bu karikatür ramazan ayı temalı karikatürlerinin içinde en sevdiklerimden biri. hem günün anlamına uygun olduğu hem de içimden bir ses sevgili balkoninsani'ını gülümset dediği için bugünün karikatürünü ona göndermek istiyorum.
peki siz iftarı nasıl açıyorsunuz?*
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

şükrü erbaş, bu şiirinde bahsettiği köylülüğün içinde yaşamış, yetişmiş bir şairdir. ayakları gayet de toprağa değmiş bir insandır.

bu şiirde köylüler değil "köylülük" eleştirilmekte. şiirde eleştirilen köylüler sırf köyde tarla sürüp toprak damlı evlerde yaşayan insanlar değil. billur saraylarda, çok odalı kent evlerinde yaşayanların da taşıdığı köylülük. köyde yaşamak bu şiirin konusu olmaya yetmediği gibi kentte yaşamak da hedef tahtasından kurtulmaya yetmiyor.

yani köylülüğü, kentte yaşamak, hatta şehirli olmak dahi paklamıyor. bu şiirde kökeni köylü olan insanlardan ziyade köylülük kültürünü eleştiriyor şair.
devamını gör...

işin korkunç olan yanı şu ki, o kişinin ruhu sizin içinizde ölüyor. ama bedeni mutfakta su içiyor.
devamını gör...

duineser elegien ve die sonette an orpheus'u zihnime kazınmış büyük şair. hangi dilde okunursa okunsun muazzam bir tat alıyor insan. yaşamın ölgün telaşesinde, yanımızdan usulca akıp giden bir nehri andırıyor dizeleri. şu sıralar içimi kemirip duran güzel bir şiirini buraya not düşüyorum.

--- alıntı ---

sen kollarıma asla gelmemiş sevgili,
sen yitirilmiş olan daha başından,
senin hangi şarkılar gider hoşuna
ben artık, geleceğin dalgası kabarırken,
görmeye çalışmam seni. bendeki en büyük
görüntüler, denenmiş uzak manzara,
kentler ve kuleler ve köprüler
ve beklenmedik dönemeçleri yolun
ve bir zamanlar tanrılarla
örülmüş toprakların gücü:
yükselirler içimde anlatmak için
hep kaçınan seni..

ah, bahçelersin sen,
ah, böylesi bir umutla
seyrettim onları. kır evinde
bir açık pencere,- ve sen neredeyse attın adımını
bana doğru dalgın. sokaklar buldum, -
daha yeni yürümüştün onlarda sen;
bazen de esnaf dükkânlarındaki aynaların
senden başları dönerdi hâlâ ve irkilip geri verirlerdi
apansız görüntümü. kim bilir, aynı kuş muydu
ikimizin içinde öten, ayrı ayrı
dün akşam?

--- alıntı ---
devamını gör...

seksenli ve doksanlı yılların elektronik oyuncağı. bana kalırsa tetristen bin kat iyiydi.
devamını gör...

türkiye'nin ilk kadın başbakanıdır. türkiye'nin en kötü yöneticilerinden biridir.
devamını gör...

çevreye verdiği zarardan dolayı yasaklanması gereken şey. bunu içenlerin, pasif içicilik diye bir terime sebep olmalarından başka sokakları kirletmek, orman yangınlarına sebep olmak gibi zaraları da mevcut.
devamını gör...

tıbbiyeli hikmet, 1901 yılında balıkesir'in savaştepe ilçesinde dünya gelmiştir. tıp eğitimini bugün istanbul üniversitesi’ne bağlı olan tıbbiye mektebi'nde yapmıştır. istanbul’un işgale uğradığı günlerde ingiliz birliklerinin işgali altında bulunan okulda düzenlenen gösterilere katılmıştır. 1919'da istanbul’u işgal eden ingilizler, mekteb-i tıbbiye-i şahane’yi de ele geçirmek istemişlerdir. ingilizlere karşı ayaklanarak okulu kurtarmaya çalışan öğrenciler; okulun kuruluş yıldönümü olan 14 mart'ı topluca kutlamaya karar verdiler. 3. sınıf talebesi olan hikmet bey önderliğinde büyük bir gösteri yaparak okulun iki kulesi arasına büyük bir türk bayrağı astılar. işgal kuvvetleri bu duruma müdahale ettilerse de durduramamışlardır.

üçüncü sınıf talebesiyken tıbbiyelilerin temsilcisi olarak seçilmiş ve sivas kongresi’ne katılmak üzere, istanbul’dan kaçarak sivas’a gitmiştir. sivas kongresi’nde, mustafa kemal'e hitaben yaptığı mandacılık karşıtı konuşması ile tanındı. 9 eylül 1919 gecesi mustafa kemal’e hitaben yaptığı konuşmada "paşam, murahhası bulunduğum tıbbiyeliler beni buraya istiklal davamızı başarma yolundaki mesaiye katılmak üzere gönderdiler, mandayı kabul edemem. eğer kabul edecek olanlar varsa, bunlar her kim olurlarsa olsunlar şiddetle red ve takbih ederiz. farz-ı mahal, manda fikrini siz kabul ederseniz, sizi de reddeder, mustafa kemal’i vatan kurtarıcısı değil vatan batırıcısı olarak adlandırır ve tel’in ederiz. " sözlerini dile getirip oraya katılanlardan büyük alkış almıştır. mustafa kemal bu konuşma üzerine "arkadaşlar, gençliğe bakın; türk milli bünyesindeki asil kanın ifadesine dikkat edin! gençler, vatanın bütün ümit ve istikbali size, genç nesillerin anlayış ve enerjisine bağlanmıştır." dedikten sonra tıbbiyeli hikmet’e dönerek; "evlat; müsterih ol. gençlikle iftihar ediyorum ve gençliğe güveniyorum. biz, azınlıkta kalsak dahi mandayı kabul etmeyeceğiz. parolamız tektir ve değişmez: ya istiklal, ya ölüm!"

kurtuluş savaşı sırasında tbmm açılınca tıp eğitimini yarıda bırakarak ankara’ya gitmiştir. burada cebeci’deki asker hastanesinde tifüs aşısı üretmek için kurulan bir ekibe dahil olmuştur. kurtuluş savaşı’nın en önemli aşamalarından olan büyük taarruz’a sıhhıye subayı olarak katılmıştır. yarıda bıraktığı tıp eğitimini savaştan hemen sonra tamamlamıştır. vatanına hizmeti tıp sahasında sürdüren hikmet bey ülkenin en zorlu bölgelerinde gönüllü olarak hizmet etmiştir. 1940'larda bu amaçla gittiği sarıkamış’ta verem hastalığına yakalan tıbbiyeli hikmet tedavisi için istanbul’a dönmüşse de bir sanatoryumda bir yıl kadar tedavi görmüş fakat sağlığına kavuşamamıştır. 1945 yılında hayatını kaybetmiş ve karacaahmet mezarlığı’na defnedilmiştir.
fotoğrafı
devamını gör...

asiri asiri seker bir sey...sozlukte var oldugum gunden beri kendisi de yazar, lakin yeni yeni konusmaya basladik diyebilirim. "guzel enerjisiyle bu kiz gozumden nasil kacti " dedirtti. hep var olsun...
devamını gör...

b sınıfı filmlerin yönetmeni john carpenter'ın 1980 yılında çektiği film. filmin müzikleri de john carpenter'a aittir. bundan sonrası spoiler

--! spoiler !--

filmimiz o zamanın moda sahnelerinden kamp ateşi etrafında başlar.ürkütücü sisin içine sıkışan antonio körfezi sakinleri, dehşet verici bir intikamın habersiz kurbanları olacaklarından habersiz günlük hayatlarına devam etmektedirler.

tam yüzyıl önce, sisli bir gecede cüzzamlıları taşıyan bir gemiye tuzak kurulur. gemi kayalık kıyıya doğru yönlendirilir, batar ve içindeki herkes boğularak ölür. kasabalılar gemiden çaldıkları altınlarla bugünkü antonio bay kasabasını kurarlar.şimdi, hayalet denizciler ölümlerinden sorumlu olanların nesillerinden kalanları bulup onlardan intikam almak için dehşet verici sisle birlikte geri döneceklerdir. böylece antonio bay'de kabus dolu günler başlar.

bilinmeyenin yarattığı korkunun somut hali olarak sisi kullanması hem korkutur hem de merak uyandırır.

korku sinemasının usta yönetmenlerinden john carpenter'ın bir önceki filmi halloween'ın hemen ardından çektiği the fog (sis), belki bugün izlendiğinde çok basit bulunabilir ama yapım yılı dikkate alındığında,türünün zamanına göre en iyilerinden diyebilirim...

--! spoiler !--
devamını gör...

dışa bağımlılığı azaltarak. bu da tüketiciden çok üretici bir toplum olmak demek. o yüzden pek olabileceğini düşünmüyorum.
devamını gör...

intel'in kurucularından gordon moore tarafından ortaya atılan, entegre devreler içindeki transistör yoğunluğunun her yıl bir önceki yıla göre ikiye katlanarak artacağını savunan yasa. bir bakıma, bilgisayarların gücünün sürekli olarak katlanarak artacağını iddia etmek anlamına gelir.
devamını gör...

konuşmalarını okuduğu prompter dışında herhangi bir şey okuduğunu düşünmüyorduk zaten. zira kendisi kanunen üniversite mezunu olması gerekmesine rağmen, onu da okumamıştır.
devamını gör...

çift anadilli olmak anlamına gelen bir kavramdır. birey, çocukluk döneminde iki dile birden eş zamanlı maruz kalarak ikisini de anadil olarak edinir.

bir çoğumuzda olduğu gibi tek anadilli olma durumuna da monolingualizm denir.
devamını gör...

nietzsche'nin "böyle buyurdu zerdüşt" adlı kitabıyla daha da irdelediğim, özünde iyilik ve kötülüğün savaşı yatan bir inanıştır.
devamını gör...

şeytanmıyız can yakalım,
edebimizle atışalım,
insan gibi yazalım,
varsın pamuk seker olalım.
devamını gör...

"işte böyle, yavaş yavaş ve derinden, profil resmi yoluyla sözlüğün kime ait olduğunu bulacağız." diyen çiçeği burnunda yazar. *
devamını gör...

hem sen sınav olmak iste, hem de tüm caydırıcı şıkları 'saygı duyun' diyerek yok et. pardon da hristiyanlara, musevilere, inançsızlara vs ne kadar saygı duyuluyor bu ülkede? pek çok şehirde ramazanda açık yer bulamazsın, yemek yemeye kalksan ters ters bakışlara maruz kalırsın. gece uykundan davul sesiyle uyanırsın. yine de kimse isyan etmiyorsa bunlara ağzını açmaya hakkın yok bence, bak insanlar 1 ay hayatının akışında değişiklik yapmak zorunda kalıyor zaten senin sınavın için, uykusuz kalabiliyor, düzgünce beslenmeyebiliyor. sen tanrıya bağlılığını ve iradeni yemeden içmeden kanıtlamak istiyorsan bu seninle tanrı arandaki mesele, diğer insanları 'saygı' kisvesi altında sınavına ortak edemezsin. hayat senin için durmamalı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim