teknoloji çağında mektup göndermek
mektupla ilk kez ilkokul öğretmenim sayesinde tanıştım. postane ziyaretiyle yazdığımız mektupları sevdiklerimize göndermiştik. o kadar çok sevmiştim ki yıllar içinde birçok kez mektuplar yazdım gönderdim ve aldım. tabi teknoloji geliştikçe mektup geri planda kaldı zamanla. ama aslında benim için hiç eskimeyecek en güzel şeylerden birisi. göndereceğim mektuplar için aradığım karpostalları bulabilmek, karpostalıma uygun renkte rengarenk zarflardan birini seçebilmek, mektubumda neler yazacağımı düşünmek, daha sonra onu göndermek en çok mutlu eden uğraşlardan birisiydi. tabi işin en heyecanlı kısmı mektubuma cevaben gönderilen mektubu beklemek ve geldiğinde heyecanla okumak. hâlâ bana gönderilen mektupları saklarım. hayatta en çocukça mutluluklarımdan birisidir benim için. şimdi mektuplaşabilecek bir arkadaş bulabilmek çok zor. insanlara saçma ve gereksiz gelebiliyor.telefonla anında gönderebileceği mesajı bu kadar uğraş vererek göndermek istemiyorlar. ama çoğunlukla mesaj mektubun verdiği mutluluğu hissettirmiyor.
devamını gör...
organik kimya
hiç bir fikrim olmadığı gibi bu işten anlasa anlasa kaynamış sütün üzerindeki ince kaymak tabakası anlar dediğim başlıktır.
açılın evinizin kimyageri geldii....
açılın evinizin kimyageri geldii....
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının birbirlerini övmesi
yahu ne beğeni batması biteeer, ne seri like huzursuz sendromuu, ne de favlama dellenmesi. nickaltı buhranı da bunlardan biri. arkadaş niye güzel şeyler yapmacık da yapmacık diye bu kadar deşiliyor batıyor insanlara. sözlük ortamı burası, buradan tanışıp fiziken görebileceğiniz kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez. kafa sözlük ışınlanma çay kahvesi var da biz mi gitmedik övmeden önce sayın yazarla tanışmadık dediğim sorunsal. tanımlarından özelden iki hoş sohbetten mini arkadaşlıklar kurup nezaketen az süslü nickaltları yazıyoruz bu kadar. ne yazalım reröoouuaarööğğ falan mı yazalım?
devamını gör...
yazarların aklından çıkmayan dizi sahneleri
tywin:sen benim oğlumsun gel odada konuşalım
tyrion:oraya dönemem orda shae var onu kendi ellerimle öldürdüm
tywin:ne yani ölü bi fahişeden mi korkuyorsun?
tyrion:ona bir daha sakin öyle deme
2.kez aynı lafı söyleyen tywin oğlu tarafından arbaletle tuvalette vurulur.
tywin:sen benim oğlum degilsin
tyrion:ben senin oğlunum ve hep öyleydim.
ardından müzik girer ve şehirde çanlar çalmaya başlar.
buradan
tyrion:oraya dönemem orda shae var onu kendi ellerimle öldürdüm
tywin:ne yani ölü bi fahişeden mi korkuyorsun?
tyrion:ona bir daha sakin öyle deme
2.kez aynı lafı söyleyen tywin oğlu tarafından arbaletle tuvalette vurulur.
tywin:sen benim oğlum degilsin
tyrion:ben senin oğlunum ve hep öyleydim.
ardından müzik girer ve şehirde çanlar çalmaya başlar.
buradan
devamını gör...
insanı mutlu eden ucuz şeyler
birkaç renk akrilik boya. tek sıkıntı, her şeyi boyamak istiyorum. *
devamını gör...
iyi insanlara devamlı nankörce muamele edilmesi
şevkle çalışanı,zevkle öperlermiş diye düşünüyorum şahsen. insan denen mahlukat maalesef kii iyilikten hoşgörüden anlamıyor. lakin nerde onu ezikleyen sindirmeye çalışan bir kitle varsa onun kölesi oluyor.
devamını gör...
mağazada açtığı kazağı katlayıp geri yerine koyan müşteri
düşünceli insandır. en az birkaç kez bu tarz işte çalıştığını veya o duruma düştüğünü düşünürüm. hiç çalışmayıp böyle bir empati yapıyorsa helal olsun.
devamını gör...
iki top dondurmanın 12 tl olması
her şey aşırı pahalı oluyor gün geçtikçe. benim sütlü köpüklüme zam yapıp durmasalar bari, bir bardak kahveye yakında beş lira vereceğim bu ne be. hayır suyu, ateşi falan da benden hani.
devamını gör...
kutsalıma saygıdan kafa kesmeye giden süreç
mp40 silahına sempatisi olan, atatürk'e saygı duymayan, ulu önder onun için bir başkası olan (ve fikir özgürlüğünden mütevellit bunu sözlüğe duyurmak isteyen :d), profil fotoğrafına sırtında keleş asılı olan terörist fotoğrafı koyan, tahrik ederken "özgürlük" ancak ağzının payını alınca bu "hakaret" diye ağlayıp zırlayan, radikal kemalizm'i tanımlama hadsizliğine bile girişen bazı sakallı takkeli yazarlar lütfen üstlerine alınsınlar.
devamını gör...
ötekilerin kökeni
toni morrison'un ingilizcesi the origion of others olan deneme türündeki kitabında siyah beyaz ayrımının daha derinine inerek ötekileştirme kültürüne yoğunlaşıyor. yani insanlar neden birbirlerini ayrıştırma gibi bir çabaya giriyor ve neden özünde yabancılık gibi bir konsept var bunu inceliyor. kısacası insanın yaradılışını siyah beyaz ayrımından öte bir noktada inceliyor.
yazar burada herkesin anlayabileceği sadelikle hem kendi geçmişini hem de siyahi kültürü üzerine çeşitli yorumlarda bulunuyor. eserleri de temelinde ötekileştirme ekseninde insana ve yaşanmışlıklara odaklandığından onu tanımanız için önemli bir giriş niteliği taşıyor. 1000kitap'ta hem çok güzel alıntılar hem çok güzel incelemeler var. bir başkasının emeğini taşımak istemediğim için uygulama üzerinden bunlara erişmeniz daha doğru olacaktır. bulabilirseniz ingilizcesini bulamazsanız sel yayınlarından çıkan türkçesini okuyabilirsiniz. benim için keyifli bir akşam okumasaydı ve fikirlerini çok etkileyici bulduğumu söylemeliyim.
kitabın görüşündeki ötekileştirme kapsamında carson mccullers (iş bankası yayınlarında eserleri mevcut) ve yaşar kemal aklıma gelen ilk yazarlar. kitap olarak notre dame'ın kamburu, ince memed, sevilen (bkz: beloved), kadransız saat, yalnız bir avcıdır yürek, benjamin button'ın tuhaf hikayesi, oz büyücüsü, ayn rand'ın anthemi, uzumaki (manga), ben kirke,1984 hep farklılıklara bir şekilde değinmiş romanlar. aynı şekilde jack london'un kızıl vebası yaşlı adam ve çocuklar ekseninde ötekileşmeyi anlatan ve insanı düşündüren güzel bir kısa kitap. dolayısıyla hikayeyi nasıl ele aldığınıza göre liste uzadıkça uzayabilir. önemli olan insanın doğasında olmayan ötekileşmeyi kavrayabilmek ve bununla nasıl başa çıkabileceğimizi öğrenmek. kitaplarda bu anlamda oldukça faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
yazar burada herkesin anlayabileceği sadelikle hem kendi geçmişini hem de siyahi kültürü üzerine çeşitli yorumlarda bulunuyor. eserleri de temelinde ötekileştirme ekseninde insana ve yaşanmışlıklara odaklandığından onu tanımanız için önemli bir giriş niteliği taşıyor. 1000kitap'ta hem çok güzel alıntılar hem çok güzel incelemeler var. bir başkasının emeğini taşımak istemediğim için uygulama üzerinden bunlara erişmeniz daha doğru olacaktır. bulabilirseniz ingilizcesini bulamazsanız sel yayınlarından çıkan türkçesini okuyabilirsiniz. benim için keyifli bir akşam okumasaydı ve fikirlerini çok etkileyici bulduğumu söylemeliyim.
kitabın görüşündeki ötekileştirme kapsamında carson mccullers (iş bankası yayınlarında eserleri mevcut) ve yaşar kemal aklıma gelen ilk yazarlar. kitap olarak notre dame'ın kamburu, ince memed, sevilen (bkz: beloved), kadransız saat, yalnız bir avcıdır yürek, benjamin button'ın tuhaf hikayesi, oz büyücüsü, ayn rand'ın anthemi, uzumaki (manga), ben kirke,1984 hep farklılıklara bir şekilde değinmiş romanlar. aynı şekilde jack london'un kızıl vebası yaşlı adam ve çocuklar ekseninde ötekileşmeyi anlatan ve insanı düşündüren güzel bir kısa kitap. dolayısıyla hikayeyi nasıl ele aldığınıza göre liste uzadıkça uzayabilir. önemli olan insanın doğasında olmayan ötekileşmeyi kavrayabilmek ve bununla nasıl başa çıkabileceğimizi öğrenmek. kitaplarda bu anlamda oldukça faydalı olacaktır diye düşünüyorum.
devamını gör...
ludovico einaudi
intouchables ve this is england gibi iki nefis filmin müziğini yapmış olağanüstü nitelikte bestekar,piyanist.
devamını gör...
ysgo
anlayışınıza ve desteklerinize müteşekkir olan, reklama ayıracak bütçesi olmadığından gelen kutularınızı 'turunculaştırarak' hayatınızdan 2 dakika 53 saniye (fay) çalmak isteyen yazar.
sizleri de samimiyetinizi de kafa'nızı da yerim sağolun, var olun.
not : seri like gelirse 3 güne hükümet düşecek yayalım :p
sizleri de samimiyetinizi de kafa'nızı da yerim sağolun, var olun.
not : seri like gelirse 3 güne hükümet düşecek yayalım :p
devamını gör...
düğün kültürünün kaybolması
uzaylılar ülkeye baskın yapsa milletimiz düğünlerden vazgeçmez. pandemi döneminde yapılan gizli düğünler bunu gösteriyor.
devamını gör...
kafatolog
açılmamış her başlığı açma hedefi olduğunu düşündüğüm, kendi tarzı olan ve sevdiğim yazar.
edit: buzdağının görünmeyen yüzü de varmış. şeriatınızı da galaksi liderinizi de...
zöge: tartışmaya daha açık bir beyefendi olarak geri döndüm. herkesten özür dilerim.
edit: buzdağının görünmeyen yüzü de varmış. şeriatınızı da galaksi liderinizi de...
zöge: tartışmaya daha açık bir beyefendi olarak geri döndüm. herkesten özür dilerim.
devamını gör...
başarısız yemek yapma anısı
hazır köfte. yapmam gereken tek şey yağı kızartıp içine hazır köfteleri koymak ve pişirmekti. yapamadım.
devamını gör...
özgürlük hissi
"kimseyle hiçbir konuda yarış halinde değilim. kimseden daha akıllı, kimseden güzel, kimseden iyi olma gibi bir iddiam yok.
kimse için en değilim. daha değilim . bu devasa iddiasızlığın bana verdiği özgürlüğün hastasıyım."
sebahattin ali
kimse için en değilim. daha değilim . bu devasa iddiasızlığın bana verdiği özgürlüğün hastasıyım."
sebahattin ali
devamını gör...
elminster the wise
sözlüğün değerli yazarlarındandır. tanımlarınım güzelliği bir yana, öyle nazik, saygılı, tatlı bir konuşması var ki konuşurken kendimi mahcup hissediyorum.*
devamını gör...
platon'a göre demokrasi
halkın elinde bulundurduğu kamusal güç olarak tanımını yapabileceğimiz demokrasi kavramı insanların her dönemde ilgilendiği ve içeriğine farklı anlamlar yüklediği bir kavram olarak karşımıza çıkmaktadır. söz konusu kavramı felsefe alanda tartışan ve kavramla ilgili oluşan sorunlara yönelik yanıt denemesine (bkz: devlet) girişen platon demokratia kavramını diğer yönetim biçimleri (timarkhia, oligarkhia, patriarkhia, tyranlık) arasındaki dönüşümlere bağlı olarak ayrıntılı bir şekilde ele almış ve demokrasiyi bu yönetim şekiller içinde "sayısal çoğunluğa dayandığı" için "en kötü yönetim şekli olarak" gördüğünü ifade etmiştir.
bir başka deyişle aptalların çoğunlukta olduğu yerde kararlar sayısal çoğunlukla (demokrasi) alınacaksa, nihayetinde alınacak karar aptalların sayısal çoğunluğu sayesinde ortaya çıkacaksa bu durumda aptalca bir kararın alınması kaçınılmazdır.
platon, demokratia eleştirisinde isonomia ve eleutheria’nın yol açtığı olumsuz sonuçlardan biri olarak eğitimsizlerin, bilgisizlerin yönetimde söz sahibi olmalarının yanlışlığı üzerinde de önemle durur. ona göre, demokratik rejimde bilgisiz kimseler yönetimde söz sahibi olmaktadır ve bu rejimin hakim olduğu yerlerde herkes hoşuna gittiği ve arzu ettiği tarzda hareket etmekte, sitenin siyasi ve sosyal uyumu tamamen çığırından çıkmakta, demokratia dejenere olmakta, anarşi, düzensizlik ve disiplinsizlik hakim olmakta, bunlardan yararlanan demagoglar kuru vaatlerle halkı kandırmaya çalışmaktadır. bunun sonucunda demogoglar halkı aldatarak kendilerine halkın önderi süsü vermektedirler. bu oluşan durumların sonucu olarak en kaotik oluşum ise toplumda iş bölümü ilkesinin yitirilişidir. (ayakların baş olmasıdır.) toplumdaki iş bölümü ilkesinin gereğince yerine getirilemeyişi bir sonraki adımda adaletin alaşağı edilmesi anlamına gelecektir.
bilmeyeler için son bir not düşelim: platon, devlet adlı eserini günümüzden 2400 yıl önce yazmıştır.
bir başka deyişle aptalların çoğunlukta olduğu yerde kararlar sayısal çoğunlukla (demokrasi) alınacaksa, nihayetinde alınacak karar aptalların sayısal çoğunluğu sayesinde ortaya çıkacaksa bu durumda aptalca bir kararın alınması kaçınılmazdır.
platon, demokratia eleştirisinde isonomia ve eleutheria’nın yol açtığı olumsuz sonuçlardan biri olarak eğitimsizlerin, bilgisizlerin yönetimde söz sahibi olmalarının yanlışlığı üzerinde de önemle durur. ona göre, demokratik rejimde bilgisiz kimseler yönetimde söz sahibi olmaktadır ve bu rejimin hakim olduğu yerlerde herkes hoşuna gittiği ve arzu ettiği tarzda hareket etmekte, sitenin siyasi ve sosyal uyumu tamamen çığırından çıkmakta, demokratia dejenere olmakta, anarşi, düzensizlik ve disiplinsizlik hakim olmakta, bunlardan yararlanan demagoglar kuru vaatlerle halkı kandırmaya çalışmaktadır. bunun sonucunda demogoglar halkı aldatarak kendilerine halkın önderi süsü vermektedirler. bu oluşan durumların sonucu olarak en kaotik oluşum ise toplumda iş bölümü ilkesinin yitirilişidir. (ayakların baş olmasıdır.) toplumdaki iş bölümü ilkesinin gereğince yerine getirilemeyişi bir sonraki adımda adaletin alaşağı edilmesi anlamına gelecektir.
bilmeyeler için son bir not düşelim: platon, devlet adlı eserini günümüzden 2400 yıl önce yazmıştır.
devamını gör...

