ne zaman gitti tren (yazar)
başlık "gandalfın kırık asası" tarafından 28.11.2020 17:35 tarihinde açılmıştır.
nickaltı sahibi yazar profili: ne zaman gitti tren
61.
#2643065 bu tanımını defalarca okudum bu kadar şeyi nasıl aklında tutabildiğini merak da ettim aslında.
sözlükte yıldızımın barışmadığı tek yazar...
sözlükte yıldızımın barışmadığı tek yazar...
devamını gör...
62.
uzun süredir yapmadığım bir işi tekrar yapmaya başladığında ilk başlarda bir acemilik olsa da sonrasında hemen hatırlarsın ya, işte o anda bir ferahlık bir mutluluk oluşur içinde. örgü örmek, bisiklete binmek, salıncakta sallanmak, yemek yapmak gibi işlerde mesela. veya bir bebeği ayağında sallamak, öpüşmek,piyano calmak kimine göre. ne bileyim işte öyle sıradan refleks haline gelmiş hiç unutmayacağın işleri tekrar yapmaya başladığında yüzünde oluşan bir tebessüm.
ip uzerinde dengede durmaya çalışırken ayağının kayabilecegini, dusebilecegini,yeri boylayabilecegini, pekmezi akitabilecegini bile bile yine de tüm dikkatinle ilerlemek ve kendine yerli yerince, hakkını vererek, aşırıya kaçmadan guvenebilmek de bunlardan birisi olabilir.
mesleğinde yılları devirmiş usta bir zanaatkarı izlerken hep şunu düşünürüm. nasıl olur da her defasında aynı temizlik ve başarıyı gösterebiliyor. nasıl olup da bir işe başlarken bunu nasıl yapsam ki diye tereddüt etmeden,eli titremeden ve ya malzemeye zarar vereceğini boşa gideceğini düşünmeden korkmadan başlayabiliyor? o zanaatkarın sakinliği ve tecrübesinde miyim acaba ben de artık?
şimdi çok iyiyim, sil baştan basladim, hiç hata yapmayacagim, çok temkinli olacağım zirvalarini bırakınca, yenilgiyi kabullenip ve nasip edilmemis olanları kafaya takmayinca, yine düşebilirim aman diyeyim yüksekten ucmayayim diye her adımda aynı yüksekliği koruyunca malzemeden de zarar etmiyorum, işçilikten de...
her bir nesnenin insanın olayın durumun işin dışarıdan bakınca ilk izlenimde parlak hafif albenili kaliteli başarılı göründüğünü hissediyorum artık ve bir müddet yakindan dikkatlice tekrar ve tekrar bakılınca renginin solduğunu, hızının azaldığını, cazibesini yitirdiğini, kalitesinin düştüğünü, özündeki acıyı, yanlışı, yamayı, hatayı, basitliği ele verdiğini de anlıyorum. bunun en güzel yanı bu bilgiyle bakınca hayalkırıklığı yaşamıyorum. bunun en kötü yanı farkında olmak, bu yüzden ilk görünen hiç bir şey için heyecanlanmamak, yaşlılara özgu bir tevekkül ile
kabullenmek. içimdeki çocuğu mu öldürüyorum lan yoksa ben sözlük? yok yok, türkler gibi göçebe bir hayat sürmeyi, bulunduğu yerin tüm güzelliklerini alıp kilimine işlemeye çalışmayı, gözünü hep daha ileriye daha uzağa dikmeyi bıraktım. japonlar gibi bir ada ülkesinde, incecik duvarların arasında parmak uçlarında usul usul yaşamayı öğreniyorum.
ip uzerinde dengede durmaya çalışırken ayağının kayabilecegini, dusebilecegini,yeri boylayabilecegini, pekmezi akitabilecegini bile bile yine de tüm dikkatinle ilerlemek ve kendine yerli yerince, hakkını vererek, aşırıya kaçmadan guvenebilmek de bunlardan birisi olabilir.
mesleğinde yılları devirmiş usta bir zanaatkarı izlerken hep şunu düşünürüm. nasıl olur da her defasında aynı temizlik ve başarıyı gösterebiliyor. nasıl olup da bir işe başlarken bunu nasıl yapsam ki diye tereddüt etmeden,eli titremeden ve ya malzemeye zarar vereceğini boşa gideceğini düşünmeden korkmadan başlayabiliyor? o zanaatkarın sakinliği ve tecrübesinde miyim acaba ben de artık?
şimdi çok iyiyim, sil baştan basladim, hiç hata yapmayacagim, çok temkinli olacağım zirvalarini bırakınca, yenilgiyi kabullenip ve nasip edilmemis olanları kafaya takmayinca, yine düşebilirim aman diyeyim yüksekten ucmayayim diye her adımda aynı yüksekliği koruyunca malzemeden de zarar etmiyorum, işçilikten de...
her bir nesnenin insanın olayın durumun işin dışarıdan bakınca ilk izlenimde parlak hafif albenili kaliteli başarılı göründüğünü hissediyorum artık ve bir müddet yakindan dikkatlice tekrar ve tekrar bakılınca renginin solduğunu, hızının azaldığını, cazibesini yitirdiğini, kalitesinin düştüğünü, özündeki acıyı, yanlışı, yamayı, hatayı, basitliği ele verdiğini de anlıyorum. bunun en güzel yanı bu bilgiyle bakınca hayalkırıklığı yaşamıyorum. bunun en kötü yanı farkında olmak, bu yüzden ilk görünen hiç bir şey için heyecanlanmamak, yaşlılara özgu bir tevekkül ile
kabullenmek. içimdeki çocuğu mu öldürüyorum lan yoksa ben sözlük? yok yok, türkler gibi göçebe bir hayat sürmeyi, bulunduğu yerin tüm güzelliklerini alıp kilimine işlemeye çalışmayı, gözünü hep daha ileriye daha uzağa dikmeyi bıraktım. japonlar gibi bir ada ülkesinde, incecik duvarların arasında parmak uçlarında usul usul yaşamayı öğreniyorum.
devamını gör...
63.
"bir treni kaçırmak ancak peşinden koşarsanız acı verici olur!"
n. taleb
devamını gör...
64.
ayıp ama ya. ilyas yalçıntaş dinliyordum ben.
düğün/ler/e gidilmiş, belli.
o bi şey değil, bu zamana kadar itiraf başlığına yapılmış, bana göre en iyi itirafın sahibi de kadındır aynı zamanda. pek yıldızımız barışmadı, doğru. lakin o itiraf, var ya o itiraf, bir kadının ne kadar zeki olduğunun kanıtı olarak oralarda duruyor. dursun efenim. bayıldık. tabi ki tanım linki bırakmayacağım. he he hey. şarkıyı dinlerken o itiraf geldi aklıma, yine güldüm, pis pis sırıttım.

sözlüğe geldim geleli var, sözlüğe geldi geleli varım. var olsun yazarı. ipiyi geceler efenm. saygılar.
düğün/ler/e gidilmiş, belli.
o bi şey değil, bu zamana kadar itiraf başlığına yapılmış, bana göre en iyi itirafın sahibi de kadındır aynı zamanda. pek yıldızımız barışmadı, doğru. lakin o itiraf, var ya o itiraf, bir kadının ne kadar zeki olduğunun kanıtı olarak oralarda duruyor. dursun efenim. bayıldık. tabi ki tanım linki bırakmayacağım. he he hey. şarkıyı dinlerken o itiraf geldi aklıma, yine güldüm, pis pis sırıttım.

sözlüğe geldim geleli var, sözlüğe geldi geleli varım. var olsun yazarı. ipiyi geceler efenm. saygılar.
devamını gör...
65.
sevgili sözlük, yaklaşık 3 yıl önce sözlüğe kayıt olduğumda kafam kalbim hayatım allak bullak haldeydi. şimdi geriye dönüp bakınca onca yangının savaşın belirsizliğin ve bilinmezliğin içinden nasıl çıkmışım diye soruyorum. sana sorduğum ne zaman gitti tren sorusuna nickaltımda bir çok cevap geldi. ben de bu süre zarfında istasyon olarak belirledigim bu cemiyette trenin geri dönmesini bekledim.
başlıkları ve tanımları okuyarak, bazı yazarlarla sohbet ederek, bazı yazarlara imrenerek bazılarına kızarak, bir çok şey öğrenerek bir çok şey yaşayarak kendimle yüzleştim.
insanın kendisine yaptığı yolculuk çok uzun ve zorlu. hiç de bitip tükenmek bilmiyor. başladığım nokta ile geldiğim nokta arasında fersah fersah mesafe var ve ben geldiğim noktadan çok ama çok memnunum. bu biraz da senin sayende.
tasavvufta rıza makamı diye bir şey var. çok şükür kafamın içinde sorduğum o soruların her birinin yanıtının bu makamda olduğunu fark ettim. şimdi sıra o makama ulaşabilmek. sözlükte kaldığım sürece bunu başaramayacağım.
her neyse, o kaçirdigim tren, seferini tamamlayıp geri dönmüş. şimdi düdüğünü öttürüp dumanını tüttürerek beni tekrar kaçırmadan binmem ve rıza makamına erişmem için acele ettiriyor.
sözlüğe emeği geçen moderasyon ekibine çok teşekkür ederim. bana karşı hep çok nazik ve içten oldular. görevlerinde de başarılar dilerim.
sözlükte sohbet ettiğimiz arkadaşlar oldu. onlara bana öğrettikleri paylaştıkları her şey için sonsuz teşekkürler. yalnızlıktan ve sakinlikten yana olan tavrım ile kibirli ve bencil göründüysem kusura bakmayın. tek isteğim kimseyi kırmadan yaşayabilmekti.
ben gidiyorum sözlük. sen daima burada kal. yorgunlara, yolunu şaşırmışlara, yola çıkacaklara, zamanının gelmesini bekleyenlere yer göster. biliyorsun,
bir kısa film hayattan kalan
oyuncu olsan yönetmen olsan
gördüklerini unutmuş olsan
yaşamak bazen sabır ister
başlıkları ve tanımları okuyarak, bazı yazarlarla sohbet ederek, bazı yazarlara imrenerek bazılarına kızarak, bir çok şey öğrenerek bir çok şey yaşayarak kendimle yüzleştim.
insanın kendisine yaptığı yolculuk çok uzun ve zorlu. hiç de bitip tükenmek bilmiyor. başladığım nokta ile geldiğim nokta arasında fersah fersah mesafe var ve ben geldiğim noktadan çok ama çok memnunum. bu biraz da senin sayende.
tasavvufta rıza makamı diye bir şey var. çok şükür kafamın içinde sorduğum o soruların her birinin yanıtının bu makamda olduğunu fark ettim. şimdi sıra o makama ulaşabilmek. sözlükte kaldığım sürece bunu başaramayacağım.
her neyse, o kaçirdigim tren, seferini tamamlayıp geri dönmüş. şimdi düdüğünü öttürüp dumanını tüttürerek beni tekrar kaçırmadan binmem ve rıza makamına erişmem için acele ettiriyor.
sözlüğe emeği geçen moderasyon ekibine çok teşekkür ederim. bana karşı hep çok nazik ve içten oldular. görevlerinde de başarılar dilerim.
sözlükte sohbet ettiğimiz arkadaşlar oldu. onlara bana öğrettikleri paylaştıkları her şey için sonsuz teşekkürler. yalnızlıktan ve sakinlikten yana olan tavrım ile kibirli ve bencil göründüysem kusura bakmayın. tek isteğim kimseyi kırmadan yaşayabilmekti.
ben gidiyorum sözlük. sen daima burada kal. yorgunlara, yolunu şaşırmışlara, yola çıkacaklara, zamanının gelmesini bekleyenlere yer göster. biliyorsun,
bir kısa film hayattan kalan
oyuncu olsan yönetmen olsan
gördüklerini unutmuş olsan
yaşamak bazen sabır ister
devamını gör...
66.
gidişi ile üzmüş yazar.
oysa daha ne leziz okumalar/paylaşımlar; "like"lar, ne "favori"ler olacaktı.
ama öte yandan bizlere de, kişilerin tercihleri ile mutlu ve sağlıklı olmasını dilemek düşer.
öyle de diliyorum.
oysa daha ne leziz okumalar/paylaşımlar; "like"lar, ne "favori"ler olacaktı.
ama öte yandan bizlere de, kişilerin tercihleri ile mutlu ve sağlıklı olmasını dilemek düşer.
öyle de diliyorum.
devamını gör...
67.
ben de bilmiyorum ne zaman gitti tren? en son 4 yıl önce bir .küzün, baktığım pencereden bana doğru baktığını fark ettim. ben de tam tarih bilmiyorum yani.
her neyse ne diyordum? herkese nickaltı girdim, seni unutursam ayıp, unutursam kalbimiz kurusun falan filan.
hep diyorum, yıldızımız barışmadı ama sen ve birkaç yazarla daha mogan gölü kıyısında afilli bir kahvaltı yapmamız lazım. yok, öyle piknik, kamp gibi bir şey falan değil, sevmiyorum öyle şeyleri. oturup ciddi ciddi kahvaltı yapacağız ve mis gibi muhabbete balıklama dalacağız. ardından sen çikolata parçalı dondurma söyleyeceksin, gülüşeceğiz. bana belki de öğreteceğiniz çok şey vardır hocaaaaam. bunu da yaralı yerimden yazıyorum, biline...
ara vermemiş de temelli gitmiş gibi bir yazar. ben döneceğini düşünüyorum. bunu da buraya bırakıyorum.*
her neyse ne diyordum? herkese nickaltı girdim, seni unutursam ayıp, unutursam kalbimiz kurusun falan filan.
hep diyorum, yıldızımız barışmadı ama sen ve birkaç yazarla daha mogan gölü kıyısında afilli bir kahvaltı yapmamız lazım. yok, öyle piknik, kamp gibi bir şey falan değil, sevmiyorum öyle şeyleri. oturup ciddi ciddi kahvaltı yapacağız ve mis gibi muhabbete balıklama dalacağız. ardından sen çikolata parçalı dondurma söyleyeceksin, gülüşeceğiz. bana belki de öğreteceğiniz çok şey vardır hocaaaaam. bunu da yaralı yerimden yazıyorum, biline...
ara vermemiş de temelli gitmiş gibi bir yazar. ben döneceğini düşünüyorum. bunu da buraya bırakıyorum.*
devamını gör...