barok
16.yy sonu ile 18.yy arasında italya-roma'da keşfedilip-doğuşu kabul edilse de zamanla fransa,almanya da gelişimini sürdürmüştür.
barok garip şekilli, eğri büğrü incilere verilen isimdir. fransızlar için barok, klasik zevkin uymayan sanat şeklidir. barok sanatında özgürleşme söz konusudur. daha hareketli formlar kullanılmıştır.
barok
alegari sevgisi (sembol)
hümanizm
antik felsefe
hristiyan düşünce sistemi toplulukların genel bütünüdür.
barok= hareketlilik+ gölgesel belirsizlik demek en doğrusudur.
rönesans ile farklarına gelirsek barok, atılgan ve hareketlidir. iç ve dış bükey şekilleri kuvvetli ve ışık-gölge karşıtlığı bulunmaktadır.
ek bilgi olarak;
rokoko: barok süsleme şekillerinin çok fantastik bir gelişmesidir. barok gibi kendi başına bir üslup değil,baroğun bir safhasıdır.
troja sarayı vltava nehrinin sağ kıyısındaki bayırlarında, prag troja'nın sessiz kesiminde bulunan barok bir saraydır. prag’da ilk barok yaz sarayı 1679-1685 yılları arasında burgundialı mimar j.b. mathey tarafından inşa edilmiştir.
kaynak: sanat tarihi notlarım.
barok garip şekilli, eğri büğrü incilere verilen isimdir. fransızlar için barok, klasik zevkin uymayan sanat şeklidir. barok sanatında özgürleşme söz konusudur. daha hareketli formlar kullanılmıştır.
barok
alegari sevgisi (sembol)
hümanizm
antik felsefe
hristiyan düşünce sistemi toplulukların genel bütünüdür.
barok= hareketlilik+ gölgesel belirsizlik demek en doğrusudur.
rönesans ile farklarına gelirsek barok, atılgan ve hareketlidir. iç ve dış bükey şekilleri kuvvetli ve ışık-gölge karşıtlığı bulunmaktadır.
ek bilgi olarak;
rokoko: barok süsleme şekillerinin çok fantastik bir gelişmesidir. barok gibi kendi başına bir üslup değil,baroğun bir safhasıdır.
troja sarayı vltava nehrinin sağ kıyısındaki bayırlarında, prag troja'nın sessiz kesiminde bulunan barok bir saraydır. prag’da ilk barok yaz sarayı 1679-1685 yılları arasında burgundialı mimar j.b. mathey tarafından inşa edilmiştir.
kaynak: sanat tarihi notlarım.
devamını gör...
uçurum kenarından atlayacak kişiye söylenecek son söz
saçların mı ıslak yoksa ıslak mı yaşamak dedim.
devamını gör...
öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler
çakmak kibritten önce bulunmuştur
devamını gör...
kadın cinayetlerinde yanlış tercih gerçeği
toplumda genel olarak toksik erkeklik sürekli övülüyor. dijital medyada, dizilerde, filmlerde gördüğümüz bir çok ortamda maço erkeklere bir övgü var. çocukluğundan itibaren babası ile asla sağlıklı bir ilişki kuramamış (çünkü bizim toplumumuzda birşeyleri açıkça konuşmak tabu olduğu ve kız çocukları babalarından genelde çekindiği için) kızlar her yerde ideal olarak gördükleri bu tip toksik erkeklerin sevgi gösterilerine kanabiliyorlar. burada aslında suçlu kadınlar değil. kaldı ki bu kadar cinayet yaşanırken "kadınlar bu erkekleri seviyor sonrada ölüyor" gibi bir yorum hoş değil. aslında suçlu olan çoğu tabuyu kadınlar üzerine kuran, her yerde toksik erkek övücülüğüne maruz kaldığımız ataerkil toplum.
önemli not: burada sadece toksik erkekler tarafından işlenen kadın cinayetlerinden bahsettim, yani sadece bir kısmı. kadın cinayetlerinin çok modern harika olarak görünen bir çok erkek tarafından işlenenleri de var. hatta inanır mısınız, dışarıdan 'meriç' tipinde gördüğünüz insanlarda cinayet işleyebiliyor. olay sadece toksik erkeklik değil burada açıkladığım toksik erkekleri severseniz böyle olur kısmı, bir üsteki yazara da katılıyorum.
önemli not: burada sadece toksik erkekler tarafından işlenen kadın cinayetlerinden bahsettim, yani sadece bir kısmı. kadın cinayetlerinin çok modern harika olarak görünen bir çok erkek tarafından işlenenleri de var. hatta inanır mısınız, dışarıdan 'meriç' tipinde gördüğünüz insanlarda cinayet işleyebiliyor. olay sadece toksik erkeklik değil burada açıkladığım toksik erkekleri severseniz böyle olur kısmı, bir üsteki yazara da katılıyorum.
devamını gör...
yaşama nedeni
intihar eylemini g*tün yememesi durumu.
devamını gör...
maaday kara destanı
emine gürsoy naskali’nin çevirisiyle türkçeye kazandırılan altay türkleri destanıdır. söyleyişindeki kuvveti bakımından dikkat çekici tasvirleri bulunuyor. kendi anlatımım yeterli olmayacağından yapı kredi yayınlarının kitap hakkındaki bilgisini aşağıya alıntılıyorum.
maaday-kara, güney sibirya’da yaşayan altay türklerinin destanıdır. binlerce yıllık yaşam mücadelesinin iki nesli temsil eden yaşlı baba maaday kara ve yaşamı sürdürecek olan oğlu kögüdey mergen’in yaşamına sığdırılarak anlatıldığı destanda odak noktası, ölüm korkusu ve ölümsüzlük arayışıdır: destanın kahramanı -aynı zamanda bir “şaman” prototipi olan- kögüdey mergen, hayatın sırrını çözmek, annesiyle babasını ölüler diyarından yeryüzüne geri getirmek, sürülerini ve halkını ölümün pençesinden kurtarmak için yeraltı dünyasına iner. şamanist bir toplumun ürünü olan (ancak yer yer budizm ve lamaizm etkisi de görülen) destanda, bu dünyayı ve öbür dünyayı algılayış biçimi şamanist düşünce doğrultusundadır. olaylar üç farklı boyuta uzanır: yeryüzü, yeraltı ve gökyüzü. yeryüzü canlıların mekânıdır; yeraltı ruhların yani ölülerin âlemidir, bu âleme karanlık güçler hâkimdir; gökyüzü de yine insan ötesi bir boyuttur. ancak, bu üç boyutun kapıları birbirine kapalı değildir; birinden diğerine gitmek ve geri dönmek mümkündür. maaday-kara’nın -nerdeyse bütün destanlarda olduğu gibi-kozmogonik yönleri de vardır: destan, büyükayı ve orion takımyıldızları ile kutupyıldızı’nın nasıl ve niçin meydana geldiğini de anlatır. kitapta, maaday-kara destanının sazon saymoviç surazakov’un 1964’te aleksey grigoreviç kalkin’in anlatımından derlediği altay türkçesi metninin çevrimyazısı ile türkiye türkçesine çevirisi yanında, destanı çeviren prof. dr. emine gürsoy-naskali’nin aykıntılı “giriş” yazısı, metinde geçen altayca kelimeler ve özel isimler için birer dizin ve geniş bir bibliyografya yer alıyor.
maaday-kara, güney sibirya’da yaşayan altay türklerinin destanıdır. binlerce yıllık yaşam mücadelesinin iki nesli temsil eden yaşlı baba maaday kara ve yaşamı sürdürecek olan oğlu kögüdey mergen’in yaşamına sığdırılarak anlatıldığı destanda odak noktası, ölüm korkusu ve ölümsüzlük arayışıdır: destanın kahramanı -aynı zamanda bir “şaman” prototipi olan- kögüdey mergen, hayatın sırrını çözmek, annesiyle babasını ölüler diyarından yeryüzüne geri getirmek, sürülerini ve halkını ölümün pençesinden kurtarmak için yeraltı dünyasına iner. şamanist bir toplumun ürünü olan (ancak yer yer budizm ve lamaizm etkisi de görülen) destanda, bu dünyayı ve öbür dünyayı algılayış biçimi şamanist düşünce doğrultusundadır. olaylar üç farklı boyuta uzanır: yeryüzü, yeraltı ve gökyüzü. yeryüzü canlıların mekânıdır; yeraltı ruhların yani ölülerin âlemidir, bu âleme karanlık güçler hâkimdir; gökyüzü de yine insan ötesi bir boyuttur. ancak, bu üç boyutun kapıları birbirine kapalı değildir; birinden diğerine gitmek ve geri dönmek mümkündür. maaday-kara’nın -nerdeyse bütün destanlarda olduğu gibi-kozmogonik yönleri de vardır: destan, büyükayı ve orion takımyıldızları ile kutupyıldızı’nın nasıl ve niçin meydana geldiğini de anlatır. kitapta, maaday-kara destanının sazon saymoviç surazakov’un 1964’te aleksey grigoreviç kalkin’in anlatımından derlediği altay türkçesi metninin çevrimyazısı ile türkiye türkçesine çevirisi yanında, destanı çeviren prof. dr. emine gürsoy-naskali’nin aykıntılı “giriş” yazısı, metinde geçen altayca kelimeler ve özel isimler için birer dizin ve geniş bir bibliyografya yer alıyor.
devamını gör...
sevgi vs aşk
sevgi aşktan üstündür, aşk sevgiden güçlü.
devamını gör...
nickaltı savaşları
ilk taşı zeki, güzel, ahlaklı olanın atması gereken savaş. haydi bakalım.*
devamını gör...
oğlunuzu ben mi öldürdüm öyleyse iyi yapmışım
polisin üslubu yanlış kabul de, genelleme yapan annenin hiç mi suçu yok.ne kadar kolay insanlara katil yaftası yapıştırmak, az kaldı diyerek provoke etmek.
devamını gör...
yoldaş bakkal rozet önerileri
the big bang theory ve friends gelse güzel olur.
devamını gör...
çirkin kalplilere tavsiyeler
tanım: kendini dünyanın en güzeli/yakışıklısı/zekisi sanan kibirlilere verilen tavsiyeler.
(bkz: çirkin kadınlara tavsiyeler)
çirkin buluyorsan konuşma evladım...
başkasına göre belki dünyanın en çekici kadını.
insanlardan uzak durup, az konuşmak.
bilinçaltınızı temizlemek
(bkz: çirkin kadınlara tavsiyeler)
çirkin buluyorsan konuşma evladım...
başkasına göre belki dünyanın en çekici kadını.
insanlardan uzak durup, az konuşmak.
bilinçaltınızı temizlemek
devamını gör...
lgbt bireylerin evlat edinme hakkı
desteklediğim haktır.
anne ya da babası eşcinsel olan çocuk yok mu sanki? neyini garipsiyorsunuz anlamıyorum. tam olarak size ne onu da anlamıyorum. herkes kendi işine baksa ne güzel olacak.
anne ya da babası eşcinsel olan çocuk yok mu sanki? neyini garipsiyorsunuz anlamıyorum. tam olarak size ne onu da anlamıyorum. herkes kendi işine baksa ne güzel olacak.
devamını gör...
yazarların en son izlediği film
schindler'in listesi.
devamını gör...
çocuklara aşılanması gereken en önemli duygu
(bkz: sevgi)
eski bir afrika kabilesinde şöyle bir inanış vardır;
"köyü tarafından sevilmeyen çocuk, sonunda o sevgi sıcaklığını hissetmek için köyünü yakar."
insanlık tarihi köyü tarafından sevilmeyen çocuklarla doludur. ıste tam da bu yüzden çocuklara verebileceğimiz en önemli şey sevgidir. burada hem kendine hem çevreye karşı olan sevgiden söz ediyorum..
eski bir afrika kabilesinde şöyle bir inanış vardır;
"köyü tarafından sevilmeyen çocuk, sonunda o sevgi sıcaklığını hissetmek için köyünü yakar."
insanlık tarihi köyü tarafından sevilmeyen çocuklarla doludur. ıste tam da bu yüzden çocuklara verebileceğimiz en önemli şey sevgidir. burada hem kendine hem çevreye karşı olan sevgiden söz ediyorum..
devamını gör...
sözlükte sabahlamak
burayı keşfettiğimden bu yana olduğum durum. bazen fena içerliyorum ama sevdin ben bu kafayı *
devamını gör...
ses kaydının normal sesten farklı duyulması
gerçek sesimizin aslında ses kayıtlarında olduğu gibi çıkıyor olması ve derin bir hüzün...
devamını gör...
geceye bir bilgi bırak
bugün sizlere ön raffaelloculuk akımını kısaca anlatmak istiyorum ama önce...
yazıma başlamadan önce, sizlere iki resim göstereceğim.

john everett millais'in ophelia'sı

john william waterhouse'un shallot leydisi
bu iki güzel resmi birçok yerde gördünüz değil mi? hatta birçoğunuz bu resimler sonrası john everett millais'i john william waterhouse'u araştırıp yaptığı resimleri hayranlıkla izledi...
işte, ön raffaelloculuk birçoğumuzun aşina olduğu, hayranlık duyduğu ama hakkında pek bilgi sahibi olmadığı bir resim akımı.
nedir bu ön raffaelloculuk, kimlerdir bu ön raffaellocular önce bundan bahsedelim.
ön raffaelloculuk veyahut özgün adıyla pre-raphaelita art, cennet vatan ingiltere'de, 1848 yılında ortaya çıkan sanat ve edebiyat akımıdır. bu sanat akımının isminin pre-raphalite art olma sebebi ise, raffaello öncesi sanatın daha saf, daha bilgelik ve donanım gerektirdiği düşündükleri için, o saf ve bilge sanatı geri getirmeyi amaçladıklarından dolayı pre-raphaelite art, yani ön raffaelloculuk olarak kararlaştırılmıştı.
gelelim en güzel ve en önemli kısma, kimdi bu ön raffaellocular?
bu akımın çekirdek kadrosu, ingiltere'nin kraliyet akademisinin belki de en donanımlı öğrencileri içerisinde yer alan william holman hunt, john everett millais ve dante gabriel rossetti'dir.

rosetti'nin leydi lilith'i.

william holman hunt'ın dünyanın ışığı.

john everett millais'in mariana'sı.
daha sonraları, james collinson, william michael rossetti, frederic george stephens ve bir heykeltıraş olan thomas woolner'ın da katılması ile, yedi kişilik ön raffaellocu kardeşler tamamlanmış oldu.
bu ön raffaellocuların tablolarında nelerden esinlendikleri, neleri resmettikleri ve o resimlerde neler anlatmak istediklerinden de kısaca bahsedelim madem.
başlarda kutsal kitaplardaki metinleri resmediyor ve bunu olabildikçe saf bir biçimde tuvale aktarmayı deniyorlardı. ama daha sonraları, arkeolojik kazılar neticesinde gerek antik yunan-roma, gerek orta çağ efsanelerine de bir şekilde bulaşmış oldular ve bu kısım, ilk başta aktarmayı denedikleri kutsal kitaplardaki metinlerden birkaç tık daha öne geçti.
antik yunan ve roma efsanelerinden, kral arthur efsanesine... orta çağ'ın epik şiirlerine ve hatta shakespeare'ın eserlerine kadar birçok şeyi resmettiler.


bunları resmederken ise, simgecilik üzerine kurulu üsluplarını hem daha da süslediler, hem de daha çarpıcı renkler ile bizlere aktardılar.
bu akıma kesin olarak bağlı diyemeyeceğimiz ama eserlerine belirgin bir biçimde ön raffaelloculuk sezilen sanatçılardan da birkaç örnek vermek isterim.
yazının en başında örneğini verdiğim sevgili john william waterhouse

frederic leighton


sophie gengembre anderson
charles william mitchell

ve son olarak girdiyi dante gabriel rosetti'nin bu akımı sürdürmüş şiirlerinden biri ile noktalıyorum.
"the ark of the lord of hosts
whose name is called by the name of him
who dwelleth between the cherubim.
o thou that in no house dost dwell,
but walk'st in tent and tabernacle.
for god of all strokes will have one
ın every battle that is done.
lancelot lay beside the well:
(god's graal is good)
10 oh my soul is sad to tell
the weary quest and the bitter quell;
for he was the lord of lordlihood,
and sleep on his eyelids fell.
lancelot lay before the shrine;
(the apple tree's in the wood)
there was set christ's very sign,
the bread unknown and the unknown wine
that the soul's life for a livelihood
craves from his wheat and vine."
yazıma başlamadan önce, sizlere iki resim göstereceğim.

john everett millais'in ophelia'sı

john william waterhouse'un shallot leydisi
bu iki güzel resmi birçok yerde gördünüz değil mi? hatta birçoğunuz bu resimler sonrası john everett millais'i john william waterhouse'u araştırıp yaptığı resimleri hayranlıkla izledi...
işte, ön raffaelloculuk birçoğumuzun aşina olduğu, hayranlık duyduğu ama hakkında pek bilgi sahibi olmadığı bir resim akımı.
nedir bu ön raffaelloculuk, kimlerdir bu ön raffaellocular önce bundan bahsedelim.
ön raffaelloculuk veyahut özgün adıyla pre-raphaelita art, cennet vatan ingiltere'de, 1848 yılında ortaya çıkan sanat ve edebiyat akımıdır. bu sanat akımının isminin pre-raphalite art olma sebebi ise, raffaello öncesi sanatın daha saf, daha bilgelik ve donanım gerektirdiği düşündükleri için, o saf ve bilge sanatı geri getirmeyi amaçladıklarından dolayı pre-raphaelite art, yani ön raffaelloculuk olarak kararlaştırılmıştı.
gelelim en güzel ve en önemli kısma, kimdi bu ön raffaellocular?
bu akımın çekirdek kadrosu, ingiltere'nin kraliyet akademisinin belki de en donanımlı öğrencileri içerisinde yer alan william holman hunt, john everett millais ve dante gabriel rossetti'dir.

rosetti'nin leydi lilith'i.

william holman hunt'ın dünyanın ışığı.

john everett millais'in mariana'sı.
daha sonraları, james collinson, william michael rossetti, frederic george stephens ve bir heykeltıraş olan thomas woolner'ın da katılması ile, yedi kişilik ön raffaellocu kardeşler tamamlanmış oldu.
bu ön raffaellocuların tablolarında nelerden esinlendikleri, neleri resmettikleri ve o resimlerde neler anlatmak istediklerinden de kısaca bahsedelim madem.
başlarda kutsal kitaplardaki metinleri resmediyor ve bunu olabildikçe saf bir biçimde tuvale aktarmayı deniyorlardı. ama daha sonraları, arkeolojik kazılar neticesinde gerek antik yunan-roma, gerek orta çağ efsanelerine de bir şekilde bulaşmış oldular ve bu kısım, ilk başta aktarmayı denedikleri kutsal kitaplardaki metinlerden birkaç tık daha öne geçti.
antik yunan ve roma efsanelerinden, kral arthur efsanesine... orta çağ'ın epik şiirlerine ve hatta shakespeare'ın eserlerine kadar birçok şeyi resmettiler.


bunları resmederken ise, simgecilik üzerine kurulu üsluplarını hem daha da süslediler, hem de daha çarpıcı renkler ile bizlere aktardılar.
bu akıma kesin olarak bağlı diyemeyeceğimiz ama eserlerine belirgin bir biçimde ön raffaelloculuk sezilen sanatçılardan da birkaç örnek vermek isterim.
yazının en başında örneğini verdiğim sevgili john william waterhouse

frederic leighton


sophie gengembre anderson
charles william mitchell

ve son olarak girdiyi dante gabriel rosetti'nin bu akımı sürdürmüş şiirlerinden biri ile noktalıyorum.
"the ark of the lord of hosts
whose name is called by the name of him
who dwelleth between the cherubim.
o thou that in no house dost dwell,
but walk'st in tent and tabernacle.
for god of all strokes will have one
ın every battle that is done.
lancelot lay beside the well:
(god's graal is good)
10 oh my soul is sad to tell
the weary quest and the bitter quell;
for he was the lord of lordlihood,
and sleep on his eyelids fell.
lancelot lay before the shrine;
(the apple tree's in the wood)
there was set christ's very sign,
the bread unknown and the unknown wine
that the soul's life for a livelihood
craves from his wheat and vine."
devamını gör...
ülkemizde deniz ürünlerinin az tüketilmesinin sebebi
sadece ekonomik olmamakla beraber büyük ölçüde ekonomiktir. misal geçen gün balık alayım diye çıktım. en ucuz balığın kilosu 50-55 lira. 4 kişilik bir aile olsak alacağım balık en az 150-200 lira tutacak. öyle olunca vazgeçtim. etten bir farkı kalmadı yani ekonomik yönü burası. damak tadımız ve yemek kültürümüz et ağırlıklı olduğundan et almayı tercih ettim.
devamını gör...
ben hariç herkesin tatilde olması
şahsen yazın deniz kenarlarında tatil yapmak gibi hiçbir zaman isteğim olmadı. o kalabalık ve sıcak bunaltıyor beni ama şimdi mardin, urfa ya da karadeniz taraflarında eski, antik ve yerel bölgeleri gezmek isterdim. tatil anlayışım birazcık farklı olduğundan benim için sorun olmayan durumdur.
devamını gör...
