ramazan bağışlarımızı lösev’e yapmak
kafa’nın yardımsever doğasına uygun olacağını düşündüğüm için bu başlığı açtığımı bildirmek isterim öncelikle. biraz evvel sevdiğim bir ağabeyimin twitter paylaşımında denk geldiğimde aklıma geldi bu başlığı açmak. lösev “ramazan bağışlarınızla fitre ve zekatlarınızla önce çocuklar iyileşsin” mottosuyla yola çıkmış. çok da iyi yapmış.
sms bağışlarınız için “fitre” veya “fidye” yazıp 1998’e göndererek 1 sms başına 28 tl karşılığında bu işlemi gerçekleştirmek mümkün.

www.losev.org.tr/bagis/rama...
sms bağışlarınız için “fitre” veya “fidye” yazıp 1998’e göndererek 1 sms başına 28 tl karşılığında bu işlemi gerçekleştirmek mümkün.
www.losev.org.tr/bagis/rama...
devamını gör...
eski sevgiliniz bir eşya olsaydı
devamını gör...
insanı mutlu eden ucuz şeyler
selam verilen kedinin size cevap vermesi...
sokakta beslediğiniz köpeğin sizi gördüğünde kuyruğunu sallayarak yanınıza yanaşıp, sırt üstü devrilip şaklabanlıklar yapması.
market kuyruğunda sizden sonra sırada bekleyen çocukların abur cuburlarını ödediğinizde, ablaa sağol abla diye mutlulukları...
mutlu hissetmenizle doğru orantılı şekilde sayısı artan şeyler kısacası...
sokakta beslediğiniz köpeğin sizi gördüğünde kuyruğunu sallayarak yanınıza yanaşıp, sırt üstü devrilip şaklabanlıklar yapması.
market kuyruğunda sizden sonra sırada bekleyen çocukların abur cuburlarını ödediğinizde, ablaa sağol abla diye mutlulukları...
mutlu hissetmenizle doğru orantılı şekilde sayısı artan şeyler kısacası...
devamını gör...
türk kızı
avrupa'da başka türkiye'de başka davranan kızlardır. avrupa'da ki erkeklere kral muamelesi yaparken türkiye'de ise kendilerini prenses zannederler ve türk erkeklerinin burunlarından getirirler. o yüzden türk erkekleri tarafından çok sevilmezler.
devamını gör...
sezai karakoç
türk edebiyatı'nın en sevdiğim şairlerinden biri olan karakoç, türk şiirini metafizik bir esasa oturtan şairlerden biri olarak kabul edilir. kendisinin pek sevdiğim şiirlerinden biri olan "balkon" şiirine yaptığım tahlili, başta şiiri paylaşarak aşagıya bırakıyorum. bu vesileyle bana şiiri anlamlandıran, daha çok sevdiren tahlil olayının başkalarına da sevdirmesini temenni ediyorum.
-balkon-
çocuk düşerse ölür çünkü balkon
ölümün cesur körfezidir evlerde
yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların
anneler anneler elleri balkonların demirinde
içimde ve evlerde balkon
bir tabut kadar yer tutar
çamaşırlarınızı asarsınız hazır kefen
şezlongunuza uzanır ölü
gelecek zamanlarda
ölüleri balkonlara gömecekler
insan rahat etmeyecek
öldükten sonra da
bana sormayın böyle nereye
koşa koşa gidiyorum
alnından öpmeye gidiyorum
evleri balkonsuz yapan mimarların
başlıktan da anlaşılacağı üzere incelemiş olduğum şiirin konusu, balkon; teması, modern mimari anlayışın insan üzerindeki etkisidir.
şiiri, sezai karakoç’un şiir anlayışını tanıdığım için bütünden parçaya giderek şiirdeki anlamı ve duyguyu kısa bir tahlille ifade etmeye çalıştım.
şair, ‘’çocuk düşerse ölür.’’ cümlesiyle şiire başlıyor. burada, çocukların bir tehlikeyle karşı karşıya olduklarını anlatıyor. hemen devamında, ‘’çünkü balkon, ölümün cesur körfezidir evlerde’’ diyerek evi, çocuğu tehdit eden unsuru trajik bir gerekçeyle açıklıyor.
‘’yüzünde son gülümseme kaybolurken çocukların’’ cümlesiyle de dilinin varamadığı çocuğun ölümünü, -ölüm ifadesini hiç kullanmadan- ustalıkla anlatıyor.
hemen sonra, ‘’anneler, anneler elleri balkonların demirinde’’ cümlesiyle çocuğun ölümüyle şoka uğramış bir annenin kederini ifade ediyor.
şair, ikinci dörtlüğün hemen başında, ‘’içimde ve evlerde balkon, bir tabut kadar yer tutar.’’ cümleleriyle balkonun onun nezdinde bir tabuttan farksız olduğunu anlatmaya çalışıyor, hemen sonraki,
‘’çamaşırlarınızı asarsanız hazır kefen, şezlongunuza uzanın ölü.’’ cümleleriyle de çamaşırların kurumadan o balkonlarda hazır kefen anlamı taşıdığını ve balkona uzanıp dinlenmenin ise mezara girip ölmekten bir farkının olmadığını anlatmaya çalışıyor.
üçüncü dörtlükte şair, ‘’gelecek zamanlarda, ölüleri balkonlara gömecekler.’’ cümleleriyle karamsarlık
yaratan vurgularla, geleceğin dünyasında ölüleri balkonlara gömeceklerini ve hemen sonra gelen,
‘’insan rahat etmeyecek öldükten sonra da‘’ cümleleriyle de, insanın bu dünyada olduğu gibi öteki dünyada da rahat edemeyeceğini ifade ediyor.
son dörtlükte şair, ‘’bana sormayın böyle nereye, koşa koşa gidiyorum. alnından öpmeye gidiyorum, evleri balkonsuz yapan mimarları.’’ diyerek bütün bu olumsuzluğu yok etmenin evleri balkonsuz inşa etmekten geçtiğini, felaketin böyle biteceğini, bunu yapacak olan mimarların ise kutlanması gerektiğini ifade
ederek şiiri noktalıyor.
devamını gör...
murat yılmazyıldırım
1964 doğumlu müzisyen ve söz yazarı. 2001 yılında düş sokağı sakinleri isimli grubun ayrılması sebebiyle düşlerin ressamı mahlası ile solo albümler çıkarmaya başladı. serbest vezin sembolik şizofreni (kitap) adında muhteşem bir kitabın yazarıdır aynı zamanda. daha önceleri vermiş olduğu bir röportajı bırakayım tam buraya .
ne güzel söylemiş;
ben sana ölüyorum
ne güzel söylemiş;
ben sana ölüyorum
devamını gör...
emeklilikte yaşa takılanlar
gençken emekli olacaklar diye lanse edilen ama çoğu 10-15 yaşlarında çalışmaya başlamış kişilerdir. 10 yaşında çalışmaya başlamış biri, gününü doldurduysa şuan 40 yaşında emekli olmalıdır çünkü devletin koyduğu kanunlara göre yaş hariç gerekli tüm şartları yerine getirmiştir, 30 sene bu devlete hizmet etmiştir, hem de çocukluğunu, gençliğini yaşayamadan, 40 yaşında çeşitli hastalıklara gark olmuş, bedeni 40 yaşında olmasına rağmen ruhu 60 küsur yaşında olan biridir. emeklilik için genç, iş için yaşlı bulunan bu insanların bu özel durumları dikkate alınarak kendilerine hakları verilmelidir diye düşünüyorum.
devamını gör...
an itibarıyla yazarların nerede olup ne yaptığı sorusu
daha önceden sadece 8-10 kelime muhabbetim olduğu bir yazar arkadaş "günaydın" diye mesaj attı, şimdi beraber karşılıklı göbek atıyoruz, muhabbet 5 daklkada buraya nasıl geldi bir fikrimiz yok, o "ben senin için oynarım, erkeğe yakışmıyor kıvırmak" dedi, huyuna gidiyorum, hafif deli olabilir.
buraya "cevriye" yazarsam anlayın ki durumum kötü, polis çağırın, bişi yaptın.*
edit : kadına "bacanak" dedim konuşurken, durum gittikçe tuhaf bir hal alıyor.. o da "kdkkdkdkd" diye gülüyor..
155 di mi polis imdat?
buraya "cevriye" yazarsam anlayın ki durumum kötü, polis çağırın, bişi yaptın.*
edit : kadına "bacanak" dedim konuşurken, durum gittikçe tuhaf bir hal alıyor.. o da "kdkkdkdkd" diye gülüyor..
155 di mi polis imdat?
devamını gör...
ikinci üniversite okumak
bir şekilde açıköğretim fakültelerinin ikinci üniversite programları aracılığıyla düşünenlere bir tavsiye vereyim: özellikle anadolu aöf sınavlarıyla ösym sınavları çakışabiliyor. ya da final haftanızın haftasonunda bir de diğer bölümünüzün sınavlarına girmeniz gerekebiliyor. örneğin, artık anadolu üniversitesi nasıl takvim ayarlamışsa, geçen dönemin finalleri ales'e denk geliyordu.
kaydolmadan önce bunları da düşünün. şimdiki aklım olsaydı baştan hiç uğraşmazdım herhalde.
kaydolmadan önce bunları da düşünün. şimdiki aklım olsaydı baştan hiç uğraşmazdım herhalde.
devamını gör...
bir elif lam olur amma nece olur lam elif
ey kelîmî ol elif-kad kaddimi lâm eyledi
bir elif lâm olur ammâ nice olur lâm elif"
"o elif boylu (güzel), boyumu lam'a çevirdi (büktü), bir elif, lam'a çevrilir ama lam nasıl elif olur."
elif harfinin altına çizilen bir çengelle lam harfi yaparsınınz arap elifbasında. elif boylu güzel, maşukunun boynunu lam'ın çengeli gibi bükmüş. maşuku diyor ki "lam gibi büküldükten sonra bir daha nasıl elif gibi dikileyim."
bir elif lâm olur ammâ nice olur lâm elif"
"o elif boylu (güzel), boyumu lam'a çevirdi (büktü), bir elif, lam'a çevrilir ama lam nasıl elif olur."
elif harfinin altına çizilen bir çengelle lam harfi yaparsınınz arap elifbasında. elif boylu güzel, maşukunun boynunu lam'ın çengeli gibi bükmüş. maşuku diyor ki "lam gibi büküldükten sonra bir daha nasıl elif gibi dikileyim."
devamını gör...
hayat kalitesini yükselten alışkanlıklar
sosyal medya hesaplarını kapatmak.
devamını gör...
limonluekşilisalata
(bkz: bengaripsengüzeldünyaumutlu)nun sayesinde tanıştığım, değerli yazarımızdır. radyoda sesini duyduktan sonra "ben bu yazarı nasıl bilmiyorum ya?" diye düşünerek profiline girmiş ve çıkmamıştım. ardından mesaj yazmadan durduramadım kendimi. kısa ama güzel bir sohbetimiz oldu. çok kibar, nazik, sıcakkanlı, tatlı mı tatlı bir yazar kendileri. tanımlarını begenmemek ve takip etmemek elde değil. yazılarınızın devamını diliyor ve sıkı bir şekilde takip ediyorum yazar dostum. iyi sözlükler dilerim. *
devamını gör...
türkiye'de yaşamaktan nefret etme sebepleri
eğitim ve adalet sisteminin yerlerde olması.
insanlara ve hayvanlara değer verilmemesi.
ekonominin yerlerde olması.
insanlara ve hayvanlara değer verilmemesi.
ekonominin yerlerde olması.
devamını gör...
babaya söylemek istenip de söylenemeyenler
kitap okumadığın halde benden öğrendiğin şeyleri kendi ortamlarında sanki kendin okuyup araştırıp öğrenmişsin gibi satmana hayranım sevgili babacığım ama keşke kızın da olsam kulaktan dolma bilgileri aktarmak yerine açıp bir araştırsan demek istiyorum.
devamını gör...
tutku
bence yaşamakla var olmak arasındaki farkı belirleyen şey tutku. bir nevi yaşam enerjisi ve motivasyonunu canlı tutan olgu olabilmiş kıymetli şey.
devamını gör...
likörlü çikolata
bunların şişe şeklinde olanı makbuldür. öyle bir iki damla değil içi resmen likör doludur. çocukken bir kutuyu gömdüğümde uyuyakalmıştım. o zamandan beri pek severim kendisini.
devamını gör...
kahve bağımlılığı
hayatta kahvalti yapamam içmezsem. gunun ikinci sigarasiyla cok guzel oluyor , ofise gidince ogleye dogru çakarım bir tane daha duble shot. aksam ustu eve gitmeden alirim bi yerlerden. eve gelince evde yaptigim daha guzel diye icerim. gece bir de can sikintisindan bi bardak boyle hafif bir kahve ... sigarasiz kalmis gibi hissediyorum , vucudum ariyor artik bu veledi .ıcmedigim zaman sersem gibi oluyorum .( aksamustu ictiğim kahveden bulamazsam enerji icecegi alirim )
devamını gör...



