341.
yolun ortasına park edip geçsene kardeşim kamyon geçer oradan diye bağırmak.
devamını gör...
342.
başkalarının her işine burnunu sokmak
he en iyisini siz biliyorsunuz en iyi en mükemmel sizsiniz
he en iyisini siz biliyorsunuz en iyi en mükemmel sizsiniz
devamını gör...
343.
her konu da bilgisi olmak, her şeye salça olmak ve bir bok bilmediğini bilmemek
devamını gör...
344.
her şeyin ama her şeyin mizahını yapmak. başka ülkelerde bu kadar mizah yapılıyor mudur? sanmam.
devamını gör...
345.
tüp kaçağı var mı diye çakmakla kontrol etmen bunlardan birisi olabilir.
devamını gör...
346.
bir adet ıslak mendille her şeyi temizleyebilmek en büyük özelliğimizdir.
devamını gör...
347.
yolda gördüğü insanlardan tutun, kendisi de dahil olmak üzere herkesi baştan aşağı süzmek, incelemek ve kusur bulmaktır.
devamını gör...
348.
geçiş önceliği olan araca yol benim, ben geçeceğim, ne el kol yapıyon ..na k..duğum. diye söylenmek...
her koşulda öncelikli olduğunu düşünmek ve buna göre hareket etmek...
aksi takdirde hakkının yendiğini düşünmek..
trafikte mesafe bırakmaksızın döt döte gitmek... en ufak bir kazada zincirlemeye sebep olmak...
ulan biraz pay bırakın.
savunma: yok abi bırakamam, bırakırsak hemen biri araya giriyor...
e sen de haklısın.
her koşulda öncelikli olduğunu düşünmek ve buna göre hareket etmek...
aksi takdirde hakkının yendiğini düşünmek..
trafikte mesafe bırakmaksızın döt döte gitmek... en ufak bir kazada zincirlemeye sebep olmak...
ulan biraz pay bırakın.
savunma: yok abi bırakamam, bırakırsak hemen biri araya giriyor...
e sen de haklısın.
devamını gör...
349.
çay …
devamını gör...
350.
ağlayan çocuğu susturmak için dövmek. susmayınca daha çok dövmek.
devamını gör...
351.
yayayken arabaya, arabadayken yayaya sövmek
devamını gör...
352.
(bkz: ad hominem)
devamını gör...
353.
yasakçılık.
devamını gör...
354.
355.
türkler "istemiyorum" lafını ısrarla anlamıyorlar. bir türk'e "hayır yemek istemiyorum" dediğinizde "niye yemiyorsun?" diye soracak. nolur beni rahat bıraksın diye beş tane sebep sayıyorum "tadını beğenmiyorum, içinde biber var, karnım tok" gibi ve yine beni rahat bırakmıyor "ama bir dene, belki bunu beğenirsin."
gerçekten bu milletin hayattaki en küçük ihtimale tutunma güdüsü beni bunaltıyor. evet, türk tipi başkanlık sistemi bizi zengin etti, evet tayyip erdoğan ekonomist, evet, evet, evet. bi salın şu ülkeyi artık ya. biraz rasyonalite arıyorum şu hayatta ama hiç bir sokakta, hiçbir resmi kurumda yok.
aşırı yılışık bir milletiz. biri bize samimiyet gösterdiğinde hemen laçka. sosyolojimiz ve bilişsel kültürümüz hala köylü. betonarme kentlerde yaşıyoruz, apartmanlarda altlı üstlüyüz ama hala kent kültürü geliştiremedik. bu yüzden de bu ülke düze çıkmıyor. çünkü bu zihniyet her yerde, her kafada. bu ülkeye kimi başkan yaparsanız yapın aynı kafada olduğu için yine diktatörlük olacakmış gibi geliyor bana.
ben mizaç olarak biraz sertim. bana "nemrut" diye lakap takmışlar. yok ebesinin dezenfektanı. lakap takmak nedir ya? ilkokul üçüncü sınıfta mısınız siz? fosur fosur sigara içerken bana lakap mı düşündünüz.
gerçekten bu milletin hayattaki en küçük ihtimale tutunma güdüsü beni bunaltıyor. evet, türk tipi başkanlık sistemi bizi zengin etti, evet tayyip erdoğan ekonomist, evet, evet, evet. bi salın şu ülkeyi artık ya. biraz rasyonalite arıyorum şu hayatta ama hiç bir sokakta, hiçbir resmi kurumda yok.
aşırı yılışık bir milletiz. biri bize samimiyet gösterdiğinde hemen laçka. sosyolojimiz ve bilişsel kültürümüz hala köylü. betonarme kentlerde yaşıyoruz, apartmanlarda altlı üstlüyüz ama hala kent kültürü geliştiremedik. bu yüzden de bu ülke düze çıkmıyor. çünkü bu zihniyet her yerde, her kafada. bu ülkeye kimi başkan yaparsanız yapın aynı kafada olduğu için yine diktatörlük olacakmış gibi geliyor bana.
ben mizaç olarak biraz sertim. bana "nemrut" diye lakap takmışlar. yok ebesinin dezenfektanı. lakap takmak nedir ya? ilkokul üçüncü sınıfta mısınız siz? fosur fosur sigara içerken bana lakap mı düşündünüz.
devamını gör...
356.
camı siler ayna gibi oldu der,
aynayı siler cam gibi oldu der.
aynayı siler cam gibi oldu der.
devamını gör...
357.
#25912 "uzun süredir görmedigi biriyle ilk karsilasmasinda o kisinin dış görünüsüyle
ilgili olumsuz/ kirici bir yorum yapmak."
evet, bunu yapıyoruz. çünkü aradan geçen o zamanı birisi çok iyi değerlendirmiş ise; kendini geliştirmiş,
terfi almış, yurt dışında tatile gitmiş, evlenmiş ya da çocuk doğurmuş ise sosyo-kültürel olarak o iki kişi arasında
bir denksizlik oluyor. işte karşıdaki kişi kendini bir halt sanmasın, beni yargılamasın,
ezmesin diye türkler bunu çok yapar. hatta bir süre sonra ben de buraya gittim, ben de onu yaptım, ben de terfi aldım gibi yarışa girerler.
#44938 "kim o? ben" klişesi de "beni sesimden tanır" diye düşündükleri için. bizler avrupa toplumları gibi yüzlerce yıldır
ad-soyad kullanmıyoruz. eskiden doğduğun kente (karamani, aksarayi gibi), dedenin toplumsal bir başarısı varsa dedene atıf yaparak (cemalettin diye bir imamsa cemali gibi) soy belirtilirdi. türklerde daha çok lakap önemliydi. meslek (nakkaş mustafa gibi), fiziksel sakatlık (topal ahmet gibi), yaşanmış bir olaya, mizaca, bağlı olduğu millete (laz cemal, çerkez ethem gibi) göre lakap alınırdı. 1934 yılında soyadı kanunu çıkartıldı. ancak anadolu türk toplumu halen bireyselleşemedi. ahilik geleneği yüzünden olduğunu düşünmekteyim.
ya aslında şu başlıkda saydığınız çoğu özellik türk ulusunda toprak ağalarının marka algısının olmamasından kaynaklanıyor. şöyle demek istiyorum: abd ve avrupa'da toprak ağaları
zenginleştiğinde lobi faaliyetleri yapardı. belirli bir siyasi nüfuz kazanınca kendi topraklarına hizmet götürdüler. tabii ki bu hizmetler toprağa bağlı çalışan ve o derebeyinin malı sayılan
köylüler için değildi. daha çok zenginleşebilmek için, daha yoğun lobi faaliyetleri yapabilmek için, misafirlerini iyi ağırlayabilmek için, nüfuzunu gösterebilmek için şatolar, köprüler, at arabaları için tretuar yollar, yaptılar. at arabalarında daha az sallantılı ve güvenli bir seyahat için bir zenginin ayak basabileceği her yere döşeme yol yapılmıştı.
peki osmanlı devleti'nde nasıl oldu? tımar sistemi vardı. tımar ağası, topraklarında köylüleri çalıştırıyordu. sefere çıkılacağı zaman padişahın ordusu o köyden geçerken tımar ağası eğittiği köylüleri orduya dahil ediyordu.
yollar ve köprüler yalnızca padişah sefere çıkacağı zaman yapılıyordu. osmanlı ekonomisi sefer odaklıydı. zaten toprakları genişlettikçe bu sefer odaklı ekonomi modeli büyük bir sorun oldu. kanuni sultan süleyman, vergiler sistemli toplanamadığı için iltizam kanununu çıkardı. bu da yüz yıl içinde osmanlı devleti hazinesi gelirleri azalırken gaddar sermayedarların serveti arttı. bu sermayedarlar ilerde padişaha borç verecek güce ulaştı. tıpkı avrupa'da olduğu gibi.
ikinci abdülhamit'e borç veren fransız tüccarlar, borca karşılık midilli adası'nı istediler. fransa donanması midilli adası'nın gümrüğüne el koymuştu.
yani makro-perspektiften bakıldığında monarşilerin sonu hep aynı olmuş: borç içinde batmışlar.
ama avrupa toprak ağaları kiliseler, yollar, köprüler, kentler inşa ederken bizim toprak ağaları asker basmış sadece. bir de anadolu'da ahşap materyal kullanıldığı için bazı konaklar yanmış gitmiş. doğu anadolu'da taş konaklar var ama onların da asıl sahipleri birinci dünya savaşı'nda kaçmışlar. yerlerine kürt şeyhleri, ağaları yerleşmiş. benim bildiğim kadarıyla doğu anadolu'da çok yoğun süryani, ermeni, türkmen nüfus varmış. orta doğu'da fransa ve ingiltere milliyetçi sınır politikaları için isyanları teşvik edince iran'da yaşayan türkmenler doğu anadolu'ya göç ediyorlar. kürtlerin bazıları o arada kaynıyor işte. soyadı kanunu çıkınca ermeniler, kürtler falan türk adları ve soyadları alıyorlar hükümetten korktukları için.
kürtler asimile olmuyorlar. bunun sebebi çok kadim bir kürt kültürü ve dili olduğu için değil eğitilemedikleri için. kürtler çocuklarını cumhuriyet döneminde okula göndermiyorlardı. osmanlı devleti'ndeki gibi tekke usulü eğitim görüyorlardı. bu yüzden günümüzde hala sağcı-islamcı partilere en çok oy iç anadolu ve doğu anadolu'dan çıkıyor.
21 yüzyılda vatandaşı olduğun ülkenin dilini bilmiyorsun. burada ayıp sende mi, bende mi, devlette mi? bir konutta 11 çocuk, 2 kuma, 15 yakın akraba, 15 uzak akraba yaşıyorsunuz. demokrasi'de her insana 1 oy hakkı düşüyor, benim hanemden 4 oy çıkarken kürdün hanesinden 46 oy çıkıyor. mantıklı mı?
sonra türkiye her 10 yılda bir ekonomik krize girer tabi. 500 yıldır yapılmayan planlamayı 100 yıla sığdırmaya çalışırsanız olacağı budur. hem sosyolojik hem ekonomik hem kültürel hem insani hem ahlaki hem dini hem cinsel hem varoluşsal kriz yaşıyoruz, herkes farkında ama kimse çözüm üretemiyor.
ilgili olumsuz/ kirici bir yorum yapmak."
evet, bunu yapıyoruz. çünkü aradan geçen o zamanı birisi çok iyi değerlendirmiş ise; kendini geliştirmiş,
terfi almış, yurt dışında tatile gitmiş, evlenmiş ya da çocuk doğurmuş ise sosyo-kültürel olarak o iki kişi arasında
bir denksizlik oluyor. işte karşıdaki kişi kendini bir halt sanmasın, beni yargılamasın,
ezmesin diye türkler bunu çok yapar. hatta bir süre sonra ben de buraya gittim, ben de onu yaptım, ben de terfi aldım gibi yarışa girerler.
#44938 "kim o? ben" klişesi de "beni sesimden tanır" diye düşündükleri için. bizler avrupa toplumları gibi yüzlerce yıldır
ad-soyad kullanmıyoruz. eskiden doğduğun kente (karamani, aksarayi gibi), dedenin toplumsal bir başarısı varsa dedene atıf yaparak (cemalettin diye bir imamsa cemali gibi) soy belirtilirdi. türklerde daha çok lakap önemliydi. meslek (nakkaş mustafa gibi), fiziksel sakatlık (topal ahmet gibi), yaşanmış bir olaya, mizaca, bağlı olduğu millete (laz cemal, çerkez ethem gibi) göre lakap alınırdı. 1934 yılında soyadı kanunu çıkartıldı. ancak anadolu türk toplumu halen bireyselleşemedi. ahilik geleneği yüzünden olduğunu düşünmekteyim.
ya aslında şu başlıkda saydığınız çoğu özellik türk ulusunda toprak ağalarının marka algısının olmamasından kaynaklanıyor. şöyle demek istiyorum: abd ve avrupa'da toprak ağaları
zenginleştiğinde lobi faaliyetleri yapardı. belirli bir siyasi nüfuz kazanınca kendi topraklarına hizmet götürdüler. tabii ki bu hizmetler toprağa bağlı çalışan ve o derebeyinin malı sayılan
köylüler için değildi. daha çok zenginleşebilmek için, daha yoğun lobi faaliyetleri yapabilmek için, misafirlerini iyi ağırlayabilmek için, nüfuzunu gösterebilmek için şatolar, köprüler, at arabaları için tretuar yollar, yaptılar. at arabalarında daha az sallantılı ve güvenli bir seyahat için bir zenginin ayak basabileceği her yere döşeme yol yapılmıştı.
peki osmanlı devleti'nde nasıl oldu? tımar sistemi vardı. tımar ağası, topraklarında köylüleri çalıştırıyordu. sefere çıkılacağı zaman padişahın ordusu o köyden geçerken tımar ağası eğittiği köylüleri orduya dahil ediyordu.
yollar ve köprüler yalnızca padişah sefere çıkacağı zaman yapılıyordu. osmanlı ekonomisi sefer odaklıydı. zaten toprakları genişlettikçe bu sefer odaklı ekonomi modeli büyük bir sorun oldu. kanuni sultan süleyman, vergiler sistemli toplanamadığı için iltizam kanununu çıkardı. bu da yüz yıl içinde osmanlı devleti hazinesi gelirleri azalırken gaddar sermayedarların serveti arttı. bu sermayedarlar ilerde padişaha borç verecek güce ulaştı. tıpkı avrupa'da olduğu gibi.
ikinci abdülhamit'e borç veren fransız tüccarlar, borca karşılık midilli adası'nı istediler. fransa donanması midilli adası'nın gümrüğüne el koymuştu.
yani makro-perspektiften bakıldığında monarşilerin sonu hep aynı olmuş: borç içinde batmışlar.
ama avrupa toprak ağaları kiliseler, yollar, köprüler, kentler inşa ederken bizim toprak ağaları asker basmış sadece. bir de anadolu'da ahşap materyal kullanıldığı için bazı konaklar yanmış gitmiş. doğu anadolu'da taş konaklar var ama onların da asıl sahipleri birinci dünya savaşı'nda kaçmışlar. yerlerine kürt şeyhleri, ağaları yerleşmiş. benim bildiğim kadarıyla doğu anadolu'da çok yoğun süryani, ermeni, türkmen nüfus varmış. orta doğu'da fransa ve ingiltere milliyetçi sınır politikaları için isyanları teşvik edince iran'da yaşayan türkmenler doğu anadolu'ya göç ediyorlar. kürtlerin bazıları o arada kaynıyor işte. soyadı kanunu çıkınca ermeniler, kürtler falan türk adları ve soyadları alıyorlar hükümetten korktukları için.
kürtler asimile olmuyorlar. bunun sebebi çok kadim bir kürt kültürü ve dili olduğu için değil eğitilemedikleri için. kürtler çocuklarını cumhuriyet döneminde okula göndermiyorlardı. osmanlı devleti'ndeki gibi tekke usulü eğitim görüyorlardı. bu yüzden günümüzde hala sağcı-islamcı partilere en çok oy iç anadolu ve doğu anadolu'dan çıkıyor.
21 yüzyılda vatandaşı olduğun ülkenin dilini bilmiyorsun. burada ayıp sende mi, bende mi, devlette mi? bir konutta 11 çocuk, 2 kuma, 15 yakın akraba, 15 uzak akraba yaşıyorsunuz. demokrasi'de her insana 1 oy hakkı düşüyor, benim hanemden 4 oy çıkarken kürdün hanesinden 46 oy çıkıyor. mantıklı mı?
sonra türkiye her 10 yılda bir ekonomik krize girer tabi. 500 yıldır yapılmayan planlamayı 100 yıla sığdırmaya çalışırsanız olacağı budur. hem sosyolojik hem ekonomik hem kültürel hem insani hem ahlaki hem dini hem cinsel hem varoluşsal kriz yaşıyoruz, herkes farkında ama kimse çözüm üretemiyor.
devamını gör...
358.
olmayan şeyin varlığını sorgulayarak felsefesini yapmak.
+ ekmek var mı?
- yok.
+ hiç mi yok?
+ ekmek var mı?
- yok.
+ hiç mi yok?
devamını gör...
359.
laf anlamamak, ısrarcı olmak ve sülük gibi yapışmak.
t. türkiyede yaşayan milletin kanıksanmış endemik davranışları.
t. türkiyede yaşayan milletin kanıksanmış endemik davranışları.
devamını gör...
360.
kaldırımın ortasından yürümek
devamını gör...
