"ve hoşça kal demeğe hazır olan avucunda
ayrılık masanın üstünde dirseğini dayadığın yerdeydi
aklından geçenlerdeydi ayrılık
benden gizlediklerinde gizlemediklerinde
ayrılık rahatlığındaydı senin
senin güvenindeydi bana
büyük korkundaydı ayrılık
birdenbire kapın açılır gibi sevdalanmak birilerine ansızın
oysa beni seviyorsun ama bunun farkında değilsin
ayrılık bunu farketmeyişindeydi senin. " n. h

içinde onlarca iç acıtacak kelime barındıran bir nazım hikmet şiiri.
devamını gör...

doğruları korkusuzca söyleyebilmiş,gazeteci nedir, kime denir? kavramini yaşamıyla tanımını yapmıştır. gerçekten iyi bilmeliyiz, iyi anlamalıyız, özümsemeliyiz. iyi ki vardı, hep var olsun.
devamını gör...

sevdiğim kitaplarla sılça yaptığım şeydir. yeniden o dünyaya girip değişmiş zihnimle tekrardan yazılanları canlandırmak ve eski okuduğumdaki hislerimi hatırlamaya çalışmak zevkli bir eylem benim için.
devamını gör...

şimdi denk geldim bir tanımına sonra diğerlerine okudukça merak ettim daha da okumak istedim. bazen böyle yazarlar karşıma çıkıyor ve bir yerlere dokunuyor işte. mahlasının da hakkını vermiş. çok beğendim yazdıklarını. tüm varoluşsal sancıların kurbanlarına gelsin yazdıkların ne diyeyim. biraz yorucu duygulardan boğulan kederli birazda empatik sonrasında umudun peşinden gidenlerken yakalıyor yaşam enerjisini.
devamını gör...

akrabalarımı. onları anlaşması daha kolay,daha iyi insanlar yapmak isterdim ki ben ya da ailem de bazı ailelerdeki gibi bi arada güzelce zaman geçirebilsin,iyi anlaşabilsin.
devamını gör...

nüfusu aşırı artan karga, martı ve kedilerin sonucu diye tahmin ettiğim durum. şöyle bir süreç gözlemliyorum. hayvan severlerin sayısı hiç olmadığı kadar arttı. 40 yaşına kadar eli bir kedinin başını okşamamış insanlar, kedi sever oldu. güzel de fotoğraf veren hayvanlar. ınstagram'da filan bol bol like getiriyorlar.

neyse, kedilere mama koymak da artık bir istanbul geleneği. her köşe başında bu mamaları görebilirsiniz. ayrıca evde artan yemekleri, pilav, makarna, çorbayı laps diye rastgele kaldırıma, yola boşaltan da çok insan var. bu çevre kirletici ve medeniyete ters faaliyeti, hayvan severlik gibi kutsal bir ödev uğruna yaptıkları için onları kınayamayız tabii. böylece şehir, yukarıda söz ettiğim hayvanlar için bol gıda sunan bir cennete dönüşüyor. bol gıda, çok üremek demek. kedi mamalarıyla martılar ve kargalar da beslenmekte ve onlar da çoğalıyor. mamalarda üremeyi pompalayan bir şey var herhalde ki sayılar ciddi artış gösteriyor. (ne kadar çok kedi, o kadar çok "müşteri")

bunların sayısı artınca, kendilerine yaşayabilecek ortam bulamayan serçeler ortadan kayboluyor. eskiden her yerde pırrr diye uçuşan serçeleri istanbul'da görmek artık iyiden iyiye zorlaştı. bir ara pandemi yasakları sırasında sesleri duyulur oldu, sonra yine kayboldular.

peki serçelerin önemi ne ki? ne faydası var doğaya? kaybolsalar ne olur?
sivrisinekler, karasinekleri kim yakalayıp yiyecek efendim?
bu kuşlar, türlerinin f-16'sı gibiler. üstün hız ve manevra kabiliyetleriyle doğayı senin için temizliyorlar.
serçeler olmayınca ortalığı sinekler basıyor. sonra belediyeler sineklerle mücadele adına daha fazla gaz basıyor sokaklara.
doğa daha fazla ölüyor.
demek ki neymiş, doğanın dengesini bozmamak lazımmış.
("hayvanları suçlayacağına her tarafta ağaçları kesip bina yapan insanları suçla" diyecekler için not: bina, inşaat, yeşil alan, ağaç sayısı sabit olan mahallelerde de serçe popülasyonu azaldı.)
devamını gör...

hz. muhammed'in babası. hz. muhammed 7 aylıkken bilinmeyen bir hastalıktan dolayı 25 yaşındayken vefat etmiştir. abdullah çok güzel birisiydi, hatta kureyşlilerden yaşlı olanlar bile daha önce böyle güzellikte birini görmediklerini söylerlerdi.

abdülmutallib (abdullah'ın babası) zengin bir adamdı. tıpkı oğlu abdullah gibi çok güzel, yakışıklıydı. zemzem'i de uzun zaman sonra o ortaya çıkarmıştı. üstelik arabistan'ın en şerefli ve en güçlü kabilelerinden olan kureyş kabilesinin liderliğini yapıyordu ve şerefli bir soyu vardı. tüm bunlar abdülmutallib'in çok şanslı bir adam olduğunu gösteriyordu. abdülmutallib, cömertti, zekiydi, akıllıydı ve tüm bunlar onu saygın bir adam yapıyordu. fakat bu kadar çok şeye sahip olmasına rağmen, çok şükretmesine rağmen yine de üzgündü. çünkü birden çok hanımı olmasına rağmen sadece bir tane erkek çocuğu vardı. ama arabistan'da babaları destekleyenler oğullardı! kendisiyse sadece bir tek erkek çocuğa sahip olmanın üzüntüsünü, eksikliğini yaşıyordu. ve abdülmutallib dua etti, eğer allah 10 erkek çocuğu verirse ve hepsi büyür de büluğ çağına gelirse, abdülmutallib onlardan birini kabe'de kurban edecekti.

yıllar yıllar geçti. abdülmutallib'in 9 oğlu daha olmuştu ve böylelikle ilk oğluyla birlikte toplam 10 erkek çocuğu vardı. şimdi birisini kurban etmeliydi. ama abdülmutallib o yemini ettiği zaman, 10 erkek çocuğunun olmasını yüzde birlik ihtimal olarak görüyordu. tüm oğulları büyüdü, ama abdullah hariç. artık abdülmutallib sık-sık ettiği yemini düşünüyordu. bütün oğulları onun için gurur kaynağıydı ve en çok abdullah'ı seviyordu. abdullah, çok iyi bir çocuktu. abdullah da büyümüştü artık. abdülmutallib tüm oğullarını çevresinde topladı ve yemininden bahsetti, abdülmutallib onların babasıydı, ne olursa olsun ona uymaları gerekiyordu. abdülmutallib onlardan her birinin bir ok üzerine işaretlerini koymasını istedi. ve kureyş ok falcısına kabe'ye gelmesi için haber gönderdi. oğullarını kabe'ye soktu ve gelen falcıya yemininden bahsetti. oğullar kendi oklarını hazırladı. abdülmutallib, hubel'in yanında durdu. ve allah'a dua etti. okları çektiler, abdullah'ın oku çıkmıştı.

abdülmutallib bir eliyle abdullah'ı diğer eliyle de bıçağı tuttu ve oğlunu kapıya doğru sürükledi, hiçbir şey düşünmek istemiyordu, hiçbir şey. oğlunu kurban etmek için yer arıyordu. fakat abdullah'ın annesi..fâtıma! fatıma, en güçlü kabilelerden olan mahzum kabilesindendi, kureyştendi, şerefli bir soya sahipti. çevreyi büyük bir topluluk sarmıştı. hem abdülmutallib, hem de abdullah kabe'nin kapısında durmuşlardı ve ikisi de bembeyaz, ölü gibi bir haldeydiler. mahzumlular kendilerinden olan birinin oğlunun kurban edileceğini anladılar ve abdülmutallib'e bıçakla nereye gittiğini soruyordular, aslında sorunun cevabını gayet iyi biliyorlardı. abdülmutallib yemininden bahsedince, mahzum'un şefi şöyle dedi:

hayır, onu kurban etmeyeceksin. onu kurban etme, başka bir şeyi feda et. onun bedeli ne kadar olursa olsun, tüm mahzumoğulları mallarını feda etmeye hazırdır.

abdullah'ın diğer kardeşleri kabe'nin içerisinden çıkmamışlardı, hiçbirisi tek kelime etmemişti. fakat dayanamadılar ve abdülmutallib'e kardeşleri abdullah'ı kefaret karşılığında kurtarması için yalvardılar. fakat abdülmutallib hiç oğlunu kurban etmek ister miydi? deniyordu, herkesin yalvarışlarını duymak, tüm topluluğun "yapma!" nidalarını duymak istiyordu. ama bir yandan da korkuyor, düşünüyordu. en sonunda bu durum için herhangi bir kefaretin olup olmadığını öğrenmek ve eğer kefaret geçerliyse nasıl olacağını öğrenmek için medine'de yaşayan akıllı bir kadının yanına gitmeye karar verdi. abdullah ve bir veya birkaç oğlunu yanına alarak medine'ye gitti. orda da kadının başka bir yere yerleştiğini öğrenince oraya gitti. ve kadını buldu. kadına olayı anlattılar ve kadın da ruhla konuşacağım yarın gelin dedi. abdülmutallib dua etti. diğer gün geldiler ve kadın şöyle dedi, bana ilham geldi, söyleyin, sizde kan bedeli ne. dediler ki, 10 devedir. kadın dedi ki: geri dönün, ve kurban etmek istediğiniz adamı bir tarafa, 10 deveyi de diğer tarafa koyun ve aralarında kura çekin. eğer ok adamın aleyhine çıkarsa, 10 deve daha ekleyin ve yine kura çekin. fal develere çıkıncaya kadar buna devam edin, develeri arttırın. sonra da develeri kurban edip adamı salıverin.

mekke'ye geri döndüler ve abdullah ile 10 deveyi kabe'nin avlusuna koydular. abdülmutallib, kabe'nin içine girdi, hubel'in yanında durdu, yaptıklarının kabulü için allah'a yalvardı. oklar çekildi ve ok abdullah aleyhinde çıktı. 10 deve daha eklediler fakat sonuç aynıydı, develer yaşamalı ve abdullah kurban edilmeliydi. her seferinde 10 deve eklediler. en sonunda develerin sayısı 100 olmuştu. fal, develerin aleyhindeydi artık. ama abdülmutallib emin olamıyordu, 3 kez fal oku çekilmesini istiyordu ve 2 kez daha çektiler. fal her seferinde develerin aleyhine çıktı. ve develer kurban edildi.

abdullah 20'li yaşlarına geldiğinde âmine ile evlendi. ve hz. muhammed 7 aylıkken, kendisi 25 yaşında bilinmeyen bir hastalık sebebiyle vefat etti.

amine, bu haberi öğrenince gözyaşları içerisinde şu şiiri okumuştur;

artık mekke'nin bethâ kolu, haşimoğullarından boş kaldı! mekke, haşimoğullarının şanından mahrumdur artık! ölümün davetine uyarak, evinden örtüler ve kefenler içinde çıktı, kabre gitti! ölümün (eğer yeryüzünde yıllarca dolaşıp dursa) insanlar arasında, haşimoğlu gibi bir yiğit bulup da boşluğunu dolduramaz. dostları onun tabutunu taşımak için koşuştu, onu elden ele aldılar götürdüler. ne yazık, ne yazık ki ecel hiç beklenmedik bir zamanda onu çekip kendine aldı. halbuki o, ne kadar güzel, ne kadar cömert ve ne kadar merhametli biriydi!

abdullah'ın bıraktığı miraslar arasında, oğlu hz. muhammed'e bakması için habeşli bir cariye de vardı. sanki abdullah, hz. muhammed'in annesi âmine'nin de, hz. muhammed daha çok küçükken vefat edeceğini biliyordu..
devamını gör...

modern insan hastalığı. çevrenizde ne kadar insan olursa olsun kendinizi yalnız hissedersiniz. hatta o yalnızlık içinde diğerlerinden uzaklaşarak yalnızlığınızdan kurtulacakmış gibi saçma düşüncelere sahip olabilirsiniz.
devamını gör...

ilk başta sadece barajı geçip, yurtdışındaki dandik üniverstelere kayıt yaptırıp, sonra yatay geçiş saçmalığı ile en iyi üniverstelere geçen (çapa tıp-gazi hukuk vs.) vasıfsız zengin p****rini bi araştırıp buna dur deseler daha iyi olurdu diye düşünüyorum.
devamını gör...

2011 yılında çıkan animasyon filmi.
yapmadığı şeyler yüzünden suçlanan ve kanun kaçağı ilan edilen kedinin hikayesi.
devamını gör...

konuyla ucundan alakalı video
devamını gör...

cennet mahallesi dizisinin kadir dede'si olan usta oyuncudur.
devamını gör...

pandeminin en patlak dönemlerinde fahrettin koca'yı görmüştüm. birlikte vaka sayılarını nasıl azaltabiliriz diye tartışıyorduk. taktik veriyordum. sanırım pek işe yaramamış benim tavsiyeler üzgünüm.
devamını gör...

genç olmaktan daha iyidir. en azından bir süre de olsa hiçbir şeyden haberleri olmadan, sanki herkes kendileriyle aynı durumdaymış gibi saf temiz bir şekilde yaşayacaklar.
devamını gör...

çok uzun ve güzel bir analiz sonuna yazılmış "yazık" kelimesi aşırı derecede basit ve itici geliyor bana. bir anda bütün doğruluğunu götürüyor sanki o güzelim yorumun. hani "yazıklar olsun!"a lafım yok da, "yazık"...?

onca güzel şey düşünmüşsün, onları beyin kıvrımların arasından çıkarıp o kadar harika bir üslupla yazıya dökmüşsün. yazık ne yaa! yakıştı mı şimdi bu basit kelime o harika paragrafın sonuna?

hiç sevmiyorum hiç...
devamını gör...

yanlış çağda yaşamanın stresindendir.
devamını gör...

çocukluğunun büyük bir kısmını ailesiyle geçirdiği için zekâsı oldukça gelişen kuş.

biliyoruz ki kargalar yüz tanıma, haberleşme, kabuklu yiyeceklerin kabuğunu kırmak için mesela arabaları kullanma, bazı zekâ oyunlarından başarıyla çıkma gibi yeteneklere sahip.

bu kuşlar doğduktan sonraki 4 yıllarını aileleriyle birlikte geçiriyormuş. bu durum insan yaşıyla 20'ye karşılık geliyor. bu 4 yıl boyunca beslenme işiyle yetişkin kuşlar ilgilenmeye devam ettiğinden, kargalara oynayıp "öğrenecek" ve beyinlerini geliştirecek zaman kalıyormuş. bu nedenle de bildiğimiz karga zekâsı çıkıyormuş ortaya.
devamını gör...

patatestir heralde sevmeyen görmedim.
devamını gör...

islam'a inanmayanları ilgilendirmeyen durum. biz biliyoruz kadınımızın yerini.
devamını gör...

dünyadaki ilk başkahramanı isimsiz romanı yazan *yazar.

aynı zamanda yassıada yargılamalarına şahit olarak katılmışlığı vardır


edit: imla
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim