türkan saylan
ülkeye aydın insan yetiştiren değerimizdi.
“eğer bir yerlerde bilime, demokrasiye, barışa, aydınlığa aç bir çocuk senin ışığını bekliyorsa, sönmeye hakkın yoktur. ışıyacaksın. ölüme saniyeler kalmış olsa bile.” sözlerinin sahibi aydın insan.
“eğer bir yerlerde bilime, demokrasiye, barışa, aydınlığa aç bir çocuk senin ışığını bekliyorsa, sönmeye hakkın yoktur. ışıyacaksın. ölüme saniyeler kalmış olsa bile.” sözlerinin sahibi aydın insan.
devamını gör...
her şeyi açıklayan en kısa söz
az insan,çok huzur.
devamını gör...
kahire
bizim oğuz dedeler daha kazakistan civarlarında koştururken, bazı türk boylarının 860'larda tolunoğulları devleti'ni kurdukları şehirdir.
sonra fatımi devleti'nin eline geçsede eyyubi devleti, memlük devleti ve osmanlı devleti ile türklerin neredeyse bin yıl elinde olan bir şehirdir.
sonra fatımi devleti'nin eline geçsede eyyubi devleti, memlük devleti ve osmanlı devleti ile türklerin neredeyse bin yıl elinde olan bir şehirdir.
devamını gör...
yenge de erik gibiymiş kütür kütür cümlesinin ingilizcesi
yenge: aunt
erik: plum
gibi: like
kütür kütür: crunchy
the aunt is crunchy like plum?
nö, olmadı. o kadar sözleşme, kanun, yüksek mahkeme kararı çevirdim bu cümleyi çeviremedim. izninizle varoluşsal sancıların kucağına bırakıyorum kendimi ben.
erik: plum
gibi: like
kütür kütür: crunchy
the aunt is crunchy like plum?
nö, olmadı. o kadar sözleşme, kanun, yüksek mahkeme kararı çevirdim bu cümleyi çeviremedim. izninizle varoluşsal sancıların kucağına bırakıyorum kendimi ben.
devamını gör...
yazarları ağlatan şarkılar
devamını gör...
dua mı beddua mı ayıramadığımız temenniler
allah başka dert vermesin. dertlerimi yarıştıralım ne yapalım.
devamını gör...
dilin göndergesel işlevi
dilin metinde, parçada okuyucuyu harekete geçirmeyen; sanatsal kaygı taşımayan, bilgi vermek amacıyla kullanılan işlevidir.
devamını gör...
yazar uçar entry kalır
sen uçuşu hatırla.
devamını gör...
normal sözlük yazarlarının karalama defteri
vasiyeti olmayan ölüler ülkesi
ne güzel diyordu şarkıda, bir varmışım bir yokmuşum diye, yaşlanmakla eskimek aynı şey mi?, yoksa yaşamak beklenen ve bilinen sona gitme -me- biçimi midir? değilse çalışmayan televizyona, kumandaya, çocuğa ve başkasının düşüncelerine vurmak bir çalıştırma biçimi midir? 15 güne ölür ile 15 güne olur arasında ne kadar umut farkı vardır?, yoldan çıkan bir arabanın lastiğini ve yoldan çıkan bir aşkı yola koymak için direksiyonu ne tarafa kırmak lazımdır?, kalbi sürgüne giden birine iyi yolculuklar dilemek ayıp mıdır günah mıdır? bilinen en uzak yatılı bölge okulundaki ranza demiri soğukluğu kaç yaşına kadar üşütür bir insanı?, merak bu ya uçaklarda olan karakutu insanlarda olamaz mı, düşen her insanın son dediklerini duysaydı geride kalanlar?, üçgenin iç açılarını toplayabilen bir matematikçi insanın iç acılarını dağıtmadan toplayabilir mi?, hatasız bir hesap iç acıların toplamını sıfırın ispatına eşitleyebilir mi? sıfırı ispatlamaya çalışan birinden sevgisini ispatlamasını istemek paradoks mudur metafor mudur? hangi tanımadığımız şairin miras niteliğindeki tavsiyesi bu iç çekmeler, uyuyunca büyüyen sadece torunlar mı yoksa sorunlar mıdır? muhtaç olduğun suyun fazlası seni boğabiliyorsa muhtaç olduğumuz başka neler boğar bizi?, tanrı türkü korusun yerine tanrı türkü söylesin dediğimizde cehennemde yanar mıyız?, vazoyu kıran çocuğun dayak yiyince her şeyin düzeleceğini düşünmesi kadar can acıtıcı ne olabilir?, olmayanı olduran olanı niye öldürür?, ağrı ya ülkenin en doğusundadır yada kalbinin tam ortasında kelimesinin bütün suçu kalbinle beyninin sana oynadığı şizofrenik bir algı sanrısı....aynı son, emanetin bende? yokluğuna çok iyi bakacağım, huyumdur bunu hep yaparım ben… sabaha karşı 4.30 bek' 2020 eylül sonu
-----
arkadaşlar buraya bırakıyorum ihtiyacı olan kullanabilir..
ne güzel diyordu şarkıda, bir varmışım bir yokmuşum diye, yaşlanmakla eskimek aynı şey mi?, yoksa yaşamak beklenen ve bilinen sona gitme -me- biçimi midir? değilse çalışmayan televizyona, kumandaya, çocuğa ve başkasının düşüncelerine vurmak bir çalıştırma biçimi midir? 15 güne ölür ile 15 güne olur arasında ne kadar umut farkı vardır?, yoldan çıkan bir arabanın lastiğini ve yoldan çıkan bir aşkı yola koymak için direksiyonu ne tarafa kırmak lazımdır?, kalbi sürgüne giden birine iyi yolculuklar dilemek ayıp mıdır günah mıdır? bilinen en uzak yatılı bölge okulundaki ranza demiri soğukluğu kaç yaşına kadar üşütür bir insanı?, merak bu ya uçaklarda olan karakutu insanlarda olamaz mı, düşen her insanın son dediklerini duysaydı geride kalanlar?, üçgenin iç açılarını toplayabilen bir matematikçi insanın iç acılarını dağıtmadan toplayabilir mi?, hatasız bir hesap iç acıların toplamını sıfırın ispatına eşitleyebilir mi? sıfırı ispatlamaya çalışan birinden sevgisini ispatlamasını istemek paradoks mudur metafor mudur? hangi tanımadığımız şairin miras niteliğindeki tavsiyesi bu iç çekmeler, uyuyunca büyüyen sadece torunlar mı yoksa sorunlar mıdır? muhtaç olduğun suyun fazlası seni boğabiliyorsa muhtaç olduğumuz başka neler boğar bizi?, tanrı türkü korusun yerine tanrı türkü söylesin dediğimizde cehennemde yanar mıyız?, vazoyu kıran çocuğun dayak yiyince her şeyin düzeleceğini düşünmesi kadar can acıtıcı ne olabilir?, olmayanı olduran olanı niye öldürür?, ağrı ya ülkenin en doğusundadır yada kalbinin tam ortasında kelimesinin bütün suçu kalbinle beyninin sana oynadığı şizofrenik bir algı sanrısı....aynı son, emanetin bende? yokluğuna çok iyi bakacağım, huyumdur bunu hep yaparım ben… sabaha karşı 4.30 bek' 2020 eylül sonu
-----
arkadaşlar buraya bırakıyorum ihtiyacı olan kullanabilir..
devamını gör...
birini azarladıktan sonra çekilen yoğun vicdan azabı
genelde haksız yere azarlandığı için çekilen vicdan azabı. istisnalar kaideyi bozmaz ama insan hissettiği öfkeyi doğru kişiye aktaramadığında, en yakınında gücünün yettiği kim varsa ondan çıkarıyor. hal böyle olunca vicdan azabı kaçınılmaz oluyor.
devamını gör...
spor manşet
trt spor kanalında yayınlanan ve serkan yetkin’in sunduğu spor programıdır.
programın daimi yorumcusu daha önce hakkında bir tanım da yazdığım huysuz ihtiyar cem dizdar’dır.
şahsen bu programı fırsat buldukça izliyorum ve doğruyu söylemek gerekirse çok da keyif alıyorum izlerken ancak herkese hitap edecek bir program olmayabileceğini düşünüyorum. zira programda güncel olaylar güncel olmayan bir yaklaşımla tartışılıyor.
şöyle diyaloglarla karşılaşma ihtimaliniz var:
serkan yetkin: bir izleyicimiz soruyor: beşiktaş’ın mehmet topal transferi hakkında ne düşünüyorsunuz?
cem dizdar: sen hiç mi kitap okumuyorsun, size üniversitede bunları anlatmadırlar mı, sizin yarın duygunuz yok mu?
serkan yetkin: abi seyircimiz sormuş?
cem dizdar: sorulan her soruyu okumak zorunda mısın? biz bunu daha önce kafka’dan bahsederken konuşmadık mı?
ya da;
serkan yetkin: günaydın cem abi.
cem dizdar: diyalektik de mi bilmiyorsun sen serkan. her sabahın bir akşamı vardır. hegeller kovalasın seni.
serkan yetkin’in her sorusunun bir kontra atakla savuşturulduğu, hiçbir soruya asla tam olarak cevap alınamayan, felsefenin göbeğinin çatladığı ve izleyenlerin bitkisel hayata girme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı program izlenmesi zor da olsa oldukça keyifli.
serkan yetkin’in trt’den yıpranma payı talep etmesi gerekir zira cem dizdar kendisini bir boks torbası ya da stres topu olarak kullanmakta.
başlarda takip etmek zor gelse de zamanla program formatına alışınca ve bazı araştırmalar ve yan okumalar yapınca alışıyor insan.
programın daimi yorumcusu daha önce hakkında bir tanım da yazdığım huysuz ihtiyar cem dizdar’dır.
şahsen bu programı fırsat buldukça izliyorum ve doğruyu söylemek gerekirse çok da keyif alıyorum izlerken ancak herkese hitap edecek bir program olmayabileceğini düşünüyorum. zira programda güncel olaylar güncel olmayan bir yaklaşımla tartışılıyor.
şöyle diyaloglarla karşılaşma ihtimaliniz var:
serkan yetkin: bir izleyicimiz soruyor: beşiktaş’ın mehmet topal transferi hakkında ne düşünüyorsunuz?
cem dizdar: sen hiç mi kitap okumuyorsun, size üniversitede bunları anlatmadırlar mı, sizin yarın duygunuz yok mu?
serkan yetkin: abi seyircimiz sormuş?
cem dizdar: sorulan her soruyu okumak zorunda mısın? biz bunu daha önce kafka’dan bahsederken konuşmadık mı?
ya da;
serkan yetkin: günaydın cem abi.
cem dizdar: diyalektik de mi bilmiyorsun sen serkan. her sabahın bir akşamı vardır. hegeller kovalasın seni.
serkan yetkin’in her sorusunun bir kontra atakla savuşturulduğu, hiçbir soruya asla tam olarak cevap alınamayan, felsefenin göbeğinin çatladığı ve izleyenlerin bitkisel hayata girme tehlikesi ile karşı karşıya kaldığı program izlenmesi zor da olsa oldukça keyifli.
serkan yetkin’in trt’den yıpranma payı talep etmesi gerekir zira cem dizdar kendisini bir boks torbası ya da stres topu olarak kullanmakta.
başlarda takip etmek zor gelse de zamanla program formatına alışınca ve bazı araştırmalar ve yan okumalar yapınca alışıyor insan.
devamını gör...
agora meyhanesi radyo yayını
yaygın görünen rüyalardan biri de, tamamlanan bir eylemin rüyada devam etmesi. recurring dreams deniyor buna literatürde. mesala, lise bitmiş ama rüyanda tekrar çağırırlar. üniversite bitmiş ama bir sorun çıkmış notlarda, tekrar okula dönmen istenir. askerden döndükten sonra üst üste tekrar askere çağrıldığımı gördüm. askerden dönen her erkeğin gördüğü klasik rüyalardan biridir bu. sanırım, meşakkatli geçen, uzun süren, zor biten şeyler, öğrencilik - askerlik vs. gerçek hayatımızda bitse bile, bilinç dışında akmaya, yaşamaya devam ediyor.
devamını gör...
anne frank'ın hatıra defteri
insan olmak çok zor. çoğu zaman elimizden gelmiyor. yapamıyoruz. beceremiyoruz. bize benzemeyen herkesi ya kendimizden uzaklaştırma telaşındayız ya da yok etme hevesinde. kullandığımız dil bile zehirli. eğer eşcinsel birine anlayış gösterecekse “ onu da böyle kabul ediyoruz”. sanki bizim kabulümüz bir lütufmuş gibi. başka ırktan birini seversek “ onu bile seviyoruz”, cümledeki bile sevgimizi baltalamazmış gibi. hayvanlara “ yaşama hakkı” tanıyoruz, sanki bu yaşama hükmüne verme gücü bize aitmiş gibi. bir grup ağacı kestikten sonra başka yere yenilerini dikiyoruz. sanki öldürdüğümüz ağaçların hayatı başla ağaçlarla devam edermiş gibi. kibirimizden ödün vermemekte kararlıyız. ve bu kararlılık bizi insanlıktan fersah fersah uzak bir yere götürmekte.
düşmanımızın düşmanı dostumuz. o dost ne kadar acımasız olursa olsun. bir halkın yok edilmesi, işkenceden geçirilmesi “ onların hak ettiği” bir şey bize göre. tanımadığımız insanların ölümlerini alkışlamak ne acı!
anne frank benim kardeşimdi. o bir evin derinliklerinden nazilerin zulmünden saklanırken tuttuğu günlüklerden insan olmanın ve bunu kaybetmenin abecesini anlattı geride kalanlara. çünkü anne geride kalanlardan biri değildi.
toplama kamplarını akıl edebilmiş bir canlı türünün mensubu olmaktan duyduğum utanç anne’nin günlüklerini okuyunca perçinlendi. utanıyorum insan olmaktan okudukça.
okuyun, utanın ve insan olun biraz...
düşmanımızın düşmanı dostumuz. o dost ne kadar acımasız olursa olsun. bir halkın yok edilmesi, işkenceden geçirilmesi “ onların hak ettiği” bir şey bize göre. tanımadığımız insanların ölümlerini alkışlamak ne acı!
anne frank benim kardeşimdi. o bir evin derinliklerinden nazilerin zulmünden saklanırken tuttuğu günlüklerden insan olmanın ve bunu kaybetmenin abecesini anlattı geride kalanlara. çünkü anne geride kalanlardan biri değildi.
toplama kamplarını akıl edebilmiş bir canlı türünün mensubu olmaktan duyduğum utanç anne’nin günlüklerini okuyunca perçinlendi. utanıyorum insan olmaktan okudukça.
okuyun, utanın ve insan olun biraz...
devamını gör...
antidepresan etkisi gösteren şeyler
kitap okumak, yürümek, spor yapmak, yeni bişey öğrenmek, açık hava da vakit geçirmek, gırıl gırıl kedi sevmek, sevdiklerine sarılmak, ertelediğin bişey yapmak için harekete geçmek, fazla uykudan kaçınmak sağlıklı beslenmeye çalışmak ve ağlamak.
devamını gör...
ahmed arif
23 nisan 1923 diyarbakır doğumludur. asıl adı ahmet hamdi önal'dır. türk edebiyatının güzide şairlerindendir. 2 haziran 1991 tarihinde kalp krizi sonucu hayatını kaybetmiştir. bugün ölüm yıl dönümü olan değerli şairimizi hasret, sevgi ve saygıyla anıyorum.. ruh'u şad olsun.
hasretinden prangalar eskittim
seni, anlatabilmek seni.
iyi çocuklara, kahramanlara.
seni anlatabilmek seni,
namussuza, halden bilmeze,
kahpe yalana.
ard-arda kaç zemheri,
kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
bir ben uyumadım,
kaç leylim bahar,
hasretinden prangalar eskittim.
saçlarına kan gülleri takayım,
bir o yana
bir bu yana...
seni bağırabilsem seni,
dipsiz kuyulara,
akan yıldıza,
bir kibrit çöpüne varana,
okyanusun en ıssız dalgasına
düşmüş bir kibrit çöpüne.
yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
yitirmiş öpücükleri,
payı yok, apansız inen akşamdan,
bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
seni anlatabilsem seni...
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini...
hasretinden prangalar eskittim
seni, anlatabilmek seni.
iyi çocuklara, kahramanlara.
seni anlatabilmek seni,
namussuza, halden bilmeze,
kahpe yalana.
ard-arda kaç zemheri,
kurt uyur, kuş uyur, zindan uyurdu.
dışarda gürül-gürül akan bir dünya...
bir ben uyumadım,
kaç leylim bahar,
hasretinden prangalar eskittim.
saçlarına kan gülleri takayım,
bir o yana
bir bu yana...
seni bağırabilsem seni,
dipsiz kuyulara,
akan yıldıza,
bir kibrit çöpüne varana,
okyanusun en ıssız dalgasına
düşmüş bir kibrit çöpüne.
yitirmiş tılsımını ilk sevmelerin,
yitirmiş öpücükleri,
payı yok, apansız inen akşamdan,
bir kadeh, bir cigara, dalıp gidene,
seni anlatabilsem seni...
yokluğun, cehennemin öbür adıdır
üşüyorum, kapama gözlerini...
devamını gör...
ayrılık sonrası dinlenecek şarkılar
deniz tekin-ayrılık ( cover ) /
devamını gör...



