nazik erkeklerin eş cinsel zannedilmesi
başlık "dünyanıneniyibeşbininciyazarı" tarafından 07.12.2020 02:32 tarihinde açılmıştır.
21.
nazi erkeklerinin eşctecimsel sıyrilması ile ayni etkiyi uyandirmistir bende.
devamını gör...
22.
çok ucuz bi olay bu. aksine nazik erkekler diğer barzolara göre adam gibi adamlardır benim gözümde. ne yani şimdi erkek dediğin yumruğunu masaya mı vurmalı? kabadayılık mı yapmalı? sürekli ahkam mı kesmeli? hayır arkadaşım. ben böyle bir erkeği erkek olarak bile görmem. olsa olsa ondan dağ ayısı olur. kimse kusura bakmasın.
devamını gör...
23.
pazar sabaha karşı 4'te aklınıza bu mu geldi?
devamını gör...
24.
öyle insanlardan uzak durun. onun kendine ne hayrı var ki size olsun? kaçıp uzaklaşın, cidden!
nezaket tüm insanlıkta olması gereken mükemmel özelliklerden biridir.
bir insan başka bir insanı bir konudan yola çıkıp farklı bir konuda sonlandırarak yargılıyorsa o insan, insanlık vasıflarını sağlamıyordur. bırakın kendi hayatını rezil ettiği ile kalsın, size bulaşmasın.
ayrıca bir insanı cinsel yöneliminden dolayı da 'eziklemek' apayrı bir şeref yoksunluğu.
nezaket tüm insanlıkta olması gereken mükemmel özelliklerden biridir.
bir insan başka bir insanı bir konudan yola çıkıp farklı bir konuda sonlandırarak yargılıyorsa o insan, insanlık vasıflarını sağlamıyordur. bırakın kendi hayatını rezil ettiği ile kalsın, size bulaşmasın.
ayrıca bir insanı cinsel yöneliminden dolayı da 'eziklemek' apayrı bir şeref yoksunluğu.
devamını gör...
25.
nezaketin nonoşluk olarak addedildiği toplumlarda vuku bulan zan. oysa nezaket insana en çok yakışan vasıftır.
devamını gör...
26.
evrimsel vahşi kuralların bir sonucudur. antik zamandan beri kaba olan , sert olan hayatta kalır algısı bilinçaltımıza yerleşerek eş seçimi başta olmak üzere her türlü sosyal ilişkimizi yönlendirdi ve hatta yozlaştırdı. dolayısıyla bu ön yargıyla hareket edenler medeniyete doğru evrilememiş daha eskide kalmış bir düşünce tarzına sahip olanlardır.
devamını gör...
27.
nazik kadınların yollu zannedilmesi gibidir.
devamını gör...
28.
bana gay misin diye sormuştu bi kız harbiden. o aklıma geldi.
devamını gör...
29.
diksiyonum güzeldir kelimelerimi seçerek tane tane konuşurum karşımdaki kişiyi tanımasam bile sadece insan olması sebebiyle ona duyduğum saygıdan kırmamaya üzmemeye çalışırım kibarlığım yüzünden neler dendi neler en sonunda ben de saldım gitti bana ne be siz siz olun canınız ne isterse onu yapın karşıdaki kırılır aman şöyle üzülür falan salla gitsin senden kıymetli mi kardeşim? seni üzeni üzsen ne olur üzmesen ne olur ipleme gitsin insanlar iyilik saygı medeniyeti hak etmiyor hala
devamını gör...
30.
bende de olan ön yargı.
en son iki arkadaş bu tezimi doğruladı.
bilemedim,çok çok kibar olanlar olabilir mi?
aman canım bana ne.
en son iki arkadaş bu tezimi doğruladı.
bilemedim,çok çok kibar olanlar olabilir mi?
aman canım bana ne.
devamını gör...
31.
ortadoğu kafasındaki türk kadınlarında sık sık görülen hede. erkek dediğin vuracak, kıracak bunlara göre. yazık daha tam evrimini tamamlayamamış. işim olmaz. 3. sayfa haberleri bunlarla doludur.
devamını gör...
32.
durum ile doğrudan bağlantılı değil ancak eşcinsel olmadığını belirtmek zorunda hisseden insanların gizli eşcinsel ya da homo fobik olduğunun düşünülmesi durumu da gına getirmiştir.
'nazik erkek biraz şey mi!?' (ön) yargısı daha ekonomi politik (siyasi) tutundurma çabasının ürünlerinden. oysa insanlara pratik ve atmasyon yollarla kişilik analizi yapmaya yarayan kitler dağıtmak işi tam da kapitalizmin bilim-kültür tutundurması işlevini görmekte. ben yoğunlukla, muhafazakarlıktan kurtulmamış ve kurtulması istenmemiş kitlelerin kapitalizme destek vermesini sağlamak için yapılan nitelikli bir yalakalık olduğunu düşünüyorum bu tür mühendisliklerin..
tanım: toplumumuzda dindar-ülkücü ittifakının gazlayıp manipüle ettiği duygu-durumlardandır. *
'nazik erkek biraz şey mi!?' (ön) yargısı daha ekonomi politik (siyasi) tutundurma çabasının ürünlerinden. oysa insanlara pratik ve atmasyon yollarla kişilik analizi yapmaya yarayan kitler dağıtmak işi tam da kapitalizmin bilim-kültür tutundurması işlevini görmekte. ben yoğunlukla, muhafazakarlıktan kurtulmamış ve kurtulması istenmemiş kitlelerin kapitalizme destek vermesini sağlamak için yapılan nitelikli bir yalakalık olduğunu düşünüyorum bu tür mühendisliklerin..
tanım: toplumumuzda dindar-ülkücü ittifakının gazlayıp manipüle ettiği duygu-durumlardandır. *
devamını gör...
33.
biraz eşcinsellik var bunlarda sanırım. pasif gay olabilirler.
devamını gör...
34.
hele bazı kadınlar var nazik insan görünce afallıyor çünkü alışmamış ki onun gördüğü babası abisi itip kalkmış ezmiş erkeğin öyle olması gerektiği kafasına kazınmış.
devamını gör...
35.
nezaketten değildir o. bazı erkekler konuşurken değişik bir aksanla ve kırıtmayla konuşuyor. öyle erkekler bende de bir acaba sorusu oluşturuyor.
devamını gör...
36.
bir yakın arkadaşım çok çalışkan, temiz kalplidir, harika bir ailede yetişti ve düzgün davranışlarıyla, nezaketiyle ve hassasiyetiyle beni hep hayran bırakır. daha biz ortaokuldayken bile diğer öğrenciler onun bu özelliklerinin getirdiği şeyler yüzünden ona çok bulaşırdı. şimdi de bunu yaşamaya devam ediyor. sığ, cahil ve dar bir alanda büyümüş insanlar yüzünden. insana en çok yakışan şey nezaket ve çağdaşlık. cinsiyeti yüzünden erkeklerden dağdan inmiş gibi davranmalarını beklemeyin. insanı insan yapan bedeninden çok düşünceleridir.
devamını gör...
37.
ailesinde kız kardeşi olan erkekler kadınlara karşı daha nazik davranma eğiliminde olabiliyor. ben mesela küfür eden, küfür etmekten keyif alan bir insanım ama aile ortamında küfür etmem.
aynı şekilde kız arkadaşlarla aynı ortamda olduğumda da küfür etmem. küfür etmek seksist ve kadınları aşağılamaya yönelik bir davranış.
insan çok sinirlenir ve ağzından ne çıktığını bilmeden konuşur bunu anlayabilirim ama benim çevremdeki erkekler sürekli küfür ederek daha erkeksi görünmeye çalışıyorlar.
erkek olmak demek karşı cinsle her saniye seks yapabilir olduğundan kimsenin şüphe duymayacağı kişi olmak değil.
elbette erkekler kadınlar gibi uzun uzadıya ısınma haraketlerine ihtiyaç duymuyor ama cem yılmaz'ın mavi donun var mı diye sorduğu yetmişlerin seks filmi furyasına oyuncu seçimindeki gibi ortada gezenler erkek değil hayvan.
hayvanlar insanlar gibi üremek için zekaya ihtiyaç duymuyor o yönüyle hayvan. yoksa bir çok hayvan insandan daha az predatör. aslan bir ceylan avlar, aslan payını alır kalanı leş yiyen diğer hayvanlara bırakır. doğanın dengesi böyle işler.
masum bir kadına arkadan yaklaşıp kılıçla defalarca darbe vurmak aslanlık değil çakallık da değil. yani hayvanlar bile bizden daha insan.
aynı şekilde kız arkadaşlarla aynı ortamda olduğumda da küfür etmem. küfür etmek seksist ve kadınları aşağılamaya yönelik bir davranış.
insan çok sinirlenir ve ağzından ne çıktığını bilmeden konuşur bunu anlayabilirim ama benim çevremdeki erkekler sürekli küfür ederek daha erkeksi görünmeye çalışıyorlar.
erkek olmak demek karşı cinsle her saniye seks yapabilir olduğundan kimsenin şüphe duymayacağı kişi olmak değil.
elbette erkekler kadınlar gibi uzun uzadıya ısınma haraketlerine ihtiyaç duymuyor ama cem yılmaz'ın mavi donun var mı diye sorduğu yetmişlerin seks filmi furyasına oyuncu seçimindeki gibi ortada gezenler erkek değil hayvan.
hayvanlar insanlar gibi üremek için zekaya ihtiyaç duymuyor o yönüyle hayvan. yoksa bir çok hayvan insandan daha az predatör. aslan bir ceylan avlar, aslan payını alır kalanı leş yiyen diğer hayvanlara bırakır. doğanın dengesi böyle işler.
masum bir kadına arkadan yaklaşıp kılıçla defalarca darbe vurmak aslanlık değil çakallık da değil. yani hayvanlar bile bizden daha insan.
devamını gör...
38.
var böyle düşünen bir güruh. bir erkek sert, kaba değilse direkt eşcinsel yaftası yapıştırıyorlar. hatta kadınlara yüklenen işleri yapıyorsa da kesin eşcinsel olarak kabul ediyorlar. çocukken mahallemizde bir abimiz vardı. eşi hasta diye tüm ev işini kendi yapardı. halı yıkamak dahil. eskiden kuaförmüş torunlarının saçlarına bakım yapardı. yakın zamanda rahmetli oldu. bütün mahalle arkasından hiç kibarlaştırmadan top derdi. halbuki adam sadece eşine destek olup yaptığı işlerden keyif alıyordu.
devamını gör...
39.
40.
yabancı dil öğrenilirken mecbur kaldığınız bir şey vardır. ilkokulda kaytardığınız, hoca görmesin diye kafanızın önüne beslenme çantasını koyup çaktırmadan uyuduğunuz türkçe derslerini, 10-12 yıl sonra internetten ya da kitaplar aracılığıyla tekrar anlamaya çalışır, tekrardan öncelikle kendi dilinizi öğrenip sonra yabancı dile yatırıma devam edersiniz.
yabancı dil öğrendikçe kendi dilinizi geliştirir, kendi dilinizi geliştirdikçe de yabancı dilinizi geliştirirken bir yandan da dağ ayısı şeklinde olan konuşmanız değişmeye, kitap okuduktan sonra ve yukarıda anlattıklarımı yaptıktan sonra ister istemez yumuşamaya başlar. istemsizce diksiyonunuzu düzeltmiş olur ve daha bir dingin, sakin, yumuşak konuşmaya başlarsınız. buradaki yumuşaklık, karşı taraf dinlerken zorlanmaması anlamındadır. tane tane ve net, trenin rayında ilerlemesi gibi düzgün, tonlama farklılığı olmayan konuşma...
işte bütün bu olaylar olduktan sonra, medeniyetin içinden çıkıp tekrardan medeniyetin olmadığı bir bölge olan türkiye'ye geldiğinizde, ya da bulunduğunuz naif ortamdan çıkıp daha eğitimsiz insanların olduğu bir ortama girerseniz, yumuşayan dilinizi sertleştirmek "götünü sikerim senin! indir o elini orospu evladı seni" şeklinde kendinizi ifade ediş biçimlerine dönmek zorunda kalırsınız. gerektiğinde ses yükseltir, gerektiğinde kavga başlatırsınız. aksi halde ne olduğunu bile anlamadan dayak yeme, ya da toplum içerisinde rencide edilme ihtimaliniz yüksektir. bizim ülkede uzuuun yıllardır nezaket bir dezavantaj olarak görülmüştür. ağızlardan tam tersi çıksa bile millet olarak yetiştirilme kültürümüzden dolayı durum budur.
bizim ülke, örneğin bu sözlükte birkaç tane yazarın kendini ifade ediş biçimi gibi bir ülke değil, bazı anlarda dağ ayısı olmazsanız kaybetme ihtimaliniz olan bir ülkedir. çünkü bu ülkede genellikle profesör de geri zekalı, sokaktaki alelade insan da geri zekalıdır. bu yüzden her daim tetikte olup, her daim bir yerlerde sevgisiz büyümüş, sevginin ne olduğunu bilmeyen ve hayatı başkalarını ezmek üzerinden kurgulamış bir neanderthal ile karşılaşma olasılığınız çok yüksek muhtemeldir.
kibarlık gerektiğinde, ortam süzüldükten sonra, ortamın havası solunduktan sonra nabza göre verilen bir şerbettir. tarlabaşı'nda sokakta yürürken kendinizi ifade ediş biçimi ile, cihangir'de salaş bir kafede güzel bir kadınla şarap içerken kendini ifade ediş biçimi farklıdır. ikisini ayırt etmezsen tarlabaşı'nda arkandan ibne deme ihtimalleri yüksek olduğu için, kişi ya da kişiler, ortamdaki kalabalığa göre durumu değerlendirip ona göre hareket etmek gerekir.
ha son olarak, flört tarafından baktığımızda yani kadın erkek ilişkileri tarafında baktığımızda...
türkiye'de çoğunlukla nezaketten hoşlanmayan kadınların olduğunu ve nezaketin işe yaramadığını iddia edenlere belirteyim, nezaketten hoşlanmak ayrı yerine göre davranmak ayrı. flört ettiğin bir kadına sabah akşam nazik sözler söyleyip, ona "belki de en sevdiğim sakarlığın, gözlerime takılıp yüreğime düşmendi" şeklinde cümleleri tekrarlayabilirsin. durduk yere güzel bir iltifat edebilirsin. aynı zamanda, aralarda sapıkça ve dağ ayısı gibi cümleler kurup afallatabilir, gerektiğinde salon erkeği olup gerektiğinde de erotik, pornografik temalarla hoşlandığın kadını şaşırtabilirsin. fakat çok nazik ve ağırbaşlı bir erkek olup, yerine göre testosteron seviyesini karşı tarafa hissettirebilirsin.
önemli olan dengeyi kurup karşındaki insanın hoşlandığı şekilde davranmak ve yukarıda belirttiğim gibi nabza göre şerbet vermek. önemli olan denge, bir tarafa çok takılı kalmaya gerek yok.
yabancı dil öğrendikçe kendi dilinizi geliştirir, kendi dilinizi geliştirdikçe de yabancı dilinizi geliştirirken bir yandan da dağ ayısı şeklinde olan konuşmanız değişmeye, kitap okuduktan sonra ve yukarıda anlattıklarımı yaptıktan sonra ister istemez yumuşamaya başlar. istemsizce diksiyonunuzu düzeltmiş olur ve daha bir dingin, sakin, yumuşak konuşmaya başlarsınız. buradaki yumuşaklık, karşı taraf dinlerken zorlanmaması anlamındadır. tane tane ve net, trenin rayında ilerlemesi gibi düzgün, tonlama farklılığı olmayan konuşma...
işte bütün bu olaylar olduktan sonra, medeniyetin içinden çıkıp tekrardan medeniyetin olmadığı bir bölge olan türkiye'ye geldiğinizde, ya da bulunduğunuz naif ortamdan çıkıp daha eğitimsiz insanların olduğu bir ortama girerseniz, yumuşayan dilinizi sertleştirmek "götünü sikerim senin! indir o elini orospu evladı seni" şeklinde kendinizi ifade ediş biçimlerine dönmek zorunda kalırsınız. gerektiğinde ses yükseltir, gerektiğinde kavga başlatırsınız. aksi halde ne olduğunu bile anlamadan dayak yeme, ya da toplum içerisinde rencide edilme ihtimaliniz yüksektir. bizim ülkede uzuuun yıllardır nezaket bir dezavantaj olarak görülmüştür. ağızlardan tam tersi çıksa bile millet olarak yetiştirilme kültürümüzden dolayı durum budur.
bizim ülke, örneğin bu sözlükte birkaç tane yazarın kendini ifade ediş biçimi gibi bir ülke değil, bazı anlarda dağ ayısı olmazsanız kaybetme ihtimaliniz olan bir ülkedir. çünkü bu ülkede genellikle profesör de geri zekalı, sokaktaki alelade insan da geri zekalıdır. bu yüzden her daim tetikte olup, her daim bir yerlerde sevgisiz büyümüş, sevginin ne olduğunu bilmeyen ve hayatı başkalarını ezmek üzerinden kurgulamış bir neanderthal ile karşılaşma olasılığınız çok yüksek muhtemeldir.
kibarlık gerektiğinde, ortam süzüldükten sonra, ortamın havası solunduktan sonra nabza göre verilen bir şerbettir. tarlabaşı'nda sokakta yürürken kendinizi ifade ediş biçimi ile, cihangir'de salaş bir kafede güzel bir kadınla şarap içerken kendini ifade ediş biçimi farklıdır. ikisini ayırt etmezsen tarlabaşı'nda arkandan ibne deme ihtimalleri yüksek olduğu için, kişi ya da kişiler, ortamdaki kalabalığa göre durumu değerlendirip ona göre hareket etmek gerekir.
ha son olarak, flört tarafından baktığımızda yani kadın erkek ilişkileri tarafında baktığımızda...
türkiye'de çoğunlukla nezaketten hoşlanmayan kadınların olduğunu ve nezaketin işe yaramadığını iddia edenlere belirteyim, nezaketten hoşlanmak ayrı yerine göre davranmak ayrı. flört ettiğin bir kadına sabah akşam nazik sözler söyleyip, ona "belki de en sevdiğim sakarlığın, gözlerime takılıp yüreğime düşmendi" şeklinde cümleleri tekrarlayabilirsin. durduk yere güzel bir iltifat edebilirsin. aynı zamanda, aralarda sapıkça ve dağ ayısı gibi cümleler kurup afallatabilir, gerektiğinde salon erkeği olup gerektiğinde de erotik, pornografik temalarla hoşlandığın kadını şaşırtabilirsin. fakat çok nazik ve ağırbaşlı bir erkek olup, yerine göre testosteron seviyesini karşı tarafa hissettirebilirsin.
önemli olan dengeyi kurup karşındaki insanın hoşlandığı şekilde davranmak ve yukarıda belirttiğim gibi nabza göre şerbet vermek. önemli olan denge, bir tarafa çok takılı kalmaya gerek yok.
devamını gör...
