(bkz: kaf dağı)
memleketim.*
devamını gör...

kendisini tanımadığım için sorum yok. ama moderasyon ekibine sorum var “neden celebrant?”

çünkü şöyle bir profiline baktım tanım sayısı çok değil ve sözlüğe her gün giren biri olarak bu yazara denk gelmedim. aşağı yukarı her gün denk geldiğim yazarlara baktığımda bu yazarlar da kendisini tanımadığını yazmış. konuğun takipçi sayısı çiftli rakamlarda demek ki önceden gelen bir tanışıklık var. bazı yazarlar ve moderasyonla.

moderasyona tavsiyem illa bu etkinlik devam edecek ise kimi konuk alacağınızı yazarlara bir link üzerinden anket ile sorsanız bu röportajlara sorularla yazarlar da katkı yapar. sizin tanıdığınız yazara ben şimdi ne sorabilirim “neden kafa, nasıl üye oldun, neden bu nickname?” falan mı? üffff geçiniz. çok saçma.

ikinci tavsiyem gerçekten bu format neden var? moderasyon ekibi, yönetim üzerinden belki gidebilir de bir yazarın bu etkinliğe dahil olması yukarıda bazı arkadaşların da belirttiği gibi bana da manasız geliyor.
devamını gör...

çok tatlı sesiyle enerji dağıtmaya devam eden radyo programcımız.*
keşke kayıt teklifini kabul etseydim, ne bileyim işte, millete sakız olurum diye çekindim. bir dahakine kısmet.
devamını gör...

eğer gerçekten seviyorsa bir insan bir insanı o eşiğe gelinse bile daha fazlası olmaz olamaz. sevmek denilen eylem bu kadar basit ve çabuk vazgeçilebilir bir şey değil. 60-70 yıl süren evliliklere baksanıza bir de. kavgalar tartışmalar elbet olmuştur ama hiçbir taraf o eşiği geçmemiştir çünkü onlarda birbirlerinden vazgeçemediklerinin farkındadırlar. işte bu gerçek sevgi budur biraz daha dramatize edilecek olursa birbirine muhtaç kalma durumu olarak bile kesinlikle değerlendirilebilinir.
devamını gör...

honore de balzac (fransız yazar): çok fazla kahveden boğuldu diye bilinir. ama aslında kalp yetmezliğinden ölmüştür. onu bu sebebe iten şey ise kupalarca içmiş olduğu kahvedir.

lev tolstoy (rus yazar): başka kalacak yeri olmadığı için tren istasyonunda kalmak zorunda olan tolstoy, soğuk bir kış günü donarak öldü.

virginia woolf (ingiliz yazar): ceplerini taşla doldurarak kendini ouse ırmağı'na bıraktı. ardında eşine bıraktığı şu sözler kaldı: sevgilim, yine çıldırmak üzere olduğumdan eminim. yaşadığım o korkunç anlara geri dönemem artık. bu kez iyileşemeyeceğim. sesler duymaya başladım, hiçbir şeye odaklanamıyorum. bu yüzden yapabileceğimin en iyisi olduğunu düşündüğüm şeyi yapıyorum.

slyvia plath (amerikalı yazar): çocuklarını odalarına götürdükten sonra odalarının kapılarını içeri gaz girmeyecek şekilde bantlar ve mutfağa gidip gazı açıp kafasını fırına sokarak intihar eder.

stefan zweig (avusturyalı yazar): 1941 yılında bezilya'da yaşarken avrupa'nın durumundan dolayı üzüntüden eşiyle birlikte zehir içerek intihar etmiş.
devamını gör...

en güzelleri fırından yeni çıkmış ekmek kokusu, yağmur yağmış toprak kokusu, kahve kokusu, yeni alınan kitap kokusu sırf bu koku için bile kitap alınır.
devamını gör...

sandor clegane (hound) gibi muhteşem bir karakter barındıran dizi. grimdark'ın baş yapıtlarından. ilk sezon haricinde seriye tam bir bağlılık gösterilmese bile son üç sezona kadar fena bir şekilde ilerlemiyor. martin, foreshadowing seven bir yazar bundan ötürü kitapta olduğu gibi dizide de oldukça ince göndermeler var. çoğu insanın farketmediği en basit foreshadowing örneğini ve dizi ile kitap farklarını birazdan ekleyeceğim spoiler içerisinde. finali rezil olsa bile gri karakterler, kaliteli çekimler ve iyi oyunculuklar diziyi izlettiriyor.

--! spoiler !--

(belirli bir sıralama ile gitmeyeceğim)

muhtemelen en bariz fark catelyn stark-lady stoneheart olayıydı. dizide catelyn stark kızıl düğünde boğazı kesilerek öldürüldü ve tekrar görünmedi fakat kitapta boğazı kesildikten sonra göle atılıyor ama thoros of myr tarafından diriltiliyor. ölü kaldığı sürenin uzunluğundan dolayı yüzünde yer yer çürükler var ve betimlemelere göre yarı ceset diyebileceğimiz bir görüntüye sahip. ölmeden önce sevecen bir kişiliğe sahip olsa bile frey ve lannister nefreti yüzünden intikam dışında bir şey hatırlamayan donuk bir karaktere dönüşüyor. tanıtılmayan ve hikayesi göz ardı edilen çok karakter var ama en bariz örneği lady stoneheart diyebiliriz.

sansa stark-ramsay bolton sahneleri bir çoğumuzu sinir etmiştir muhtemelen ama kitap ve dizi burada ayrılıyor yine. ramsay bolton, sansa stark ile değil vayon poole'un kızı jeyne poole ile evleniyor yani sansa stark aslında winterfell'e dönmüş değil kitapta. jeyne poole tam olarak dizide sansa'nın başına gelenleri yaşamasa bile ramsay bolton gibi chaotic evil bir karakterin elinde çok daha beterini yaşıyor.

kitapta martell ve greyjoy haneleri üzerine kurulu çok fazla bölüm olmasına rağmen doğru düzgün aktarılmamış durumda ve bu kitapları okumayanlar için büyük bir dezavantaj çünkü hikayenin en etkili iki ailesini tanıma fırsatı sunulmuyor.

aegon targaryen olayı ise kitap ve dizide bulunan bariz uçurumlardan biri. kitapta young griff olarak tanıtılan bir karakter var ve öğrendiğimize göre bu karakter aslında rhaegar targaryen'in ölü olarak bilinen ilk oğlu aegon targaryen'den başkası değil. fısıltıların efendisi varys ise kitapta yaptığı hamlelerle aslında aegon'u tahta geçirme derdinde. hatta öyle ki çocukluğundan beri aegon'un iyi bir kral olmak için yetiştirildiğini öğreniyoruz ve varys bu planı yapan beyin olarak karşımıza çıkıyor. daha detaylı bilgi için buraya video bırakacağım. varys'in amacı nedir? aegon davası

zavallı shireen baratheon için üzülmeyin, henüz yakılmış değil ama foreshadowing ustası olan ve seri boyunca rüyalar ile mesajlar veren martin muhtemelen küçük kızı yakma derdinde.

" ı had bad dreams. about the dragons. they were coming to eat me."

brienne dizinin aksine kitapta ne arya ne sansa ile karşılaşıyor ama lady stoneheart ile hoş olmayan bir karşılaşma yaşadıklarını belirteyim.

renly baratheon ve loras tyrell sevişmiyorlar. tyrell ailesinin bir çok önemli üyesinden bahsedilmiyor bile.

targaryenler ateşe diğer insanlara nazaran daha dayanaklı ama yanmıyor değiller. ilk kitabın sonunda daenerys'in yanmama sebebi kan büyüsünden kaynaklanıyor ama dizide sanki targaryenler yanmıyor gibi gösterilmiş.

yüzlerce ufak detay var fakat şimdilik en çok gözüme çarpanları yazdım. ek olarak martin'in,ilk kitabın birinci bran bölümünde nasıl birinci kitabın finalini verdiğini ekleyeyim buraya.

hatırlarsanız eğer dizinin ve kitabın ilk bölümünde idam sahnesi mevcut. bu sahneden sonra ilerleyen ekip karnından aldığı darbe ile ölmüş olan bir erkek geyik görüyor daha sonra ise boynundan darbe almış bir ulukurt buluyor. bu sahnede önemli olan bir detay daha var. bir ulukurt bu kadar güneye inmez, muhtemelen geyiğin peşinden gitmiş olmalı diye bir diyalog geçiyor.
hane arması ulukurt olan eddard stark, hane arması erkek geyik olan robert baratheon'un peşinden güneye iniyor ve boynuna darbe alarak ölüyor. hane arması erkek geyik olan robert baratheon ise karnından aldığı bir darbe ile ölüyor.
martin, kitabın ilk bölümünden final bölümünün tüm detaylarını veriyor aslında ve bu kitapta bulunan en basit foreshadowing (ağır ima) örneği.

--! spoiler !--
devamını gör...

sonucu "iyi oldu sana" düşüncesini harekete geçiren davranış.

zeki insanlar başkalarıyla değil, kendi işleriyle uğraşır çoğunlukla. dolayısıyla birisi gelip ona sataşıyorsa, büyük ihtimalle sorun, sataşan kişidedir. kendi halindeki insanlara sataşan tiplerden oldum olası nefret ettiğimden, böyle birine sataşıp ağzının payını alan herkes, gözümde çok komik bir duruma düşer.

eline, ağzına sağlık zeki ve birikimli insan; yine olsa yine yap!
devamını gör...

cadı diye yakıldıkları, insan yerine konmadıkları için filozof olmaya vakit kalmamış ne yazık ki. kaçınızın babaannesi ilkokuldan sonrasını okudu? kadın ve erkeklere verilen eşit eğitimin tarihi* çok yakın bir zamana dayanıyor. eski dönemde bir kadın olarak yaşamaktansa ölmeyi yeğlerdim.
devamını gör...

maskotunun maymun olduğu zamanlardı.
gerçekten kaliteliydi.
devamını gör...

bilmeyen kalmamış olabilir, yazayım gene.*
46 yaşındayım çocuklarrrr.
yeni yazarlara da söyleyin, seneye kadar, daha da yazmayayım.
seneye de 47 oldugumu yazarım.
devamını gör...

kendisi önceden sözlükte de bahsedildiği üzere simülasyonlar ve simularklar kuramını ilk ortaya atan kişidir. bu fikirleri matrix serisine büyük bir ilham kaynağı olmuştur. kendisinin sadece imkansız takaslar kitabını okumakla beraber, bazı durumlara imkansız takas kitabındaki değerlendirmeler ışığında yaklaşırsak bizi ileriye götüreceğini düşünmekteyim.

burada bahsetmek istediğim durumları ise porno ve infinity war ile endgame filmleri olarak sıralayabilirim. imkansız takas kitabı kısaca insanoğlunun bir bedel ödemeden bir nesne, duygu, düşünce vb. takas etme isteğini ve bu istek doğrultusunda sanal ile gerçekliğin iç içe geçtiğini anlatmak istemektedir. vermiş olduğum örneklerin kendimce açıklamaları ise şöyle:

porno: bildiğiniz gibi porno izlerken bireyin herhangi bir partneri olmadan cinsel zevk almak mümkün. tabii porno da görsel bir içerik olması sebebi ile de oldukça kolay ulaşabilirdir ve gerçek seksin yerine geçmesi mümkündür ancak bu duygu sadece ilüzyondur. zannımca pornonun bu kadar yaygınlaşması sağladığı bu kolaylıktan gelmektedir. bu sebepten, pornoda sanal ve gerçeklik iç içe geçmiştir.

infinity war ile endgame filmleri: bildiğiniz gibi infinity war ile endgame filmlerinde hep iyilerin kazanması uğruna anti karakterler öldürülür veya öldürülmesi için mantık sınırları oldukça esnetilir. infinity filmini iyilerin yenilme olgusunu çok net bir biçimde gösterdiği için en sevdiğim marvel filmidir. burada yatan duygu ise insanoğlunun isteği (iyi kahramanların ölmeme durumu) bizi sanal bir duruma sevk etmesi neticesinde gerçeklik ile sanal birbirine karışmıştır.

edit: eğer bir sıkıntı görülür ise katkılarınızı beklemekteyim.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

biraz önce markette duyduğum söz.

1919'da, yüz yıldan daha uzun zaman önce, dünyanın saygı duyduğu liderin önderliğinde, onurlu ve namuslu insanların kanı ile sulanmış bir ülkenin temelleri atılmaya başlandı. çok kısa zamanda; 20 yıldan çok daha kısa bir zamanda sefaletin içinden sanata değer veren, ekonomisi hızla gelişen, eğitime önem veren, kadına olması gereken haklarını dünyadan önce veren bir ülke haline geldik. çok kolay okudunuz bu cümleleri; bir kez daha düşünün. açlık, acı, sefalet, kan... insanlar ailelerini kaybetti. hayal bile edemeyeceğiniz acılar çekti ve bu kıyametin içinden hızla ve dünya ile yarışabilecek bir ülke kuruldu.

şimdi geldiğimiz nokta bu: "anne keşke çok paramız olsaydı". ucuz bir marketin, ucuz ürünlerini alan ve market sepetine bile ihtiyaç duymayacak kadar az gıda alan bir aile. bu sözleri duyarken ben utandım ama halkın seçtiği ve halka hizmet etmesi gereken kişiler nasıl olur da utanmaz? o kanlı savaşların üzerinden neredeyse bir asır geçti. kimseyi suçlamıyorum. üzerine düşünülecek bir konu paylaşıyorum.
devamını gör...

emeği geçen herkese teşekkürler, çok güzel bir yayın. umarım daha güzel günlerde de birlikte oluruz. *

ama biri var ki ona en bi’ çok teşekkürler. sevgili kuzguncuktaki vişnem, canım, yüreğine sağlık. evet evet, kankacılık kazanacak işte, hıh.*
devamını gör...

öncelikle kaynak şu da ikinci kaynak

15 milyon takipçisi olmasından mütevellit enes batur denen şahsın türkiye büyük millet meclisinde konuşma yapacak olması olayıdır.
aklım almıyor yemin ediyorum. muhalafet de iktidar da bu konu hakkında fikir birliğine varmışlar.
ülke bu kadar vizyonsuz, çapsız insanlar tarafından yönetilirken valla şansa yaşıyoruz, hatta iyi yaşıyoruz.
devamını gör...

röpteşambır. bayılıyorum buna.
doğrusu robdöşambr'mış.
devamını gör...

22 nisan 2021 tarihli ezhel açıklamasıdır.

ben ezhel'i müziğinin yanında bu hali ile de çok seviyorum, çünkü kendisi 4 yıl önce müptezhel albümünü çıkartmadan önce, yani bizim gibi ortalama geliri olan bir türk genci durumundayken, bizim yaşadığımız her şeyi yaşadı. yeri geldi kirasını çıkartamadı yeri geldi sokakta müzik yapıp akşam eğlence parasını çıkarttı, yeri geldi saçları ve küpeleri yüzünden hor görüldü yeri geldi düşünceleri yüzünden yargılandı.

ama sonra albümü tuttu, en ünlü festivallerde en kalabalık sahneleri yaptı, dünyanın en başarılı rapçileriyle görüştü, statüsünü yükseltti, almanya'ya taşındı, ama hala kendisi ülkesinde olanlar ile ilgili, bu özelliğini kaybetmedi. neden çünkü hala kendi gibi olan gençler olduğunu biliyor, zamanında yaşadığı sıkıntıları bu ülkede insanların çok daha büyük şekilde yaşadığını biliyor ve buna karşı ses çıkartıyor. kendi genç kitlesini uyuşturucuya değil, hakkını yiyene, parasını çalana ses çıkartmaya özendiriyor.

ezhel'in bir halk sanatçısı olduğunu kanıtlar nitelikte açıklamalarından sadece bir tanesidir diyelim.
devamını gör...

"hanım hanım bunlar benim yavrularım" tabiki sid.
devamını gör...

ismini duyduğumda kulağımda şırıl şırıl su seslerinin aktığı doğal oluşumdur. çok çeşitli genişlik ve derinliklere sahip olabilirler. bu çeşitlilik de kendilerini bu kadar ilgi çekici yapan nedenlerden biridir.


şelaleler genellikle bir nehrin üst kademelerinde oluşur ve burada farklı kaya bantları üzerinden akar. bu akış yumuşak kayayı sert kayaya göre daha hızlı aşındırır ve bu durum bir şelalenin oluşmasına neden olabilir.

aynı şekilde arazi oluşumu da bir şelaleye neden olabilir. doğal bir uçurum veya çıkıntı varsa, akan nehir suları kendiliğinden aşağı düşerler.

dünyadaki en yüksek kesintisiz şelale venezuela'da bulunan 979 metrelik el salto ángel ya da türkçe adıyla angel şelalesidir.


kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

ama sanıyorum ki şelale denince dünya genelinde hemen hemen herkesin aklına gelen ilk şelale niagara falls/şelaleleridir. zaten dünyanın en çok ziyaret edilen şelalesidir. kanada ve abd sınırında bulunan niagara şelaleri, hem güzelliği hem de değerli bir hidroelektrik güç kaynağı olmasıyla ünlüdür. 19. yüzyıldan beri rekreasyonel, ticari ve endüstriyel kullanımları dengeleme konusunda uğraşır durur bu şelaleler.

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel


kaynak
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim