yazarların çektiği çiçek fotoğrafları
başlık "maviçilek" tarafından 12.03.2022 18:51 tarihinde açılmıştır.
1221.
1222.
devamını gör...
1223.
1224.
ben de tam senin fotonu atacaktım
ama sen atmışsın zaten
gerek kalmadı yani
ama sen atmışsın zaten
gerek kalmadı yani
devamını gör...
1225.
1226.
1227.
1228.
1229.
1230.
1231.
1232.
1233.
devamını gör...
1234.
madem buraya yerleşiyorum, en sevdiğim entrylerimden birisini revize ederek buraya taşıyayım.

bu anlamsız papatyanın bir hikayesi var. biraz uzun ama anlatayım.
sanırım 2-3 sene oluyor. istanbul’daki ilk zamanlarım. birden atıldım bu tempoya, ve hiçbir zaman “ben artık istanbul’da yaşıyorum.” farkındalığım olmadı.
bunun yan etkisi olarak şehrin gerginliğini aldım üstüme. en ufak şeylere sinirlenip her şeyi terslediğim bir dönemdi. istanbul’un puslu havasını almıştım üzerime.
gergin bir şekilde bindim metrobüse. o an insanların duygudurumları etrafında görülse, benim çevremi kaplayan derin bir karanlık olurdu. genel olarak öyle birisi olmasam da istanbul beni içine çekeli çok olmuştu.
ben oturduktan sonra karşıma genç bir çift oturdu. yol uzun, kafam cama dayalı, sektire sektire gidiyorum kafamı. hem biraz canım açıyor hem de hoşuma gidiyor bir şeyleri hissetmek hafiften. sinirden başım ağrıdığında birebir bir yöntem.
bir süre sonra müzikten başım ağrıdı ve ne oluyor etrafta diye süzerken kalabalığın içinde, karşımdaki çifti gördüm. piknikten geliyorlardı belli. ellerinde sepet, günün ne kadar güzel geçtiğine dair konuşurken parlayan 2 çift göz. kızın kucağında bir demet papatya.
hafif bir gülümseyip kafamı cama tekrar yasladım. “heh” dedim. “burada da yaşamayı bilen insanlar varmış.” o ara inmeye yeltendiler. kızın buketinden koptu bir papatya ve yere düştü. farketmediler. yere uzanıp alıp geri vermeye yeltendim, ne enerjim yetti ne yetişebildim onlar inene kadar. o kadar gergin ve umutsuz insanın içinden güle oynaya indiler aşağı.
eğildim yere ve aldım bu papatyayı. garip bir histi. filmlerdeki metaforlar gibi. etrafı birden çiçekler sarıp yeşillikler içersinde insanlar dans etmedi tabii. o kadar da fabl değil hayal dünyam. yine de hafiften silkelenip kendime gelmemi sağladı. ben olduğum gibi olayım, diğer insanlardan banane.
bu çiçek yaşamadı elimde. koydum cebime eve getirdim. çürüyene kadar durdu bir köşede. geriye bu fotoğraf kaldı.

bu anlamsız papatyanın bir hikayesi var. biraz uzun ama anlatayım.
sanırım 2-3 sene oluyor. istanbul’daki ilk zamanlarım. birden atıldım bu tempoya, ve hiçbir zaman “ben artık istanbul’da yaşıyorum.” farkındalığım olmadı.
bunun yan etkisi olarak şehrin gerginliğini aldım üstüme. en ufak şeylere sinirlenip her şeyi terslediğim bir dönemdi. istanbul’un puslu havasını almıştım üzerime.
gergin bir şekilde bindim metrobüse. o an insanların duygudurumları etrafında görülse, benim çevremi kaplayan derin bir karanlık olurdu. genel olarak öyle birisi olmasam da istanbul beni içine çekeli çok olmuştu.
ben oturduktan sonra karşıma genç bir çift oturdu. yol uzun, kafam cama dayalı, sektire sektire gidiyorum kafamı. hem biraz canım açıyor hem de hoşuma gidiyor bir şeyleri hissetmek hafiften. sinirden başım ağrıdığında birebir bir yöntem.
bir süre sonra müzikten başım ağrıdı ve ne oluyor etrafta diye süzerken kalabalığın içinde, karşımdaki çifti gördüm. piknikten geliyorlardı belli. ellerinde sepet, günün ne kadar güzel geçtiğine dair konuşurken parlayan 2 çift göz. kızın kucağında bir demet papatya.
hafif bir gülümseyip kafamı cama tekrar yasladım. “heh” dedim. “burada da yaşamayı bilen insanlar varmış.” o ara inmeye yeltendiler. kızın buketinden koptu bir papatya ve yere düştü. farketmediler. yere uzanıp alıp geri vermeye yeltendim, ne enerjim yetti ne yetişebildim onlar inene kadar. o kadar gergin ve umutsuz insanın içinden güle oynaya indiler aşağı.
eğildim yere ve aldım bu papatyayı. garip bir histi. filmlerdeki metaforlar gibi. etrafı birden çiçekler sarıp yeşillikler içersinde insanlar dans etmedi tabii. o kadar da fabl değil hayal dünyam. yine de hafiften silkelenip kendime gelmemi sağladı. ben olduğum gibi olayım, diğer insanlardan banane.
bu çiçek yaşamadı elimde. koydum cebime eve getirdim. çürüyene kadar durdu bir köşede. geriye bu fotoğraf kaldı.
devamını gör...
1235.
1236.
1237.
1238.
1239.
1240.