siyasilerin unutulmayan sözleri
van minutes
devamını gör...
azerilerin kürt olma olasılığı
kürtlerin nesini tartışacağız. pamir türkleri, yörükler gibi avrasya kökenli göçebelerdir. dna araştırmaları onların orta asya kökenli olduklarını kanıtlar. bereketli hilal denen bölgede eski iran halklarıyla birlikte yaşamışlardır. kuvvetle muhtemel eski iran halkının benimsediği ibrahimi dinleri kabul etmemişlerdir ve böylece kendilerini o kültürden ayrıştırabilmişlerdir. tıpkı şimdi olduğu gibi 'biz türk değiliz' diye bağırıyorlar. bu konudaki şahsi önerim ermenistana bakıp ders almalarıdır. 21. yüzyılda 'bağımsız ülke kurcam ulus devlet olucam' diyemezsiniz. çünkü küreselleşme, çünkü şirketokrasi, çünkü dijital takip, çünkü ekonomi, çünkü borçlu devletler
the origin of the kurds kitabının yazarı ferdinand hennerbichler dilbilimsel olarak bir toplumun kökenini bulmanın zorluğuna dikkat çekerek mtdna ve y-kromozomu analizlerine okuyucuyu yönlendiriyor. gerçekten de genom bilimi hayalimizdeki millet, ulus, ırk, kabile, soy, aşiret gibi kavramları sarsmaktadır.
max planck enstitüsü bilim insanlarının 2005 yılında yalnızca kürtleri inceleyen ilk esaslı genetik çalışması olan “kürt gruplarında mtdna ve y-kromozomu çeşitliliği" isimli makalesinde kürtlerin en eski ataları bereketli hilal bölgesinde yaşayan yerli halklardan biriydi ve asya’dan gelen ve askeri açıdan örgütlü olan (r1a1) göçmen seçkinleri tarafından farklı dalgalar halinde dilsel olarak iranileştirildiler. kürtlerin atalarının, hem tarihsel hem de toplumsal katmanlar olarak tamamen farklı topluluklardan meydana geldiği disiplinler arası yapılan çalışmalarda açıkça anlaşılmaktadır.
yani diyor ki makalede: ne olursan ol kürdistan dediğin bölgede yalnız yaşamadınız ki sizin olsun. e zaten kimin sesi çok çıkarsa diğerlerini bastırır.
türkiya'daki kürtlere ve türkiya gençliğine günümüzde yeni medya aracılığıyla propaganda yapılmaktadır. bunlar bizzat abdullah öcalan ve ekibi tarafından planlanmaktadır (bkz: imralı notları). abdullah öcalan 1980lerde 'kürtler devlet memuru olmalıdır, yargıya sızmalıdır' dediği için kürt vatandaşlarımız başka fakültelerde de okuyabilecekken hukuk fakültelerini doldurmuşlar ve şimdilerde yargı mensubu olmuşlardır. onlardan biri de selahattin demirtaş'tır. üniversite sınavına ikinci kez girerek 1993 yılında ankara hukuk fakültesine yerleşmiştir.
ben özbeöz türküm diyen gitsin dna testi yaptırsın. ben özbeöz kürdüm diyen gitsin dna testi yaptırsın.
hah ama ne alakası var genetikle biz 'ulus bilinci yaratma' hakkında konuşuyoruz diyorsanız sizi kimlerin desteklediğine bakın, sizin liderlerinize kimler para veriyor ona bakın.
mesela atatürk'e milli mücadelede kimler yardım etti pakistan'dan, hindistan'dan, kafkaslardaki müslüman ruslardan, moskova'dan, küçük ada ülkelerinden, yeni zelanda'dan ve hatta düşmanımız olan fransa dahi çekilirken silah, top, mühimmat bırakmıştır.
şu an kürdistan milli mücadelesi için kimler kürtlere yardım ediyor? tabi ki de dünya'nın emperyal güçleri almanya, amerika, rusya.
ne güzel memleket ya. bölün anasını satayım bölün.
tarihte kürt toplumlar başka devletlerin tarih kayıtlarına geçmiştir. homeros bile genetik araştırmalar günümüzde kürtlerle yahudiler arasındaki genetik yakınlığa dikkat çekmektedir. kürtler kendilerine tarih uydurmasınlar lütfen. kendilerini başka ulus devletler üzerinden tü-kaka şeklinde bir siyasetle var etmeye çalışmasınlar lütfen.
kaldı ki türkiya kürtleri öyle bir toplumsal sınıf oldu ki suriye kürtlerini aralarında istemiyorlar. ilk referandumda herkes suriyeliler gitsin diye oy verecektir. ırak kürdistan yönetimi ile anlaşın mübadele yapın o zaman. madem 'varlığım kürt varlığına armağan olsun' diyorsunuz selahattin demirtaş'ın kardeşi nurettin demirtaş ırak kürdistan yönetimi başkenti erbil'dedir. zaten
halkların demokratik partisi (bkz: hdp), abdullah öcalan liderliğinde kurulmuştur. selahattin demirtaş'a kimse 'başkanım' demez çünkü hdp başkanı abdullah öcalandır. hdp'nin meclise girmesini sağlayan seçim-reklam kampanyasını ünlü bir amerikalı reklam şirketi twitter üzerinden kampanyayı yönetmişti. bu propagandalar direk türkiya gençliğini hedef almaktadır.
the origin of the kurds kitabının yazarı ferdinand hennerbichler dilbilimsel olarak bir toplumun kökenini bulmanın zorluğuna dikkat çekerek mtdna ve y-kromozomu analizlerine okuyucuyu yönlendiriyor. gerçekten de genom bilimi hayalimizdeki millet, ulus, ırk, kabile, soy, aşiret gibi kavramları sarsmaktadır.
max planck enstitüsü bilim insanlarının 2005 yılında yalnızca kürtleri inceleyen ilk esaslı genetik çalışması olan “kürt gruplarında mtdna ve y-kromozomu çeşitliliği" isimli makalesinde kürtlerin en eski ataları bereketli hilal bölgesinde yaşayan yerli halklardan biriydi ve asya’dan gelen ve askeri açıdan örgütlü olan (r1a1) göçmen seçkinleri tarafından farklı dalgalar halinde dilsel olarak iranileştirildiler. kürtlerin atalarının, hem tarihsel hem de toplumsal katmanlar olarak tamamen farklı topluluklardan meydana geldiği disiplinler arası yapılan çalışmalarda açıkça anlaşılmaktadır.
yani diyor ki makalede: ne olursan ol kürdistan dediğin bölgede yalnız yaşamadınız ki sizin olsun. e zaten kimin sesi çok çıkarsa diğerlerini bastırır.
türkiya'daki kürtlere ve türkiya gençliğine günümüzde yeni medya aracılığıyla propaganda yapılmaktadır. bunlar bizzat abdullah öcalan ve ekibi tarafından planlanmaktadır (bkz: imralı notları). abdullah öcalan 1980lerde 'kürtler devlet memuru olmalıdır, yargıya sızmalıdır' dediği için kürt vatandaşlarımız başka fakültelerde de okuyabilecekken hukuk fakültelerini doldurmuşlar ve şimdilerde yargı mensubu olmuşlardır. onlardan biri de selahattin demirtaş'tır. üniversite sınavına ikinci kez girerek 1993 yılında ankara hukuk fakültesine yerleşmiştir.
ben özbeöz türküm diyen gitsin dna testi yaptırsın. ben özbeöz kürdüm diyen gitsin dna testi yaptırsın.
hah ama ne alakası var genetikle biz 'ulus bilinci yaratma' hakkında konuşuyoruz diyorsanız sizi kimlerin desteklediğine bakın, sizin liderlerinize kimler para veriyor ona bakın.
mesela atatürk'e milli mücadelede kimler yardım etti pakistan'dan, hindistan'dan, kafkaslardaki müslüman ruslardan, moskova'dan, küçük ada ülkelerinden, yeni zelanda'dan ve hatta düşmanımız olan fransa dahi çekilirken silah, top, mühimmat bırakmıştır.
şu an kürdistan milli mücadelesi için kimler kürtlere yardım ediyor? tabi ki de dünya'nın emperyal güçleri almanya, amerika, rusya.
ne güzel memleket ya. bölün anasını satayım bölün.
tarihte kürt toplumlar başka devletlerin tarih kayıtlarına geçmiştir. homeros bile genetik araştırmalar günümüzde kürtlerle yahudiler arasındaki genetik yakınlığa dikkat çekmektedir. kürtler kendilerine tarih uydurmasınlar lütfen. kendilerini başka ulus devletler üzerinden tü-kaka şeklinde bir siyasetle var etmeye çalışmasınlar lütfen.
kaldı ki türkiya kürtleri öyle bir toplumsal sınıf oldu ki suriye kürtlerini aralarında istemiyorlar. ilk referandumda herkes suriyeliler gitsin diye oy verecektir. ırak kürdistan yönetimi ile anlaşın mübadele yapın o zaman. madem 'varlığım kürt varlığına armağan olsun' diyorsunuz selahattin demirtaş'ın kardeşi nurettin demirtaş ırak kürdistan yönetimi başkenti erbil'dedir. zaten
halkların demokratik partisi (bkz: hdp), abdullah öcalan liderliğinde kurulmuştur. selahattin demirtaş'a kimse 'başkanım' demez çünkü hdp başkanı abdullah öcalandır. hdp'nin meclise girmesini sağlayan seçim-reklam kampanyasını ünlü bir amerikalı reklam şirketi twitter üzerinden kampanyayı yönetmişti. bu propagandalar direk türkiya gençliğini hedef almaktadır.
devamını gör...
sözlüğün en seksi yazarı
(bkz: kafa sözlük'ün cılkının çıkması)
yakında bırakır giderim buraları. bu başlık ve diğer aptalca başlıklar altındaki iq ortalaması maksimum 70 falandır. sözlük iyice ekşidi.
ya kardeşim sözlük'ün en seksi yazarını bulsan ne yapacaksın? s.....cek misin?
ne kadar aptal aptal başlıklar bunlar ya?
yakında bırakır giderim buraları. bu başlık ve diğer aptalca başlıklar altındaki iq ortalaması maksimum 70 falandır. sözlük iyice ekşidi.
ya kardeşim sözlük'ün en seksi yazarını bulsan ne yapacaksın? s.....cek misin?
ne kadar aptal aptal başlıklar bunlar ya?
devamını gör...
sözlük yazarlarına gelen son whatsapp mesajı
alooo*
devamını gör...
türklerin uzman olarak doğduğu konular
inşaat mühendisiyim fakat kahvedeki amcalar inşaat konusunda benden daha uzman.
devamını gör...
güne bir söz bırak
belki ben
o günden
çok daha evvel,
köprü başında sallanarak
bir sabah vakti gölgemi asfalta salacağım. *
o günden
çok daha evvel,
köprü başında sallanarak
bir sabah vakti gölgemi asfalta salacağım. *
devamını gör...
ibrahim üzülmez
her şeyi tamdı. bir tek kafasını kaldırıp orta açmayı bilmiyordu. zaten onu da yapsam milan da oynarım gibilerinden bir laf etmişti zamanında.
devamını gör...
yazarların askerliğini yaptığı yer
erzurum. hatta bitmeye yakın şöyle birşey söylemeye başlamıştık; erzurum bir liman,bense bir gemi.bir daha gelirsem,öpsünler(!) beni diye..
devamını gör...
göz altı morlukları
bende genetik olan bir fizyolojik durum.
devamını gör...
küçük deniz kızı
âşık olduğu adamın aslında bir prens olduğunu öğrenen ve sırf ona kavuşmak için kuyruğundan vazgeçen fedakâr deniz kızı ariel'i bilirsiniz. andersen masalı oldukça etkileyici bir biçimde yazmış ve dünyaya duyurmayı başarmıştır.

ünü danimarka'ya giden bu masalı, danimarka kraliyet tiyatrosu sahneye döker ve gördüklerinden hayli etkilenen o zamanın ünlü bira fabrikatörlerinden biri ariel adına küçük bir heykel yaptırmaya karar verir.
heykeli yapan kişi edvard eriksen'dir ve neredeyse 105 senedir kopenhag sahillerini süslemektedir. heykeltıraş; heykeli 1 metre 25 santimetre ebatlarında yapmış, kopenhag'daki kayalardan birinin üzerine oturtmuştur.

••
heykel gerçekten de çok güzel. yüzündeki aldatılmış ifade, çaresiz duruş... sanatçısı küçük taşa büyük duygular sığdırmış ancak ilerleyen dönemlerde sanatının vandalizm'e kurban gideceğini düşünememiş. vandalizm yanlıları ellerine geçen her fırsatta minik ariel'ı parçalara ayırmaktan hiç geri kalmamışlar. kimisi kafasını koparmış, kimisi kollarını. neyse ki danimarka hükümeti yeniden bir araya toplamış ve bozulmasına izin vermemiş.
güzelliği her yıl milyonlarca turisti çektiği gibi, milyonlarca düşmanı da çekiyor. 8 mart'ta özellikle en çirkin şeyleri yapıyorlar. yazık gerçekten, umarım bu sanat harikası ziyan edilmez.

ünü danimarka'ya giden bu masalı, danimarka kraliyet tiyatrosu sahneye döker ve gördüklerinden hayli etkilenen o zamanın ünlü bira fabrikatörlerinden biri ariel adına küçük bir heykel yaptırmaya karar verir.
heykeli yapan kişi edvard eriksen'dir ve neredeyse 105 senedir kopenhag sahillerini süslemektedir. heykeltıraş; heykeli 1 metre 25 santimetre ebatlarında yapmış, kopenhag'daki kayalardan birinin üzerine oturtmuştur.

••
heykel gerçekten de çok güzel. yüzündeki aldatılmış ifade, çaresiz duruş... sanatçısı küçük taşa büyük duygular sığdırmış ancak ilerleyen dönemlerde sanatının vandalizm'e kurban gideceğini düşünememiş. vandalizm yanlıları ellerine geçen her fırsatta minik ariel'ı parçalara ayırmaktan hiç geri kalmamışlar. kimisi kafasını koparmış, kimisi kollarını. neyse ki danimarka hükümeti yeniden bir araya toplamış ve bozulmasına izin vermemiş.
güzelliği her yıl milyonlarca turisti çektiği gibi, milyonlarca düşmanı da çekiyor. 8 mart'ta özellikle en çirkin şeyleri yapıyorlar. yazık gerçekten, umarım bu sanat harikası ziyan edilmez.
devamını gör...
kaderin cinsiyet olması
biyolojik cinsiyetliler vardır önemli olan kader’in kim olduğudur. kader kim hakketen ya?
devamını gör...
yeni doğmuş bebek
sıvıdırlar. kucağına alınca, tutmayı beceremezsen, aşağı, sağa sola doğru akarlar. dikkatli olmak lazım.
kucağındayken, omuzla, boyun arasına denk gelecek şekilde başlarını gömüp uyurken, dünyanın en güzel kokularından birisini yayarlar. insanı pamuk gibi yaparlar.
tabii her şey ağlayana kadar. annesi bu acıktı galiba. vınn.
kucağındayken, omuzla, boyun arasına denk gelecek şekilde başlarını gömüp uyurken, dünyanın en güzel kokularından birisini yayarlar. insanı pamuk gibi yaparlar.
tabii her şey ağlayana kadar. annesi bu acıktı galiba. vınn.
devamını gör...
şemsi tebrizi
"sen ol da
ister yâr' ol
ister yara...
lütfun da başım üstüne,
kahrın da..."
der kendileri.
ister yâr' ol
ister yara...
lütfun da başım üstüne,
kahrın da..."
der kendileri.
devamını gör...
uyurken yastığa sarılmak
yapmazsam uyuyamam, adeta bir anne şefkati gibi, kendimi huzurlu ve güvende hissetmemi sağlıyor , bu sayade şıpdadanak uykuya huzur içinde dalabiliyorum.
çift yastık , kalp kalp kalp.
çift yastık , kalp kalp kalp.
devamını gör...
deliderviş
nickaltının neden bu kadar boş olduğunu merak ettiğim yazar ağabey. sesin tam da tahmin ettiğim gibi hocam. derinden, pes ama etkileyici.
devamını gör...
kullanıcı adın bir cevap olsaydı sorusu ne olurdu sorunsalı
kim gelmiş?
devamını gör...
son 24 saat içinde sözlükte olanlar hakkında
dünden beri olanlar tüm yazar arkadaşlarımızın, malumudur. benimde biraz uyuma, biraz düşünme ve bu olanlar hakkında tarafıma gelen olumlu ve olumsuz tüm eleştirileri değerlendirmek için zamanım oldu.
dışarıdan bakılınca nasıl biriyim, gerçekten bilmiyorum. beni tanıyanlar var, devamlı görüştüğümüz değerli insanlar var. öncelikle şunu belirtmek isterim ki amacım kaos çıkarmak ya da moderasyon içinden bir kişiyi, radyo yayını üzerinden hedef göstermek değildi. geldiğimiz noktada sevgili sek'in yayınının bitmesine bir nevi sebep olmuş olmaktan ötürü bir üzüntü içerisindeyim, fakat bu tanımı bana yazdıran tek sebep bu değil.
dediğim gibi son 24 saat içerisinde, gerek sözlük içi özel mesaj yolu ile gerek telegram ve discord gibi uygulamalardan iletişim halinde olduğumuz değerli arkadaşlar ile konuşma fırsatım oldu. hatta bunlardan biride yakın zamanda karşılıklı nickaltı yazarak birbirimize girdiğimiz "relax" isimli yazarımızdır, olumlu yaklaşımından dolayı ayrıca teşekkür ederim. genel olarak rahatsız olduğum noktayı dile getirmem doğru olsa da, dile getirme biçimimin yanlış olması konusunda herkesin bir rahatsızlık içinde olduğunu anladım ve onlara hak verdim.
tüm bu olayların fitilini ateşleyen kişi olarak, sözlüğe kafa dağıtmak için gelip, bir sürü "kaossal" muhabbete maruz kalan, malum süreçten olumsuz etkilenen herkesten özür dilerim ve reca ediyorum bana haklarını helal etsinler.
sözlükte uzun yıllar yazmak, eğlenmek ve yeni mükemmel insanlar tanımak, ayrıca kendimi geliştirmek istiyorum. bu gibi şeylerle anılmak istemiyorum. fakat bu demek değil ki bir rahatsızlığım olduğunda dile getirmeyeceğim, yine doğru bildiğimi söylemeye devam edeceğimin bilinmesini isterim, fakat bu şekilde bir kez daha dile getirmeyeceğimin de ayrıca bilinmesini isterim.
bu açıklamayı yapmakta ki amacımı, anlaşılabilir bir şekilde ifade ettiğimi düşünüyorum. tamamen kendi kararım olup, kimsenin demesi zorlaması ile yaptığım bir eylem kesinlikle değildir. aa gördün mü bak tükürdüğünü yaladı, ehe ehe diyecek olanlar çıkabilir, bunlara takılmayacağımın ve cevap vermeyeceğimin bilinmesini isterim. benim niyetimi anlayan ve hak veren bir avuç insana hitap edebildiysem ne mutlu bana.
edit: bu süreçten en çok zarar görenlerden biride değerli arkadaşım,"supportgirl"'e de ayrıca sergilediği olgun duruş için teşekkür ederim.
dışarıdan bakılınca nasıl biriyim, gerçekten bilmiyorum. beni tanıyanlar var, devamlı görüştüğümüz değerli insanlar var. öncelikle şunu belirtmek isterim ki amacım kaos çıkarmak ya da moderasyon içinden bir kişiyi, radyo yayını üzerinden hedef göstermek değildi. geldiğimiz noktada sevgili sek'in yayınının bitmesine bir nevi sebep olmuş olmaktan ötürü bir üzüntü içerisindeyim, fakat bu tanımı bana yazdıran tek sebep bu değil.
dediğim gibi son 24 saat içerisinde, gerek sözlük içi özel mesaj yolu ile gerek telegram ve discord gibi uygulamalardan iletişim halinde olduğumuz değerli arkadaşlar ile konuşma fırsatım oldu. hatta bunlardan biride yakın zamanda karşılıklı nickaltı yazarak birbirimize girdiğimiz "relax" isimli yazarımızdır, olumlu yaklaşımından dolayı ayrıca teşekkür ederim. genel olarak rahatsız olduğum noktayı dile getirmem doğru olsa da, dile getirme biçimimin yanlış olması konusunda herkesin bir rahatsızlık içinde olduğunu anladım ve onlara hak verdim.
tüm bu olayların fitilini ateşleyen kişi olarak, sözlüğe kafa dağıtmak için gelip, bir sürü "kaossal" muhabbete maruz kalan, malum süreçten olumsuz etkilenen herkesten özür dilerim ve reca ediyorum bana haklarını helal etsinler.
sözlükte uzun yıllar yazmak, eğlenmek ve yeni mükemmel insanlar tanımak, ayrıca kendimi geliştirmek istiyorum. bu gibi şeylerle anılmak istemiyorum. fakat bu demek değil ki bir rahatsızlığım olduğunda dile getirmeyeceğim, yine doğru bildiğimi söylemeye devam edeceğimin bilinmesini isterim, fakat bu şekilde bir kez daha dile getirmeyeceğimin de ayrıca bilinmesini isterim.
bu açıklamayı yapmakta ki amacımı, anlaşılabilir bir şekilde ifade ettiğimi düşünüyorum. tamamen kendi kararım olup, kimsenin demesi zorlaması ile yaptığım bir eylem kesinlikle değildir. aa gördün mü bak tükürdüğünü yaladı, ehe ehe diyecek olanlar çıkabilir, bunlara takılmayacağımın ve cevap vermeyeceğimin bilinmesini isterim. benim niyetimi anlayan ve hak veren bir avuç insana hitap edebildiysem ne mutlu bana.
edit: bu süreçten en çok zarar görenlerden biride değerli arkadaşım,"supportgirl"'e de ayrıca sergilediği olgun duruş için teşekkür ederim.
devamını gör...
her şey çok güzel olacak
hiç bir iddiası olmayan tamamen tebessüm etmeniz için yapılmış unutulmaz cem yılmaz filmidir.
filmin adı çok ama çok kült bir cümle olmuştur. bir umut cümlesi olmuştur. hem de 1998 yılında.
mazhar alanson ve cem yılmaz film boyunca takılırlar bizde merakla heyecanla izleriz. diyalogları güldüren hüzünlendiren bir filmdir ve mutlaka izlenmesi gerekir.
filmin yönetmeni ömer vargıdır. yapımcılığını mine vargı üstlenmiştir. görüntülerini ise garry turnbul çekmiştir.
filmin türü dram ve komedidir. filmin müziklerini mazhar alanson yapmıştır. filmin müzikleri film kadar beğenilmiştir. çok güzel şarkılar çok güzel besteler vardır.
şarkı listesini aşağı bırakacağım.
"her şey çok güzel olacak" (4:28)
"latin - 1" (0:30)
"kavga" (1:05)
"aşk" (1:19)
"tek başına" (0:42)
"benim hala umudum var" (3:32)
"nuri - 1" (0:41)
"nuri - 2" (0:19)
"gece yarısı" (0:44)
"eski resim - 1" (0:53)
"latin - 2" (1:54)
"depoda - 1" (1:05)
"depoda - 2" (1:40)
"disko önü" (1:06)
"arabada rock'n roll" (1:26)
"güneye gidiyoruz" (2:12)
"bir zamanlar fırtınalar estirirdim" (4:23)
"dialog - 1" (0:42)
"bu ne biçim hikaye böyle" (3:13)
"mafya rüyası" (0:25)
"latin - 3" (1:59)
"eski resim - 2" (1:38)
"hesaplaşma" (2:27)
"sürpriz" (1:25)
"dialog - 2" (0:18)
"benim hala umudum var (final)" (5:41)
not: filmin şarkı listesini wikipedia'dan aldım.
filmin konusu iki kardeşin yıllar sonra bir kavga sırasında karşılaşmasını anlatır. altan bar açma hayali için kardeşiyle maceralara atılır. her şeyin çok güzel olacağını umarak hayatın içinde olmaya devam ederler. filmin umut aşılayan kısmını çok seviyorum. çok sıradan bir film. bahsettiğim sıradanlık keyifli bir sıradanlık. filmde aşırı hiç bir şey yok. her şey çok güzel çok ağır ilerliyor. müzikler senaryoya ve görüntülere eşlik ediyor.
diyaloglar çok içten geliyor. çok sıradan çok bizden. bilemiyorum altan repliği bile çok basit ve çok anlamlı geliyor. her şey çok güzel olacak filmi anlatmak istediğini son derece basit şekilde anlatıyor.
cem yılmazın komedyen kişiliğinden dolayı pek sevilmediğini ve değerinin bilinmediğini düşünüyorum. sene 2021 adamın yaptığı her işi komedi zannediyorlar gülmeyince kızıyorlar.
karakomik filmler serisi de böyle bir seriydi. ben sevmiştim. ilerde değerini bileceklerdir mutlaka.
ayrıca nurgül yeşilçam bu filmde o kadar genç o kadar güzel ki aklımdan çıkmıyor. seneler sonra cem yılmaz bir filminde o sahneye gönderme yaptığında çok duygulanmıştım. vay be yaşlanmışlar demiştim. canım çekti gidip tekrar açayım izleyeyim.
filmi arada sırada açar tekrar tekrar izlerim. o garip havası beni mutlu ediyor. her izlediğimde farklı bir şeyler yakalıyorum. mazhar alanson ve cem yılmazın toy oyunculuğundan keyif alıyorum.
filmde iki kardeşin birbirlerine uzak olmalarını çok seviyorum hüzünleniyorum. birbirlerine çok uzaklar ama yakın olmak istiyorlar. aralarında hüzünlü bir bağ var. unutulmaz bir film. unutulmaz bir yapım. arada sırada açın izleyin.
ya ayla'ya bir çiçek al şuradan be. kadınlar çiçeğe bayılır.
--! spoiler !--
mazhar alonson babasına pişmaniye götürdüğünde babasının verdiği cevap bende kahkalara sebep olmuştur. bu ne lan götünün kılları pişmaniyeye mi döndü demek istiyorsun sen bana.
--! spoiler !--
filmin adı çok ama çok kült bir cümle olmuştur. bir umut cümlesi olmuştur. hem de 1998 yılında.
mazhar alanson ve cem yılmaz film boyunca takılırlar bizde merakla heyecanla izleriz. diyalogları güldüren hüzünlendiren bir filmdir ve mutlaka izlenmesi gerekir.
filmin yönetmeni ömer vargıdır. yapımcılığını mine vargı üstlenmiştir. görüntülerini ise garry turnbul çekmiştir.
filmin türü dram ve komedidir. filmin müziklerini mazhar alanson yapmıştır. filmin müzikleri film kadar beğenilmiştir. çok güzel şarkılar çok güzel besteler vardır.
şarkı listesini aşağı bırakacağım.
"her şey çok güzel olacak" (4:28)
"latin - 1" (0:30)
"kavga" (1:05)
"aşk" (1:19)
"tek başına" (0:42)
"benim hala umudum var" (3:32)
"nuri - 1" (0:41)
"nuri - 2" (0:19)
"gece yarısı" (0:44)
"eski resim - 1" (0:53)
"latin - 2" (1:54)
"depoda - 1" (1:05)
"depoda - 2" (1:40)
"disko önü" (1:06)
"arabada rock'n roll" (1:26)
"güneye gidiyoruz" (2:12)
"bir zamanlar fırtınalar estirirdim" (4:23)
"dialog - 1" (0:42)
"bu ne biçim hikaye böyle" (3:13)
"mafya rüyası" (0:25)
"latin - 3" (1:59)
"eski resim - 2" (1:38)
"hesaplaşma" (2:27)
"sürpriz" (1:25)
"dialog - 2" (0:18)
"benim hala umudum var (final)" (5:41)
not: filmin şarkı listesini wikipedia'dan aldım.
filmin konusu iki kardeşin yıllar sonra bir kavga sırasında karşılaşmasını anlatır. altan bar açma hayali için kardeşiyle maceralara atılır. her şeyin çok güzel olacağını umarak hayatın içinde olmaya devam ederler. filmin umut aşılayan kısmını çok seviyorum. çok sıradan bir film. bahsettiğim sıradanlık keyifli bir sıradanlık. filmde aşırı hiç bir şey yok. her şey çok güzel çok ağır ilerliyor. müzikler senaryoya ve görüntülere eşlik ediyor.
diyaloglar çok içten geliyor. çok sıradan çok bizden. bilemiyorum altan repliği bile çok basit ve çok anlamlı geliyor. her şey çok güzel olacak filmi anlatmak istediğini son derece basit şekilde anlatıyor.
cem yılmazın komedyen kişiliğinden dolayı pek sevilmediğini ve değerinin bilinmediğini düşünüyorum. sene 2021 adamın yaptığı her işi komedi zannediyorlar gülmeyince kızıyorlar.
karakomik filmler serisi de böyle bir seriydi. ben sevmiştim. ilerde değerini bileceklerdir mutlaka.
ayrıca nurgül yeşilçam bu filmde o kadar genç o kadar güzel ki aklımdan çıkmıyor. seneler sonra cem yılmaz bir filminde o sahneye gönderme yaptığında çok duygulanmıştım. vay be yaşlanmışlar demiştim. canım çekti gidip tekrar açayım izleyeyim.
filmi arada sırada açar tekrar tekrar izlerim. o garip havası beni mutlu ediyor. her izlediğimde farklı bir şeyler yakalıyorum. mazhar alanson ve cem yılmazın toy oyunculuğundan keyif alıyorum.
filmde iki kardeşin birbirlerine uzak olmalarını çok seviyorum hüzünleniyorum. birbirlerine çok uzaklar ama yakın olmak istiyorlar. aralarında hüzünlü bir bağ var. unutulmaz bir film. unutulmaz bir yapım. arada sırada açın izleyin.
ya ayla'ya bir çiçek al şuradan be. kadınlar çiçeğe bayılır.
--! spoiler !--
mazhar alonson babasına pişmaniye götürdüğünde babasının verdiği cevap bende kahkalara sebep olmuştur. bu ne lan götünün kılları pişmaniyeye mi döndü demek istiyorsun sen bana.
--! spoiler !--
devamını gör...
geceye bir sanat eseri bırak
"jeanne samary - la reverie"
pierre auguste renoir, 1877

renoir, fransız aktrist jeanne samary'nin birçok resmini yapmıştır. kesin olmamakla birlikte, birbirlerine aşık oldukları yönünde söylentiler var.
samary, 3 yıl renoir ile çalıştıktan sonra resimlerini başarılı bulmadığını söyleyerek başka bir ressamla çalışmaya başlar. ressamın daha sonra yaptığı bir resimden yola çıkarak buna çok içerlediği düşünülmektedir.

"luncheon of the boating party" eserinde solda köpeğini seven kadın, 1890'da evlendiği aline. ama resmi ilginç yapan bu değil. en sağda elini yüzüne götürmüş siyah eldivenli kadına dikkat edin, samary. her zaman resimlerinde ön planda tuttuğu samary'ye artık ne kadar uzak olduğunu anlatmak istemiştir.
pierre auguste renoir, 1877

renoir, fransız aktrist jeanne samary'nin birçok resmini yapmıştır. kesin olmamakla birlikte, birbirlerine aşık oldukları yönünde söylentiler var.
samary, 3 yıl renoir ile çalıştıktan sonra resimlerini başarılı bulmadığını söyleyerek başka bir ressamla çalışmaya başlar. ressamın daha sonra yaptığı bir resimden yola çıkarak buna çok içerlediği düşünülmektedir.

"luncheon of the boating party" eserinde solda köpeğini seven kadın, 1890'da evlendiği aline. ama resmi ilginç yapan bu değil. en sağda elini yüzüne götürmüş siyah eldivenli kadına dikkat edin, samary. her zaman resimlerinde ön planda tuttuğu samary'ye artık ne kadar uzak olduğunu anlatmak istemiştir.
devamını gör...
aynı sayfayı defalarca okumak
bazen kafa doluluğundan olan durumdur. okuduğun şeyi defalarca okusan da aklındaki düşüncede takılı kalmışsındır.
devamını gör...