bir zamanlar moda olan şimdi yüzüne bakmadığımız şeyler
umarım birkaç sene sonra birileri gelip bu başlıgın altına maske yazar.
devamını gör...
apti şakrak
efendim kendisi belediyenin 2548 yakalı belediye işçisidir. hasan ile seher'den doğmadır, anasını babasının ikinci karısı zanneder. 1948, yozgat şefaatli doğumlu olup, okuması yazması ilkokulun üçüne kadardır. nişanlısını kaçırma olayını saymazsak sicili son derece temizdir.
devamını gör...
nickaltında çirkeflik yapan yazar
devamını gör...
olmak istenen cansız varlık
onun yastığı olmak isterdim sarılmasına ihtiyacım var galiba.
devamını gör...
insanın intihar etme nedeni
ömrü boyunca istediği hiçbir şeyin olmaması bence.
bu kadar da olur mu, neden kader bana bu kadar acımasız, hiç mi düzelmeyecek, gibi çıkarımlar sonucunda insanlar son noktayı koymaya karar veriyor.
gelmesi çok zor, vazgeçmesi olmayan bir raddedir.
bu kadar da olur mu, neden kader bana bu kadar acımasız, hiç mi düzelmeyecek, gibi çıkarımlar sonucunda insanlar son noktayı koymaya karar veriyor.
gelmesi çok zor, vazgeçmesi olmayan bir raddedir.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
ne diyordu şükrü erbaş? şöyle diyordu: kim kimin derinliğini görebilir, hem hangi gözle?*
bu söze ilk temas ettiğimde açıkçası çok sarsıcıydı benim için. yine bu geceye benzer bir gece yarısıydı, yalnızdım, sıkılıyor ve en kötüsü uyuyamıyordum da. durup bu sözün üzerine düşünmeye başladım. öyle ya düşünmek için biraz durmalı derler.*
evet, durup düşündüm. şimdiye kadar kimlerin derinliğini görebildim, en azından bir kez olsun? ya kim benim derinliğimi görebildi? peki derinlik dediği şey neydi erbaş’ın? en basit haliyle ben kendi derinliğimde hangi bastırılmış hisleri muhafaza ediyordum? benim derinliğimde ne vardı? bir insanın derinliğini görürsek ne olurduk, nesi olurduk? daha kötüsü, her şeyi geçip de ben en azından kendi derinliğimi görecek göze sahip miydim?
haklısınız. hiçbir soruya cevap veremedim. fakat bu, bu cümlenin bende yarattığı etkinin sebebini de açıklıyordu. sebebi buydu, buradaydı, bu kadardı işte: bu derinlik; çoğu zaman görülemeyen, anlaşılamayan, izah edilemeyen soru işaretleri barındıran bir düğümler yumağıydı. derinliğin içini/muhtevasını görmekten ziyade bize düşen derinliğin varlığını idrak edebilmekti. bize kalan orada bir derinlik olduğunun ayırdına varmaktı, hepsi bu. en korkağımız, en cimrimiz, en telaşlımız, en talihsizimiz, en yalnız en aşağılık ve en iyi hasletlere sahip diğerlerimiz. her birimiz kıymetli bir derinliğe sahip benlikleri taşıyorduk içimizde. ve sadece bunu bilmek birçok şeye yarıyordu aslında: çabucak yargılamanın, kınamanın, hor görmenin önüne geçebilirdi mesela bu farkındalık. karşımızdakinin içinde bulunduğu durumu hesap ederek sözlerimizi sarf etmemizi sağlayabilirdi.* bizi empati yapabilen, daha anlayışlı, daha iyi seven, daha güzel kollayan kimselere dönüştürebilirdi. iyi kimselere.
yine de belki bazımız o derinliği görmek mutluluğuna erişmiştir. hatta bazımızın derinliği de görülmüştür ki onlar bizden hayli mutlu olmalılar, böylesi insanlara sahip oldukları için. diğerlerimiz, ötekilerinde sadece bir derinlik olduğunun ayırdına vardıksa ne mutlu bize. ya da bu mesele bu kadar alengirli değildir de ben tüm bunları yine zorlayarak çıkarıp sözlüğe üfürüyorumdur? öyle ya her şeyin olabileceği saatler bunlar.
velhasılı şu cümleye vardım, tüm düşündüklerimin sonunda: ‘kim kimin derinliğinin ayırdına varabilir, hem hangi kavrayışla?’
bizi bir kavrayış sahibi kıl.
bu söze ilk temas ettiğimde açıkçası çok sarsıcıydı benim için. yine bu geceye benzer bir gece yarısıydı, yalnızdım, sıkılıyor ve en kötüsü uyuyamıyordum da. durup bu sözün üzerine düşünmeye başladım. öyle ya düşünmek için biraz durmalı derler.*
evet, durup düşündüm. şimdiye kadar kimlerin derinliğini görebildim, en azından bir kez olsun? ya kim benim derinliğimi görebildi? peki derinlik dediği şey neydi erbaş’ın? en basit haliyle ben kendi derinliğimde hangi bastırılmış hisleri muhafaza ediyordum? benim derinliğimde ne vardı? bir insanın derinliğini görürsek ne olurduk, nesi olurduk? daha kötüsü, her şeyi geçip de ben en azından kendi derinliğimi görecek göze sahip miydim?
haklısınız. hiçbir soruya cevap veremedim. fakat bu, bu cümlenin bende yarattığı etkinin sebebini de açıklıyordu. sebebi buydu, buradaydı, bu kadardı işte: bu derinlik; çoğu zaman görülemeyen, anlaşılamayan, izah edilemeyen soru işaretleri barındıran bir düğümler yumağıydı. derinliğin içini/muhtevasını görmekten ziyade bize düşen derinliğin varlığını idrak edebilmekti. bize kalan orada bir derinlik olduğunun ayırdına varmaktı, hepsi bu. en korkağımız, en cimrimiz, en telaşlımız, en talihsizimiz, en yalnız en aşağılık ve en iyi hasletlere sahip diğerlerimiz. her birimiz kıymetli bir derinliğe sahip benlikleri taşıyorduk içimizde. ve sadece bunu bilmek birçok şeye yarıyordu aslında: çabucak yargılamanın, kınamanın, hor görmenin önüne geçebilirdi mesela bu farkındalık. karşımızdakinin içinde bulunduğu durumu hesap ederek sözlerimizi sarf etmemizi sağlayabilirdi.* bizi empati yapabilen, daha anlayışlı, daha iyi seven, daha güzel kollayan kimselere dönüştürebilirdi. iyi kimselere.
yine de belki bazımız o derinliği görmek mutluluğuna erişmiştir. hatta bazımızın derinliği de görülmüştür ki onlar bizden hayli mutlu olmalılar, böylesi insanlara sahip oldukları için. diğerlerimiz, ötekilerinde sadece bir derinlik olduğunun ayırdına vardıksa ne mutlu bize. ya da bu mesele bu kadar alengirli değildir de ben tüm bunları yine zorlayarak çıkarıp sözlüğe üfürüyorumdur? öyle ya her şeyin olabileceği saatler bunlar.
velhasılı şu cümleye vardım, tüm düşündüklerimin sonunda: ‘kim kimin derinliğinin ayırdına varabilir, hem hangi kavrayışla?’
bizi bir kavrayış sahibi kıl.
devamını gör...
yerde yemek yiyen fakir insan
masamız olduğu halde yemeği yer sofrası kurup yemek isteyen 7 yaşındaki halim ağlıyor şu anda.
devamını gör...
mansur yavaş'ın savcılığa verdiği 3 katrilyonluk yolsuzluk dosyası
ankara büyükşehir belediye başkanı mansur yavaş'ın savcılığa verdiği yolsuzluk dosyasıdır. link
sadece ankara'da 3 katrilyon ise varın siz geri kalanını düşünün. bu ülke ne zaman gerçekleri görecek diye düşünmeden edemiyorum.
paraları sıfırla bilal
özelden mesaj atanlar olmuş, çemkirmeyin bana, kalbinizi kırarım.
çocuklarımıza tecavüz edenleri bir kereden bir şey olmaz deyip biz ensar vakfını biliriz, iyidirler diyen bakanların olduğu yerde,
eğitim sistemi yükseldikçe oylarımız düşüyor diye bu ülkede milyonlarca genci hayattan bıktıran, onları intiharlara sürükleyen bakanların ve sistemin olduğu yerde gelip haber yalan vs deyip hakaret etmeyin. bir sefer olsun beyninizi çalıştırın.
sadece ankara'da 3 katrilyon ise varın siz geri kalanını düşünün. bu ülke ne zaman gerçekleri görecek diye düşünmeden edemiyorum.
paraları sıfırla bilal
özelden mesaj atanlar olmuş, çemkirmeyin bana, kalbinizi kırarım.
çocuklarımıza tecavüz edenleri bir kereden bir şey olmaz deyip biz ensar vakfını biliriz, iyidirler diyen bakanların olduğu yerde,
eğitim sistemi yükseldikçe oylarımız düşüyor diye bu ülkede milyonlarca genci hayattan bıktıran, onları intiharlara sürükleyen bakanların ve sistemin olduğu yerde gelip haber yalan vs deyip hakaret etmeyin. bir sefer olsun beyninizi çalıştırın.
devamını gör...
normal sözlük dislike butonu
olmasının faydalı olmadığına inandığım ve hakkında, bilinçli kullanılmayacağını söyleyenlerden biri olduğum buton. nedenini daha önce de açıklamıştım ama yine açıklayayım.
evet, artı oyun da düzgün kullanıldığını düşünmüyorum ve yine daha önce keşke artı butonu da olmasaydı demiştim ama eksinin, amaç dışında kullanılması bir soruna yol açıyor: insanları sözlükten soğutmak.
burada gerçekten kendisi emek vererek çok güzel tanımlar giren insanlar var. övünmek için söylemiyorum, bunlardan biri de benim. üşenmeyip, meraklıları için uzun uzun anlattığım konular oldu. fakat mesela geçenlerde, benim kopyala yapıştır olayına karşı tutumumu ve sözlükte kimseye sataşmayan, kendi işime bakan, kesinlikle özel mesajlarda dahi kimseyle kaba konuşmayan, elinden geldiğince (ki çoğu kişinin yaşı da benden çok küçük olduğu halde) saygılı olmaya çalışan biri olduğumu birçok kişi çok iyi bildiği ve gördüğü halde, bir arkadaş gidip bir başlığa, kopyala yapıştır yaptığım iddiasıyla ve profil fotoğrafımın kendime ait olması üzerinden beni eleştirerek beni engellediğini ilan etti. beğenmedim butonu olsaydı, bu arkadaşın o uzun uzun yazdığım emek harcanmış ve bilgi dolu tanımlara ne yapacağını tahmin etmek zor değil sanırım, değil mi? 1 olur, 2 olur ama sürekli sinir bozmak amacıyla bu tür davranışlar sergilendiği zaman insanlar da yavaş yavaş bir şeylerden bunalmaya başlar. kimse peygamber sabrına sahip değil sonuçta.
yukarıda bahsedilen konu da ayrı problem. insanlar eksi oy kasmak gibi bir amaç içerisine giriyor ilginç bir şekilde ve bunun sonucunda da açtıkları başlıkları hepimiz farklı farklı sözlüklerde gayet iyi gördük.
hal böyle olunca, bu ortam için çabalayan insanları trollere ya da ön yargılı kişilere yem etmenin doğru olmadığını düşünüyorum. bu nedenle, eğer bir görüşe hiç katılmıyorsanız bunu sahibine mesaj atarak da yazabilirsiniz. özel mesaj alımını kapatmışsa, formata uygun ve genel bir konu olarak başlığını da açabilirsiniz vs... böylece beğenilmediğinden de, neden beğenilmediğinden de haberi olacaktır bir şekilde.
evet, artı oyun da düzgün kullanıldığını düşünmüyorum ve yine daha önce keşke artı butonu da olmasaydı demiştim ama eksinin, amaç dışında kullanılması bir soruna yol açıyor: insanları sözlükten soğutmak.
burada gerçekten kendisi emek vererek çok güzel tanımlar giren insanlar var. övünmek için söylemiyorum, bunlardan biri de benim. üşenmeyip, meraklıları için uzun uzun anlattığım konular oldu. fakat mesela geçenlerde, benim kopyala yapıştır olayına karşı tutumumu ve sözlükte kimseye sataşmayan, kendi işime bakan, kesinlikle özel mesajlarda dahi kimseyle kaba konuşmayan, elinden geldiğince (ki çoğu kişinin yaşı da benden çok küçük olduğu halde) saygılı olmaya çalışan biri olduğumu birçok kişi çok iyi bildiği ve gördüğü halde, bir arkadaş gidip bir başlığa, kopyala yapıştır yaptığım iddiasıyla ve profil fotoğrafımın kendime ait olması üzerinden beni eleştirerek beni engellediğini ilan etti. beğenmedim butonu olsaydı, bu arkadaşın o uzun uzun yazdığım emek harcanmış ve bilgi dolu tanımlara ne yapacağını tahmin etmek zor değil sanırım, değil mi? 1 olur, 2 olur ama sürekli sinir bozmak amacıyla bu tür davranışlar sergilendiği zaman insanlar da yavaş yavaş bir şeylerden bunalmaya başlar. kimse peygamber sabrına sahip değil sonuçta.
yukarıda bahsedilen konu da ayrı problem. insanlar eksi oy kasmak gibi bir amaç içerisine giriyor ilginç bir şekilde ve bunun sonucunda da açtıkları başlıkları hepimiz farklı farklı sözlüklerde gayet iyi gördük.
hal böyle olunca, bu ortam için çabalayan insanları trollere ya da ön yargılı kişilere yem etmenin doğru olmadığını düşünüyorum. bu nedenle, eğer bir görüşe hiç katılmıyorsanız bunu sahibine mesaj atarak da yazabilirsiniz. özel mesaj alımını kapatmışsa, formata uygun ve genel bir konu olarak başlığını da açabilirsiniz vs... böylece beğenilmediğinden de, neden beğenilmediğinden de haberi olacaktır bir şekilde.
devamını gör...
ısrarla hayal kurmanızı hayallerinizin peşinden koşmanızı istiyorum
ister tabi, geriye bişey kalmadı çünkü. iş kurun mu desin, dünyayı gezin mi desin, hayal falan takılın diyo adam napsın.
devamını gör...
velev ki
hatta, her ne kadar gibi manalar yüklenen son dönemin ağza sakız bağlacı.
yusuf ziya özcan sözü olarak bilinir.
yusuf ziya özcan sözü olarak bilinir.
devamını gör...
uykusuzkahve
sözlüğümüzün incelikli yardım kampanyalarında en çok emeği geçen, sözlükle ilgili minicik bir sorumuzda bile her şey yolunda gitsin diye insanüstü çaba gösteren, sözlüğün gerçek kraliçesi. benim için ise, sözlük radyosuna ilk adımımı atmamı sağlayan ve bütün aşamalarda kalpten desteğini hep hissettiğim harika insan, hep mutlu olsun istediğim uykusuzum kahvem. bir süredir buralarda göremeyince hemencecik özlüyoruz malum, öyleyse dileyelim ki onda gördüğümüz bütün iyiliği ve güzelliği kendi hayatının yepyeni günlerinde karşısına çıkıversin ve uzun ömrü boyunca rast gitsin işi gücü. seviyoruz kendisini. *
devamını gör...
takipten çıkan takipçi
sen ölücen kardeş, sen ölücen ki biz yaşayalım.
tanım: beni takibe alan yazardır.
tanım: beni takibe alan yazardır.
devamını gör...
yavuz bahadıroğlu
dış görünüş ve sima olarak babacan bir yaşlı bilge görüntüsü vererek sempatik gelen ama ulu önder mustafa kemal atatürk 'e karşı olumsuz tavırları ile de bu sempatiyi antipatiye çevirmeyi başarabilen tarihçi, yazar.
yazar görüşü : vefat etmiş yazar. ne allah rahmet eylesin diyebilirim ne de allah rahmet eylemesin diyebilirim. edilip edilmemesi allah ile arasındaki mevzu.
yazar görüşü : vefat etmiş yazar. ne allah rahmet eylesin diyebilirim ne de allah rahmet eylemesin diyebilirim. edilip edilmemesi allah ile arasındaki mevzu.
devamını gör...
rahatsız’ın enfes ukdeleri
öyle güzel şeyler yazmışsınız ki ilk iki entryden sonra utancımdan sözlüğü kapatıp kaçma isteği hasıl oldu ben de.
teşekkür ederim, güzel bakan güzel görürmüş benimle ilgili değil yani sizin güzelliğiniz.
teşekkür ederim, güzel bakan güzel görürmüş benimle ilgili değil yani sizin güzelliğiniz.
devamını gör...
ekşi sözlük'ün normal sözlük sansürü
valla demek ki normal sözlük azıcık titretmiş ekşi sözlük’ü, elemanlar daha da reklam yapmayalım diye de basmışlar sansürü. e ulan siz değil misiniz milleti çaylak onay sırasında bekletip yıllardır yazar yapmayan kekolar? normal sözlük’ün tırnağı olamazsınız bu konuda hiç kusura bakmayın.
en özgür sitede bu yapılıyorsa gerçekten bir karın ağrıları vardır. neyse, zamana bırakalım bakalım ne olacak.
en özgür sitede bu yapılıyorsa gerçekten bir karın ağrıları vardır. neyse, zamana bırakalım bakalım ne olacak.
devamını gör...
tuhaf bakışlı insanlar
böyle insanlar vardır. çocukken düşünürdüm, acaba bana mı tuhaf geliyor yoksa gerçekten tuhaf mı bakışlar diye. büyüyünce farkettim, ben de garip garip etrafa bakan biriymişim.
devamını gör...
dünyanın en pahalı yemekleri
nusret'in altın kaplama steaki. görgüsüzlüğe doymayan arap itemidir bu ayrıca.
devamını gör...
sözlük radyosu kaçak yayınları
iftarı beklerken böyle güzel tınılar duymak ruhumuzu vecd ettirdi, bedenimizi dindirdi. var olun.
devamını gör...
