kitap alıntıları
"ölümden korkuyorum ama hayatımı boşa harcamaktan daha çok korkuyorum. aşk'tan korkuyorum; çünkü aşk bizim kavrama gücümüzün dışındaki şeyleri içeriyor; müthiş bir parıltı saçıyor ama aynı zamanda yaydığı gölge beni korkutuyor."
brida, paulo coelho
brida, paulo coelho
devamını gör...
hasta kişilerin sağlıklı kişilerin hes kodunu kullanması
bir toplum düşünün ki her işin sahtekarlığına, dalga dümenine kafa yorsun. kural tanımasın, empati yapmasın, hep bana desin, düzgün ve olması gereken herşeyi reddedip hep dolap çevirsin. ondan sonra biz niye böyleyiz, niye şöyleyiz, niye gelişmiyoruz bilmem ne. çünkü, amaaaan neyse. anlayan anladı.
devamını gör...
valentin rosier
an itibarıyla ''beşiktaş'ın çocuğu'' tabirini sonuna kadar hak etmiş olan fransız sağ bek. birader sendeki omurga viking gemilerinde yok. tamam biliyoruz, birilerinin zoruna gitti aldığında tavır ve durduğun yer ama futbolda böyle güzel be kardeşim! hikâyeleri ile güzel. sen beşiktaş taraftarı için bir hikâye yazdın. ve o hikâye sayesinde artık beşiktaş taraftarının gönlünde ayrı bir yere oturdun. bak şimdi, misal sen kendi kalene gol attığında beşiktaş taraftarı bunu problem etmez. topu kaptırıp, gol yedirdiğinde öyle ahım şahım üzerinde durmaz. sen tribünlerden pek homurdanma duymazsın. çünkü yaptığın fedakârlık ve gösterdiğin amatörce tavır seni başka bir yere taşıdı.
o yüzden hani bu duruma canı sıkılanlar, morali bozulanlar var ya! hah işte onlara diyorum ki, bozmayın be moralinizi! bunlar işin güzel kısımları. bunlar işin keyifli kısımları. her camianın böyle adamlara ihtiyacı var. takıma ruh, taraftara neşe katar. dilerim ki, diğer camialarda böyle bir aidiyet duygusu ile bezenmiş futbolculara kavuşurlar da herkesin keyfi yerine gelir. uzun süredir rosier gibi bir örnek görmemiştik. adamın aidiyet oluşturduğu sezonda pandemi sezonu. vallahi şaka gibi.
taraftarın önünde mabede ayak bastığında inşallah kendisi kesmeye falan kalkmaz. korkuyorum yani çocuğun ruh halinden. hunisini takmış geliyor resmen deli oğlan. deli ibrahim sonrası inşallah deli rosier dönemi uzun sürer de ruh çağırma seansı yapmak zorunda kalmayız.
video' da on numara olmuş. çok sevdik be abi!
o yüzden hani bu duruma canı sıkılanlar, morali bozulanlar var ya! hah işte onlara diyorum ki, bozmayın be moralinizi! bunlar işin güzel kısımları. bunlar işin keyifli kısımları. her camianın böyle adamlara ihtiyacı var. takıma ruh, taraftara neşe katar. dilerim ki, diğer camialarda böyle bir aidiyet duygusu ile bezenmiş futbolculara kavuşurlar da herkesin keyfi yerine gelir. uzun süredir rosier gibi bir örnek görmemiştik. adamın aidiyet oluşturduğu sezonda pandemi sezonu. vallahi şaka gibi.
taraftarın önünde mabede ayak bastığında inşallah kendisi kesmeye falan kalkmaz. korkuyorum yani çocuğun ruh halinden. hunisini takmış geliyor resmen deli oğlan. deli ibrahim sonrası inşallah deli rosier dönemi uzun sürer de ruh çağırma seansı yapmak zorunda kalmayız.
video' da on numara olmuş. çok sevdik be abi!
devamını gör...
cautionary tales
us tarafından yazılıp yönetilen ve büyük emek harcandığı her karesinden belli olan, çok güzel, insanı içine işleyen bir senaryosu olan ve castın akışı bile çok etkileyici olan kısa filmdir.

cautionary tale ingilizcede birini uyarmak için anlatılan masallara verilen isimdir. küçükken annelerimizin bizi belli konularda tedbirli ve dikkatli olmamız için uyarmak amacıyla anlattıkları masallar gibi. ya da nasreddin hoca’nın su almaya giden kızına testiyi kırmasın diye tokat atması gibi.
küçükken ne zaman annemi dinlemesem başıma bir şey gelirdi, bu murphy kanunlarından daha kesin bir durumdu benim için. hatta kolumun kırıldığı gün annem benim en az on kez uyarmıştı ama elbette ki ben onu dinlemedim. ve bir yaz tatili boyunca kolum alçıda gezdim.
filmde de küçükken annesini dinlemediği için bedensel bir deformasyon yaşayan aaron’ın hikayesi var. aaron bu bozukluk yüzünden toplumdan dışlandığını hisseder ta ki bir toplantıya katılana kadar.
insanların kendilerini yalnız ve dışlanmış hissetmesinin nedeni acaba kendilerine benzeyen insanlardan uzakta olmaları mıdır? onlarla bir araya gelirsek aslında farklı olmadığımızı anlar mıyız?
annenizin sözünü dinleyin efendim, size anlattıkları masalları da her seferinde tam isabet terliklerinin sesini de.
cautionary tales

cautionary tale ingilizcede birini uyarmak için anlatılan masallara verilen isimdir. küçükken annelerimizin bizi belli konularda tedbirli ve dikkatli olmamız için uyarmak amacıyla anlattıkları masallar gibi. ya da nasreddin hoca’nın su almaya giden kızına testiyi kırmasın diye tokat atması gibi.
küçükken ne zaman annemi dinlemesem başıma bir şey gelirdi, bu murphy kanunlarından daha kesin bir durumdu benim için. hatta kolumun kırıldığı gün annem benim en az on kez uyarmıştı ama elbette ki ben onu dinlemedim. ve bir yaz tatili boyunca kolum alçıda gezdim.
filmde de küçükken annesini dinlemediği için bedensel bir deformasyon yaşayan aaron’ın hikayesi var. aaron bu bozukluk yüzünden toplumdan dışlandığını hisseder ta ki bir toplantıya katılana kadar.
insanların kendilerini yalnız ve dışlanmış hissetmesinin nedeni acaba kendilerine benzeyen insanlardan uzakta olmaları mıdır? onlarla bir araya gelirsek aslında farklı olmadığımızı anlar mıyız?
annenizin sözünü dinleyin efendim, size anlattıkları masalları da her seferinde tam isabet terliklerinin sesini de.
cautionary tales
devamını gör...
patau sendromu
trizomi 13 ile ilişkili down sendromuna benzeyen hastalıktır.
bu hastalarda holoprosensefali sık görülür.
buna ek olarak edwards sendromu'ndan farklı olarak parmak sayısının fazla olduğu polidaktili,aplasia cutis görülür.
bir diğer önemli bulgusu da 1. costa(kaburga) kemiğinin tam gelişmemesi ile birlikte 12. costanın yokluğudur.
bu hastalarda holoprosensefali sık görülür.
buna ek olarak edwards sendromu'ndan farklı olarak parmak sayısının fazla olduğu polidaktili,aplasia cutis görülür.
bir diğer önemli bulgusu da 1. costa(kaburga) kemiğinin tam gelişmemesi ile birlikte 12. costanın yokluğudur.
devamını gör...
aşk her şeyi affeder mi sorunsalı
bergen bile "tanrı affetse ben affetmem" dedi. ne aşkından bahsediyorsunuz.
devamını gör...
20 mart 2021 türkiye'nin istanbul sözleşmesi'nden ayrılması
zaten uygulanmıyordu da ulan göz boyamak bile mi umrunda değil artık ben vallahi kendimi kesicem şurada sinirden ya. ‘sorarlarsa var deriz’cilik bile yapılmıyor artık, inanılır gibi değil.
devamını gör...
stefan zweig alıntıları
yalnızlık hiç bu kadar çarpıcı açıklanmadı..
insan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. bekleyip durur insan. hiçbir şey olmaz. insan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür,. hiçbir şey olmaz. insan yalnız kalır. yalnız... yalnız..
satranç - stefan zweig
insan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. bekleyip durur insan. hiçbir şey olmaz. insan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür,. hiçbir şey olmaz. insan yalnız kalır. yalnız... yalnız..
satranç - stefan zweig
devamını gör...
pame radyo yayını
devamını gör...
kitap alıntıları
“insanın geçmişini araştırması acı veren bir deneyimdi. mutlu olabilmenin tek şartı ‘unutmayı’ başarabilmekti.”
kardeşimin hikayesi, zülfü livaneli
kardeşimin hikayesi, zülfü livaneli
devamını gör...
yazarların 100. takipçisi
ödül mödül vermiyoruzdur umarım dediğim başlık.*
son 1 bakalım kim o şanslı. * *
beni takip eden tanımlarımı beğenen birde tatlış tatlış tanımlar yazan yazarlarım beni nasıl onure ediyor anlatamam. *
son 1 bakalım kim o şanslı. * *
beni takip eden tanımlarımı beğenen birde tatlış tatlış tanımlar yazan yazarlarım beni nasıl onure ediyor anlatamam. *
devamını gör...
pers ölümsüzleri
pers ordusunun saldığı dehşet bir yana, "pers ölümsüzleri" düşmanları için en büyük korkuydu. ordunun en seçkin savaşçılarından oluşan grubun bu takma adı almasının sebebi, savaşlarda hiç kimsenin onları görünürde öldürememesiydi. ölümsüzleri oluşturan 10.000 piyadeden bir tanesi bile düşse, hemen yerine birisi geçerdi ve birlikler sürekli aynı güce sahip sabit birimler olarak varlığını sürdürürdü. ölümsüzler, rütbelerine göre altın veya gümüş uçlu kısa mızraklar kullanan bir birlikti. kısa mızraklar dövüş mesafesini kısaltıyordu, ancak buna karşın hareket kabiliyetlerini artırıyordu. ölümsüzler, kısa yay ve okluk da taşıyorlardı. böylece çatışma menzilini istedikleri an hızlıca değiştirebiliyor, göğüs göğüse çatışmadan daha uzun menzilli bir çatışma pozisyonuna göz açıp kapayıncaya kadar geçebiliyorlardı.
all about history dergisi
all about history dergisi
devamını gör...
tarihçilerden başka bir hikaye
editörlüğünü ebru aykut, nurçin ileri ve fatih artvinli'nin yaptığı, can yayınları'ndan çıkan tarihi öykü derlemesi. tarih ile edebiyatı, gerçek ile kurguyu bağdaştıran şahane bir metodu vardır. tarihçilerin, buldukları gerçek tarihi kaynakları (arşiv belgeleri, hatıratlar, gazete haberleri) kurgulayarak öyküleştirmesiyle meydana gelmiştir. ilginç bir tarih yazımı denemesi olduğu kadar, gerçek hikayelere dayanması bakımından dikkat çekici bir edebi eserdir de.
esasen tarihi ilgi çekici kılan da geçmişin insanları değil midir zaten? gelmiş geçmiş milyarlarca insanın bir o kadar hikayesi var. biz de kendimizi öne çıkan bir iki tanesinin hikayesini bilmekle avutup duruyoruz. yalnızca kitleleri etkileyebilmiş ya da herhangi bir şekilde iz bırakabilmiş bir avuç tarihi kişilikten haberdarız aslında. peki ya diğerleri, senin benim gibi normal insanlar? düşünen, hisseden, kaygılanan, sevinen, öfkelenen, hayal kuran, plan yapan; bizim gibi doğan ve bizim öleceğimiz gibi ölen, basbayağı yaşayan insanlar. onların hikayeleri değil mi aslında bizi etkilemesi gereken? basit insanların basit hayatlarından da çıkmaz mı güzel hikayeler?
elbette bu kitapta da gene bir şekilde kağıda geçebilmiş insanlarla yetiniyoruz. bir şekilde kadı sicilleri, gazete haberleri ya da zamanında tutulan günlükler gibi belgelerde adı geçen insanlar ve olaylarla karşılaşıyoruz. özellikle de ötekinin tarihi anlatılıyor bize. ezelden beri çile çeken kadınların, örselenen çocukların hikayeleri bunlar. ya da bu sefer eşkıyalık yapan çocuklarla karşılaştığımız bir hikaye de var mesela. hep bir ayrı kalmış gayrimüslimlerin hikayeleri var. suçlar, polisler, doktorlar, hizmetçiler var. herkesin biraz bahsedilmiş de olsa kendisini bulabileceği bir karakter var.
"tarihçilerden başka bir hikaye", böyle bir kitap işte. ismiyle müsemma. okumak için tarih sevmeye de gerek yok, bir tarih kitabı değil bu zira; normal, yaşayan insanların anlatıldığı bir kitap. tarihte geçiyor sadece. geçmiş gitmiş. bizim de olacağımız gibi.
esasen tarihi ilgi çekici kılan da geçmişin insanları değil midir zaten? gelmiş geçmiş milyarlarca insanın bir o kadar hikayesi var. biz de kendimizi öne çıkan bir iki tanesinin hikayesini bilmekle avutup duruyoruz. yalnızca kitleleri etkileyebilmiş ya da herhangi bir şekilde iz bırakabilmiş bir avuç tarihi kişilikten haberdarız aslında. peki ya diğerleri, senin benim gibi normal insanlar? düşünen, hisseden, kaygılanan, sevinen, öfkelenen, hayal kuran, plan yapan; bizim gibi doğan ve bizim öleceğimiz gibi ölen, basbayağı yaşayan insanlar. onların hikayeleri değil mi aslında bizi etkilemesi gereken? basit insanların basit hayatlarından da çıkmaz mı güzel hikayeler?
elbette bu kitapta da gene bir şekilde kağıda geçebilmiş insanlarla yetiniyoruz. bir şekilde kadı sicilleri, gazete haberleri ya da zamanında tutulan günlükler gibi belgelerde adı geçen insanlar ve olaylarla karşılaşıyoruz. özellikle de ötekinin tarihi anlatılıyor bize. ezelden beri çile çeken kadınların, örselenen çocukların hikayeleri bunlar. ya da bu sefer eşkıyalık yapan çocuklarla karşılaştığımız bir hikaye de var mesela. hep bir ayrı kalmış gayrimüslimlerin hikayeleri var. suçlar, polisler, doktorlar, hizmetçiler var. herkesin biraz bahsedilmiş de olsa kendisini bulabileceği bir karakter var.
"tarihçilerden başka bir hikaye", böyle bir kitap işte. ismiyle müsemma. okumak için tarih sevmeye de gerek yok, bir tarih kitabı değil bu zira; normal, yaşayan insanların anlatıldığı bir kitap. tarihte geçiyor sadece. geçmiş gitmiş. bizim de olacağımız gibi.
devamını gör...
cankan
henüz 4-5 yaşlarındayken bunları dinleyecek kadar ne yaşamış olabilirim acaba?
"yar yar vurma beni derinden" kısmına bağırarak eşlik ediyordum bir de.
"yar yar vurma beni derinden" kısmına bağırarak eşlik ediyordum bir de.
devamını gör...
kafa sözlük
başarılı bir durak.
devamını gör...
hıdırellez
bir iki güne gelecek olan , bu senekisi çok kıymetli olan, yüzde yüz bizden olan gün.
5 mayısı 6 mayısa bağlayan gece dedikodu yapmadan, tadilat-yoğun temizlik yapmadan, şükrederek, dua ederek, mayalı hamur tüketerek, mutlu olarak geçirilmesi önerilen gün.
inananların tüm dilekleri kabul olsun inşallah.
videoda anlatılanları özetledim. *
5 mayısı 6 mayısa bağlayan gece dedikodu yapmadan, tadilat-yoğun temizlik yapmadan, şükrederek, dua ederek, mayalı hamur tüketerek, mutlu olarak geçirilmesi önerilen gün.
inananların tüm dilekleri kabul olsun inşallah.
videoda anlatılanları özetledim. *
devamını gör...
lise son en arka sıra şu an ne yapıyor sorunsalı
bilen bilir; en arkada oturan dörtlü bir grup vardır, yedikleri içtikleri ayrı gitmez. kopyayı beraber çeker, azarı beraber yer, her türlü eğlenceyi birlikte yaparlar. fakat anlaşılmaz olaydır ki, bu dörtlü liseden sonra bir anda dağılır. sanki aradaki tek bağ lisedir. o kopunca bu dörtlüden geriye anılar kalır.
şimdi gelelim o dörtlüden kalanlara. eğer arka dörtlüye dahil iseniz şu an ne yapıyorsunuz? arkadaşlarınız ne yapıyor? siz dağıldınız mı?
me*: üniversite sınavı üçüncü kez gireceğim. pek ilerlediğim söylenemez. biri okulu bıraktı, biri babasının ofisinde çalışıyor, diğerinden haberim bile yok. biz de dağılan gruba dahiliz.
şimdi gelelim o dörtlüden kalanlara. eğer arka dörtlüye dahil iseniz şu an ne yapıyorsunuz? arkadaşlarınız ne yapıyor? siz dağıldınız mı?
me*: üniversite sınavı üçüncü kez gireceğim. pek ilerlediğim söylenemez. biri okulu bıraktı, biri babasının ofisinde çalışıyor, diğerinden haberim bile yok. biz de dağılan gruba dahiliz.
devamını gör...
çaylak olduğu halde tanım girmek
yazar olduğu halde tanım giremeyip çaylağa sallamak, güzel hareket
devamını gör...
bir lira var mı abi
değişik kent ve sokaklarda karşınıza çıkabilecek damlaya damlaya göl olur felsefesini yaşatan kardeşlerimiz.
devamını gör...
ev ve araba almanın artık çok kolaylaştığını anlatacağız
geçen elimde telefonla sandalyeden düştüm, telefonun üstüne düşmemek için bileğimin üzerine düştüm. ne evi ne arabasından bahsediyor bunlar anlayabilene bravo.
(bkz: araba almanın imkansız olması)
(bkz: sıfır araba almanın imkansız olması)
(bkz: artık bilgisayar almanın imkansız olması)
aklımızla dalga geçen açıklamalar
(bkz: araba almanın imkansız olması)
(bkz: sıfır araba almanın imkansız olması)
(bkz: artık bilgisayar almanın imkansız olması)
aklımızla dalga geçen açıklamalar
devamını gör...