işi olduğu için yazamayanla, müsait olduğu halde yazmak istemeyeni ayırt edebildiğim için tavrımı ona göre belirlediğim insan.
devamını gör...

türk edebiyatında denizden bu kadar hoşlanan, doğayı, hayvanları, insanları bu kadar seven ve onlara farklı pencerelerden bakmamıza olanak sağlayan bir yazarımız, sait faik'imiz olduğu için çok şanslıyız.

eğer sait faik'i daha önce hiç okumadıysanız, ilk olarak ''haritada bir nokta'' hikayesini okumanızı öneririm. sait faik, bir aradan sonra yazı dünyasına geri dönmüş ve bu çabasını daha doğrusu dönme nedenini de haritada bir nokta hikayesinde belirtmiştir:

''yazı bile yazmayacaktım. yazı yazmak da bir hırstan başka neydi? burada namuslu insanlar arasında sakin ölümü bekleyecektim. hırs, hiddet neme gerekti? yapamadım. koştum tütüncüye, kalem kâğıt aldım. oturdum. adanın tenha yollarında gezerken canım sıkılırsa küçük değnekler yontmak için cebimde taşıdığım çakımı çıkardım. kalemi yonttum. yonttuktan sonra tuttum öptüm. yazmasam deli olacaktım.''

ayrıca eğer yazar olmak gibi bir hayaliniz varsa, sait faik'in eserlerini muhakkak okumalısınız. özellikle sırayla okumak sait faik'i tanımak için daha yararlı olacaktır çünkü sait faik, son eseri ''alemdağ'da var bir yılan (kitap)''da hastalığının kendisine verdiği olumsuz düşüncelerle daha karamsar yazmıştır. gerçi benim için fazlasıyla kaliteli bir eserdi, sait faik'in karamsarlığı bile insana çok şey katacak cinsten çünkü. sait faik'in hastalığı ve karamsarlığı demişken, agop arad, sait faik ve hastalığı hakkında şunları söylemiştir:

küçük insanların hayatını, mutluluklarını, dertlerini yazan bu büyük deha bilmem herhalde hastanede yatmaktan korkmuştu... ''arad, galiba biz gidiyoruz,'' dedi. teselli ettim, üzülerek hastaneden çıktım. 11 mayıs sabahı büyük yazarı kaybettik. hâlâ yanarım.
devamını gör...

nick'i gibi aradığım makaleyi zar zor bulmuş yorgunluktan "ölmedim ama hafif sürünüyorum" edalarıyla can çekişirken, makale bulmama yardımcı olmaya çalışan,iyi niyetli, mükemmel yazardır. ağlamıyorum ama hafif gözlerim doldu diyebilirim bu hareketiyle.
devamını gör...

bir evlat annesinin kokusunu onlarca koku içerisinden ayırt edebilir ve bir anne evladının kokusunu binlerce bebek arasından. anne ve evlat kokusu üzerine koku tanımıyorum.
devamını gör...

"ülkem yok, cinsim yok, soyum yok, ırkım yok; ve bunlara mal ettirici biricik güç, inancım yok. hiçlik tanrısının kayrasıyla kutsanmış ben yalnızca buna inanabilirim, ben."

yıllar önce bir dergide bu sözüne denk gelmiş, tam olarak anlayamamıştım neden böyle dediğini. şimdi o kadar iyi anlıyorum ki; hiçbir yere ait olamama duygusunu, varoluş sancılarını, içine düştüğü boşluğu. başta tatlı gelen o özgürlük hissinin yerini zamanla yalnızlığa bırakmasını ve artık o sancıları çekmiyormuş gibi yaşamanın ne kadar zor olduğunu.
devamını gör...

rütbeliyse herkesin "komutanım yaa" diye güldüğü kantin çadırında "ya bu adam çok makara birader" dediği askerdir.
normal yeniçeriyse " senin yaptığın şakayı" diye küfür edip, kefere canını alsa da kurtulsak denilen askerdir. zira her şey sınıfsaldır.
devamını gör...

basit şeylerin değerini bilen, basit şeylerle mutlu olabilen insandır.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

rahatlatır. bir de hafiften uykun gelir, mayışırsın.
devamını gör...

ülkemizde sıkça karşılaştığımız durumdur. bu kadar üniversite kontenjanı açılırsa olacağı buydu tabii.
devamını gör...

"dindarlığınızı tanrı’ya gösterin, bana insanlığınız lazım!”
böyle buyurdu zerdüşt-friedrich nietzsche
devamını gör...

spoiler içerir:


film boyunca teddy daniels ( di caprionun) olayın farkında olduğu ve doktorlarla adeta bir satranç maçı oynar gibi hamleleşmelerini izliyoruz. psikiyatristlerden dr.john(kel abimiz) psikiyatrik tanı alan bireyler için toplum temelli tedaviyi destekliyor. dr. jaremiah ( yaşlı kurt dayı) ise psikiyatride geleneksel tedaviyi savunuyor. yani di caprioya lobotomi uygulanması taraftarı. film bir yandan geleneksel psikiyatri ile toplum temelli sağaltımın mücadelesine de dikkat çekiyor. di capria aslında göründüğünden daha zeki bir karakterdir. olan bitenden de aslında başından itibaren haberi vardır. bunu bu sahnelerde görüyoruz : 1- filmin hemen başında gemide konuşurlarken di caprio portlanda ot falan mı içiyorsunuz diye soruyor ama ortajı chuch seattle bürosundanım şeklinde yanıtlıyor burda di caprionun alaycı bakışını görüyoruz. 2- silah teslim sahnesine chuch karakteri silahını belinden çıkarırken di caprionun sert bakışına maruz kalıyor ( hay senin bana hazırlandığın role dercesine). 3- di caprio dr. john a bana kalırsa onları ( hastaları) tedavi etmeyin diyor burada beni boşuna tedavi etmeyin mesajı verdiğini görüyoruz. 4- kaybolan kadını ararlarken gardiyanların oturdukları görülüyor burda aslında onların rol yaptıklarını görüyor ama bu oyuna devam etmeli eğer devam ederse hedefi olan lobotomiye ulaşacaktır. burda asıl amacının lobotomi olduğunu görüyoruz. bunu filmin sonunda görüyor olacağız. 5- dicaprio hastalarla görüşme yaptığı sahnede genç olan hasta " öz çocuklarını boğdu. berbat bir dünyada yaşıyoruz..." cümlelerini söylerken di caprio kendini zor tutuyor ve hastayı sinirlendirmek için not defterini karalıyor. 6- di capri yaşlı doktorla karşılaşıyor ve doktor travma kesimesinin yunancada "yara" demek olduğunu biliyor muydunuz ? bir canavar görünce durdurmak gerekir buna katılıyor musun diye soruyor. di caprio da buna katılsa da kabullenemediği için sinirli bir şekilde katılıyorum diye yanıtlıyor. 7- di caprio ortağıyla deniz kenarında falezlerin üstündeyken portlanda hava şimdi nasıldır chuck diye soruyor. ortağı ben seatteldanım diyor ardından di caprionun o sert ve aşağılayıcı bakışını görüyoruz. yani genel olarak di caprionun karısının ölümünden kendisini sorumlu tuttuğu için ve karısı hasta iken onun yanında olmadığından dolaylı olarak da çocuklarının ölümünden sorumlu hissettiği için bir canavar olarak yaşamaktansa lobotomi olmak istediği görülüyor.
devamını gör...

söndürün kalbimi
gidiyor gönlümün efendisi

2 ay reçel orucuna giriyoruz arkadaşlar. ama arımız geleceği için gidiyor. portakallı kovanına dönecek zamanı gelince ve sarılacağız yine hepimiz ona. üzülmedim sadece gözüme soğan kaçtı.
devamını gör...

doldurulup nick'imden bahsedilmeyen çok fazla ukdem var. bir yazarımıza da çıkıp ''benim ukdemdi, neden belirtmediniz?'' demedim çünkü gerek olduğunu düşünmüyorum. bahsedilse güzel olur ama bahsedilmezse de dünyanın sonu değildir.

ukde sahibi olduğunun belirtilmesi kendisi için önemli olan yazarlarımız da olabilir ve bunu güzel bir dille başlığı açıp kendinden bahsetmeyen yazara sorabilir. hayatın anlamı aranmıyor sonuçta, basit bir soru. bu durumdan şikayetçi olmaya gerek olduğunu düşünmüyorum*. tatlı dille halledilir yahu.

gerçi, bunun gibi #564501, tatlı dille halledilemeyen olaylar da hayatın bir gerçeğidir, orası ayrı.
devamını gör...

ben boşuna bir sen eksiktin dememiştim ermolettin kardeş! sağ olasın yüzümü kara çıkarmadın. benim çok eğlendiğim sözlüktür, iddialar asılsız.
devamını gör...

yalanlarına inanıyor gibi yapıyorsa,kıskanmıyorsa, umursamıyorsa zekidir. bunları yapmadığım gerçeği.
devamını gör...

büyüyünce mükemmel bir hayata sahip olacağım.
devamını gör...

jake- amy
behzat ç- savcı esra
claire-phil
devamını gör...

- kurgusal anlamda sahicilik ön plandadır; cinsellik ve şiddet ögeleri yapıttan soyutlanmaz.
- en uç ve sıra dışı olaylar ele alınsa bile, yapıtlarda fantastik ya da bozulmuş gerçeklik değil, somut gerçeklik söz konusudur.
- dilin kullanımı son derece esnektir, argo ve küfür kullanımından kaçınılmaz.
- yapıtlardaki karakterler genellikle sıra dışıdır.
- gerek temasal anlamda, gerekse dil ve anlatım biçimlerinde kesinlikle didaktik bir yöntem kullanılmaz. öğreticilik vasfı içermez.
- genel kabul gören etik ve estetik değerleri önemsemeyip kendi etiğini ve estetiğini oluşturur.
- insan psikolojisinin gizli kalmış yanlarına ait zengin veriler barındırır.


laftan anlamam ben ama bu ağızdan anlarım işte.
devamını gör...

adını her duyduğumda içimin burkulduğu, boyundan büyük yüreği olan yakışıklı aslan parçası kardeşim.

hani deriz ya "her türk asker doğar", "kahramanlar can verir, yurdu yaşatmak için" işte bunların en temel kanıtısın sen çocuk. çanakkale'de savaşan "hey 15li" ruhunu hala içinde taşıyan milyonlarca gencin yol göstericisisin. ne seni, ne de annene ev anahtarı verilirken yapılan iğrenç şovu hiç unutmayacağım..

ay yıldız uğruna şehit, uçmağa vardı eren adlı yiğit. iyi ki varsın eren!
devamını gör...

merak eden istihare namazı kılıp rüyasında görebilir.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim