2023 yılına kadar 3000 km bisiklet yolu yapacağız
ülkenin bir ucundan diğer ucuna bisikletle seyahat imkanı tanıyacak fantastik vaat. keşke bu uçuk vaat yerine tüm şehirlerde bisiklet kullanımını özendirecek, bisikletle rahat rahat gidip gelinecek yollar yapsanız da, 8-10 kilometrelik mesafeyi araba yerine, toplu taşımada balık istifi olmak yerine bisikletle alsa insanlar. bir de niye 2023? arkadaş ne 2023 müş yahu. tüm vaatlerde 2023 vurgusu var. bilmeyen de bunları cumhuriyet sevdalısı sanacak.
devamını gör...
geceye bir hayat dersi bırak
üzülme! bir şey olmuyorsa ya daha iyisi olacağı için ya da gerçekten de olmaması gerektiği için olmuyordur.
devamını gör...
kickapoo
kuzey amerika'da yaşayan, algonkin dili konuşan bir kızılderili kabilesidir.
eskiden, bugünkü indiana, illinois göller bölgesi civarında yaşıyorlardı. beyazlar geldikten sonra, pontiac, tecumseh gibi reislerle birlikte birçok savaşa katıldılar. yenilgiden sonra mississippi'nin batısına gitmeyi kabul ettiler.
batıya geçtikten sonra yerleştikleri yerlerede beyaz adamlar gelip, sınırları çizince ayrı eyaletlerde hatta ülkede kaldılar.
bugün kansas, oklahoma, texas eyaletlerinde ve meksika'nın kuzeyinde rezervasyonları vardır. bu boy meksika'da kaldığı için algonkin dili konuşan en güneydeki kabile olmuştur.
eskiden, bugünkü indiana, illinois göller bölgesi civarında yaşıyorlardı. beyazlar geldikten sonra, pontiac, tecumseh gibi reislerle birlikte birçok savaşa katıldılar. yenilgiden sonra mississippi'nin batısına gitmeyi kabul ettiler.
batıya geçtikten sonra yerleştikleri yerlerede beyaz adamlar gelip, sınırları çizince ayrı eyaletlerde hatta ülkede kaldılar.
bugün kansas, oklahoma, texas eyaletlerinde ve meksika'nın kuzeyinde rezervasyonları vardır. bu boy meksika'da kaldığı için algonkin dili konuşan en güneydeki kabile olmuştur.
devamını gör...
elveda sözlük
sözlükten ayrılan arkadaşların kullandığı kelime. ben veda ederken "bir kupkuru merhaba kaldı senden onu da almam" yazacağım.
devamını gör...
osmanlı'da kölelik
osmanlıda da köleliğin en temel kaynağı tıpkı roma'da olduğu gibi captivitas yani savaş esaretidir. fetihlerin ve zaferlerin artması ile beraber osmanlı'da köle sayısının arttığını görürsünüz. tabi savaş eserleri için öncelikli olarak kuran'ın öngördüğü şekilde fidye koşulunu yerine getirmek elzemdir. islam hukuku açısından savaş esirlerinin köleliğine karar verilmeden önce mutlak surette fidye meselesi değerlendirmeye alınmak zorundadır. eğer esir için fidye ödeniyorsa, onun köleliğine hükmedemezsiniz. osmanlının kölelik mevzusundaki temel kaynağı savaş esirleri olmakla birlikte aynı zamanda doğal olarak kölelerin çocukları da köle statüsünde doğmuş sayılıyordu. ebeveynlerinin hukuki statüsünü devam ettiriyorlardı. işin aslına bakarsanız antik romalı köleler başlığına yazdığım kölelikle ilgili temel esaslar genel olarak, osmanlı için de hemen hemen aynıdır. kölenin doğal olarak hak ehliyeti bulunmaz lakin sahibinin ona tanıdığı sınırlar dahilinde fiil ehliyetine sahip olabilir. sahibi adına ticaret yapmak, iş takip etmek, bir malın devir işlemini yerine getirmek vesaire. bu yönlerden de roma kölelik hukukunun doğurduğu sonuçlarla benzer özellikleri taşır.
tabi işin teorik boyutu ile pratik boyutu biraz farklılık gösteriyor olsa dahi köleye iyi davranma zorunluluğu ve yine kuran temelli olarak allah katında hem kölenin hem efendinin eşit olduğu algısı, kölelerinin haklarının bir nebze de olsa gözetildiği şeklinde yorumlanır. ancak her ne olursa olsun bir satım akdinin, rehinin ya da kiralamanın konusu olan bir insandan bahsediyoruz. bunların doğurduğu hukuki sonuçlar ve kişide yaratacağı tahribatı iyi muamele ve merhamet ne kadar giderebilir orası muamma tabi. yalnız azad sevap hükmünde olduğu için ekonomik durumu iyi olanların köle pazarlarında köle alıp, azat ettikleri de bir vakıadır. bu da yaygın bir uygulama sayılabilir.
osmanlı da köleler roma'dan farklı olarak tarım alanında çok kullanılmamışlardır. daha çok devlet hizmetlerinde değerlendirilmişlerdir. tabi bazı vezirlerin ve devlet ileri gelenlerinin geniş tarım arazileri ve çok sayıda kölesi olduğu için onları bu genellemenin dışında tutmak gerekir zira rüstem paşa'nın 1700 kölesinin ve 815 çiftliğinin olduğundan bahsedilir. bülent tahiroğlu hocanın doçentken yazdığı osmanlı hukukunda kölelik adlı çalışmasında bu noktalara ayrıntısı ile değinilmiştir. sayılarda orada hammer atfı ile net olarak verilmiştir ki daha başka sayılara da bu çalışmalardan ve atıf kaynaklarından ulaşabilirsiniz. tabi burada asıl enteresan nokta şu; bakınız bu yöneticilerin çoğu devşirme olarak devlet idaresinde yükselmiş insanlar ve sonrasında kendileri sayıya vurduğunuzda epeyce köle edinmişler. bu kısım kanımca önemli buranın altını çizmek gerek.
osmanlı'da kölelik hukuki sonuçlar anlamında roma ile benzerlik gösterse dahi sosyal ve ekonomik anlamda aralarında ciddi farklar vardır. çünkü osmanlı'da kölelik roma'daki gibi ekonominin temel kaynaklarından biri değildir ve tarım alanında köle kullanımı yok denecek kadar azdır. sonuç olarak osmanlı'da kölelikle ilgili bir yasal zeminde net olarak yoktur. ta ki, mecelle'ye kadar islam hukuku uygulamaları baz alınmıştır. zaten o dönemlerde de osmanlı'ya yeni köle akışı olmadığı için köle sayısı da bir hayli azalmış bulunuyordu. yani iş işten geçmişti.*
bu arada köleler için sicil kayıtları da tutulmuştur. boyuna posuna ait olduğu millete kadar bu kayıtlara not düşülmüştür. sahibi, köleliğin sebebi gibi durumlar falanda bu sicil kayıtlarında yer almıştır. daha bir sürü ıvırı zıvırı varda sözlük için bu kadarı bile çok kanımca * ayrıntısını merak edenler yukarıda bahsettiğim çalışmayı okuyabilir. artı o çalışmada yer alan atıfları da kaynak olarak okurlarsa osmanlı'da kölelik konusunda kafalarında soru işareti kalmaz. bu tanımda burada biter.
tabi işin teorik boyutu ile pratik boyutu biraz farklılık gösteriyor olsa dahi köleye iyi davranma zorunluluğu ve yine kuran temelli olarak allah katında hem kölenin hem efendinin eşit olduğu algısı, kölelerinin haklarının bir nebze de olsa gözetildiği şeklinde yorumlanır. ancak her ne olursa olsun bir satım akdinin, rehinin ya da kiralamanın konusu olan bir insandan bahsediyoruz. bunların doğurduğu hukuki sonuçlar ve kişide yaratacağı tahribatı iyi muamele ve merhamet ne kadar giderebilir orası muamma tabi. yalnız azad sevap hükmünde olduğu için ekonomik durumu iyi olanların köle pazarlarında köle alıp, azat ettikleri de bir vakıadır. bu da yaygın bir uygulama sayılabilir.
osmanlı da köleler roma'dan farklı olarak tarım alanında çok kullanılmamışlardır. daha çok devlet hizmetlerinde değerlendirilmişlerdir. tabi bazı vezirlerin ve devlet ileri gelenlerinin geniş tarım arazileri ve çok sayıda kölesi olduğu için onları bu genellemenin dışında tutmak gerekir zira rüstem paşa'nın 1700 kölesinin ve 815 çiftliğinin olduğundan bahsedilir. bülent tahiroğlu hocanın doçentken yazdığı osmanlı hukukunda kölelik adlı çalışmasında bu noktalara ayrıntısı ile değinilmiştir. sayılarda orada hammer atfı ile net olarak verilmiştir ki daha başka sayılara da bu çalışmalardan ve atıf kaynaklarından ulaşabilirsiniz. tabi burada asıl enteresan nokta şu; bakınız bu yöneticilerin çoğu devşirme olarak devlet idaresinde yükselmiş insanlar ve sonrasında kendileri sayıya vurduğunuzda epeyce köle edinmişler. bu kısım kanımca önemli buranın altını çizmek gerek.
osmanlı'da kölelik hukuki sonuçlar anlamında roma ile benzerlik gösterse dahi sosyal ve ekonomik anlamda aralarında ciddi farklar vardır. çünkü osmanlı'da kölelik roma'daki gibi ekonominin temel kaynaklarından biri değildir ve tarım alanında köle kullanımı yok denecek kadar azdır. sonuç olarak osmanlı'da kölelikle ilgili bir yasal zeminde net olarak yoktur. ta ki, mecelle'ye kadar islam hukuku uygulamaları baz alınmıştır. zaten o dönemlerde de osmanlı'ya yeni köle akışı olmadığı için köle sayısı da bir hayli azalmış bulunuyordu. yani iş işten geçmişti.*
bu arada köleler için sicil kayıtları da tutulmuştur. boyuna posuna ait olduğu millete kadar bu kayıtlara not düşülmüştür. sahibi, köleliğin sebebi gibi durumlar falanda bu sicil kayıtlarında yer almıştır. daha bir sürü ıvırı zıvırı varda sözlük için bu kadarı bile çok kanımca * ayrıntısını merak edenler yukarıda bahsettiğim çalışmayı okuyabilir. artı o çalışmada yer alan atıfları da kaynak olarak okurlarsa osmanlı'da kölelik konusunda kafalarında soru işareti kalmaz. bu tanımda burada biter.
devamını gör...
aynı evde yaşıyormuş gibi entryler
aynı evde yaşıyormuş gibi girilen entrylerdir. fakat benim gibi bazı illegal psikopat yazarlar tabuları yıkıp tanımı yapıp direkt çekip gitmektedirler.
devamını gör...
dark
izlerken kimin kim olduğunu anlamak için soy ağacı çıkardığım, almanya yapımı bilim kurgu dizisi.
dizi winden’da yaşayan iki çocuğun kaybolmasını ve zamanda yolculuğu konu alıyor. izlemeye başlarken klasik bilim kurgu dizisi izleyeceğim sanıyorsunuz fakat işler birkaç bölüm sonra öyle bir değişiyor ki kafa patlatıyorsunuz. o bunun gelecekteki hali, bu bunun geçmişteki hali derken beyniniz burnunuzdan akacak kıvama geliyorsunuz.
yavaş ilerleyen senaryosu nedeniyle sabırsız arkadaşlar tarafından ilk bölümler bırakılsa da devam edenler için çok iyi dizi olduğunu düşünüyorum. izlemeyenler çok şey kaçırıyor bence.
izlerken sürekli “ulan, nasıl ya”, “bu adamlar bu senaryoyu nasıl yazmış” diye düşünüyorsunuz. anlamaya çalışıyorsunuz, gördüklerinizi sindirmeye çalışıyorsunuz, kısacası manyak oluyorsunuz.
artı olarak dizinin sondtrack’inin mükemmel olmasından dolayı dinleyecek bir sürü güzel şarkı keşfediyorsunuz. her yöntem sizi tatmin eden bir dizi olduğunu düşünüyorum.
senaryosundan dolayı mantık hatalarının fazla olduğunu söyleyebilirim. mükemmeliyetçi arkadaşların gözüne batacaktır, ama böyle bi senaryo yazmak çok zor olduğundan doğal olarak mantık hatalarının da olacağı göz önünde bulundurarak izlenirse büyük keyif vereceğini düşünüyorum.
kısacası sabredin ve izleyin pişman olacağınızı düşünmüyorum.
dizi winden’da yaşayan iki çocuğun kaybolmasını ve zamanda yolculuğu konu alıyor. izlemeye başlarken klasik bilim kurgu dizisi izleyeceğim sanıyorsunuz fakat işler birkaç bölüm sonra öyle bir değişiyor ki kafa patlatıyorsunuz. o bunun gelecekteki hali, bu bunun geçmişteki hali derken beyniniz burnunuzdan akacak kıvama geliyorsunuz.
yavaş ilerleyen senaryosu nedeniyle sabırsız arkadaşlar tarafından ilk bölümler bırakılsa da devam edenler için çok iyi dizi olduğunu düşünüyorum. izlemeyenler çok şey kaçırıyor bence.
izlerken sürekli “ulan, nasıl ya”, “bu adamlar bu senaryoyu nasıl yazmış” diye düşünüyorsunuz. anlamaya çalışıyorsunuz, gördüklerinizi sindirmeye çalışıyorsunuz, kısacası manyak oluyorsunuz.
artı olarak dizinin sondtrack’inin mükemmel olmasından dolayı dinleyecek bir sürü güzel şarkı keşfediyorsunuz. her yöntem sizi tatmin eden bir dizi olduğunu düşünüyorum.
senaryosundan dolayı mantık hatalarının fazla olduğunu söyleyebilirim. mükemmeliyetçi arkadaşların gözüne batacaktır, ama böyle bi senaryo yazmak çok zor olduğundan doğal olarak mantık hatalarının da olacağı göz önünde bulundurarak izlenirse büyük keyif vereceğini düşünüyorum.
kısacası sabredin ve izleyin pişman olacağınızı düşünmüyorum.
devamını gör...
mumbar
diğer adıyla işkembe. yani koyun, dana gibi hayvanların bağırsağı.
yaban hayatın vazgeçilmez kahramanı ed stafford, kendisi için "nasıl yiyebildiler" gibisinden bir yorumda bulunmuştur. beyefendinin fareleri kızarttığını ve şapır şupur yediğini unutmayalım. *
••
limon ve tuz ile iyice temizlendikten sonra, içerisine pirinç, salça, baharat gibi şeyler konup güzelce pişirilirse tadından yenmez. ha derseniz ki "ben vejetaryenim" veya "midem kaldırmaz" o zaman da yalnızca denemeniz tavsiye edilir. biraz iddialı olacak fakat karidesten daha güzel oluyor, daha doğrusu yapıyorlar.
edit: düzeltme.
yaban hayatın vazgeçilmez kahramanı ed stafford, kendisi için "nasıl yiyebildiler" gibisinden bir yorumda bulunmuştur. beyefendinin fareleri kızarttığını ve şapır şupur yediğini unutmayalım. *
••
limon ve tuz ile iyice temizlendikten sonra, içerisine pirinç, salça, baharat gibi şeyler konup güzelce pişirilirse tadından yenmez. ha derseniz ki "ben vejetaryenim" veya "midem kaldırmaz" o zaman da yalnızca denemeniz tavsiye edilir. biraz iddialı olacak fakat karidesten daha güzel oluyor, daha doğrusu yapıyorlar.
edit: düzeltme.
devamını gör...
yazarların sınav anıları
bizim zamanımızda sbs vardı. 3 yıl girdik. üçünde de de düştüm. hatta 8. sinifta girdiğimde merdivenden çıkarken arka arkaya 3 kez düştüm. malesef üzerimde böyle bir uğursuzluk var sınavlarda mutlaka ya düşerim ya da çok önemli bir eşyamı unuturum. büyük bir acı içinde başladım sınava. ellerimin içine taş girmişti dizim kanamisti. hayret birşey ya. ilk sene de sınava almiyorlardi. belgedeki fotoğrafıma benzemiyormusum. acayip korkmuştum.
devamını gör...
brothers düğüm salonu radyo yayını
dur dur, yaşı minnak hanımefendilere bi tavsiyem varmış benim, belli bi yaştan sonra akıllanıp yapmıyolar zati (en azından ben rastlamadım) ama yine de ekleyeyim:
buluşmaya gelmeden önce, “şimdi adamın yanında kuş kadar falan yemek lazım” deyip de evde tıka basa karnını doyuran hanım kızlarımız, yapmayınız. zaten mevcut halinizle beğenip de hey sexy lady, akşam bişiler mi yapsak demişiz, hani bi hafta önce bizden habersiz bi buçuk iskender gömmüş olduğunuz formunuzla. salın kendinizi rahat olun, ikişer porsiyon götürelim "geçen gün bi iş yemeğinde keşfettiğimiz" güzel restoranda. hıhım.
edit: miko'nun çatal bıçakla pizza yediğini de biliriz ergenken. *
buluşmaya gelmeden önce, “şimdi adamın yanında kuş kadar falan yemek lazım” deyip de evde tıka basa karnını doyuran hanım kızlarımız, yapmayınız. zaten mevcut halinizle beğenip de hey sexy lady, akşam bişiler mi yapsak demişiz, hani bi hafta önce bizden habersiz bi buçuk iskender gömmüş olduğunuz formunuzla. salın kendinizi rahat olun, ikişer porsiyon götürelim "geçen gün bi iş yemeğinde keşfettiğimiz" güzel restoranda. hıhım.
edit: miko'nun çatal bıçakla pizza yediğini de biliriz ergenken. *
devamını gör...
geceye neşeli bir şarkı bırak
devamını gör...
dil polisi
her ortamda vardır bunlar. hani öyle dili çok iyi bildiklerinden değildir çoğu zaman. ancak lise grameri ve diliyle konuşurlar. galatı meşhur desen bilmezler. ağızlarında çürütemedikleri tek sakız de da bağlacıdır. türk dilinin kaç harfi vardır, hangi harfler hangi dilin ve kültürün etkisiyle yerleşmiştir haberi yoktur. x veya w ile yazılan bir kelime varsa küplere binerler, yabancı sözlere tahammülü yoktur. hatalı bu diye bas bas bağırırken hata sözcüğünün arapça kökeninden habersizdir.
ama olsun yine de onlar ye kürküm yecilerdir. içerik nedir ki şeklin yanında onlara göre.
verecek bilgisi yoktur, sözlerinin yarısı yanlış, yarısı eksiktir ama olsun o "ki" bağlacına abanmıştır
mantıklı argüman sunamaz, eşek gibi anırır ama olsun "veya" bağlacı doğru yazılmıştır.
türkçeyi anasından değil sıraları kırık dökük okulda öğrenen kürdü, arabı, es kaza memlekete gelmiş afganı faslıyı kuantum fiziğinde dahi olsa bile dinlemez, hala türkçe konuşamamakla suçlar, aşağılar, telaffuzuna takılır . iş sadece "coook güzelll " diyen ingilize, fransıza, almana geldi mi gururundan geçilmez. hele bu dillerde bir türkçe kelime bulursa keyfinden yanına yaklaşılmaz.
kendi milletinden biri es kaza ingizlice kullanırsa ortalık yıkılır. ne dilin nasıl öğrenildiğinden, nasıl geliştiğinden haberi vardır ne de umursar. çifte standarttaki standardın kökenine bakmadan çifter çifter atar.
bunlar en çok içeriklerini beğenmedikleri başlıklardan sonra ortaya çıkar. söyleyecek sözü yoktur ama ona göre türkçe biliyordur. noktası, virgülü vardır küfrederken .
ben gramer bilmem çok fazla. hayatta öğrenememişimdir de, da, ki , hede , bödö bağlaçlarını nasıl yazacağımı. küfrederken noktalama kullanmam zaten. onun yerine bilgi ve kelime biriktirdim hayatım boyunca derdimi anlatabilmek için. hayatta sadece bir ünlem olmanın ötesine gidemeyecek dil polisini takmam. çünkü cümle yoksa ünlem anlamsızdır. ünlem ancak cümlenin sonuna geldiğinde anlam kazanır.
ama olsun yine de onlar ye kürküm yecilerdir. içerik nedir ki şeklin yanında onlara göre.
verecek bilgisi yoktur, sözlerinin yarısı yanlış, yarısı eksiktir ama olsun o "ki" bağlacına abanmıştır
mantıklı argüman sunamaz, eşek gibi anırır ama olsun "veya" bağlacı doğru yazılmıştır.
türkçeyi anasından değil sıraları kırık dökük okulda öğrenen kürdü, arabı, es kaza memlekete gelmiş afganı faslıyı kuantum fiziğinde dahi olsa bile dinlemez, hala türkçe konuşamamakla suçlar, aşağılar, telaffuzuna takılır . iş sadece "coook güzelll " diyen ingilize, fransıza, almana geldi mi gururundan geçilmez. hele bu dillerde bir türkçe kelime bulursa keyfinden yanına yaklaşılmaz.
kendi milletinden biri es kaza ingizlice kullanırsa ortalık yıkılır. ne dilin nasıl öğrenildiğinden, nasıl geliştiğinden haberi vardır ne de umursar. çifte standarttaki standardın kökenine bakmadan çifter çifter atar.
bunlar en çok içeriklerini beğenmedikleri başlıklardan sonra ortaya çıkar. söyleyecek sözü yoktur ama ona göre türkçe biliyordur. noktası, virgülü vardır küfrederken .
ben gramer bilmem çok fazla. hayatta öğrenememişimdir de, da, ki , hede , bödö bağlaçlarını nasıl yazacağımı. küfrederken noktalama kullanmam zaten. onun yerine bilgi ve kelime biriktirdim hayatım boyunca derdimi anlatabilmek için. hayatta sadece bir ünlem olmanın ötesine gidemeyecek dil polisini takmam. çünkü cümle yoksa ünlem anlamsızdır. ünlem ancak cümlenin sonuna geldiğinde anlam kazanır.
devamını gör...
17 kasım 2020 kıbrıs kapalı maraş meselesi
cumhurbaşkanı recep tayyip erdoğan kabine toplantısı sonucunda yaptığı açıklamada:
''kktc yönetiminin kapalı maraş bölgesini kullanıma açmasını destekledik'' ifadelerini kullandı. kapalı maraş ziyaretinin önemini anlamayanlara bunun bir mesaj olduğunu açıkça belirtti. ersin tatar ile olan görüşmesin de iki devlet arasındaki atılacak adımlarla bağların daha da kuvvetlendirildiğini söyledi. kktc'in geleceği için umut vaad eden sözler kullandı.
''kktc yönetiminin kapalı maraş bölgesini kullanıma açmasını destekledik'' ifadelerini kullandı. kapalı maraş ziyaretinin önemini anlamayanlara bunun bir mesaj olduğunu açıkça belirtti. ersin tatar ile olan görüşmesin de iki devlet arasındaki atılacak adımlarla bağların daha da kuvvetlendirildiğini söyledi. kktc'in geleceği için umut vaad eden sözler kullandı.
devamını gör...
artık anlamı kalmayan şeyler
üniversite mezunu olmak.
devamını gör...
tahin pekmez ikilisi gibi bir birliktelik
birçok insanın hayattındaki yegane amaçlar içindedir. bence ideal ilişki tanımıdır. tahin ve pekmez ikilisi gibi olmalıdır mesela pekmez fazla gelirse boğaz yakar tüketilmeye pek uygun olmaz tahin fazla gelirse de bu sefer acılığı artar ve ağızda kekremsi bir tat olur o karışımın ayarı ideal olmalıdır ki ne boğaz yakmalı ne de ağızda acılık bırakmalı.
devamını gör...
zengin müslümanların gösteriş meraklısı olması
genelleme olduğu için katılmadığım görüş. müslümanların da içinde bulunduğu doğu toplumlarında daha fazla görülen bir durum olduğunu düşünüyorum. eğitim seviyesiyle ilintili olabilir.
devamını gör...



