do you feel it
devamını gör...
orta çağda olunsa yazarların açacağı başlıklar
f kuşağı gence 'çıkar güvercinini' diyen dayı
devamını gör...
söylemek isteyip söyleyemediğiniz sözler
gece boyunca uykularınız kemiren sözlerdir.
devamını gör...
krokodil
timsahlarla karıştırılan yırtıcı hayvan.
görüntü olarak, birbirlerine çok benzeseler de sadece akraba olan bu iki tür arasındaki bazı farklar aşağıdaki gibidir:
- krokodiller, timsahlardan daha agresiftir.
- krokodiller, tatlı ve tuzlu suda yaşayabilirken timsahlar, sadece tatlı sularda yaşayabiliyor.
- krokodiller açık gri, timsahlar ise koyu siyah renktedirler.
- krokodillerin dişleri, ağızları kapalıyken bile görünürken, timsahların görünmez.
görüntü olarak, birbirlerine çok benzeseler de sadece akraba olan bu iki tür arasındaki bazı farklar aşağıdaki gibidir:
- krokodiller, timsahlardan daha agresiftir.
- krokodiller, tatlı ve tuzlu suda yaşayabilirken timsahlar, sadece tatlı sularda yaşayabiliyor.
- krokodiller açık gri, timsahlar ise koyu siyah renktedirler.
- krokodillerin dişleri, ağızları kapalıyken bile görünürken, timsahların görünmez.
devamını gör...
yazarların girdiği tanımlardan karakter analizi yapmak
gereksiz bir harekettir.
haaa illa bir karakter analizi yapma merakı içinde olan yazarlar varsa ben karaktersizim.
haaa illa bir karakter analizi yapma merakı içinde olan yazarlar varsa ben karaktersizim.
devamını gör...
emre mor
milli takıma ilk katıldığında kimse ismini bilmezken, oynadığı futbolla bu çocuk bir harika dedirten, artan şöhretiyle birlikte oyun disiplinini kaybeden, yeteneğini heba eden, bizler için hayal kırıklığı olmuş genç futbolcumuz.
devamını gör...
ak parti ile ülkemiz 50 yıl ileri gitti
sonra 'sıkıcıymış yea' diyip 200 yıl geri gitti herhalde. ne zaman oldu bu olay tam olarak? uyanık olduğum halde kaçırdım.
devamını gör...
sözlük yağcıları sorunu
başlığı okudum. ilk entryi okudum. sırayla ikinci ve sonunda yoldaşın cinnetini okudum.
hiçbir şey anlamadım sısısıs titriyom. bu ne abi.
atıyorum x meşhur sözlükte, bir başlık var diyelim. 4. entry şöyle oluyor “allah belanı versin utanmadan savunanlar var”
lan kimmiş bu savunan diyip bakıyorsun, ne yazmış da kopmuş alttaki, bi bakıyorsun öyle bir entry yok.
çıldırıyorum. titriyom hep.
hiçbir şey anlamadım sısısıs titriyom. bu ne abi.
atıyorum x meşhur sözlükte, bir başlık var diyelim. 4. entry şöyle oluyor “allah belanı versin utanmadan savunanlar var”
lan kimmiş bu savunan diyip bakıyorsun, ne yazmış da kopmuş alttaki, bi bakıyorsun öyle bir entry yok.
çıldırıyorum. titriyom hep.
devamını gör...
intihar notuna yazılacak ilk cümle
devamını gör...
veda konuşması yapamadan gitmek
annemle babamın son anlarını ve onlar için karaladığım bir kaç dizeyi aklıma getiren başlıktır.
son defa dokunduğunu bilemeden dokunmak sevdiğine...
sarılmak, ömrünün geri kalanında yanında olamayacağını anlamadan...
sesine hasret kalacağını düşünmeden seslenişine cevap vermek...
gözlerini bir daha gözlerine değdiremeyeceğini tahmin bile edemeden o kapıdan çıkıp gitmek ve senden gitmesi en sevdiğinin...
son anında yanında olamadım feryatları çınlıyor kulaklarda!
10 dakika sadece 10 dakika...
emanetin, en sevdiğin bizde babam sen rahat uyu...
kıymetlin kıymetlimiz...

bu fotoğraftan 10 dakika sonra babam aramızdan ayrıldı. ve biz bir veda bile edemedik. son anında yanında olmuş olmak bile çok kıymetliydi benim için. kalbinizdeyse eğer giden vedanın önemi kalmıyor dostlar.
son defa dokunduğunu bilemeden dokunmak sevdiğine...
sarılmak, ömrünün geri kalanında yanında olamayacağını anlamadan...
sesine hasret kalacağını düşünmeden seslenişine cevap vermek...
gözlerini bir daha gözlerine değdiremeyeceğini tahmin bile edemeden o kapıdan çıkıp gitmek ve senden gitmesi en sevdiğinin...
son anında yanında olamadım feryatları çınlıyor kulaklarda!
10 dakika sadece 10 dakika...
emanetin, en sevdiğin bizde babam sen rahat uyu...
kıymetlin kıymetlimiz...

bu fotoğraftan 10 dakika sonra babam aramızdan ayrıldı. ve biz bir veda bile edemedik. son anında yanında olmuş olmak bile çok kıymetliydi benim için. kalbinizdeyse eğer giden vedanın önemi kalmıyor dostlar.
devamını gör...
linç
bir kerim korcan romanıdır.
kitabın ismi olan linç, ingilizce lynch sözcüğünden gelmektedir ve amerikalı bir “vatansever” olan charles lynch’in afroamerikalıları yargısız infaz etmesi sonucunda dile kazandırıldığına inanılır. edgar allen poe ise bu sözcüğün ve hikayesini gerçeği örtmek için üretildiğini söyler.
linç, suçlu olduğu düşünülen bir insanın bir topluluk tarafından yargılanma beklenmeksizin dövülerek öldürülmesi anlamına gelir.
romanda da arap kadir isimli bir mahkumun hapishane yaşamı üzerinden hapishanelerde dönen çirkin ve kirli işler, karanlık ilişkiler, hukuksuzca verilen cezalar ve işkence niteliğinde davranışlar anlatılır.
arap kadir, çok da büyük olmayan bir suç dolayısıyla içeri girer ancak burda istemeden başka suçlara da bulaştırılır. bir de firar edip yakalanınca işler çığrından çıkar.
kadir iyi bir insan olmaya çalışsa da, hakbilir olmak için mücadele etse de hapishane içinde yürüyen sistem buna müsade etmez.
tam on iki yılını hapishanede geçiren kerim korcan’ın bu kitabına roman mı desek inceleme mi desek bilemedim. roman teknikleri açısından bazı bazı çok zayıf kalsa da, çok karanlık bir roman olsa da gerçekçi anlatımı ve samimiyetiyle okunmaya değer bir romandır.
hapishaneye giren bir gencin adım adım, sistemli bir linç uygulaması ile yok oluşa mahkum oluşu anlatılıyor romanda.
kitabın ismi olan linç, ingilizce lynch sözcüğünden gelmektedir ve amerikalı bir “vatansever” olan charles lynch’in afroamerikalıları yargısız infaz etmesi sonucunda dile kazandırıldığına inanılır. edgar allen poe ise bu sözcüğün ve hikayesini gerçeği örtmek için üretildiğini söyler.
linç, suçlu olduğu düşünülen bir insanın bir topluluk tarafından yargılanma beklenmeksizin dövülerek öldürülmesi anlamına gelir.
romanda da arap kadir isimli bir mahkumun hapishane yaşamı üzerinden hapishanelerde dönen çirkin ve kirli işler, karanlık ilişkiler, hukuksuzca verilen cezalar ve işkence niteliğinde davranışlar anlatılır.
arap kadir, çok da büyük olmayan bir suç dolayısıyla içeri girer ancak burda istemeden başka suçlara da bulaştırılır. bir de firar edip yakalanınca işler çığrından çıkar.
kadir iyi bir insan olmaya çalışsa da, hakbilir olmak için mücadele etse de hapishane içinde yürüyen sistem buna müsade etmez.
tam on iki yılını hapishanede geçiren kerim korcan’ın bu kitabına roman mı desek inceleme mi desek bilemedim. roman teknikleri açısından bazı bazı çok zayıf kalsa da, çok karanlık bir roman olsa da gerçekçi anlatımı ve samimiyetiyle okunmaya değer bir romandır.
hapishaneye giren bir gencin adım adım, sistemli bir linç uygulaması ile yok oluşa mahkum oluşu anlatılıyor romanda.
devamını gör...
eti browni intense
vakti zamanında yetmişbeş yaşındaki babamla hastanede muayene sırası beklerken kendisine aldığım kektir.
o yaşıma kadar babamın bir şeyi çok beğenip ikincisini istediği hiç bir şey görmemiştim. ikincisini istediğinde büyük bir keyifle bir tane de kendime almak için kantinin yolunu tutmuştum.
babamı sonsuzluğa uğurladığımdan beri yemeyi bırakın, raftaki haline bile bakamıyorum. insanı kedere sokan küçük detaylardan biri oldu benim için.
umarım günün birinde alışırım buna. barışırım yine kendisiyle...
o yaşıma kadar babamın bir şeyi çok beğenip ikincisini istediği hiç bir şey görmemiştim. ikincisini istediğinde büyük bir keyifle bir tane de kendime almak için kantinin yolunu tutmuştum.
babamı sonsuzluğa uğurladığımdan beri yemeyi bırakın, raftaki haline bile bakamıyorum. insanı kedere sokan küçük detaylardan biri oldu benim için.
umarım günün birinde alışırım buna. barışırım yine kendisiyle...
devamını gör...
güzeşte
“zaman bakımından geçmiş, geride kalmış” anlamına gelen kelime.
devamını gör...
12 nisan 2021 bir grubun attığı tecavüz içerikli tweet rezaleti
öyle bir ülke düşünün ki bu ülkede kavramlar, içine dışına çıkartılabiliyor. örneğin bu başlığa konu olan ekran alıntılarında geçen “12 nisan 2021 toplu tecâvüz ve toplu katliam günü” hakkında bazı sosyal medya kullanıcıları, kara mizah olduğunu, ciddiye alınmamaları gerektiğini söylemiş. bunun ciddi bir durumun olup olmadığını anlayabilmek için illâki ailenizin ve arkadaşlarınızın başına mı gelmesi gerekiyor? bu tür konularda ülke nüfusunun yarısından fazlasındaki rahatlık, beni cidden gerim gerim geriltiyor.
devamını gör...
doğduğun şehri ismini vermeden anlat
türkiye cumhuriyeti'nin ilk ağır sanayi tesisinin kurulduğu şehir.
"dumanlı kentin puslu çocukları" derdik kendimize.
"dumanlı kentin puslu çocukları" derdik kendimize.
devamını gör...
ingilizce öğretmenliği
4 yıldır yaptığım iş. öğretmenlerle dolu bir aileden geliyorum ve annem, dayım ve onun oğlu da ingilizce öğretmeni. ingiliz dili ve edebiyatı çıkışlıyım; ancak 2 öğretmenlik belgem var. ilki yıldız teknik üniversitesi'nden aldığım pedagojik formasyon, diğeri de özel bir kurumdan aldığım; ancak pek bir geçerliliği olmayan tesol belgesi. yanlış anlaşılmasın, tesol geçerli bir belgedir; yalnızca belgeyi veren kurumu pek araştırmadan başladım eğitimlere ve verdikleri belgenin dünya çapında bir geçerliliği olmadığını ortaya çıkardım biraz araştırmayla. biraz boşluğuma geldi denilebilir. yine de bir şeyler katmadı değil.
konusu açılmışken ingilizce öğretmenliği, ingiliz dili ve edebiyatı, amerikan kültürü ve edebiyatı, çevirmenlik ya da dilbilim bölümlerinden birini bitirmiş ve öğretmen olarak geçimini sağlamayı düşünen kişiler için bu belgelerle ilgili birkaç bilgi vermek isterim:
kendinize yapacağınız en iyi yatırım, university of cambridge'in verdiği celta ve sonrasında da delta sertifikalarını almak olacaktır; ancak yükselen döviz kurlarından ötürü epey tuzlu (en son baktığımda 1200 ingiliz sterliniydi). her ne kadar bu sertifika işi bana çok saçma ve haksız gelse de düzen böyle işliyor ne yazık ki ve birçok ayrıcalık kazandırıyor. 4 yıllık ingilizce öğretmenliği bölümü ya da ingilizceyle ilgili bir bölüm okuyanlar boşuna mı okumuş oluyor bu durumda? 4 hafta boyunca her gün gidip alabildiğiniz bir belge sonuçta. böyle bir belgeden ne bekleyebilirsiniz, bilmiyorum. pedagojik formasyon bile 1 yıl sürmüştü ve bana çok şey kattı; ancak 1 yılı bile yeterli görmüyorken, 4 hafta gibi bir süreyi oldukça gülünç buluyorum. öğrendiğiniz şeyleri özümsemek ve kullanmak için yeterli süreniz bile yok ve ders çalışmaktan kusacak konumda buluyorsunuz kendinizi. bir şeyler katmaz mı? kesinlikle bir şeyler katar; ancak öğretmenliği 4 haftalık bir programla öğrenemezsiniz. zaten öğretmen olmak, bilgi birikimi ya da teoriden çok, kişisel özelliklerin ne denli güçlü olduğuna bağlıdır.
bu sertifikalar, yalnızca az önce saydığım bölümleri bitiren kişilere verilseydi bu kadar karşı çıkmayabilirdim. örneğin, abd'de fizyoterapi bölümünü bitirmiş bir kişi, celta ya da tesol belgelerinden birini alıp, yurt dışında herhangi bir ülkede herhangi bir üniversiteye girip çatır çatır para kazanıyor. birkaç farklı kursta çalıştım ve böyle birçok kişiyle karşılaştım. inanın bana, bu tür öğretmenlerin çoğunun aldıkları geri dönüşler hiç iç açıcı değildi. aradan sıyrılanlar yok değildi, az önce dediğim gibi: kişisel özellikler belirler ne kadar iyi bir öğretmen olduğunuzu. ancak genel olarak durum buydu, çünkü öğretmenlik kültürüyle yetişmiş insanlar değillerdi. kendi ülkenizde sizden daha çok para kazanmaları da ayrı bir dokunuyordu ve sinir bozucuydu. ana dili ingilizce olmayan öğretmenlere de birçok ülkede native-like gözüyle bakılıyor bu belgeleri aldıklarında.
konusu açılmışken ingilizce öğretmenliği, ingiliz dili ve edebiyatı, amerikan kültürü ve edebiyatı, çevirmenlik ya da dilbilim bölümlerinden birini bitirmiş ve öğretmen olarak geçimini sağlamayı düşünen kişiler için bu belgelerle ilgili birkaç bilgi vermek isterim:
kendinize yapacağınız en iyi yatırım, university of cambridge'in verdiği celta ve sonrasında da delta sertifikalarını almak olacaktır; ancak yükselen döviz kurlarından ötürü epey tuzlu (en son baktığımda 1200 ingiliz sterliniydi). her ne kadar bu sertifika işi bana çok saçma ve haksız gelse de düzen böyle işliyor ne yazık ki ve birçok ayrıcalık kazandırıyor. 4 yıllık ingilizce öğretmenliği bölümü ya da ingilizceyle ilgili bir bölüm okuyanlar boşuna mı okumuş oluyor bu durumda? 4 hafta boyunca her gün gidip alabildiğiniz bir belge sonuçta. böyle bir belgeden ne bekleyebilirsiniz, bilmiyorum. pedagojik formasyon bile 1 yıl sürmüştü ve bana çok şey kattı; ancak 1 yılı bile yeterli görmüyorken, 4 hafta gibi bir süreyi oldukça gülünç buluyorum. öğrendiğiniz şeyleri özümsemek ve kullanmak için yeterli süreniz bile yok ve ders çalışmaktan kusacak konumda buluyorsunuz kendinizi. bir şeyler katmaz mı? kesinlikle bir şeyler katar; ancak öğretmenliği 4 haftalık bir programla öğrenemezsiniz. zaten öğretmen olmak, bilgi birikimi ya da teoriden çok, kişisel özelliklerin ne denli güçlü olduğuna bağlıdır.
bu sertifikalar, yalnızca az önce saydığım bölümleri bitiren kişilere verilseydi bu kadar karşı çıkmayabilirdim. örneğin, abd'de fizyoterapi bölümünü bitirmiş bir kişi, celta ya da tesol belgelerinden birini alıp, yurt dışında herhangi bir ülkede herhangi bir üniversiteye girip çatır çatır para kazanıyor. birkaç farklı kursta çalıştım ve böyle birçok kişiyle karşılaştım. inanın bana, bu tür öğretmenlerin çoğunun aldıkları geri dönüşler hiç iç açıcı değildi. aradan sıyrılanlar yok değildi, az önce dediğim gibi: kişisel özellikler belirler ne kadar iyi bir öğretmen olduğunuzu. ancak genel olarak durum buydu, çünkü öğretmenlik kültürüyle yetişmiş insanlar değillerdi. kendi ülkenizde sizden daha çok para kazanmaları da ayrı bir dokunuyordu ve sinir bozucuydu. ana dili ingilizce olmayan öğretmenlere de birçok ülkede native-like gözüyle bakılıyor bu belgeleri aldıklarında.
devamını gör...
sözlükte sizi en çok güldüren tanım
o kadar çok beni güldüren tanım var ki bazen sözlüğe sadece gülmek için giriyorum. güldüren tanım yazanlara da teşekkürlerimi iletiyorum.
devamını gör...
şaka maka 14 şubat'ın yaklaşması
güzel geçirilen 14 şubatları, anarak geçirmeyi planladığım gün.
herkes ömründe, kaç tane romantik 14 şubat geçirir ki.
bende5-6 tane var. yeter de artar bile.
eskiden 14 şubat mı vardı?
nerde o eski 14 şubatlar?
zaten pazartesiymiş, haftanın ilk iş günü.
anı yaşayın bakim, ne diye geleceği düşünüyorsunuz.
herkes ömründe, kaç tane romantik 14 şubat geçirir ki.
bende5-6 tane var. yeter de artar bile.
eskiden 14 şubat mı vardı?
nerde o eski 14 şubatlar?
zaten pazartesiymiş, haftanın ilk iş günü.
anı yaşayın bakim, ne diye geleceği düşünüyorsunuz.
devamını gör...
terabayt
10¹² yani yaklaşık 1 trilyon bayta karşılık gelen depolama kapasitesini ifade eden birim.
devamını gör...
