farklı konu ve kültürlerdeki bilgisi ile ilgisini sözlüğe aktaran yazarımız. tanımlarına göz gezdirdiğinizde bilmediğiniz bir şeyi öğrenebilir veya zaten bildiğiniz bir şeyi ise tekrar keyifle hatırlayabilirsiniz.
sözlüğümüze hoş gelmiş, keyifle yazmaya devam eder umarım.
devamını gör...

ingilizcede finansal ve fiziksel yıkımlara neden olan son derece tehlikeli durumları belirtmek için kullanılan bir sıfattır. catastrophe isminin sıfat halidir. türkçe tam karşılığı yok ama ''felaket getiren'' olarak çevrilebilir. örnek cümle;

the architect died in a catastrophic elevator accident = burada mimarın feci bir asansör kazasında hayatını kaybettiği yazıyor. catastrophic sıfatı asansör kazasının yani elevator accident'ın ne kadar büyük yıkımlara yol açtığını belirtmek için kullanılmış.

catastrophically de aynı anlama gelen bir sıfattır.
devamını gör...

(bkz: bazinga)!

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

korku, kaygı, kuşku, tasa demektir.
devamını gör...

her işin bir usülü var. e tabi konu mafya babası olunca bir ton detayı, raconu oluyor haliyle.

1. çok bilmiş olacaksınız. her şeyi en iyi siz bilirsiniz. bunun aksi iddia edilemez. siz ne derseniz o doğrudur.

2. villanızın girişine heykelinizi veya büstünüzü dikmek gibi egoist davranışlarınız olacak.

3. genel olarak italyan stil pahalı takım elbise giyeceksiniz. takım elbise giymedinizmi mafyadan ziyade aşiret reisi gibi olursunuz.

4. hem en büyük namus bekçisi ve vatansaver siz olacaksınız hem de gece klubü işletmesinden zorla çek senet imzalatmaya, uyuşturucu işinden nüfuzlu kişilerin tetikçiliğine kadar siz yapacaksınız. bu ikisini aynı anda nasıl beceriyorlar onu ben de anlamıyorum.

5. kendi çapında afilli sözleriniz olacak. "iki kişinin bindiği tır değildir yeğen" gibi mesela.

6. araba plakalarınız tc, ata gibi resmi bir hava veren harflerden oluşacak.

7. illaki bir hayvan besleyeceksiniz. genelde kedi olur bu. ama aslan besleyenlerde vardır türkiye'de. bana kalırsa mafya dediğin köpek besler

8. yaz kış farketmez beyaz atkınız illaki boynunuzda olacak. takım elbise ve atkıyı bir nevi üniforma olarak düşünün.

9. hep çok adaletli bir insan gibi davranacaksınız. ama öyle olmayacaksınız tabii ki.

10. asla ama asla bir iş yaptırdığınızda parasını ödemeyeceksiniz. mafyasın sen olm büyük düşün. örneğin taksim'de ki otelinin içini mi döşettin? mimara para falan verme. mimar zaten g.t korkusundan o oteli bitirir merak etme.

hayırlı olsun siz de bir mafya babasısınız artık.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

geçende camdan mutfağa girdi 10 tur attı çıktı. ne yapacagimi bilemedim. ısırsa vampir olur muyum diye düşündüm .çıkıncaya kadar bekledim. hiçbir yere çarpmadan çıktı gitti gariban.

not: kurt ısırsa kurtadam mı olucan diyen bir yazar çıkacak hissediyorum.

edit: köpek ısırsa nolcan alimünyum diyen cıktı.pes.

edit: kanka beni geçende kedi ısırdı. miyavlamaya başladım diyen var. hahaa.
devamını gör...

japonisme veyahut japonizm, batı kültüründeki japon etkisini anlatan bir terimdir. 1800'lü yılların ikinci yarısında japonya ile dış ticaretin tekrar açılması sonucu 19. yüzyıl batılı sanatçıları arasında çıkan ve japon sanatının popülerliğine, etkisine atıfta bulunan bu terimin çıkış noktası için biraz daha geriye gitmek gerekir.

1639-1854 yılları arasında, japonların ticaret yaptıkları ülkeler hollanda ve çin'di. bu izole duruma rağmen batılı fikirler hollandalılar aracılığı ile japonya'da yayılıyor; japonya'daki gelişmeler de hollandalılar tarafından avrupa'da duyuruluyordu. 1868 yılında yaşanan bir değişiklik sonrası japonya'nın dünyanın kalanı ile ticareti tekrar başladı. fotoğraf gibi batılı terimler japon sanatçıları etkileyince geleneksel ukiyo-e sanatı zamanla miadını doldurmaya başlamıştı. neredeyse değersiz olan parçalar ihraç edilen malları paketlemek için kullanılmaya başlanınca, avrupa'da keşfedilmeleri gerçekleşti. ve sonuçları büyük oldu. resimlerde işlenen gündelik konula, bakış açıları, perspektif ve renk kullanımı gibi fikirler avrupalı sanatçıları şaşkına çevirdi. daha önce batı'da duyulmamış bu tür fikirlerin ortaya çıkması empresyonist, post-empresyonist, art nouveau sanatçılarını etkilemişti. bu yeni akıma fransa'da ''japonizm'' denmeye başlanmıştı. (le japonisme)

1872 yılında fransız sanat eleştirmeni philippe burty tarafından ilk kez kullanılan terim sadece görsel sanatlarda değil; mimarlık, peyzaj, bahçecilik ve giyim alanlarında da bir etkiyi ifade etmekteydi. japonya'nın dünya ticaretine tekrar açılması sonucu siparişlerle beraber gelen ukiyo-e eserler avrupa'da büyük ses getirmiş, izlenimcilik - empresyonizm akımı üzerinde büyük etki göstermişti.

japonya'dan gelen yelpaze, ipekler, porselen gibi örnekler ile 19. yüzyılda avrupa'da patlama yapan bu japon sanat çılgınlığı ile gelen sanat fikirleri, geleneksel akademik batı sanat fikirlerine karşıydı. yüzyıl sanatçıları bu fikirlerden ilham aldılar. bu akımın başlamasına ön ayak olmuş ressamlar arasında édouard manet, claude monet, james tissot, edgar degas, james mcneill whistler gibi isimleri de saymak gerekir. van gogh, william merritt chase, george hendrik breitner gibi isimleri de akımın yayılması adına yaptığı çalışmalar ile anabiliriz. tabii ki japonisme'nin, var olan oryantalist yaklaşım üzerine inşa edilmiş olduğunu da söylemek mümkündür.

kaynakça ve daha fazlası: wikipedia - japonisme, vikipedi - ukiyo-e, wikipédia - japonisme, khanacademy.org, tate.org.uk, theartstory.org, study.com, mymodernmet.com, gerçekten bilmeniz gereken 50 sanat fikri, susie hodge
devamını gör...

kendi destekçileri için önemli olsa da dünya için önemi olmayan bir gelişme.
devamını gör...

kuşlarda gözyaşı bezi yani lachyrmal gland bulunmaz. bu sebebten kuşların hiçbiri ağlayıp gözyaşı dökemez. gözlerinin nemli kalmasını sağlayan ise "üçüncü göz kapağı" olarak da bilinen göz nemlendirici/kırpıcı zardır.
devamını gör...

oradasın, biliyorum. bu satırları okuyorsun.

şimdi bu satıra geçtin, kaşların çatıldı. kafan karıştı. kimle konuştuğumu, bu satırları kime yazdığımı anlamaya çalışıyorsun. ben bu satırları sana yazıyorum. ona, buna, şuna değil. sana yazıyorum. dünyanın her neresindesin bilmiyorum, hangi şehrin hangi sokağından okuyorsun bu yazdıklarımı bilmiyorum. bir otobüste misin, trende misin, saat orada kaç? bilmiyorum.. ekrana dökülen saçların ne renk inan bana tahmin edemiyorum. ve inan bana, bunların hiçbirinin önemi yok. saçlarının renginin, saçlarının olup olmamasının, nerede olduğunun, saatinin kaç olduğunun.

tek önemli olan sensin. bu satırları okuyor olman. tek önemli olan şimdi bu cümleye geçmiş olman. neler yaşadın, neleri atlattın, neler yaşayacaksın, neleri atlatmak zorunda kalacaksın bilmiyorum. tek bir bildiğim var, bu dünyada çıkmaz sokak yok. sonuna geldiğini düşündüğün her yolda, o yolun sonunda bir duvar da görsen adım attığında yıkılacak o duvar. belki mahvolmuş bir haldesin, belki pes ettin, belki çaresizsin, belki artık hiçbir şeyin iyi olacağına inanmıyorsun.

bu satıra geçti isen, hala umut var demektir. çünkü bu satırları okumaya devam ediyorsan bu satırlardan bir kurtuluş yolu, bir cevap arıyorsun demektir.
derin bir nefes al. bir nefes daha. ve bil ki, “vardır elbet bir çıkılacak yol.” yeter ki o yola adımını at. o telefonu eline al, kendini tuttuğun o mesajı at. aynanın karşısına geç, kendine bir bak. o kadar değerlisin ki kendinin kendine yazık etmesine izin verme, saçlarını tara. bir özür dile kendinden. kendine yaptığın haksızlıklar için, kendini soktuğun o çıkmaz sokak için, kendini suçladığın her an için özür dile kendinden. bu dünyadaki en önemli insan sensin. bu dünyadaki en değerli insan sensin. başkalarına verdiğin değerin yarısını bile kendine vermediysen eğer, şimdi bir kez daha özür dile kendinden. ve bir kez daha. unutma, herkes gittiğinde bile ruhun seninle kalacak..

senin en yakın arkadaşın, en daimi ailen sensin.
devamını gör...

ümit yaşar oğuzcan'ın 6 haziran 1973 günü galata kulesi'nden atlayarak intihar eden oğlu vedat için yazdığı, 'evlat acısı nedir'i anlatan şiiri.

edit: şiiri ümit yaşar'ın kendi sesinden entry'ye gömdüm.

--! spoiler !--

6 haziran 1973
pırıl pırıl bir yaz günüydü
aydınlıktı, güzeldi dünya
bir adam düştü o gün galata kulesi’nden
kendini bir anda bıraktı boşluğa
ömrünün baharında
bütün umutlarıyla birlikte
paramparça oldu
bir adam benim oğlumdu...

gencecikti vedat
ışıl ışıldı gözleri
içi
bütün insanlar için sevgiyle doluydu
çıktı apansız o dönülmez yolculuğa
kendini bir anda bıraktı boşluğa
söndü güneş, karardı yeryüzü bütün
zaman durdu
bir adam düştü galata kulesi’nden
bu adam benim oğlumdu

“açarken ufkunda güller alevden”
çıktı, her günkü gibi gülerek evden
kimseye belli etmedi içindeki yangını
yürüdü, kendinden emin
sonsuzluğa doğru
galata kulesi’nde bekliyordu ecel
bir fincan kahve, bir kadeh konyak
ölüm yolcusunun son arzusu buydu
bir adam düştü galata kulesi’nden
bu adam benim oğlumdu

küçüktü bir zaman
kucağıma alır ninniler söylerdim ona
“uyu oğlum, uyu oğlum, ninni”
bir daha uyanmamak üzere uyudu vedat

6 haziran 1973
galata kulesi’nden bir adam attı kendini
bu nankör insanlara
bu kalleş dünyaya inat
şimdi yine bir ninni söylüyorum ona
“uyan oğlum, uyan oğlum, uyan vedat”...
*bu kulenin hemen yan tarafındaki meydanda bir nokta var ki bazen canım sıkıldığında gidip orada bekliyorum ve güzel turistler peşi sıra gelip ya adres soruyorlar ya da fotoğraflarını çekmemi istiyorlar. bu yönden çok eğlenceli bir yerdir benim için.
devamını gör...

gayet normaldir. fatih terim'in bile maaşlı eleman olarak adlandırılıdığı yerde ki haklıdır böyle adlandırılması gayet normaldir. o maaşlı elemandır. sen de sözlüğün gönüllü elemanısın. ayrıca ne amaçla yazdığını bilemem ama art niyetli olduğu kanısında da değilim.

cumhurbaşkanı örneği verilmiş ama sap ile saman karışmış orada biraz. cumhurbaşkanı bana kendi vatandaşım diyemez zira ben türkiye cumhuriyeti vatandaşıyım ve ben ya da benim gibi türkiye cumhuriyeti vatandaşları seçerek onu oraya getirdi.

ama patronum bana pek tabii işçim diyebilir. zira onun işletmesinde para karşılığı çalışıyorum. hiçbir zorunluluğum yok orada çalışmakla ilgili ve onun da beni çalıştırmakla ilgili.

ekleme: örnek verince kendimizi işçi gördüğümüzü düşünen tipler verdikleri örnekle yoldaş'ı da cumhurbaşkanı diye hayal edip diğer insanları yermek için kullandıkları kraldan çok kralcı olmuyorlar ellaam. * kimsenin işçisi de değilim savunucusu da. yoldaş'a da "şey" edecek bir durumum yok. ama sizdeki bu alınganlık hayret ettiriyor insana. takılmayın bu kadar ya hu.
devamını gör...

tek bir cevabı olmayan ve ilişkiden ilişkiye değişebilen soru.

bazı erkekler, siz isteseniz de, "şunu da ben ödeyeyim" diye ısrar ve kavga etseniz de elinizi cebinize attırmaz. bazıları ortak ödemeyi sever. bazıları işsiz güçsüz parasız olduğundan hep kadına ödetir vs... insan karakterleri bu kadar çeşitli iken böyle sorulara cevap beklemek, hele de istediğiniz cevabı duymak için beklemek biraz zor.
devamını gör...

1.70 erkeklerden uzak durma sebebim. insan kendini iri hissediyor malesef.
devamını gör...

geçen bir tanımıma baktım sadece 86 kişi beğenmiş. yahu yapmayın etmeyin sözlük sakinleri. kıpırdamak lazım.
devamını gör...

eren bülbül diye yazılır. kahraman diye okunur.
devamını gör...

rahmetli levent kırca'nın programını kapatan sistemden ne beklenirdi ki?
devamını gör...

efsane oyunlardan.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

dinleme sözünü geçen haftadan verdiğim yayındır. seveni çok olsun. ve sevgili boşları erken toplayan garson şifa kapıları sizin için aralansın. sağlıklı günler dilerim.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim