düşünmelerini ve değişmelerini gerektirecek herşey,
maalesef etrafımda gözlem yapabileceğim çok insan var ve bence cahillik bir tercih, bir yaşam biçimi,

bir kere hep ezberledikleri şeyleri yapıyorlar, kendilerine bir resim çizmişler, sarıldıkları belli başlı item ler var, onları ölümüne koruyorlar, din gibi aile gibi, fakat bunların da kolay olan gereklerini yapıyorlar,

mesela din, sürekli ezberledikleri duaları okuyup, ezberledikleri ibadetleri yapıyorlar, çünkü kolay olan işlerine geliyor, bir kitap açıp müslümanlığı öğrenmek, ben nasıl bir müslümanım demek yok, anca aynı duaları oku dur, anlamını da bilmiyorlar zaten okudukları şeylerin,

aile konusunda da mesela, hep bir koşulsuz konfor istiyorlar evlatlarından, koşulsuz ve haksız, mesela anneye öf bile denmez, kızılmaz filan, tamam da evlat oldu diye ne olursa olsun, susmasını istemek, itaat istemektir, bu nasıl bir mertebedir, hiç çocuğa verilecek bir hak bir değer yok ağızlarında, çocuğa karşı kendi sorumlulukları, yapmaları gereken hiçbir görevleri yok, hep alacakları şeyleri sayıklıyorlar sürekli,

birde kendileri gibi düşünen insanlarla etkileşim halindeler hep, birbirlerinden güç alıyorlar, bütün etkinliklerini topluca yapıyorlar, tek tek bakıldığında, kişisel olarak ilgilendikleri uğraştıkları hiçbirşey yok, okumak, düşünmek filan kesinlikle yok, hasbelkader ne görmüşlerse, ne öğrenmişlerse, onları hergün her fırsatta söylenip söylenip, yine aynı minvaldeki yayınları akşama kadar izleyerek günlerini geçirirler, bin yıl yaşasalar, bin yılı böyle geçer bu insanların, sıkılmazlarda, yeterki değişmesinler, düşünmek zorunda kalmasınlar, yeni birşeyle karşılaşmasınlar, o kadar bağlılarki bu sabitliğe,
sanırım o topluluklarından dışlanmak korkusu, yani kendisini tek başına algılayamayan, o şekilde hayatta kalacağına inanmayan cahil kişisi, neyi ne için yaptığını sorgulamaktan da korkuyor, çünkü o grubun dışına çıkmak ihanet gibi birşey, ve biraz farklı düşünse yalnız kalacak, yalnız kalmak? = ölüm, işte en kilit nokta burası, bu insanlarda "kendi" olmak kavramı yok, bu insanlar tek başına bir değer, bir "karakter" , ayrı bir renk olduğunun farkında değil, tek başına bir hayatı yokki göze alsın, orada o grubun içinde kendisini +1 şey zannediyor, camide, düğünde vs. o yüzden sürekli bu nerden çıktığı, ne için yapıldığı belli olmayan etkinlikleri yapıyorlar, ve bunlara aşırı değer veriyorlar, evine geldiğinde de o biraraya geldikleri etkinlikleri konuşuyorlar zaten genelde, birbirleriyle sohbetleri de hep bu toplu yaptıkları şeyler, o anları düşünüp mutlu oluyorlar, çünkü o anlar dışında varlığını hissetmiyor cahil kişisi,

bu sebeplerden de, kendine güvenen, tek başına da varlığının anlamını bilen, haklarını bilen, özgürce kendine ait herşeyi keşfetmek, yaşamak isteyen, bunu saklamayan, savunan insanları anlamıyorlar, anlamadıkları için de öfkeliler, çünkü tek başına bir adım atmaya bile cesareti olmayan bu insanlar, kendi yapamadıkları şeyleri yapanlara öfkeliler...
devamını gör...

boşuna ruhu güzel olsun dememişler..
ne güzeller gördük.. ruhu yoktu..
devamını gör...

aşk.
devamını gör...

çim adam. evet büyümedim hâlâ çim adamımın saçlarını tarıyorum.
devamını gör...

kendisini çok sevdiğim ve instagram dmden sürekli olarak ulaşmaya çalıştığım değerli şair.
--- alıntı ---

o günden sonra kuracak güzel bir cümlem olmadı hiç

dünya için. rüyalarım tüller ve silahlardan bu yana sisli.

kıvrılıp giden dalgın bir yol, yolda eski bir taş,

limanda bağlı bir tekne, yosunlu bir halat gibi durdum.

uzağımda açık denizdi o yürüdü gitti.

ben kıyıda ıssız bir ev, ince boğazda gıcırdayan tahta iskele,

iskelede bir lastik, az ilerde turuncu bir şamandıra,

içimde kuzeyden bir hatıra aksiyle durgun suya vurdum.

bir siyah beyaz kare içinde, hepsi hepsi bir hatıra işte

bıraktın, unuttum, unutuldum.

seni kırdığım yerden beni de kırdılar,

ben hiçbir cümleyle ağlayamam artık seni.

--- alıntı ---
devamını gör...

yav adam benim hayatımı komple yaşamış, görmüş geçirmiş, bi' de üstüne 5 yıl da ekstra yapmış, bırak da o bana not bıraksın, benim ne haddime arkadaş.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"hoh derken ciğerdeki sıcak havayı dışarı atıyoruz. puf derken de daha ciğere gitmemiş solunum boşluklarında kalan havayı yüksek basınçla çıkarıyoruz. yüksek basınç ve hız deriye temas edince soğukluk hissi yaratıyor.

hohlarken ağzımız olabildiğince açık çünkü hacmi pompalıyor içerideki ısınmış havayı. puflarken durum farklı ağzımızı olabildiğince küçültüp yanakları şişirip basınç yaratıyoruz. haliyle küçük delikten şiddetli ve hızlı hava çıkıyor. hızla hareket eden moleküller değdiği yerde soğumaya neden oluyor. aynen rüzgarlı havada çamaşırın daha çabuk kuruması gibi."
devamını gör...

instagram kitabı.
bahsedenlerin çoğunluğunun kitap kafeler veya arkadaşında görüp yanına çay, sigara veya kahve koyarak instagram postu hazırladığı kitap.
içerik olarak bu ve uçurtma avcısı beni çok etkilememişti açıkcası şahsen içimizdeki şeytan'ı daha çok öneririm.
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

"hey you,
out there on your own, sitting naked by the phone.
would you touch me?"
sözlerini aklıma kazımış pink floyd şarkısı.
devamını gör...

evet bazen zehirliyorlar insanı doğru.
devamını gör...

çok güzel anlaşıyorduk.bütünn farklılıklara rağmen her şeyinle kabul edebilirdim seni,sonunu nasılını düşünmeden...kaç gece gözyaşı döktüğümü hatırlamıyorum.yavaş yavaş kendini tükettin içimde.
gerçekten seni güzel kılan benim bakışımmış, benmişim.
artık sadece tatlı bir anısın benim için,çok mutlu ol.
devamını gör...

yaşamak. dünyanın neresinde olursanız olun yaşam sınıfsaldır. geri kalan her şey bunun bir sonucudur..
devamını gör...

kullanıcı tarafından yüklenmiş görsel
devamını gör...

arkasında çok az ama muhteşem eserler bırakmış olan büyük yazar yusuf atılgan’ın anayurt oteli isimli romanında otelci zebercet’in bekleyip durduğu kadındır.

zebercet’i çok etkileyen ve hatta sonunda zebercet’in ölümüne neden olduğunu söyleyebileceğimiz yirmili yaşlarının ortalarında, uzun sayılabilecek bir boyda olan; göğüslü, saçları ve kaşları kara, uzun kirpiklerin sahibi, gergin yüzlü esmer kadındır.

arkasında bir havlu bırakmıştır ki bu çok önemlidir bekleyen için. sonuçta bu kadar hayran olunan ve gelecek diye beklenen kadının tenine değmiştir o zaman, bir ihtimal kadının kokusu da vardır üstünde.

bir hafta sonra döneceğini söyleyen kadın asla dönmez. zebercet bekler gecikmeli ankara treniyle gelen kadını ama o gelmez. çay bardağının kenarında bıraktığı ruj izini almak için bile dönmez. biz biliriz ki eğer birisi geleceğini söylemişse beklemek farzdır.

gizemi kendinden menkul bu kadının kahverengi paltosuna sarılıp gelmesine beklerken bir başka gizem daha kurcalar insanın aklını: acaba çayı tek şekerli mi içmektedir kadının ve zebercet’in bıyığı var mıdır gerçekten?

kesin olan şey şudur ki ankara’dan gecikmeli bir trenle geliyorsa kadın, mutlaka güzeldir. ankaradan gelen her kadın güzeldir. ankara’ya hiç gitmemiş olsa bile.
devamını gör...

hayat tarzım. yoğun çalışan biri olduğumdan, başka türlüsünü düşünemiyorum, ajandam vardır, yapılacak işleri, teslim sürelerini, günlük yapacağım ev işleri vb. her şeyi yazarım ve ona göre planlı ilerlerim. o yüzden de spontan yaşayan kişilere uyum sağlayamıyorum. bir plan/program yapılacaksa, misafir gelecekse ya da misafirliğe gidilecekse en az 2 gün önceden planlamam lazım..
devamını gör...

benim için çok kıymetlisin, sana çok değer veriyorum. bu sözü gördüğün, duyduğun an uzaklaş.
devamını gör...

köy yaşantısı.
devamını gör...

ben de devletimin yanındayım.
yalnız bunu söyleyenlerin bilmediği bir şey var: akp devlet değil, hükümet.
sanki devlet ve din sadece bunlara tahsis edilmiş. kafalara gel.
devamını gör...

normal sözlük'ü kullanarak 3. parti dahil tarayıcı çerezlerinin kullanımına izin vermektesiniz. Daha detaylı bilgi için çerez ve gizlilik politikamıza bakabilirsiniz.

online yazar listesini görmek için lütfen giriş yapın.
zaman tüneli köftehor rehberi portakal normal radyo kütüphane kulüpler renk modu online yazarlar puan tablosu yönetim kadrosu istatistikler iletişim