dejavu
fransızca kökenli bir sözcük olup öngörü olarak türkçeleştirilebilir. herhangi bir ânın önceden yaşanmış gibi hissedilmesi durumudur.
devamını gör...
misc radyo yayını
se - a - se - a - ses deneme, ses. sesim geliyor mu? geliyor dimi. hah tamam.
bu hafta direksiyonumuzu avrupalara kırıp, uzak uzak diyarlardan yüksek yüksek tepelerden sevgili cözülemeyen sudoku'yu ön koltuğa oturtup gezmek istediği lokasyonlara doğru yola çıkacağız. sudoku'cuğum kişisel sebeplerinden dolayı yayının ikinci yarısında (takribi tr saatiyle 22.00'dan sonra) katılabileceğinden, programın ilk yarısında ben kendimi konuk alacağım. evet. ben, cenk ve bahçem bi de rastalı müziklerim istanbul'dan avrupa'ya, sudoku'yu evinden alıncaya dek sizlere eşlik edecek.
sizler de bana eşlik etmek isterseniz, en pis, en leş, en rezil, en yer yarılsa da içine girsem dediğiniz ne bileyim en yahu bunu da yaşamayaydım diye aklınızdan geçirdiğiniz anıları buraya yazarak/yayına katılarak paylaşabilirsiniz.

yer: kapıkule sınır kapısı
otostop noktası: discord.com/invite/CYvCwaRT
bölümün playlisti: www.youtube.com/playlist?li...
bu hafta direksiyonumuzu avrupalara kırıp, uzak uzak diyarlardan yüksek yüksek tepelerden sevgili cözülemeyen sudoku'yu ön koltuğa oturtup gezmek istediği lokasyonlara doğru yola çıkacağız. sudoku'cuğum kişisel sebeplerinden dolayı yayının ikinci yarısında (takribi tr saatiyle 22.00'dan sonra) katılabileceğinden, programın ilk yarısında ben kendimi konuk alacağım. evet. ben, cenk ve bahçem bi de rastalı müziklerim istanbul'dan avrupa'ya, sudoku'yu evinden alıncaya dek sizlere eşlik edecek.
sizler de bana eşlik etmek isterseniz, en pis, en leş, en rezil, en yer yarılsa da içine girsem dediğiniz ne bileyim en yahu bunu da yaşamayaydım diye aklınızdan geçirdiğiniz anıları buraya yazarak/yayına katılarak paylaşabilirsiniz.

yer: kapıkule sınır kapısı
otostop noktası: discord.com/invite/CYvCwaRT
bölümün playlisti: www.youtube.com/playlist?li...
devamını gör...
terk edilmiş yerler
bakmayı bilenler için sembolik gerçekçiliğin örneklerini tam anlamıyla görebileceğiniz, benim için derin bir hüzün barındıran yerlerdir. bunlardan birisi benim köyümün yakınlarındaki (bkz: tabaklı) köyüdür.
18 yıl önce terk edilmiş bir köy. zamanında o köyde yaşayanlarla konuştum uzun uzun. tabii torosların eteğindeki bir köy için, hafızalarda kalan tek baskın şey fakirlik olmuş. bu garibanlık öyle bir şey ki; yanına ne kadar heyecan, tutku, macera koysan da silip atıyor; fukaralığı yaşayanlar için daha ağır bir duygu yok. kim bilir ne onurlar, gururlar zedelendi, ne hayaller kurulmaktan bile korkuldu. kim bilir hangi yoksulluktan dolayı sevdiklerini kaybettiler, hangi yoksuzluktan sevdiklerine kavuşamadılar. bunların hepsi, o köye gittiğinizde, yıkık dökük evlerin duvarlarına bakarken aklınıza gelir, kırılmış camlarında görürsünüz bu sahneleri.
terk edilmiş yerlerin kendi içinde saklı bir gizemi, perdesinin arkasında bir trajedisi vardır. yerlerden bağımsızdır, bir otoyolun kenarında terk edilmiş bir ev, uzun zaman önce bırakılmış metruk bir okul binası da olabilir bu. tek yapılması gereken, o koridorlarda, sokakarda, evlerde yaşanmış olabilecek şeyleri anımsamaya çalışmaktır. insana müthiş bir haz verir, hayal gücünüzü harekete geçiren bir enerjisi vardır buraların.
bir gün bu köye gittim, çeşmesinden su içtikten sonra, bir tanıdığım bana: "işte şu ev, dürdane halanı buradan gelin aldık" dedi. evin sadece bir kısmı duruyordu ve ben itinayla o evi beynimde inşa ettim, yolları düzelttim ve at üstünde yeni gelinin davul zurna eşliğinde gidişini canlandırdım. "vay be" dedim kendime, bir zamanlar buralarda erkek kızı beğenmiş, belki bu çeşme başında, evliliğin haberi yayılmış, oraların çöpçatan kadınlarından birisi tam şu evde: "sizin kızı istemeye gelecekler" demiş. türk kahveleri yapılmış, kızı vermişler, kızla erkek o gecenin heyecanıyla uyuyamamış.
belki tam o heyecan yaşanırken, iki yan evde birisi ölüm döşeğinde, garibanlıkla geçip giden ömrünün hesabını kime soracak sanki, boyun eğmiş, "belki cennete giderim de orada mutlu olurum" diye düşünerek ölümü bekliyor. yanlarında ellerinden bir şey gelmeyen sevdiklerinin ağlayışları. yol yok, para yok, adam gibi hastane yok. iyi kötü yaşadılar, heyecanlandılar, sevdiler, sevildiler, güldüler, ağladılar. şimdi yerlerinde yeller esiyor, kimseler yok. boş evlerin camlarından geçen rüzgarın şarkısı çalıyor.
terk edilmiş yerler beni hüzünlendirir. o yüzden ata toprağını satan adama çok kızarım, atasının evini terk edeni, onun anısını yaşatmayanı, oralarda tarihi, geçmişi koklamayı günümüzün içi boşalmış bireyselliğine tercih etmeyi hiç anlayamadım. her köye gidişimde bir yaşlının daha öldüğünü duyar üzülürüm, hele yerine çocukları köye tatillerde bile olsa gelmez olmuşlarsa, işte o zaman kederlenir, bir sigara yakarım.
18 yıl önce terk edilmiş bir köy. zamanında o köyde yaşayanlarla konuştum uzun uzun. tabii torosların eteğindeki bir köy için, hafızalarda kalan tek baskın şey fakirlik olmuş. bu garibanlık öyle bir şey ki; yanına ne kadar heyecan, tutku, macera koysan da silip atıyor; fukaralığı yaşayanlar için daha ağır bir duygu yok. kim bilir ne onurlar, gururlar zedelendi, ne hayaller kurulmaktan bile korkuldu. kim bilir hangi yoksulluktan dolayı sevdiklerini kaybettiler, hangi yoksuzluktan sevdiklerine kavuşamadılar. bunların hepsi, o köye gittiğinizde, yıkık dökük evlerin duvarlarına bakarken aklınıza gelir, kırılmış camlarında görürsünüz bu sahneleri.
terk edilmiş yerlerin kendi içinde saklı bir gizemi, perdesinin arkasında bir trajedisi vardır. yerlerden bağımsızdır, bir otoyolun kenarında terk edilmiş bir ev, uzun zaman önce bırakılmış metruk bir okul binası da olabilir bu. tek yapılması gereken, o koridorlarda, sokakarda, evlerde yaşanmış olabilecek şeyleri anımsamaya çalışmaktır. insana müthiş bir haz verir, hayal gücünüzü harekete geçiren bir enerjisi vardır buraların.
bir gün bu köye gittim, çeşmesinden su içtikten sonra, bir tanıdığım bana: "işte şu ev, dürdane halanı buradan gelin aldık" dedi. evin sadece bir kısmı duruyordu ve ben itinayla o evi beynimde inşa ettim, yolları düzelttim ve at üstünde yeni gelinin davul zurna eşliğinde gidişini canlandırdım. "vay be" dedim kendime, bir zamanlar buralarda erkek kızı beğenmiş, belki bu çeşme başında, evliliğin haberi yayılmış, oraların çöpçatan kadınlarından birisi tam şu evde: "sizin kızı istemeye gelecekler" demiş. türk kahveleri yapılmış, kızı vermişler, kızla erkek o gecenin heyecanıyla uyuyamamış.
belki tam o heyecan yaşanırken, iki yan evde birisi ölüm döşeğinde, garibanlıkla geçip giden ömrünün hesabını kime soracak sanki, boyun eğmiş, "belki cennete giderim de orada mutlu olurum" diye düşünerek ölümü bekliyor. yanlarında ellerinden bir şey gelmeyen sevdiklerinin ağlayışları. yol yok, para yok, adam gibi hastane yok. iyi kötü yaşadılar, heyecanlandılar, sevdiler, sevildiler, güldüler, ağladılar. şimdi yerlerinde yeller esiyor, kimseler yok. boş evlerin camlarından geçen rüzgarın şarkısı çalıyor.
terk edilmiş yerler beni hüzünlendirir. o yüzden ata toprağını satan adama çok kızarım, atasının evini terk edeni, onun anısını yaşatmayanı, oralarda tarihi, geçmişi koklamayı günümüzün içi boşalmış bireyselliğine tercih etmeyi hiç anlayamadım. her köye gidişimde bir yaşlının daha öldüğünü duyar üzülürüm, hele yerine çocukları köye tatillerde bile olsa gelmez olmuşlarsa, işte o zaman kederlenir, bir sigara yakarım.
devamını gör...
bir yazar sizi takip etmeye başladı
sözlüğün en sevdiğim bildirimi. takibe alınmamız, tanımlarımızın hak ettiği değeri bulduğunu göstermektedir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
birkaç önemli hata yaptım. gerçi her insan gibi bilerek ya da bilmeyerek çok fazla haya yaptım. geriye dönüp pişman olmak, geçmişe takılıp yaşamak yerine, yaptıklarımın hata olduğunu anladığım an düzeltmeye çalıştım.
fakat insan sadece duygularıyla ya da mantığıyla hayatını yönetemiyor. ikisini de aynı potada eritemediğin sürece, ne doğru karar alabiliyorsun ne de bozuk yapıyı düzeltebiliyorsun.
düzeltemediğim için de benim bildiğim 2 kişi üzerinde travmatik bir etki bıraktım ne yazık ki. üçüncü bir kişide bu etkiyi bırakmamak adına da hep geri çektim kendimi. dönem dönem de avunmak için kendimde kusur bulmamaya çalıştım. karşı tarafın eksikleri sanki benim artılarımmış gibi göründü gözüme. ama geriye baktıkça, öyle olmadığını çok daha iyi anlıyorum.
fakat insan sadece duygularıyla ya da mantığıyla hayatını yönetemiyor. ikisini de aynı potada eritemediğin sürece, ne doğru karar alabiliyorsun ne de bozuk yapıyı düzeltebiliyorsun.
düzeltemediğim için de benim bildiğim 2 kişi üzerinde travmatik bir etki bıraktım ne yazık ki. üçüncü bir kişide bu etkiyi bırakmamak adına da hep geri çektim kendimi. dönem dönem de avunmak için kendimde kusur bulmamaya çalıştım. karşı tarafın eksikleri sanki benim artılarımmış gibi göründü gözüme. ama geriye baktıkça, öyle olmadığını çok daha iyi anlıyorum.
devamını gör...
yalnızlık
dibine kadar yaşadığım durumdur. çevremde idealarımı, hayallerimi, hedeflerimi paylaşacağım kimse yok. benimle birlikte yaşıyorlar. ne ailem, ne arkadaşlarım, ne eski kız arkadaşlarım... hiçbiri beni anlamadı ve anlamayacak. alıştım artık buna. çevremden dolayıdır dedim, internetten birkaç arkadaş edindim. ne kadar entelektüel gözükseler de onların da öyle olmadıklarının farkına vardım. dünyada elbet bana ve fikirlerime değer verecek insanlar vardır ama onlarla karşılaşmadıktan sonra ne anlamı var ki.
"yalnızlık da iyidir abii, ne güzel." değil abicim, güzel falan değil. evet üretkenim, evet kendime vakit ayırabiliyorum, evet birçok başarım var, evet para kazanıyorum. fakat bunları birileriyle paylaşmadıktan, konuşmadıktan, tartışmadıktan sonra benim açımdan yine hiçbir anlamı yok. eminim birçok insan benim yaşadığım durumu yaşıyordur. umarım hayat karşınıza size ve sizin düşüncelerinize değer veren insanlar çıkarır.
pinhani - yalnızlık
"yalnızlık da iyidir abii, ne güzel." değil abicim, güzel falan değil. evet üretkenim, evet kendime vakit ayırabiliyorum, evet birçok başarım var, evet para kazanıyorum. fakat bunları birileriyle paylaşmadıktan, konuşmadıktan, tartışmadıktan sonra benim açımdan yine hiçbir anlamı yok. eminim birçok insan benim yaşadığım durumu yaşıyordur. umarım hayat karşınıza size ve sizin düşüncelerinize değer veren insanlar çıkarır.
pinhani - yalnızlık
devamını gör...
geç öğrenilen bir gerçek
kıskançlık ve bencillikle hayatımızın sonuna kadar baş etmeye çalışacağımız gerçeği.
devamını gör...
aristoteles
aklın değerini vurgulamıştır. siyasi düşünceye olan birçok katkıları arasında, farklı hükümet biçimlerinin birbirinden ayırtedilmesi için
sistematik çabaları,yasanın devlet içindeki rolünü ve siyası eylemlerin amacının ifadesi,ve sosyal sınıflarla ilgili incelemeleri bulunur.
sistematik çabaları,yasanın devlet içindeki rolünü ve siyası eylemlerin amacının ifadesi,ve sosyal sınıflarla ilgili incelemeleri bulunur.
devamını gör...
hayatta sizi şanslı kılan sahip olduğunuz şey
kitaplarım. kafayı artık kırdım dediğim anda okuyarak kendime geliyorum. insanlardam uzak yazarın kurgusunda kayboluyorum bazen. böylece nefes alıp dinlenebiliyorum. lonely_girl ukdesidir.
devamını gör...
gabon
fransız sömürgesi olduğu zamanlardan bu yana fransız dili ve edebiyatı ile güçlü bağları bulunan ülke.
bayrağı, diğer komşu afrika ülkelerinin aksine yeşil, sarı, kırmızı kombinasyonundan farklı olarak yeşil, sarı, mavi şeritli bayraktır. ekvator çizgisinde bulunduğundan ortadaki sarı şerit ekvatoru, kenarındaki yeşil şerit yağmur ormanlarını , mavi şerit de turistik plajlarının olduğu okyanusu sembolize eder.
bayrağı, diğer komşu afrika ülkelerinin aksine yeşil, sarı, kırmızı kombinasyonundan farklı olarak yeşil, sarı, mavi şeritli bayraktır. ekvator çizgisinde bulunduğundan ortadaki sarı şerit ekvatoru, kenarındaki yeşil şerit yağmur ormanlarını , mavi şerit de turistik plajlarının olduğu okyanusu sembolize eder.
devamını gör...
işçi temalı filmler
işçi sınıfının, mavi yakalıların hayatlarına ve sorunlarına değinen filmlerdir. top 20 listesi yapacaktım, sonra haksızlık olmasın diye vazgeçtim. kronolojik ve kişisel bir liste hazırladım. seçki geniş. grev, sendika hakları, vahşi kapitalizme odaklanan filmler: satchka, maden, germinal, karanlıkta uyananlar, ziemia obiecana, la classe operaia va in paradiso. kadın işçilerin zor yaşam koşulları ve hakları için norma rae, north country, deux jours, une nuit. acı tatlı dram filmi izlemek isteyenler için whisky, los lunes al sol, i, daniel blake. komedi de olsun diyenler için modern times, blue collar. klasik olsun diyenler için ladri di biciclette, on the waterfront. roman uyarlaması olsun diyenler için of mice and men, germinal. biografik olsun isteyenler için hoffa. psikolojik gerilim de olsun diyenler için the machinist. kafa sözlükteki sinefillere hediyem olsun.
satchka - 1925
yön: sergei m. eisenstein
modern times- 1936
yön: charlie chaplin
the grapes of wrath - 1940
yön: john ford
ladri di biciclette -1948
yön: vittorio de sica
on the waterfront - 1954
yön: elia kazan
saturday night and sunday morning- 1960
yön: karel reisz
karanlıkta uyananlar- 1964
yön: ertem göreç
la classe operaia va in paradiso- 1971
yön: elio petri
otobüs- 1975
yön: tunç okan
ziemia obiecana- 1975
yön: andrzej wajda
blue collar - 1978
yön: paul schrader
maden- 1978
yön: yavuz özkan
days of heaven - 1978
yön: terrence malick
norma rae - 1979
yön: martin ritt
matewan- 1987
yön: john sayles
hoffa - 1992
yön: danny devito
of mice and men- 1992
yön: gary sinise
germinal - 1993
yön: claude berri
dirty pretty things - 2002
yön: stephen frears
los lunes al sol- 2002
yön: fernando león de aranoa
whisky - 2004
yön: juan pablo rebella, pablo stoll
the machinist - 2004
yön: brad anderson
noth country - 2005
yön: niki caro
biutiful- 2010
yön: alejando g. iñárritu
deux jours, une nuit - 2014
yön: jean-pierre dardenne, luc dardenne
i, daniel blake- 2016
yön: ken loach
satchka - 1925
yön: sergei m. eisenstein
modern times- 1936
yön: charlie chaplin
the grapes of wrath - 1940
yön: john ford
ladri di biciclette -1948
yön: vittorio de sica
on the waterfront - 1954
yön: elia kazan
saturday night and sunday morning- 1960
yön: karel reisz
karanlıkta uyananlar- 1964
yön: ertem göreç
la classe operaia va in paradiso- 1971
yön: elio petri
otobüs- 1975
yön: tunç okan
ziemia obiecana- 1975
yön: andrzej wajda
blue collar - 1978
yön: paul schrader
maden- 1978
yön: yavuz özkan
days of heaven - 1978
yön: terrence malick
norma rae - 1979
yön: martin ritt
matewan- 1987
yön: john sayles
hoffa - 1992
yön: danny devito
of mice and men- 1992
yön: gary sinise
germinal - 1993
yön: claude berri
dirty pretty things - 2002
yön: stephen frears
los lunes al sol- 2002
yön: fernando león de aranoa
whisky - 2004
yön: juan pablo rebella, pablo stoll
the machinist - 2004
yön: brad anderson
noth country - 2005
yön: niki caro
biutiful- 2010
yön: alejando g. iñárritu
deux jours, une nuit - 2014
yön: jean-pierre dardenne, luc dardenne
i, daniel blake- 2016
yön: ken loach
devamını gör...
ne içindeyim zamanın
“ne içindeyim zamanın,
ne de büsbütün dışında;
yekpare, geniş bir anın
parçalanmaz akışında.
bir garip rüya rengiyle
uyuşmuş gibi her şekil,
rüzgarda uçan tüy bile
benim kadar hafif değil.
başım sükutu öğüten
uçsuz bucaksız değirmen;
içim muradına ermiş
abasız, postsuz bir derviş.
kökü bende bir sarmaşık
olmuş dünya sezmekteyim,
mavi, masmavi bir ışık
ortasında yüzmekteyim.”
ahmet hamdi tanpınar şiiri.
ne de büsbütün dışında;
yekpare, geniş bir anın
parçalanmaz akışında.
bir garip rüya rengiyle
uyuşmuş gibi her şekil,
rüzgarda uçan tüy bile
benim kadar hafif değil.
başım sükutu öğüten
uçsuz bucaksız değirmen;
içim muradına ermiş
abasız, postsuz bir derviş.
kökü bende bir sarmaşık
olmuş dünya sezmekteyim,
mavi, masmavi bir ışık
ortasında yüzmekteyim.”
ahmet hamdi tanpınar şiiri.
devamını gör...
bir öğrencinin gece 12'de öğretmenine soru sorması
sonuç olarak öğretmenin de bir ailesi, bir hayatı, bir düzeni var. bütün hafta zaten bu tür şeylerle uğraşıyordur, bir de pazar günü saat gecenin on ikisinde yazılınca böyle tepki vermesi normal.
saat 22.00'dan sonra, bu tür şeyler için kimseye yazılmaması görüşündeyim.
saat 22.00'dan sonra, bu tür şeyler için kimseye yazılmaması görüşündeyim.
devamını gör...
güne bir şarkı bırak
devamını gör...
yatıştırıcı
müsekkin olarak anılan bir ilacın ya da tedavi yönteminin günümüzde daha çok kullanılan karşılığıdır.
devamını gör...
güzel bir kadını çirkin gösteren detaylar
yine laf dönmüş dolaşmış kadının giyim tarzına gelmiş. yok efendim dekoltesi fazlaymış, çıplak gibi duruyormuş bilmem ne. yahu size ne! siz kimsiniz de kadının ne ölçüde dekolte elbiseler giyeceğine karışıyor ve eleştiriyorsunuz. tam cinnetlik bir kafa. bu lanet olası kafadan kurtulamadığımız sürece bu ülke bir arpa boyu ilerlemez. kadınları rahat bırakın ya. hiçbir insan hiçbir şartta çirkin olmaz. sadece sizin kafanızda kurguladığınız güzellik tanımına uymuyordur, o kadar. sizin kafanızdaki güzellik tanımı kimin umrunda. ya ben bu ülkede kadın olsaydım, her saniye boğulurdum. düşünsene, giyimime karışıyorlar, kahkaha atmama karışıyorlar, konuşmama karışıyorlar, sigara içmeme, sakız çiğnememe karışıyorlar, sokağa çıkmama karışıyorlar, balkona çıkmama karışıyorlar, ona buna her şeye karışıyorlar. resmen kadın olmaması gereken bir varlıkmış gibi davranıyorlar. ya şu ahlâk, namus zırvalarınızdan gına geldi. ahlâk anlayışınıza tüküreyim ya. koskoca ülkeyi kadınlar için cehenneme çevirdiniz, yazıklar olsun be. kadın şöyle olmalı, böyle giyinmeli, şurada gezmemeli, o saatte orda işi olmamalı, bu ne ya! erkek olduğum halde bu ülkede yaşamak yıpratıyor beni, kadınları düşünemiyorum bile. düşün kadınların yakasından, o lanet fikirlerinizi dizginleyin artık. size yüz vermeyen kadınlara yakıştırmadığınız sıfat kalmıyor. onların yerinde olsam selam bile vermem, adres bile sormam sizin gibilere. hâlâ kadınlarla konuşabiliyorsanız sizin için büyük bir lütufdur bu. bırakın kadınlar istedikleri gibi yaşasınlar, baskı hissetmesinler, strese girmesinler, bunu yaparsam başıma ne gelir, millet ne der diye düşünmek zorunda kalmasınlar. lütfen, çok rica ediyorum kadınlara küçücük bir baskı oluşturacak başlıklar açmayın. kadın, kendini erkekten koruma mecburiyeti hissettikçe, kendisi de erkekleşiyor, ondan sonra da erkek gibi kadınlardan nefret ediyoruz diyorsunuz. siz hiç kadınlara kadın olduklarını hissettirecek bir şekilde yaklaştınız mı hiç?! hangi devirdeyiz, tartıştığımız konulara bak. kadınların olmadığı bir dünya yaşamaya değmez.
kadınlar toz toprak içinde de olsalar, kilolu da olsalar, sıradan da giyinseler, makyaj da yapmasalar, saçlarını da taramasalar yine de çirkin olamazlar. zaten hiçbir insan çirkin değildir. çirkin olan düşüncelerdir.
bir insanı çirkin gösteren bir detay yoktur.
kadınlar toz toprak içinde de olsalar, kilolu da olsalar, sıradan da giyinseler, makyaj da yapmasalar, saçlarını da taramasalar yine de çirkin olamazlar. zaten hiçbir insan çirkin değildir. çirkin olan düşüncelerdir.
bir insanı çirkin gösteren bir detay yoktur.
devamını gör...



