joey tribbiani
devamını gör...
yoldaş benjamin franklin
özelden iban’nını atıp para dilenmekte olan şahıs. neymiş efenim sözlüğün elektrik faturası yüklü gelmiş ödeyecek durumu yokmuş. borçmuş falan. başka kapıya haydi.
devamını gör...
black books
2000-04 arası yayınlanan ve aynı zamanda başrolünde de oynayan ve bernard black karakterini canlandıran dylan moran tarafından yaratılan ıngiliz sitcom yapımı. eğer yanlış hatırlamıyorsam ingiltere'de gelmiş geçmiş en komik sitcom seçilmişti. toplamda 3 sezon ve 18 bölüm sürmekle beraber, bölümler de 20 küsür dakika gibi kısa sürer. her şeyiyle tadında bırakılmıştır yani. arada çerezlik olarak açıp izlemek güzel olur.
kabaca anlatmak gerekirse, bernard black küçük bir kitapçı dükkanı sahibidir ve orayı aynı zamanda evi olarak da kullanır. ama şöyle bir şey var ki, bernard müşteri denen şeyden nefret eder. onları kovalar, "dükkanımdan defolun şerefsizler" bile der. müşterilerine, aldıkları kitapların sonunu bile söylediği olur. hatta ve hatta dükkan kapısında dükkanın açık veya kapalı olduğunu gösteren tabelada her iki tarafta da kapalı yazar. hiçbir şeyi umursamaz ve tüm gün şarap ve sigara içip kitap okur. bernard böyle biri.
bernard'ın dükkanının yanında ise incik boncuk ve hediyelik eşya satan fran vardır. bernard ile sıkı dostturlar ve fran da biraz çatlak biridir.
ve tabi manny... bernard'ın yanında çalışan ve bernard ile fran'a göre akıllı diyebileceğim birisi.
dizideki ana karakterler bunlar. üçü beraber diziyi alıp götürür ve kahkahalar attırırlar. cok kısa sürüp tadını insanın damağında bırakmış olmaları da sanırım en doğrusu. çünkü uzun sürse bu kadar sevilmezdi çoğu kişi tarafından. zaten gerek bölüm süresi ve sayısı olarak kısa süren diziler her daim iz bırakır insanda. bu da bunlardan biri benim için.
son olarak dizinin jenerik müziğinin de ayrı güzel olduğunu belirtip bu entryi de dizi gibi tadında bırakalım
kabaca anlatmak gerekirse, bernard black küçük bir kitapçı dükkanı sahibidir ve orayı aynı zamanda evi olarak da kullanır. ama şöyle bir şey var ki, bernard müşteri denen şeyden nefret eder. onları kovalar, "dükkanımdan defolun şerefsizler" bile der. müşterilerine, aldıkları kitapların sonunu bile söylediği olur. hatta ve hatta dükkan kapısında dükkanın açık veya kapalı olduğunu gösteren tabelada her iki tarafta da kapalı yazar. hiçbir şeyi umursamaz ve tüm gün şarap ve sigara içip kitap okur. bernard böyle biri.
bernard'ın dükkanının yanında ise incik boncuk ve hediyelik eşya satan fran vardır. bernard ile sıkı dostturlar ve fran da biraz çatlak biridir.
ve tabi manny... bernard'ın yanında çalışan ve bernard ile fran'a göre akıllı diyebileceğim birisi.
dizideki ana karakterler bunlar. üçü beraber diziyi alıp götürür ve kahkahalar attırırlar. cok kısa sürüp tadını insanın damağında bırakmış olmaları da sanırım en doğrusu. çünkü uzun sürse bu kadar sevilmezdi çoğu kişi tarafından. zaten gerek bölüm süresi ve sayısı olarak kısa süren diziler her daim iz bırakır insanda. bu da bunlardan biri benim için.
son olarak dizinin jenerik müziğinin de ayrı güzel olduğunu belirtip bu entryi de dizi gibi tadında bırakalım
devamını gör...
kitaplardaki cümlelerin altını çizmek
t: kitaba metaforik davranmamak, romantik bir nesne olarak görmemek.
altını, üstünü, sağını, solunu her yerini çizerim. "ulan be, cümleye bak" dediklerimin hem altını çizerim hem yanına şekilli şukullu işaretler yaparım. kitabı katlayarak okuyan tip de benim bu arada. affım yoktur.
başlarda ben de masumdum. iki büklüm ederdim kitabı öyle okurdum, aradan aradan. yanlışlıkla bir çizik attım mı kafayı yerdim. sonra bir gün üç saniye falan düşündüm ve bunun mantıksız olduğuna karar verdim.
altını çizmek hatıradır, kitabın içinde anı biriktirmek gibi. dönüp baktığında bazen "ben niye burayı çizdim ki?" dersin bazen de niye çizdiğini hatırlarsın. ayrıca kitabın içinde kısayol oluşturmak için de gerekli diye düşünüyorum. elli saat bir yere yazacağıma ilgili yeri çiziyorum işte.
eğer kitaplarla sürekli haşır neşir biriyseniz, özellikle akademik olanlarla, kötü haberim var: bir gün o cümlelerin altları çizilecek.
haa, kitabın sayfalarını kıvırma olayı var bir de, o hakikaten çok çirkin duruyor.
altını, üstünü, sağını, solunu her yerini çizerim. "ulan be, cümleye bak" dediklerimin hem altını çizerim hem yanına şekilli şukullu işaretler yaparım. kitabı katlayarak okuyan tip de benim bu arada. affım yoktur.
başlarda ben de masumdum. iki büklüm ederdim kitabı öyle okurdum, aradan aradan. yanlışlıkla bir çizik attım mı kafayı yerdim. sonra bir gün üç saniye falan düşündüm ve bunun mantıksız olduğuna karar verdim.
altını çizmek hatıradır, kitabın içinde anı biriktirmek gibi. dönüp baktığında bazen "ben niye burayı çizdim ki?" dersin bazen de niye çizdiğini hatırlarsın. ayrıca kitabın içinde kısayol oluşturmak için de gerekli diye düşünüyorum. elli saat bir yere yazacağıma ilgili yeri çiziyorum işte.
eğer kitaplarla sürekli haşır neşir biriyseniz, özellikle akademik olanlarla, kötü haberim var: bir gün o cümlelerin altları çizilecek.
haa, kitabın sayfalarını kıvırma olayı var bir de, o hakikaten çok çirkin duruyor.
devamını gör...
normal sözlük için alternatif küfür önerileri
yeşil portakal!
devamını gör...
artı oy vermede cömert olan yazarlar
(bkz: ucemak) üstüne tanımam. tanımak isterim o ayrı.
devamını gör...
türkiye'de az abartılan şeyler
bilim
gerçek bir üniversite eğitimi
hak, hukuk, adalet
haluk levent
gerçek bireysel eşitlik
t: aslında değer vermemiz gereken ama asla değer vermediğimiz şeyleri yazdığımız başlık.
gerçek bir üniversite eğitimi
hak, hukuk, adalet
haluk levent
gerçek bireysel eşitlik
t: aslında değer vermemiz gereken ama asla değer vermediğimiz şeyleri yazdığımız başlık.
devamını gör...
günün ünlüsü seçilen ilk troll
tüyoları veriyorum hazır mısınız?
ilk hangi konuda uzman trollüğünüz varsa onun üzerine destan yazmadan, bir yerlere sığacak cinsten yazıyorsunuz. cümleleri kısa tutmanız şart. ona sataşacağım dur şunu da unutmayayım, bugün biraz da onunla ilgili yazmalıyım derseniz olmaz. kişilere kafa yormazsanız zaten elinizde kısa bir yazı kalacaktır. trollük yaptığınız konuyu iyi düşünün neyin trolüsünüz? sataşmayı almıyorlar. mesela kim ne yapsın vişne ile ilgili yazıyı. yazdıklarını beğenmediğiniz ama bu kadar bahsettiğiniz kişileri yermek adı altında aslında övmüş oluyorsunuz. yapmayın birilerini yüceltmeyin. boşverin uğraşmayın. haydi sahne sırası sizde..
ünlü felsefesi alanında çalışmalara başlayacağım yakında şimdi elimdeki işsizlik felsefesi yazısını tamamlıyorum.
kısa yaz, seçilirsin. *okey..
ilk hangi konuda uzman trollüğünüz varsa onun üzerine destan yazmadan, bir yerlere sığacak cinsten yazıyorsunuz. cümleleri kısa tutmanız şart. ona sataşacağım dur şunu da unutmayayım, bugün biraz da onunla ilgili yazmalıyım derseniz olmaz. kişilere kafa yormazsanız zaten elinizde kısa bir yazı kalacaktır. trollük yaptığınız konuyu iyi düşünün neyin trolüsünüz? sataşmayı almıyorlar. mesela kim ne yapsın vişne ile ilgili yazıyı. yazdıklarını beğenmediğiniz ama bu kadar bahsettiğiniz kişileri yermek adı altında aslında övmüş oluyorsunuz. yapmayın birilerini yüceltmeyin. boşverin uğraşmayın. haydi sahne sırası sizde..
ünlü felsefesi alanında çalışmalara başlayacağım yakında şimdi elimdeki işsizlik felsefesi yazısını tamamlıyorum.
kısa yaz, seçilirsin. *okey..
devamını gör...
müge anlı replikleri
sanki bana brad pitt!..
devamını gör...
yedi numara dizisi replikleri
"yerleri kirletmeden kendimi nerede öldürebilirim?"
devamını gör...
ekşi sözlük'ün normal sözlük'ü sansürlemesi
başlığı birazdan okuyacağım ama şunu eklemek isterim.
kafa sözlük trend yakaladığından beri, ekşi bütün çaylaklarını yazar yapmaya başladı.
ekşide yazar olmak istiyorsanız, aynı mahlasınızla kafa sözlük'te üyelik alıp yazmaya başlamanız yeterli.
kafa sözlük trend yakaladığından beri, ekşi bütün çaylaklarını yazar yapmaya başladı.
ekşide yazar olmak istiyorsanız, aynı mahlasınızla kafa sözlük'te üyelik alıp yazmaya başlamanız yeterli.
devamını gör...
yaşamaktan yorulmak
yaşamaktan değil de yaşamaya çalışmaktan, yaşadığımı sanmaktan yoruldum. meğer günü geçiriyormuşum sadece. nefes alıp verebilmeyi yaşamak sanıyormuşum. hayatım yokmuş ki benim. hayatta kalmayı yaşamak sanıyormuşum.
devamını gör...
sözlükte kadın zannedilmek
bende tersi oldu. ben kadın yazarları erkek zannettim. üç, beş, yedi de değil çok kere oldu.
devamını gör...
laikliğin halka sorulmadan getirilmesi
iyi yapılmış bir eylem. halk o dönemde dünyanın padişahın etrafında döndüğünü sanıyordu ve kendisi için iyi olanın ne olduğunu kestirecek bir dünya algısı da yoktu. gerçi şimdi de bazılarında yok. o da ayrı bir konu.
devamını gör...
kişinin kendini en özgür hissettiği an
salıncakta sallanmak. elini uzattığında gökyüzüne değebilecekmişsin hissi, rüzgarın vermiş olduğu esenlik, gözleri kapatınca bambaşka bir yerde hissetmek. fazla güzel taa ki büyüyüp artık sallanırken bacaklarınızı katlamak zorunda kalana kadar. özgürlük belkide çocuk olmaktır.
devamını gör...
toprak ana (cengiz aytmatov)
cengiz aytmatov'un 1963 tarihli mükemmel romanı. ayrıca aytmatov bu romanı ile lenin ödülü almıştır.
cengiz aytmatov kelimelerin efendisi. eserinde öyle güzel, öyle içten anlatmış ki hem acıyı hem de sevinci hayran olmamak elde değil. okuduğunuz anda, saf ve akıcı üslubu sizi daha çok içine çekiyor.
kısaca konusuna değineyim.
romanımız ikinci dünya savaşı yıllarında, bir kırgız köyünde geçmekte. kocası ve 3 oğlunu cepheye yollayan tolgonay ana özelinde tüm savaş mağdurlarının acılarını, çektiği eziyetleri, sıkıntıları anlatılmakta. savaşın ne denli yıkıcı olduğunu cepheye gitmeden, geride kalanlar üzerinden göstermekte. belki de en acı kısmı burası, geride kalanların yaşadığı hasret, özlem, acı ve belirsizlik.
okurken gözyaşlarınıza engel olamayacaksınız. etkisinden de öyle kolay kolay çıkamayacaksınız. hâlâ okumadıysanız bu tanım sizin için bir işaret olabilir. okumanız önemle tavsiye edilir.
son olarak kitaptan bir alıntı bırakayım.
- ey benim sevgili tarlam, hasat bitti ve şimdi sen dinleniyorsun.
burada artık insan sesleri duyulmuyor, arabalar yolların tozunu kaldırmıyor, biçerdöverler de görünmüyor artık. sürüler daha anıza salınmadı. sen insanlara meyvalarını verdin. şimdi, doğum yapmış kadınlar gibi uzanmış, yatıyorsun. sonbahara kadar dinleneceksin. şu anda burada yalnızız. senden ve benden başka kimse yok. sen benim bütün hayatımı biliyorsun. bugün `ölüleri anma günü! suvankul'u, kasım'ı, maysalbek'i, caynak'ı ve aliman'ı rahmetle anıyor, dua ediyorum. yaşadığım sürece hiç unutmayacağım. bir gün gelecek, canbolat'a da her şeyi anlatacağım. eğer yaradılıştan zeki ve iyi niyetli ise, anlayacaktır. ama öbürlerine, dünyada yaşayan herkese nasıl anlatmalı? onlara bir diyeceğim var ama her birinin kalbine nasıl gireyim de anlatayım?
ey gökyüzünde parlayan güneş, sen bütün küreyi dolaşıyorsun, onlara sen anlat!
ey yağmur bulutu, dünyanın üzerine sağnak sağnak boşal, her damlan bir konuşmacı olsun da, onlara sen anlat!
ey besleyici toprak ana, hepimizi bağrına basan sensin. onlarla sen konuş toprak ana, insanlara sen anlat!
- hayır tolgonay, onlarla sen konuşmalısın. sen
kadınsın. sen her şeyin üstündesin, daha bilgesin. bir
insansın sen! onlara sen anlat!
cengiz aytmatov kelimelerin efendisi. eserinde öyle güzel, öyle içten anlatmış ki hem acıyı hem de sevinci hayran olmamak elde değil. okuduğunuz anda, saf ve akıcı üslubu sizi daha çok içine çekiyor.
kısaca konusuna değineyim.
romanımız ikinci dünya savaşı yıllarında, bir kırgız köyünde geçmekte. kocası ve 3 oğlunu cepheye yollayan tolgonay ana özelinde tüm savaş mağdurlarının acılarını, çektiği eziyetleri, sıkıntıları anlatılmakta. savaşın ne denli yıkıcı olduğunu cepheye gitmeden, geride kalanlar üzerinden göstermekte. belki de en acı kısmı burası, geride kalanların yaşadığı hasret, özlem, acı ve belirsizlik.
okurken gözyaşlarınıza engel olamayacaksınız. etkisinden de öyle kolay kolay çıkamayacaksınız. hâlâ okumadıysanız bu tanım sizin için bir işaret olabilir. okumanız önemle tavsiye edilir.
son olarak kitaptan bir alıntı bırakayım.
- ey benim sevgili tarlam, hasat bitti ve şimdi sen dinleniyorsun.
burada artık insan sesleri duyulmuyor, arabalar yolların tozunu kaldırmıyor, biçerdöverler de görünmüyor artık. sürüler daha anıza salınmadı. sen insanlara meyvalarını verdin. şimdi, doğum yapmış kadınlar gibi uzanmış, yatıyorsun. sonbahara kadar dinleneceksin. şu anda burada yalnızız. senden ve benden başka kimse yok. sen benim bütün hayatımı biliyorsun. bugün `ölüleri anma günü! suvankul'u, kasım'ı, maysalbek'i, caynak'ı ve aliman'ı rahmetle anıyor, dua ediyorum. yaşadığım sürece hiç unutmayacağım. bir gün gelecek, canbolat'a da her şeyi anlatacağım. eğer yaradılıştan zeki ve iyi niyetli ise, anlayacaktır. ama öbürlerine, dünyada yaşayan herkese nasıl anlatmalı? onlara bir diyeceğim var ama her birinin kalbine nasıl gireyim de anlatayım?
ey gökyüzünde parlayan güneş, sen bütün küreyi dolaşıyorsun, onlara sen anlat!
ey yağmur bulutu, dünyanın üzerine sağnak sağnak boşal, her damlan bir konuşmacı olsun da, onlara sen anlat!
ey besleyici toprak ana, hepimizi bağrına basan sensin. onlarla sen konuş toprak ana, insanlara sen anlat!
- hayır tolgonay, onlarla sen konuşmalısın. sen
kadınsın. sen her şeyin üstündesin, daha bilgesin. bir
insansın sen! onlara sen anlat!
devamını gör...
sözlük yazarlarını şaşırtan şeyler
mevcut siyasi partinin hala iktidarda olması.
devamını gör...
yazarların asla yapmam dediği bir şey
mevsim geçer, ağaçların dalları kurur,
sabır taşar, canın sevgilin el olur.
düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın.
en garibi de budur ya
öldüm der yine de yaşarsın.
aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür
sabrın taşar, düşman kalkar dost olur.
düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın.
en garibi de budur ya
öldüm der yine de yaşarsın.
nihayetinde insaniz her zaman her sey bizler için..
sabır taşar, canın sevgilin el olur.
düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın.
en garibi de budur ya
öldüm der yine de yaşarsın.
aklın şaşar, dostun düşmana dönüşür
sabrın taşar, düşman kalkar dost olur.
düşmem dersin düşersin, şaşmam dersin şaşarsın.
en garibi de budur ya
öldüm der yine de yaşarsın.
nihayetinde insaniz her zaman her sey bizler için..
devamını gör...
tom ve jerry'de haklı olan hangisidir sorunsalı
kedi haklı abi hep fare gelip sataşıyor.
tom'da onunla uğraşınca ortalık haliyle dağılıyor, dağıtan yine fare,ev sahibi tom a kızıyor. o köpekte fareyle kankicilik faliyeti gösteriyor zaten. garibim tom ne yapsın tek başına??
ben bu diziyi ne zaman izlesem sinirlerim bozuluyor beş dakikadan fazla izleyemiyorum.
tom'da onunla uğraşınca ortalık haliyle dağılıyor, dağıtan yine fare,ev sahibi tom a kızıyor. o köpekte fareyle kankicilik faliyeti gösteriyor zaten. garibim tom ne yapsın tek başına??
ben bu diziyi ne zaman izlesem sinirlerim bozuluyor beş dakikadan fazla izleyemiyorum.
devamını gör...
villa rabidus
ilk okuduğumda bana en sevdiğim dizi olan spartacus'u anımsattı. rabidus latince’de çılgın anlamına gelir.
kafa sözlük'te ise takibe aldığım, yazılarını beğenerek okuduğum villa rabidus nickli yazardır. kıymet ve kadri umarım bilinir. yazdıklarından öğrenilecek çok şey var.
kafa sözlük'te ise takibe aldığım, yazılarını beğenerek okuduğum villa rabidus nickli yazardır. kıymet ve kadri umarım bilinir. yazdıklarından öğrenilecek çok şey var.
devamını gör...