spawn
sevdiğinde çok seven, taktığında da feci takan ve bana tekila sözü olan* canım yazar. umarım bana hiç takmaz**
meriçler kendisinden uzak allah'a yakın olsunlar*. gerçekten büküyor. şahidim *
meriçler kendisinden uzak allah'a yakın olsunlar*. gerçekten büküyor. şahidim *
devamını gör...
köy evlerinde her odada banyo olması
bulduğum anda yatırım yapmak isteyeceğim köy evleridir. lakin hangi köydür bunlar nerededirler? neden benim misafir olduğum köy evlerinde wc dahi dışardaydı?
devamını gör...
yazarların en sevdiği 90’lar pop şarkısı
o muhteşem dansıyla... (1999)
devamını gör...
öğle uykusu
biraz öğle kestirmesi diye yatılan, dozunu ayarlayamayınca akşam ezanında kalkılan, tatlıyı tuzluya çeviren aktivite. arkası da sersemlik, baş ağrısı, gece uykusundan mahrumiyet ve derin bir pişmanlık.
devamını gör...
terracotta ordusu
çocukken bir dergide görüp inanılmaz korktuğum heykel ordu.
ayrıca akıllara pompeii’i getirmesi olasıdır.
ayrıca akıllara pompeii’i getirmesi olasıdır.
devamını gör...
josef stalin
katildir. katildir katildir...
stalinin çok ünlü bir sözü var der ki "bir insanın ölümü trajediyken milyonların ölümü sadece bir istatistik"
sonra ne mi yaptı? kırımda, orta asyada kafkasyada insanları öldürdü*. ve diktatörlüğünde sscb nin en kara günlerini yaşattı.
bu adamı seven birisini gördüğünüzde selam dahi vermemenizi öneririm.
stalinin çok ünlü bir sözü var der ki "bir insanın ölümü trajediyken milyonların ölümü sadece bir istatistik"
sonra ne mi yaptı? kırımda, orta asyada kafkasyada insanları öldürdü*. ve diktatörlüğünde sscb nin en kara günlerini yaşattı.
bu adamı seven birisini gördüğünüzde selam dahi vermemenizi öneririm.
devamını gör...
amerika’ya hoş geldiniz
bir linda boström knausgard romanıdır.
bu kadar hacimsiz bir romanda bu kadar yoğun duyguların cirit atması çok beklendik bir durum olmayabilir ama yazar kendi hayatından yola çıkarak yazdığı için sanırım elle tutulur, gözle görülür bir çocukluk travması, diyalektik bir acı ve dipten gelen bir umut dalgası var romanda.
çocuk ve çok mutlu olduğum zamanların birinde, henüz büyümeye karar vermemişken mahalledeki bir apartmanın önünde arkadaşlarla yakartop oynarken topumuz sadece bir kez oynadığımız yerinin bir buçuk metre kadar üstünde kalan bir bahçeye kaçtı.
bahçenin sahibi olan otuz yaşlarındaki mutsuz ve sinirli kadın topumuzu alıp bize deliler gibi küfür etmeye başladı. mahalleyi ayağa kaldırdı. yanında da sümüğü yeterli uzunluğa ulaştığında yalayan oğlu vardı. bize küfür etmesi en çok benim zoruma gitti.
içimden umarım, dedim, senin çocuğunun da başına bir şey gelir. neden çocuğu lanetledim bilmiyorum. ve neden hiçbir duamı kabul etmeyen, ciddiye almayan tanrı bu dileği kabul etti onu da bilmiyorum ama bir saat sonra mahalleye gelen ambulans bahçede düşüp kafasını yaran çocuğu alıp hastaneye götürdü. hayatımın en korku dolu anlarından biriydi bu. çünkü benim yüzümden olduğunu biliyordum ve bunu sadece ben biliyordum.
o günden sonra bir şey dileyeceğim zaman çok dikkatli oldum. neme lazım, tanrı bir kez daha bana insaf eder diye.
romanda da benim o zaman olduğum çocuğa benzer bir kız var ama onun travması daha büyük çünkü onun duası babasının ölmesi için ve o da tanrının aynı oyununa düşüyor. bundan sonrası ise travmatik bir hayatı yola koyma çabası.
amerika’ya hoş geldiniz hanımlar beyler, aile salonumuz bulunmaktadır.
bu kadar hacimsiz bir romanda bu kadar yoğun duyguların cirit atması çok beklendik bir durum olmayabilir ama yazar kendi hayatından yola çıkarak yazdığı için sanırım elle tutulur, gözle görülür bir çocukluk travması, diyalektik bir acı ve dipten gelen bir umut dalgası var romanda.
çocuk ve çok mutlu olduğum zamanların birinde, henüz büyümeye karar vermemişken mahalledeki bir apartmanın önünde arkadaşlarla yakartop oynarken topumuz sadece bir kez oynadığımız yerinin bir buçuk metre kadar üstünde kalan bir bahçeye kaçtı.
bahçenin sahibi olan otuz yaşlarındaki mutsuz ve sinirli kadın topumuzu alıp bize deliler gibi küfür etmeye başladı. mahalleyi ayağa kaldırdı. yanında da sümüğü yeterli uzunluğa ulaştığında yalayan oğlu vardı. bize küfür etmesi en çok benim zoruma gitti.
içimden umarım, dedim, senin çocuğunun da başına bir şey gelir. neden çocuğu lanetledim bilmiyorum. ve neden hiçbir duamı kabul etmeyen, ciddiye almayan tanrı bu dileği kabul etti onu da bilmiyorum ama bir saat sonra mahalleye gelen ambulans bahçede düşüp kafasını yaran çocuğu alıp hastaneye götürdü. hayatımın en korku dolu anlarından biriydi bu. çünkü benim yüzümden olduğunu biliyordum ve bunu sadece ben biliyordum.
o günden sonra bir şey dileyeceğim zaman çok dikkatli oldum. neme lazım, tanrı bir kez daha bana insaf eder diye.
romanda da benim o zaman olduğum çocuğa benzer bir kız var ama onun travması daha büyük çünkü onun duası babasının ölmesi için ve o da tanrının aynı oyununa düşüyor. bundan sonrası ise travmatik bir hayatı yola koyma çabası.
amerika’ya hoş geldiniz hanımlar beyler, aile salonumuz bulunmaktadır.
devamını gör...
yazarların keşke dediği şeyler
keşke susmasaydım.*
devamını gör...
aşırı açık giyinen kadınların erkekleri tahrik etmesi
kadın vücudu kapitalizmin bir malı bir metağıdır. kadınların soyundurup ticari faaliyetleri desteklemek için kullanan hatta meselede ilerleyip ülke ve dünya çapında bu kullanacakları malları büyük organizasyonlar(bkz: miss turkey) ile seçen güruh ve bu güruhun ticari başarıları ortadadır, ben etkilenmiyorum iş kafada bitiyor tipinde edebiyat safsatası yapan aklını kaybetmiş insanlara bunu görmesi tavsiye edilir.
ayrıyeten iş kafada bitiyor güruhunun açtığı başlıklarda ortadadır.
(bkz: soyunan bir kadın kadar güzel bir tablo yoktur)
ayrıyeten önünüze gelen ilk şarkıyı açıp dahi bu fikri çürütebilirsiniz size yardımcı olalım
(bkz: tarkan) tarkan 'dan tesettürün hikmetleri
yani ortam şu şekildedir; kadınların soyunması için elinden geleni yapan bir güruh, kadın soyunduktan sonra sessiz kalıp hiçbir yorum yapmaz kadın soyunduktan sonra kadın bedeni hakkında söz söylemek tabudur adeta. mesela dekolteye methiyeler dizen ahmaklar karşısına dekolteli biri geldiğinde hanfendi dekolteniz gerçekten çok hoş olmuş, çok yakışmış diyemez derse kendinden aşağı kabul ettiği geri kalmış insanlar grubuna tedenni edeceğini düşünür ve hatta bırakın yorum yapmayı direkt olarak bakamaz bile ve hatta direkt olarak bakmamanın meziyetlerini takdir eden yüzlerce sayfa ekşimiş sözlük entrysi bulabilirsiniz.
zaten bu denli bir akıl tutulması böyle bir sessizlik ve tabu ile desteklenmeden devam ettirilemezdi herhalde.
kim demiş avrupa insanı medeni? ne edep var ne haya çırılçıplak bedeni!
eğer medeniyet açıp saçmaksa bedeni; desenize hayvanlar bizden daha medeni!
ayrıca(bkz: deyyus)
ayrıyeten iş kafada bitiyor güruhunun açtığı başlıklarda ortadadır.
(bkz: soyunan bir kadın kadar güzel bir tablo yoktur)
ayrıyeten önünüze gelen ilk şarkıyı açıp dahi bu fikri çürütebilirsiniz size yardımcı olalım
(bkz: tarkan) tarkan 'dan tesettürün hikmetleri
yani ortam şu şekildedir; kadınların soyunması için elinden geleni yapan bir güruh, kadın soyunduktan sonra sessiz kalıp hiçbir yorum yapmaz kadın soyunduktan sonra kadın bedeni hakkında söz söylemek tabudur adeta. mesela dekolteye methiyeler dizen ahmaklar karşısına dekolteli biri geldiğinde hanfendi dekolteniz gerçekten çok hoş olmuş, çok yakışmış diyemez derse kendinden aşağı kabul ettiği geri kalmış insanlar grubuna tedenni edeceğini düşünür ve hatta bırakın yorum yapmayı direkt olarak bakamaz bile ve hatta direkt olarak bakmamanın meziyetlerini takdir eden yüzlerce sayfa ekşimiş sözlük entrysi bulabilirsiniz.
zaten bu denli bir akıl tutulması böyle bir sessizlik ve tabu ile desteklenmeden devam ettirilemezdi herhalde.
kim demiş avrupa insanı medeni? ne edep var ne haya çırılçıplak bedeni!
eğer medeniyet açıp saçmaksa bedeni; desenize hayvanlar bizden daha medeni!
ayrıca(bkz: deyyus)
devamını gör...
peynirli doritos kokusunun ayak kokusuna benzemesi
başlık biraz ters olmuş gibi. kimse ayak kokusu aldığında doritosa benziyor demez sanki ama doritos kokusunu aldığında ayak kokusuna benziyor diyebilir.
devamını gör...
domestic hıyar
canı sıkıldıkça bizlere saran sözlüğün nam-ı diğer sarhoşu. içip içip sözlüğe dadanıyor. neymiş ben huysuzmuşum da, bize bayram temizliği yaptırıyolarmış da, benim tarafımdan kuru tehditler alıyormuş da, profil resminde elinde bıçak olan civciv varmış da.... biz o bıçağı elimize boşuna almadık domestic beyciğim, sarhoşlar gelip sözlüğe dadanırsa biz de "psikopat civciv terör estirdi" haberindeki civciv gibi peşinden koşarız. he bir de toplanıp kendisine saat mi alsak? kolunu ısırıp saat yap oradan bak dedim, yine fayda etmiyor. ne delisi, kim deli? kuş da vuralım istersen, yok artık!
devamını gör...
martı
çatıya attığımız artıkları anında görüp yetişiyorlar.
birisi bacaya çıkıp gagasını sonuna kadar açıp bağırıyor, galiba bu çığırtkan olan.onun seslenmesiyle martı doluyor çatı.
martılar, kargalarla beslenme şekli aynı olan kuşlar: çöpçü ve leşçiler.ayırmaksızın her şeyi afiyetle yiyorlar.
etrafta hiç serçe görmediğimden - istanbul’da tükendi diyorlar- biraz da bu dev kuşlardan şüpheleniyorum, sayılarının çok artmasından dolayı.çocukluğumda gündöndüleri yağmalayan, bu yüzden çiftçilerin hiç sevmediği serçeler yok artık.belki de tarım ilaçlarındandır kimbilir?
şuraya kocaman kuşların olduğu bir fotoğraf bırakayım:
birisi bacaya çıkıp gagasını sonuna kadar açıp bağırıyor, galiba bu çığırtkan olan.onun seslenmesiyle martı doluyor çatı.
martılar, kargalarla beslenme şekli aynı olan kuşlar: çöpçü ve leşçiler.ayırmaksızın her şeyi afiyetle yiyorlar.
etrafta hiç serçe görmediğimden - istanbul’da tükendi diyorlar- biraz da bu dev kuşlardan şüpheleniyorum, sayılarının çok artmasından dolayı.çocukluğumda gündöndüleri yağmalayan, bu yüzden çiftçilerin hiç sevmediği serçeler yok artık.belki de tarım ilaçlarındandır kimbilir?
şuraya kocaman kuşların olduğu bir fotoğraf bırakayım:
devamını gör...
yeni anayasa için bir madde yaz
büyük ihtimalle hiç tutturamayacağımız maddeler olacaktır.
sizce halk bu elemanlarla aynı düşünüyor mu ?
veya hayvana kadına bitkiye saygı var mı?
bence yok o yüzden kendimi yormayacağım başlıktır.
kendileri yazıp kendileri oynuyorlar.
sadece türkiye de insan olanlara hatta hayvan bitki olanlara sabır ve kolaylıklar diliyorum.
ayrıca yazılanları keyifle okuyacağım güzel başlık.
sizce halk bu elemanlarla aynı düşünüyor mu ?
veya hayvana kadına bitkiye saygı var mı?
bence yok o yüzden kendimi yormayacağım başlıktır.
kendileri yazıp kendileri oynuyorlar.
sadece türkiye de insan olanlara hatta hayvan bitki olanlara sabır ve kolaylıklar diliyorum.
ayrıca yazılanları keyifle okuyacağım güzel başlık.
devamını gör...
güne bir söz bırak
sadece kitap okumak yetmez insana. bazen meydan okumak lazım ; kendine, hayata, dünyaya.
devamını gör...
8 mart dünya emekçi kadınlar günü
hediyeymiş çiçekmiş ya da ucuz, içi boş kutlamaları görmek istemiyorum. kadınlardan uzak dursunlar, dövmesinler, öldürmesinler yeter.
devamını gör...




