41.
mamdani ve takipçileri, rehineler eve döndükleri anda foyaları ortaya çıktı. sessizlikleri her şeyi anlatıyordu. aylarca “ateşkes” diye bağırdılar, ancak bir kez bile hamas'tan bunu talep etmediler. “barış” çağrısında bulundular, ancak kaçırılanların serbest bırakılması veya hamas'ın egemenliğinin sona ermesi için hiçbir zaman çağrıda bulunmadılar. ve şimdi, hamas'ın kendisi gazze'de filistinlileri infaz ederken, söyleyecek hiçbir şeyleri yok. buradaki zıtlık daha açık olamazdı: israel, askeri olarak “işi bitirmemiş” olsa da, bu kabusun sona ermesinden dolayı rahatlamış durumda, çünkü israel'in amacı hiçbir zaman filistinlileri öldürmek değildi. ancak hamas'ın destekçileri, işlerini bitiremedikleri için öfkeliler: tüm yahudileri öldürmediler ve israel'i yok etmediler. mamdani'nin hareketinin artık saklayamayacağı gerçek budur.
filistinlilerin geçim kaynaklarını, işlerini, ilaçlarını ve umutlarını keserek israel'i boykot ediyorlar - çünkü bu yaşananlar hiçbir zaman filistin ile ilgili olmadı. bu, onların her şeyi kapsayan davasıydı: kendini haklı gören aktivizm, cehalet ve batı'nın suçluluk duygusunun karışık bir karışımı. karmaşık çatışmaları, iklim, ırk, cinsiyet, kapitalizm gibi her türlü şikayetin yansıtıldığı bir ekrana dönüştürdüler, ta ki her şey tek bir batı karşıtı, antisemitik haçlı seferine dönüşene kadar.
bu, bir zamanlar iran devrimi'ni besleyen aynı kafa karışıklığı ittifakıdır; islamcılar ve marksistler, birbirlerini yok etmeden önce batı'yı yok etmek için güçlerini birleştirmişlerdi. aynı mantık bugün mamdani'nin hareketinde de yaşıyor: cihatçıları haklı gösteren akademik marksist ve solun dilini silah olarak kullanan cihatçılar, iktidara geldiklerinde hepsini öldürmekten çekinmeyeceklerdir. 1979'da tahran'dan 2025'teki kampüs protestolarına kadar aynı kalıp, temel tarih sınavını geçemeyen, 7 ekim görüntülerini izlemeyi reddeden, ancak başkalarına ahlak dersleri vermeyi ısrarla sürdüren insanlar tarafından sürdürülüyor. onlar akıllarıyla değil duygularıyla, mantıkla değil kinle oy veriyorlar.
bunlar tarihten kopuk, bilgiden yoksun, ancak kendi erdemlerine inanan insanlardır. mamdani'ye oy veren ve onun için kampanya yapanlar işte bu insanlardır. onların alkışa ihtiyacı yok, eğitim, alçakgönüllülük ve gerçekle yüzleşme cesaretine ihtiyaçları var. savaştıklarını iddia ettikleri özgürlük, onların kınadıkları toplumlarda zaten var. artık cihatçılara empati adına onu parçalamak yerine korumayı öğrenmelerinin zamanı geldi.
kaynak
devamını gör...
42.
huur çocuğu @çürümüş şeyler var danimarka krallığında gözümüzün içine baka baka yaln sıçıyor sabah sabah.
çünkü israel'in amacı hiçbir zaman filistinlileri öldürmek değildi.
o yüzden 30bini çocuk 70bin sivili katlettiler. herkes gazze'ye bakarken batı şeria'da yüzlerce insanı öldürdüler.
senin gibi huur çocuğunun suçu yok. suç senin gibi bir huur çocuunu burada tutan yönetimde.
toplama kampında başka çıfıtların bokunu, etini yiyeceğine burada yazabiliyorsun sayelerinde.
çünkü israel'in amacı hiçbir zaman filistinlileri öldürmek değildi.
o yüzden 30bini çocuk 70bin sivili katlettiler. herkes gazze'ye bakarken batı şeria'da yüzlerce insanı öldürdüler.
senin gibi huur çocuğunun suçu yok. suç senin gibi bir huur çocuunu burada tutan yönetimde.
toplama kampında başka çıfıtların bokunu, etini yiyeceğine burada yazabiliyorsun sayelerinde.
devamını gör...
43.
insanlığı ve uygarlığı tehdit eden çok önemli iki özelliği var. güncel gerçeklik ile tarihsel gerçekliği yok sayarak narsistik ve şizofrenik bir alternatif gerçeklik yaratması ilki. diğeri ise suç eylemlerini ortadan kaldırmayı amaçlayarak hatta üstüne kurbanları suçlayarak* kaosu amaçlaması. her ikisi de islamcılar tarafından daha woke yokken benimsenip amaçlanıyordu zaten.
***
profesör james small, avrupalıların hiçbir zaman bir medeniyet inşa etmediğini ve ne roma imparatorluğu'nun ne de antik yunan'ın medeniyet oluşturmadığını söylüyor.
batı'dan nefret ettiği çok açık.
@ prof_jamessmall 15 yıl boyunca new york şehir üniversitesi'nde binlerce amerikalı öğrenciye ders verdi.
trump'ın ifadesini biraz değiştirerek söylersek:
"insanlar, ülkelerimizin temsilcileri neler olup bittiğini anlayana kadar üniversitelerin tamamen kapatılmasını istiyor"
kaynak
benzerleri:
"erdoğan konuşuyor:
"sizi 25 yıl geriye götürmek istiyorum. ülkemizde bir toplu iğne üretemiyorduk."
kaynak
bu da qatar tarafından fonlanan islamcı sosyal medya botu:
"1-)
"efendiler! yarın diktatörlüğümü ilan edeceğim."
cümlenin doğrusunun bu olduğunu aslında hepimiz biliyoruz ama 100 sene sonra bile hala bu gerçeği yüksek sesle söylemekten çekiniyoruz. mustafa kemal 29 ekim 1923'te bir cumhuriyet rejimi kurmadı. bu tartışmalı bir konu bile değil. iktidarın halk ve temsilcileri tarafından paylaşılmadığı hiçbir rejim, cumhuriyet değildir. mustafa kemal'in kurduğu rejim, cumhuriyet rejiminin altı temel özelliliği olan milli egemenlik, seçim ilkesi, hukukun üstünlüğü, kamu yararı, eşitlik ve fikir özgürlüğü ilkelerinden hiçbirisine sahip değildi."
kaynak, dikkat troll
***
islamcıların ve geri kalanın çoğu afrika kökenli siyahların zihinsel ve kültürel temellerinde batı medeniyeti yok. greko-romen, yahudi-hristiyan temel yok. rönesans, reform sonrası vestfalya avrupa düzeni, aydınlanma, rasyonalite, modernite, sanayi devrimi, 19. yy.'ın büyük dönüşümü hiç yok. bunları yok sayma ve inkar etme var.

daha tehlikeli olansa suç işlemeyi yok saymaları ve suç işlemeyenleri suçlu ilan ederek gerçekliği tersyüz etmeleri. türkiye'de korkutucu somut örnekleri yaşanıyor. gerçek yozlaşmışlar, hırsızlar ve katiller kol geziyorken hatta sistemi ele geçirmişken suçsuz insanlar hapsediliyor ve öldürülüyor.
zohran mamdani aynısını nyc için istiyor, şurada dolaylı olarak açıklıyor:
"zohran: "like police, prisons don't make us safer, they just remove problems out from view."
mamdani polis teşkilatını işlevsizleştirmeyi, cezaevlerini kapatmayı istiyor. bence aklında nyc sınırlarındaki siyah afrikalıları ve müslümanları silahlandırmak da vardır. böylece beyaz amerikalıları ve amerikan yahudilerini kolaylıkla soykırımla katledebilirler. mallarına mülklerine çökebilirler. türkiye'de bu işleri kolaylıkla yapamıyorlar tam olarak.
"mamdani'nin marksist ajandası ekonomik konularda ne kadar çılgınca olsa da (örneğin, “hükümet marketleri işletmeli!”), insanları şehirden uzaklaştırmak ve öldürülmelerine neden olmak için en çok etkili olan şey, suçluları destekleyen, kanun uygulayıcıları karşıtı ideoloji ve politikalardır."
ron desantis, florida valisi
mamdani'de ete kemiğe bürünen bu hastalıklı akım, tam olarak şunları hayata geçirmek istiyor:
link 1
link 2
türk insanı aşikar bunlara. yani suçluların kollanması, suçsuzların öldürülmesi veya hapsedilmesine...
finansörleri: qatar
***
profesör james small, avrupalıların hiçbir zaman bir medeniyet inşa etmediğini ve ne roma imparatorluğu'nun ne de antik yunan'ın medeniyet oluşturmadığını söylüyor.
batı'dan nefret ettiği çok açık.
@ prof_jamessmall 15 yıl boyunca new york şehir üniversitesi'nde binlerce amerikalı öğrenciye ders verdi.
trump'ın ifadesini biraz değiştirerek söylersek:
"insanlar, ülkelerimizin temsilcileri neler olup bittiğini anlayana kadar üniversitelerin tamamen kapatılmasını istiyor"
kaynak
benzerleri:
"erdoğan konuşuyor:
"sizi 25 yıl geriye götürmek istiyorum. ülkemizde bir toplu iğne üretemiyorduk."
kaynak
bu da qatar tarafından fonlanan islamcı sosyal medya botu:
"1-)
"efendiler! yarın diktatörlüğümü ilan edeceğim."
cümlenin doğrusunun bu olduğunu aslında hepimiz biliyoruz ama 100 sene sonra bile hala bu gerçeği yüksek sesle söylemekten çekiniyoruz. mustafa kemal 29 ekim 1923'te bir cumhuriyet rejimi kurmadı. bu tartışmalı bir konu bile değil. iktidarın halk ve temsilcileri tarafından paylaşılmadığı hiçbir rejim, cumhuriyet değildir. mustafa kemal'in kurduğu rejim, cumhuriyet rejiminin altı temel özelliliği olan milli egemenlik, seçim ilkesi, hukukun üstünlüğü, kamu yararı, eşitlik ve fikir özgürlüğü ilkelerinden hiçbirisine sahip değildi."
kaynak, dikkat troll
***
islamcıların ve geri kalanın çoğu afrika kökenli siyahların zihinsel ve kültürel temellerinde batı medeniyeti yok. greko-romen, yahudi-hristiyan temel yok. rönesans, reform sonrası vestfalya avrupa düzeni, aydınlanma, rasyonalite, modernite, sanayi devrimi, 19. yy.'ın büyük dönüşümü hiç yok. bunları yok sayma ve inkar etme var.

daha tehlikeli olansa suç işlemeyi yok saymaları ve suç işlemeyenleri suçlu ilan ederek gerçekliği tersyüz etmeleri. türkiye'de korkutucu somut örnekleri yaşanıyor. gerçek yozlaşmışlar, hırsızlar ve katiller kol geziyorken hatta sistemi ele geçirmişken suçsuz insanlar hapsediliyor ve öldürülüyor.
zohran mamdani aynısını nyc için istiyor, şurada dolaylı olarak açıklıyor:
"zohran: "like police, prisons don't make us safer, they just remove problems out from view."
mamdani polis teşkilatını işlevsizleştirmeyi, cezaevlerini kapatmayı istiyor. bence aklında nyc sınırlarındaki siyah afrikalıları ve müslümanları silahlandırmak da vardır. böylece beyaz amerikalıları ve amerikan yahudilerini kolaylıkla soykırımla katledebilirler. mallarına mülklerine çökebilirler. türkiye'de bu işleri kolaylıkla yapamıyorlar tam olarak.
"mamdani'nin marksist ajandası ekonomik konularda ne kadar çılgınca olsa da (örneğin, “hükümet marketleri işletmeli!”), insanları şehirden uzaklaştırmak ve öldürülmelerine neden olmak için en çok etkili olan şey, suçluları destekleyen, kanun uygulayıcıları karşıtı ideoloji ve politikalardır."
ron desantis, florida valisi
mamdani'de ete kemiğe bürünen bu hastalıklı akım, tam olarak şunları hayata geçirmek istiyor:
link 1
link 2
türk insanı aşikar bunlara. yani suçluların kollanması, suçsuzların öldürülmesi veya hapsedilmesine...
finansörleri: qatar
devamını gör...
44.
siyonistlerin dünyanın çivisini çıkararak tanrıyı kıyamete zorlama girişimidir. bunların inancına göre dünyada kötülükler, ahlaksızlıklar tavan yapmalıdır ki kıyamet yaklaşmalı, kurtarıcıları zuhur etmelidir.
israilin gazzede tüm insanlığın gözünün içine baka baka çoluk çocuk yakmasının en temel motivasyonu da tam olarak budur. internette netanyahunun koluna yapışarak mehdi hala zuhur etmedi, bir şey yapmalısın diye adamı darlayan hahamın görüntülerini arayıp bulabilirsiniz.
(bkz: tanrıyı kıyamete zorlamak)
israilin gazzede tüm insanlığın gözünün içine baka baka çoluk çocuk yakmasının en temel motivasyonu da tam olarak budur. internette netanyahunun koluna yapışarak mehdi hala zuhur etmedi, bir şey yapmalısın diye adamı darlayan hahamın görüntülerini arayıp bulabilirsiniz.
(bkz: tanrıyı kıyamete zorlamak)
devamını gör...
45.
solcular, beyazların asyalı çarşılarında ve çoğunlukla asyalıların bulunduğu yerlerde “yan gözle bakılmayı” ve yargılanmayı hak ettiklerini söylüyorlar. bu insanlar deli.
kaynak
"göçmenlerin milenyum kuşağı çocukları, miraslarıyla gerçekten çok karmaşık bir ilişki içindeler."
artık dümdüz beyaz karşıtı ırkçılığa dönüşüyor. şunların yaptıklarının yüzde biri beyaz olmayanlara yapılsa ortalık yangın yerine döner.
devamını gör...
46.
bugün, iran'da kurulup büyüyen bu direniş unsuru genişlemiş, büyümüş ve varlığını sürdürmektedir. bugün batı ülkelerinin, avrupa ülkelerinin ve hatta amerika'nın sokaklarında, gazze'deki direnişi ve filistin'deki direnişi destekleyen sloganlar atıldığını görüyorsunuz. yani, iran'da başlayan bu büyük ve değerli büyüme, bugün yavaş yavaş dünyanın büyük bir kısmına yayılmıştır. bu gereklidir. bu var olmalıdır. bu kutsal hareket, besic hareket, kutlu hareket, doğduğu yer olan islami iran'daki direniş hareketi, varlığını sürdürmeli, nesilden nesile el ele aktarılmalı ve allah'ın izniyle her geçen gün daha da güçlenerek ve daha da eksiksiz hale gelerek ilerlemelidir. bu nedenle, her yıl, bir önceki yıldan daha fazla, ülkemizin gençleri, ülke için çalışmaya hazır gençler arasında basij'i övmeli, kutsamalı ve tanıtmalıyız. besic hayatta olduğu sürece direniş de hayatta kalacaktır. besic sağlıklı, canlı ve hayatta olduğu sürece, dünyanın zorbalarına ve zalimlerine karşı direniş fenomeni hayatta kalacak ve büyüyecek, dünyanın ezilenleri kendilerini desteklenmiş hissedecek, kendilerini destekleyen, savunan, lehlerine konuşan ve mesajlarını dünyaya ileten bir güç olduğunu hissedeceklerdir.
kaynak
devamını gör...
47.
bu akımın çok fazla karakteristik özelliği var. mazlum ve mağdur olmadıkları halde öyle olduklarını iddia etmeleri ve bu zırvalara dayanarak sınırsız suç işleme yetkisine sahip olduklarını zannetmeleri ve bunu da fiili olarak uygulamaları. yaptıklarını da suç olarak görmüyorlar ve suçu kurbana yüklüyorlar. victim blaming
"pkk’lı terörist bese hozat:
“biz suç işlemedik ki af isteyelim.” link
şu videolu açıklamada tıpkı hamas militanları gibi kendilerine soykırıma maruz kaldıklarını iddia ediyor. video
bu aynı zihniyet, abd'de bindiği toplu taşıma aracında afrikalı bir zenci tarafından boğazı kesilerek öldürülen ukraynalı mülteci kadının katilinin serbest kalması için sosyal medyada kampanyalar başlatmıştı. yine aynı zihniyetteki yaratıklar 7 ekim 2023 katliamını günlerce coşkuyla kutlamış, terörle mücadeleyi ve teröristlerin imha edilmesini kriminalize etmişti, hala devam ediyorlar.
bakkaldan sakız çalmaktan soykırıma uzanan bir perdede sınırsız suç işleme ve suçlarının bedelini ödememe gibi bir anlayışları var. pedofili keltoş mişel fuko sağolsun gaza getirdi bunları...
"pkk’lı terörist bese hozat:
“biz suç işlemedik ki af isteyelim.” link
şu videolu açıklamada tıpkı hamas militanları gibi kendilerine soykırıma maruz kaldıklarını iddia ediyor. video
bu aynı zihniyet, abd'de bindiği toplu taşıma aracında afrikalı bir zenci tarafından boğazı kesilerek öldürülen ukraynalı mülteci kadının katilinin serbest kalması için sosyal medyada kampanyalar başlatmıştı. yine aynı zihniyetteki yaratıklar 7 ekim 2023 katliamını günlerce coşkuyla kutlamış, terörle mücadeleyi ve teröristlerin imha edilmesini kriminalize etmişti, hala devam ediyorlar.
bakkaldan sakız çalmaktan soykırıma uzanan bir perdede sınırsız suç işleme ve suçlarının bedelini ödememe gibi bir anlayışları var. pedofili keltoş mişel fuko sağolsun gaza getirdi bunları...
devamını gör...
48.
çünkü modern sol, ilkelere dayalı davranmıyor; kin, kendine yönelik nefret ve mağduriyet siyasetine saplantılı bir takıntıyla hareket ediyor. islamcıları, onlarla ortak değerlere sahip olmaları nedeniyle sevmiyorlar; onları, batı medeniyetine karşı bir koçbaşı olarak gördükleri için seviyorlar.
hristiyanlar, yahudiler ve hindular istikrarı, geleneği, aileyi, inancı ve milliyeti temsil ediyor - radikal solun nefret ettiği her şeyi yani. bu dinler, solun “sömürgeci” geçmişin baskıcı kalıntıları olarak gördüğü miras ve kimliğe dayanmaktadır. hristiyanları ve yahudileri inançlı insanlar olarak değil, ortadan kaldırılması gereken iktidar sahipleri olarak görürler. peki ya hindular? onlar kurban rolünü oynamadıkları için sorun teşkil ederler - başarılıdırlar, entegre olurlar ve muhafazakar sosyal değerlere sahipler.
öte yandan islamcılar, solun en sevdiği kisveye bürünmüş durumdalar: “ezilen azınlık”. kadın düşmanlığı, homofobi, antisemitizm, hoşgörüsüzlük solcuların umurunda değil. eğer bunlar batı gücünün “kurbanı” olarak nitelendirilebilecek bir gruptan geliyorsa, sol onu savunmak için elinden geleni yapar.
bu sevgi değil, çıkar. islamcılar batı'dan nefret eder. sol da aynı şekilde batı medeniyetinden nefret eder. bu da onları geçici müttefikler yapıyor; ve onların hayali zihinlerinde, batı medeniyeti yıkıldıktan sonra islamcılarla daha sonra ilgileneceklerdir. ancak tarih, başka türlüsünü anlatıyor.
tamamen boyun eğmeyi savunan dini-politik bir ideolojiyle anlaşma yapamazsınız. sol, hiç anlamadığı bir canavarı besliyor ve bu canavar onları da yutacak. ama önce, savunmak için çok korkak davrandıkları medeniyeti paramparça edecek.
“sol, bir canavarı besliyor...”
jim chimirie
devamını gör...
49.
büyüklerimizin şöyle bir sözü vardır; israil'i savununca, israil'den oturum alabileceğini sanan, yapay zeka kullanarak farklı dillerde paylaşım yapan hintliden al haberi.
devamını gör...
50.
51.
nazilerin yaptığı bir şeyi olumlu gösterip suç işlediğini düşündüğüm bir adet yazarın yazdığı başlık. bir nazi övmediğiniz kalmıştı.
devamını gör...
52.
"ıce görevlisi, protestocuya:
“bir çocuk cinsel istismarcısını tutuklamak için buradayız. biz çocuk cinsel istismarcısını tutuklamaya çalışırken, siz kornaya basarak soruşturmamızı engelliyorsunuz. sizin koruduğunuz kişiler işte bunlar... delilik bu.”
video
gerçekten delilik bu. görseldeki sırıtış normal birine ait değil:

video
zombileşmenin ete kemiğe bürünmüş hali.
"bu iblis, filistin yanlısı hareketi her yönüyle temsil ediyor. aptal, grotesk, deli ve normal toplumu tamamen reddeden bir varlık."
iblis
“bir çocuk cinsel istismarcısını tutuklamak için buradayız. biz çocuk cinsel istismarcısını tutuklamaya çalışırken, siz kornaya basarak soruşturmamızı engelliyorsunuz. sizin koruduğunuz kişiler işte bunlar... delilik bu.”
video
gerçekten delilik bu. görseldeki sırıtış normal birine ait değil:

video
zombileşmenin ete kemiğe bürünmüş hali.
"bu iblis, filistin yanlısı hareketi her yönüyle temsil ediyor. aptal, grotesk, deli ve normal toplumu tamamen reddeden bir varlık."
iblis
devamını gör...
53.
abd'li iki öğretmen, insan gibi yaşamak isteyen kendi vatandaşlarından kırk binini sadece iki haftada katleden iran molla rejiminin abd başkanı trump'ı ölümle tehdit etmesini kutluyoır. video
d*mokrat partili politikacı jasmine crockett: "suç işlemeniz sizi suçlu yapmaz." video
"elie mystal: "eğer bir göçmen tarafından öldürülürsem, lütfen çocuklarıma onun statüsünün umurumda olmadığını söyleyin." video
insanlık tarihinde suçu, suçluları, suç eylemi görülen fiilleri aklamaya bu kadar meraklı bir akım olmamıştır. tek bir suç var onlara göre: beyaz bir batılı olmak.
solcusu ayrı (soldakiler, cenk uygur ve ana kasparian) sağcı versiyonu ayrı kaçık. (tucker carlson ve candace owens)
video
d*mokrat partili politikacı jasmine crockett: "suç işlemeniz sizi suçlu yapmaz." video
"elie mystal: "eğer bir göçmen tarafından öldürülürsem, lütfen çocuklarıma onun statüsünün umurumda olmadığını söyleyin." video
insanlık tarihinde suçu, suçluları, suç eylemi görülen fiilleri aklamaya bu kadar meraklı bir akım olmamıştır. tek bir suç var onlara göre: beyaz bir batılı olmak.
solcusu ayrı (soldakiler, cenk uygur ve ana kasparian) sağcı versiyonu ayrı kaçık. (tucker carlson ve candace owens)
video
devamını gör...
54.
son aylarda özellikle abd'de ıce memurlarının faaliyetleri ve kendilerine karşı yapılanlarla birlikte bu akımın en kötü özelliklerinden biri göze batmaya başladı: suçu ve suçluyu aklama ve haklı görme çabası.



şu anda chp vekili olan fethi açıkel, 1996 yılında yayınlanan "kutsal mazlumluğun psikopatolojisi" adlı makalesinde türk-islam sentezinin mazlum öznesinden bahseder. ancak islamcılarla batılı ülkelerdeki sözde mağdur ve mazlum sjw'lerin zihin dünyaları neredeyse bire bir örtüşüyor. yıllar öncesinden medyum gibi bildirmiş resmen.
yapıp ettiklerinden, işledikleri suçlardan kendilerini ve savundukları kişileri neden sorumlu görmediklerine dair:
aşağıda püriten özne için bu kavram ve pratiklerin ne anlama geldiğini ve onun varoluşsal pratiklerini nasıl biçimlendirdiğini tartışacağız.
püriten pratik, mazlum ideolojinin aksine vicdanî açmazlar açısından farklı temel bir farklılık sergiler; zira püriten kendisini bir özne, sorumluluk sahibi bir aktör, yapıp eden, davranışlarından ve davranmayışlarından sorumlu bir ajan olarak görür. yani sorumluluk ve ehil olmak açısından hiçbir kısıtla karşı karşıya olmayan bir yasal kimlik olarak. mazlum öznenin aksine, kısıt ve yükümlülük altında değildir. hukuken “baliğ” ve “yetkindir” de. gelişmiş bir sorumluluk anlayışı vardır. üst-benin (süper-egonun) buyruklarını içselleştirmiştir; bu nedenle kendisine karşı –tutarlılığı korumak açısından– acımasızdır (gelişkin bir süperego). bu yüzden, ezik özne, dış dünyayı suçlama ve sorumluluktan kurtulma eğilimi gösterirken; püriten özne radikal bir biçimde kendi pratiklerini sorgular ve suçluluk duygusuyla karışık bir biçimde bunları gözden geçirir (horney, 1939:243); yeniden organize eder. ta ki pratikleri kusursuz düzeye ve süper-egonun itiraz etmeyeceği bir mükemmelliğe erişinceye dek.
püriten özne kendini eleştirerek motive eder; kendini suçlar; günahkâr/yanlış taraflarından iğrenir; kendi pratiklerine karşı son derece acımasızdır. esnekliğini yitirmiştir; ve takıntılı (obsessif) bir biçimde ideolojik doğruyu pratik yaşama geçirmeye çalışır. daha mükemmel bir pratik için kendini reddeder. bu yönüyle denebilir ki kendini arındırma pratikleri ahlâkî/imgesel bir katharsisi amaç edinmiştir. püritenizm sistematik bir biçimde keyiften, cinsel hazdan, eğlenceden, aşırı yemek vb. aşırılıklardan kaçar. püritenizm denebilir ki, genel olarak bir nevrotik-kathartik pratik olarak şekillenir. püriten pratikler, sistematik pratiklerdir ve irade merkezlidir. disiplin, irade ve sorumluluğu yüceltmeleri açısından çileci pratikler bedeni, –acıdan kaçan değil– acıyı üreten bir aygıta çevirirler. püriten özne dünyayı kendi bedenini acı içinde dönüştürerek, kendini –katlanabileceği en üst acı eşiğini yakalayarak– aşmaya (süblimasyon) çalışır.
*** *** ***
*** *** ***
öz-küçümseme, onun hem öznelliğini nasıl şekillendirdiğini, hem de dünyayı nasıl algıladığını gösterir. içinde bulunulan çaresizlik ve teslimiyet belli bir toplumsal, tarihsel gerçekliğe denk düşer. mazlum bir yakarış biçiminde şunu tekrarlar: “beni sevmeli, korumalı, bağışlamalısın, beni terketmemelisin, bana iyi davranmalısın, çünkü öylesine zayıf ve çaresizim ki”. horney bu yolu, benliğini ezilmiş ve horlanmış öznenin, dünyaya “sevgi yoluyla kendini kabul ettirme yolu” olarak görür. mazlumluğun bağrında barındırdığı “sevimlilik” de böyle bir ereğe hizmet eder.
roland barthes, benzeri bir betimlemeyi “acı çeken âşık özne” için yapar: meşruiyeti ve karşı konulamazlığı çektiği acıdan ve acısını sevişinden menkûl olan: ezik özne, dışarıdan bakan birinde sempati duygularını harekete geçirir. mahzundur. ve acısını sürekli meşrulaştırma ihtiyacı içindedir. çelişkili olarak, bir yandan şiddetli bir biçimde sevgiyi gereksinir, diğer taraftan da acı çeken halini devam ettirme eğilimindedir. onu mahzun bir güzelliğe ulaştırdığını düşündüğü çilesini sever. yoksunluk, onu “süslemiş”, “saflaştırmış” ve “güzelleştirmiştir”. biraz da bu nedenden ötürü çileli durumundan kurtulmayı istemez. sevgiyi gereksinir ve bunu edilgenliğini koruyarak almaya çalışır. mazlum öznenin, bedenini acı çeker bir halde bulmaktan duyduğu hoşnutluk onun narsizan eğiliminin bir başka açıdan daha ispatı olarak karşımıza çıkıyor. türk-islâm sentezinin “mazlum öznelerinin” acıyı ve bedenlerini metaforik olarak dillendirmelerinden, “tarihsel haksızlığa uğramış olma” ideasına olan bağımlılıklarından bu narsizan ögeyi çıkarsayabiliriz.
“acı çeken bedenin estetizasyonu” hemen hemen bütün mazlumluk söylemlerinin önemli bir ögesi olarak çıkıyor karşımıza. ve “öznenin kendi çileli serüvenini”, “acı çeken bedenini sevişindeki” mazoşizan-narsizan ögeyi daha açıkça gözler önüne seriyor (horney, 1939:236).
ezik öznenin sevgi gereksinimi o denli yüksektir ki en küçük bir ilgisizlik dahi kırılgan yapısnı tehdit eder (horney, 1962:112). mazlum özne, alıngandır. kendine ve kutsal addettiği şeylere karşı aşırı duyarlıdır ve kıskançtır. ihmal edilmeye tahammülü yoktur. çelişkili görünmekle beraber, bu alınganlık abartılı özdeğer duygusunun bir sonucudur. horney’e göre “yüksek öz-değer duygusu” zayıf öznenin kırılganlığı ve alınganlığıyla doğrudan bağlantılıdır. bu nedenle, ezik öznenin sevgi gereksinimi karşılanmadığında tepkisini (horney, 1962;147), kırgınlığın yanısıra kızgınlık ve öfke şeklinde gösterir.
mazlum psikolojisinin, bireysel düzeyde şefkat söyleminden kırgınlık ve öfke söylemine dönüşümü toplumsal düzeyde eziklik söyleminin nasıl güç söylemine gebe olduğunu anlamamıza da ışık tutar. mazlum, kendisini dünyaya kabul ettirmeyi sağlayacak iktidar ve itibar araçlarından yoksun olduğu için, bir masumiyet-mahzuniyet dili üretir. sevgi söylemi, onun kendisini dünyaya kabul ettirebilmesinin neredeyse tek yoludur. ancak belirttiğimiz gibi, sevginin önemli bir bölümü yine kendi acısı aracılığıyla kendisine yöneliktir. pozitif bir süblimasyon pratiğine dönüşmediği sürece, mazlumun sevgi söylemi yüksek düzeyde bir narsizan içerik barındırmaya devam edecektir.
kutsal mazlumluğun psikopatolojisi - fethi açıkel
hiçbir zaman bundan vazgeçmeyecekler.



şu anda chp vekili olan fethi açıkel, 1996 yılında yayınlanan "kutsal mazlumluğun psikopatolojisi" adlı makalesinde türk-islam sentezinin mazlum öznesinden bahseder. ancak islamcılarla batılı ülkelerdeki sözde mağdur ve mazlum sjw'lerin zihin dünyaları neredeyse bire bir örtüşüyor. yıllar öncesinden medyum gibi bildirmiş resmen.
yapıp ettiklerinden, işledikleri suçlardan kendilerini ve savundukları kişileri neden sorumlu görmediklerine dair:
aşağıda püriten özne için bu kavram ve pratiklerin ne anlama geldiğini ve onun varoluşsal pratiklerini nasıl biçimlendirdiğini tartışacağız.
püriten pratik, mazlum ideolojinin aksine vicdanî açmazlar açısından farklı temel bir farklılık sergiler; zira püriten kendisini bir özne, sorumluluk sahibi bir aktör, yapıp eden, davranışlarından ve davranmayışlarından sorumlu bir ajan olarak görür. yani sorumluluk ve ehil olmak açısından hiçbir kısıtla karşı karşıya olmayan bir yasal kimlik olarak. mazlum öznenin aksine, kısıt ve yükümlülük altında değildir. hukuken “baliğ” ve “yetkindir” de. gelişmiş bir sorumluluk anlayışı vardır. üst-benin (süper-egonun) buyruklarını içselleştirmiştir; bu nedenle kendisine karşı –tutarlılığı korumak açısından– acımasızdır (gelişkin bir süperego). bu yüzden, ezik özne, dış dünyayı suçlama ve sorumluluktan kurtulma eğilimi gösterirken; püriten özne radikal bir biçimde kendi pratiklerini sorgular ve suçluluk duygusuyla karışık bir biçimde bunları gözden geçirir (horney, 1939:243); yeniden organize eder. ta ki pratikleri kusursuz düzeye ve süper-egonun itiraz etmeyeceği bir mükemmelliğe erişinceye dek.
püriten özne kendini eleştirerek motive eder; kendini suçlar; günahkâr/yanlış taraflarından iğrenir; kendi pratiklerine karşı son derece acımasızdır. esnekliğini yitirmiştir; ve takıntılı (obsessif) bir biçimde ideolojik doğruyu pratik yaşama geçirmeye çalışır. daha mükemmel bir pratik için kendini reddeder. bu yönüyle denebilir ki kendini arındırma pratikleri ahlâkî/imgesel bir katharsisi amaç edinmiştir. püritenizm sistematik bir biçimde keyiften, cinsel hazdan, eğlenceden, aşırı yemek vb. aşırılıklardan kaçar. püritenizm denebilir ki, genel olarak bir nevrotik-kathartik pratik olarak şekillenir. püriten pratikler, sistematik pratiklerdir ve irade merkezlidir. disiplin, irade ve sorumluluğu yüceltmeleri açısından çileci pratikler bedeni, –acıdan kaçan değil– acıyı üreten bir aygıta çevirirler. püriten özne dünyayı kendi bedenini acı içinde dönüştürerek, kendini –katlanabileceği en üst acı eşiğini yakalayarak– aşmaya (süblimasyon) çalışır.
*** *** ***
*** *** ***
öz-küçümseme, onun hem öznelliğini nasıl şekillendirdiğini, hem de dünyayı nasıl algıladığını gösterir. içinde bulunulan çaresizlik ve teslimiyet belli bir toplumsal, tarihsel gerçekliğe denk düşer. mazlum bir yakarış biçiminde şunu tekrarlar: “beni sevmeli, korumalı, bağışlamalısın, beni terketmemelisin, bana iyi davranmalısın, çünkü öylesine zayıf ve çaresizim ki”. horney bu yolu, benliğini ezilmiş ve horlanmış öznenin, dünyaya “sevgi yoluyla kendini kabul ettirme yolu” olarak görür. mazlumluğun bağrında barındırdığı “sevimlilik” de böyle bir ereğe hizmet eder.
roland barthes, benzeri bir betimlemeyi “acı çeken âşık özne” için yapar: meşruiyeti ve karşı konulamazlığı çektiği acıdan ve acısını sevişinden menkûl olan: ezik özne, dışarıdan bakan birinde sempati duygularını harekete geçirir. mahzundur. ve acısını sürekli meşrulaştırma ihtiyacı içindedir. çelişkili olarak, bir yandan şiddetli bir biçimde sevgiyi gereksinir, diğer taraftan da acı çeken halini devam ettirme eğilimindedir. onu mahzun bir güzelliğe ulaştırdığını düşündüğü çilesini sever. yoksunluk, onu “süslemiş”, “saflaştırmış” ve “güzelleştirmiştir”. biraz da bu nedenden ötürü çileli durumundan kurtulmayı istemez. sevgiyi gereksinir ve bunu edilgenliğini koruyarak almaya çalışır. mazlum öznenin, bedenini acı çeker bir halde bulmaktan duyduğu hoşnutluk onun narsizan eğiliminin bir başka açıdan daha ispatı olarak karşımıza çıkıyor. türk-islâm sentezinin “mazlum öznelerinin” acıyı ve bedenlerini metaforik olarak dillendirmelerinden, “tarihsel haksızlığa uğramış olma” ideasına olan bağımlılıklarından bu narsizan ögeyi çıkarsayabiliriz.
“acı çeken bedenin estetizasyonu” hemen hemen bütün mazlumluk söylemlerinin önemli bir ögesi olarak çıkıyor karşımıza. ve “öznenin kendi çileli serüvenini”, “acı çeken bedenini sevişindeki” mazoşizan-narsizan ögeyi daha açıkça gözler önüne seriyor (horney, 1939:236).
ezik öznenin sevgi gereksinimi o denli yüksektir ki en küçük bir ilgisizlik dahi kırılgan yapısnı tehdit eder (horney, 1962:112). mazlum özne, alıngandır. kendine ve kutsal addettiği şeylere karşı aşırı duyarlıdır ve kıskançtır. ihmal edilmeye tahammülü yoktur. çelişkili görünmekle beraber, bu alınganlık abartılı özdeğer duygusunun bir sonucudur. horney’e göre “yüksek öz-değer duygusu” zayıf öznenin kırılganlığı ve alınganlığıyla doğrudan bağlantılıdır. bu nedenle, ezik öznenin sevgi gereksinimi karşılanmadığında tepkisini (horney, 1962;147), kırgınlığın yanısıra kızgınlık ve öfke şeklinde gösterir.
mazlum psikolojisinin, bireysel düzeyde şefkat söyleminden kırgınlık ve öfke söylemine dönüşümü toplumsal düzeyde eziklik söyleminin nasıl güç söylemine gebe olduğunu anlamamıza da ışık tutar. mazlum, kendisini dünyaya kabul ettirmeyi sağlayacak iktidar ve itibar araçlarından yoksun olduğu için, bir masumiyet-mahzuniyet dili üretir. sevgi söylemi, onun kendisini dünyaya kabul ettirebilmesinin neredeyse tek yoludur. ancak belirttiğimiz gibi, sevginin önemli bir bölümü yine kendi acısı aracılığıyla kendisine yöneliktir. pozitif bir süblimasyon pratiğine dönüşmediği sürece, mazlumun sevgi söylemi yüksek düzeyde bir narsizan içerik barındırmaya devam edecektir.
kutsal mazlumluğun psikopatolojisi - fethi açıkel
hiçbir zaman bundan vazgeçmeyecekler.
devamını gör...
55.
abd'de bu akıma kendini kaptıran öğretmenlerin sayısı epeyce fazla. yeni nesilleri de bu öğretmenler eğitiyor sonuçta.
florida valisi ron desantis, eyaletteki öğretmenlerin batı medeniyeti, antik yunan ve roma, iskoç aydınlanması ve ingiliz edebiyatı tarihi derslerini alacakları bir yurttaşlık kursunu başlatmış. videoda kendisi duyuruyor.
kursa katılan öğretmenler ekstradan 3000 dolar alacakmış. katılım için başvuru sayıları da epey yüksek.
florida valisi ron desantis, eyaletteki öğretmenlerin batı medeniyeti, antik yunan ve roma, iskoç aydınlanması ve ingiliz edebiyatı tarihi derslerini alacakları bir yurttaşlık kursunu başlatmış. videoda kendisi duyuruyor.
kursa katılan öğretmenler ekstradan 3000 dolar alacakmış. katılım için başvuru sayıları da epey yüksek.
devamını gör...
56.
geri zekalı ucube kültürü.
devamını gör...
57.
the odyssey'de helen gibi bir karakteri siyahi bir aktrise oynatmayı başarmış artık gına getiren kültürdür.
devamını gör...
58.
bir gün zenci elf göreceğim diye aklım çıkıyor.
beni bu tür kaygılara sürükleyen hede.
beni bu tür kaygılara sürükleyen hede.
devamını gör...
59.
eğer isterlerse türkiyedeki şubelerinde işe başlayabilirim. siyah elf severim, tombul kadınları yüceltir lgbti bireylerde dans ederim. bokunu çıkaran onları görmezden gelenler. daha yine yeni görünmeye başladılar. biraz sarsılın.
devamını gör...
60.
hem güncel gerçekliği hem de tarihsel olanı çarpıtmayı ilke edinmeleri, en önemli özelliklerinden. tarihin gördüğü en ağır narsisistler bunlar.
abd'nin israel ile daha da yakınlaşması, abd'nin en iyi müttefikinin israel olması gerçeğine karşı ermeni soykırımı yahudi ulusuna iteleniyor:

ermenileri soykırımla katledip malına mülküne çökenler müslüman anadolu türkleriydi. zaten sahip oldukları her şeyi başkalarından çaldılar. hırsızlık ve parazitlik genlerine işlemiş.
büşra hanım da iran'ın bütün orta doğu'yu, düşmanlarını aşağıladığını ve şehrin yeni patronu olduğunu söylemiş. gerçekler öyle değil tabi.

tüm hayatları gerçeğin yalanlarla ve çarpıtmalarla kapatılmasına yönelik. insanlık tarihi bunlar gibisini görmedi.
abd'nin israel ile daha da yakınlaşması, abd'nin en iyi müttefikinin israel olması gerçeğine karşı ermeni soykırımı yahudi ulusuna iteleniyor:

ermenileri soykırımla katledip malına mülküne çökenler müslüman anadolu türkleriydi. zaten sahip oldukları her şeyi başkalarından çaldılar. hırsızlık ve parazitlik genlerine işlemiş.
büşra hanım da iran'ın bütün orta doğu'yu, düşmanlarını aşağıladığını ve şehrin yeni patronu olduğunu söylemiş. gerçekler öyle değil tabi.

tüm hayatları gerçeğin yalanlarla ve çarpıtmalarla kapatılmasına yönelik. insanlık tarihi bunlar gibisini görmedi.
devamını gör...
