futbol ile ilgilenen kadın
modayla ilgilenen erkek kadar normaldir.
devamını gör...
yazarların itiraf köşesi
ihtimalleri seviyorum ben. imkansızın hayalini kurmayı, yakınlaşma heyecanını, uzaklaşmanın verdiği hayal kırıklığını, duygudan duyguya geçişi, özlemeyi, beklemeyi, düşmeyi, sonra daha da yükselerek bağlanmayı, çabalamayı, tevekkülü. ama asla vuslatı değil.sanki elde ettikçe, güzelliğini yitiriyor. büyüsü bozuluyor.
anda kalma çabası güzel. bütün dünyadan sıyrılmış, gerçeklikten arınmış, ister uzaklarda bir yer deyin, ister paralel evren; bir yerlerde kucaklaşmak hayallerle... kalbinde hissetmek, ruhunu doyurmak, duyguya doymak. gerçek hayatta olmayan ve olamayacak duyguyla ruhu beslemek. bu doygunlukla tatmin olmak.
olabilecek en makul ihtimalle baskı yapan, 'bu kadar basit' kafasındaki insanlardan haz etmiyorum.
gerçeklerle baş etmek zor.
yorgunum üstelik.
anda kalma çabası güzel. bütün dünyadan sıyrılmış, gerçeklikten arınmış, ister uzaklarda bir yer deyin, ister paralel evren; bir yerlerde kucaklaşmak hayallerle... kalbinde hissetmek, ruhunu doyurmak, duyguya doymak. gerçek hayatta olmayan ve olamayacak duyguyla ruhu beslemek. bu doygunlukla tatmin olmak.
olabilecek en makul ihtimalle baskı yapan, 'bu kadar basit' kafasındaki insanlardan haz etmiyorum.
gerçeklerle baş etmek zor.
yorgunum üstelik.
devamını gör...
kur'an'ın istediği
kur'an ın istediği; ahlaki ve vicdani değerlere sahip bir şekilde itaat ederek ömür sürmek.
tabi ki ona uyanların (!) yaptığı hatalardan din sorumlu olamaz.doktor hastayı öldürdü diye tıbbı tümden yok edebilir misin?
tabi ki ona uyanların (!) yaptığı hatalardan din sorumlu olamaz.doktor hastayı öldürdü diye tıbbı tümden yok edebilir misin?
devamını gör...
toplu taşıma araçlarında gıcık olunan tipler
telefonda yüksek sesle konuşan tıynetsiz herifler. en çok onlara sinir oluyorum. ben senin emice oğlun ile akşam kaç bira içtiğini bilmek zorunda mıyım ya. ne yapacağım bu gereksiz bilgiyi ben.
devamını gör...
kahveyi şekersiz ve sütsüz içenler tarikatı
ben ve sadece birkaç kişi olduğumuzu sandığım ancak bir bakınca aslında tarikat olduğumuzu gördüğüm açıkçası mutlu da olduğum bir tarikat.
devamını gör...
esnek çalışma saatleri
mesela benim sayın işverenim iki hafta tatil verdi şimdi de diyor ki salı günü gel, iş olmazsa gelme falan iyi gibi.
d: esnek çalışma günü oldu bu.
d: esnek çalışma günü oldu bu.
devamını gör...
gece su içmeye gidip geldiğinde kendini uyurken görmek
yanına kıvrılır yatarım. bana benden zarar gelmez. kendimden biliyorum
devamını gör...
kedilere özgü gariplikler
benim kedim eğer kumunu temizlemeyi biraz ihmal edersem halının üzerine kakasını yapacakmış gibi yapıp beni tehdit ederdi. yaptığı en anormal şey buydu. ben nöbetten döndüğüm zamanlarda birkaç saat benimle küs kalması da ikinci sıraya oturur.
devamını gör...
eğlenmek vs evlenmek
benim için ikisi arasında bir fark yok. çünkü eğlenemediğim bir insanla evlenmem.
evlilik yalnızca devlet ve toplum için resmi bir kurum, benim için değil.
evlilik yalnızca devlet ve toplum için resmi bir kurum, benim için değil.
devamını gör...
psikoz ve nevroz
nevrozda bireyin gerçeği değerlendirme yetisi (reality testing) bozulmaz ve hastalığını bilir; düşüncelerini korkularını saçma bulur.
psikozda ise gerçek ile gerçek dışı arasındaki fark ayırt edilemez duruma gelmiştir.
psikozda ise gerçek ile gerçek dışı arasındaki fark ayırt edilemez duruma gelmiştir.
devamını gör...
insanın zoruna giden şeyler
benden esirgenen sevginin başkasına gani gani verildiğini görmek.
devamını gör...
sizi neden işe alalım sorusu
duyulması en sinir bozucu, en rahatsız eden sorulardan biridir. sonuçta çalışan iş ilanını okumuş, bir şekilde uygun olduğuna inanmış ve başvurmuştur. iş görüşmesi sırasında da bu kişinin o pozisyona gerçekten uygun olup olmadığı zaten iyi bir insan kaynakları çalışanı tarafından rahatça anlaşılabilmeli, süreç o şekilde organize edilip o şekilde işlemeli.
işverenler ve insan kaynakları açısından baktığımızda ise bu soru sizinle ilgili birkaç farklı şey öğrenmek için sorulabilir. birincisi, sizi görüştükleri diğer adaylardan neyin ayırdığını bilmek isterler. başka bir deyişle, sizi özellikle diğer görüşülen kişilerden daha fazla işe alırlarsa ne kazanırlar, bunu anlamak isterler. aynı zamanda, bu soruyu zor durumlarla nasıl başa çıktığınızı görmek için de sorabilirler çünkü bu soru adayları şaşırtma potansiyeline sahiptir. bir iş için neden en iyi kişi olduğunuzu alçakgönüllü ve düşünceli bir şekilde açıklamak zor olabilir.
sorunun cevabını iyi bir şekilde vermek için görüşmeden önce muhakkak iş tanımını iyice araştırmanız, şirket hakkında minik bir çalışma yapmanız ve sonrasında tecrübelerinizi ve başarılarınızı bu ikisine bir şekilde bağlamanız gerekiyor. burada da biraz yaratıcılık biraz deneyim devreye giriyor. çok alakasız iki iş arasında bile bağlantı kurmak sizin elinizde, o yüzden iş görüşmelerinde 'bu alanda hiç çalışmadım, deneyimim yok' demek yerine bunu daha yapıcı bir şekilde açıklamak önemli. mesela, 'direkt olarak bu alanda çalışmamış olsam da şu iş/staj/eğitim tecrübemde bu alanla ortak olan şu işleri yaptım' tarzı açıklamalar size her zaman artı puan kazandırır.
kaynak
işverenler ve insan kaynakları açısından baktığımızda ise bu soru sizinle ilgili birkaç farklı şey öğrenmek için sorulabilir. birincisi, sizi görüştükleri diğer adaylardan neyin ayırdığını bilmek isterler. başka bir deyişle, sizi özellikle diğer görüşülen kişilerden daha fazla işe alırlarsa ne kazanırlar, bunu anlamak isterler. aynı zamanda, bu soruyu zor durumlarla nasıl başa çıktığınızı görmek için de sorabilirler çünkü bu soru adayları şaşırtma potansiyeline sahiptir. bir iş için neden en iyi kişi olduğunuzu alçakgönüllü ve düşünceli bir şekilde açıklamak zor olabilir.
sorunun cevabını iyi bir şekilde vermek için görüşmeden önce muhakkak iş tanımını iyice araştırmanız, şirket hakkında minik bir çalışma yapmanız ve sonrasında tecrübelerinizi ve başarılarınızı bu ikisine bir şekilde bağlamanız gerekiyor. burada da biraz yaratıcılık biraz deneyim devreye giriyor. çok alakasız iki iş arasında bile bağlantı kurmak sizin elinizde, o yüzden iş görüşmelerinde 'bu alanda hiç çalışmadım, deneyimim yok' demek yerine bunu daha yapıcı bir şekilde açıklamak önemli. mesela, 'direkt olarak bu alanda çalışmamış olsam da şu iş/staj/eğitim tecrübemde bu alanla ortak olan şu işleri yaptım' tarzı açıklamalar size her zaman artı puan kazandırır.
kaynak
devamını gör...
bir kadının gerçekten sevdiğini gösteren ince detay
" sen ne dersen o" diyorsa.. iliklerine kadar seviyordur adamini..
devamını gör...
kedilere özgü gariplikler
ense köküme yatar. alır yere koyarım. sonra tekrar çıkar. bi daha yere koyarım. bu ben pes edinceye kadar sürer. kedi ense seviyor.
devamını gör...
dadaş
her ne kadar erkek kardeş olarak kullanılsa da erzurum insanında yiğit ve delikanlı anlamını karşılıyor. haysiyet, samimiyet, cesaret, vefa, sadakat, saygı ifadesidir. sivas'ta yiğido , batı anadolu'da efe , ankara'da kardaş hitaplarının yöresel karşılığıdır.
devamını gör...
kurtlar vadisi
tek adam karizması için izlenen onca dizinin aksine karekterlerin neredeyse hepsinin bana başrol oyuncusu gibi geldiği başyapıt dizi.
testere, hüsrev ağa, laz ziya, pala, erhan, sapık erdal, tuncay vs . hepsinden başlı başına yeni bir dizi çekersin. abuzer kömürcüden bile.
testere, hüsrev ağa, laz ziya, pala, erhan, sapık erdal, tuncay vs . hepsinden başlı başına yeni bir dizi çekersin. abuzer kömürcüden bile.
devamını gör...
insan
dünya üzerindeki her pisliğin sebebi olan en gereksiz varlık.
devamını gör...
cam tavan sendromu
glass ceilling.
iş hayatında* azınlık durumunda bulunanların muzdarip olduğu, kişinin bulunduğundan iyi bir pozisyona gelmesinin önünde çeşitli görünmez engellerin var olduğu algısıdır. bu sendromla ilgili klasik örneklerden biri pirelerle yapılan bir zıplama deneyidir. pireler bir fanusa hapsedilir ve fanustan 30 cm yüksekliğe bir engel yerleştirilir. zemin ısıtılmaya başlanır, pireler de zıplamaya başlar fakat her seferinde 30 cm yukarıdaki cam plakaya çarparak yere düşerler. bu olay defalarca kez tekrarlanır, ta ki pireler 30 cm yukarıdaki engeli aşamayacaklarını kabulleninceye kadar. sonrasında ise plaka kaldırılır, pireler o andan itibaren istedikleri yüksekliğe zıplayıp fanustan kurtulabilirler ancak artık her pire sadece 30 cm'e kadar zıplamaktadır, daha yükseğe zıplamayı denemezler bile. kabullenirler ve oluşturdukları bu önyargıya göre davranış oluştururlar, cam tavan sendromu da tam olarak budur aslında; öğrenilmiş çaresizlik. kişinin kendi içinde yarattığı kanaatler ya da dış dayatmalar, ne yapsa ne kadar çabalasa iş hayatında daha iyi bir konuma gelemeyeceğine dairdir. yani kişinin kariyerinde ulaşabileceği yüksek bir pozisyonla arasında görünmez bir sınır vardır.
diğer taraftan da gerçekten azınlık durumundaki çalışanlar bu "şeffaf camla" çok sık karşılaşırlar, en sık yaşayanları ise kadınlardır. erkeklere nazaran çalışma hayatına yeni dahil olmuş kadınlar iş yaşamında çoğunlukla azınlık konumundadır. kadın, erkek bireyle eşit ya da daha çok çalışmasına rağmen mevkisinde yükselemeyeceğini kabullenmişse ve bu önyargıyı taşıyorsa, bu cam tavan sendromudur. kadın çalışan, erkek bireyle eşit ya da daha fazla çalışıyor olmasına rağmen kariyerinde sadece erkek birey yükseliyorsa bu da kadın bireyin cam tavanla karşılaşması durumudur. ilk durumda kişi çeşitli sebeplerden kendi kendini sabote ederken ikinci durumda ise kişi hakikaten bu şeffaf (görünmez) engele çarp(tırıl)arak yükselmesine mani olunur.
iş hayatında* azınlık durumunda bulunanların muzdarip olduğu, kişinin bulunduğundan iyi bir pozisyona gelmesinin önünde çeşitli görünmez engellerin var olduğu algısıdır. bu sendromla ilgili klasik örneklerden biri pirelerle yapılan bir zıplama deneyidir. pireler bir fanusa hapsedilir ve fanustan 30 cm yüksekliğe bir engel yerleştirilir. zemin ısıtılmaya başlanır, pireler de zıplamaya başlar fakat her seferinde 30 cm yukarıdaki cam plakaya çarparak yere düşerler. bu olay defalarca kez tekrarlanır, ta ki pireler 30 cm yukarıdaki engeli aşamayacaklarını kabulleninceye kadar. sonrasında ise plaka kaldırılır, pireler o andan itibaren istedikleri yüksekliğe zıplayıp fanustan kurtulabilirler ancak artık her pire sadece 30 cm'e kadar zıplamaktadır, daha yükseğe zıplamayı denemezler bile. kabullenirler ve oluşturdukları bu önyargıya göre davranış oluştururlar, cam tavan sendromu da tam olarak budur aslında; öğrenilmiş çaresizlik. kişinin kendi içinde yarattığı kanaatler ya da dış dayatmalar, ne yapsa ne kadar çabalasa iş hayatında daha iyi bir konuma gelemeyeceğine dairdir. yani kişinin kariyerinde ulaşabileceği yüksek bir pozisyonla arasında görünmez bir sınır vardır.
diğer taraftan da gerçekten azınlık durumundaki çalışanlar bu "şeffaf camla" çok sık karşılaşırlar, en sık yaşayanları ise kadınlardır. erkeklere nazaran çalışma hayatına yeni dahil olmuş kadınlar iş yaşamında çoğunlukla azınlık konumundadır. kadın, erkek bireyle eşit ya da daha çok çalışmasına rağmen mevkisinde yükselemeyeceğini kabullenmişse ve bu önyargıyı taşıyorsa, bu cam tavan sendromudur. kadın çalışan, erkek bireyle eşit ya da daha fazla çalışıyor olmasına rağmen kariyerinde sadece erkek birey yükseliyorsa bu da kadın bireyin cam tavanla karşılaşması durumudur. ilk durumda kişi çeşitli sebeplerden kendi kendini sabote ederken ikinci durumda ise kişi hakikaten bu şeffaf (görünmez) engele çarp(tırıl)arak yükselmesine mani olunur.
devamını gör...


