logline
logline için yapılacak en güzel tanım,senaryonun tohumu olmasıdır. tohum ne kadar kaliteli olursa,ortaya çıkacak olan üründe o denli kaliteli olur şüphesiz.
devamını gör...
exxen
haluk bilginer ve tolga çevik’in beni çok düşündürttüğü platform. netflix vardı iptal ettik, blu tv vardı iptal ettik exxen’in de tadına bir bakarız gibi.
devamını gör...
laz bakkal
vardığı muhteşem mantıki bağlantılarla nasıl kar ettiği, dükkanı nasıl döndürdüğü bir türlü anlaşılamayan, aydın tolan'ın canlandırdığı nefis bir bir demet tiyatro karakteri.
devamını gör...
sosyal medyadan eşine mesaj atan genci bıçaklayan adam
potansiyel katillerin ve şiddete eğilimli olanların “iyi olmuş” nidalarını görebileceğiniz başlık.
devamını gör...
aforizmalar
kafka, dünyanın en iyi aforizma yazarlarından biridir. bu kitabı ise bir yol gösterici olarak görünüp bu bilinçle okunmalıdır. bir nevi kutsal kitaptır kafka’nın aforizmalar’ı. sabah evden çıkmadan önce rast gele bir sayfa açıp günlük ruh halinizi düzenleyebilir. ya da okuduğunuz aforizmaya göre gelecek tahminlerinde bulunabilirsiniz.
haftalık şöyle bir uzgörü olabilir mesela:
1. gün: “ ders sensin, ne yazık ki, etrafta öğrenci yok.”
bu aforzimayı yorumlayarak etrafta sizin niteliklerinizi değerlendirecek kimsenin olmayacağı bir güne uyandığınızı anlayabilirsiniz ya da vizelerde öyle ya da böyle çuvallayacağınızı.
2. gün: “ dünyayla arandaki savaşımda, dünyanın yanında ol.”
bunu okuyunca aklınıza yaşadığınız hayatın başlamadan kaybedilmiş bir savaş olduğu ve çabalarımızın beyhude olduğu da gelebilir, küresel ısınma konusunda daha dikkatli davranmak adına bir şeyler yapmak gerektiği de.
3. gün: “ kafesin biri kuş aramaya çıktı.”
bu uyarı sizi özgürlüğün mümkünsüzlüğünü görmeye de davet edebilir, hayvan hakları yasasının hala yürürlüğe girmediğini görmeye de.
4. gün: “ bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamaktır mutluluk.”
yeryüzünde varlığımızın sahip olduğumuz kütleden daha fazla olamayacağı fikri de oluşabilir kafanızda bu sözle; mülk sahibi olarak mutluluğa erişmenin mümkün olamayacağı fikri de.
5. gün: “ ona sığınmazsa, insan yaşamdan nasıl zevk alabilir.”
bu cümleyle yaşamın kucağında kalan insanın direnmeden teslim olması fikri de çıkabilir ortaya; uzay araştırmaları yaparak koloni kurma fikrinin gereksizliği de.
ben size beş günlük bir rehber hazırladım. gerisi size kalmış. her güne, her ruh haline uygun bir kafka cümlesi vardır mutlaka.
haftalık şöyle bir uzgörü olabilir mesela:
1. gün: “ ders sensin, ne yazık ki, etrafta öğrenci yok.”
bu aforzimayı yorumlayarak etrafta sizin niteliklerinizi değerlendirecek kimsenin olmayacağı bir güne uyandığınızı anlayabilirsiniz ya da vizelerde öyle ya da böyle çuvallayacağınızı.
2. gün: “ dünyayla arandaki savaşımda, dünyanın yanında ol.”
bunu okuyunca aklınıza yaşadığınız hayatın başlamadan kaybedilmiş bir savaş olduğu ve çabalarımızın beyhude olduğu da gelebilir, küresel ısınma konusunda daha dikkatli davranmak adına bir şeyler yapmak gerektiği de.
3. gün: “ kafesin biri kuş aramaya çıktı.”
bu uyarı sizi özgürlüğün mümkünsüzlüğünü görmeye de davet edebilir, hayvan hakları yasasının hala yürürlüğe girmediğini görmeye de.
4. gün: “ bastığın yerin iki ayağının kapladığından daha büyük olamayacağını anlamaktır mutluluk.”
yeryüzünde varlığımızın sahip olduğumuz kütleden daha fazla olamayacağı fikri de oluşabilir kafanızda bu sözle; mülk sahibi olarak mutluluğa erişmenin mümkün olamayacağı fikri de.
5. gün: “ ona sığınmazsa, insan yaşamdan nasıl zevk alabilir.”
bu cümleyle yaşamın kucağında kalan insanın direnmeden teslim olması fikri de çıkabilir ortaya; uzay araştırmaları yaparak koloni kurma fikrinin gereksizliği de.
ben size beş günlük bir rehber hazırladım. gerisi size kalmış. her güne, her ruh haline uygun bir kafka cümlesi vardır mutlaka.
devamını gör...
tüm gününü normal sözlük’te geçirmek
yaklaşık iki gündür gerçekleştirdiğim eylem.
yeni bir sözlük olması dolayısıyla yazılan her şeyi takip edebiliyor olmak özellikle kendine çekiyor. bunun yanında gerçekten kaliteli şeyler yazdığını düşündüğüm birkaç yazar sayesinde bilgileniyor olmak, yeri geldiğinde yazarlarla sohbet edebilmek burayı daha da güzel kılan özellikler arasında.
gün geçtikçe daha da güzel bir yer olacağına dair büyük bir inancım var, umarım bu inancım boşa çıkmaz.
yeni bir sözlük olması dolayısıyla yazılan her şeyi takip edebiliyor olmak özellikle kendine çekiyor. bunun yanında gerçekten kaliteli şeyler yazdığını düşündüğüm birkaç yazar sayesinde bilgileniyor olmak, yeri geldiğinde yazarlarla sohbet edebilmek burayı daha da güzel kılan özellikler arasında.
gün geçtikçe daha da güzel bir yer olacağına dair büyük bir inancım var, umarım bu inancım boşa çıkmaz.
devamını gör...
atatürk'ü sevmemek
küçükken herkes atatürk'ü sever zannediyordum...
devamını gör...
the school of americas
panamadaki amerikan üssü içerisinde 1946 yılında kurulmuş askeri okuldur. okulun sloganı özgürlük, barış ve kardeşliktir. zaten amerikalıların ağzından bu kutsal üçlemeyi duyduğunuz anda koşullar ne olursa olsun kendinizi güvene almanız gerekir. zira bu sloganlar eşliğinde sizin ülkenize de demokrasi getirmeye heveslenebilirler ki, amerika'nın getirdiği demokrasilerin harcı biraz karışık oluyor. kan, gözyaşı, yıkım, katliam ve daha nice acılı sosu içerisinde barındırıyor.
bu okulun kuruluş amacı tamamen duygusal! komünizm illeti(!) ile görüldüğü yerde mücadele edilmesi gerekliliğinin doğal bir sonucu. netice olarak o dönemlerde * sosyalistler amerika birleşik devletlerinin arka bahçesi latin amerika'da çift kale top oynuyor. bir şekilde toplarının kesilmesi lazım. onların yerine, sevimli tatlı, itaatkar diktatörler geçmeli ki, bizim çocuklar mahallede top oynayabilsin. bu yüzden de güney amerika'daki çeşitli ülkelerden gelen subaylara bu okulda amerikan subayları tarafından komünizmle mücadele dersleri veriliyor ve bu illet (!) ile savaşmanın yolları gösteriliyordu. en önemli dersler ise işkence ve darbe dersleriydi. zaten bu dersleri almış zevat, sonrasında şili örneğinde olduğu gibi seçimle iş başına gelmiş sosyalist iktidarları bile kanlı bir şekilde devirmeyi başardılar.
bakın bu okulun süper starları arasında kimler var? jorge rafael videla arjantin'in göz bebeği dikatatördü. hugo banzer bolivyanın canına okuyan kerkenez. manuel contreras, şili istihbarat teşkilatı başkanı. salvador allende'nin devrilmesinde bu adamın büyük etkisi vardır. pinochet elbette büyük baştır ve yediği herzeler unutulmaz ama asıl işi yapan ve inceden inceden şili'yi kaosa sürükleyen contrerastır. zaten pinochet adamdak potansiyeli görünce bir yerden sonra kendisini kızağa çekmiştir.
bu okulun açılışından sonra güney amerika da yaşananlar enteresan. 1964'de brezilya da askeri darbe oldu. takiben 1971'de bolivya da banzer darbe yaptı. 1973'de şili'de aynı film oynandı. aynı sene uruguay'da da darbe oldu. 1976'da ise arjantin'de videla ile son çiviyi çaktılar. videla'nın darbesi sonrası arjantin'de yaşayan bolivya devrik başkanı torres, videlanın emri ile öldürüldü. tabi hepsinin birbiri ile bağlantısı uzun ve bayağı çetrefilli bir konu lakin, latin amerika'daki sosyalist yapılarla mücadele konusunda school of americas çok etkin rol oynadı ve ülkeleri içeriden bitirmenin anahtarı haline geldi. okul bir tek küba ile başa çıkamadı. fidel'e tosladılar. o kadar kusur kadı kızında da olur (!) eğitim mühim diyoruz da, neyin eğitimini verdiğiniz daha mühim. okulla ilgili lesley gill'in yazdığı aynı isme sahip bir kitap var.
bu okulun kuruluş amacı tamamen duygusal! komünizm illeti(!) ile görüldüğü yerde mücadele edilmesi gerekliliğinin doğal bir sonucu. netice olarak o dönemlerde * sosyalistler amerika birleşik devletlerinin arka bahçesi latin amerika'da çift kale top oynuyor. bir şekilde toplarının kesilmesi lazım. onların yerine, sevimli tatlı, itaatkar diktatörler geçmeli ki, bizim çocuklar mahallede top oynayabilsin. bu yüzden de güney amerika'daki çeşitli ülkelerden gelen subaylara bu okulda amerikan subayları tarafından komünizmle mücadele dersleri veriliyor ve bu illet (!) ile savaşmanın yolları gösteriliyordu. en önemli dersler ise işkence ve darbe dersleriydi. zaten bu dersleri almış zevat, sonrasında şili örneğinde olduğu gibi seçimle iş başına gelmiş sosyalist iktidarları bile kanlı bir şekilde devirmeyi başardılar.
bakın bu okulun süper starları arasında kimler var? jorge rafael videla arjantin'in göz bebeği dikatatördü. hugo banzer bolivyanın canına okuyan kerkenez. manuel contreras, şili istihbarat teşkilatı başkanı. salvador allende'nin devrilmesinde bu adamın büyük etkisi vardır. pinochet elbette büyük baştır ve yediği herzeler unutulmaz ama asıl işi yapan ve inceden inceden şili'yi kaosa sürükleyen contrerastır. zaten pinochet adamdak potansiyeli görünce bir yerden sonra kendisini kızağa çekmiştir.
bu okulun açılışından sonra güney amerika da yaşananlar enteresan. 1964'de brezilya da askeri darbe oldu. takiben 1971'de bolivya da banzer darbe yaptı. 1973'de şili'de aynı film oynandı. aynı sene uruguay'da da darbe oldu. 1976'da ise arjantin'de videla ile son çiviyi çaktılar. videla'nın darbesi sonrası arjantin'de yaşayan bolivya devrik başkanı torres, videlanın emri ile öldürüldü. tabi hepsinin birbiri ile bağlantısı uzun ve bayağı çetrefilli bir konu lakin, latin amerika'daki sosyalist yapılarla mücadele konusunda school of americas çok etkin rol oynadı ve ülkeleri içeriden bitirmenin anahtarı haline geldi. okul bir tek küba ile başa çıkamadı. fidel'e tosladılar. o kadar kusur kadı kızında da olur (!) eğitim mühim diyoruz da, neyin eğitimini verdiğiniz daha mühim. okulla ilgili lesley gill'in yazdığı aynı isme sahip bir kitap var.
devamını gör...
kafa sözlük
bu sabah güne öyle kötü başladım; ailevi bir durum nedeniyle aldığım bir haber içimi öyle sıktı beni öyle üzdü ki uzun zamandır bu kadar üzüldüğümü hatırlamıyorum.
sonra kafa dağıtmak için sözlüğe bakayım dedim. mesaj kutumda paylaştığım tanımlar için yüzünü güldürdüğümü söyleyen bir yazar abimden mesaj vardı, öyle güzel iyi dileklerde bulunmuş, öyle güzel şeyler yazmış ki okurken gözlerim doldu. o kadar ihtiyacım varmış ki o an can simidi oldu bana, hiç tanımadığınız birinin sanki o an ihtiyacınız olduğunu bilirmiş gibi bu mesajı atması, sonra "ben yanındayım" demesinin verdiği his nasıl anlatılabilir ki?
sonra çok ama çok tatlı bir yazar bir girim üzerinden mesaj attı, öyle güzel bir tavrı ve kendini ifade ediş şekli vardı ki sırf böyle insanların olduğunu bilmek bile daha iyi hissettirdi.
ve en sonunda, kendimi sol akışta görmeye alışkın biri olmadığımdan birden akışta ismime denk gelip şaşırdım. neler yazıldığını merak edip okuyunca gördüm ki nickaltıma girilen tanımların ortak teması "gülümseten yazar". bütün bunları görünce öyle mutlu oldum ki, sabah ki ruh halimden eser kalmadı. içime oturan o yumru yumuşadı, yerini hafif ama çok hafif hüzünlü ama bol gülümsemeli bir buluta bıraktı.
yani demem o ki, bu sözlük çok güzel bir sözlük. kendinizi evinizde hissettiren bir sözlük.
hiç tanımadığınız yazarlarla abi, abla, kardeş olduğunuz için aile evi gibi,
her türlü şakayı yapıp, yeri geldiğinde hüznünüzü paylaşan arkadaşlarınızın olduğu üniversitedeki öğrenci evi gibi
ve son olarak ne zaman yalnız kalıp içinizi dökmek isteseniz kendi başınıza yaşadığınız bekar evi gibi.
yüzümü gülümsettiğiniz, beni günün karanlığından çıkarıp gökyüzünün maviliğine taşıdığınız için teşekkür ederim canım yazarlar, iyi ki ama iyi ki varsınız. iyi ki buraya geçerken bir uğramışım. hep olun, mutlu olun^^
sonra kafa dağıtmak için sözlüğe bakayım dedim. mesaj kutumda paylaştığım tanımlar için yüzünü güldürdüğümü söyleyen bir yazar abimden mesaj vardı, öyle güzel iyi dileklerde bulunmuş, öyle güzel şeyler yazmış ki okurken gözlerim doldu. o kadar ihtiyacım varmış ki o an can simidi oldu bana, hiç tanımadığınız birinin sanki o an ihtiyacınız olduğunu bilirmiş gibi bu mesajı atması, sonra "ben yanındayım" demesinin verdiği his nasıl anlatılabilir ki?
sonra çok ama çok tatlı bir yazar bir girim üzerinden mesaj attı, öyle güzel bir tavrı ve kendini ifade ediş şekli vardı ki sırf böyle insanların olduğunu bilmek bile daha iyi hissettirdi.
ve en sonunda, kendimi sol akışta görmeye alışkın biri olmadığımdan birden akışta ismime denk gelip şaşırdım. neler yazıldığını merak edip okuyunca gördüm ki nickaltıma girilen tanımların ortak teması "gülümseten yazar". bütün bunları görünce öyle mutlu oldum ki, sabah ki ruh halimden eser kalmadı. içime oturan o yumru yumuşadı, yerini hafif ama çok hafif hüzünlü ama bol gülümsemeli bir buluta bıraktı.
yani demem o ki, bu sözlük çok güzel bir sözlük. kendinizi evinizde hissettiren bir sözlük.
hiç tanımadığınız yazarlarla abi, abla, kardeş olduğunuz için aile evi gibi,
her türlü şakayı yapıp, yeri geldiğinde hüznünüzü paylaşan arkadaşlarınızın olduğu üniversitedeki öğrenci evi gibi
ve son olarak ne zaman yalnız kalıp içinizi dökmek isteseniz kendi başınıza yaşadığınız bekar evi gibi.
yüzümü gülümsettiğiniz, beni günün karanlığından çıkarıp gökyüzünün maviliğine taşıdığınız için teşekkür ederim canım yazarlar, iyi ki ama iyi ki varsınız. iyi ki buraya geçerken bir uğramışım. hep olun, mutlu olun^^
devamını gör...
modern insanın en büyük problemi
gezegen insanı isimli yazar arkadaşımızın ukdesi.
bence modern insanın çok fazla sorunu vardır ancak bazıları vardır ki oldukça belirgindir.
örneğin (bkz: insanlardaki kolay para kazanma arzusu) örnek bir durumdur. çok hızlı kazanmak istiyoruz, sadece para alanında değil, her alanda.
güzel/yakışıklı görünme çabası da bu sorunlardan biridir bence. artık herkes tek tip olmaya başladı. estetik ameliyatları arttı. herkes aynı buruna, aynı çene yapısına, aynı renk gözlere, aynı tip yanaklara sahip olmaya başladı.
tanım: modern çağ insanının sorunlarını paylaştığımız başlıktır.
edit: sayın the dark knight'in kibar uyarısı üzerine:
(bkz: modern insanın en büyük problemi) .
bence modern insanın çok fazla sorunu vardır ancak bazıları vardır ki oldukça belirgindir.
örneğin (bkz: insanlardaki kolay para kazanma arzusu) örnek bir durumdur. çok hızlı kazanmak istiyoruz, sadece para alanında değil, her alanda.
güzel/yakışıklı görünme çabası da bu sorunlardan biridir bence. artık herkes tek tip olmaya başladı. estetik ameliyatları arttı. herkes aynı buruna, aynı çene yapısına, aynı renk gözlere, aynı tip yanaklara sahip olmaya başladı.
tanım: modern çağ insanının sorunlarını paylaştığımız başlıktır.
edit: sayın the dark knight'in kibar uyarısı üzerine:
(bkz: modern insanın en büyük problemi) .
devamını gör...
irish nodu
mide kanseri metastazının sol koltukaltı lenf noduna olması sonucu verilen özel isim.
devamını gör...
mini etek giyen kızın bacaklarına bakan erkek
medeniyet dediğimiz şey o bakma süresini doğru ayarlayabilmektir.
not: bakmamak söz konusu değildir.
not: bakmamak söz konusu değildir.
devamını gör...
berat albayrak'ın geri döneceği iddiası
allah aşkına gelme..
olduğun yerde dur..
kıpırdama bir yere..
nursuz..
olduğun yerde dur..
kıpırdama bir yere..
nursuz..
devamını gör...
panik ataktan kurtulmak için tavsiyeler
pandemi sacmaliginin basima bela ettigi, olmadik anlarda beni ele geciren hastaliga hadsizce kucuk notlar birakacagim.
oncelikle daralan nefes ya da agizda atan kalp olmeye isaret degil; sadece nabzin yukseldigini gosterir, kendimizi buna ikna etmemiz gerek. sonralikla, zor alinan nefesin sistematik sekle sokulmasi gerek. uzun ve derin nefes alip ayni sakinlikle geri vermek kalp atisini da ritme sokacaktir.
birazzzcik sakinlestikten sonra soguk su ile el bileklerini, kulak arkalarini, ense ve alin bolgesini tabir-i caizse buz kalibi haline getirmek. iste benim gizli silahim bu. sogugu yiyen bunyem zipkin gibi oluveriyor, iki dk once ortaligi yikan o degilmis gibi*.
mumkunse yalniz kalmamak en kestirmeden siyrilma yontemi. yan yana olmasa da telefondan veyahut mesajla destek gormek, yalniz olmadigini bilmek guc veriyor.
bol su tuketmek de vucuttaki sivi akisini hizlandiracagindan oldukca faydali, insan tuvaletteyken cisine odaklaninca cabucak sakinlesebiliyor**.
ve en onemlisi, ge ce cek. her sekilde geciyor cunku, gececek hatta haline guldurerek gececek. inan bana.
ukdeydim, doldum.
oncelikle daralan nefes ya da agizda atan kalp olmeye isaret degil; sadece nabzin yukseldigini gosterir, kendimizi buna ikna etmemiz gerek. sonralikla, zor alinan nefesin sistematik sekle sokulmasi gerek. uzun ve derin nefes alip ayni sakinlikle geri vermek kalp atisini da ritme sokacaktir.
birazzzcik sakinlestikten sonra soguk su ile el bileklerini, kulak arkalarini, ense ve alin bolgesini tabir-i caizse buz kalibi haline getirmek. iste benim gizli silahim bu. sogugu yiyen bunyem zipkin gibi oluveriyor, iki dk once ortaligi yikan o degilmis gibi*.
mumkunse yalniz kalmamak en kestirmeden siyrilma yontemi. yan yana olmasa da telefondan veyahut mesajla destek gormek, yalniz olmadigini bilmek guc veriyor.
bol su tuketmek de vucuttaki sivi akisini hizlandiracagindan oldukca faydali, insan tuvaletteyken cisine odaklaninca cabucak sakinlesebiliyor**.
ve en onemlisi, ge ce cek. her sekilde geciyor cunku, gececek hatta haline guldurerek gececek. inan bana.
ukdeydim, doldum.
devamını gör...
ruh sağlığının en az fiziksel sağlık kadar önemli olması
yıllardır depresyonla mücadele eden biri olarak, ruh sağlığının da önemli olduğunu kimseye inandıramadım. elbette fiziksel sağlığımız çok önemli ama ruh sağlığımız bizi ayakta tutmaya yarayan yegane şeylerden biridir bence.
sevdiklerinizi çok geç olmadan kontrol edin efenim.
sevdiklerinizi çok geç olmadan kontrol edin efenim.
devamını gör...
patagonyalı (yazar)
hay allah möh (moderatör özel harekat) ne olacak şimdi?
sanırım, kızıl öfke benjamin darbe korkusu yüzünden emekli etti kahraman moderatörümüzü.
biz burada kendisini napoli tribünleri kıvamında bekliyor olacağız.
sanırım, kızıl öfke benjamin darbe korkusu yüzünden emekli etti kahraman moderatörümüzü.
biz burada kendisini napoli tribünleri kıvamında bekliyor olacağız.
devamını gör...
totem direği
totem direkleri bütün kuzey amerika yerlileri tarafından kullanılmaz. yani bu mevzuyu tüm kızılderili kabileleri için genelleyemeyiz. aslında hepsinin bir hikâyesi vardır. ya geçmişten gelen aile/kabile anılarını yaşatmak için dikilirler ya da kabile efsanelerini onurlandırmak için. burada özellikle şef değişim törenlerinde de totem direklerinin dikildiğini görürsünüz. ama bu özel bir ritüele bağlı olarak yapılır. yeni şef başa geçeceği zaman geceleri kabilenin uluları hakkında hikayeler anlatılır, kabilenin tüm efsaneleri yad edilir bunun peşi sıra kabile reisinin ailesinin savaşlardaki, avlardaki başarıları anlatılırdı. tüm bunlar yapılırken de hazırlanmış olan totem direği için kabile şamanı bölgedeki ruh ve canavarları def etmek için gerekli ritüelleri yerine getirirdi. tabi bir de bu esnada büyük bir ziyafet de veriliyor. tüm bunlar sonra erdiğinde ise bazı kabilleler de, kahramanlık hikâyeleri totemin dikileceği alanda canlandırılıyor ve sonrasında totem dikiliyor. tabi totem direğinin dikilme amacı ve nedenleri her kabilede farklılık gösterebiliyor. misal haidalar totem direklerini aynı zamanda mezar taşı olarak da kullanmışlar. nootka'lar da bu totemleri mezar taşı olarak kullanmışlardı ki, bunlara bazı kaynaklarda yer yer morg sütunları adı verildiğini de görürsünüz.
bu arada sverdlovsk'daki totemin kızılderili totemleri ile doğrudan ilişkisi yoktur. shigir idolü biraz daha farklı bir mevzu halen onun üzerinde tartışmalar devam ediyor. asıl enteresan olan yakut totemlerinin, kızılderili totemleri ile gösterdiği benzerliktir. tabi yakutlarda temel motif kuştur. çift başlı kartal, kartal, yada yakutların öksökü olarak adlandırdıkları gök kuşu bu direklerde motif olarak kullanılıyordu. yakutların gök direği adını verdikleri direklerin dikiliş hikayeleri ve arkalarında barındırdıkları temel mitolojik kavramlar, kuzey amerika yerlilerinin tarzına yakındır. tabi tengriciliğin içinde barındırdığı şamanist geleneğinde etkisi ile bu toplumlar arasında benzerlikler bulunması gayet olağan bir durum.
yukarıda da söylediğim gibi totemleri tüm kuzey amerika kızılderilileri kullanmamıştır ancak özellikle mevzu 1970'lerden sonra biraz ticarete dönünce çeşitli kabilelerden oymacılar bu işlere girmişler. yani en azından benim navajolu dostumdan öğrendiğim kadarıyla böyleymiş diyebilirim. çünkü kendisi, kabilelerinde geçmişten bugüne böyle bir gelenek olmadığını sonrasında ortaya çıkan totem çılgınlığına herkesin katıldığını söylemişti. zaten totem direklerinin bir ara gerek kanada ve gerekse amerika'da yasaklandıkları bir vakıa, yasakların olduğu bölgeler genelde hangi kabilelerin totem direklerini kullanmış olduğunu az çok doğrular nitelikte. kaldı ki, bununla ilgili de yığınla eser var.
bu arada sverdlovsk'daki totemin kızılderili totemleri ile doğrudan ilişkisi yoktur. shigir idolü biraz daha farklı bir mevzu halen onun üzerinde tartışmalar devam ediyor. asıl enteresan olan yakut totemlerinin, kızılderili totemleri ile gösterdiği benzerliktir. tabi yakutlarda temel motif kuştur. çift başlı kartal, kartal, yada yakutların öksökü olarak adlandırdıkları gök kuşu bu direklerde motif olarak kullanılıyordu. yakutların gök direği adını verdikleri direklerin dikiliş hikayeleri ve arkalarında barındırdıkları temel mitolojik kavramlar, kuzey amerika yerlilerinin tarzına yakındır. tabi tengriciliğin içinde barındırdığı şamanist geleneğinde etkisi ile bu toplumlar arasında benzerlikler bulunması gayet olağan bir durum.
yukarıda da söylediğim gibi totemleri tüm kuzey amerika kızılderilileri kullanmamıştır ancak özellikle mevzu 1970'lerden sonra biraz ticarete dönünce çeşitli kabilelerden oymacılar bu işlere girmişler. yani en azından benim navajolu dostumdan öğrendiğim kadarıyla böyleymiş diyebilirim. çünkü kendisi, kabilelerinde geçmişten bugüne böyle bir gelenek olmadığını sonrasında ortaya çıkan totem çılgınlığına herkesin katıldığını söylemişti. zaten totem direklerinin bir ara gerek kanada ve gerekse amerika'da yasaklandıkları bir vakıa, yasakların olduğu bölgeler genelde hangi kabilelerin totem direklerini kullanmış olduğunu az çok doğrular nitelikte. kaldı ki, bununla ilgili de yığınla eser var.
devamını gör...
tebessüm ettiren sözlük nickleri
şimdi ananı laciverde boyadım.
devamını gör...
fringe
sınır bilim'i en başarılı şekilde senaryolaştırıp ekranlara yansıtmış j. j. abrams dizisi. flashforward da yayından kaldırılmayıp biraz ittirilse bu popülariteye ulaşırdı.
--- spoiler'ımsı bişiler ---
observer'ların tüm dünyaya hakim olduğu sezon -sanırım 4.- dizinin en başarılı sezonu namını hak etmekte. sebebi ise son derece distopik ve azıcık ucundan post-apocalyptic özellikler taşıyor olması. bağımlı gibi birkaç haftada tüm diziyi bitiren ben için senaryonun boşuna alternatif evrende oyalanması bu observer'ların atağa geçmesi ile görmezden gelinmiştir.
iyi atış.
--- spoiler'ımsı bişiler ---
observer'ların tüm dünyaya hakim olduğu sezon -sanırım 4.- dizinin en başarılı sezonu namını hak etmekte. sebebi ise son derece distopik ve azıcık ucundan post-apocalyptic özellikler taşıyor olması. bağımlı gibi birkaç haftada tüm diziyi bitiren ben için senaryonun boşuna alternatif evrende oyalanması bu observer'ların atağa geçmesi ile görmezden gelinmiştir.
iyi atış.
devamını gör...
