığı için sevmeye başlarız. bir annenin çocuğunu sevmesi bile ilk olarak "kendi doğurduğu" koşuluyla gerçekleşir. şiddeti de nasıl bir evlat olduğu ile alakalı şekillenir ya da annenin psikolojik durumu ile.
aslında sevgi dediğimiz şey ilk etapta bir miktar faydacılıktan geçiyor gibi gelir bana.
bir defa sevdiğimiz şey her ne ise hali hazırda bazı koşulları karşıladığı için sevmeye başlarız. bir annenin çocuğunu sevmesi bile ilk olarak "kendi doğurduğu" koşuluyla gerçekleşir. şiddeti de nasıl bir evlat olduğu ile alakalı şekillenir ya da annenin psikolojik durumu ile.
aslında sevgi dediğimiz şey ilk etapta bir miktar faydacılıktan geçiyor gibi gelir bana.
devamını gör...
7.
özellikle ailenin çocuğuna sağlaması gereken konfor. koşulsuz sevmek, ben sen başarısız olduğunda da senin evladım olduğunu kabul ediyorum ve seviyorum demektir.
bence insan kendini de koşulsuz sevmeli ve kabul etmeli. bunun için başarı gibi bir koşul gerekmemeli. hatta insan sevgilisini/eşini/ kardeşini bile koşulsuz kabul etmeli ve koşulsuz sevebilmeli.
öne koşullar sürdüğün ile olan ilişkin sınırlıdır zaten, gelir gider.
bence insan kendini de koşulsuz sevmeli ve kabul etmeli. bunun için başarı gibi bir koşul gerekmemeli. hatta insan sevgilisini/eşini/ kardeşini bile koşulsuz kabul etmeli ve koşulsuz sevebilmeli.
öne koşullar sürdüğün ile olan ilişkin sınırlıdır zaten, gelir gider.
devamını gör...
8.
anneniz dışından kimseden beklemeyin bunu gençler.
devamını gör...
9.
gerçekçi bulmadığım bir tanımdır. ailenizin sizi koşulsuz sevmesinin sebebi de onlardan olmanızdır. yani aslında orada da gizli bir koşul vardır. bazı aileler maalesef bu durumu görünür koşullara bağlarlar ki bir çocuk için olmasını dileyeceğim en son durumdur.
ayrıca böyle düşünüyorum diye sanmayın ki çıkarlar dahilinde bunu diyorum. aslında bu öyle bir şey değil, herkes birbirini bir sebepler silsilesi dahilinde sever. bunu dillendirince kendimizi bencil gibi hissedebiliriz veya öyle yaftalanadabiliriz (yaşandı). ancak bu sağlıksız bir noktadan duruma bakmak oluyor. bana duygusal ve psikolojik açıdan çokça zarar veren eski sevgilimin beni suçlaması bu şekilde olmuştu mesela. çünkü o beni koşulsuz seviyormuş, benim bu sevgiyi nedenlere dayandırmam mide bulandırıcıymış mesela.
bu konu tabii ki psikologuma açıldı ve o da hepimizin birbirini sevmesi için sebebi olması gerektiğini çünkü dünyanın böyle bir yer olduğundan bahsetmişti. bu arada mutlaka daha altı dolu ve açıklayıcı anlatmıştır, yoksa ikna olmaz ve kendimi rezalet bir insan gibi hissetmeye devam ederdim. ancak arkadaşlar, homo sapiensler olarak çıkarlarımız doğrultusunda hareket ediyoruz. bu beğenseniz de böyle, beğenmeseniz de böyle, açıkça kabul edip akışına bıraksanız da böyle, kendinizi maskeleyip bir melek gibi "koşulsuz sevgi" maskesi taksanız da böyle.
ayrıca böyle düşünüyorum diye sanmayın ki çıkarlar dahilinde bunu diyorum. aslında bu öyle bir şey değil, herkes birbirini bir sebepler silsilesi dahilinde sever. bunu dillendirince kendimizi bencil gibi hissedebiliriz veya öyle yaftalanadabiliriz (yaşandı). ancak bu sağlıksız bir noktadan duruma bakmak oluyor. bana duygusal ve psikolojik açıdan çokça zarar veren eski sevgilimin beni suçlaması bu şekilde olmuştu mesela. çünkü o beni koşulsuz seviyormuş, benim bu sevgiyi nedenlere dayandırmam mide bulandırıcıymış mesela.
bu konu tabii ki psikologuma açıldı ve o da hepimizin birbirini sevmesi için sebebi olması gerektiğini çünkü dünyanın böyle bir yer olduğundan bahsetmişti. bu arada mutlaka daha altı dolu ve açıklayıcı anlatmıştır, yoksa ikna olmaz ve kendimi rezalet bir insan gibi hissetmeye devam ederdim. ancak arkadaşlar, homo sapiensler olarak çıkarlarımız doğrultusunda hareket ediyoruz. bu beğenseniz de böyle, beğenmeseniz de böyle, açıkça kabul edip akışına bıraksanız da böyle, kendinizi maskeleyip bir melek gibi "koşulsuz sevgi" maskesi taksanız da böyle.
devamını gör...
10.
sevmek herkese,her şeye bir başkaldırıdır!
o yüzden ağırdır,yürekliliktir,cesarettir,emektir!
o yüzden de zordur...
o yüzden ağırdır,yürekliliktir,cesarettir,emektir!
o yüzden de zordur...
devamını gör...
11.
konu insanın kendine dair sevgisine döndüyse iki kelam da biz edelim.
kendini koşulsuz şartsız beğenemezsin doğru. insan kendini beğenmek ister, kendisi için hayal kırıklığı da olabilir. ama kimse kendini sevmemezlik edemez. sağlıklı akıl kendinden memnun olmanın imkanını sorgular. el verirse de memnun olmak için sebepler arar, elinden geleni yapar. bu da temelde kendine beslediği sevgiden ileri gelir. kendini sevmeden yaşayamazsın.
kendini koşulsuz şartsız beğenemezsin doğru. insan kendini beğenmek ister, kendisi için hayal kırıklığı da olabilir. ama kimse kendini sevmemezlik edemez. sağlıklı akıl kendinden memnun olmanın imkanını sorgular. el verirse de memnun olmak için sebepler arar, elinden geleni yapar. bu da temelde kendine beslediği sevgiden ileri gelir. kendini sevmeden yaşayamazsın.
devamını gör...