öncelikle şunu belirteyim, akademi ödülleri denen şeyin tarihte gelmiş geçmiş en büyük mıçmasıdır. sadece üç dalda oscara aday gösterilmiş, hiçbirini alamamış, kıymeti o zamanlar bilinmemiş ama seneler geçtikçe güzel yaşlanan bir film olmuştur. tıpkı yıllandıkça tadı ve değeri artan bir şarap gibidir. bu nedenle ilk kez seyreden yeni nesillerin bile gönlünde taht kurmuştur. reginald rose' un aynı isimli oyunundan gene kendisi tarafından senaryolaştırılmış 1957 yapımı film olup yönetmeni sinemanın ustalarından sidney lumet tir. (bkz: kült film)

film çok düşük bir bütçe ve bunun getirdiği zorluklarla çekilmiş olmasına rağmen güzel değil çok güzel bir film nasıl yapılırın en güzel örneklerinden biridir belki en iyi örneğidir. bu konuda to kill a mockingbird ile yarışır ama bariz biçimde 12 engri men daha üstündür.*

filmin herşeyini geçin şu sübliminal mesajlar bile nasıl bir şey olduğunu anlamanıza yarar:
- herkes siyah elbiseliyken yalnızca bir jüri üyesinin beyaz takım elbise giymesi ( ki bu jüri no 8 i oynayan henry fonda, yani en başta ayak direyen tek kişi),
- jüri odasındayken baştan beri vantilatörün çalışmadığına karar verip, aslında lambaya bağlı olduğu için çalışmadığını tesadüfen öğrenmeleri ve “önyargıları” sebebiyle uzun süre boyunca sıcakta bunalmaları,
- jüriyi boğan sıcak havanın olaylar biraz çözülmeye başlayınca serinleyerek yağmura dönmesi, bu ve bunun gibi hatırlayamadığım bir sürü konu.

film üç dalda 1957 akademi ödüllerine aday olmuş ve üçünde de o sene en iyi film akademi ödülünü alacak olan the bridge on the river kwai filmine kaybetmiş. bu üç adaylık en iyi film akademi ödülü, en iyi yönetmen akademi ödülü ve en iyi uyarlama senaryo akademi ödülü. tamam kwai köprüsü iyi filmdir ama bununla kıyaslanacak bir film değildir.

filmde en başta hayır oyu veren tek kişi olan jüri no 8 i oynayan henry fonda' nın en son ikna ettiği adam olan jüri no 3 ü oynayan lee j. cobb da müthiş bir oyunculuk çıkartıyor.

filmin siyah beyaz olan görüntüleri ve çekim teknikleri de anlatılasıdır:
- filmin başlangıcında, kameraların tümü göz seviyesinin üzerine yerleştirilmiş ve nesneler arasında daha büyük bir mesafe görünümü vermek için kamera geniş açılı lenslerle çekim yapmaktadır.

- film ilerledikçe kameralar göz hizasından çekim yapar.

- filmin sonuna doğru neredeyse tamamı göz seviyesinin altında, yakın çekimde ve klostrofobi hissini artırmak için telefoto lenslerle çekim yapılmıştır.

- filmin sonunda mahkeme binasından çıkarken gene tepeden geniş açı ile çekim yapılarak özgürlük hissi vurgulanmıştır.

yönetmen sidney lumet, oyuncuların hepsini aynı odaya birkaç saatliğine kapatmış ve burada prova yapmalarını sağlayarak bir odaya kapatılmanın nasıl bir şey olacağını anlamalarını istemiş, bu da doğal olarak filmdeki performanslarının doğal gözükmesini sağlamış.

film gişede beklenen ilgiyi görememiş (yuh ki yuh). bu yüzden henry fonda filmin karından alacağı parayı alamamıştır. buna rağmen fonda kariyerinde bu filmi en iyi üç filmi arasına koyar. diğer ikisi the grapes of wrath (1940) ve the ox-bow incident (1942).

bu film genellikle işletme okullarında ve atölyelerinde (workshop) ve hukuk fakültelerinde ; ekip dinamiklerini ve fikir ayrılıklarını çözme tekniklerini göstermek için kullanılır.

henry fonda kendisini filmlerinde izlemekten hoşlanmadığı için film yayınlanmadan önce tamamını izlememiş. ancak, izlediği kadar olanı için gitmeden önce yönetmen sidney lumet'e "sidney, bu muhteşem" demiştir.

filmde zanlı olan gencin etnik kökeni belirtilmemektedir. tek gerçek olan kuzey amerika kökenli olmadığıdır. filmde bu şekilde ırkçı bir yaklaşım sergilenmesi sağlanılmış. (bana italyan asıllı veya hispanik gibi gelir her seferinde). gerçek adı john savoca dır ve filmde çok az gözükür. gerçek hayattada kim olduğu hakkında internette pek bir bilgi yok. zaten tek filmde oynamış, sonra medyanın önüne hiç çıkmamıştır.

filmde oynayan 12 jüriden en son hayatta kalanı olan jüri no 5 jack klugman 24.12.2012 de ölmüş. hepsi öbür dünyada jürinin karşısına çıkacak duruma gelmiş anlayacağınız.

filmin üç dakikası dışında tamamı yaklaşık 5 metreye 7 metre gibi olan jüri odası içinde çekilmiştir. tek mekanda geçen filmler arasında müstesna bir yerdedir.

dağıtıcı firma united artists henry fonda'dan bu filme yapımcı olmasını istemiş, böylece fonda filmin hem oyuncusu hem de yapımcısı olmuştur. ancak bir daha asla bir filme yapımcılık yapmamaya karar vermiş.

film boyunca oniki jüri üyesinden sadece ikisinin adı bellidir. jüri no 8 mr. davis, jüri no 9 mr. mccardle. bunun dışındakilerin isimleri bilinmez.

filmin sosyal psikolojik incelemesini ise buradan okuyabilirsiniz.
devamını gör...

ben de tıp öğrencisiyim, umarım başlığı açan kişi gibi insanları aşağılayan, embesil gibi sıfatlar takan doktorlardan olmam. bir şey biliyosan düzgünce anlat, insanları aşağılama, 2 cümlende bir doktorum demene gerek yok. ego mastürbasyonu bitmiyor mu bu ülkede?
devamını gör...

fiili başkenti banja luka olan sırp cumhuriyeti’nin de hukuki başkentidir.
devamını gör...

tüm gün avmde dolaştırılıp hiç bir şey beğenmemesini anlamak, buna rağmen eve dönebilecek sabra sahip olmak için dua etmektir.
ülkenin en büyük avmsinde bir şey bulamadı ve internetten almaya karar verdi.
sayesinde 10 bin adım attık.
neyyyse spor oldu.
devamını gör...

ne yapalım, diğer yazarlarımız pek utangaç, meydan bize kaldı...
devamını gör...

sarılmış sanki dört bir yanım
durmaz peşimdeki canavarlarım...
devamını gör...

açılmadığı için yaşayamadığım pişmanlıklar...
devamını gör...

yapmayın. kendinizi bile bile mutsuz etmeyin.
devamını gör...

ikiye on kala.
son feci bisiklet.
yüzyüzeyken konuşuruz.
devamını gör...

hatali baslik. ingiltere suru bagisikligina gecmiyor. hizli ve basarili asilama politikasi sayesinde aralik ayindan bu yana o kadar cok insan asilandi ki (48.2%), londra üniversitesi akademisi'nin (ucl) yaptığı modelleme nufustaki toplam bagisiklik oraninin 73.4%'e ulastigini hesapliyor.

ote yandan uzmanlar suru bagisikliginin gecerliligini sorgulamaya basladi. basta toplumun 60% - 70% civarinin bagisiklik kazanmasi suru bagisikligi icin esik deger olarak goruluyor, bu noktadan sonra virusun yavas yavas yok olacagi dusunuluyordu. fakat ortaya cikan yeni variantlara karsi asilarin daha dusuk koruma gostermesi, asilamanin virusun yayilmasini tamamen durdurmamasi, ulkeler arasi asilama hizindaki buyuk fark, bagisikligin zamanla azalmasi gibi sebeplerden oturu, suru bagisikligina ulasmanin sanildigi kadar kolay olmayacagi dusunuluyor. kisaca asilama virusun yayilmasini cok ciddi miktarda yavaslatsa da, kisa vadede tamamen durduracak gibi durmuyor. bu yuzden virusle mucadelemiz biraz daha uzayacak gibi gorunuyor. five reasons why covıd herd immunity is probably impossible
devamını gör...

yanlış önerme.ben bayağı iyiyim bu konuda. sadece benle vakit geçirmek lazım anlamak için. *
devamını gör...

(bkz: james norrington)



(bkz: karayip korsanları)
devamını gör...

twitte milyar değil mişyar yazmışlar yanlışlıkla, bu yanlışlığı yapabilmek için türkçe klavye kullanman gerekir değil mi?
devamını gör...

ne zaman geldi bilmiyorum ama yaklaşık beş aydır buradayım ve bir doğukandır gidiyor.bu nasıl etki,alın bunu yönetici yapın.* uslu durur belki.
devamını gör...

ilk tanımında sözlüğün kadınlarının güzelliğini değerlendiren ve sözlüğe kız için geldiğini beyan eden yazarın isteği.
devamını gör...

eğitimle uzaktan yakından alakası yoktur.
devamını gör...

işte ben :)
kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

snatch adlı filmin soundtrack albümünde bulunan şarkı. lakin benim için çok farklı bir anlamı var ilk dinleyişimden beri, ne filmi ne de göndermelerini bilmediğim ilginç bir tesadüfün fon müziği olduğu andan bu yana...

üniversite son sınıftayım, bir yandan part-time çeviri/yazı işleri yapıyorum, okul bitmek üzere ve para kazanmam gerek. serde gençlik var, o dönemki tek eğlencem tiyatrodan geri kalmak istemiyorum, işleri ve ödevleri tamamlamak için uykudan çalıyorum. o sıralarda, ömrüm boyu ağzıma sürmediğim kahveye başlamışım, filtre kahve sabah sekiz kırk dersleri için en iyi çözümüm. sabaha karşı çalışmak için oturduğumda en iyi eşlikçim radyolar. o zamanlar çok sevdiğim, son derece özgün bir üniversite radyosu olan radyo odtü de geceleri şurup gibi bir çalma listesi yayınlıyor, yorulduğumu hiç hissettirmiyor bana. bir gün tam güneşin doğmak üzere olduğu bir anda bu şarkı çalmaya başlıyor, perdenin ardından sızan ışık beni pencereye çekiyor. bozkırın üzerine güneş doğmuş, öyle güzel bir renk var ki ortalıkta, sanki doğa şarkıya, şarkı doğaya uymuş beni birkaç dakikalığına sakinleştirmek için sözleşmişler. ne gelecek kaygısını, ne mezuniyeti düşündüm o birkaç dakikada, sadece gördüğüm renklerin şarkıya eşlik edişi hiç ummadığım kadar dinlendirmişti beni. o zamandan beri çalma listelerimin bir köşesinde mutlaka bulunur bu şarkı; bazen günün doğduğu anda, bazen de bir sahilde güneşin deniz üzerinde batarken bıraktığı kızıllıkta hazır olsun diye.
*
devamını gör...

şimdiden hoş gelsinler. 1. nesil yazarlar olarak gerekli desteği vereceğiz.
devamını gör...

kristal silika kedi kumunu market raflarında görmem akabinde ekşi yorumlarını da olumlu bulunca aldım. evet gerçekten de diğer kedi kumlarına göre birçok avantajı var. iri taneli olduğundan patiye takılmıyor ve eve dağılmıyor. ayrıca kristal silika; idrarı topak haline getirmiyor, idrarı emiyor ve kokunun yayılmasını engelliyor. bir diğer avantajı ise küçük partiküllü kedi kumlarına göre daha uzun süre dayanıyor.

az önce tesadüfen bir dezavantajına denk geldim; literatürde silikozis diye geçip meslek hastalığı sayılan bir hastalık. işlemlerden geçip parçalanan silika kristallerinin solunması veya yutulması halinde silikozis hastalığı peyda oluyor. hastalığın ayrıntılarına girmeye gerek yok, ciddi ve sinsi bir hastalık. kedi ya da kişi o silika kristallerini nasıl parçalayacak da soluyacak demeyin çünkü ambalajların içinde toz halinde ve ufak sayılabilecek silika kristalleri gördüm.

t: kedilerin itrah mekanı.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim