bu ara yeni moda. birine iki yudum bişicik desek hoopp hemen mesaj ‘durumu iyi değil üstüne gitme’

sanki üstüne 4 çeker sürüyoruz. bu kadar hassas yapıda olan varsa böyle anonim yerlerde bilinki kuşları sapanla vuruyolla.

hayat acımasız. orman kanunu hüküm sürüyor 2021 yılında hala.

yüreği bu kadar kırık dökük olan varsa.. gitsin ameliyat olsun hocam.
devamını gör...

aristotales, batlamyus, ve cicero gibi antik çağ filozofları, kuzeyi dengelemek için güney yarım kürede devasa bir kara kütlesi olması
gerektiğine inanıyordu. batlamyus, bu varsayımsal kıtaya "terra australis ıncognita" veya 'bilinmeyen güney ülkesi' adını verdi . keşifler çağında hollandalılar yeni kıtanın ismini new holland olarak adlandırdılar. daha sonraları ingilizlerin kıtanın güneyini ele geçirmesiyle birlikte, ingiliz denizci matthew flinders, 1800'lerin başında new holland yerine, avustralya ismini kullanmaya başladı ve bu isim kulağa daha iyi geldiği için daha çok kullanılır oldu. ingilizler 1824'te isim değişikliğini resmen kabul ederek adanın ismini avustralya olarak değiştirdi.
devamını gör...

aziz nesin olsa yazacağı hikayeyi bırakıp bu haberi hikayelerinin arasına koyardı. levent kırca bu haberin görüntülerini sanırım skeçlerinin arasına katardı. biz böyle renkli bir ülkeyiz..
devamını gör...

1991'de kurulan ingiliz müzik grubu. yerküreye kazara düştüğüne inandığım beth gibbons adında bir de solistleri vardır.

devamını gör...

1968 çıkışlı the doors albümü.
albümün iç kapağında jim morrison'un yazdığı bir adet şiir de bulunmakta.

aynı zamanda 1970 yılında piyasaya çıkmış morrison hotel adlı albümün de ikinci parça adıdır.

devamını gör...

düğünler .hadi inşallah.
devamını gör...

zorunlu askerlik hizmetinde sıklıkla denk geleceğiniz tahammülü zor bozukluk. tabip yüzbaşı bu tanıyı koyunca tertip emri çıkar ve eleman farklı birliğe gönderilir.
devamını gör...

kadın-erkek muhabbetlerinin zirveye oynayacağı listedir. futbol ve dini tartışmalar da ikincilik için kapışabilir.
devamını gör...

kaldırımın sadece renkli olan taşlarına basarak yürümek istemeyin. yere kapaklanabilirsiniz ve herkes size güler . gülmeleri sıkıntı değil de canınız yanar ve kitaplarınız çamur olur. şâyet yağmurlu bir havada kütüphaneden eve dönüyorsanız.
devamını gör...

bu sabah 10 yaşındaki oğlumla girdiğim komik diyalogtur:
-anne biliyor musun, mal sahibine benzermiş.
-aaa o ne demek?
-şimdi benim tabletim, çok kaliteli ya... ben çok kaliteli biri olduğum için tabletim de çok kalite işte...
-ahahaha allahım ya sen var ya çok tatlısın, yerim ben seni...
devamını gör...

(bkz: filan cumhuriyeti)
plan yok, program yok, çalışma yok, ilgi yok, mayıs gibi filan açarız yaaaa.
devamını gör...

2008 tarihli ve ispanyol yapımı olan oldukça etkileyici bir drama filmidir. camino ise 'yol' anlamına gelmekte. senaristliğini ve yönetmenliğini javier fesser'in üstlendiği bu filmin başrolünde nerea camacho henüz 12 yaşındayken yer almış ve büyük beğeni toplamıştır,ayrıca bu rol genç oyuncumuzun ilk performansıdır. camacho'nun canlandırdığı camino karakteri, tedavisine bir türlü yanıt alınamamış bir kanser hastasıdır* ve bu sebeple ailesinin ve doktorların elinden gelen tek şey,kızı ölüme hazırlamaktır. film, baştan sona ağır bir dram çizgisinde ilerliyor ve böylece camino'nun,ailesinin ve tüm hastane çalışanlarının yaşadığı çaresizliği bize fazlasıyla hissettiriyor. bunun aslında yaşanmış bir hikaye olması da elbette bu hisleri pekiştiriyor.

camino'nun annesi ve babası kızlarının yanından bir an olsun ayrılmasa da her ikisinin de farklı manevi görüşleri olması sebebiyle aslında bakış açıları pek de aynı noktada buluşamıyor.babasının aksine sert mizaçlı ve koyu bir dindar olan katolik annesi, camino'nun da genellikle inançlı olmasına yol açmıştır* ve bu durum izleyicinin yüreğine bir nebze de olsa su serpiyor çünkü camino öleceğinin fazlasıyla bilincinde ve bunu, tanrı'ya (yani onların inancına göre hz.isa'ya) ulaşmak olarak görüyor. bir çocuğun,kendi ölümünün bilincinde olması hususuna ise hiç değinmeyeceğim,zira sözcüklerle anlatabileceğimizin fersah fersah ötesinde bir durumdur bu. sık sık flashback'ler ile camino'nun geçmişine gitmemiz ise,onun yaşayabileceği daha nice güzel günlerden mahrum kaldığı gerçeğine boğmakta izleyiciyi.

fakat tüm yaşanılanlar bundan ibaret değil maalesef. bu noktada şunu söylemeliyim ki filmdeki dramanın ölçüsü bir miktar aşırıya kaçmış. bizi camino'ya mı, annesine mi, ablasına mı ya da (daha da acısı) babasına mı üzüleceğimizi şaşırtacak hale getiren bir senaryo mevcut burada. ama birçok ödüle ve nispeten kaliteli bir kurguya sahip bir drama filmi izlemek istiyorsanız ve elbette ki bir süredir biriktirdiğiniz fazla miktarda gözyaşınız varsa bu filmi izlemenizi mutlaka tavsiye ederim*.
fragmanı;



filmde beni fazlasıyla etkileyen çok sahne var fakat en etkilendiğim sahne, camino'nun rahibe olan genç ablasının, onun ölmek üzere olduğu haberini aldıktan sonra biricik kızkardeşinin ölümüne şahit olmamak adına zaman harcamak için hastaneye otobüsle gitmeyi tercih etmesidir. sonsuz bir acıyı böyle basit bir şekilde hafifletebileceğini düşünmesi ise, yaşanılan çaresizliği iliklerime kadar hissettirdi bana gerçekten.


hemen her filmin final sahnesi en etkileyici sahnelerden biridir ya genellikle,işte bu filmde de final sahnesi en etkilendiğim ikinci sahnedir.

tüm hastane çalışanları, bütün doktorlar ve hemşireler camino'nun odasında toplanıp onun son anına tanık olmak istiyorlar.


filmin akılda kalıcılığı ve etkileyiciliğine vurgu yapmam gerekirse, bu noktada camino'yu üç yıl önce izlediğimi belirtmeliyim. gördüğünüz gibi oldukça sağlam kurguya sahip iyi bir drama filmi ve uzun zaman akıllardan çıkamıyor. bu da filmi izlemek isteyenlere uyarım olsun*.

gerçek hayat hikayesi için
devamını gör...

dünya tatlısı bir kuş o: kızılgerdan. turuncusu yüzünden bu adı alan göğsü beyaz açık kahverengi kuş, robin olarak biliniyor avrupa’da.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

genç bireylerde boyundaki bu kızıllık henüz ortaya çıkmamıştır.ülkemizin karadeniz,marmara ve ege bölgelerinde sıklıkla görülür.
anaç bir kuştur; kendi türü dışındaki minik kuşları bile beslemeye meyillidir.
12-14 cm boyu ve 20 gr civarı ağırlığına ve 20 cm kadar kanat açıklığına sahiptir. bir yıl kadar yaşayabilir.

elden mamalar yiyecek kadar da cana bu yakın kuşumuz.
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
ötüş agresifleşmiş tüyler kabartılmışsa etrafta tehdit edici başka bir kızılgerdan var demektir.minicik kışlar bu yüzden kavgaya tutuşur ve on kuştan biri bu şekilde hayatını kaybeder.

sesini burdan dinleyebilirsiniz

iskandinav mitolojisinde şimşek tanrısı thor'un kutsal kuşu, hristiyanlık'ta ise isa'ya destek olan kuş olduğuna inanılırmış.

buraya kadar olan bilgileri internette benzer şekilde ya da kopyala yapıştır tarzda ifadelerle bulabilirsiniz.
sosyal medyada kuşları fotoğraflayan kimseleri takip ettiğimden güzelliği cezbetti elbette ama, bu yazıyı yazmamdaki asıl neden her canlı gibi bu miniciğin de ‘sıradan’ olmayışı.
(bkz: kuantum sınırında yaşam) adlı kitapta anlatıldığı kadarıyla bu hayvancık göçe hazırlanmak üzere tıka basa doldurup mideyi iki katı ağırlığına ulaşıyor.soğuk iklimi terkederek daha sıcak yerlere doğru yola çıkacak,kısacık ömrünün önemli bir kısmı bu seyahat ile geçecek: günde on saat sürecek ve güneyin 15 derece batısına doğru olacak bu kanat çırpma.
peki, bu kuşcağız bir pusula mı yutmuş acaba, nereden biliyor ne yöne gideceğini?sonbaharda minik gövdesiyle üç bin iki yüz kilometrelik yol bu, dile kolay!
kızılgerdan dünyanın manyetik alanının yönünü ve kuvvetini algılayabiliyor: bu manyetizma kuvveti buzdolabı mıknatısının yüzde biri kadar olmasına karşın.uçuş bilgisi ona atalarından aktarılan dna sında saklı.

…ancak dünyanın manyetik alanının canlı hücrelerindeki moleküllerle olan etkileşiminden açığa çıkan enerji miktarı, bir kimyasal bağı kırmak ya da kurmak için gereken enerjinin milyarda birinden bile azdır. o halde bu manyetik alan kızılgerdan tarafından nasıl algılanabilir?’

bu da dünyanın manyetik alanını gösteren çizgiler:
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel

kızılgerdan ile ilgili yankı uyandıran çalışma science dergisinde yayınlandığında yıllardan 1976’ydı.ve o zamanlar bu pusulacığın minik bedende nasıl çalıştığı anlaşılamamıştı. sonra sonra kuantum mekaniğinin penceresinden bakıldığında göç anlamlandırılabildi. organizmaların üzerinde fizik ve kimyanın etkisi elbette kaçınılmaz.
(bkz: kuantum mekaniği) çok detaylı ve uzmanlık isteyen bir konu.henüz bunu ‘altı yaşında bir çocuğa anlatabilecek gibi’ (einstein’in betimlediği üzere)bilmiyorum. dolasıyla tam anlamış da sayılmam.
merak etmek ve araştırmak çok güzel: hayranlık duymak her seferinde doğaya.
devamını gör...

yeni bir erkek ile tanışırken sürekli hareketlere dikkat etmek ve yanlış bir imaya sebebiyet vermemek.
tenha yerlerde sürekli arkana bakarak yürümek.
toplu taşımada , iş çıkışında sürekli tetikte olmak,
toplumun güzellik standartlarına uymak zorunda kalmak yoksa ötekileştirilmek.
sürekli genellemelere konu olmak.
objeleştirilmek.
bir yandan çalışıp bir yandan ev işi yapıp bir yandan çocuk bakıp bir yandan da ev hanımı olmak.
toplum baskısı, doğum sancısı, hayat korkusu, sosyal engeller, erkek domine bir toplum hayatı.
ve bunlar sadece bazıları.
kadın olmak zor iş.
devamını gör...

melih uçuyosun yunaytıdsteytsemerika.
devamını gör...

hoş geldin mesajlarınızda karşımda gerçek bir muhatap olduğunu düşünmediğim için cevap vermemiştim. sonra fark ettim ve geç kaldım. kusura bakmazsınız umarım.
devamını gör...

eski bir arkadaşımın neredeyse boğazıma yapışarak dinlemeni önerdiği ama halen dinlemediğim müzik grubudur.
devamını gör...

çelik - hercai
gülşen - be adam
emel müftüoğlu - hovarda
devamını gör...

soğanda olanını
türk milleti ekmek kadar sever.
bize has bir aşktır o.
en iştah açan yiyiş şekli için eski türk filmleri'ne bakılabilir.
devamını gör...

komplike düşünmeyi sevmedikleri için diye yanıtlayabileceğim soru. düşünemedikleri için değil, böyle konular üzerinde düşünmeyi sevmedikleri için.

gayet güzel anlayanlar da var tabi kadınları. bence sorun kadınların anlaşılmaz veya tuhaf olmalarından değil, erkeklerin yaklaşımından kaynaklı. fakat tam tersi şekilde, anlaşılmaz davranışlar gösteren erkekler de var. bu biraz insanların karakteriyle ilgili. dümdüz bir insansanız, içiniz dışınız birse herkes sizi anlar, sorun da yaşamazsınız.

komplike düşünme konusuna da aşırı ama aşırı basitleştirilmiş bir örnek vereyim ve konuyu kendi adıma kapatayım. koltuğa cips düşse, büyük ihtimalle erkek alıp ağzına atar. kadın koltuğun pisliğinden, mikrop kapma olasılığına kadar birkaç şeyi düşünüp cipsi çöpe atar. bu kadar basit bir ayrım var arada aslında.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim