61.
kafa iznine çıkın, 50 saat 5 sene gibi geçiyor.
devamını gör...
62.
sevilen insanla yapılan her şey.
devamını gör...
63.
sevdicegin yanina gitmek.
devamını gör...
64.
teorik olarak bunun mümkün olmadığını biliyoruz ve aslında bu psikoloji yanılsama dan öte bir şey değildir. yaşlandıkça, zamanın parmaklarınızın arasından kayıp gittiğini daha sık hissedersiniz. ama gerçekten öyle mi? daha da önemlisi, onu durdurabilir miyiz?
nasıl algılıyoruz
zaman?
nesnel olarak, zaman elbette eşit hareket eder, ancak duygularımız aksini gösterir.
bizim için zamanın geçişi en az üç bileşene bağlıdır!
ruh hali, yaş ve çevre.
örneğin, bir kaza durumunda, birçok insan zamanın durduğunu fark eder veya zanneder.
eğlenceli bir partide, zaman tamamen fark edilmeden uçuyor gibi görünüyor (tıpkı bardaktaki suyun bitmesi gibi)
zamanı evrensel bir sabit olarak düşünmemeliyiz: beynimiz bir tür kozmik saatle senkronize değildir ve kişisel zaman algısı büyük ölçüde bireysel özelliklere bağlıdır.
her şey görecelidir
"korelasyon teorisine" göre, yaşadığımız zamanla ilişkili olarak belirli zaman dilimlerini algılarız.
4 yaşındaki bir çocuk için bir yıl, tüm yaşamının %25'idir. ve 50 yaşındaki biri için bir yıl, hayatının sadece %2'sidir.
nasıl algılıyoruz
zaman?
nesnel olarak, zaman elbette eşit hareket eder, ancak duygularımız aksini gösterir.
bizim için zamanın geçişi en az üç bileşene bağlıdır!
ruh hali, yaş ve çevre.
örneğin, bir kaza durumunda, birçok insan zamanın durduğunu fark eder veya zanneder.
eğlenceli bir partide, zaman tamamen fark edilmeden uçuyor gibi görünüyor (tıpkı bardaktaki suyun bitmesi gibi)
zamanı evrensel bir sabit olarak düşünmemeliyiz: beynimiz bir tür kozmik saatle senkronize değildir ve kişisel zaman algısı büyük ölçüde bireysel özelliklere bağlıdır.
her şey görecelidir
"korelasyon teorisine" göre, yaşadığımız zamanla ilişkili olarak belirli zaman dilimlerini algılarız.
4 yaşındaki bir çocuk için bir yıl, tüm yaşamının %25'idir. ve 50 yaşındaki biri için bir yıl, hayatının sadece %2'sidir.
devamını gör...
65.
işaret parmaklarınızı birbirine dokundurmak ile gerçekleşir.
devamını gör...
66.
sıkıcı bir şey yapmak ya da sıkıldığın bir yerde bulunmak. geçmek bilmiyor öyle zaman adeta duruyor.
devamını gör...
67.
mümkün olmadığı şu entryde zaten anlatılmış, anlatanın eline sağlık; #1526536
maalesef yoktur. zaman tek boyutludur, bizim bakışımıza göre her saniye bir noktanın yanına bi nokta daha koymak gibi sonsuza dek ileri doğru gider. durmaz çünkü durursa entropi dediğimiz olayda bug yaşanır. ama durmaya en yakın anı planck uzunluğudur. 0,1 dakikada 1'in soluna 42 sıfır koyarsanız bildiğimiz fizik yasalarının gidebildiği en kısa ana gidersiniz. oradan ötesinde buranın kanunları çalışmaz. çalışması için einstein ve newton'ı üç kuruşa satmanız gerekli.
o en kısa anın ötesine ancak ufak bi gözatma imkanı olur. matematikte bazı kurnazlıklar yaparak gözatabiliriz. (bkz: sicim teorisi)
deneyimleyebilir miyiz? hayır. o diyardan bu diyara bir şeyler getirebilir miyiz? belki. (bkz: süpersimetri) cern, dünyanın en pahalı ikinci yapıtı. birincisi ise iss. bir de iter var tabii, birkaç yıl sonraki maliyeti tüm zamanların en pahalı faturası olacak. cern'de birçok şey yapıldığı gibi bir de sizin 50 tlye evinizde yapabileceğiniz deneyin daha profesyonel hali yapılır. (bkz: belirsizlik ilkesi)
gözlemci varken elektronlar dalga deseni oluşturmuyor. gözlemci yokken dalga oluyor. gözlemci varken bir dalgayı değil, sizin gibi katı bir nesneyi yaratan küçük askerler doğmuş oluyor. kısaca doğadaki her şeyden en az iki(veya sonsuz) sayıda vardır. siz bakarken vardır siz bakmazken yokturlar.
sözlüğe üye olduğumda profil fotoğrafına koyduğum şu kum saati tasviri, başka bi zamanda ikinci bir sizi oluşturan süpersimetrik elektronlar ile gerçek benliğinizin selaşmasını tasvirler. *

elektronlar(yani sizin elektronlarınız kadar, diğer her şeyin elektronları da) gözlemlenmediği(ölçülmediği) zaman "her yerde, aynı anda var olabilen bir şey" şeklinde özetlenebilecek bir haldedir. üç boyutlu evrene entegre beyinlerimizin kolay kavrayamadığı bu hallerine ise kuantum mekaniğinde dalga fonksiyonu denir. tebrikler! einstein'ı sırtından bıçakladınız çünkü kendisi ölene dek bu durumu kabullenmedi. olup bitenleri(ki o dönem bunların çok azı biliniyordu) "ben bakmadığımda arkamdaki ay'ın var olmadığını kabul edemem" diyerek reddetmiştir.
sicim teorisi ise yukarıdaki tüm gerçekliği kabul eder. hepsi doğrudur ve tüm olup biten doğadaki 4 temel kuvvet ile açıklanabilir der. bütün bunları da tıpkı bir yazılım dili gibi matematik diliyle çözer. nedensellik ilkesi engel mi oluyor? teoriye birkaç sayfa denklem koyduğunuzda sorun çözülür. tanrı var mıdır? birkaç denklemle onu da yaratır. sicim her soruya cevap verir, bunu da matematikle yapar. otostopçu'nun galaksi rehberi gibi. nihai olan, her şeyin cevabını veren sihirli denklemi ise şudur;

bu görseldeki denklem aynı zamanda ödüllü sorudur. kimisi bu denklemle alay eder, kimisi de varlığımızı bu denkleme, denklemi de varlığımıza yorar ve soruyu çözmeye çalışır.
insan, bilinç, ruh, duygu gibi kavramlar bu realitede kendine yer edinemez. yaşamın gayesi bu denklemin içinde yoktur. binlerce yıl eşşek gibi yatan atalarımızın kendilerine edindiği gayelerin anlamsızlığının yanında bu teoriler bize hayatın gayesi olmadığını, sirküle eden çok boyutlu devasa evrenler içinde kısa bi anlığına var olduğumuzu, madem bu kısa anda varız o halde kendi imkanlarımızı kendimiz yaratıp şahsiyetimizin daha anlamlı ve daha kudretli olması gerektiğini söyler. örneğin; aslında tüm hikayeyi deneye tabi tutma şansımız var; bunun için gerekli enerji ise andromeda galaksisi kadar yıldızı kullanıp, evrenin büyüklüğü kadar küçük maddeler olan membranları çarpıştırmak*. dedik ya, her şeye cevap verir. belki de bizden daha akıllı bi canlı bunu yapmıştır ve onun neticesinde oluşan evrende biz oluşmuşuzdur. istediğin her sorunun cevabı, sıfırıncı boyut ile onbirinci boyut arasında dalgalanan bu sirkülasyondadır.
yaniii ortada simya yok. sihir yok. kabala gibi mistik öğeler yok. gördüğümüz bildiğimiz tek akıllı şey biziz. zamanı da durduramıyosun. yönetemiyorsun. anlamıyorsun. anlamaya çalışmak yerine onu kullanmak, en iyi seçenek. zamanı kullanıp arkada bırakın. dönüp bakmayın. keşke demeyin. özlem duymayın.
.
.
.
bonus: think
maalesef yoktur. zaman tek boyutludur, bizim bakışımıza göre her saniye bir noktanın yanına bi nokta daha koymak gibi sonsuza dek ileri doğru gider. durmaz çünkü durursa entropi dediğimiz olayda bug yaşanır. ama durmaya en yakın anı planck uzunluğudur. 0,1 dakikada 1'in soluna 42 sıfır koyarsanız bildiğimiz fizik yasalarının gidebildiği en kısa ana gidersiniz. oradan ötesinde buranın kanunları çalışmaz. çalışması için einstein ve newton'ı üç kuruşa satmanız gerekli.
o en kısa anın ötesine ancak ufak bi gözatma imkanı olur. matematikte bazı kurnazlıklar yaparak gözatabiliriz. (bkz: sicim teorisi)
deneyimleyebilir miyiz? hayır. o diyardan bu diyara bir şeyler getirebilir miyiz? belki. (bkz: süpersimetri) cern, dünyanın en pahalı ikinci yapıtı. birincisi ise iss. bir de iter var tabii, birkaç yıl sonraki maliyeti tüm zamanların en pahalı faturası olacak. cern'de birçok şey yapıldığı gibi bir de sizin 50 tlye evinizde yapabileceğiniz deneyin daha profesyonel hali yapılır. (bkz: belirsizlik ilkesi)
gözlemci varken elektronlar dalga deseni oluşturmuyor. gözlemci yokken dalga oluyor. gözlemci varken bir dalgayı değil, sizin gibi katı bir nesneyi yaratan küçük askerler doğmuş oluyor. kısaca doğadaki her şeyden en az iki(veya sonsuz) sayıda vardır. siz bakarken vardır siz bakmazken yokturlar.
sözlüğe üye olduğumda profil fotoğrafına koyduğum şu kum saati tasviri, başka bi zamanda ikinci bir sizi oluşturan süpersimetrik elektronlar ile gerçek benliğinizin selaşmasını tasvirler. *

elektronlar(yani sizin elektronlarınız kadar, diğer her şeyin elektronları da) gözlemlenmediği(ölçülmediği) zaman "her yerde, aynı anda var olabilen bir şey" şeklinde özetlenebilecek bir haldedir. üç boyutlu evrene entegre beyinlerimizin kolay kavrayamadığı bu hallerine ise kuantum mekaniğinde dalga fonksiyonu denir. tebrikler! einstein'ı sırtından bıçakladınız çünkü kendisi ölene dek bu durumu kabullenmedi. olup bitenleri(ki o dönem bunların çok azı biliniyordu) "ben bakmadığımda arkamdaki ay'ın var olmadığını kabul edemem" diyerek reddetmiştir.
sicim teorisi ise yukarıdaki tüm gerçekliği kabul eder. hepsi doğrudur ve tüm olup biten doğadaki 4 temel kuvvet ile açıklanabilir der. bütün bunları da tıpkı bir yazılım dili gibi matematik diliyle çözer. nedensellik ilkesi engel mi oluyor? teoriye birkaç sayfa denklem koyduğunuzda sorun çözülür. tanrı var mıdır? birkaç denklemle onu da yaratır. sicim her soruya cevap verir, bunu da matematikle yapar. otostopçu'nun galaksi rehberi gibi. nihai olan, her şeyin cevabını veren sihirli denklemi ise şudur;

bu görseldeki denklem aynı zamanda ödüllü sorudur. kimisi bu denklemle alay eder, kimisi de varlığımızı bu denkleme, denklemi de varlığımıza yorar ve soruyu çözmeye çalışır.
insan, bilinç, ruh, duygu gibi kavramlar bu realitede kendine yer edinemez. yaşamın gayesi bu denklemin içinde yoktur. binlerce yıl eşşek gibi yatan atalarımızın kendilerine edindiği gayelerin anlamsızlığının yanında bu teoriler bize hayatın gayesi olmadığını, sirküle eden çok boyutlu devasa evrenler içinde kısa bi anlığına var olduğumuzu, madem bu kısa anda varız o halde kendi imkanlarımızı kendimiz yaratıp şahsiyetimizin daha anlamlı ve daha kudretli olması gerektiğini söyler. örneğin; aslında tüm hikayeyi deneye tabi tutma şansımız var; bunun için gerekli enerji ise andromeda galaksisi kadar yıldızı kullanıp, evrenin büyüklüğü kadar küçük maddeler olan membranları çarpıştırmak*. dedik ya, her şeye cevap verir. belki de bizden daha akıllı bi canlı bunu yapmıştır ve onun neticesinde oluşan evrende biz oluşmuşuzdur. istediğin her sorunun cevabı, sıfırıncı boyut ile onbirinci boyut arasında dalgalanan bu sirkülasyondadır.
yaniii ortada simya yok. sihir yok. kabala gibi mistik öğeler yok. gördüğümüz bildiğimiz tek akıllı şey biziz. zamanı da durduramıyosun. yönetemiyorsun. anlamıyorsun. anlamaya çalışmak yerine onu kullanmak, en iyi seçenek. zamanı kullanıp arkada bırakın. dönüp bakmayın. keşke demeyin. özlem duymayın.
.
.
.
bonus: think
devamını gör...
68.
öldüğünüz zaman duracaktır.
devamını gör...
69.
devamını gör...
70.
bir matt haig kitabı.
zamanı durdurmanın yollarından birisi de bu kitabı okumak. elime kitabı aldığımda ilerlemiyor zaman. akmıyor. böyle güzel bir konuyu nasıl hiç etmiş yazar anlamadım gitti. tom hazard çok sıkıcı bir karakter. kitapta hiç renk yok. flashbackten ibaret bütün eser. iki sayfada bir yüzyıllarca geriye gidiyor, üç sayfa sonra günümüze geliyor vs. vs. kendimi tom'un terapisti gibi hissediyorum. tamam en çok sen gördün geçirdin, en çok sen çektin. adeta bir masumlar apartmanı karakteri. perihan savaş gerçek kesit'te seninki kadar acıklı hikaye anlatmadı. londra'nın bahtsız çocuğu. ensin tom, sensin tom
zamanı durdurmanın yollarından birisi de bu kitabı okumak. elime kitabı aldığımda ilerlemiyor zaman. akmıyor. böyle güzel bir konuyu nasıl hiç etmiş yazar anlamadım gitti. tom hazard çok sıkıcı bir karakter. kitapta hiç renk yok. flashbackten ibaret bütün eser. iki sayfada bir yüzyıllarca geriye gidiyor, üç sayfa sonra günümüze geliyor vs. vs. kendimi tom'un terapisti gibi hissediyorum. tamam en çok sen gördün geçirdin, en çok sen çektin. adeta bir masumlar apartmanı karakteri. perihan savaş gerçek kesit'te seninki kadar acıklı hikaye anlatmadı. londra'nın bahtsız çocuğu. ensin tom, sensin tom
devamını gör...
71.
anın akışına ayak uyduramamak. kişi kendi için bu şekilde zamanı durdurabilir. andaki gerginliğin içinde yaşamak,geçmişe cebini kapı koluna takmışsın gibi takılmak işte bunlar zamanı durdurur benim nezdimde.uyumak uyursun ve her şey durur ama ne diyor ahmet arif dışarda gürül gürül akan bir dünya.yani aslında duran zaman değil insandır. belki de toplumdur onlar koşarken sen arkada bırakılmış olabilirsin. sen koşarken onlar geride kalabilir.valla hangi hayırlısı bilemedim.
devamını gör...
72.
ölüm.
hep aynı yaşta kalıyorsunuz.
hep aynı yaşta kalıyorsunuz.
devamını gör...
73.
zaman durmaz, sen durursun, yani ölürsün.
devamını gör...
74.
delirince durur.
devamını gör...
75.
dünyada olmamak.
devamını gör...
76.
(bkz: plank)
devamını gör...
77.
botoks olabilir.
devamını gör...
78.
aslına bakarsan herkes bi şekilde kendi zamanını durdurabiliyor. örneğin ben kitap okurken hayattan soyutlanıp kendimi kitabın içinde yaşarken buluyorum. tamamen bilinçaltıyla mümkün olabilecek bi durum ve bunu farkında olmasa da herkes farklı şekillerde yapıyor
devamını gör...
79.
kaliteli bir seks yapmak.
devamını gör...
80.
fotoğraf çekmek.
devamını gör...