#netflix dizisi
2022 yılında izleyiciyle buluşan dizinin yönetmen koltuğunda abdullah oğuz yer alır.
önem özülkü, kadın cinayetlerini açığa çıkarmak için oluşturulan birimin başında olan kişidir. cinayetleri çözmeye çalışırken bir yandan da bu vakalar hakkında ön yargılı olan erkekler ile uğraşır.
önem özülkü, kadın cinayetlerini açığa çıkarmak için oluşturulan birimin başında olan kişidir. cinayetleri çözmeye çalışırken bir yandan da bu vakalar hakkında ön yargılı olan erkekler ile uğraşır.
öne çıkanlar | diğer yorumlar
başlık "moderatör 7" tarafından 18.06.2022 21:21 tarihinde açılmıştır.
21.
anlatılan olaylar, karakterlerin rollerine tam oturması ve sarf ettikleri performans diziyi daha akıcı izlettiriyor..
suçlu nasıl davranır hissederse, haksızlığa uğrayan ve polis nasıl hissederse tam olarak yansıttıklarını düşünüyorum..
günümüzün hassas konularından olan kadın cinayetlerine vurgu yapmış aynı zamanda mezarlıkta olan karakterlerinde aile sorunlarını ve içsel çöküş yada çıkışlarını günümüze uyarlamışlar ki izlerken çok rahat konuya dahil olabiliyorsunuz..
önem karakterine bakıyorsunuz tek başına ayakta kalmaya ve mesleğini zorluklara rağmen icra etmeye çalışan bir kadın..
serdar'a dönüyorsunuz kendini bir yerlere gelmiş olmasına rağmen babasına kanıtlamaya çalışan bir karakterin iç acısı..
arka planda görünen ekibin gerçekten de tam da olması gerektiği gibi olduğunu düşünüyorum.. marjinal karakterler olarak hepsi çok iyiydi..
ha keza hasan abi tüm bu olaylar silsilesinde ve dizinin sonu itibariyle içimi en çok yakan karakter oldu..
izlemekten keyif aldım..
suçlu nasıl davranır hissederse, haksızlığa uğrayan ve polis nasıl hissederse tam olarak yansıttıklarını düşünüyorum..
günümüzün hassas konularından olan kadın cinayetlerine vurgu yapmış aynı zamanda mezarlıkta olan karakterlerinde aile sorunlarını ve içsel çöküş yada çıkışlarını günümüze uyarlamışlar ki izlerken çok rahat konuya dahil olabiliyorsunuz..
önem karakterine bakıyorsunuz tek başına ayakta kalmaya ve mesleğini zorluklara rağmen icra etmeye çalışan bir kadın..
serdar'a dönüyorsunuz kendini bir yerlere gelmiş olmasına rağmen babasına kanıtlamaya çalışan bir karakterin iç acısı..
arka planda görünen ekibin gerçekten de tam da olması gerektiği gibi olduğunu düşünüyorum.. marjinal karakterler olarak hepsi çok iyiydi..
ha keza hasan abi tüm bu olaylar silsilesinde ve dizinin sonu itibariyle içimi en çok yakan karakter oldu..
izlemekten keyif aldım..
devamını gör...
22.
3. sezonunu beklemedeyiz.
klasik bir polisiye dizisi denmiş, benlik bir sıkıntı yok öyle olsun.. dizi her şekilde akıp gidiyor.. kadın cinayetleri üzerinde epey durulmuş, replikler özenle seçilmiş. anlamlı ve yeterli düzeyde bir bilinçlendirme var. her bölümünü merakla izledim.. karakterleri çok beğendim hepsinin kendi içinde bir imtihanı var. başrol güçlü ve cesur kadın karakter.. en sevdiğim..
ülkede özel suçlar birimi kuruluyor. bu birimin kendi içindeki adı mezarlık olarak geçiyor. bunu sebebi birimin faili meçhul cinayet dosyalarla dolu olması..
başta tüm yüksek mertebedeki erkekler bu pozisyonda çalışan bir kadın baş komiseri kabul etmiyor. fakat önem baş komiser mesleğini yapmanın ötesinde toplumsal farkındalığı yüksek bir kadın. hiçbir işin ucunu bırakmıyor. başarılı oluyor; fakat faili meçhul kadın cinayetlerinin sonunun gelmemesi, onu aynı zamanda başarısız hissettiriyor. sık sık düşse de bu bilinçle, belki bir kadına faydası olur düşüncesiyle ekibiyle birlikte usanmadan yoluna devam ediyor.
baş komiser önem özülkü, dilsiz şeytan 2 bölümünde basına verdiği demeçte şu sözleri sarf ediyor:
bu ülkenin tam kalbinde kapanmak bilmeyen bir yara var. her gün büyüyen, etrafa yayılan bir virüs gibi karanlık bu. biz bu karanlığa göz yumduk. çünkü bize dokunmuyordu. çünkü bizim problemimiz değildi. ama bugün o bize dokunmaz dediğimiz karanlık çocuklarımıza, geleceğimize göz dikti. o karanlık gitmeye niyetli de değildi. büyüyecek, ta ki her şeyi yutana kadar büyümek isteyecek. peki, ben ne yapabilirim? diyeceksiniz. ya da her şeyi değiştirmek için acaba çok mu geç? peki, o zaman ben de şunu sorarım size. eğer karanlıkla, eğer zorbayla, eğer yanlışla mücadele etmeyeceksek varlığımızın ne anlamı var?
çok iyi bildiğim bir şey var ki,
yanlış karşısında, haksızlık karşısında, zorba karşısında susan dilsiz şeytandır. her şeyden önce biz birbirimizden sorumluyuz..
güçlü kadın karakterlerin olduğu yapımları takip etmeye çalışırım.. öyle kuru feminizm havasında, boş beleş bir dizi yapmamışlar.. dizinin niyeti güzel.. devamını beklemedeyim..
klasik bir polisiye dizisi denmiş, benlik bir sıkıntı yok öyle olsun.. dizi her şekilde akıp gidiyor.. kadın cinayetleri üzerinde epey durulmuş, replikler özenle seçilmiş. anlamlı ve yeterli düzeyde bir bilinçlendirme var. her bölümünü merakla izledim.. karakterleri çok beğendim hepsinin kendi içinde bir imtihanı var. başrol güçlü ve cesur kadın karakter.. en sevdiğim..
ülkede özel suçlar birimi kuruluyor. bu birimin kendi içindeki adı mezarlık olarak geçiyor. bunu sebebi birimin faili meçhul cinayet dosyalarla dolu olması..
başta tüm yüksek mertebedeki erkekler bu pozisyonda çalışan bir kadın baş komiseri kabul etmiyor. fakat önem baş komiser mesleğini yapmanın ötesinde toplumsal farkındalığı yüksek bir kadın. hiçbir işin ucunu bırakmıyor. başarılı oluyor; fakat faili meçhul kadın cinayetlerinin sonunun gelmemesi, onu aynı zamanda başarısız hissettiriyor. sık sık düşse de bu bilinçle, belki bir kadına faydası olur düşüncesiyle ekibiyle birlikte usanmadan yoluna devam ediyor.
baş komiser önem özülkü, dilsiz şeytan 2 bölümünde basına verdiği demeçte şu sözleri sarf ediyor:
bu ülkenin tam kalbinde kapanmak bilmeyen bir yara var. her gün büyüyen, etrafa yayılan bir virüs gibi karanlık bu. biz bu karanlığa göz yumduk. çünkü bize dokunmuyordu. çünkü bizim problemimiz değildi. ama bugün o bize dokunmaz dediğimiz karanlık çocuklarımıza, geleceğimize göz dikti. o karanlık gitmeye niyetli de değildi. büyüyecek, ta ki her şeyi yutana kadar büyümek isteyecek. peki, ben ne yapabilirim? diyeceksiniz. ya da her şeyi değiştirmek için acaba çok mu geç? peki, o zaman ben de şunu sorarım size. eğer karanlıkla, eğer zorbayla, eğer yanlışla mücadele etmeyeceksek varlığımızın ne anlamı var?
çok iyi bildiğim bir şey var ki,
yanlış karşısında, haksızlık karşısında, zorba karşısında susan dilsiz şeytandır. her şeyden önce biz birbirimizden sorumluyuz..
güçlü kadın karakterlerin olduğu yapımları takip etmeye çalışırım.. öyle kuru feminizm havasında, boş beleş bir dizi yapmamışlar.. dizinin niyeti güzel.. devamını beklemedeyim..
devamını gör...
23.
alien'ın üçüncü sezonunu bitireyim, bunu izleyeceğim eyvallah kıyı gardaşım.
devamını gör...
24.
son sezonda klasik bir polisiye finali kurmaktan özellikle kaçınmaları hoşuma gitti.. sezonun meselesi yalnızca suçlunun ortaya çıkarılması değil, üç sezondur anlatılan kadın cinayetleri, kurumlar, adalet ve bireysel vicdan arasındaki çatışmanın bir sonuca bağlanması gibiydi..
“senin üzerinde söz hakkım var.”
tüm sezonu bu tek cümleye sığdırabiliriz..
senin evine girebilirim..
özel eşyalarına dokunabilirim..
sana ait olan bir şeyi senden habersiz alabilirim..
sonra onu bir kutuya koyup yeniden sana gönderebilirim..
korkmanı sağlayabilirim..
çünkü kendimde bunu yapma hakkı görüyorum. .
“hiç bir yerin sana ait değil.”.................. tüm gerilim burada başlıyor.. katil tek kişiyle sınırlı değil.. toplumun genel yapısını alıp önümüze koymuşlar.. bir insanın hayatı kendisine ait değilmiş de toplum denilen o büyük kalabalığın ortak mülküymüş gibi..
herkes herkes hakkında konuşabilir dogması. ve tabi ki sadece burada bitmiyor..
yargılamak geliyor..
yargılamak yetmiyor..
aşağılamak geliyor..
o yetmiyor..
canını acıtmak geliyor..
öfke kusuluyor..
öfke geçmedi mi tehdit geliyor..
o da yetmedi mi ölüm..
“senin mahremiyetin bana engel değil.”
“seni kontrol edemiyorsam seni cezalandırabilirim.”
işin daha da kötü tarafı, bunu yapan zihniyetin gittikçe çoğalması.. yan masada çalıştığın arkadaşın, alışveriş yaptığın esnaf, okumuşu, okumamışı..
burada bile kadınlara olan bu kadar öfke.. kapanmayan çeneler.. yapıştırılan yaftalar..
dizide ve toplumda yaşanan dipte yine aynı şey var.. bir erkek, hayatın kendisine istediğini vermemesiyle baş edemiyor..
reddedilmeyi öğrenmemiş.. terk edilmeyi öğrenmemiş.. yalnız kalmayı öğrenmemiş.. kaybetmeyi öğrenmemiş.. hayal kırıklığını taşımayı öğrenmemiş.. öfkesini yönetmeyi öğrenmemiş.. bütün bu yetişmemişliğini fiziksel, sosyal ya da psikolojik gücüyle kapatmaya çalışıyor.. güç sandıkları şey ise kocaman bir yetersizlik..
*
tüm sezonları güzeldi.. bu sezonda karakterler daha da oturmuş hissi oluştu.. önem'in yorgunluğu ve kararlılığını gözlerinden anlıyorsunuz, serdarın adaletsizliğe karşı öfkesi gayet güzel aktarılmış.. favori olarak yine görünmeyen görünür olarak berk'i seçmek istiyorum..
“senin üzerinde söz hakkım var.”
tüm sezonu bu tek cümleye sığdırabiliriz..
senin evine girebilirim..
özel eşyalarına dokunabilirim..
sana ait olan bir şeyi senden habersiz alabilirim..
sonra onu bir kutuya koyup yeniden sana gönderebilirim..
korkmanı sağlayabilirim..
çünkü kendimde bunu yapma hakkı görüyorum. .
“hiç bir yerin sana ait değil.”.................. tüm gerilim burada başlıyor.. katil tek kişiyle sınırlı değil.. toplumun genel yapısını alıp önümüze koymuşlar.. bir insanın hayatı kendisine ait değilmiş de toplum denilen o büyük kalabalığın ortak mülküymüş gibi..
herkes herkes hakkında konuşabilir dogması. ve tabi ki sadece burada bitmiyor..
yargılamak geliyor..
yargılamak yetmiyor..
aşağılamak geliyor..
o yetmiyor..
canını acıtmak geliyor..
öfke kusuluyor..
öfke geçmedi mi tehdit geliyor..
o da yetmedi mi ölüm..
“senin mahremiyetin bana engel değil.”
“seni kontrol edemiyorsam seni cezalandırabilirim.”
işin daha da kötü tarafı, bunu yapan zihniyetin gittikçe çoğalması.. yan masada çalıştığın arkadaşın, alışveriş yaptığın esnaf, okumuşu, okumamışı..
burada bile kadınlara olan bu kadar öfke.. kapanmayan çeneler.. yapıştırılan yaftalar..
dizide ve toplumda yaşanan dipte yine aynı şey var.. bir erkek, hayatın kendisine istediğini vermemesiyle baş edemiyor..
reddedilmeyi öğrenmemiş.. terk edilmeyi öğrenmemiş.. yalnız kalmayı öğrenmemiş.. kaybetmeyi öğrenmemiş.. hayal kırıklığını taşımayı öğrenmemiş.. öfkesini yönetmeyi öğrenmemiş.. bütün bu yetişmemişliğini fiziksel, sosyal ya da psikolojik gücüyle kapatmaya çalışıyor.. güç sandıkları şey ise kocaman bir yetersizlik..
*
tüm sezonları güzeldi.. bu sezonda karakterler daha da oturmuş hissi oluştu.. önem'in yorgunluğu ve kararlılığını gözlerinden anlıyorsunuz, serdarın adaletsizliğe karşı öfkesi gayet güzel aktarılmış.. favori olarak yine görünmeyen görünür olarak berk'i seçmek istiyorum..
devamını gör...
25.
gerçekten anlattığı şey anlatmaya çalıştığı şey.. tüylerim diken diken izledim..
erkek diye kendini bir şey sanan herkes kapatılsın.. yok olsun.. diyorum bu sinirle..
kadına sırf kadın diye saygı duymayan, duymak istemeyen, yok sayan, düşüncesini baltalayan emeğine göz diken kim varsa.. sürünsün..
erkek diye kendini bir şey sanan herkes kapatılsın.. yok olsun.. diyorum bu sinirle..
kadına sırf kadın diye saygı duymayan, duymak istemeyen, yok sayan, düşüncesini baltalayan emeğine göz diken kim varsa.. sürünsün..
devamını gör...
26.
şu an son sezonu izliyorum, ilk bölüm bitti galiba, emin olamadım, whodunnit tarzı dizi şeysi..
devamını gör...
27.
son sezonu izledim, polisiye romanı gibiydi. gerçekten çok iyiydi, sağ gösterip sol vurdular bazen. bilişim suçlarıyla alakalı bölümü falan çok ilginçti gerçekten.
ama benim sıkıntım şu; izledikten sonra yani diğer yeni sezon yayınlanana kadar ilk ve ikinci sezonda yaşananları unutuyorum. *
ama benim sıkıntım şu; izledikten sonra yani diğer yeni sezon yayınlanana kadar ilk ve ikinci sezonda yaşananları unutuyorum. *
devamını gör...
