381.
ben dünyanın son simyacısı sen de felsefe taşımsın.
devamını gör...
382.
ve bir aralık , kaçamak bakislarla gözlerine baktim.bos bakan bu karanlik gözlerin arkasinda sanki hickimse yoktu.
devamını gör...
383.
tarot bakan hanımefendi totosundan atmadıysa şehir dışında yaşama planıma bunlar gecici sen esas yurtdışında yaşayacaksın dedi.
nolur düşündüğüm yerlerden biri çıkmasın kıbrıs gürcistan falan. ingiltere'ye de razıyım. aslında değilim. ingiltere de olmasın nolur ya. amerika olur isveç olur ne bileyim holanda olur.
ama güzel haber neticede. enfes.
devamını gör...
384.
"hergün yürüdüğün yollarda bugün yeni bir şeyler bul"
devamını gör...
385.
at yarışlarında en büyük kazanç kendini kaybetmemektir. winston churchill haziran 1945 yenice
devamını gör...
386.
"kendinden ne kadar uzaksan, aslına kendine o kadar yakınsın. yeryüzünde sana en uzak nokta aslında sırtındır."

(kaybedenler kulübü / kuşbeyin)
devamını gör...
387.
"olmayana takılıp da olanları kaybetmek istemedim"
devamını gör...
388.
"insan bir gizemdir: eğer tüm yaşamını onu çözmekle geçirsen, zamanını boşa harcamış olmazsın. ben kendim bu gizemle meşgul oluyorum, çünkü ben bir insan olmak istiyorum."
fyodor dostoyevski
devamını gör...
389.
geçen gün bi arkadaşım söylemişti, yapmak isteyen çaresini istemeyen bahanesini bulur.
devamını gör...
390.
...genç adam o karanlık sulara atlamaktan geri durmadı. cesaretinin bedelini ağır ödeyecekti. yere yığıldı. ölümcül sularından içtiği deniz gibi çırpındı ve duruldu.
taslak aşamasındaki çalışmamdan bir alıntı.
devamını gör...
391.
"insanları temel ihtiyaçları ile meşgul edersen, özgürlüklerini kaybetmiş olduklarını unuturlar."
devamını gör...
392.
bir kere ölen birini bir daha öldüremezsiniz.
devamını gör...
393.
bir devrimcinin komünizme olan hasreti kadar heyecan doluydu seni bekleyişimdeki hasret..
devamını gör...
394.
"bilmelisin ki, küçümsediğin her şey için gün gelir önemsediğin bir bedel ödersin."
devamını gör...
395.
cahiller her şeyi bildiği için öğrenmeye ihtiyaç duymazlar.
devamını gör...
396.
balıkçılar,denizin tehlikeli, fırtınaların berbat olduğunu bilirler.ama bu tehlikeler onları kıyıda kalmaya ikna edemez.
devamını gör...
397.
her arayan bulamaz fakat bulanlar arayanlardır.
devamını gör...
398.
"son yıllarda artmaya başlayan strese dayalı zihinsel ve ruhsal hastalıklarla birlikte, insanoğlunun içsel duyuları daha bilinçli hale getirebilmek arayışları, eski kadim bilgilerin yeni formlar oluşturarak bilimle birleşmeye başlaması, insanları ruhsal arayışlarında daha bilinçli bir hale getirmeye başladı. meditasyon, dua, mantralar, ses şifası, yoga, nefes ve beden egzersizlerine dayalı pek çok ruhsal çalışma birçok insan tarafından uygulanmaya başladı. bütün bu ruhsal çalışmalardan hangisini yaparsak yapalım önemli olan şeklin ötesine geçip, iç dünyamızla bağlantımızı mümkün olduğu kadar kuvvetlendirebilmek ve sezgiye dayanan ruhsal yönümüzle tekrar temasa geçebilmektir.

çocuklar, sıklıkla yanlış anlaşılmalarla karşı karşıya kaldıkları için hayal kırıklığına uğrarlar. çünkü dili nasıl kontrol edeceklerini bilemezler, birşeyi ifade etme konusunda zorlanırlar, fikirleri ve bilgileriyle nasıl iletişim kuracaklarını öğrenmeleri zaman içerisinde gelişir. duyguları, çocukların ses tonundan anlamak çok kolaydır, düzgün cümleler kuramasalar dahi duygularını ses tonlarıyla doğal bir şekilde ifade edebilirler. çocukken ihtiyaçlarımız, duygularımız ve isteklerimizle daha yakın iletişim halindeyizdir. acıkınca ağlarız, çığlığı umursamadan basarız, kahkahalarla dakikalarca gülebiliriz ya da canımız yanınca inleyerek ağlayabiliriz, her şey doğal akışında zorlamadan süre gider. beden, düşüncelerden ayrışmamıştır, doğal olarak ağrı, zevk, renk, ses ve kokuya ilişkin fiziksel duyumları yoğun bir şekilde fark ederiz.

fakat büyüdükçe bize sessizce oturup birşeyleri öğrenmemiz gerektiği söylenir ve eğitim dönemiyle birlikte küçük kölelik devri de başlamış olur. düşünürken sessiz olmalıyız ve tabii her düşündüğümüzü ulu orta söylememeliyizdir, bağırarak şarkılar söyleyemeyiz, kızlar kikirdiyorsa çok ayıptır, erkekler ağlıyorsa hiç yakışmaz ve kurallar liste halinde uzamaya devam ederken bedenimiz ve ruhumuz arasında en önemli köprü olan sesimizle olan doğal bağımızı kaybederiz. zekayı geliştirmek bir kalem, bir kitap ve sadece gözlerimize indirgenir.

bizlere, doğal gücümüz ve yeteneklerimizden emin olmamamız ve korkmamız öğretildi. duygularımızı ifade ederken doğal, içten gelen cümleler kurmakla uğraşmadan kısa cümlelerle geçiştiriyoruz ve birbirinin tekrarı robotlaşmış kelimeler sarf ediyoruz. korkular, endişeler, mutsuzluk halleri, geçmiş olaylarla ilgili takıntılar, zihinden üretilen negatif frekanslar hem ruhumuz ve bedenimizle olan ilişkiyi kaybetmemizden hem de dışarı dünyadan gelen ses teröründen kaynaklanıyor. şehir yaşamı, insanları hızlı bir koşturmacanın içinde sürüklerken etraftaki ses kirliliği, her geçen gün çoğalıyor. arabaların motor sesleri, kornalar, kalabalıklardaki insan seslerinin uğultusu, yüksek sesle açılmış müzik sesleri, cep telefonları, televizyonlarda sıklıkla rastlayacağınız şiddet ve savaş görüntüleri. bütün bu negatif titreşimler, biz duymasak dahi ruhsal ve bedensel enerji alanlarımızı bir bıçak gibi kesiyor. önce zihinsel hastalıklarla başlayan yaralanmalar, ses terörüne maruz kaldıkça ve farkındalık seviyesi düştükçe, bedene kadar ulaşıyor sonra da ciddi bedensel hastalıklara yol açmaya başlıyor. sağlık, iç ve dış dünyamız arasındaki balanstır ve dinlemek, her iki dünyanın da aktif farkındalığıdır.

ana titreşimlerimizin en uyumlu olduğu kaynak doğanın sesleridir. bu yüzden kuşların melodileri, koca dağlardan esip yüzümüzü okşayan rüzgar melodilerle okşar bizi. akan suların seslerini işitirken ruhumuzun da hafiflediğini, sakinleştiğimizi fark ederiz , suların şıkırtısı alır bütün kaygılarımızı. okyanuslardan tonlarca plastik çıkıyorsa bu bizlerin nasıl kirlendiğine ayna tutuyor. dönüşümü hepimiz yaşıyoruz, bizim de değişen dünyaya adapte olabilmemiz için sağlıklı bir yol bulmamız gerekiyor. kalıplara saplanıp kalmak ve olumsuzluklarla savaşmaya devam etmek ya da iç dünyamızın dönüşümüne cesaretle yaklaşarak, korkularımızın ötesine geçip dış dünyadaki evrimsel bilinç dönüşümünün bir parçası olup olmamak için seçme şansına sahibiz."

don g. campbell
devamını gör...
399.
"sen çekil aradan tezahür etsin yaradan." tasavvufçulardan duyduğum muhteşem söz. şöyle ki, insanın fıtratında acelecilik, kontrolcülük, her şeyin bir an önce olup bitmesini isteme gibi huylar vardır, o yüzden de çoğunlukla sabırsız davranarak hayatına girecek güzellikleri "zaten olmaz, ben kimim ki, boşuna uğraşıyorum." gibi vesveselerle engeller yani insanın düşmanı yine kendisidir. ama ne zaman ki elinden gelenin en iyisini yapıp içinde umutla, tevekkül ve teslimiyetle kendini serbest bırakır, işte o zaman yaradan, ya onun muradını gerçekleştirir ya da daha hayırlısını verir. bu noktada da daha hayırlısı olduğunu nasıl bileceğiz gibi endişelere kapılanlara da "görenedir görene köre ne" derler yani ancak kalp gözü açık olanların, yaşanan her şeyin içinde bir hayır olduğunu görebileceğini ifade ederler.
devamını gör...
400.
we're all gonna make it brah
-zzyz
devamını gör...

bu başlığa tanım girmek için olabilirsiniz.

zaten üye iseniz giriş yapabilirsiniz.

"yazarların duydukları enfes cümleler" ile benzer başlıklar

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim